SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siyonizm

Söz Bursa - Siyonizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyonizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor Haber

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışına katıldı. Programda, 14 Ağustos'ta 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan AK Parti için hazırlanan kısa film izlendi ve partiye özel bestelenen yeni şarkı tanıtıldı. "PERDE İLE KONUŞAN BİR KADRO ASLA OLMADIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Biz, ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan, perde ile konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizle özgürce dile getirdik, eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde, çok özgüvenli biçimle yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız. Basına açık kısmın ardından, yol arkadaşlığımızın gereği olarak, dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek, inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş şekilde toplantımızı tamamlayacağız" dedi. "HEPSİ DE BU VATAN TOPRAĞINDA MÜLK SAHİBİDİR, EV SAHİBİDİR" 1,5 ay sonra AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümünün kutlanacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydeti: "14 Ağustos 2001'de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdık önce Cenab-ı Allah'ın yardımı, sonra kaderimizi, kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye'ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye'nin tamamı, 86 milyon hep birlikte ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden bizi bir eden, beraber eden, tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir, değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir, çözüm önerileri farklı olabilir, yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim, bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir, sığıntı değildir, öteki değildir, üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir. Bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. O halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil; bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir." "İMTİYAZ SAĞLAMANIN DEĞİL; EŞİTLİK VE ADALET MÜCADELESİNİ VERDİK" AK Parti olarak, kuruluş çalışmalarına başladıkları andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın ve kaynaştırmanın etrafında yer aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi alanda olursa olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi, toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik" diye konuştu. "CAHİL, GERİ KAFALI BAZI FOSİLLER ÇIKIYOR, BAŞÖRTÜSÜNE, BAŞÖRTÜLÜYE KİN KUSUYOR" Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği örtüyorlar. Daha da ötesi, bu ülkede dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler ama siz örtünmeyi yasaklarsınız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim, kuşam tarzını tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsınız, normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir, Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin, ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbenti, çarşafı özellikle örtmesi ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir. Tüm zamanların normalidir, bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur." "MÜTEKEBBİR BİR ÜSLUPLA BİZE DERS VEREMEZ" Erdoğan, 86 milyonun başka vatanı bulunmadığına dikkati çekerek, "Başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki, kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu kimsenin haddi değil, hakkı da değildir. Kim ki bu fertlerin arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki, bu ülkenin kadınlarını kılık-kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik, 25 yıldır da bu ülkeler ekseninde mücadele veriyoruz" "KUTUPLAŞMADAN NEMALANAN, EN BAŞINDAN İTİBAREN CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLMUŞTUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmadır. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir payda da buluşma iradesini, bu erdemi gösterme zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil. Milli bir ödev bilinciyle, milletin istikbali için bunu yapmak zorundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ve değerli lideri Sayın Bahçeli ile bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakını kurduk. Yenikapı ruhu ile milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimizin aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Bunu samimiyetle söylerken, şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz; Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. 'Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın' dediler. 'O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin' dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinde yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar." "BİZ CHP İÇİNDEKİ BU KAVGANIN, BU İÇ SAVAŞIN TARAFI DEĞİLİZ" AK Parti olarak 25 yıldır yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdiklerini kaydetti. 25 yıl boyunca kardeşlik ve milleti kucaklaştırma mücadelesini verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakını kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik. Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugünde yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar bunu rağmen bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu bilemeyiz ancak Türkiye'nin her vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden; gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye'ye fayda getirmez, zarar getirir. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan teşkilatlarının biri Şam'dan biri Şark'tan çalan bir yapının Türkiye'ye de, milletimize sunabileceği hiçbir katkı yoktur" şeklinde konuştu. "BU MİLLETİN DEĞERLERİNDEN BESLENMESİ HAYATİ DERECEDE ÖNEMLİDİR" Erdoğan, arzularının Türkiye'nin normalleşmesi olduğunu belirterek, "Bu elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez. İktidar kadar, muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım; FETÖ 15 Temmuz'da o hain darbe girişimini yaparken, bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı. O kalleş darbeyi Türkiye'ye yaptılar, 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. 'Siyonizm' adı verilen, soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Bizde siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz adına şahsi mücadele vermiyoruz, bunu kendimizin, milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz. Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken, 'senden benden' diye ayırmıyor, Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirken, belli bir kesim için, belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, bu ülkemiz ve bütün evlatlarımız için, Türkiye'nin aydınlık yarınları için istiyoruz. Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye'nin savunma sanayisini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide her alanda destan yazarken belli bir kesimi mutlu etmeyi, belli bir kesimin huzurunu, güvenliği sağlamanın değil, Türkiye'mizi düşünüyor, Türkiye'mizi dert ediniyoruz" dedi. "GÖRÜŞ AYRILIKLARIMIZ ELBETTE OLACAKTIR, BUNLAR BİZİM ZENGİNLİĞİMİZDİR" Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye'nin geçmişte yıllarını, enerjisini ve fidan gibi delikanlılarını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sağ dediler, sol dediler, Alevi, Sunni, Kürt, Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni beseller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz, raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi, milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız. 25 yıl boyunca AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti'nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine, çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine inşa ettik. Biz Mevlana gibi, 'Her ne olursan ol, yine gel' dedik. Yunus gibi, 'Gelin tanış olalım', Hacı Bektaş gibi, 'Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda' dedik." "AK PARTİ KİTABININ ŞİRAZESİNİN DAĞILMASINA ASLA GÖZ YUMMAYIZ" "25 yıldır kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak odur. Bunu kimse yanlış anlamasın, yanlış yorumlamasın. Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her bir sayfası farklı renkte olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı bir hikaye olabilir. O hikayeler farklı dille, üslupla, duyguyla yazılmış olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir ebrusu vardır ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır, kitabı bütünleştiren cildi vardır, her kitabın bir mukaddimesi, önsözü vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidi elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır. AK Parti bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesine yer var. Bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, kitabın ortak bir ruhu, ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O yolda, o istikamette, o menzile yürümek isteyen herkesle yol yürürüz, yolunu ayırana 'Uğurlar olsun' dediğimiz gibi, yolumuza girene de 'Hoşgeldin' der, bağrımıza basarız. Yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. İlkelerimizi, sınırlarımızı, çerçevelerimizi net şekilde çizdik. O çizginin dışına çıkmayız. Çıkılmasına da müsaade etmeyiz. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz, biz bir dava hareketiyiz, bir misyonun temsilciyiz, mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz" dedi.

Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Haber

Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "PARTİMİZİN ÇINARLARI VE YAŞAYAN HAFIZALARI OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ HERKESİN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VARDIR" AK Parti’nin, Akif İnan'ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "BÖLGEMİZ SON ASRIN EN SANCILI, EN MEŞAKKATLİ GÜNLERİNİ YAŞIYOR" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "BİZ NE KARDEŞLERİMİZ VE KOMŞULARIMIZ ARASINDA AYRIM YAPARIZ NE DE KARDEŞLERİMİZİN ACILARINA SEYİRCİ KALIRIZ" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "BÖLGEMİZDE KAN GÖVDEYİ GÖTÜRÜRKEN BİN YIL ÖNCEKİ TARTIŞMALARI YENİDEN AÇMAYI DOĞRU BULMUYORUZ" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "MÜSLÜMANLARIN MESCİD-İ AKSA'DA İBADET ETME HAKKI GASP EDİLEMEZ, ENGELLENEMEZ, YASAKLANAMAZ" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor. Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "KUDÜS'Ü ŞERİF-İ VE MESCİD-İ AKSA'YI SAVUNMAK İNSANLIĞI SAVUNMAKTIR" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin'de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs'e borcumuz Kudüs'ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs'ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs'ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa'yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "BARIŞÇIL DIŞ POLİTİKAMIZDAN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "ANA MUHALEFET PARTİSİNİN KARİKATÜR GENEL BAŞKANI DIŞINDA MİLLETİMİZ TÜRKİYE’NİN NE YAPMAYA ÇALIŞTIĞININ GAYET FARKINDADIR" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye'nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye'nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP'li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "ÖNCELİĞİMİZ SAVAŞIN OLUMSUZ EKONOMİK ETKİLERİNDEN HALKIMIZI KORUMAKTIR" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah'ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ'den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.

Bursa’da bayram değil "Gövde Gösterisi": Nihat Yeşiltaş’tan iktidara 19 Mart muhtırası! Haber

Bursa’da bayram değil "Gövde Gösterisi": Nihat Yeşiltaş’tan iktidara 19 Mart muhtırası!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa İl Örgütü Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde bayramlaşma töreni düzenledi. Törende konuşan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, yaptığı açıklamada Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik tabloya, Ortadoğu’daki gelişmelerden 19 Mart sürecine ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı sürecine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Yeşiltaş, “Cumhuriyet Halk Partisi karanlığın orta yerinde korkusuzca direnmenin adıdır” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı Ramazan Bayramı'nın 1. gününde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde bayramlaşma töreni düzenledi. Törene Genel Başkan Yardımcısı-Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Yasemin Reçber, Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Özgür, Gençlik Kolları MYK Üyesi Hasan Bakmaz, İl Kadın-Gençlik Kolları Başkanları, İlçe Başkanları, İl Yöneticileri, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan ve çok sayıda partili katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sahneye çıkan İl Başkanı Nihat Yeşiltaş Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekti ve Bursa’nın dört bir yanında bu ruhu yaşadıklarını ifade ettikten sonra şunları söyledi: “Bizler bu ayı Bursa’nın dört bir yanında anlamına uygun olarak yaşadık. Ancak Cumhuriyet Halk Partililer olarak bu ruhu sadece bir aya değil, bir seneye yaymış olmanın gururuyla; sırf kendi geleceğini kurtarmak için bu milletin geleceğini yok etmek isteyenlere karşı 19 Mart’tan beri birliğin, beraberliğin ve dayanışmanın dersini vermiş olmanın gönül rahatlığıyla bir aradayız.” "EMPERYALİZME KARŞI TAVRIMIZ İLK KONGREMİZDEN BERİ NETTİR" 20 Mart’ın, Irak’ın işgalinin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Yeşiltaş, ABD’nin Ortadoğu’daki müdahalelerine sert sözlerle tepki gösterdi. Emperyalizmin yıllardır bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Yeşiltaş, İran’a yönelik saldırılara da değinerek şu değerlendirmede bulundu: “Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren emperyalizm, bugün de Siyonizm ile birlikte komşumuz İran’a saldırmaktadır. Kadın haklarını bahane ederek, hala krallıkla yönetilen ülkelere tek söz etmeyip İran’da demokrasinin olmadığını söyleyenler, en tehlikeli nükleer silahlara sahip olup İran’ın çalışmalarını tehdit olarak sunanlar, Ramazan ayında çocukları, kadınları ve binlerce masum insanı katletmektedir.” CHP’nin bu süreçte net bir duruş sergilediğini vurgulayan Yeşiltaş, “Bu parti daha ilk kongresinde mandayı ve himayeyi kabul etmeyenlerin partisidir. Bu parti emperyalizme bu ülkeyi dar edenlerin, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir. Bu parti 1 Mart tezkeresini geçirmeyenlerin partisidir. Dün olduğu gibi bugün de emperyalizme karşı net bir tavır ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı. “KAPİTALİZM CAN ÇEKİŞİYOR, AKP BU DÜZENİN TÜRKİYE’DEKİ JENERATÖRÜDÜR” Dünyada ekonomik düzenin ciddi bir kriz içerisinde olduğunu belirten Yeşiltaş, kapitalizmin ömrünü doldurduğunu ve birçok ülkede iktidarların halk desteğini kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise bu düzenin temsilcisi olarak AKP’yi işaret eden Yeşiltaş, şu değerlendirmeyi yaptı: “AKP, bir lokma ekmek için mücadele veren milyonlarca insanın sırtından saray etrafında öbeklenen bir avuç insanı zenginleştiren bir düzen yaratmıştır. Ülkenin nehirleri, yaylaları, madenleri, dağları, işçilerin emeği, çocukların ve gençlerin geleceği piyasanın ve bir grup yandaşın insafına teslim edilmiştir.” Türkiye’de işsizliğin ve yoksulluğun derinleştiğini belirten Yeşiltaş, yüz binlerce esnafın kepenk indirdiğini, yüz binlerce kişinin işten çıkarıldığını, emeklilerin insan onuruna yakışmayan koşullarda yaşamaya mahkûm edildiğini ifade ederek, “Emekli maaşını bayramdan üç gün önce yatırmayı müjde olarak sunan bir anlayış ülkeyi yönetemez. Bunların çareleri tükenmiştir” dedi. “LAİK EĞİTİM BU MİLLETİN TEMİNATIDIR” Ramazan ayında dahi kutuplaştırma siyaseti yürütüldüğünü savunan Yeşiltaş, laikliğin hedef alınmasına tepki gösterdi. Milli Eğitim Bakanı’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik ifadelerini eleştiren Yeşiltaş, şu ifadeleri kullandı: “O sandık gelecek ve Hasan Ali Yücel’in koltuğunda yeniden Cumhuriyet Halk Partili bir bakan oturacak. Okul tuvaletine sabun koymayı bile beceremeyenler gidecek. Bu ülkedeki her çocuk adil, eşit, ücretsiz ve laik eğitim alacak.” “EKREM İMAMOĞLU ESİR OLABİLİR AMA TEMSİL ETTİĞİ İRADE ESİR DEĞİLDİR” 19 Mart’tan bu yana partilerinin büyük bir kuşatma altında olduğunu belirten Yeşiltaş, Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ve bazı partililerin yargı sürecine değinerek şunları söyledi: “9 Mart’ta Silivri’deydim. O mahkeme salonunda Cumhuriyet Halk Partili olmanın onurunu bir kez daha yaşadık. Ekrem Başkan, ‘Ben bu ülkenin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayıyım’ dedi. Temsil ettiği halkçı, kamucu ve demokratik irade asla esir alınamaz. O irade Bursa’nın ve Türkiye’nin dört bir yanındadır.” “SON SÖZÜ DİRENENLER SÖYLEYECEK” CHP Bursa örgütünün 19 Mart’tan bu yana güçlü bir mücadele ortaya koyduğunu belirten Yeşiltaş, genel merkezden yerel yönetimlere kadar partinin tüm kademelerinde kararlı bir duruş sergilendiğini ifade etti. Yeşiltaş açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Hayallerimizi yıkmaya çalışanların düzenini bozacağız. Çalınan ekmeği, çalınan yarınları, çalınan adaleti mücadelemizin merkezine koyup hak ettiğimiz geleceğe ulaşacağız. Son sözü zindanlarda direnenler söyleyecek. Son sözü Ekrem Başkan söyleyecek. Son sözü Cumhuriyet Halk Partisi söyleyecek. Son sözü bu onurlu halk söyleyecek. Gazi’nin partisini iktidar, adayımızı da Cumhurbaşkanı yapacağız. Hep birlikte aydınlık bir Türkiye kuracağız.”

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’ Haber

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu'daki çatışmalara, İran'daki protestolardan Suriye'deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD'nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi. "DÜNYA KAOSUN PENÇESİNDE" Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump'ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir." Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi. "ABD'NİN SAVUNDUĞU KÜRESEL ÇETELEŞMEDİR" Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD'nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir." "GRÖNLAND ÇIKIŞI NATO'YU TARTIŞMALI HALE GETİRMİŞTİR" Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO'nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD'nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi. 1946 yılında ABD Başkanı Truman'ın Grönland'ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi. "BUGÜNÜN DÜNYASINDA GERÇEK HASTA ADAM AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'DİR" Bahçeli, 19'uncu yüzyılda Osmanlı'ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evanjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu'nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail'den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm'in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır." "İRAN'IN SİYASİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TÜRKİYE İÇİN HAYAT MEMAT KONUSUDUR" İran'da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran'a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi. İran'ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Komşu ülke İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran'ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran'a neşter vuran, İran'ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail'in, İran'a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran'daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran'daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır." "UZANTILARININ DA AKIBETİ AYNI OLMALIDIR" Suriye'deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG'yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi. "MAZLUM ABDİ İSİMLİ TERÖRİST SİYONİZM'İN YANDAŞIDIR" Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in yandaşıdır, İsrail'in kuklasıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep'te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye'yi uyarıyoruz' diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı. Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye'ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti. "GEREKİRSE ELİMİZİ DEĞİL GÖVDEMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMALIYIZ" Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu. Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.

Haham Shapiro’dan Siyonizm eleştirisi: “Siyasi bir ideoloji” Haber

Haham Shapiro’dan Siyonizm eleştirisi: “Siyasi bir ideoloji”

Anti-siyonist Haham Yaakov Shapiro, İsrail'in gerçekleştirdiği eylemler, Yahudiliğin geleneksel değer sistemini reddetmek üzere tasarlanmış, siyasi bir ideoloji ve değerler bütünü olan Siyonizm'in sonucu olduğunu söyledi. Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi'nin bu yıl İznik'te düzenlediği 'Dünya Barışına Çağı Etkinlikleri'nde bu yıl ilan edilen '31. Barış Ödülü'ne layık bulunan Yahudi Haham Yaakov Shapiro, İsrail Devleti'nin gerçekleştirdiği eylemlerle Yahudiliğin geleneksel değer sistemini reddettiğini söyledi. Anti-siyonist Haham Yaakov Shapiro'nun mesajını, Papa Leo ve Fener Rum Kilisesi Başpapazının geçen ay 'Hristiyan Birliği' adına İznik'te gerçekleştirdiği '1. Konsilin 1700. yıl ortak ayinine' tepki göstermek amacıyla etkinliklerini İznik'te düzenleyen Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Karabulut tarafından okundu. ABD'de yaşayan Haham Yaakov Shapiro, Türk tarihinin iki önemli devleti Selçuklu ve Osmanlı'ya başkentlik yapan İznik'e gelmeyi çok istediğini ancak şartlarının buna imkân vermediğini, ödülün kendisi için büyük bir onur olduğunu belirterek şu mesajı verdi; "İsrail'in gerek içerde gerek dışarda, ulusal ve uluslararası alanda gerçekleştirdiği eylemler, Yahudiliğin geleneksel değer sistemini reddetmek üzere tasarlanmış, siyasi bir ideoloji ve değerler bütünü olan Siyonizm'in sonucudur. Yahudilik şunu öğretir, Güçlü olan kimdir? Nefsine hâkim olandır. Bilge olan kimdir? Herkesten öğrenendir. Onurlu olan kimdir? Başkalarına saygı gösterendir. Siyonizm ise, kurucu babalarından biri olan Vladimir Jabotinsky'nin kendi ifadeleriyle, Yahudilerde bulunan tüm karakter özelliklerinin tam tersini savunmak üzere tasarlanmıştır. Bu ödülün bir hahama verilmesi, Yahudiliğin manevi ve uyumlu yollarına dönüşün, Siyonizm'i terk etmekten geçtiğini vurgulamaktadır. Bu onur için teşekkür ederim." Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Karabulut da Roma İmparatoru Konstantin'in, '325 yılında İznik Konsilini neden topladığı?' ve '1700 yıl önce nelerin yaşandığına ?' ilişkin düzenlenen konferansın açılışında şunları söyledi; "Haham Yaakov Shapiro'nun Siyonizm'in artık dünya barışının önündeki en büyük engel ve putperestlik olduğunu uzun zamandır görerek uyarması, Siyonistlerin kimlik hırsızlığı ile Yahudiliği kullanarak, İsrail'i var ettiğini ve Siyonizm'i tehlike olarak göstermesi, Siyonizm'e karşı, Yahudiler ile İsrail'in birbirinden ayrı tutulması gerektiğini, mevcut Filistin halkıyla barış içinde bir arada yaşamanın tarihi bir miras olduğunu ifade etmesi etkili oldu." Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi'nin bu yıl İznik'te düzenlediği ve açılışı; Papa ve Fener Rum Papazı'nın ortak ayin yaptığı Göl Bazilikasında mehteranın "İstiklal Marşı ve Harbiye Marşı"yla yapılan 3 günlük etkinlik arama konferansıyla sona erdi. Anadolu'nun 7 bin yıllık Türk yurdu olduğu, Türk Milletinin mülkiyetiyle birlikte vatan coğrafyasının ezeli ve ebedi egemeni olduğu, Türk Yurdundaki bütün tarihi ve kültürel mirasın tek sahibinin de Türk milleti olduğu vurgusunun yapıldığı "1700 Önce 1700 Sonra İznik" arama konferansının sonuç beyannâmenin önümüzdeki günlerde yayınlanacak.

CKD Başkanı Oygür: "Bölgemizde yeni haritalar çizemeyeceksiniz!" Haber

CKD Başkanı Oygür: "Bölgemizde yeni haritalar çizemeyeceksiniz!"

Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) İsrail Büyükelçiliği önünde bir basın açıklaması yaptı. Amerikan emperyalizmine ve İsrail Siyonizm’ine karşı antiemperyalist kadın dayanışması göstermek amacıyla yapılan açıklamada, CKD Genel Başkanı Prof. Dr. Tülin Oygür “Bölgemizde yeni haritalar çizemeyeceksiniz!” diyerek İsrail’e seslendi. Batı emperyalizminin yüz yıl önce, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ağır bir tokat yediğini hatırlatan Başkan Oygür, “Batı emperyalizmi, iki yüzyıldır çöreklendiği Batı Asya’dan kesin şekilde sökülüp atılacaktır. Soykırımcı İsrail’in Gazze katliamı ve şimdi Suriye’yi parçalama girişimi, bölgeyi karanlıklara boğdu. Lakin ‘gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az önceki andır.’ Mazlum Batı Asya milletleri için şafak vakti gelmiştir!” dedi. “TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE SÖKMEMİŞTİR Emperyalistlerin, Türkiye Cumhuriyeti’ni mezhepçilik ve etnikçilikle bölmeye çalıştıklarını ancak başarılı olamadıklarını vurgulayan Başkan Oygür, “İslamiyet’i, birbirine düşman mezhepçiliğe ve milletleri etnik bölünmeye sürükleme planlarının laik ve aydınlanmacı Türkiye Cumhuriyeti’ne sökmemiştir! Çok denediler, çok uğraştılar; hatta içimizdeki işbirlikçileriyle hala bu uzatmalı rüyayı görüyorlar, ama başaramadılar, başaramazlar! Müslüman Batı Asya ülkelerinde ise mezhepçi ve etnik parçalanmanın sancıları yıllardır dinmiyor” şeklinde konuştu. “İSRAİL SURİYE’Yİ PARÇALAMAYA ÇALIŞIYOR” İsrail’in, Batı Asya’da ABD’nin maşası olduğunun altını çizen Tülin Oygür “Filistin halkına yıllardır zulmeden, 14 aydır Gazze’de soykırım yapan İsrail, şimdi de Suriye’yi parçalamaya çalışıyor. Esad iktidarını devirmesi için uçaklarıyla, radikal İslamcı, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) güçlerinin yollarını temizledi; Suriye’nin askeri altyapısını bombaladı, Suriye toprağı olan Golan Tepelerindeki işgalini Şam yakınlarına kadar genişletti. ABD ve İsrail’in amacı, Suriye’yi mezhep temelli devletçiklere parçalamak ve Suriye’nin kuzeyinde Kürdistan maskeli ikinci İsrail’i kurmaktır” dedi. “İSRAİL ABD’NİN EMRİNDE” Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden mutluluk duyanlar olduğunu hatırlatan Başkan Oygür, “Aramızda, ABD’nin silahla donatıp eğiterek ordulaştırdığı terörist güçlere karşı 13 yıl direnen, ancak, aralıksız ambargoların ve savaşın halkı tüketen yıkıcılığına yenik düşen Beşar Esad’ın devrilmesini mutlulukla karşılayanlar var. Bunlar daha dün, Gazze soykırımında lanet okudukları İsrail’in bugün, ABD emrinde Suriye’nin parçalanmasında başat rol oynadığını, Filistin direnişini yok etmek istediğini, nihai hedefin güneyimizde bir Kürdistan/İkinci İsrail devleti kurmak olduğunu görmüyor olamazlar! Alkışlarının İsrail’e gittiğini bilmiyor olamazlar! Bunlar, emperyalizmin mezhepçi düşmanlık, sahte demokrasi, sahte özgürlük zehirlerine bulanmış zihniyetin ekmeğine yağ sürüyorlar. Bakalım yarın, buralarda şafak söktüğünde yüzleri ne hal alacak” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE ASLA İZİN VERMEYECEKTİR” Suriye’nin toprak bütünlüğünün, birliğinin korunmasının bölge için hayati önem taşıdığının altını çizen Tülin Oygür, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Sınırlarımıza komşu bir kukla Kürdistan/İsrail devletçiğine Türkiye asla izin vermeyecektir. Türkiye, Suriye, Filistin, Lübnan, İran ve Irak’ın antiemperyalist güç ve varlıkları capcanlıdır ve bölgede tırmanan emperyalist Siyonist saldırganlığa karşı birleşeceklerdir. Cumhuriyet kadınları olarak, mazlum komşu ülkelerdeki antiemperyalist mücadeleyi ve bağımsızlık ruhunu bilince çıkarmış kadınlarla dayanışmamızı, buradan ilan ediyoruz. Irak’tan, Suriye’den, Filistin’den, İran’dan yurtsever kadınlarla buluşacağız. Bu insanlık savaşında kadınların gücünü ortaklaştıracağız. Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne göz koyan, Batı Asya’da yeni haritalar çizebileceğini zanneden ABD emperyalizmine ve Siyonizme karşı antiemperyalist mücadele meşalesini yukarılara taşıyacağız.”

Erbakan: “(Instagram) Sosyal medya platformları Siyonizm'in kontrolünde” Haber

Erbakan: “(Instagram) Sosyal medya platformları Siyonizm'in kontrolünde”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin Aylık Olağan İl Başkanları toplantısında konuştu. Erbakan'ın gündeminde İsmail Haniye suikasti, İsrail ile ticaret ve Instagram'a getirilen erişim engeli vardı. Suikaste uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye için taziyede bulunan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Acımız çok büyük bebek ve çocuk katili, terörist rejim hain bir saldırıyla Filistin Davası'nın kahramanlarından büyük mücahid Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye'yi şehit etti. Şehit İsmail Haniye'ye tüm Yeniden Refah Partisi camiası olarak en içten dileklerimizle baş sağlığı diliyoruz. Başta Filistin halkı olmak üzere bütün İslam aleminin başı sağolsun. Böyle bir dava adamına şahadet yakışırdı” ifadelerini kullandı. Instagram'a getirilen erişim engeline ilişkin konuşan Erbakan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Instagram; bizim her zaman söylediğimiz bu sosyal medya platformları maalesef Siyonizm'in kontrolünde. İnsan haklarından hatta hayvan haklarından dem vururken, bir balinanın bir yunusun ölmesine çok büyük olaylar yaparken, elbette hiçbir hayvan ölmesin, orada yüz binlerce kadın, çocuk, yaşlı, engelli katlediliyor. Buna karşı bir tepki konulduğu zamanda bunu kısıtlama yoluna gidiyorlar. Kendi sosyal medya platformlarımızı kurmamız, aynı kendi bankacılık ve finans sistemimiz gibi bunları da oluşturmamız lazım.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.