SON DAKİKA
Hava Durumu

#Somali

Söz Bursa - Somali haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Somali haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz" Haber

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vaktinin çoktan geldiğini belirterek, "Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayarak, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Muhtemel bir İran-ABD savaşının kimseye bir şey kazandırmayacağını, aksine bölgenin kaybedeceğini söyleyen Erdoğan, gelen davet üzerine Türkiye'nin Gazze Barış Kurulu toplantısına katılacağını da belirterek, Gazze meselesinin insanlığın vicdan sınavı olduğunu ifade etti. "GÖRÜŞMELERİMİZDE TİCARET, YATIRIMLAR, SAVUNMA SANAYİİ, ÖZELLİKLE ENERJİ, ULAŞIM VE DAHA BİRÇOK KONUYU DEĞERLENDİRDİK" Etiyopya'nın Afrika'nın önde gelen devletlerinden biri olduğunu ve yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz Etiyopya, Afrika'daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip. Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika'daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa'da açılması, Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor" diye konuştu. "BİRLİKTE GÜZEL İŞLERE İMZA ATTIK, İNŞALLAH BUNDAN SONRA DA ATACAĞIZ" Etiyopya'nın birçok önemli toplantıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa'da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı'na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika'daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya'dan geçmektedir. Ankara sürecinden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız" ifadelerini kullandı. "BİZ, AFRİKA'DAKİ MESELELERE ÇIKAR ODAKLI, TARAFGİR BİR GÖZLE BAKMADIK, BAKMIYORUZ" Türkiye'nin dünya üzerinde hiçbir ülkeye sömürgecilik anlayışı ile yaklaşmadığının altını çizen Erdoğan, "Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika'daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika'daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de, sesimiz de artık çok daha güçlü" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE MEZUNLARI AFRİKA'NIN BİRÇOK ÜLKESİNDE SİYASETTEN İŞ DÜNYASINA, AKADEMİDEN SİVİL TOPLUMA HER ALANDA AKTİF GÖREVLER ÜSTLENİYOR" Afrika ile ilişkileri geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğini ileriye taşımanın gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Kıtadaki büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44'e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara'da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika'da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika'nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor" dedi. "TAM ENTEGRASYONA DAİR ADIMLARI ANBEAN TAKİP EDİYORUZ" Terörsüz Türkiye hedefine doğru dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye'ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye'de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır" diye konuştu. "İRAN'I HEDEF ALAN YENİ BİR SAVAŞ KİMSEYE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, AKSİNE BÖLGEMİZ KAYBEDER" Bir gazetecinin "Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran ile ABD arasındaki sorunlar diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı. "BARIŞ KURULU TOPLANTISI İÇİN DAVET GELDİ, TÜRKİYE OLARAK TOPLANTIYA KATILACAĞIZ" Gazze Barış Kurulu hakkında da değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Gazze Barış Kurulu'nun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze'ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu'nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir" dedi. "AVRUPA'NIN MEVCUT SAVUNMA VE GÜVENLİK MEKANİZMALARINA TÜRKİYE'Yİ DAHİL ETMESİNİN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR" Türk ordusunun NATO ve Avrupa için öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği'ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa'da yeni bir savunma mimarisi kurmak. Eğer bu niyettelerse bunun Türkiye'siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır." "ANAYASA KONUSUNDA HENÜZ BİR TAKVİM ORTAYA ÇIKMIŞ DEĞİL, BİZ HAZIRLIKLARIMIZI TİTİZLİKLE YAPIYORUZ" Bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarının son durumunu sorması üzerine Erdoğan, "Yani bizim özellikle Zeynep kardeşimizin Mihalgazi'deki verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. Yani onların o beyaz yaşmaklarına takılıp kalanlar, geçmişte olduğu gibi ‘uçağın kanatlarına takıldı' filan diyorlardı ya. Şimdi Zeynep Hanım ve bulunduğu bölge hep beyaz yaşmaklı ve şalvarlıdır. Telefonla görüşmemiz sonrası sağ olsunlar 200 kişi Mihalgazi'den otobüslere doldular ve o gün bizim grup toplantımıza katıldılar ve bize ayrı bir güç kattılar. İnşallah Zeynep bacımıza verdiğimiz destekle onu hem Eskişehir'de hem ülke genelinde çok daha başarılı tutmanın gayreti içinde olacağız. Anayasa konusunda ise henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. "DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ AMA CHP'YE DE MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara'nın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan arasındaki küfürlü mesajları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP'de siyaset yapan bir politikacıysanız, genel merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın, sabırlı olacaksın. Vakti, saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz ama CHP'ye de meydanı bırakmayacağız" diye konuştu. "BİZ CHP'NİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BATAKLIKLA İLGİLENMİYORUZ, SADECE İŞİMİZE BAKIYORUZ" Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik eleştirilerinin son dönemde sertleştiğini ve ‘Umudumu kestim' şeklindeki sözlerini sorması üzerine Erdoğan, "Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP'yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu'nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP'nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın genel başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz" cevabını verdi. "AİLE YAPISININ KORUNMASI İÇİN İKTİDAR OLARAK TEYAKKUZ HALİNDEYİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte uygulanan aile planlaması politikalarının nüfus düşüşünde etkisinin olup olmadığı ve ailenin güçlenmesiyle ilgili yeni desteklerin gelip gelmeyeceği sorusu üzerine şunları söyledi: "Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu. Hamdolsun şu anda bizim yakaladığımız seviye, Rusya'nın yeni yakaladığı seviye. Rusya şu anda bu konuda çok ciddi adımlar atıyor. Nüfusun artış hızının korunması ve aile yapısının muhafazası için çalışmalar yapıyorlar. Onlar da nüfus artışını teşvik eden politikalar geliştiriyorlar. Aynı şekilde Suudi Arabistan ciddi adımlar atıyor. Biz de bu konuda çok önemli bir yerdeyiz. Ama biz düşüyoruz. Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz. Tam aksine bunu toparlamamız şart."

MSB'den SDG açıklaması! Haber

MSB'den SDG açıklaması!

Milli Savunma Bakanlığı'nın haftalık basın bilgilendirme toplantısı, Türkiye’nin en köklü çok sesli müzik kurumu olan, 1826 yılında İstanbul’da "Muzika-i Hümayun" adıyla temelleri atılan, Türk Silahlı Kuvvetleri askerîemüzik geleneğini yaşatan, yurt içi ve yurt dışında katıldığı tören, festival ve müzikal etkinliklerde Türkiye’yi temsil eden ve kuruluşunun 200’üncü yıl dönümü kutlanan Armoni Mızıkası Komutanlığında gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, "Bakanlığımız, devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetlerine büyük bir şevk ve gayretle devam etmektedir" dedi. "Son bir haftada 4 terörist teslim oldu" Aktürk, terörle mücadele faaliyetlerine ilişkin, "Bu kapsamda son bir haftada 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur. Sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama-tarama, mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiş, Suriye harekat alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 753 (Tel Rıfat: 302 / Menbic 451) kilometreye ulaşmıştır" dedi. Hudutlarda 173 kişi yakalandı Hudut güvenliğinin en üst seviyede sağlandığını vurgulayan Aktürk, "7 gün 24 saat esasıyla güvenliğin tesis edildiği hudutlarımızda yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 173 şahıs yakalanmış, 876 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir" diye konuştu. Aktürk, "Bu yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 519’a, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 4 bin 404’e ulaşmıştır" dedi. Batı Trakya Türklerine destek mesajı "29 Ocak Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü" olduğunu hatırlatan Aktürk, "Batı Trakya Türkü soydaşlarımızın haklı mücadelelerinde daima yanlarında olduğumuzu vurguluyoruz" ifadelerini kullandı. Aktürk, mücadelenin öncü isimlerinden Dr. Sadık Ahmet’i "rahmet ve saygıyla" andıklarını söyledi. Üst düzey temaslar ve tatbikatlar Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in programına da değinen Aktürk, "Bakanımız (Yaşar Güler) bugün Portekiz Savunma Bakanı ve Savunma Sanayii Başkanımızın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilecek ‘Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisi Kızağa Koyma Töreni’ne iştirak edecektir" dedi. TSK’nın tatbikat faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Aktürk, "Birliklerimizin derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla Kars’ta Kış-2026 Tatbikatı icra edilmektedir" diye konuştu. NATO ve deniz görevlerine ilişkin olarak da Aktürk, "NATO Deniz Muhafızı 2026 yılı 1’inci Odak Harekâtı, Doğu Akdeniz’de devam etmektedir" dedi. 26 Ocak-3 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan "10’uncu Ulusal Antarktika Bilim Seferi"ne değinen Aktürk, Harita Genel Müdürlüğü, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından katılım sağlanacağını kaydetti. Askeri öğrenci alımı Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin sürdüğünü ifade eden Aktürk, "Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvuruları bugün itibarıyla tamamlanacaktır" açıklamasında bulundu. Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması açısından kritik önemdeki mutabakatlara uymayan terör örgütü SDG’nin ateşkesi ihlal etmeyi sürdürdüğünü, bu durumun entegrasyon sürecini olumsuz etkilediğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "10 Mart ve 18 Ocak mutabakatlarına uymayan SDG’nin 15 gün süreyle uzatılan ateşkesi tacizleriyle ihlal etmeyi sürdürmesi entegrasyon sürecini olumsuz yönde etkilemektedir. Her zaman ifade ettiğimiz gibi Suriye’de meydana gelen gelişmeleri sahada yakından takip ediyor, bölgedeki birliklerimiz, personelimiz ve hudutlarımızın güvenliği için her türlü tedbiri alıyoruz. Suriye hükümetinin bölgede insani yardım koridoru açmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak görüyoruz. Ülkemiz, ‘tek devlet, tek ordu’ ilkesi doğrultusunda Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde terör örgütleriyle mücadelesine ve savunma kapasitesinin artırılmasına destek vermeye kararlılıkla devam edecektir" denildi. "Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlere ilişkin NAVTEX’ler 2 yıllık olmayıp, süresiz olarak yayımlanmıştır" Ege Denizi’nde yayımlanan NAVTEX’lere ilişkin Yunan basınında yer alan iddialara da değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine ilişkin teknik itiraz niteliğindeki seyir duyurularımız, iddia edildiği gibi 2 yıllık olmayıp, süresiz olarak yayımlanmıştır. Yayımladığımız NAVTEX’ler ile seyir emniyetini göz önüne alarak, Ege Denizi’ndeki kıta sahanlığını kapsayan seyir duyuruları ile deniz yetki alanları içerisinde kalan tüm araştırma faaliyetlerinin ülkemiz ile koordine edilmesi gerektiğini, Gayri Askeri Statüdeki Adaların (GASA) karasularını da içeren sahalarda seyir emniyetini tehlikeye düşürebilecek askeri faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin uluslararası antlaşmalara aykırı olduğunu vurguluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin deniz yetki alanlarından kaynaklanan hak ve menfaatlerini yok sayan tek taraflı faaliyet ve girişimleri uluslararası hukuk çerçevesinde etkisiz kılmaya devam edecektir." Somali’de askeri iş birliği Somali-Türk Görev Kuvveti faaliyetlerine de değinilen açıklamada, Türkiye tarafından eğitilen Somali güvenlik güçlerinin terörle mücadele faaliyetlerini kendi sorumluluk alanlarında etkin şekilde yürüttüğü belirtildi. Açıklamada, "Somali’de konuşlu Somali-Türk Görev Kuvveti ile Hava Unsur Komutanlığımız, askeri yardım, eğitim ve danışmanlık faaliyetleriyle Somali’nin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdürmektedir" denildi. İran ve hudut tedbirleri Açıklamada İran’daki gelişmelere ilişkin ise Türkiye’nin bölgede yeni gerginlik ve çatışmaların yaşanmasını arzu etmediği belirtilerek, "Tüm çatışmaların sona ermesi, bölgemizde huzur ve istikrarın hâkim olması için çabalarımız sürmektedir" ifadesine yer verildi. Muhtemel olumsuzluklara karşı ilgili kurumlarla koordinasyon içinde gerekli tüm tedbirlerin alındığı kaydedildi.

MHP’li İsmail Özdemir'den Somali tezkeresine destek Haber

MHP’li İsmail Özdemir'den Somali tezkeresine destek

Deniz taşımacılığının tarih boyunca devletler açısından büyük öneme sahip olduğunu ifade eden MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, "Mevcut şartlar itibarıyla küresel ticaretin yüzde 85’lik kısmı deniz yolu ile taşınmaktadır. 2023 yılı verilerine göre dünya genelinde deniz yoluyla taşınan yük miktarı yaklaşık 12,5 milyar ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye özelinde bakıldığındaysa dış ticaret yükümüzün yaklaşık olarak yüzde 87’sinin deniz yolu ile taşındığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla deniz taşımacılığı ve deniz yolları, küresel barış ve istikrarın en stratejik ayağını teşkil etmektedir. Bu durum, her ülke açısından bazı deniz alanlarının önemini daha da arttırmıştır. Özellikle boğaz ve kanallar ile bu alanlar üzerinde sahip olunan egemenlik ve kudretin, küresel üstünlük mücadelesinde ne derecede mühim bir konu olarak öne çıktığı son dönemlerde yaşanan gelişmelerle daha iyi anlaşılmaktadır. Bu alanların başında da Bab el Mendep boğazına ev sahipliği yapan Aden Körfezi ve Hürmüz Boğazını bünyesinde barındıran Arap Denizi gelmektedir" şeklinde konuştu. Türk donanmasının geçmişten günümüze küresel ticaretle beraber korsanlık ve diğer ülkelerin yağma çabalarına karşı sorumluluk üstlendiğini ve büyük başarılara imza attığını dile getiren Özdemir, "Günümüz ticari verilerine göre Aden Körfezi ve Bab el Mendep Boğazı küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sine ev sahipliği yaparken, sadece Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol miktarı, küresel petrol ticaretinin yüzde 30’unu oluşturmaktadır. Dolayısıyla gerek Aden Körfezi, gerekse Arap Denizi ülkemizle birlikte dünyanın geri kalanı açısından son derece stratejik öneme sahip alanların başında yer almaktadır. Türk milletinin yabancı olmadığı bu alanlarda geçmişten günümüze Türk donanması, küresel ticaretle beraber buralardaki huzuru etkileyen korsanlık ve diğer ülkelerin yağma çabalarına karşı bölgede sorumluluk üstlenmiş, büyük başarılara da imza atmıştır. Somali Karasuları, Aden Körfezi, Arap Denizi çevresi ve Afrika’nın güney kesiminde bulunan silahlı grupların uzun süredir devam eden korsanlık faaliyetleri dünya ticareti ile beraber küresel petrol ticaretinin de önemli bir kısmını olumsuz etkilemiştir. Yaşanan korsan saldırıları sonucu 2008 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince deniz haydutluğu ve silahlı soygunlara karşı uluslararası bir mekanizma başlatılması kararına varılmıştır. Bu kapsamda ilk andan itibaren ülkemiz küresel barış ve istikrara katkı sağlamakla beraber hem gönül coğrafyalarımızla bağımızı pekiştirmek hem de kendi milli çıkarlarımızı koruyabilmek adına gösterilen çabalara önemli desteklerde bulunmuş ve bulunmaya da devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Küresel ticaretin ana akım hatlarından birisi haline gelmiş bir bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerinin üstlendiği vazifenin tarihi bir sorumluluk olmakla beraber Türkiye’nin milli hedeflerini gerçekleştirme konusunda da büyük bir öneme sahip olduğunu aktaran Özdemir, "Afrika-Arabistan arasındaki deniz alanlarında süregelen haydutluğun tırmanma riskinin giderek artması ciddi bir güvenlik kaygısı oluşmasına da zemin hazırlamaktadır. Artan endişelerle beraber çok sayıdaki ülkenin ilgisini Aden Körfezi ve Babülmendeb Boğazı'na çekmiştir. Cibuti’nin Kızıldeniz’den Aden Körfezi’ne açılan bir kıyı şeridine sahip olması ABD, İtalya, Çin, Fransa ve Japonya gibi ülkelerin dikkatini burada toplamış ve netice olarak bu ülkeler Cibuti’de aynı anda askeri üsler açmıştır. Bölgede yer alan dost ve kardeş ülke Somali de tıpkı Cibuti gibi Babülmendep boğazını kontrol edebilecek stratejik bir konuma sahiptir. Böylesi şartlar altında Türkiye’nin bahse konu olan bölgede güçlü bir irade ve kudret çarpanları ile bulunması zorunluluğu göz ardı edilmemelidir. Tüm dünyanın dikkat kesildiği, küresel ticaretin ana akım hatlarından birisi haline gelmiş bir bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerinin üstlendiği vazife tarihi bir sorumluluk olmakla beraber Türkiye’nin milli hedeflerini gerçekleştirme konusunda da büyük bir önemi ifade etmektedir" dedi. Türkiye ve Somali arasındaki ilişkilerin Osmanlı’dan Türkiye’ye miras kalan tarihi ve köklü bir geçmişe dayandığını belirten İsmail Özdemir, "16. yüzyılda olumlu yönde ivmelenmeye başlayan karşılıklı ilişkiler 19. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiştir. Osmanlı döneminde özellikle de Somali kıyılarında aktif rol oynanmış, burada sömürgeci anlayışla ve korsanlık faaliyetleriyle mücadele eden yerel kuvvetler askeri ve ekonomik anlamda fiili olarak desteklenmiştir. Osmanlı evraklarında 'Zeyla ve Berbera' olarak adlandırılan Somali coğrafyasıyla olan ilişkilerin diğer çevrelerin çarpık anlayışına karşın saygı, hoşgörü ve karşılıklı kazanmaya dayalı olarak şekillenmesi tarihten günümüze ikili ilişkilerin temelini oluşturmuştur. 1991 yılında Somali’de merkezi hükümetin yıkılması sonucu maalesef bu ülke uzun sürecek siyasi istikrarsızlık sarmalına girmiş, iç çatışma ve terörle mücadele etmek durumunda kalmıştır. Bunlara ek olarak Batı dünyasının ülkede sömürgeci bir zihniyeti sürdürme gayreti, vasat bulan krizleri daha da derinleştirmiştir. Buna karşın Türkiye’nin tüm Afrika’da olduğu gibi Somali ile de hoşgörü, karşılıklı kazanma, birlikte kalkınma formülü ile sürdürdüğü yaklaşım neticesinde 2011 yılında ilişkiler yeniden hareketlenmeye koyulmuştur" diye konuştu. Somali ile Türkiye arasındaki ilişkilerin giderek daha yoğun bir gündeme eriştiğini ve stratejik boyut kazandığını söyleyen Özdemir, "Türkiye, 1991’den beri Somali’de devam eden iç savaşın son bularak barış ikliminin oluşması adına gösterilen gayretlere samimi desteğini sürdüre gelmiştir. 2010 ve 2012 yıllarında İstanbul’da düzenlenen Somali Konferansları, ülkemizin yaklaşımının samimiyetini göstermesi açısından önemli olduğu kadar Somali’nin siyasi geleceğinin şekillenmesine yönelik de dikkat çekici diplomatik girişimlerin başında gelmektedir. Somali ile Türkiye arasındaki ilişkiler giderek daha yoğun bir gündeme erişmiş ve stratejik boyut kazanmıştır. Bugün ticaretten tarıma, enerjiden sanayiye, sağlıktan eğitime varıncaya kadar hemen her alanda ikili işbirliklerimiz giderek derinleşmektedir. Bununla beraber ülkede üstlenmiş olduğumuz altyapı yatırımları ve liman işletmeleri her anlamda iki taraf için yeni kazanımların temelini oluşturmaktadır. İkili ilişkilerimiz açısından önem arz eden bir diğer husus ise hiç şüphesiz Somali’ye sağlamış olduğumuz askeri desteklerdir. Uzun süreden bu yana iç savaş ve nihai olarak terör sorunuyla mücadele eden Somali, Türkiye’nin verdiği destek ile her geçen gün daha da ileriye gitmektedir. 2017 yılında Mogadişu’da açmış olduğumuz askeri eğitim üssü ile Somali Ulusal Ordusu’nun güçlendirilmesine katkı sağlanırken 10 binden fazla Somali askerinin eğitimini de üstlenmiş olmamız Türkiye’nin samimi desteğinin en önemli göstergelerinden birisidir" şeklinde konuştu. Somali’nin askeri anlamda Türkiye’den edindiği tecrübe ve kazanım ile bir yandan terörle mücadele, diğer yandan toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması konularında önemli mesafe katedebildiğini dile getiren Özdemir, "Geride bıraktığımız yılın Şubat ayında imzalanan Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması ile Türkiye, Somali’nin karasularının güvenliğini sağlamayı 10 yıl süre ile taahhüt etmiş ve ülkenin deniz ticaretinde kritik konuma erişmiştir. Bu anlaşmanın en dikkat çekici yanlarından birisi ise 2024 yılının Ocak ayında Etiyopya’nın Somali’den ayrılmaya çalışan Somaliland ile deniz üssü kurma amaçlı imzaladığı anlaşmanın hemen akabinde gerçekleşmiş olmasıdır. Türkiye’nin ortaya koyduğu bu yaklaşım, Afrika Boynuzu’nun belki de en kritik sorunlarından birisinin yine bizim elimizle çözüme kavuşturulması yönünden yeni gelişmelerin zemini hazırlamıştır. Nitekim 11 Aralık 2024 tarihinde Ankara’da, Somali Federal Cumhuriyeti ve Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti arasında 'Ankara Bildirisi' adıyla bilinen bir anlaşma imzalanmış ve iki ülke arasında tırmanan gerilim son bulmuştur. Anlaşma kapsamında her iki ülkenin de birbirlerinin egemenlik, birlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi taahhüt etmeleri, ortak refah doğrultusunda iş birliği yapma konusunda mutabık kalmaları ve olası anlaşmazlıkların Türkiye’nin desteği ile çözüme kavuşturulmasında görüş birliğinde olmaları; ülkemizin diplomatik başarısını ortaya koyduğu gibi bölge ülkelerinin Türkiye’ye olan güvenini ifade etmesi açısından da somut bir örnek olmuştur" ifadelerini kullandı. Günümüz şartlarında ülkeler arasındaki rekabetin sadece ekonomik, askeri, ticari ve politik anlamda kısıtlı kalmayarak kapsamın dışına çıktığını belirten İsmail Özdemir, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu kapsamda pek çok ülke uzay sahasındaki faaliyetlerine hız kazandırmış, aynı alandaki teknolojik üstünlük kurma çabalarını da genişletmiştir. Türkiye de uzay çalışmalarındaki küresel rekabetteki yarışta etkin bir konuma erişebilmek adına önemli adımlar atmaya koyulmuştur. Uydu üretimi, fırlatma yeteneklerinin geliştirilmesi ve bu sahada insanlığın yararına yeni keşiflere imza atabilmek için gayretli girişimlerimiz devam etmektedir. 1993 yılında temelleri atılan ve mevcut hükümetimiz tarafından Cumhur İttifakı iradesi ile 2018 yılında hayata geçirilen uzay programımız ile Türkiye, küresel rekabetin en yeni ancak stratejik önemi büyük bir alan olan uzay sahasındaki çalışmalarına hız vermiştir. 19 Ocak 2024 tarihinde bir Yörük evladı olan Alper Gezeravcı uzaya çıkarak Türkiye’nin ilk astronotu olmuş, ülkemizin uzay çalışmaları kapsamında da önemli tarihi bir dönemecin baş aktörleri arasında yerini almıştır. Küresel uzay rekabetinde etkin bir konuma erişebilmek adına bu alanda rekabet eden bir ülkenin kendi uzay üssüne sahip olmasının çok büyük bir avantajı beraberinde getireceği ortadadır. Bu gerçeklikten hareketle ülkemiz, Somali’de uzay ve roket fırlatma üssü inşa etmeye yönelik önemli bir adım atmıştır." Özdemir, "Ekvator ve okyanusa yakın bölgelerin roket fırlatmaları için sağladığı avantajlar göz önünde bulundurulduğunda; Somali stratejik bir konum olarak ön plana çıkmaktadır. Afrika’nın doğu ucunda, Hint Okyanusu’na kıyısı olan ve Ekvatora yakın bir ülke olan Somali’nin uzay çalışmaları açısından en ideal ülkeler arasında olduğu görülmektedir. Türkiye’nin konum itibarıyla böylesine stratejik bir ülkede çalışmalarını yürütecek olması küresel uzay rekabetinde önemli bir avantajı elde etmemize olanak sağlayacaktır. 3 Şubat 2025 günü milli imkânlarla ve Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinesinde Roketsan tarafından geliştirilen milli balistik füzemiz Tayfun’un son deneme testinde 700 kilometreyi aşan bir mesafede hedefini yüzde yüz isabetle vurması, sadece savunma ve caydırıcılığımız açısından değil, Türkiye’nin uzay alanına barışçıl erişimi içinde ümit doğurmuştur. Anlaşılan o ki 1000 kilometreyi aşan mesafeye erişim konusunda ülkemiz her türlü imkân ve yeteneğe ulaşmış, bu anlamda geriden gelmesine rağmen rakiplerimizi sollamıştır. Temennimiz roket teknolojisinde kısa zamanda 10 bin kilometreye erişebilmemizdir. Bunu gerçekleştirebileceğimize dair inancımız da tamdır. Zira bu hedef gerçekleştiğinde Türkiye sadece küresel bir caydırıcı olmakla kalmayacak, uzay yarışında en önde gelen ülkeler sıralamasına girecektir. İşte bu gerekçelerle, ihtiyaç duyduğumuz araştırma ve fırlatma alanı açısından Somali son derece kritik öneme sahiptir. Dahası Türkiye, küresel rekabette her daim sömürülen bölge olarak kabul edilen Afrika kıtasına Somali aracılığı ile elini uzatmakta ve Afrika’nın da uzay rekabetinde bizimle beraber yer alabilmesi için önemli bir alt yapı imkânını kıtaya kazandırmaktadır. Ülkemizin yürüttüğü uzay programı kapsamında en önemli girişimini Somali’de başlatması ve Somali’nin de Türkiye’nin bu girişimini en az bizim kadar heyecanla karşılaması elbette ki sadece söz konusu yatırım ile kısıtlanabilecek bir anlamı ifade etmemektedir" dedi. Türkiye’nin Somali’de saygı, hoşgörü, karşılıklı kazanç, birlikte kalkınma ve insani yaklaşım temelinde izlediği politikaların hem Türkiye’ye hem de Somali’ye önemli kazanımları getireceğini söyleyen İsmail Özdemir, "Afrika’nın tümünde izlediğimiz insani politikamızın kıtanın geneline yayılmasında en önemli örnek olarak Somali gösterilebilmektedir. Somali’de göstermiş olduğumuz samimi yaklaşım; Kıta’nın diğer ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler açısından adeta emsal teşkil etmektedir. Bugün Türkiye’den giden heyetler kıta genelinde samimiyetle, coşkuyla ve heyecanla karşılanmakta, Somali-Türkiye ilişkilerinin Afrika’da bir çarpan etkisi oluşturduğu net bir şekilde görülebilmektedir. Dünyaya Türk’ün adaletini, nizamını ve huzurunu getirme hedefimizde ortaya koyduğumuz gayretlerin güzide örneklerinin başında gelen ve tabir caizse bu halin vücut bulduğu ülke Somali’dir. İnsanı temel alan, barış ve huzuru önceleyen, Ankara merkezli bakış açımızla uyguladığımız politikalarımızın küresel nizamın tesisi açısından ne derece önem arz ettiğini bugün Somali’ye bakarak rahatlıkla ifade edebilmekteyiz. Temennimiz hem Somali hem de Afrika kıtasının tamamıyla münasebetlerimizin karşılıklı saygı ve kazanç ilkesiyle geleceğe güvenle yol alabilmesidir. Bu şartlar altında Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye’nin gerek kendi politikaları, gerek ikili ilişkileri, gerekse de çok uluslu girişimler ile Aden Körfezi ve Arap Denizi’nde varlık göstermesinin milli güvenliğimiz, çıkarlarımız ve hedeflerimiz açısından büyük öneme sahip olduğunu değerlendiriyoruz. Somali’nin daha istikrarlı bir hale erişmesi için askeri olarak desteklenmesi ile karasularını korumanın yanı sıra, Somali’ye ait deniz aşırı petrol ve doğalgaz kaynaklarının aranıp ekonomiye kazandırılması, kara, deniz ve hava egemenliğinin yanı sıra uzay rekabetinde de ülkemizle beraber Somali ve Afrika’nın hak ve menfaatlerinin korunması gibi yüksek vizyona sahip hedefler açısından ülkemiz bölgedeki ağırlığını sadece korumakla kalmamalı, daha da arttırmalıdır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.