SON DAKİKA
Hava Durumu

#Soru Önergesi

Söz Bursa - Soru Önergesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soru Önergesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı! Haber

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı görevine atanan Dr. Melike Savaş’ın makam odasındaki Atatürk portresinin indirildiğine ilişkin medyada yer alan iddialar üzerine, 11 Eylül 2025 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na bir soru önergesi iletti. Pala, Bakanlığa bağlı bir kurumda yaşanan bu olayın Cumhuriyetin kurucu değerlerine aykırı bir tutum olduğunu, kamuoyunda haklı bir tepki yarattığını ifade etti. Milletvekili Pala, konu hakkında “Kamu kurumlarında Atatürk portresinin bulundurulması, tıpkı Türk bayrağı gibi Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin ve ulusal birlik anlayışının bir simgesidir. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki görevine yeni atanan bir yöneticinin makamındaki Atatürk portresini kaldırmaya yeltenmesi, Cumhuriyetimizin ve Bakanlığın kuruluşundan bu yana yerleşen kurum kültürüne karşı bir tavır olarak algılanmaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanı açıklama yapmalıdır.” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Memişoğlu, alınan kararın gerekçesi, Bakanlığa bağlı sağlık kurumlarında bulundurulan Atatürk portrelerine dair düzenlemeler ve Bakanlığın konuyu inceleme süreçleri hakkında kendisine iletilen sorulara, Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bu karar incelenmelidir; kurumların Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılması kabul edilemez” Pala, “Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra örgütleri ile bağlı kuruluşlarında makam odalarında Atatürk’ün portresinin duvara asılı olarak bulundurulmasına ilişkin bir düzenlemesi var mıdır?” sorusuyla önergesinde olayın idari ve hukuki boyutuna dair somut bilgi istedi. Kararın kim tarafından alındığını, yazılı talimat bulunup bulunmadığını, benzer uygulamalar için Bakanlıkta yürürlükte olan standartların ve kurum içi yönergelerin ne olduğunu sordu. Pala, “Atatürk’ün portresinin bulundurulması, Cumhuriyet’in değerleriyle kurumsal bağlılığın bir ifadesidir; kimse Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumsal hafızasını gölgeleyemez.” ifadesini kullandı.

CHP’li Pala’dan Bursa’daki okul skandalına sert tepki: "Bu bir kötü muameledir!" Haber

CHP’li Pala’dan Bursa’daki okul skandalına sert tepki: "Bu bir kötü muameledir!"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın Osmangazi ilçesindeki BTSO Baha Cemal Zağra Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda bazı öğrencilerin sandalyelere bağlandığını gösteren görüntülerin dehşet verici olduğunu ve kamuoyunda haklı bir infial yarattığını dile getirdi. Pala, “Velilerin paylaştığı videolarda özel gereksinimli öğrencilerin hem fiziksel hem de sözlü şiddete maruz kaldığı gözlenmektedir. Bakanlık, özel gereksinimli çocukların onurunu hiçe sayan bu uygulamaların neden önlenmediğini açıklamalıdır.” sözleriyle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i açıklamaya davet etti. Prof. Dr. Pala, “Bu görüntüler, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin eğitim politikalarının yapısal sorunlarının sonucudur. Sınıfta fiziksel kısıtlama pedagojik bir yöntem değil, açıkça kötü muameledir. Milli Eğitim Bakanlığı “inceleme” yerine derhal kapsamlı bir soruşturma başlatmalı, sorumlular görevlerinden uzaklaştırılmalıdır. Tüm özel eğitim kurumlarında bilimsel temelli standart düzenlemeler uygulamaya konulmadıkça ve sorumlular hesap vermedikçe özel gereksinimli birçok çocuk ve aileleri gelecekte de sorun yaşamaya devam edilecektir.” dedi. Pala, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması için Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e 23 Aralık’ta kapsamlı bir soru önergesi iletti. Önergede idari süreç, denetim, öğrenci güvenliği ve personel niteliği alanlarında sorularına detaylı yanıt talep etti. “Sorumlular neden tespit edilemedi; idari sürecin detayları neden paylaşılmıyor?” Milletvekili Pala, kamuoyunun bilgi alma hakkını vurgulayarak, olayın ortaya çıkartılmasının üzerinden iki hafta geçmesine rağmen Bakanlığın kamuoyuna net bir açıklama yapmadığını ifade etti. “Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü inceleme başlatıldığını duyurdu ancak bu açıklamada ne sorumluların tespitine ne de yürütülen idari süreçlere dair bilgi yer almaktadır. Aradan geçen iki haftada sorumlular neden tespit edilemedi ve idari sürecin detayları kamuoyuyla neden paylaşılmıyor?” diye sordu. Bu sürecin hızlı ve şeffaf yürütülmesinin zorunlu olduğunu yinelerken, çocukların ve ailelerin daha fazla mağdur olmaması için geçici koruyucu tedbirlerin derhal alınması gerektiğini vurguladı. “Özel eğitim ve rehberlik hizmetleri uzman kadrolara teslim edilmedikçe nitelikli bir eğitim sistemi inşa edilemez!” Pala, özel eğitim kurumlarında güç kullanımı, fiziksel kısıtlama ve alıkoymanın kesinlikle kabul edilemez olduğunu ifade etti. Özel eğitim ve rehberlik hizmetlerinin uzman kadrolara teslim edilmesi, bireyselleştirilmiş eğitim programlarının düzenli olarak gözden geçirilmesi ve denetimlerin bağımsız uzmanlarca yürütülmesi gerektiğini belirtti. Pala, çağrısını noktalarken, risk temelli düzenli denetim takviminin yayımlanması, ihbar mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ailelerin karar süreçlerine katılımını artıracak yerel izleme mekanizmalarının kurulması yönündeki çağrısını yineledi.

Kayıhan Pala’dan TOKİ’ye sert tepki: Kestel Seymen’de deprem riski yok sayılıyor! Haber

Kayıhan Pala’dan TOKİ’ye sert tepki: Kestel Seymen’de deprem riski yok sayılıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa Kestel Seymen Mahallesi’nde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından hazırlanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanarak askıya çıkarılan imar planı değişikliklerinin deprem riski ve zemin koşulları bakımından ciddi bir tehdit yarattığını belirtti. Pala, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’nın teknik raporunda bölgenin Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu üzerindeki konumunun dikkate alınmadığı, sıvılaşmaya yatkın alüvyon zeminlerin görmezden gelindiği ve plan açıklama raporlarının bilimsel gerçeklerle çeliştiği yönündeki tespitleri hatırlattı. Pala, plan açıklama raporlarında bölgenin gerçekte birinci derece deprem bölgesi olmasına rağmen düşük tehlikeli alan gibi gösterilmesinin kabul edilemez bir sorumsuzluk olduğunu ve toplumun can güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini ifade etti. “TOKİ tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde AFAD, Bursa Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın bölgede daha önce gerçekleştirdikleri risk değerlendirmelerine ilişkin görüşlere yer verilmediği ve eksik bilgilerin ‘kopyala-yapıştır’ yöntemiyle usulsüzce doldurulduğunun iddia edildiği görülmektedir. Yaşanacak bir felakette can kayıplarının sorumluları raporu hazırlayan TOKİ ve onaylayan Bakanlık olacaktır.” dedi. Bu kapsamda Milletvekili Pala, imar planı değişikliği sürecinin detayları ve gerekçesi hakkında Bakan Murat Kurum’a 8 Eylül 2025 tarihinde bir soru önergesi iletti. Ancak Bakan, kendisine iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Deprem riskine ilişkin değerlendirmelerin dikkate alınmaması kabul edilemez!” Soru önergesinde Pala, öncelikle imar planı değişikliği sırasında Türkiye Diri Fay Haritasının ve güncel bilimsel çalışmaların neden değerlendirilmediğini sordu; bölgenin sıvılaşmaya yatkın alüvyonlardan oluştuğu tespitlerine dikkat çekerek, planlama sürecinde bağımsız jeoteknik ve paleosismoloji etütlerinin uluslararası standartlara uygun şekilde zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bilimsel veri yok sayılarak imar kararı alınamaz; özellikle Bursa gibi deprem riski altındaki illerde dayanaksız atılan her adım, telafisi mümkün olmayan bir felakete zemin hazırlayabilir.” ifadelerini kullandı. Plan raporlarının kopyala-yapıştır yöntemleriyle hazırlandığı iddiası hakkında idari inceleme başlatılıp başlatılmadığını soran Pala, böyle bir usulsüzlük saptanması halinde raporları hazırlayan ve onaylayan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmasını ve sonuçların duyurulmasını talep etti. “Kamu güvenliğini düpedüz tehlikeye atan bu tutum asla kabul edilemez. Eğer iddialar doğruysa, raporu hazırlayan TOKİ ve onaylayan Bakanlık yetkilileri hakkında idari işlemler derhal devreye sokulmalıdır.” dedi. “İnsan hayatını hiçe sayan yönetim anlayışı terk edilmelidir!” Milletvekili Pala, sözlerinin sonunda “6 Şubat 2023’te yaşadığımız büyük depremler, ülkemizde depreme karşı alınan önlemlerin ne denli zayıf, yapıların ise ne denli dayanıksız ve denetimsiz olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Böylesine yıkıcı bir depremden sonra bile en temel önlemlerin alınmıyor oluşu, Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin yetersizliğinin açık bir dışavurumudur. Yaşanacak can ve mal kayıplarının sorumluları da bu yönetim anlayışını benimseyenler olacaktır.” diyerek, mevcut iddialar aydınlatılıncaya ve bağımsız uzmanlarca doğrulanmış bilimsel etütler tamamlanıncaya kadar planın yürürlüğe konmamasını istedi.

Gıda güvenliğinde büyük kriz! CHP'li Pala: Denetim eksiklikleri halktan gizleniyor, Bakanlığın yanıtları yetersiz Haber

Gıda güvenliğinde büyük kriz! CHP'li Pala: Denetim eksiklikleri halktan gizleniyor, Bakanlığın yanıtları yetersiz

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, son yıllarda kamuoyuna sıkça yansıyan gıda güvenliği sorunlarının halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini belirterek, hijyen uygulamaları ve hileli üretim gibi alanlarda denetimlerin yetersiz kaldığı gerekçesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı’na 10 Ekim 2025 tarihinde kapsamlı bir soru önergesi verdi. Pala, önergenin gerekçesinde Bakanlığın açıklamalarına göre yalnızca geçtiğimiz Eylül ayında iki binden fazla işletmede gıda güvenliğine aykırı uygulamaların saptanmasının durumun vahametini ortaya koyduğunu vurguladı. Bilindiği gibi Bakanlık, 2025 yılının Ekim ayında da gıda işletmelerine toplam 125 bin 572 adet yurt içi resmi kontrol gerçekleştirmiş ve kontroller sonucunda 2 bin 125 işletmeye idari yaptırım uygulanmıştı. Avrupa Parlamentosu, geçmiş yıllardaki raporlarında Türkiye’de etkili bir gıda güvenliği ve kontrol sisteminin uygulanmasında büyük eksiklikler bulunduğunu belirtmiş, Tarım Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın yaklaşım ve faaliyetlerinin koordinasyonu ve uyumlaştırılmasındaki zorluklara vurgu yapmıştı. Geçtiğimiz yıl, Avrupa Birliği'nin Gıda ve Yem Hızlı Uyarı Sistemi tarafından en sık bildirilen gıda güvenliği uyarılarının Türkiye’den giden ürünlere verilmiş olması, ülkemizdeki gıda güvenliği ile ilgili sorunların büyüklüğünü göstermesinin yanı sıra Avrupa Parlamentosu tarafından dile getirilen uyarıların dikkate alınmadığının da bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Pala konuya ilişkin olarak, insan sağlığını tehdit eden katkı maddelerinin ülkede yaygın biçimde kullanıldığını, bu maddelerin sindirim sistemi hastalıklarından kansere kadar pek çok soruna yol açabildiğini ve özellikle çocukların hayatını tehdit ettiğini ifade etti; “Sağlıklı ve güvenilir gıdayı vatandaşa ulaştırmak hükümetin asli görevidir; gıda güvenliğini tehdit eden mevcut durum kabul edilemez.” değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Pala’nın çağrısına karşın Bakan İbrahim Yumaklı soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçtikten sonra, 24 Kasım 2025 tarihinde yanıt verdi. “Bakanlığın verdiği yanıtlar yeterli değil; denetim eksiklikleri halktan gizleniyor!” Önergede Pala, ülkede kullanılan gıda katkı maddelerinin sayısının, bunlardan kaçının yüksek riskli olmasına rağmen hâlen kullanımda olduğunun ve sağlık etkilerinin açıklanmasını istedi. Ayrıca son on yılda uygunsuz katkı maddeleri nedeniyle ihracattan geri dönen ürün sayısını sordu. Pala, Bakanın yanıtına ilişkin “Ne yazık ki verilen yanıt mevzuata atıf yapmanın ötesine geçmiyor. Verilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, gıda güvenliği denetimlerinin kâğıt üzerinde kaldığını gösteriyor.” diyerek eleştirilerini dile getirdi. Tarım toprakları ve sulama kaynaklarındaki kirliliğin raporlanmasına da yeniden değinen Pala, bu konuda Bakanlığa ayrıca bir soru önergesi sunduğunu ancak henüz yanıt alamadığını belirtti. “Ülkemiz ağır metal kirliliği bakımından yüksek risk altında. Denetimsiz sanayi ve madencilik faaliyetlerinin etkisiyle tarım arazilerine artarak karışan ağır metaller, tarım ürünlerinin kalitesini düşürüyor ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor.” dedi. “Bakanlığın eylem planı durumun ciddiyetini yansıtmıyor; somut adımlar hızla atılmalıdır.” Pala ayrıca, Bakanlığın gıda güvenliği farkındalığını artırmak amacıyla yürüttüğü mevcut uygulamaları da yetersiz ve belirsiz olması nedeniyle eleştirdi. “Bakanlığın yanıtında atıf yaptığı Gıda Okuryazarlığı Stratejisi ve Eylem Planı kapsamındaki hedefler son derece ucu açık ve acil çözüm gerektiren mevcut tablonun ciddiyetini yansıtmıyor. Akademik çalışmalar, gıdaların ön yüz etiketlerinde ürünün sağlık açısından riskli olup olmadığına ilişkin yalın bir bilginin yurttaşların bilinçlenmesine güçlü katkı sağladığını gösteriyor. Bakanlık önce gelinen noktada şeffaf olmalı, ardından somut adımları hızla atmalıdır. Ayrıca 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunun uygulandığı yıllarda olduğu gibi, Sağlık Bakanlığı ile yerel yönetimlerin de özellikle izleme ve denetleme işlevleri bakımından gıda güvenliği sürecinde yer almaları tartışmaya açılmalıdır. Avrupa Birliği’nde sağlık ve gıda güvenliği, “Tek Sağlık” yaklaşımıyla kurumsal olarak ele alınmakta ve insan sağlığının yanı sıra hayvan sağlığı, bitki sağlığı ve gıda güvenliği birlikte değerlendirilmektedir. Türkiye’de de gıda güvenliğini sağlamak üzere yeni bir kamu yönetimi yaklaşımına gereksinim var.” diyerek sözlerini tamamladı.

Pala: “Ortaya atılan iddialar eğitim sisteminin geldiği vahim durumu gözler önüne seriyor!” Haber

Pala: “Ortaya atılan iddialar eğitim sisteminin geldiği vahim durumu gözler önüne seriyor!”

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Mayıs ayında yürüttüğü soruşturmada BTK ve YÖK yetkililerinin elektronik imzalarının kopyalanarak sahte diplomalar düzenlendiği ve bu yolla yaklaşık 400 akademisyenin usulsüz atandığı iddialarının yükseköğretimde ciddi bir güven kaybı yarattığını belirtti. Pala, “Ortaya atılan iddialar bireysel ihmallerin bir sonucu değil, AKP iktidarının yıllardır içini boşalttığı eğitim sisteminin geniş çaplı bir resmidir.” dedi. Prof. Dr. Pala, yaşananların akademik atama süreçlerinde ciddi denetim zafiyetlerini ortaya koyduğunu, bunun da yükseköğretim kurumlarındaki liyakat ilkesini derinden zedelediğini ifade ederek Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e konu hakkında bir soru önergesi iletti. Milletvekili Pala’nın açıklama talebine karşın Bakan Tekin, kendisine 18 Ağustos 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasanın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Usulsüzlüklere zemin hazırlayan mevcut sistem, doğrulama esasıyla yeniden inşa edilmelidir!” Pala, atama ve yükseltme süreçlerindeki zorunlu belge doğrulama adımlarının, kullanılan sistemlerin ve e-imza güvenlik protokollerinin ayrıntılarıyla açıklanmasını istedi. Pala ayrıca her akademisyen için tutulan akademik dosyalarda hangi belgelerin, zaman damgalarının ve görevli imzalarının yer aldığı ile kanıt beyanı olmadan diploma kaydı açma yetkisinin hangi hukuki gerekçeyle verildiğinin kamuoyuna duyurulması gerektiğini de vurguladı. “Akademik atama süreçlerinde değerlendirilen belgeler doğrulanabilir ve baştan sona izlenebilir değilse, usulsüzlüklerin ortadan kaldırılmasından söz edilemez.” dedi. CHP’li Pala, soruşturma dosyasında adı geçen ve bilgisi ile rızası dışında kimlik bilgileri kullanıldığı öne sürülen yöneticilerin göreve başlama tarihleri ile sorumluluk alanlarının netleştirilmesini, usulsüz atandığı iddia edilen kişilerin kimliklerinin ve çeşitli yönetici kadrolarıyla olası yakınlık ilişkilerinin şeffaf biçimde ortaya konulmasını talep etti. “Sorumlular tespit edilmeli, kamuoyu karşısında hesap vermelidir!” Pala, usulsüz kadroya alındığı iddia edilen kişilerin ulusal ve uluslararası yayınlarının dökümünün ve hakemlik süreçlerinde güvenilirliğin nasıl sağlandığının paylaşılmasını istedi. Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında başarı kaybı ve akademisyen göçüne dikkat çekerek “Kurumlarda akademik yetkinlik ile atama sağlanmadıkça üniversitelerin itibarı kalıcı biçimde zarar görmeye devam edecektir. Bu ülkemiz için bir utanç tablosudur; konunun sorumluları ivedilikle tespit edilmeli ve unvanları ellerinden alınmalıdır.” diyerek Bakan’dan tüm personel için geriye dönük tarama yapılmasını ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti. Pala, söz konusu kişilerin bağlı oldukları kurumlar, bölümler, projeler ve çalışmaların listelenmesini de talep etti. “Sahte diplomalarla hak etmedikleri konumlarda bulunan bu kişiler tıp, mühendislik ve birçok alanda vatandaşın hayatını tehlikeye atabilir. Kamuoyu bilgilendirilmeli, kamu zararı daha da büyümeden önlem alınmalıdır.” diye Bakan’a çağrıda bulundu.

Sağlık sistemi yozlaştıkça hastaları rant kapısı gibi gören zihniyet yaygınlaşıyor! Haber

Sağlık sistemi yozlaştıkça hastaları rant kapısı gibi gören zihniyet yaygınlaşıyor!

CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Diyarbakır Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi Ortopedi Servisi’nde en az yetmiş beş hastaya tıbben gereksiz cerrahi müdahalelerle platin implant takıldığı, bu işlemler aracılığıyla kamu zararına yol açıldığı ve hasta haklarının ağır biçimde ihlal edildiği iddiaları üzerine, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle bir yazılı soru önergesi verdi. Önergeye yasal süresi içinde herhangi bir yanıt verilmedi. İddialara göre, söz konusu operasyonlarda kullanılan platinler hastaların gerçek ihtiyaçlarını gözetmeksizin takılmış, hem tıbbi ekip hem de malzeme tedarik zinciri haksız kazanca zemin hazırlamış; mağdur hastalar ameliyat sonrası ağrı, hareket kısıtlılığı ve yeniden müdahale riskleriyle baş başa bırakılmıştır. Pala, “Benzer olaylarla daha önce başka sağlık kuruluşlarında da karşılaşılmış ve yine Meclis’te gündeme getirilmişti. Hastayı gelir kapısı gören bu zihniyetle mücadele, Sağlık Bakanlığı’nın temel sorumluluğudur.” dedi. Pala, soruşturmanın gidişatıyla ilgili olarak “Skandalın patlak verdiği günden bu yana kaç müfettiş görevlendirildi, inceleme hangi aşamasında, dosya neden hâlâ karanlıkta? Sağlık hizmetlerine güveni sarsacak bu tür olaylar karşısında Bakanlığın yurttaşları aydınlatması ertelenemez bir görevdir.” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili, sorumluların tespit edilip edilmediğinin ve bu kişilerle ilgili idari ve adlî işlemlerin akıbetinin açıklanmasını istedi. Skandala adı karışan doktorlar ve tıbbi malzeme firmaları hakkında uygulanacak cezai yaptırımların neler olacağını soran Pala, “Eğer gereksiz ameliyatla platin takılıyorsa bu yalnızca etik ihlal değil, Türk Ceza Kanunu’na göre nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına da girebilir. Suçun boyutuna göre ilgili hekimlerin meslekten men, tedarikçi firmaların ise ihalelerden yasaklanmasına kadar uzanan yaptırımlar söz konusu olabilir.” değerlendirmesinde bulundu. Hastaların mağduriyetlerinin giderilmesi gerekliliğine dikkat çeken Pala, “Gereksiz platin takılan ve yaşam kalitesi düşen bu hastaların durumunu Bakanlık takip ediyor mu? Revizyon cerrahisi, fizyoterapi, psikolojik destek ve tazminat için telafi mekanizmaları işletiliyor mu?” sorularını sordu. Bakanlığın Türkiye genelinde benzeri olguların önüne geçmek için hangi önlemleri aldığını da açıklamasını isteyen Pala, “Ortopedi kliniklerinde bu tür istismarların ve gereksiz ameliyatların engellenmesi için ülke genelinde kurulması planlanan tıbbi ve idari mekanizmalar var mı? Başka devlet hastanelerinde benzer soruşturmalar yürütülüyor mu?” sorularını sordu. Açıklamasını bitirirken sağlık sisteminde yaşanan çürümeye de dikkat çeken Kayıhan Pala “AKP iktidarının sağlıkta dönüşüm projesinin, hasta üzerinden rant sağlama anlayışına kapı araladığı her gün daha fazla görünür oluyor. Bir tek hastaya dahi gereksiz platin takıldıysa bu, tıp mesleğinin ‘önce zarar verme’ ilkesini çiğnemek ve kamu bütçesini yağmalamaktır. Sağlık çalışanlarına ve hekimlik mesleğine duyulan güveni sarsan, insan sağlığına zarar veren sorumlular hakkında gerekli yargı sürecinin işletildiğini görmek zorundayız. Ancak bu tür istismarlara kapı aralayanın ticarileştirilmiş sağlık sistemi olduğunu da akılda tutmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Kayıhan Pala’dan, Nilüfer Çayı hakkında soru önergesi Haber

Kayıhan Pala’dan, Nilüfer Çayı hakkında soru önergesi

CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın ana su damarlarından Nilüfer Çayı’nın “bir zamanlar balıkların yaşadığı canlı bir ekosistemken, bugün IV. Sınıf su kalitesine sahip bir atık kanalına dönüşmesinin” halk sağlığını ve Marmara Denizi’ni tehdit ettiğini belirterek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yazılı olarak yanıtlaması istemiyle konuyla ilgili kapsamlı bir soru önergesi sundu. Önergede, akademik çalışmalarda ortaya konan kirlilik ölçümlerine değinilerek Keles’teki temiz kaynak noktasıyla karşılaştırıldığında Polisiklik Aromatik Hidrokarbon (PAH) konsantrasyonlarının Gümüştepe’de 2 kat, Hasanağa’da 51 kat, Geçit’te 94 kat ve Karacabey’de 100 kat arttığı vurgulandı; çayın kötü kentleşme, arıtmasız endüstriyel deşarj ve verimsiz arıtma tesisleri nedeniyle “Marmara’daki müsilajın başlıca kaynaklarından biri” hâline geldiği hatırlatıldı. Nilüfer Çayı’nda Kanser Akıyor Şubat ayında verilen soru önergesine, aradan geçen sürede halen yanıt verilmediğine dikkat çeken Kayıhan Pala, “Nilüfer Çayı sadece Bursa’nın değil, tüm Marmara Havzası’nın can damarlarından biridir. PAH ve PCB (Poli Klorlu Bifenil) gibi kanserojen kirleticilerin yüz kat artması, köprüden geçerken bile alınan ağır koku, halk sağlığı tehdidinin açık alarmıdır. Bakanlık yıllardır konuşulan bu felaketi raporladı mı, yoksa toplum sağlığını görmezden mi geliyor?” ifadelerini kullandı. Milletvekili Pala, önergede, Bakanlıktan ilk olarak Nilüfer Çayı kirliliğine dair resmî değerlendirme veya yayımlanmış rapor bulunup bulunmadığını sorgularken, varsa bunların kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti. Nilüfer Çayı hakkında bugüne kadar yapılmış çok sayıda bilimsel çalışmanın Bakanlıkça incelenip incelenmediğini soran Pala, “bilim insanları yıllardır verilerini ortaya koyuyor, Bakanlığın bu verileri dikkatle inceleyip gerekli eylemleri hayata geçirmesi gerekiyor” dedi. Pala, önergede ayrıca, kirlenmenin kaynak bazlı haritasını talep ederek “Atıksu arıtma tesisi olmayan veya arıtmasını çalıştırmayan sanayi tesisleri mi, evsel deşarjlar mı, yoksa kaçak dökümler mi ağır basıyor?” sorusunun yanıtlanmasını istedi. Son beş yılda alınan su numunelerinin kimyasal, biyolojik ve fiziksel analiz sonuçları ile aynı dönemdeki dış ortam hava kalitesi ölçümlerinin kamuoyuna açık biçimde yayımlanması gereğini vurgulayan CHP milletvekili, “Marmara’da yeniden kabaran müsilajın kaynaklarını bu verilerde de aramak gerekir” değerlendirmesinde bulundu. Önergedeki kritik maddelerden biri, Bakanlığın kendi ölçümlerine göre Nilüfer’in yüzey suyu ve sedimentindeki (suyun dibindeki tortu) PAH ve PCB yoğunluğunun güncel seviyelerinin açıklanması ihtiyacına yapılan vurgu. “Bu veriler şeffafça paylaşılmazsa kirliliğin kanserojen yükü halktan gizlenmiş olur” diyen Pala, Karacabey’e doğru 100 kat artan PAH seviyesinin zaten eşiğin çok üstünde olduğunun altını çizdi. Kayıhan Pala, çaya atık bırakan tüm sanayi tesislerinin tespit edilip edilmediğini, hangi tesislere hangi denetim ve yaptırımların uygulandığının da netleştirilmesini istedi. “Cezası arıtma maliyetinden düşükse bazı sanayiciler arıtmayı değil, suyu kirletmeyi seçiyor” uyarısında bulundu. Son olarak, Nilüfer Çayı’nın yeniden temiz akması için Bakanlığın elinde somut bir eylem planı olup olmadığını ve bu planın akademik odalar, bilim insanları, yerel yönetimler, STK’ler ve bölge halkının katılımıyla hazırlanan bir “Acil Eylem Planı”na dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulayan Pala,  “Toplumsal katılım olmadan hiçbir temizlik kampanyası sürdürülebilir olmaz.” ifadesini kullandı. “Marmara’yı Kurtarmanın Yolu Nilüfer’i Temizlemekten Geçer” “Bursa’nın endüstriyel atıkları sadece çayı değil, Marmara Denizi’ni de boğuyor. Marmara’yı kurtarmanın yolu Nilüfer’i temizlemekten geçer. Kalıcı organik kirleticiler, balıktan toprağa gıda zincirini zehirliyor. Bakanlık ya kirletenden hesap sorar ve kirlenmenin önüne geçecek eylemleri hayata geçirir ya da tarih önünde bu sağlık ve çevre katliamı suçunun ortağı olur.”

Kayıhan Pala, "Tarama programı hayati önem taşıyor" Haber

Kayıhan Pala, "Tarama programı hayati önem taşıyor"

CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesiyle Türkiye’de uygulanan yenidoğan tarama testleri konusunda artan endişeleri ve ebeveynlerin bilgi eksikliği nedeniyle taramaları reddetme eğilimlerini gündeme taşıdı. Pala, “Yenidoğan döneminde bebeklerin topuk kanı alınıp çeşitli metabolik, endokrinolojik ve genetik hastalıkların erken tanısı yapılmazsa, kalıcı hasarlar ve hatta ölümcül sonuçlar doğabilir. Oysa son zamanlarda bilim dışı söylemlerin etkisiyle, bazı ailelerin topuk kanı alımını kabul etmediği gözleniyor. Bu tablo, halk sağlığı açısından ciddi bir risk anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. “TARAMA PROGRAMI HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR” Pala, önergesinde Sağlık Bakanlığının uzun süredir yürüttüğü yenidoğan tarama programlarına dikkat çekti. Fenilketonüri, Biyotinidaz Eksikliği, Konjenital Hipotiroidi, Konjenital Adrenal Hiperplazi, Kistik Fibroz ve Spinal Muskuler Atrofi (SMA) gibi hastalıkların erken teşhisi ve tedavisinin, her yıl yaklaşık 4.500 çocuğun engellilikten ve erken ölümden kurtarılmasını sağladığını vurgulayan Pala, “Bu testler ülkemizde uzun yıllardır uygulanıyor ve çok başarılı sonuçlar elde edildi. Ancak, sağlık okuryazarlığı düşük kesimlerin yanı sıra bilim karşıtı propaganda yapan çevrelerin de etkisiyle, topuk kanı alımından çekinen ailelerin sayısının arttığı ifade ediliyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın güncel bir veri paylaşmaması, sorunu görmezden gelmek anlamına gelir” dedi. “SAĞLIK BAKANLIĞINDAN NET VERİ BEKLİYORUZ” Önergesinde Bakanlığa bazı kritik sorular yönelten Pala, son on yılda (2015-2024) tarama programında yer alan hastalık türleri itibarıyla kaç bebeğe hastalık tanısı konulduğunu, tedavi sonrası sonuçlarının ne olduğunu ve topuk kanı alımına itiraz eden aile sayısının nasıl bir seyir izlediğini öğrenmek istediğini ifade etti. Ayrıca ebeveynleri ikna etmek ve bilimsel bilgiye dayalı farkındalık yaratmak adına yapılacak planlara ilişkin de bakanlığın izlediği stratejiyi sordu. “Yapılan açıklamalar, test sayılarında artış olması gerekirken birçok bölgede taramalara katılımın gerilediğine işaret ediyor. Bunun üstüne gidilmesi şart” şeklinde konuştu. “BİLİM KARŞITI SÖYLEMLERE TESLİM OLAMAYIZ!” CHP’li vekil, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan ve aşı karşıtlığını da besleyen bu yaklaşımların yenidoğan taramaları gibi kritik programlara da sıçradığını belirtti. “Sonuçta bu testler, bebeğin yaşamının ilk günlerinde bir damla kanla ileride karşılaşabileceği büyük sağlık sorunlarının önüne geçiyor. Ailelerin endişelerini gidermek için Sağlık Bakanlığının ve bilim çevrelerinin daha güçlü bilgilendirme yapması gerekiyor. Bilim karşıtı söylemlere teslim olmak, bebeklerin yaşam hakkını ortadan kaldırmaktadır” dedi. “TOPLUMSAL SEFERBERLİK ŞART” Prof. Dr. Pala, önergesinin yanı sıra kamuoyuna da çağrıda bulunarak, yerel yönetimler ve STK’ların da devreye girmesiyle yenidoğan taramalarında toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini savundu. “Burada tüm toplumun geleceğini ilgilendiren bir konu var. Ben bu önergeyle Sağlık Bakanlığını bilgilendirme eksikliğine karşı önlem almaya davet ediyorum. Bu amaçla yerel yönetimler, STK’lar, meslek örgütleri ve bilimsel kuruluşlar birlikte hareket etmeli. Yalnızca ebeveynler değil, tüm toplum bu bilim karşıtı dezenformasyona karşı bilinçlendirilmeli; bu amaçla yaygın eğitim kampanyaları düzenlenmeli ve bilgilendirici içerikler hazırlanarak geleneksel medya ve sosyal medyada yaygınlaştırılmalı” şeklinde konuştu. “ÇOCUKLAR İÇİN ORTAK SORUMLULUK” Pala, basın açıklamasını şöyle noktaladı: “Bebeklerin erken tanı ve tedavi olanağını tehlikeye atacak her türlü eylem ve tutum, halk sağlığını tehdit ediyor. Bilimsel gerçeklere dayanan kamu politikalarını güçlendirmek, engellilik ve ölümleri azaltacaktır. Umuyorum Sağlık Bakanlığı, sorularımıza yanıt vererek bu konuda güçlü bir eylem planıyla hareket eder.”

CHP'li Öztürk, o gazetecinin skandal sözlerini Meclis gündemine taşıdı... Haber

CHP'li Öztürk, o gazetecinin skandal sözlerini Meclis gündemine taşıdı...

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’nın katıldığı bir canlı yayında kullandığı “Ben devletin arşiv müdürü gibiyim, hepinizin aile kütüğü bende. Aynı şekilde Devlet Bahçeli’de de herkesin bilgileri mevcut.” ifadelerini Meclis gündemine taşıdı. Gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı, katıldığı bir canlı yayında “Ben devletin arşiv müdürü gibiyim, hepinizin aile kütüğü bende. Devlet Bey o konuda benden daha iyidir, herkesin her şeyini bilir. Devlet Bahçeli’nin özel ilgi alanıdır.” ifadelerini kullandı. Daha önce Kütahyalı’ya 2008 yılından itibaren devletin koruma verdiği ve Kütahyalı’nın çakarlı araç kullandığı da ortaya çıkmıştı. NEDEN ÇAKARLI ARAÇ TAHSİS EDİLDİ? CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, konuyu Meclis gündemine taşıyarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi.  Öztürk, Kütahyalı’nın devlet içindeki vazifesini sorarak kendisine neden 2008 yılından itibaren çakarlı araç tahsis edildiğinin açıklanmasını istedi. Öztürk, Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti: 1-     Rasim Ozan Kütahyalı kimdir, devlet içinde vazifesi nedir? 2-     Şahsa neden 2008 yılından itibaren koruma ve çakarlı araç tahsis edilmiştir? 3-     Şahıs, milyonlarca kişinin verilerine nasıl ve ne amaçla ulaşmıştır? 4-     Şahıs, milyonlarca kişinin ulaşabileceği bir yayında “hepinizin aile kütüğü bende” diyecek cesareti nereden bulmaktadır? 5-     Şahıs elindeki verilerin Devlet Bahçeli’de de olduğunu nereden bilmektedir? 6-     Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında bakanlığınız tarafından şahsa bir soruşturma açılacak mıdır?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.