SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sorumluluk

Söz Bursa - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Montella'dan eleştirilere rest: Pek çok kişiden daha Türk'üm Haber

Montella'dan eleştirilere rest: Pek çok kişiden daha Türk'üm

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Avustralya maçından sonra kaos ortamı oluşturmaya çalışıldığını söyleyerek, "Ben kendimi Türk gibi hissediyorum. Bu kaosa hizmet eden, bunu besleyen pek çok kişiden çok daha fazla Türk gibi hissediyorum kendimi" dedi. A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu ikinci maçında 20 Haziran Cumartesi günü TSİ 06.00’da Paraguay ile karşılaşacak. San Francisco’daki Bay Area Stadyumu’nda oynanacak bu maç öncesinde A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. "PARAGUAY GOL ATMA KONUSUNDA ÇOK İYİ" İtalyan teknik adam, Paraguay’ın saygıyı hak eden bir takım olduğunu söyleyerek sözlerine başladı. Vincenzo Montella, "Brezilya ile aynı puanları elde etti elemelerde, sadece 1 puan gerideydi Ekvador, arkadan geldi Arjantin de. Fakat Paraguay hakikaten gol atma konusunda çok iyi, çok karakterli oyuncuları var. Forvetleri, golcüleri çok iyi. Çok ciddi saygı duyuyoruz. Tabii ki her zaman birkaç değişiklik yapmışızdır, yapabiliriz. Burada mesele taktik sebeplerle ve başka bakış açılarıyla futbolcuları oyun dışı bırakmak değil. Yarın tabii ki de bazı değişiklikler olabilir ama bu değişiklikler sadece taktiksel anlamda olur. Yani maçın stratejisine göre. Yani oynamayınca bir futbolcu 'Birinci maçta böyle yaptı' diye değil, sadece maçın stratejisine göre" diye konuştu. "BİRAZ DAHA SAYGIYI HAK ETTİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ" Her şeyi yoluna koymak için yarınki maçı sabırsızlıkla beklediklerini dile getiren Montella, "Avustralya maçında ikinci devrede İsmail'i hakikaten devreye soktuk çünkü Avustralya'nın kontrataklarını biliyorduk, adeta neşter atar gibi oynadılar. Dünya Kupası'nda aslında Avustralya'ya karşı 30 şut pozisyonu elde ettik. Portekiz, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne karşı oynadığında sadece 1 kez bunu yakalayabilmişti. Dolayısıyla rakip takım son 25-30 metrede 10 kişi bir araya geldiği zaman bunu aşmak çok zor oluyor. Dolayısıyla mesafeden şut atabilmek lazım ve bunu yapmakta da haklıydık ama belki yeteri kadar iyi gidemedik. Ama her bir maç birbirinden farklıdır. Ne şekilde hazırlandığınız, ne şekilde oynadığınız farklıdır. Biz analizini yaptık bu maçın. Bazı açılardan, bazı aşamalarda çok daha iyi olabilirdik. Top hakimiyeti konusunda bilhassa daha iyi olabilirdik. Bu tehditleri ortadan kaldırabilirdik ama zaman zaman da bu top hakimiyetiyle ilgili değişiklikleri kabul etmek lazım. Bütün bunları açıklığa kavuşturduk ve epey bir kaos olmasına rağmen şunu söyleyebilirim; bunun yansımaları oldu ve ben bir hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü çok iyi sonuçlar elde etti son 3 yıl içerisinde bu takım ve biraz daha saygıyı hak ettiğimizi düşünüyoruz. Her ne kadar biz de daha iyi oynayabilmiş olsaydık dahi. Ben aslında kendimi Türk gibi hissediyorum. Yani bu kaosa hizmet eden, bunu besleyen pek çok kişiden çok daha fazla Türk gibi hissediyorum kendimi. Hakikaten Türkiye'de de yurt dışında da takip edildi. Ben sadece basın odalarında söylenen sözleri söylemiyorum ama bazı bireyler karışıklık oluşturuyorlar. Bu beni etkilemiyor, ben yaşım daha ileri ama futbolcuların üzerinde bunun etkisi oluyor. Çünkü 20'li yaşlarında olan futbolcular, gençler ve bu tür durumlar onları üzebiliyor, onlara acı verebiliyor. Çok muhteşem futbolcular olarak onlara güveniyorum. Elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekiyor bu Dünya Kupası'nda oynamaya devam edebilmek için" ifadelerini kullandı. "SEVGİNİN, İHTİYAÇ DUYULDUĞUNDA OYUNCULARA VERİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM" Tecrübeli teknik adam, Avustralya yenilgisinin ardından futbolcularıyla görüşmeler yaptığına da değinerek, "Son birkaç gün içerisinde futbolcuların morali üzerinde olumlu bir etki oluşturduğumu düşünüyorum. Hep onlara akıllarının, zihinlerinin berrak olması, rahat olmaları gerektiğini söyleyerek telkinde bulunuyorum. Bu kolay değil tabii ki mağlubiyet aldıktan sonra. Bir yenilgiden sonra yeniden bir sıçrayış yaşamak çok kolay bir şey değil. Dolayısıyla haklı olarak böylesine ciddi eleştirilerden sonra ki adil eleştiriler de vardı. Onların etkilenmesi son derece normal. Aynı zamanda onları övmek de gerekiyor, işimin bir parçası da bu. Ama kamuoyuna baktığım zaman mutlaka insanların birtakım kusurlar, hatalar bulduğunu görüyorum, bunun farkındayım. Milli takımın başındaki teknik direktörüm. Ama tabii ki rahatlamalılar, yüzde 100 potansiyellerini ortaya koyabilmeliler ve ruh hallerini de yönetebilmeliler. Çok nitelikli oyuncular. Bütün bu koşulları sahada bir araya getirebildiğiniz zaman büyük bir hayalimiz var; taraftarlara karşı, Türk halkına karşı bir sorumluluk var ve futbolcular bütün bunların farkında, son 3 yıl bunu gösterdi. Ben aslında yenilgiden sonra çok daha fazla seviyorum futbolcuların tutumlarını. Kişisel olarak bu sevginin, ihtiyaç duyulduğunda da oyunculara verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece maç kazanıldığında değil" şeklinde konuştu. "MAKİNE DEĞİL, ROBOT DEĞİL FUTBOLCULAR" Milli oyuncuların aşırı tepkilerden dolayı incindiklerinin altını çizen Montella, şöyle devam etti: "Futbolcuların yeniden sahaya çıkmak için çok istekli olduklarını görüyorum. Çünkü incindiler, sonuçta makine değil, robot değil futbolcular. Bazı tepkilerin aşırı olması onları etkiledi ama ben güveniyorum kendime ve onlara. İlk düdük çalındıktan sonra mümkün olduğunca kafaları rahat bir biçimde en iyi sonucu verebilmek için oynayabilmelerini diliyorum." "BEN KENDİ TAKIMIMA ODAKLANMAYI TERCİH EDİYORUM" 52 yaşındaki teknik adam, rakipten çok kendi takımına odaklanmayı tercih ettiğini de belirtti. Vincenzo Montella, "Paraguay çok fiziksel olarak güçlü, duyguları, karakterleri hep öne çıkıyor. Her bir maç farklı, dolayısıyla mutlaka rakip takıma odaklanmamız gerekiyor ama ben kendi takımıma odaklanmayı tercih ediyorum. Mümkün olduğunca en iyi koşullarda olsunlar ve performanslarını daha iyi sergilesinler" dedi. "Zafer almayı ümit ediyorum hediye olarak" Dün doğum günü olan Montella, hediye olarak Paraguay karşısında galibiyet almayı ümit ettiğini aktardı. İtalyan çalıştırıcı, "Hep evde kutlamıştım, kendi ülkemde kutlamıştım doğum günümü. İkinci kez takımımla birlikte, futbolcularla birlikte doğum günümü kutlayacağım. Avrupa şampiyonası ve Dünya Kupası bunun bir parçası ve ümit ediyorum ki futbol ailemle kutlayabilmeyi diliyorum bundan sonraki, iki yıl sonraki doğum günümü de. 50. yaş günüyle ilgili çok güzel hatıralarım var. Avrupa şampiyonasında açılış hediyem ve futbolcuların zaferiydi tabii ki. Yarından sonraki gün bu zaferi almayı ümit ediyorum hediye olarak" cümlelerine yer verdi. "ARİZONA’DA PİŞİYORDUK SICAKTAN" ‘Paraguay’ın çalışmalarını maçın oynanacağı şehir olan San Francisco’da yapması avantaj sağlar mı?’ sorusunu A Milli Takım Teknik Direktörü Montella, şöyle cevaplandırdı: "Arizona'da çok iyi antrenman alanları vardı ama pişiyorduk sıcaktan. Çöl sıcağında. Akşam 8'de dahi antrenman yapsak çok zor oluyordu. Fakat biraz daha serin iklimlere geldiğimizde o zaman biraz daha tazeleniyoruz. Tabii bunları değiştiremezsiniz ve buna adapte olmanız lazım." "SU MOLASININ NE ZAMAN GELDİĞİ, O ANKİ ŞARTLARA BAĞLI" Başarılı teknik adam, Dünya Kupası mücadelelerindeki su molalarına dair fikirlerine de bildirdi. Montella, "Su molalarının lehineydim maçlar başlamadan önce. Son maçlarda aslında baskı vardı, gol geliyordu. Dolayısıyla bir skor ihtimali ortaya çıktığında, bir su molası olduğunda o oyunu durdurdu. Bazı durumlarda işe yaradığı da olabiliyor, o zaman pozitif olduğunu da düşünebilirsiniz. Sizin durumunuza da bağlı tabii, yani o su molasının ne zaman geldiği, o anki şartlara bağlı. Dolayısıyla bunun için de biraz esnek olmanız gerekiyor. Yerine göre olumlu olabilir, çünkü oyuncularla da iletişim kurma fırsatı da veriyor size su molası tabii ki" değerlendirmesinde bulundu. "Maçı kaybettik diye her şeyi berbat etmeye gerek yok" Oyuncularının daha önce aldıkları skorlar ve başarılarla saygı kazandığını ve şu anda da desteğe ihtiyaçları olduğunu yineleyen Vincenzo Montella, "Gerçekten onları daha da çok seviyorum şimdi. Çünkü tabii ki yenilgiden sonra hayal kırıklığına uğradılar, tabii ki oyunu inceledik, hataları düzeltmek için konuştuk. Ama ben sonuçta adil bir insanım, ben oyuncuların tarafındayım. Çünkü bizi buraya getiren onlar, yani bu oyuncular, milli takımı buraya getiren bu oyuncular. Dolayısıyla Türkiye'nin bir ülke olarak dünyanın her yerinde saygı görmesine de katkı sağlıyorlar futbol dünyasında. Dolayısıyla oyuncular bunu yapıyor. Onun için bu olanlar bitenler biraz beni, oyuncuları da daha çok üzüyor. Ve umuyorum ki oyuncular bütün bunlarla başa çıkabilirler; benim başa çıktığım gibi tabii, ben 20-30 yaş daha büyüğüm onlardan, onun için benim için belki daha kolay ama sonuçta oyuncuların da desteğe ihtiyacı var, saygıya ihtiyacı var. Çünkü o saygıyı kazandılar zaten. Yani bir olumsuz sonuç, o sonuç nasıl ortaya çıkmış tabii bunun hakkında fikirleriniz olabilir ama sonuçta bir oyun değildir, bir maç değildir her şeye karar veren. Yani orada maçı kaybettik diye her şeyi berbat etmeye, bir çuval inciri berbat etmeye gerek yok. Ben bunu söylemeye çalışıyorum. Biz motiveyiz ve hazırız. Ben hazırım, oyuncular da hazır maça. Sonuçta biz daha önce sizin bizimle gurur duymanızı sağladık, yine onu yapmak için buradayız" ifadelerini kullandı. Montella, Paraguay müsabakasında sahaya yüzlerinde bir gülümseme ve pozitif bir kafa yapısıyla çıkmaları gerektiğinin atını çizerek, bu şekilde çok daha başarılı olma şanslarının bulunduğunu söyledi. "OYUNCULARIN AİLELERİNİ GETİRDİK" Futbolcuların ailelerini de ABD’ye getirdiklerini açıklayan ay-yıldızlı takımın teknik direktörü, "Böylesine bir nesli sosyal medyadan koparamazsınız. Bu mümkün değil, ben bunun farkındayım. Onun için ben daha çok önümüzdeki işle ilgilendim. Yani yapmaları gereken şeylere odaklanmaları gerektiğini düşündüm ve o maçları analiz etmek ve antrenman planlarını yapmak konularına odaklandım. Yani çok da boş bir vaktim yok. Oyuncuların biraz daha fazla boş zamanı var. Zaten bu nedenle bugün aileleri de getirdik. Aileleriyle birkaç saat vakit geçirmelerini sağladık. 2-3 saat çok güzel bir vakit geçti. O 2 saat boyunca da yarın sahada yapacaklarımızı hiç düşünmedik. Bence bu iyi oldu" şeklinde konuştu. "Hem biz hem Paraguay birer yenilgiden çıktık" Vincenzo Montella, kritik grup maçlarının aynı anda başlama ihtimaline dair yapılan bir yoruma, şöyle yanıt verdi: "Çok bir şeyi değiştirmiyor diye düşünüyorum. Hem biz hem Paraguay birer yenilgiden çıktık. Her iki taraf da dolayısıyla bu maçı kazanmak istiyor. Ama şuna katılıyorum; üçüncü grup maçının aynı anda başlıyor olması önemli. İkinci çok fark etmez ama üçüncüde olması iyi. Beraberliğe razı geleceğimize de inanmıyorum çünkü üçüncü maçın ne olacağı belli değil." "BEN OYUNCULARI ÇOK İYİ TANIYORUM" Futbolcularıyla iletişimi birebir şeklinde kurduğunu ve hepsiyle arasının iyi olduğunu hatırlatan Montella, "Teknik direktörün görevlerinden bir tanesi de neye ne zaman müdahale edeceğine karar vermek. Ben oyuncuları çok iyi tanıyorum, her biriyle çok iyi bir ilişkim var. Bu da zaten teknik direktör olmanın en önemli özelliklerinden bir tanesi" dedi. "Yarın kazanırsak insanlar yine 'Evet, dünya şampiyonu olmalıyız’ diyecekler" İtalyan teknik direktör, dengeli bir karaktere sahip olduğunu ve işler iyi giderken de kötü giderken de denge kurmaya gayret ettiğini dile getirdi. Vincenzo Montella, "Çok tarihi sonuçlardan sonra da 'çok büyük bir başarı elde ettik' diye kendimi belli bir yerde görmem. Her zaman takımla beraber elimden geleni yapalım. Yani bunun örnekleri var. İnsanlar bazen değerlendirmelerinde biraz abartıya kaçabiliyorlar. Benim görevim ise her şeyi bir dengede tutmaya devam etmek. Bunu hem işler iyi giderken hem işler zor giderken yapabilmem gerekiyor. Eğer yarın kazanırsak o zaman insanlar yine 'Evet, dünya şampiyonu olmalıyız, bütün müsabakaları kazanmalıyız' diyecekler, buna eminim. Bütün bunlar sonuçta Türk halkının karakteri. Biz her halükarda dengeli olmaya ve dengede gitmeye devam etmek zorundayız" diye konuştu. "BENİM YERİMDE OLMAK İSTEYENLER OLACAKTIR" A Milli Takım ile hem Avrupa Şampiyonası hem de Dünya Kupası’nda mücadele etmenin kendisine neler hissettirdiğine dair de Montella, "Çok mutlu ve şanslı hissediyorum, ayrıcalıklı hissediyorum. Benim yerimde olmak isteyenler olacaktır, vardır diye düşünüyorum ve gerçekten de çok heyecan duyuyorum. Avrupa şampiyonasında çok beklenti vardı. Ayrıca çok da güzel bir atmosfer vardı ama tabii Dünya Kupası çok daha büyük, bütün dünyayı kapsıyor. Onun için bütün bu hisler daha da büyüyor. Unutulmaz şeyler bunlar. İçinde yaşamak unutulmaz bir his. Ben milli takımı hem Avrupa şampiyonasında hem de şimdi Dünya Kupası'na getirebilmiş olmaktan dolayı da gurur duyuyorum. Sürekli olarak bir heyecan kaynağı bence bu konu, bu tip turnuvada turnuvalar" açıklamasını yaptı. "TÜRKİYE'DEKİ HERKESİ MUTLU ETMEK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ" Milli takım teknik direktörü, Türk taraftarlara da seslenerek, şunları dile getirdi: "Mücadelemizi devam ettiriyoruz. Herkesin hayalini gerçekleştirmek, herkesi gururlu hissettirebilmek için bu mücadeleyi devam ettiriyoruz. Onun için de elimizden gelen her şeyi yapacağız maçta. Elimizdeki bütün kaynakları, enerjiyi kullanarak ülkedeki herkesi, Türkiye'deki herkesi mutlu, takımla gurur duyar hale getirebilmek ve başarılarını devam ettirebilmek için elimizden geleni yapacağız. Onların desteğini hissetmek de tabii bunu yapabilmek için çok önemli." "BU KADAR SERT ELEŞTİRİLER OLACAĞINI BEKLEMEMİŞTİM" Avustralya karşılaşmasından sonra bu kadar sert eleştiriler beklemediğini de sözlerine ekleyen Montella, "Bütün oyuncularımı farklı bir boyutta getirerek hazırlamaya çalışıyorum. Onların mental olarak özellikle hazır olmasına dikkat ediyorum. Çünkü burada her şeyi zaten oldukça büyük boyutlarda yaşanıyor. Onun için mental olarak onların kendilerini güçlü hissetmelerini sağlamaya çalışıyorum. Çok sert eleştiriler olabiliyor. Ama ben bu sert eleştirileri hemen bir önceki maçtan sonra beklememiştim. Belki biraz eleştiri olur diye düşünmüştüm ama bu kadar sert olacağını beklememiştim. Fakat benim tecrübem bana fayda sağlıyor. Giovanni Trapattoni ile olan destek ya da ilişkilerim de bana burada önemli bir destek sağlıyor. Onlarla olan, yani oyuncularla olan iş birliği ve bu dostluğumuz ve yakın ilişkimiz önemli olmaya devam edecek" dedi.

Özer Matlı'dan kamuoyuna açıklama: Görevimin başındayım Haber

Özer Matlı'dan kamuoyuna açıklama: Görevimin başındayım

ÖZER MATLI'DAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA: "GEREKEN BİLGİ PAYLAŞIMINI YAPTIM, GÖREVİMİN BAŞINDAYIM" Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Bursa Ticaret Borsası (BTB) Başkanı Özer Matlı, son günlerde beyaz et sektörüne yönelik yürütülen yasal süreçlerde adının kamuoyuna yansıması üzerine sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yayımladı. Özer Matlı, "Kamuoyuna Saygılarımla" başlığıyla paylaştığı metinde, devletin ilgili kurumlarıyla tam bir iş birliği ve sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerinin altını çizerek yetkili makamlara gerekli tüm bilgilendirmelerin yapıldığını ifade etti. "HUKUKİ SÜRECE SAYGIM GEREĞİ DEĞERLENDİRME YAPMIYORUM" Yürütülen sürecin esas içeriğine dair hukuka olan saygısı nedeniyle bir yorumda bulunmayı doğru bulmadığını belirten Matlı, açıklamasına şöyle devam etti: "Bugün itibarıyla görevimin başında, sorumluluklarımı aynı hassasiyet ve kararlılıkla sürdürmekteyim. Keskinoğlu’nun köklü üretim kültürüne, çalışanlarımıza, üreticilerimize, iş ortaklarımıza, bayilerimize ve tüketicilerimize karşı taşıdığımız sorumluluğun bilincindeyim. Üretim, kalite, gıda güvenliği, istihdam, etik değerler ve mevzuata uyum konularındaki hassasiyetimizi, konusunda uzman ekibimizle birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da korumaya devam edeceğiz." DESTEK VERENLERE TEŞEKKÜR ETTİ Açıklamasının son bölümünde bu süreçte kendisine ve kurumuna güven oyu veren paydaşlarına teşekkür eden iş insanı Özer Matlı, "Bu süreçte tarafıma ve kurumumuza güvenini ve desteğini ifade eden çalışma arkadaşlarıma, iş ortaklarımıza, dostlarımıza ve kamuoyuna teşekkür ederim. Kurumumuz, süreci hukuk çerçevesinde, vakar ve sorumlulukla takip etmeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı olamaz" Haber

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı olamaz"

Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Kemal Kılıçdaroğlu milletin ve partisinin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez. Hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz" dedi. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından videolu bir paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, paşlaşımında bir milletin geleceğinin siyasetin aklıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla şekilleneceğini belirterek, "Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir. Çünkü kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür, sonra ahlakı yok eder ve en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker. İşte bu yüzden siyaseti temiz tutmak ve milletin sofrasına bereketi taşımak, bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur" ifadelerini kullandı. "CUMHURİYET HALK PARTİSİ BU MİLLETİN YOKLUK İÇİNDEN AYAĞA KALKMA İRADESİDİR" CHP'nin ağır darbeler gördüğünü ama yıkılmadığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Bu ağır sorumluluk herkesten önce ve herkesten daha fazla Cumhuriyet Halk Partililerin görevidir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi koca bir çınardır. Cumhuriyet Halk Partisi bu milletin yokluk içinden ayağa kalkma iradesidir. Darbeler görmüştür, boyun eğmemiştir. Kapatılmıştır, teslim olmamıştır. Baskılar yaşamıştır ama asla diz çökmemiştir, teslim alınamamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi, kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan ve milletimizin istiklal iradesinin üzerinde tecelli ettiği bir ruhtur. Ruhaniyete ihanet olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi bize bırakılmış bir miras değildir. Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez, emanete kara çalınamaz" dedi. "KEMAL KILIÇDAROĞLU MİLLETİN VE PARTİSİNİN ÇIKARLARINI KENDİ İKBALİ İÇİN MÜZAKERE ETMEZ" Kılıçdaroğlu, partisinin çıkarlarını kendi ikbali için kullanmayacağını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da ama yolundan asla dönmez. Çünkü bu yürüyüş bir iktidar yürüyüşüdür. Çünkü bu yürüyüş halkın umudunu yeniden ayağa kaldırma yürüyüşüdür. Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var. Kemal Kılıçdaroğlu milletin ve partisinin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez. Bin kere toprak olur da bin kere çiçek açar namuslu, dürüst evlatlarının elinde ama eğilip bükülmez. İftiralarınız da, tehditleriniz de vız gelir. Ben doğruyu söylerim, ben hakikatin yanında dururum. Bakınız 70 yılı aşkın ömrünü bu halkın adalet kavgasına adamış, boğazından tek bir haram lokma geçmemiş ve evlatlarına bırakacağı tek mirası verdiği ahlak kavgası olan 'Bay Kemal'den hiç kimse başka bir şey söylemesini asla beklemesin. Aklımız nefsimize uymasın, yolumuz dürüstlükten ayrılmasın, rehberimiz vicdanımız olsun."

Duran’dan Özgür Özel’e sert tepki: "Gündem saptırmaya dayalı bir üslup" Haber

Duran’dan Özgür Özel’e sert tepki: "Gündem saptırmaya dayalı bir üslup"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik mesnetsiz ithamları, dikkat çekmeye ve gündem saptırmaya dayalı bir üslubun tezahürüdür" dedi. İletişim Başkanı Duran, CHP lideri Özel'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözlerine ilişkin açıklama yaptı. Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik mesnetsiz ithamları, siyasetin yapıcı ve rasyonel zemininden uzaklaşarak, dikkat çekmeye ve gündem saptırmaya dayalı bir üslubun tezahürüdür. Bu yaklaşım, demokratik rekabeti güçlendirmek yerine toplumsal gerilimi beslemektedir. Demokratik siyaset; sorumluluk, ölçü ve nezaket gerektirir. Kutuplaştırıcı ve itham edici dilin, kamuoyunun sağduyusuyla bağdaşmadığı açıktır. Siyasi aktörlerin, eleştiri haklarını kullanırken itidal ve ciddiyet çizgisini korumaları esastır. Hiç kimse, devletin üst kademelerinde görev yapanlara yönelik mesnetsiz ve yakışıksız ifadeler üzerinden siyaset üretme hakkına sahip değildir. Hukuk devleti ilkesi tartışmasızdır; iddiaların yeri yargı mercileridir. Siyasi tartışmalar, sokak diliyle değil, hukuk ve demokrasi zemininde yürütülmelidir. Daha önce de vurguladığımız üzere; Sayın Cumhurbaşkanımızın önceliği, ülkemizin istikrarı, milletimizin refahı ve toplumsal birliğimizin tahkimidir. Bu doğrultuda atılan adımlar, Türkiye'nin güçlenmesine ve ortak geleceğimizin inşasına hizmet etmektedir" ifadelerine yer verdi.

Adalet Bakanı Gürlek’ten 182 bin kadın yargı mensubu ve avukata özel mesaj! Haber

Adalet Bakanı Gürlek’ten 182 bin kadın yargı mensubu ve avukata özel mesaj!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatında görev yapan kadın hakim, cumhuriyet savcısı, personel ile kadın avukatların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı. Bakan Gürlek, yargı teşkilatına gönderdiği mesajında, "Çalışkanlığınız, azminiz ve sorumluluk bilincinizle adalet hizmetinin en güçlü temsilcilerindensiniz" derken, kadın avukatlara attığı mesajında da, "Kadın avukatlarımızın mesleğini icra ederken ortaya koydukları azim ve adalet duygusu, toplumda hukuka olan güvenin güçlenmesine katkı sağlamaktadır" vurgusunu yaptı. Adalet Bakanlığında görevli 81 bin 928 kadın yargı mensubu ve personele gönderilen mesajda Adalet Bakanı Akın Gürlek, özveriyle görev yapan kadınların adalet teşkilatının güçlenmesine önemli katkı sunduğunu vurguladı. Bakan Gürlek, "Adalet teşkilatımızda görev yapan siz kıymetli kadın mensuplarımız; çalışkanlığınız, azminiz ve sorumluluk bilincinizle adalet hizmetinin en güçlü temsilcilerindensiniz. Sizlerin katkısıyla adalet teşkilatımız her geçen gün daha da güçlenmektedir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, adaletin tesisi için büyük bir özveriyle görev yapan kadın hakimlerimize, savcılarımıza ve tüm kadın personelimize emekleri için teşekkür ediyorum. Adalet teşkilatımızda görev yapan tüm kadın mensuplarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum" ifadesini kullandı. Bakan Gürlek eş zamanlı olarak 100 bin 376 avukata gönderdiği mesajında da şu ifadelere yer verdi: "Adaletin tecellisi için özveriyle görev yapan kadın avukatlarımız; bilgi, emek ve kararlılıklarıyla savunmanın gücünü temsil etmekte, hukuk devletinin güçlenmesine önemli katkılar sunmaktadır. Kadın avukatlarımızın mesleğini icra ederken ortaya koydukları azim ve adalet duygusu, toplumda hukuka olan güvenin güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Savunmanın onurlu temsilcileri olan tüm kadın avukatlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Siz değerli avukatlarımıza çalışmalarınızda başarılar diliyorum."

İletişim Başkanı Duran'dan füze açıklaması: "Kurumlarımız eş güdüm içinde takipte!" Haber

İletişim Başkanı Duran'dan füze açıklaması: "Kurumlarımız eş güdüm içinde takipte!"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen füzenin etkisiz hale getirildiğini ve kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini kaydetti. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen bir füzenin etkisiz hale getirildiğini, bunun sonucunda ise füze parçasının Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bir alana düştüğünü ifade etti. Duran, meydana gelen olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığının altını çizdi. Kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini aktaran Duran, "Ülkemizin ve aziz milletimizin güvenliğini sağlama konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik gerekli her türlü adım tereddütsüz atılacaktır. Karşılaşılabilecek hasmane tutumlara yönelik uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli karşılık verilecektir. Bu süreçte NATO ve müttefiklerimizle istişare ve iş birliği sürdürülecektir. Tüm taraflara, bölgede gerilimi artıracak ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasına yol açabilecek adımlardan uzak durması yönündeki uyarımızı yineliyoruz. Tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Bu süreçte medya kuruluşlarından ve sosyal medya kullanıcılarının daha hassas hareket etmeleri, teyide muhtaç ve kamuoyunu paniğe sevk edebilecek haber ve paylaşımlara itibar etmemeleri gerektiğine vurgu yapan Duran, "Resmi makamlarımız tarafından yapılan açıklamalar dışındaki bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir" diye konuştu. Duran, açıklamasına şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her vesileyle vurguladığı üzere Türkiye bölgede barışın, istikrarın ve diyalogun hâkim olması için yoğun bir diplomatik çaba yürütmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, gerilimin tırmanmaması, sivillerin korunması ve sorunların uluslararası hukuk temelinde barışçıl yollarla çözülmesi için aktif bir rol üstlenmektedir. Bu tür gelişmeler karşısında milletçe sergileyeceğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma en büyük gücümüzdür. Devletimiz tüm kurumlarıyla görev başındadır. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve sorunların barışçıl yollarla çözümü için üzerine düşen sorumluluğu yapıcı bir anlayışla yerine getirmeye devam edecektir."

Hilmi Şanlı: "28 Şubat demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir" Haber

Hilmi Şanlı: "28 Şubat demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat "postmodern darbesi"nin yıl dönümü dolayısıyla sert bir açıklama yayımladı. Şanlı, o dönemde Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların sergilediği dik duruşun, sendikal tarihe "şerefli bir kayıt" olarak geçtiğini vurguladı. "VESAYET DÜZENİNE KARŞI MİLLETİN SAFINDA YER ALDIK" 28 Şubat sürecini, millet iradesine karşı kurulmuş "kirli bir vesayet düzeni" olarak nitelendiren Hilmi Şanlı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Tankların yürütüldüğü, manşetlerle algı oluşturulduğu, seçilmiş iradenin baskı altına alınmak istendiği karanlık bir dönemdir. 'Postmodern' ifadesiyle hafifletilmeye çalışılsa da, bu müdahale özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir." "KORKUYA TESLİM OLMADIK, MEYDANLARDA HAYKIRDIK" O zorlu süreçte Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların geri çekilmediğini belirten Şanlı, bir hafta boyunca iş yerlerinde kokart takarak ve meydanlarda bildiriler dağıtarak "demokrasi nöbeti" tuttuklarını hatırlattı. Şanlı, "O gün susmak vesayeti kabullenmek demekti. Bizler susmadık, milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik" dedi. "UNUTULAN DARBELER YENİDEN CESARET BULABİLİR" Vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve millet iradesinin galip geldiğini belirten Şanlı, hafızaların taze tutulması gerektiği uyarısında bulundu: "Bugün darbe heveslileri tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edilmiştir. Ancak unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu yüzden 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çevre bilinci aynı zamanda bir vatan bilincidir!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çevre bilinci aynı zamanda bir vatan bilincidir!"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir varolma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda kendimizin insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kainattaki dengeyi idrak etme bilincidir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduk. Hatırlayın şu kavram fakire aittir. 'Çöp, çukur, çamur'. Bunu biz hallettik. Haliç'i tekrar Boğaz'ın incisi haline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u ülkemizin en temiz şehirlerinden biri haline getirdik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Cemre Vakfı Tanıtım Programı"na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemre Vakfı'nın 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüştüğünü belirterek, "Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz. Bir defa şunu burada tüm samimiyetimle ifade etmek isterim. Siz genç kardeşlerime bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil; aynı zamanda kurdun kuşun, dağın taşın, havanın suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını görüyorum. Sizlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti; özü hakka ve hakikate giden bir inceliği görüyorum. Sizlere bakınca 'Benim sadık yarim kara topraktır' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde Hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı haline getiren yüksek bir sorumluluk bilinci görüyorum" dedi. "İKLİM VE ÇEVRE KRİZİNİ GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN DEĞİL" Bugün tüm dünyanın çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor. Hava, su ve toprak artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını alıyor. 40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikroplastikler deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri haline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları; insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım. İklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil. Açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz. Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil; kendini kainatla kainatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kodlarımız, gerekse medeniyetimizin özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz" diye konuştu. "ÇEVRE BİLİNCİ BİR VATAN BİLİNCİDİR" Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensupları olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geliyoruz. Kültürümüzde kurdun kuşun, dağın taşın, börtü böceğin, çiçeğin ağacın, suyun havanın, toprağın tabiattaki her varlığın hakkı vardır, bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil, dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz. Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hale geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek. Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir varolma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda kendimizin insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kainattaki dengeyi idrak etme bilincidir" ifadelerini kullandı. "YENİLENEBİLİR ENERJİNİN TOPLAM KURULU GÜÇ İÇERİSİNDEKİ PAYINI YÜZDE 62'YE ÇIKARDIK" Gelecek nesillere daha temiz bir Türkiye bırakmak için çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördüğümüz tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösteriyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduk. Hatırlayın şu kavram fakire aittir. 'Çöp, çukur, çamur'. Bunu biz hallettik. Haliç'i tekrar Boğaz'ın incisi haline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u ülkemizin en temiz şehirlerinden biri haline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik. Sadece 5 ilimizde kullanılan doğalgazı 81 vilayetimize yayarak şehirlerimizin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdük. Rüzgar ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladık. Kalanların inşası hızla devam ediyor. Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz" ifadelerini kullandı. "ÇEVREYİ KORUMANIN PARTİSİ OLMAZ" Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nınkapılarının herkese açık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde bizim kapımız; ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz. Afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız. Çevre konusunda küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin özellikle önündeyiz. Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi, bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü. Çevre projelerimizin çatısını sıfır atık anlayışı oluşturuyor. Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz; aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz; daha önemlisi, bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz, oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP 31’in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya’da 200’e yakın ülkeyi ağırlayacak. İnşallah artık 'söz değil eylem zamanı' diyeceğiz. Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas’ta zeytin ağacı kıyımı yapanların, yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hale getirmelerine fırsat vermeyeceğiz" diye konuştu.

Şadi Özdemir Mudanya Üniversitesi öğrencileriyle buluştu Haber

Şadi Özdemir Mudanya Üniversitesi öğrencileriyle buluştu

Mudanya Üniversitesi Genel Sekreteri Ali Mollasalih’in moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte soruları cevaplayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. 1961 yılında Artvin’in Ardanuç ilçesinde dünyaya geldiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, eğitim ve meslek hayatına ilişkin süreci paylaştı. İlkokulun ilk yıllarını köyünde tamamladıktan sonra Bursa’ya geldiğini, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduğunu ve çalışma hayatına yazılım sektöründe devam ettiğini ifade etti. Toplumsal meselelerde her zaman sorumluluk almaya gayret ettiğini vurgulayan Özdemir, Artvin’in bir köyünden Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden birine belediye başkanı olmasının Cumhuriyetin sunduğu fırsat eşitliğinin bir göstergesi olduğunu dile getirerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve rahmetle andı. ANADOLU’NUN BOŞALMASI GERÇEK BEKA SORUNUDUR Bursa’nın son yıllarda çok hızlı büyüdüğüne dikkat çeken Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kent nüfusunun Bursa’ya geldiğinde 300 bin seviyesindeyken bugün 3,5 milyona ulaştığını belirtti. Nilüfer’in nüfus artış hızının diğer ilçelerin çok üzerinde olduğunu da açıklayan Başkan Şadi Özdemir şöyle konuştu: “Son bir yıldaki nüfus artış hızımız yüzde 2,9 ve Nilüfer 16 binin üzerinde göç aldı. Diğer 16 ilçeden daha fazla artışa sahibiz. Bursa için en önemli konulardan biri de elbette sanayi. Fakat Bursa’nın artık yüksek teknolojiye geçmesi ve bunu yaparken de buradaki orta teknolojinin başka illere kaydırılması gerekiyor. Bunun için insan kaynağı da sermaye kaynağı da burada var. Bir önemli konu da ülkemizle birlikte şehirleri de doğru ve dengeli yönetmek lazım. Yaşamı, istihdamı ve eğitimi belirli bölgelere yığarsanız herkes oraya yönelir. Anadolu’daki insan kaynağı batıya geldikçe Anadolu boşalır. Kimse aslında toprağını terk etmek istemez ama gelecek görmediği için, kendisini kurtaramadıysa bile ailesi ve çocukları için batıya gelir. Hepimizin aileleri de böyle gelmiştir. Oysa Anadolu’yu boşaltmak esas beka sorunudur.” ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR Söyleşinin en dikkat çekici kısımlarından biri de Başkan’ın pankreas kanseriyle olan mücadelesi oldu. Yoğun çalışma temposu içinde yapılan kontroller sonucu hastalığını öğrendiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, erken teşhisin hayatını kurtardığını vurgulayarak gençlere düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri yönünde tavsiyede bulundu. GENÇLER, KADINLAR, DEZAVANTAJLI GRUPLAR VE TARIM ÖNCELİKLİ Konuşmasında Nilüfer Belediyesi’nin temel hassasiyet alanlarını da paylaşan Başkan Şadi Özdemir, gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplar ve tarım alanlarının öncelikli çalışma başlıkları olduğunu söyledi. “Bu dört konuda hassasız. Elimizden gelen her şeyi yaparız. Sizler için çalışmaya, üretmeye ve yeni projeler geliştirmeye devam edeceğiz” diyen Başkan Şadi Özdemir, gençlere yönelik projelerin artarak süreceğini ifade etti. Gençleri yerel yönetime aktif katılmaya da davet ederek “Nilüfer Her Yerde” uygulaması üzerinden sorun ve taleplerin iletilebileceğini, mahalle komitesi seçimleri ve anketlere katılım sağlanabildiğini belirtti. Soru-cevap kısmında öğrenciler başkana çeşitli taleplerini de iletirken, Başkan Şadi Özdemir kurallar ve mevzuat çerçevesinde tüm talepleri dikkate alarak inceleyeceklerini anlattı. Programın sonunda Nilüfer Belediyesi ile Mudanya Üniversitesi arasında öğrencilerin staj yapabilmesine imkan sağlayan iş birliği protokolü imzalandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.