SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sorumluluk

Söz Bursa - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İletişim Başkanı Duran'dan füze açıklaması: "Kurumlarımız eş güdüm içinde takipte!" Haber

İletişim Başkanı Duran'dan füze açıklaması: "Kurumlarımız eş güdüm içinde takipte!"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen füzenin etkisiz hale getirildiğini ve kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini kaydetti. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen bir füzenin etkisiz hale getirildiğini, bunun sonucunda ise füze parçasının Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bir alana düştüğünü ifade etti. Duran, meydana gelen olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığının altını çizdi. Kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini aktaran Duran, "Ülkemizin ve aziz milletimizin güvenliğini sağlama konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik gerekli her türlü adım tereddütsüz atılacaktır. Karşılaşılabilecek hasmane tutumlara yönelik uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli karşılık verilecektir. Bu süreçte NATO ve müttefiklerimizle istişare ve iş birliği sürdürülecektir. Tüm taraflara, bölgede gerilimi artıracak ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasına yol açabilecek adımlardan uzak durması yönündeki uyarımızı yineliyoruz. Tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Bu süreçte medya kuruluşlarından ve sosyal medya kullanıcılarının daha hassas hareket etmeleri, teyide muhtaç ve kamuoyunu paniğe sevk edebilecek haber ve paylaşımlara itibar etmemeleri gerektiğine vurgu yapan Duran, "Resmi makamlarımız tarafından yapılan açıklamalar dışındaki bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir" diye konuştu. Duran, açıklamasına şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her vesileyle vurguladığı üzere Türkiye bölgede barışın, istikrarın ve diyalogun hâkim olması için yoğun bir diplomatik çaba yürütmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, gerilimin tırmanmaması, sivillerin korunması ve sorunların uluslararası hukuk temelinde barışçıl yollarla çözülmesi için aktif bir rol üstlenmektedir. Bu tür gelişmeler karşısında milletçe sergileyeceğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma en büyük gücümüzdür. Devletimiz tüm kurumlarıyla görev başındadır. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve sorunların barışçıl yollarla çözümü için üzerine düşen sorumluluğu yapıcı bir anlayışla yerine getirmeye devam edecektir."

Hilmi Şanlı: "28 Şubat demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir" Haber

Hilmi Şanlı: "28 Şubat demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat "postmodern darbesi"nin yıl dönümü dolayısıyla sert bir açıklama yayımladı. Şanlı, o dönemde Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların sergilediği dik duruşun, sendikal tarihe "şerefli bir kayıt" olarak geçtiğini vurguladı. "VESAYET DÜZENİNE KARŞI MİLLETİN SAFINDA YER ALDIK" 28 Şubat sürecini, millet iradesine karşı kurulmuş "kirli bir vesayet düzeni" olarak nitelendiren Hilmi Şanlı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Tankların yürütüldüğü, manşetlerle algı oluşturulduğu, seçilmiş iradenin baskı altına alınmak istendiği karanlık bir dönemdir. 'Postmodern' ifadesiyle hafifletilmeye çalışılsa da, bu müdahale özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir." "KORKUYA TESLİM OLMADIK, MEYDANLARDA HAYKIRDIK" O zorlu süreçte Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların geri çekilmediğini belirten Şanlı, bir hafta boyunca iş yerlerinde kokart takarak ve meydanlarda bildiriler dağıtarak "demokrasi nöbeti" tuttuklarını hatırlattı. Şanlı, "O gün susmak vesayeti kabullenmek demekti. Bizler susmadık, milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik" dedi. "UNUTULAN DARBELER YENİDEN CESARET BULABİLİR" Vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve millet iradesinin galip geldiğini belirten Şanlı, hafızaların taze tutulması gerektiği uyarısında bulundu: "Bugün darbe heveslileri tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edilmiştir. Ancak unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu yüzden 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çevre bilinci aynı zamanda bir vatan bilincidir!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çevre bilinci aynı zamanda bir vatan bilincidir!"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir varolma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda kendimizin insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kainattaki dengeyi idrak etme bilincidir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduk. Hatırlayın şu kavram fakire aittir. 'Çöp, çukur, çamur'. Bunu biz hallettik. Haliç'i tekrar Boğaz'ın incisi haline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u ülkemizin en temiz şehirlerinden biri haline getirdik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Cemre Vakfı Tanıtım Programı"na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemre Vakfı'nın 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüştüğünü belirterek, "Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz. Bir defa şunu burada tüm samimiyetimle ifade etmek isterim. Siz genç kardeşlerime bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil; aynı zamanda kurdun kuşun, dağın taşın, havanın suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını görüyorum. Sizlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti; özü hakka ve hakikate giden bir inceliği görüyorum. Sizlere bakınca 'Benim sadık yarim kara topraktır' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde Hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı haline getiren yüksek bir sorumluluk bilinci görüyorum" dedi. "İKLİM VE ÇEVRE KRİZİNİ GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN DEĞİL" Bugün tüm dünyanın çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor. Hava, su ve toprak artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını alıyor. 40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikroplastikler deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri haline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları; insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım. İklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil. Açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz. Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil; kendini kainatla kainatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kodlarımız, gerekse medeniyetimizin özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz" diye konuştu. "ÇEVRE BİLİNCİ BİR VATAN BİLİNCİDİR" Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensupları olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geliyoruz. Kültürümüzde kurdun kuşun, dağın taşın, börtü böceğin, çiçeğin ağacın, suyun havanın, toprağın tabiattaki her varlığın hakkı vardır, bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil, dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz. Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hale geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek. Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir varolma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda kendimizin insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kainattaki dengeyi idrak etme bilincidir" ifadelerini kullandı. "YENİLENEBİLİR ENERJİNİN TOPLAM KURULU GÜÇ İÇERİSİNDEKİ PAYINI YÜZDE 62'YE ÇIKARDIK" Gelecek nesillere daha temiz bir Türkiye bırakmak için çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördüğümüz tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösteriyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduk. Hatırlayın şu kavram fakire aittir. 'Çöp, çukur, çamur'. Bunu biz hallettik. Haliç'i tekrar Boğaz'ın incisi haline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u ülkemizin en temiz şehirlerinden biri haline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik. Sadece 5 ilimizde kullanılan doğalgazı 81 vilayetimize yayarak şehirlerimizin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdük. Rüzgar ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladık. Kalanların inşası hızla devam ediyor. Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz" ifadelerini kullandı. "ÇEVREYİ KORUMANIN PARTİSİ OLMAZ" Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nınkapılarının herkese açık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde bizim kapımız; ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz. Afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız. Çevre konusunda küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin özellikle önündeyiz. Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi, bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü. Çevre projelerimizin çatısını sıfır atık anlayışı oluşturuyor. Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz; aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz; daha önemlisi, bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz, oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP 31’in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya’da 200’e yakın ülkeyi ağırlayacak. İnşallah artık 'söz değil eylem zamanı' diyeceğiz. Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas’ta zeytin ağacı kıyımı yapanların, yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hale getirmelerine fırsat vermeyeceğiz" diye konuştu.

Şadi Özdemir Mudanya Üniversitesi öğrencileriyle buluştu Haber

Şadi Özdemir Mudanya Üniversitesi öğrencileriyle buluştu

Mudanya Üniversitesi Genel Sekreteri Ali Mollasalih’in moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte soruları cevaplayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. 1961 yılında Artvin’in Ardanuç ilçesinde dünyaya geldiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, eğitim ve meslek hayatına ilişkin süreci paylaştı. İlkokulun ilk yıllarını köyünde tamamladıktan sonra Bursa’ya geldiğini, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduğunu ve çalışma hayatına yazılım sektöründe devam ettiğini ifade etti. Toplumsal meselelerde her zaman sorumluluk almaya gayret ettiğini vurgulayan Özdemir, Artvin’in bir köyünden Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden birine belediye başkanı olmasının Cumhuriyetin sunduğu fırsat eşitliğinin bir göstergesi olduğunu dile getirerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve rahmetle andı. ANADOLU’NUN BOŞALMASI GERÇEK BEKA SORUNUDUR Bursa’nın son yıllarda çok hızlı büyüdüğüne dikkat çeken Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kent nüfusunun Bursa’ya geldiğinde 300 bin seviyesindeyken bugün 3,5 milyona ulaştığını belirtti. Nilüfer’in nüfus artış hızının diğer ilçelerin çok üzerinde olduğunu da açıklayan Başkan Şadi Özdemir şöyle konuştu: “Son bir yıldaki nüfus artış hızımız yüzde 2,9 ve Nilüfer 16 binin üzerinde göç aldı. Diğer 16 ilçeden daha fazla artışa sahibiz. Bursa için en önemli konulardan biri de elbette sanayi. Fakat Bursa’nın artık yüksek teknolojiye geçmesi ve bunu yaparken de buradaki orta teknolojinin başka illere kaydırılması gerekiyor. Bunun için insan kaynağı da sermaye kaynağı da burada var. Bir önemli konu da ülkemizle birlikte şehirleri de doğru ve dengeli yönetmek lazım. Yaşamı, istihdamı ve eğitimi belirli bölgelere yığarsanız herkes oraya yönelir. Anadolu’daki insan kaynağı batıya geldikçe Anadolu boşalır. Kimse aslında toprağını terk etmek istemez ama gelecek görmediği için, kendisini kurtaramadıysa bile ailesi ve çocukları için batıya gelir. Hepimizin aileleri de böyle gelmiştir. Oysa Anadolu’yu boşaltmak esas beka sorunudur.” ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR Söyleşinin en dikkat çekici kısımlarından biri de Başkan’ın pankreas kanseriyle olan mücadelesi oldu. Yoğun çalışma temposu içinde yapılan kontroller sonucu hastalığını öğrendiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, erken teşhisin hayatını kurtardığını vurgulayarak gençlere düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri yönünde tavsiyede bulundu. GENÇLER, KADINLAR, DEZAVANTAJLI GRUPLAR VE TARIM ÖNCELİKLİ Konuşmasında Nilüfer Belediyesi’nin temel hassasiyet alanlarını da paylaşan Başkan Şadi Özdemir, gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplar ve tarım alanlarının öncelikli çalışma başlıkları olduğunu söyledi. “Bu dört konuda hassasız. Elimizden gelen her şeyi yaparız. Sizler için çalışmaya, üretmeye ve yeni projeler geliştirmeye devam edeceğiz” diyen Başkan Şadi Özdemir, gençlere yönelik projelerin artarak süreceğini ifade etti. Gençleri yerel yönetime aktif katılmaya da davet ederek “Nilüfer Her Yerde” uygulaması üzerinden sorun ve taleplerin iletilebileceğini, mahalle komitesi seçimleri ve anketlere katılım sağlanabildiğini belirtti. Soru-cevap kısmında öğrenciler başkana çeşitli taleplerini de iletirken, Başkan Şadi Özdemir kurallar ve mevzuat çerçevesinde tüm talepleri dikkate alarak inceleyeceklerini anlattı. Programın sonunda Nilüfer Belediyesi ile Mudanya Üniversitesi arasında öğrencilerin staj yapabilmesine imkan sağlayan iş birliği protokolü imzalandı.

Mehmet Yasak: "Lokantacı esnafı sahipsiz bırakıldı, değişime geliyoruz" Haber

Mehmet Yasak: "Lokantacı esnafı sahipsiz bırakıldı, değişime geliyoruz"

BESOB’a bağlı esnaf odalarının seçimleri devam ederken sonucu en çok merak edilen odalardan birisi de Bursa Lokantacılar Odası’nın seçimi. Kırk yılı aşkın süredir başkanlık koltuğunda oturan Arif Tak’ın rakibi olan Mehmet Yasak: “Gücümüzü değişim isteğinden alıyoruz. Oda üyelerimiz değişime giderek odanın üzerindeki ataletin kalkmasını istiyor” dedi. Bursa Lokantacılar Odası’nın üye sayısı açısından Bursa’nın en büyük odalarından birisi olduğuna vurgu yapan başkan adayı Mehmet Yasak şunları aktardı: “Odamız gerek üye sayısı gerekse yaygınlığı açısından Bursa’nın en büyük esnaf odalarından birisi. Altı bini aşkın üyemizin haklarının savunulması ve yeniliklerle buluşturulması konusunda son yıllarda büyük eksiklik çekiyoruz. Geriye dönüp bakıldığında pandemi süreci en çok bizleri etkiledi. Pandemi sürecinde çok sayıda esnafımız kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. Pandemi bizlerin üzerinden adeta buldozer gibi geçti. Ancak odamız üyelerine destek olacak adımları atmadı. Odanın varlığını hissedememek bu yola çıkmamızda bizlerin ana motivasyonu oldu. Seçimlere iki yıl varken arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler sonucunda adaylık yoluna çıktık. Adaylığımız koltuk elde etme hırsından değil, sahipsizlik içerisinde kendi kendimize sahip çıkma ihtiyacından ortaya çıktı.” ‘GIDA GÜVENLİĞİ BURSALILARA KARŞI BİZİM SORUMLULUĞUMUZDA’ Lokantacılar odası gibi bir kurumun üyelerine olduğu kadar vatandaşlara karşı da büyük bir sorumluluk içerisinde olduğuna işaret eden başkan adayı Yasak: “Binlerce üyemiz her gün işletmelerini açtığında evlerine ekmek götürme sorumluluğunun yanı sıra, yediden yetmişe tüm halkımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasından da sorumlular. Oda olarak bu sorumluluklarında yeterince yerine getirilememesinden dolayı da rahatsızlık içerisindeyiz. Gıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda güvenliği denetimleri tüm yoğunluğu iler devam ediyor ancak merdiven altı denilen işletmelerin sayısı çok fazla. Oda olarak halk sağlığını hiçe sayan bu işletmelerle de halkımız adına mücadele etmemiz gerekli. Oda olarak bu hem sorumluluğumuz hem de Bursalılara karşı borcumuz” şeklinde konuştu. ‘ODAYA DEĞİŞİM VE HAREKET GELECEK’ Aday olmalarının üçüncü sebebi olarak üyelerinin kamuoyunda doğru şekilde ifade edilememesi olduğunu da açıklayan Yasak şu sözleri kullandı: “Artan gıda fiyatları sadece ülkemizde değil tüm dünya da bir vakıa. Ancak işletmelerimizin artan girdi maliyetleri konusunda verdiği mücadeleyi ne yazık ki halkımıza doğru ve etkin anlatamadık. Odamız büyük bir sessizlik içerisinde. Yapılan yayınlar dolayısıyla esnaflarımızın kamuoyu önündeki algısı negatif. Elbette fahiş fiyat uygulayan işletmeler mevcuttur. Ancak bu durum geneli ifade etmeyen istisnai bir durumdur. İletişim ve teknoloji çağında bursa Lokantacılar Odası’nın sıfır iletişimle yola devam etmesi, teknolojiyi takip etmemesi kabul edilemez. Ortaya koyduğumuz projeler içerisinde derhal faaliyete geçebilecek olan Tek-Tık ile işletmelerden fahiş komisyonlar alan yemek uygulamalarının keyfi tarifelerinden esnafımızı ve tabi ki Bursalıları kurtaracağız. Her şeyi üst üste koyduğumuzda Bursa Lokantacılar Odası’nda değişimin kaçınılmaz olduğu aşikar. Çalışmalarımızda da üyelerimizin değişime ve bizlere teveccühü beni ve ekibimi çok mutlu ediyor. 17 Şubat tarihinde Bursa Lokantacılar Odası’nda büyük bir değişim ve ardından çok büyük bir hareketlilik tüm Bursa’yı bekliyor.”

Din Görevlilerinden YÖK ve MEB’e çağrı: "İLİTAM yeniden başlatılmalı!" Haber

Din Görevlilerinden YÖK ve MEB’e çağrı: "İLİTAM yeniden başlatılmalı!"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Kadir Şahin, din görevlilerinin mesleki gelişimlerini desteklemek ve din hizmetlerini daha sağlam bir ilmi zemine oturtmak amacıyla İlahiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) programlarının yeniden hayata geçirilmesini talep etti. "AKADEMİK DONANIM HİZMETİN GÜCÜDÜR" Din hizmetinin kalitesinin, görevlilerin ilmi birikimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Genel Başkan Şahin, "Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki imam-hatipler, müezzinler ve Kur’an kursu öğreticileri, milletimizin manevi hayatına yön veren ağır bir sorumluluk taşımaktadır. Bu sorumluluğun akademik ilerleyişle desteklenmesi bir tercih değil, ihtiyaçtır" dedi. İLİTAM FIRSATI YENİDEN DOĞMALI Geçmiş yıllarda uygulanan İLİTAM programlarının hizmet kalitesine değerli katkılar sunduğunu hatırlatan Şahin, bugün sahada görev yapan pek çok ön lisans mezunu personelin lisans eğitimini tamamlamak için güçlü bir iradeye sahip olduğunu belirtti. Şahin, bu programların günümüz şartlarına uygun şekilde, Diyanet personeline yönelik kontenjanlarla yeniden planlanması gerektiğini vurguladı. YÖK ve MEB’e Açık DAVET Şahin, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Daha donanımlı bir din görevlisi, topluma rehberlik eden güven veren bir hizmet anlayışının teminatıdır. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Millî Eğitim Bakanlığı’nı, sahadaki beklentilere karşılık verecek adımları atmaya davet ediyoruz."

Bursa’da 6 Şubat anması: "Yıkılan sadece şehirler değil, vicdanımız ve umutlarımızdır" Haber

Bursa’da 6 Şubat anması: "Yıkılan sadece şehirler değil, vicdanımız ve umutlarımızdır"

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan on binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremlerin 3’üncü yıl dönümünde anma programı düzenledi. Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen programda, depremin meydana geldiği saat olan 04.17’de sirenler çalınarak, saygı duruşunda bulunuldu, Depremde yaşamını yitiren on binlerce yurttaş, rahmet ve saygıyla anıldı. Anma programına CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı. MÜCADELEMİZ SÜRECEK Ülkemizin tarihine kara bir gün olarak kazınan 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir araya geldiklerini belirten Yeşiltaş konuşmasında, "3 yıl geçti ama acı geçmedi. Çünkü biz, binaları değil, hayatlarımızı kaybettik o gece. Sadece şehirler yıkılmadı, aileler yıkıldı. Bir ülkenin vicdanı, güven duygusu, geleceğe dair umutları da enkaz altında kaldı. 6 Şubat’ta kaybettiğimiz her can, bu ülkenin bir parçasıydı. Bir anneydi, babaydı, öğretmendi, gençti ve en çok da çocuklarımızdı. Bugün burada özellikle söylemek zorundayız: Deprem ne yazık ki sadece can almadı. Deprem sonrası yaşanan büyük karmaşada, ihmaller zincirinde çocuklarımız kayboldu. Depremin ardından, binlerce çocuk ailesiz kaldı. Bazılarının adı kayıtlara bile geçmedi. Bazılarının nerede olduğu hala bilinmiyor. Bu ülkenin vicdanına soruyoruz: Bir çocuğun kaybolması, bir devletin kaybolması değil midir? Bir çocuğun izinin silinmesi, insanlığın izinin silinmesi değil midir? Biz unutmayacağız. Unutturmayacağız. Kaybolan her çocuğun hesabı sorulana kadar mücadelemiz sürecek. " ifadelerini kullandı. ADALET, LİYAKAT, BİLİMLE YÖNETECEĞİZ 6 Şubat’ın bir kader değil, yaşanan acının da ihmallerin, plansızlığın, denetimsizliğin sonucu olduğuna dikkat çeken Yeşiltaş, "Deprem değil, insan öldürdü. Ve biz biliyoruz: Bir ülkede insanlar enkaz altında kalıyorsa, sorumlular sadece doğa değil, denetimsizlik ve yönetim anlayışıdır. Bugün burada sadece yas tutmuyoruz. Bugün burada bir söz veriyoruz: Bir daha hiçbir anne evladını enkaz altında aramasın diye, hiçbir çocuk kayıplara karışmasın diye, hiçbir yurttaş "Sesimi duyan var mı?" diye haykırmasın diye bu ülkeyi adaletle, liyakatle, bilimle yöneteceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu acının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı rahmetle anıyorum. Yakınlarını kaybeden ailelerimizin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Kaybolan çocuklarımız için, enkaz altından kalan umutlarımız için ve bir daha böyle acılar yaşanmaması için mücadelemiz ve çabamız sürecek. Unutmadık, unutturmayacağız. Enkazın altında can veren kızının elinin saatlerce bırakmayan babanın fotoğrafını da unutmayacağız, depremzedelere verilen konutlar için boş senet imzalatanları da unutmayacağız. Ruhları şad, mekanları cennet olsun." şeklinde konuştu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu belirterek, “Kahramanmaraş ve çevre illerde yaşanan bu büyük felaket, ortak hafızamızda silinmeyecek bir iz bıraktı. 6 Şubat depremlerinde gördük ki 1999 Marmara Depremi’nden gerekli dersler çıkarılamamış. Unutmadık, unutmuyoruz; unutmadan sorumluluk almaya devam edeceğiz." dedi. Konuşmaların ardından depremde hayatını kaybedenlerin anısına alana karanfil bırakıldı.

İMSİAD Başkanı Şeref Demir'den 6 Şubat mesajı: "Afet değil, ihmal öldürür" Haber

İMSİAD Başkanı Şeref Demir'den 6 Şubat mesajı: "Afet değil, ihmal öldürür"

6 Şubat 2023… Bu tarih, sadece bir felaketin değil; ihmallerin, eksiklerin ve ertelenmiş sorumlulukların da acı bir hatırlatıcısıdır. Kaybettiğimiz on binlerce canımıza Allah’tan rahmet, geride kalan vatandaşlarımıza sabır diliyorum. Ancak bugün yalnızca yas tutma günü değil; ders çıkarma ve gereğini yapma günüdür. Deprem bize bir kez daha göstermiştir ki; afet değil, ihmal öldürür. Güvensiz yapılar, plansız kentleşme ve denetimsizlik can almaktadır. Buradan açıkça ifade ediyoruz : Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bu da ancak devlet, yerel yönetimler, sektör temsilcileri ve vatandaşın birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Bugün devletimizin deprem bölgesinde yürüttüğü çalışmalar kapsamında 450 bin deprem konutunun inşa edilmesi, yaraların sarılması adına önemli ve kıymetli bir adımdır. Bu büyük çabanın devamının kararlılıkla sürdürülmesi, aynı zamanda hızla birlikte kalite ve güvenliğin de en üst düzeyde korunması hayati önemdedir. İMSİAD olarak bizler; • Bilim ve mühendislik esaslı yapılaşmayı, • Kentsel dönüşümün ertelenmeden ve kararlılıkla hayata geçirilmesini, • Denetimin güçlendirilmesini, • Kaliteden ve güvenlikten asla taviz verilmemesini ısrarla savunuyoruz. Bugün atılmayan her adım, yarın telafisi olmayan acılara dönüşmektedir. Depremi konuşmak için yeni bir felaket beklemeye ne vicdanımız ne zamanımız vardır. Bu topraklarda bir daha aynı acıları yaşamamak için; sorumluluk almak, cesaret göstermek ve doğru adımları bugünden atmak zorundayız. Kaybettiklerimizi rahmetle anıyor, geleceğimizi güvenli şehirler üzerine inşa etme kararlılığımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. İMSİFED & İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir

Minik Filozoflar Misi’de buluştu: Nilüfer’de "Ödevsiz bir dünya" tartışıldı Haber

Minik Filozoflar Misi’de buluştu: Nilüfer’de "Ödevsiz bir dünya" tartışıldı

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Çocuklar İçin Felsefe" atölyesinde bir araya gelen öğrenciler, eğitmen Seda Aksu eşliğinde hak, adalet ve sorumluluk kavramlarını kendi pencerelerinden konuştu. Nilüfer Belediyesi, yarıyıl tatilinde çocukları birbirinden farklı etkinliklerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Misi’de bulunan Çocuk Kütüphanesi’nde "Çocuklar İçin Felsefe" etkinliği düzenlendi. Seda Aksu’nun yürütücülüğünü üstlendiği "Meraklı Fikirler Buluşuyor. Sorumluluk Üzerine" başlıklı atölyede çocuklar, sadece dinleyici olarak değil, aktif birer katılımcı olarak yer aldı. Etkinlikte, Seda Aksu, felsefenin temelini oluşturan soru sorma sanatını günlük hayattan örneklerle anlattı. Felsefi düşünceyi Türkçe derslerindeki "5N1K" sorusuna benzeten Aksu, "Bir ihtiyaçtan yola çıkarak soru üretiyoruz. Soru doğdukça merak ediyor, merak ettikçe öğrenmeye başlıyoruz. Farklı düşünceler hep bu merak sayesinde ortaya çıkıyor" dedi. ÖDEVSİZ BİR GEZEGEN MÜMKÜN MÜ? Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri, çocuklara yöneltilen "Ödevsiz bir gezegen hayal edin, orası nasıl bir yer olurdu" sorusu oldu. Sorumluluğun sadece okul ödevi veya odayı toplamak olmadığını tartışan çocuklar, sorumluluk bilincinin olmadığı bir dünyada kaos yaşanacağı fikrinde birleşti. Aksu, sinemada filmi yarıda bırakıp giden bir makinist veya oteldeki odasını başkasına veren bir işletmeci örnekleri üzerinden çocuklara empati kurdurdu. Çocuklar, "Herkesin istediğini yaptığı, sorumlulukların olmadığı bir dünyada hakların korunamayacağı ve karmaşanın hakim olacağı" sonucuna vardı. ZORBALIK VE ADALET MAHKEMESİ Etkinlikte günümüzün önemli sorunlarından olan "akran ve akran zorbalığı" konuları da ele alındı. Fiziksel özelliklerle dalga geçilmesinden, dijital dünyada yapılan siber zorbalığa kadar pek çok konuyu tartışan çocuklar, yasaların ve kuralların huzur için gerekliliğini konuştu. Çocuklar, "Büyük balığın küçük balığı yediği" bir dünya yerine, yasaların güvence olduğu adil bir düzenin önemini vurguladı. Atölyede "dahili motivasyon" ve "vicdan" kavramları üzerinde de duruldu. Eğitmen Seda Aksu, vicdanı bir "Gece mahkemesi"ne benzeterek şunları söyledi: "Gece mahkemesi dediğimiz şey aslında vicdanımızdır. Eğer gün içerisindeki sorumluluklarımızı yerine getirmediysek, birinin hakkını yediysek o akşam uykuya geçmekte zorlanırız. Haklarımız ve ödevlerimiz aslında bizim özgürlüğümüzün bekçileridir." Çocukların hem tartıştığı hem de düşüncelerini yazı ve resimle kağıda döktüğü etkinlik, keyifli anlarla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.