SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sorumluluk

Söz Bursa - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Çerkes Kültür Derneği Haluj Gecesi düzenledi Haber

Bursa Çerkes Kültür Derneği Haluj Gecesi düzenledi

Dernek Başkanı Levent Turgut, Çağrı Düğün Salonu'ndaki gecede, 1965 yılında kurulan derneklerinin sadece bir tarihten ibaret olmadığını söyledi. Turgut, derneğin sorumluluk alan insanların, zor zamanlarda geri durmayanların, taşın altına elini koyanların ve üyelerinin emeğiyle ayakta durduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bu akşam aramızda, bu çatıya farklı dönemlerde hizmet etmiş çok kıymetli başkanlarımız bulunuyor. Her biri, kendi döneminde, kendi imkanları ve fedakarlıklarıyla bu derneğe katkı sundular. Kimi zaman zorluklar yaşandı, kimi zaman imkansız denilen dönemlerden geçildi. Ama şunu çok net söyleyebilirim ki; bu dernek hiçbir zaman sahipsiz kalmadı. Eğer bugün güçlü bir yapıya sahipsek, bunu geçmişte görev alan, sorumluluk üstlenen insanlara borçluyuz. Onların emeği, bu derneğin hafızasıdır. Bu vesileyle; aramızda olan, ya da mazereti sebebiyle aramızda bulunamayan tüm eski başkan ve yöneticilerimize gönülden teşekkür ediyorum.' Geceye geçmiş dönem bazı başkanların da katıldığını belirten Turgut, "Birçok dernekte böyle bir kareyi görmeniz pek mümkün değildir. Biz birlikteliğe önem veriyoruz ve bu birlikteliğin derneğimizi daha da güçlendireceğini biliyoruz. O yüzden bu akşam başkanlarımızı bir protokol gereği değil; saygıyla ve gururla ağırlıyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki bu derneğe emek verdiniz" dedi. Konuşmasının sonunda Turgut, eski dönem başkanları sahneye davet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Doç. Dr. Dursun Boz: "Tıklayarak vicdanını rahatlattığını zannediyorsun!" Haber

Doç. Dr. Dursun Boz: "Tıklayarak vicdanını rahatlattığını zannediyorsun!"

Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla Türkiye'de 2025 yılının kelimesinin "dijital vicdan" olarak seçildiğini duyurdu. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, "Sosyal medyada paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler, insani görevlerini yerine getirdiklerini hissediyor. Oysa vicdan, kişinin kendi davranışları hakkında ahlaki bir yargıda bulunmasını sağlayan güçtür" dedi. Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla yaptığı oylama sonucunda 2025 yılının kelimesini "dijital vicdan" olarak belirledi. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, kavramın çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı yeni ve çoğu zaman yanıltıcı işlevi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. TIKLAYARAK VİCDANINI RAHATLATTIĞINI ZANNEDİYORSUN İnsanların gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda sosyal medya platformlarındaki paylaşım ve beğeniler ile vicdanlarını rahatlatma eğilimine girdiklerini vurgulayan Doç. Dr. Dursun Boz, "Bu durum vicdanı tıklanabilir bir duruma getirmektedir. Paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler "tıklama" aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Halbuki vicdan; kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlâk değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç olarak tanımlanmaktadır" dedi. "Gazze ve Doğu Türkistan'daki dramları ile ilgili paylaşımları beğenmek sorumluluktan uzak tutmaktadır" Boz, "dijital vicdan" kavramının çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi anlatan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini aldığını ifade ederek, "Mesela Gazze ve Doğu Türkistan gibi kamuoyunun önünde gerçekleşen insanlık dramlarında, ilgili konunun sosyal medya içeriğini beğenmek ve hatta bu durumlar için 'içerik üretmek', o olayın gerçekliğini bozarak bireyde sanal bir vicdani rahatlamaya yol açmaktadır. Sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak tutmaktadır. Dijital vicdan, insanları somut gerçekler karşısında somut çözümler üretmekten alıkoyarak sorun alanının genişlemesine ve derinleşmesine neden olmaktadır" dedi. "VİCDAN, BİR EYLEME DÖNÜŞMEKTEN ÇIKARAK SEMBOLİK BİR İFADE HALİNİ ALMAKTADIR" Geleneksel olarak vicdanın, insanların ahlaki bilinçlerini ve doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırt etme kabiliyetini temsil ettiğini aktaran Dursun Boz, "Dijital vicdan sayesinde, bireylerin ve kuruluşların dijital platformlar ve çevrimiçi alanlardaki faaliyetlerinde etik sorumluluğu göz önünde bulundurması gerekiyor" diye konuştu. Dijital vicdan kavramı, ile dijitalleşme döneminde etik sorumlulukların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Boz, "Dijital vicdan ile insanları "şimdi ne yapmam gerekir" sorusuyla baş başa bırakan bir konuya değiniliyor. Bir şey icra etmek yerine bir gösterim yapmanın yeterli olduğu, fakat yine de iç huzurumuzu sağladığımız bir durumdur. Dijital vicdan açısından bakıldığında vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır. Hareket geri planda kalıyor, sorumluluk yok oluyor; geride yalnızca bir tıklamayla hem vicdanı rahatlatan hem de diğerlerini yargılamaya yarayan bir dijital etik kalmaktadır" diye konuştu. Doç. Dr. Dursun Boz, sosyal medyada dijital vicdanı nasıl kullanmak gerektiğine ilişkin de şu önerilerde bulundu: "Paylaşım yapmadan önce kaynağını doğrulamalıyız. Gereksiz uygulama izinleri iptal edilmeli. Yapay zekâ içerikleri şeffaf bir şekilde paylaşılmalı. Ekranın arkasında gerçek insanların olduğunu unutmamalıyız. Linç kültürü ve psikolojik baskıya karşı empati ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz."

Mudanya’da Bursaspor rüzgarı: Başkan Enes Çelik ve Futbolcular öğrencilerin sorularını yanıtladı Haber

Mudanya’da Bursaspor rüzgarı: Başkan Enes Çelik ve Futbolcular öğrencilerin sorularını yanıtladı

Bursaspor Başkanı Enes Çelik, Teknik Direktör Tahsin Tam, futbolcular Musa Çağıran, Hakkı Türker, Talha Yünkuş ve Eyüp Akçan Mudanya ilçesinde öğrencilerle buluştu. Bursaspor yöneticileri ve futbolcuları, Mudanya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’nın Hayat Boyu Öğrenme Akademisi (HOBA) Projesi kapsamında düzenlenen "Yeşil Koltuk" etkinliğinde öğrencilerle buluştu. Mudanya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen etkinlikte sporun toplumsal etkisi, takım çalışması ve centilmenlik gibi kavramlar ele alındı. Katılımcılar, sporun yalnızca fiziksel gelişime değil, bireysel ve sosyal gelişime de katkı sunduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında öğrenciler, sporcularla sohbet etme ve kariyerlerine ilişkin sorular yöneltme imkanı buldu. Programda ayrıca sporun disiplin, sorumluluk ve düzenli çalışma alışkanlığı kazandıran yönlerine vurgu yapıldı. Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Çağlar Yeni ile İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mehmet Ali Dursun’un da katıldığı etkinlikte, Mudanya İlçe Milli Eğitim Müdürü Suat Topal, öğrencilerin farklı alanlardan rol model isimlerle bir araya gelmesinin eğitsel açıdan önemli olduğunu belirterek, katkı sunanlara teşekkür etti. "Yeşil Koltuk" paneline Bursaspor Başkanı Enes Çelik, Teknik Direktör Tahsin Tam ile futbolcular Musa Çağıran, Hakkı Türker, Talha Yünkuş ve Eyüp Akçan katıldı. Etkinlik, öğrencilerin sorularının cevaplamasının ardından sona erdi. Programın ardından öğrenciler, Bursaspor Başkanı ve futbolcularla hatıra fotoğrafı çektirdi; formalarına, okul çantalarına, bere ve atkılarına imza attırdı.

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi başladı Haber

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi başladı

TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi 5. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Tek liste ile yapılan seçim sonucunda İçmimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanlığına Nehir Özbey seçildi. İçmimarlar Odası Bursa Şubesi merkezinde gerçekleştirilen seçimler sonucunda İçmimarlar Odası Bursa Şube Başkanı seçilen Nehir Özbey, yeni dönem için hedeflerini değerlendirdi. Nehir Özbey, “Biz diğer odalara bakıldığında görece yeni bir odayız. 150 üye ile başlayan yolculuğumuzda şu anda 475 aktif üyemiz var. Yeni dönemde de üye sayımızı arttırarak, üye ilişkilerimizi güçlendirerek daha da büyüme hedefimizle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Güçlü üye ilişkileri, mesleğimizin ve meslek odamızın hak ettiği değer ve itibarı arttırarak, görünür, üretken, sivil inisiyatiflerle, yerel yönetimlerle ve üniversitelerle işbirliği içerisinde olarak, mesleğimize ve Bursamıza katkı sağlayan bir dönem geçirmeyi hedefliyoruz. Bu bağlamda üyelerimizin desteği bizim için çok önemli” dedi. “Şehirleşmenin her alanında söz sahibi olmak istiyoruz” İçmimarlığı yapı sektörünün paydaşı durumunda bir disiplin olarak tanımlayan Nehir Özbey, “Dolayısıyla yapının güvenliği, yangın, deprem gibi konularda bizim alanımıza dahil. Biz, içmimarların bu konularda da söz sahibi olmasını, şehirlerimizde oluşan niteliksiz yapı stoğu hakkında ya da yapılan kontrolsüz tadilatlar ya da deprem yönetmeniyle uygun olmayan yapılarla alakalı, yangın yönetmeliğinde de söz sahibi olmak, yani bulunabileceğimiz her alanda söz söylemek istiyoruz. Bu da ana hedeflerimizden birisi” ifadelerini kullandı. Odalarının yerel yönetimlerle ilişkilerinin her dönemde çok iyi olduğunu belirten Nehir Özbey, “Yerel yönetimlerimiz de zaten akademik odalara karşı açık bir yaklaşım içerisindeler. Bu anlamda paydaşlığa hazır olduklarını daha önce de kendilerinden dinledik. Yeni dönemde hem büyükşehir belediyemiz hem de ilçe belediyelerimizle çeşitli protokollerle ilgili hazırlıklarımız var. Daha önce de örnek uygulamalarımız olmuştu. Bunları geliştirip yeni dönemde daha aktif hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi. “İçmimarlık lüks değil ihtiyaçtır” İçmimarlık mesleği üzerindeki lüks ve estetik algısını değiştirmeye çalıştıklarını anlatan Nehir Özbey, “Ancak günümüz şartlarında artık bu algı biraz daha kırılmaya başlandı. İçmimarlık, aslında yapı sektöründeki birçok disiplinin birlikte çalışması gereken, paydaşlığın ortasında bulunan bir meslek grubudur. Yani bir yapı oluşurken iç mimarların da sürecin en başından dahil olması, yapıların güvenliği, kullanıcının konforu ve yapı üretimlerinde emek zayiatının önüne geçilerek sürdürülebilir tasarımlar için bir gerekliliktir. Bu iç mimarlığın bir lüksten çok aslında bir ihtiyaç olduğunu ve insanların da bu yaklaşımla ilerlemesi gerektiğini söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “Bizde genel kurullar bayrak değişimidir” İçmimarlar Odası’nın her zaman barışçıl bir yapıyla yönetildiğini ifade eden Nehir Özbey açıklamalarının devamında şunları söyledi: “TMMOB içmimarlar odası 11 şubeden oluşuyor. Bursa da bu şubelerden bir tanesi. Bayrak devri şeklinde ilerleyen bir genel kurul sistemimiz var. Bu dönemde aslında listemizde önemli ölçüde bir değişiklik oldu diyebiliriz. Yönetim kurulumuzu oluştururken mesleğinde başarılı, tecrübeli, sorumluluk sahibi, mesleği ve odasına karşı yükümlülüklerinin farkında olan ve nitelikli işler yapan arkadaşlarımız tercih ettik. Bizden önceki dönemlerde de başkan ve yöneticilerimiz odamız ve mesleğimiz adına çok güzel çalışmalara imza attılar. Bu anlamda tüm başkan ve yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Bu başarıların üzerine koyarak ilerlemeyi düşünüyoruz.” Gerçekleştirilen seçimde TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nin yeni yönetimi şu isimlerden oluştu: Yönetim kurulu asıl: Nehir Özbey, Ahmet Tuna Muhtar, Begüm Gülen, Ercüment Özçelik, Aylin Aras, Melih Konuk, Sait Faruk Eligür Yönetim kurulu yedek: Fehmi Akpınar, Emre Arı, İpek Uçar, Barış Yılancı, Nihatcan Danış, Burcu Uluköy, Ezgi İzgördü Demir

"Öğretmene sahip çıkmanız, çocuğunuzun hayalini kurduğunuz geleceğine sahip çıkmanızdır" Haber

"Öğretmene sahip çıkmanız, çocuğunuzun hayalini kurduğunuz geleceğine sahip çıkmanızdır"

- Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, "Her zaman söylüyoruz, eğitimin taşıyıcı kolonu ve asli unsuru öğretmendir. Öğretmeni itibarlı kılamazsanız, eğitimde istenen hedeflere ulaşmanız mümkün değildir" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Ankara'nın Çankaya ilçesindeki bir okulda bazı öğrencilerin öğretmene uygunsuz ve çirkin tavırlarını eleştirdi. Başta kamu yönetimi olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin öğretmenin saygınlığını korumak için sorumluluk alması gerektiğini kaydeden Geylan, "Ankara Çankaya'da bir lisede bazı öğrencilerin ders sırasında öğretmenlerine yönelik uygunsuz ve alaycı davranışları sosyal medyada paylaşıldı. Çok çirkin, üzücü ve bir o kadar da düşündürücü bir durum. Her zaman söylüyoruz, eğitimin taşıyıcı kolonu ve asli unsuru öğretmendir. Öğretmeni itibarlı kılamazsanız, eğitimde istenen hedeflere ulaşmanız mümkün değildir" dedi. "Öğretmeni rencide eden davranışları pervasızca sergileyen nesilleri nasıl meydana getirdik diye düşünmemizin zamanı değil midir?" Yıllar içindeki değişikliklerle öğretmenin eğitim sürecindeki yetkinliğinin zayıfladığını aktaran Geylan, "İşte bunun sonucu olarak da örnek olayda olduğu gibi çirkinlikleri yaşar hale gelmişizdir. Başta kamu yönetimi olmak üzere toplumun tüm kesimleri öğretmenin saygınlığını korumak için sorumluluk almalıdır. ‘Bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum' terbiyesiyle yoğrulmuş bir kültürün mensupları olarak, öğretmeni rencide eden davranışları pervasızca sergileyen nesilleri nasıl meydana getirdik diye düşünmemizin zamanı değil midir? Yıllardır Alo 147 gibi, CİMER gibi vasıtalar üzerinden mesnetsiz başvurularla öğretmeni huzursuz eden, saygısızlığın faillerini cüretlendiren uygulamalar bugün yaşadığımız tablonun sebeplerinden değil midir? Adeta öğretmeni tezgahtar, öğrenci ve veliyi müşteri gibi kabul eden ve 'müşteri her daim haklıdır' yaklaşımıyla meslektaşlarımızı ortada bırakan anlayışların müsebbiplerini sorgulamamız gerekmiyor mu? Artık yeter" diye konuştu. "Öğretmene sahip çıkmanız, çocuğunuzun hayalini kurduğunuz geleceğine sahip çıkmanızdır" Geylan, öğretmene sahip çıkmanın geleceğe sahip çıkmak olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: "Kamu yönetimi gerekli tedbirleri hızlıca almalı, okullarımızda disiplin mevzuatı ve uygulamalarını tavizsiz düzenlemeli, ne veli ne öğrenci ne de başka bir unsurun öğretmenin saygınlığını rencide edecek tutumlarına müsamaha göstermemelidir. Buradan ailelerimize de çağrıda bulunmak isterim ki; sizin öğretmene verdiğiniz değer, aslında çocuklarınıza verdiğiniz kıymettir. Çocuğunuzun yetişmesinde, iyi eğitilmesinde, güzel bir geleceğe ulaşmasında sizden çok daha fazla öğretmenin dahli vardır. Öğretmene sahip çıkmanız, aslında çocuğunuzun hayalini kurduğunuz geleceğine sahip çıkmanızdır."

Faruk Çelik Mudanya Üniversitesi’nde gençlerle buluştu Haber

Faruk Çelik Mudanya Üniversitesi’nde gençlerle buluştu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Devlet, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, AK Parti Grup Başkanvekilliği, Bursa ve Şanlıurfa milletvekilliği yapan, mevcut Artvin Milletvekili Faruk Çelik, siyaset ve kamu yöneticiliğinde edindiği engin tecrübeleri Mudanya Üniversitesi öğrencileri ile paylaştı. Mudanya Üniversitesi’nin düzenlediği ve moderatörlüğünü Genel Sekreter Ali Mollasalih’in yaptığı ‘Tecrübe Konuşuyor’ etkinliğinin konuğu olan Faruk Çelik, konuşmasına Bursa’nın kısa zamanda büyük aşama göstererek gelişen Mudanya Üniversitesi’nde olmaktan mutluluk duyduğunu söyleyerek başladı. Mudanya Üniversitesi’nin artık Bursa dışında da tanınan bir üniversite olduğunu dile getiren Çelik, "Kimse böyle bir başarıyı beklemiyordu. Gün yüzüne çıkan bir üniversite olduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Bursamızın nadide üniversitesinin bu aşamaya gelmesinde başta Mütevelli Heyeti Başkanı Gıyasettin Bingöl olmak üzere tüm emeği geçenleri tebrik ediyorum. Mudanya Üniversitesi’nin gelişiminin devam edeceğine yürekten inanıyorum" dedi. YANLIŞLARDAN İBRET ALMIYORUZ Faruk Çelik, söyleşinin başında gençlere kısa bir tarih dersi vererek Doğu ve Batı toplumu arasındaki farkı anlattı. Dünü bilmemenin geleceğin inşası konusunda büyük sıkıntı oluşturacağını ifade eden Çelik, şunları söyledi: "Doğu toplumları için bir tespit var. ‘Hatalarından ders çıkarmazlar, birikimleri geleceğe aktarmazlar’ diye. Doğu toplumlarını anlamak için bir dönemlerine bakın yeter derler. Bir parlak yönetici çıkar devleti kurar, ölünce taht kavgaları çıkar ve dağılır. Bunlar yüzde yüz doğru olmasa da gerçek payı var. Tarihimizde çok görkemli devletler kurmuşuz ama görkemli de batırmışız. Görünen sebebi kardeş kavgaları. Bu 1600’lere kadar sürmüş. Bu dönemde büyük kardeşin padişah olacağını bildiren Ekber Sistemine geçilince bu sorun çözülmüş. Batı’da bu dönemde ne oluyor? Batı Roma İmparatorluğu yıkılıyor. 10. Yüzyılda Papa’nın gücü artırılıyor. Papa bizden 500 yıl önce Ekber sistemine geçiyor ve öncelikle bu sorunu çözüyor. Yani Batı’da yönetim sorunu çözülüyor. Bu süreçte mezhep kavgaları var. Engizisyon bilime kapalı. Protestan-Katolik çatışmaları devam ediyor. Magna Carta ile hak arama mücadeleleri başlıyor. Çatışmalardan Rönesansçılarbaşarılı çıkıyor, Reformcular da sistemi kuruyor. Böylece bir sorun daha çözülüyor. Batı, sonra dünya zenginliğini nasıl elde edeceğine kafa yoruyor ve bunu da sömürgeler oluşturarak başarıyor. Bu 3 sorun çözülerek refah toplumunun yolu açılıyor. Peki biz ne yapmışız? 4 Halifeden sonra başlayan mezhep çatışmaları 1400 yıldır devam ediyor. Yeraltı zenginlikleri İslam ülkelerinde ama fakirlik diz boyu. Batı 3 meselesini çoktan çözmüş, Doğu 3 yanlış bataklığında boğuluyor. Biz tarih tekerrürden ibarettire iman etmişiz. Bu yanlış bir yaklaşım. Maalesef yanlışlardan ibret alan yok. Yanlışlarda ısrar ediyoruz. DOĞRUNUN PEŞİNDE OLMAMIZ GEREKİYOR "Mutlaka doğrunun peşinde olmamız gerekiyor" diyen Faruk Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Bir milletin geçmişini karalaması çok kötü bir şey. Birikimlerimizi geleceğe aktarmamışız. Gelişimi esas alan anlayışı hakim kılamadık. Ne yazık ki bizde kurallar geçerli olmuyor. Tecrübe, sadece dikey bir bilgilendirme değildir. Millet milletten, devlet milletten tecrübe edinilir, bilim adamlarının, tarihçilerin tecrübeleri çok önemlidir. Bizim için gençlerin hayata bakışı da çok önemli. Geleceği şekillendirmek için gençlerin fikirleri çok önemli. Tecrübe bir havuzdur. Bütün birikimler bu havuzda toplanmalıdır. Batılılıar bu havuzdan bizden daha iyi faydalanmışlar. Bizim kültürümüzün birikimlerinden de çok iyi yararlanmışlar. Biz havuzumuzu boşaltmışız. Böyle olunca geleceğe nasıl bakacaksınız? Bilgi en önemli hazinedir. Burada siz gençlere büyük görevler düşüyor." "İYİ İNSAN MODELİNİ YAYGINLAŞTIRMALIYIZ" Daha sonra öğrencilerin sorularını yanıtlayan Faruk Çelik, siyasette uzun süre kalmanın kolay olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi: "Ben Vatan Mahallesi’nde Aleviler, Romanlar, Arnavutlar ve Karadenizliler ile büyüdüm. Her düşünceden insan vardı. Bu yüzden birbirimizle anlaşabilmek için çok dikkatli olmamız gerekiyordu. Bu yüzden Vatan Mahallesi bana diyaloğu öğretti. Düşüncesi ne olursa olsun karşımdakinin iyi onsan olması benim için yeterli. Ben anlayışını kafamdan sildim. Biz olmanın önemini kavradım. Hayata bakışıma Vatan Mahallesi bakışı diyebiliriz. Kamu görevimde de bu anlayışı önceledim. Diyalogla kanunları çok hızlı geçirdim. Mühim olan geriye dönüp baktığınızda yaptığınız işlerden mutlu ve memnun olmanız. Bugüne kadar güzel işler yaptığıma da inanıyorum. Son nefesimize kadar ‘iyi insan’ modelini yaygınlaştırmak zorundayız." MİLLİ VE PLANLI TARIM POLİTİKASI ÖNEMLİ Faruk Çelik, bir öğrencinin Türkiye’nin tarım politikasının nasıl olması gerektiği sorusuna da şu cevabı verdi. "Türk tarımı milli olmalı ve planlı tarım üretimi uygulanmalı. Kimyasal değil organik gübre kullanımı ön plana çıkmalı. Kimyasallar toprağı olumsuz etkiliyor. Verimlilik ve kalite artırılmalı. Türkiye tarım işini ‘milli tarım’ ile halletmeli. Ben bakanlığım dönemimde 251 büyük ova ilan ettim. Buralara çivi bile çakamazsınız. Keşke bunu 600 yapabilseydim ama görev sürem yetmedi. Bursa’nın hangi sektörde gelişmesi gerektiği yönündeki soruyu ise Çelik şöyle yanıtladı: "Çok sayıda fabrika Bursa’ya Kocaeli’ye yapıldı. Buralarda bir yığılma oldu. Tabii ki bu da beraberinde göçü getirdi. Biz Doğu’ya fabrika kurulması için teşvikler çıkardık. Ama bunda geç kalındı. Bundan sonra İstanbul merkezli Marmara ve Trakya’yı kapsayacak bir planlama yapılmalı. Hangi il tarım, hangi ile tekstil, hangi il otomotiv kenti olacak belirlenmeli. Şehirleri rahatlatmak gerekiyor. Bu üniversiteler için de böyle. Bir bölgede çok sayıda üniversite ve aynı bölümler var. Bunlar ayrı ayrı bir alanda ihtisaslaşmalı." BURSASPOR ŞAMPİYON OLACAK Söyleşide Bursaspor’a da değinen Faruk Çelik, "Bursaspor şampiyon olacak başka yolu yok. Başarının düşmanı çoktur. Zor bir dönemde oğlum Enes görev aldı. Zorlukları da önemli oranda aştı. Ekibiyle güzel işler yapıyor. Kentte bur birliktelik sağlandı. Bu birlikteliğin devam etmesi gerekiyor. Bursaspor Bursa’nın markası. Herkes destek vermeli. Bu markayı hep berabir büyütmek gerekiyor. Başarıları kıskanmamak gerekiyor. Destek devam ederse Süper Lig’e çıkacağız ve oradaki ilk senemizde şampiyon olacak bir kadro kuracağız" diye konuştu. Faruk Çelik, konuşmasının son bölümünde gençlere şu tavsiyelerde bulundu: "Anne babanızın kıymetini bilin. Onları küçük görmeyin. Onlar sizin için çok kıymetli. Ben anne ve babamdan çok şey öğrendim. Onlarla sağlam ilişki kurmayı ihmal etmeyin. Üniversite yıllarınızı boşa geçirmeyin. Çok çabuk geçiyor. Zamanı iyi kullanın. Nitelikli insana ihtiyacımız var. Yabancı dil işini çözün. İster Türkiye’de ister yurt dışında master yapın. Aranan eleman olun. Benden bir şey olmaz demeyin. Sizden her şey olur. Ben inşaat ustası bir babanın oğluyum. Ben 7 yaşımda sorumluluk almaya başladım. Kardeşlerime bakıyor, ev işlerine yardım ediyordum. Sorumluluk aldığım için hayattan korkmuyorum. Çünkü hayat karşı direncim sağlam. Sorumluluk almazsanız hayattan korkarsınız. Sorumluluk alın ve hayattan korkmayın. Sizin şartlarınız bizlerden çok daha iyi." Programın sonunda Mudanya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Gıyasettin Bingöl ile Rektör Prof. Dr. Emin Karip, Faruk Çelik’e günün anısına teşekkür plaketi verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.