SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Güvenlik

Söz Bursa - Sosyal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fikret Aslan’dan sosyal güvenlik uyarısı: "Aktif-Pasif dengesi çöküyor, sistem sürdürülemez!" Haber

Fikret Aslan’dan sosyal güvenlik uyarısı: "Aktif-Pasif dengesi çöküyor, sistem sürdürülemez!"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin hızla sürdürülemez bir noktaya sürüklendiğini belirterek, özellikle evde bakım yapan kişilerin emeklilik ve sosyal güvenceye erişememesinin “sosyal devlet” ilkesine aykırı olduğunu ifade etti. Aslan, “Sosyal güvenlik sistemi; yaşlılık, hastalık, iş kazası, malullük, işsizlik, ölüm ve analık gibi risklere karşı yurttaşı korumak için vardır. Ancak bugün sistem, hem mali açıdan hem de kapsayıcılık açısından ciddi bir kırılma yaşıyor. Evde bakım emeği veren vatandaşlarımız görünmez emekçi muamelesi görüyor” dedi. Fikret Aslan, Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin temel olarak prim esaslı işlediğini, mevcut çalışanların primleriyle mevcut emeklilerin aylıklarının ödendiği “dağıtım sistemi” (PAYG) yapısında emeklilik için dünyada genel kabul gören dengenin “4 çalışanın 1 emekliyi finanse etmesi” şeklinde olduğunu, bizde ise tablonun tam tersine gittiğini ifade etti. “AKTİF-PASİF DENGESİ ÇÖKÜYOR: 2002’DE 2,1, 2025’TE 1,6” İl Başkanı Aslan, 2002 yılında 12,2 milyon çalışanın 5,9 milyon emekliyi finanse ettiğini; 2025 yılında ise 26,5 milyon çalışanın 16,9 milyon emekliyi finanse eder hale geldiğini hatırlatarak, aktif/pasif oranının 2,1’den 1,6’ya gerilediğini belirtti. Aslan, “Bu gidişle emekliye daha iyi maaş vermek için daha fazla prim toplamak gerekecek; ama kayıt dışılık, güvencesiz çalışma ve istihdamın niteliği bunun önünde engel. Üstelik EYT gibi popülist adımlar sistemi daha da sıkıştırdı” diye konuştu. “EVDE BAKIM EMEĞİ SİSTEMİN DIŞINDA BIRAKILIYOR” Fikret Aslan, Türkiye’de resmi kayıtlara göre yaklaşık 2,5 milyon engelli bulunduğunu, araştırmalara göre en az bir engeli olan birey sayısının 4,9 milyon civarında olduğunu; evde bakım yardımından yararlanan kişi sayısının da geçmiş yıllarda yaklaşık 500 bin olarak kayda geçtiğini ifade eden İl Başkanı Aslan, “Bu büyük toplumsal gerçekliğe rağmen, evde engelli bakımını üstlenen ve iş hayatına katılamayan kişiler için otomatik bir emeklilik hakkı yok. Bu insanlar çalışmıyor göründüğü için sistem onları ‘yok’ sayıyor. Oysa yaptıkları iş 7/24 bir bakım hizmetidir” dedi. A Parti İl Başkanı, evde bakım yapanların ancak isteğe bağlı sigorta ile 4B kapsamında prim ödeyerek emekliliğe hak kazanabildiğini; gelir yaratamayan, evde bakım yükü taşıyan birçok vatandaşın bunu fiilen karşılayamadığını söyledi. “DÜNYADA ÖRNEK VAR: BAKIM SÜRESİ EMEKLİLİĞE SAYILIYOR” İl Başkanı Aslan, bazı ülkelerde evde ücretsiz bakım yapanların sosyal güvenlik sistemince desteklendiğini belirterek, “Örneğin Almanya’da belirli bakım derecesinde (Pflegegrad 2 ve üzeri) bakım üstlenenlerin emeklilik primi bakım sigortası tarafından ödeniyor ve bu süre emeklilik hesabına dahil ediliyor. Türkiye’de de bakım süresinin sosyal güvenlik hakkına dönüştürülmesi zorunludur” ifadelerini kullandı. “MECLİS’TE TEKLİF VAR; AMA YASALAŞMIŞ DEĞİL” Aslan, 2026’ya girerken ev kadınları ve evde bakım emeği verenlerin sosyal güvenceye alınması ve emeklilik hakkı elde etmesine yönelik TBMM’de bir kanun teklifinin gündemde olduğunu; ancak henüz yasalaşmadığını hatırlattı. Aslan, “Teklif; geliri olmayan ev kadınları ve evde bakım emeği verenlerin SGK kapsamına alınmasını, primlerinin bütçeden karşılanmasını hedefliyor. Aylık yaklaşık 11 bin TL düzeyinde destek ve tam sosyal güvence hedefi ifade ediliyor; fakat bunlar bugün itibarıyla yürürlükte değil” dedi. “ERKEN EMEKLİLİK HAKKI SADECE SİGORTALI ANNELER İÇİN; EVDE BAKIM EMEĞİ YİNE DIŞARIDA” İl Başkanı Aslan, 5510 sayılı Kanun’da ağır engelli, bakıma muhtaç engelli çocuğu bulunan kadın sigortalılara prim günü avantajı ve yaş indirimi sağlandığını; ancak bunun sigortalı çalışma içinde olanları kapsadığını vurguladı. Aslan, “Bu düzenleme evde bakım yapan ama sigortalı olmayan milyonları kapsamıyor. Ayrıca eşin engelli olması tek başına erken emeklilik hakkı doğurmuyor. Sistem parçalı ve adaletsiz bir zeminde ilerliyor” dedi. “SAHTE SİGORTALILIK ARTIYOR; İNSANLAR SİSTEME GİRMEK İÇİN ÇARESİZ” Anahtar Parti İl Başkanı, son yıllarda sahte sigortalılık vakalarının arttığını, 2022’de 106 bin, 2023’te 188 bin ve 2024’te 95 bin kişinin emekliliğinin iptal edildiğinin kayda geçtiğini belirterek, “Vatandaş sağlık hizmetine erişmek ve emeklilik hakkı kazanmak için kayıt dışı yollara itiliyor. Denetim mekanizması güçlenmeli; ama hak kayıplarına yol açan uygulamalar da adaletle ele alınmalıdır” ifadelerini kullandı. BÜTÇEDEN SGK’YA AKTARIM ARTIYOR: “KAYNAK VARSA ADALETLE KULLANILMALI” Fikret Aslan merkezi yönetim bütçesi içinde SGK’ya yapılan ödemelerin arttığını; 2026 bütçesinde SGK’ya aktarılan fonun genişletildiğini ifade ederek, “Madem bütçeden kaynak aktarılıyor, bunun geliri olmayan kesimlerin refahına gerçek bir katkı sağlaması şarttır. Evde bakım emeği verenler bu katkının en meşru adreslerinden biridir” dedi. POLİTİKA ÖNERİLERİ İl Başkanı Aslan, Anahtar Parti iktidarında sosyal güvenlik sisteminin işlevsel hale getirilmesi için şu adımların atılacağını belirtti: Kayıt dışılıkla etkin mücadele: Yoğun işyeri denetimleriyle sigortasız çalışmanın önüne geçilecek; kayıt dışı istihdam kayıt altına alınacaktır.PAYG sisteminde sürdürülebilirlik: İstihdamı artırıcı politikalarla aktif/pasif denge güçlendirilecek; sistemi bozan popülist düzenlemeler yerine gerçekçi bir rehabilitasyon programı uygulanacaktır.“Gümüş Ekonomi” yaklaşımının sisteme entegrasyonu: Evde bakım, rehabilitasyon, uzun dönemli bakım sigortası, yaşlı dostu konut ve bakım ekonomisi alanları sosyal güvenlik ekosisteminin parçası haline getirilecektir.“Evde Bakım Hizmeti Sigortası” kurulması: SGK bünyesinde özel bir kategori oluşturularak evde bakım emeği yasal güvenceye kavuşturulacaktır.“Evde Bakım Borçlanması” uygulaması: Askerlik/doğum/ücretsiz izin borçlanmalarına benzer şekilde bakım süresi borçlanılabilir hale getirilecektir.Bireysel emeklilik kapsamının genişletilmesi: Vatandaşın kayıt dışı yollara yönelmesini önleyecek kapsayıcı tamamlayıcı mekanizmalar geliştirilecektir.Hak ve yükümlülüklerde adalet: Yaş ve süre eşitliği ilkesi esas alınarak prim bedeliyle uyumlu, adalet duygusunu güçlendiren emekli aylığı yapısına geçilecektir. Aslan açıklamasını “fırsatta eşitlik, bölüşümde adalet anahtarda” sözleriyle tamamladı.

TÜED Uludağ Başkanı Pars’tan tepki: ‘Emekliye çay kaşığı ile verip kepçe ile alıyorlar Haber

TÜED Uludağ Başkanı Pars’tan tepki: ‘Emekliye çay kaşığı ile verip kepçe ile alıyorlar

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars ve yöneticileri, emeklilerin sorunlarının çözümü noktasında siyasi partileri sürece dahil etmek için düğmeye bastı. CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve İYİ Parti İl Başkanı İsmail Kaya'yı ziyaret eden Pars ve yöneticileri, Zafer Partisi İl Yönetimini de dernekte ağırladı. Israrlı girişimlerine karşın AK Parti İl Merkezi Davut Gürkan'dan randevu alamadıklarını belirten Pars, ziyaretlerde paylaştığı 24 maddelik talep listesini AK Parti İletişim Merkezi Başkanı Süheyla Bülbül’e iletti. KÖK MAAŞA SEYYANEN ZAM ŞART Siyasi partilere ziyaretlerin süreceğini açıklayan TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, emeklilerin adeta hayatta kalma savaşı verdiğini dile getirerek "16 bin 881 lira ile en düşük aylık ödenen emekli sayısı, 4 milyon 10 bin civarındaydı. 20 bin lira ile en düşük aylık ödenen emekli sayısı ise neredeyse 5 milyona ulaştı. Emekli maaşına zam, esasen vicdan meselesidir. Açlık sınırının 30 bin 143 lira ve yoksulluk sınırının 98 bin 188 lira olduğu bir zamanda en düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesi kabul edilemez. Talebimiz, kök maaşlara seyyanen zam ve intibak düzenlemesinin hayata geçmesidir. Ayrıca ülkemizde 4,5 milyon kişi, dul ve yetim aylığı alıyor. Onlarda da en düşük aylığın, en düşük emekli maaşına denk getirilmesi şart.” diye konuştu. 'NİMET-KÜLFET DENGESİ GÖZETİLMELİ’ Son düzenleme ile emeklilerin adeta öz evlat-üvey evlat ayrımına tabi tutulduğunu da kaydeden Başkan Kenan Pars, "Sosyal güvenlik sisteminin, dünyanın hiçbir yerinde değişmeyen bir ilkesi var: Nimet-külfet dengesi… Yani çalışırken ne kadar uzun süre ve ne kadar yüksek prim ödemişseniz, emekli olduğunuzda da aynı oranda gelir elde etmelisiniz. Düşük prim ödeyen ile yüksek prim ödeyenler arasındaki gelir makasının daralması, kritik bir veri olarak okunmalıdır. Unutulmamalıdır ki sosyal güvenliğin özü, eşitlik ve adalettir." ifadelerini kullandı. ‘ÇAY KAŞIĞI İLE VERİP KEPÇE İLE ALIYORLAR’ Emeklinin çarşı-pazardan eli boş döndüğünü ifade eden Pars, “Emekliye adeta çay kaşığı ile verip aşçı kepçesiyle geri alıyorlar. Bu, asla kabul edilemez. Emekli zaten mutfağında tenceresini kaynatamıyor, aç dolaşıyor. Bu tabloya rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Çok şükür emeklilerin maaşını zor koşulda olsak da ödüyoruz” dedi. Devlet yetkililerinin, maaşları zamanında ödemek maharetmiş gibi söylemlerde bulunmaları çok yanlış. Milletvekili maaşları 273 bin 196 TL’ye yükseldi. Emekli vekil maaşı ise 177 bin 658 TL oldu. Hem milletvekili, hem de emekli olanların maaşı ise 450 bin TL’ye çıktı. Ama tasarruf tedbirleri denince ilk akla gelen, emeklinin ve asgari ücretlinin kemer sıkması oluyor. Yeter artık, bıçak kemiğe dayandı ve geçti bile!” şeklinde konuştu. İŞTE O 24 TALEP… TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars'ın siyasi partilere sunduğu 'Emeklilerin 2026 Yılından Talep ve Beklentileri' adlı dosyada şu 24 başlık sıralandı: 1-Emeklilerin intibak sorunu çözülmeli. 2-En düşük emekli aylığı, asgari ücretten az olmamalı. 3-Emekliye refahtan pay verilmeli. 4-Seyyanen 8 bin 77 TL'lik artış, bütün emeklilere yansıtılmalı. 5-Aylık bağlama oranı yeniden yüzde 70 olmalı. 6-Emeklinin ek ödeme oranları yükseltilmeli. 7-Emekliye sağlıkta katkı payı muafiyeti getirilmeli. 8-Bayram ikramiyeleri, en düşük emekli aylığına endekslenmeli. 9-Emeklilerin banka promosyonları iyileştirilmeli. 10-Emeklilere sendika hakkı tanınmalı. 11-EYT düzenlemesinde kapsam genişletilmeli. 12-3.600 Ek Gösterge, tüm meslek gruplarını kapsamalı. 13-Sosyal Güvenlik Destek Primi Sistemi yeniden düzenlenmeli. 14-Emeklinin kredi borçlarına kolaylık sağlanmalı. 15-Emekliye aile yardımı yapılmalı. 16-Emekliye konut alım ve kira desteği sağlanmalı. 17-Ölüm aylıklarında farklılıklar giderilmeli. 18-Emekliye yakacak ve gıda yardımı yapılmalı. 19-Emekliye özel enflasyon sepeti yapılmalı. 20-Emeklilerin faturalarından vergi alınmamalı. 21-Yerel yönetimlerde emekli meclisleri oluşturulmalı. 22-Çeyiz yardımlarında eşitlik sağlanmalı. 23-Cenaze yardımları eşitlenmeli. 24-Yaşlı bakım modeli yürürlüğe konulmalı.

TÜRK-İŞ Asgari Ücret Komisyonu'na katılmayacak! Ağar: "Kararın arkasındayız" Haber

TÜRK-İŞ Asgari Ücret Komisyonu'na katılmayacak! Ağar: "Kararın arkasındayız"

TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, Asgari Ücret Tespit Komisyonu öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile ön toplantı gerçekleştirdi. TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilk toplantısı öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile bir ön görüşme gerçekleştirdi. Ağar, görüşmenin ardından basın mensuplarına sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Işıkhan ile görüşmesinin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Ramazan Ağar, 24 Aralık 2024'te TÜRK-İŞ tarafından alınan kararın ardından geçen yaklaşık bir yıllık süreçte Komisyonun yapısı ve işleyişine yönelik herhangi bir iyileştirme yapılmadığını söyleyerek TÜRK-İŞ'in bu kararın arkasında durduğunu ve 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacağını ifade etti. Ağar, Türkiye ekonomisinin son yıllarda büyüdüğüne, Gayri Safi Milli Hasıla ve kişi başına düşen gelirin arttığına dikkat çekerek, bu büyümenin sağladığı refahın çalışanlara ve emeklilere yansımadığını ifade etti. Dolar milyarderlerinin sayısındaki artışın, zengin ile yoksul arasındaki farkın derinleştiğini gösterdiğini belirten Ağar, bir kesimin daha çok zenginleştiğini, milyonlarca işçi ve emeklinin ise temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını iddia etti. Ağar, asgari ücret tartışmalarının başladığı her dönemde bazı işveren çevrelerinin "asgari ücretin bir geçim ücreti olmadığı" yönündeki açıklamalarının tekrarlandığını hatırlatan Ağar, şunları ifade etti: "Bugün çalışanların yarısından fazlası ya asgari ücretle ya da asgari ücrete çok yakın bir ücretle çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, ücret skalasının daralmasına, mesleki kıdem ve vasıf düzeylerinin ücretlere yansımamasına yol açmaktadır. Mevcut eğilim sürdüğü takdirde çalışma barışının bozulmasıyla birlikte nitelikli işgücünün de asgari ücret seviyesine sıkışması riski ortaya çıkacaktır. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen "Asgari ücret artarsa enflasyon artar" iddiası, ekonomik verilerle ve enflasyonun temel dinamikleriyle uyumlu değildir. Geçtiğimiz yıllarda enflasyon olağanüstü düzeyde yükselmiş, 2025 yılında ise artış hızı yavaşlamakla birlikte enflasyonun yükselişi devam etmiştir."

Özgür Özel'den Tandoğan'da iktidar çağrısı: "Emekliden yana bir iktidarı birlikte kurmalıyız!" Haber

Özgür Özel'den Tandoğan'da iktidar çağrısı: "Emekliden yana bir iktidarı birlikte kurmalıyız!"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Önümüze gelen ilk seçim sandığında haktan yana, hukuktan yana, adaletten yana, emekliden ve emekçiden yana, hepimizin ortak geleceğini kurtarmak için birlikte mücadele etmekten yana bir iktidarı birlikte kurmalıyız" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen 'Emeklilerin ve Emekçilerin Bütçe Hakkı Mitingi'ne katıldı. Genel Başkan Özel, burada yaptığı konuşmada, "Bütçe hakkı, insanlığın en önemli kazanımıdır. Bütçe hakkı öyle Meclis'te bir komisyon kurulmuş, bütçeler orada konuşulmuş, öyle bir yer değil. Bütçe Meclis'ten doğmaz, Meclis bütçe hakkından doğar" şeklinde konuştu. "MECLİS MEYDANDIR, MEYDANLARDIR, SOKAKTIR" Özel, demokrasinin adil bir sandık istediğini belirterek, "Demokrasi sadece 5 yılda bir oy kullanıp vatandaşın çekildiği, onun bildiğini yaptığı, sandıkta kazanırsa geçmişini aklayıp geleceğini meşrulaştırdığı bir düzen değildir. Demokrasi, adil sandık ister, doğru bir seçim sistemi ister, ardından hakkaniyetle yönetmek ve sürekli hesap vermek ve denetlenmek ister. O yüzden birileri, 'oyu aldım, beş yıl ben bilirim. Sen beni seçtin, gerisini ben seçerim. Rektörü ben atarım, valiyi ben atarım, emniyet müdürünü, bakanı, bürokratı ben atarım. Beş yıl keyfime bakarım' diyen bir anlayışa karşı işte madem Meclis anlamsızdır, madem bütçe hakkı artık tanınmamaktadır o zaman Meclis meydandır, meydanlardır, sokaktır" ifadelerini kullandı. "39 BİN LİRALIK ASGARİ ÜCRET TEKLİFİMİZİ, BUNU VERECEK ESNAF İÇİN 10 BİN 500 LİRALIK SOSYAL GÜVENLİK PRİM DESTEĞİ TEKLİFİMİZİ İLAN ETTİK" Asgari ücret için verdikleri teklifi hatırlatan Özel, "Bu ülkede hiçbir yurttaşın geleceği güvende kalmamaktadır. Onun için elbette biz 39 bin liralık asgari ücret teklifimizi, bunu verecek esnaf için 10 bin 500 liralık sosyal güvenlik prim desteği teklifimizi ilan ettik, savunduk, mücadeleye devam edeceğiz. Ancak hepimizin barınma sorunundan, iyi bir yaşam sürme hakkından, karnını doyurmasından, çocuğunun eğitiminden, geleceğe dair tüm beklentilerinin karşılanması bir şeye bağlıdır. Emekliler ve emekçiler 8 çeyrek altınla başlayan hikayeyi, bugün 1,5 çeyrek altınla, artık sefalet noktasında sürdürmeye çalışıyor" açıklamasında bulundu. "HEPİMİZİN ORTAK GELECEĞİNİ KURTARMAK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE ETMEKTEN YANA BİR İKTİDARI BİRLİKTE KURMALIYIZ" Özel, "Bir şey, kaybedildiği yerde bulunur. Biz, nerede kaybettiysek orada bulacağız ve önümüze gelen ilk seçim sandığında haktan yana, hukuktan yana, adaletten yana, emekliden ve emekçiden yana, hepimizin ortak geleceğini kurtarmak için birlikte mücadele etmekten yana bir iktidarı birlikte kurmalıyız" diyerek konuşmasını tamamladı.

TZOB’dan Dünya Kadın Çiftçiler Günü mesajı: “Kadınlar üretimin merkezinde ama hak ettikleri yerde değil” Haber

TZOB’dan Dünya Kadın Çiftçiler Günü mesajı: “Kadınlar üretimin merkezinde ama hak ettikleri yerde değil”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Kadın çiftçilerimiz kırsalın umudu, tarımın güvencesidir" dedi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, "Dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde, beslenmede, gelecek nesillere bilgiyi aktarmada, çocuk eğitiminde, hasta ve yaşlı bakımında kadınlar en önemli katkıyı sağlıyor. Kırsaldaki kadınların güçlendirilmesi, tarımsal kalkınma ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Ancak kadın çiftçilerimiz, üretimin merkezinde olmalarına rağmen sosyal güvenlikten yeterince yararlanamıyor; ekonomik ve toplumsal olarak ikinci planda kalıyor" dedi. TZOB Ziraat Odaları Bilgi Sistemi (ZOBİS) verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye genelinde 754 ziraat odasına kayıtlı 956 bin 643 kadın çiftçi bulunduğunu belirten Bayraktar, "Bu rakam, tüm üyelerin yüzde 18,14'ünü oluşturuyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 59'a yükseldi. Erkek çiftçilerin yaş ortalaması 58, kadın çiftçilerimizin yaş ortalaması 61'dir. Yaş dağılımı tarımsal nüfusun hızla yaşlandığını gösteriyor. Çiftçilerimizin yüzde 35'i 65 yaş ve üzerinde, yüzde 35'i 50-64 yaş aralığındadır. Yalnızca yüzde 5'lik bir oran 18-32 yaş grubundadır. Bu tablo, tarım sektöründe genç nüfusun hızla azaldığını ve üretimin geleceği açısından ciddi bir sorun oluştuğunu gözler önüne seriyor. Son 30 yıldır hiç doğum gerçekleşmeyen köylerimiz bulunuyor, kış aylarında tamamen boşalan köylerin sayısı artıyor. Bu durum yalnızca üretimi değil, kırsal yaşamın sosyal dokusunu da tehdit ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2024 yılı verilerine göre Türkiye'de 4/B kapsamındaki 427 bin 298 zorunlu tarım Bağ-Kur'lu çiftçinin yüzde 24,69'unu yani 105 bin 478'ini kadın çiftçilerimiz oluşturuyor. Veriler karşılaştırıldığında kadın çiftçilerin yalnızca yüzde 11'i Tarım Bağ-Kur primini ödeyebiliyor, geri kalan büyük çoğunluğu gelir yetersizliği nedeniyle sistem dışında kalıyor. 2024 yılı itibarıyla Tarım Bağ-Kur prim tutarı aylık 8 bin 971,90 lira, indirimli olarak 7 bin 671,60 liradır. Bu prim tutarları, düşük gelirli çiftçilerimiz için büyük bir mali yük oluşturuyor. Özellikle de kadın çiftçilerin sosyal güvenlik sistemine dahil olmasını zorlaştırıyor" dedi. KADIN ÇİFTÇİLERİN SOSYAL GÜVENCE SORUNU "Kadın çiftçilerin büyük bölümü aile işletmelerinde ücretsiz aile işçisi statüsünde çalışıyor. Emekleri çoğu zaman ‘aile içi katkı' olarak görülüyor. Bu da onların üretici kimliğini gölgeliyor" diyen Bayraktar, şunları kaydetti: "Kadın çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal statülerinin güçlendirilmesi, kırsalda göçün önlenmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önemdedir. Anayasa'nın 10. maddesi kadın-erkek eşitliğini, 60. maddesi ise sosyal güvenlik hakkını güvence altına alıyor. Buna rağmen kırsaldaki kadınlarımızın büyük oğunluğu hâlâ sosyal güvenceye sahip değil. Bu tablo, sadece bir tarım meselesi değil, aynı zamanda kırsal sosyo-ekonomik bir sorundur. Sorunun çözümü, kapsamlı ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesini gerektiriyor. Gençlerin tarıma kazandırılması için tarım arazisi edinimi kolaylaştırılmalı, düşük faizli kredi ve hibe destekleri artırılmalı, tarımsal girişimcilik ve teknoloji temelli eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Kadın çiftçilerin güçlendirilmesi için kadın çiftçilere özel prim desteği ve pozitif ayrımcılık uygulanmalı, kadın girişimcilere yönelik destek programları yaygınlaştırılmalıdır. Kırsal altyapının güçlendirilmesi için kırsal bölgelerde kreş, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri sağlanmalı, internet erişimi ücretsiz hale getirilmeli, sağlık, eğitim ve ulaşım hizmetleri güçlendirilmelidir. Tarımın saygınlığının artırılması için tarımın stratejik ve itibarlı bir meslek olduğu topluma yeniden anlatılmalı, tarım liseleri ve üniversitelerde tarım-teknoloji odaklı bölümler açılmalıdır." "KADIN ÇİFTÇİLERİMİZE YÖNELİK TARIM BAĞ-KUR PRİM DESTEĞİ SAĞLANMASI, KIRSALDA YAPILACAK EN BÜYÜK REFORM OLACAKTIR" Bayraktar, "6270 Sayılı Kanun (2012) ile geçmişte aile reisi olmayan kadın çiftçilerimize borçlanma hakkı tanınarak mağduriyetleri giderildi. Doğum borçlanması hakkı üç çocuğa kadar genişletilerek, kadın çiftçilere altı yıla kadar borçlanma imkânı sağlandı. Kadın çiftçilerimize yönelik Tarım Bağ-Kur prim desteği sağlanması, kırsalda yapılacak en büyük reform olacaktır. Kadın çiftçilerimiz, yalnızca kendi evlatlarını değil, tüm ülkemizi doyuran; üretimin, emeğin ve direncin simgesidir. Onların emeği olmadan kırsalın geleceği inşa edilemez. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine erişiminin kolaylaştırılmasını, gelir düzeylerine uygun prim desteği sağlanmasını ve kırsalda yaşam koşullarının iyileştirilmesini acil öncelik olarak görüyoruz. Kadınlara fırsat verildiğinde liderliğin, üretimin ve değişimin öncüleri olurlar. Tüm kadın çiftçilerimizin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü'nü kutluyor, alın teriyle toprağa can veren tüm kadın emekçilerimizi saygı ve minnetle selamlıyorum" dedi.

2025'de emekli olacaklara uzmanından önemli açıklamalar Haber

2025'de emekli olacaklara uzmanından önemli açıklamalar

Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş, 2025'te emekli olanların zarar etmemesi adına çalışma yapılacağına işaret ederek, “2025 yılında emekli olacakların zarar etmemesi için 2024 yılındaki parametrelerin kullanılması söz konusu olabilir” dedi. Enflasyonun düşüş sürecine girmesiyle yeni yılda emekli olacak kişilerin emekli maaşlarını olumsuz etkileyecek. Emeklilik dilekçesini 31 Aralık 2024 tarihine kadar verenler, 1 Ocak 2025'ten sonra verenlere göre yaklaşık yüzde 30 daha yüksek maaşla emekli olacaklar. Emekli aylığındaki bu fark da ömür boyu maaş alacak emeklilerin alacakları aylıkları etkileyecek. Bu çerçevede yapılabilecek düzenlemelere değinen Türkiye Gazetesi Yazarı ve Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş, İhlas Haber Ajansı muhabirine değerlendirmelerde bulundu. "YAPILAN ÇALIŞMALARLA İLGİLİ KONUŞULAN FORMÜLLER VAR" Karakaş, 2025 yılında emekli olacakların mağdur edilmesinin engellenmesine yönelik çalışmaların olduğunu söyleyerek, “Şu anda yapılan çalışmalarla ilgili sadece konuşulan formüller var. Bunlar, 2025 yılında emekli olacak olanlara 2024 yılında emekli olacak olanlara uygulanacak olan güncelleme katsayısının baz alınması veya kat sayı sisteminin göz önünde bulundurması gibi değişik senaryolar üzerinde konuşulmaktadır” açıklamalarda bulundu. “2025 YILINDA EMEKLİ OLACAKLARIN ZARAR ETMEMESİ İÇİN 2024 YILINDAKİ PARAMETRELERİN KULLANILMASI SÖZ KONUSU OLABİLİR” Öngörülen formüllere ilişkin detayları aktaran Karakaş, “Aradaki farkların nedeni güncelleme kat sayısı diyebiliriz. Çünkü 2024 yılında emekli olanlarla 2025 yılında emekli olanların güncelleme kat sayısı alınan enflasyon rakamları dönemler itibariyle farklılık arz etmektedir. Bu anlamda 2024 yılında emekli olanlar için baz alınan güncelleme kat sayısı 2025'e göre avantajlı olduğu için 2025 yılında emekli olacak olanlar için aynen 2024 yılında emekli olmuş gibi baz alınan parametrelerin kullanılması, aynı güncelleme kat sayısının baz alınması gibi bir formül söz konusu olabilir. Yine kat sayı sisteminin de alınması söz konusu olabilir” ifadelerine yer verdi. “EMEKLİ SANDIĞI SİSTEMİ DİĞER SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMLERİ İÇİN DE KULLANILABİLİR” Karakaş, mevcut maaş sisteminde SSK ve BAĞ-KUR'lulara emekli sandığı sisteminin kullanılabileceğini belirterek, “Emekli sandığındaki emekli maaşı hesaplama sistemi enflasyondan etkilenmemektedir. Daha doğrusu yıllar itibariyle çok fazla fark oluşmamaktadır. Bu sistemin aslında bütün sosyal güvenlik sistemimiz için idare olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.