SON DAKİKA
Hava Durumu

#Soykırım

Söz Bursa - Soykırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soykırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ömer Çelik'ten Avrupa Parlamentosu'na 'Sömürge Komiseri' tepkisi: "Kimsenin haddi değildir!" Haber

Ömer Çelik'ten Avrupa Parlamentosu'na 'Sömürge Komiseri' tepkisi: "Kimsenin haddi değildir!"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti Kabinesini, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’i ve kabinemizin herhangi bir üyesini saygısız bir dille hedef göstermek kimsenin haddi değildir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından, bir Avrupa parlamentosu üyesinin Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki açıklamalarına yönelik açıklamalarda bulundu. Bir Avrupa Parlamentosu üyesinin Türkiye hakkında ‘sömürge komiseri’ üslubuyla konuşmasının kendisi için siyasi bir utanç ve parlamento değerlerinin istismarı olarak ifade eden Çelik, parlamentonun bu durumu ciddi bir şekilde ele alması gerektiğini dile getirdi. "ADALET BAKANIMIZI VE KABİNEMİZİN HERHANGİ BİR ÜYESİNİ HEDEF GÖSTERMEK KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR" Açıklamasında, siyasi bir niteliği olmadığı halde açıklamalarda bulunan bu üyenin ciddiye alınacak bir tarafının olmadığını söyleyen Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti Kabinesini, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’i ve kabinemizin herhangi bir üyesini saygısız bir dille hedef göstermek kimsenin haddi değildir. Avrupa Parlamentosu adına yapılan bu saygısızlığın arkasındaki saikler, bu köklü kurum tarafından ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına saygı, bir tartışma konusu olamaz. Avrupa Parlamentosu geçmişte nitelikli bir siyaset ve insan hakları okuluydu. Bugün ise ‘sömürge komiseri’ edasıyla konuşan bazı niteliksiz siyasetçilerin ‘güdümlü siyasi lobi’ faaliyetleri yüzünden değer kaybetmektedir. Türkiye hakkında geçmiş yıllarda hazırlanan raporların da gerçeği yansıtmak ve diyalog kapılarını açmak yerine, bazı siyasi odakları tatmin etmek üzerine kurulduğu görülmüştür" ifadelerine yer verdi. Parlamentonun saygın geçmişine ve hakkaniyetli yaklaşımlarına uygun her türlü diyaloğa önem verdiklerini de değinen Çelik, Türkiye’nin egemenlik haklarına yapılan hiçbir saygısızlığa izin vermeyeceklerine de vurgu yaptı. Çelik, şöyle devam etti: "Avrupa Parlamentosu’nun başta Gazze olmak üzere temel insanlık konularında tarihin doğru tarafında duramayan yanlışlarını güçlü şekilde telafi etmesi gerekir. Avrupa Parlamentosu insanlık ittifakının güçlü bir destekçisi olacak birikime sahiptir ve bu birikime önce parlamento üyelerinin saygı duyması gerekir. Bu çerçevede, Avrupa Parlamentosu yaptırım araçlarını doğru ve saygın biçimde kullanmak istiyorsa, Siyonistlerin Gazze’deki soykırım suçlarını destekleyen Avrupalı siyasetçileri gündemine almalıdır. Avrupa’daki siyonist soykırım destekçisi siyasetçilere yaptırım kararı almayan AP’nin diğer konularda söz söyleme zemini yoktur. Bugün Avrupa Parlamentosu’nun bazı üyelerinin çeşitli etkiler altında siyasi bağnazlığın vesayeti ile hareket ettiği pek çok gündem vardır. Türkiye’ye dönük bu bağnaz siyasi dilin hiçbir hükmü yoktur. Avrupa Parlamentosu üyesi sıfatı taşıyan bazılarının siyasi yobazlıkla Türkiye’yi hedef almasını reddediyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun bu siyasi yobazları demokrasi ilkokuluna göndermesi en doğru seçenektir."

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan kritik açıklamalar: CHP tartışması, Netanyahu'ya tepki ve terörle mücadele Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan kritik açıklamalar: CHP tartışması, Netanyahu'ya tepki ve terörle mücadele

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'de yaşananlara ilişkin, "Bu tartışmayı çözecek makam TBMM değildir" dedi. Kurtulmuş, Zambiya Ulusal Meclisi Başkanı Nelly Mutti ile TBMM'de ortak basın açıklaması düzenledi. Türkiye'nin son yıllarda Afrika ile dış politika faaliyetlerini yeni bir perspektif ve bakış açısıyla ele aldığını ifade eden Kurtulmuş, "Bu bakış açımızın üç tane temel ayağı vardır. Bunlardan birisi Afrika, Afrikalılarındır. Yani Afrika'ya dışarıdan müdahale edilmesini asla tasvip etmeyen bir anlayışla ilişkilerimizi geliştiriyoruz. İkincisi Afrika'nın sorunlarına Afrikalılar tarafından çözümler bulunmalı. Yani dışarıdan çözüm dayatmalarına da karşı olduğumuzu ve bunu da kabul etmediğimizi belirten bir yaklaşımdır. Üçüncüsü ise Afrika'nın doğa kaynakları, yer altı ve üstü kaynaklarının bir şekilde sömürülmesi değil, tam tersine Afrikalı halklarla, dostlarımızla, milletlerle birlikte kazan-kazan prensibi çerçevesinde ilişkileri geliştirme yasası olur. Bu çerçevede Türkiye-Afrika ilişkileri de önemli bir gelişme halindedir. Türkiye'nin Afrika'daki yatırımları yaklaşık 100 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Ayrıca 2002'de Afrika'da 12 olan Türkiye'nin büyükelçiliği sayısı bugün itibarıyla 44'e ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. "CUMHURBAŞKANIMIZA HİTAP EDEN BU SÖZLERİNİ TAMAMIYLA KENDİSİNE İADE EDİYORUZ" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına tepki gösteren Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanımızın açıklamaları, İsrail'in bölgedeki yayılma politikalarına karşı Türkiye'nin menfaatlerini korumayı hedefleyen ve Türkiye'ye karşı herhangi bir şekilde saldırgan ya da kötü niyetli amaçlarla ortaya çıkması muhtemel adımları engellemek için söylediği sözlerdir. Bu çerçevede katliamın sorumlusu, soykırım suçlusu, ellerinde masum, sivil, çocuk, kadın ve bütün Filistinlilerin kanı bulunan Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu bu perspektife karşı söyleyecek bir tek sözü yoktur. Cumhurbaşkanımıza hitap eden bu sözlerini tamamıyla kendisine iade ediyoruz. Bir soykırımcı caninin söylediği sözlerin uluslararası alanda hiçbir kıymetinin olmadığını bir kere daha Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çatısı altından ifade ediyoruz, ilan ediyoruz" dedi. "CHP'NİN PARTİ İÇİNDEKİ ÇEKİŞMELERİ KENDİ ARALARINDA ÇÖZMELERİNİ TAVSİYE EDERİZ" Bir basın mensubunun CHP'de yaşanan gelişmelere ilişkin sorusu üzerine Kurtulmuş, "CHP'nin kurumsal kimliğinin bütünlük içerisinde devam etmesi ve kendi arasındaki bu sürtüşmeleri, çekişmeleri bir şekilde kendi aralarında çözmelerini ümit ederiz, tavsiye ederiz. TBMM Başkanlığı olarak partilerin içtüzükleri, parti Meclis gruplarının iç yönetmenlikleri çerçevesinde karar veririz. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin herhangi bir partinin iç ihtilafında taraf olması asla mümkün değildir" diye konuştu. CHP içindeki tartışmalara TBMM'nin asla taraf olmayacağının altını çizen Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin sağlıklı işleyebilmesi için CHP'nin de bu tartışmaları bir an evvel geride bırakarak, kendi aralarında oluşturacakları mutabakatlarla partinin kurumsal kimliklerini en iyi şekilde kurmalarını tavsiye ve temenni ederim" dedi. "BU TARTIŞMAYI ÇÖZECEK MAKAM TBMM DEĞİLDİR" CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Grup Başkanı Özgür Özel‘in Meclis'teki makam odasının boşaltılarak kendisine tahsis edilmesine yönelik bir talebi olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, "Bunların hepsi büyük resmin içinde bir detaydır. Meclis Başkanlığı atması gerektiği adımı zamanı geldiğinde o şekilde atar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Arada bir çelişki varsa, arada bir tartışma varsa, tartışmanın tarafı, çelişkinin tarafı ya da bu tartışmayı çözecek makam Türkiye Büyük Millet Meclisi değildir" cevabını verdi. "TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİLAHLARINI BIRAKTIĞININ TESPİT EDİLMESİNİN ANLAŞILMASIYLA PARALEL OLARAK GEREKLİ YASAL DÜZENLEMELER DE MECLİS'TE YAPILMALIDIR" Kurtulmuş, 'Terörsüz Türkiye' süreci ve bu kapsamda Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapora ilişkin, "Komisyon raporu bir yol haritasıdır. Bu ortak mutabakat metninin özellikle altıncı ve yedinci maddeleri de yol haritasını belirlemek üzere konulmuş somut tekliflerdir. Bu maddelerin gereğinin yerine getirilmesi lazım. Kritik eşik olarak tanımlanan terör örgütünün silahlarını bıraktığının tespit edilmesi, örgütün kendisini tamamıyla gerçekten feshettiğinin anlaşılmasıyla paralel olarak gerekli yasal düzenlemeler de Meclis'te yapılmalıdır. Bu sürecin hızlandırılması gerektiği kanaatindeyim" değerlendirmesini yaptı.

Çelik: "Erdoğan'a saldırılar İsrail'in çaresizliğinin kanıtı" Haber

Çelik: "Erdoğan'a saldırılar İsrail'in çaresizliğinin kanıtı"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Netanyahu’nun ve Katz’ın Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan paylaşımları, her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan paylaşımlarına tepki göstererek, "Her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir. Bu şebeke insanlık mahkemesi önünde hesap verecektir" ifadelerini kullandı. Günümüzde dünyanın ikiye ayrıldığını, bir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik ettiği ‘insanlık ittifakı’nın olduğunu, diğer tarafta ise Netenyahu’nun başını çektiği ‘katliam şebekesi’nin olduğunu dile getiren Çelik, İspanya Başbakanı Sanchez’in ifadelerinin de ‘insanlık ittifakı’ adına saygıdeğer olduğunu kaydetti. Parti Sözcüsü Çelik, katliam şebekesinin işlediği soykırım suçlarının en net ifadelerle ifşa eden dünya liderinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu kaydederek, "Netanyahu’nun başını çektiği bu ‘katliam ve soykırım şebekesi’, Cumhurbaşkanımızın 'insanlık ittifakı’nın değerlerini her konuşmasında canlı tutmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri sadece bölgede değil, Afrika’dan Asya’ya kadar küresel düzeyde yankılanmaktadır. Bugün dünyada insanlık adına referans gösterilecek yegâne cümleler, Sayın Cumhurbaşkanımızın cümleleridir. Soykırım çetesinin bu hırçın açıklamaları, Türkiye’nin hakikat temelli barış diplomasisi karşısında yaşadıkları büyük mağlubiyetin itirafıdır. Netanyahu rejimi, bugün dünyada dinî kavramları ve argümanları katliam için en çok istismar eden, en fanatik rejimdir. Kullandıkları bu propaganda yöntemlerinin ise artık son kullanma tarihi geçmiştir" ifadelerine yer verdi. "DIŞARIDAN GELEN BU TİP HADSİZ SALDIRILAR KARŞISINDA TEK VÜCUT OLMAK MİLLÎ BİR SORUMLULUKTUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dönük saldırgan mesajların arkasında beş temel katman bulunduğunu aktaran Çelik, şu ifadelere yer verdi: "Birincisi, Pakistan’daki kritik barış görüşmelerini sabote etmeyi hedefliyorlar. Onun için barışın en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar. İkincisi, İsrail’in 'Batı değerlerinin kalesi' olduğu yalanının çökmesidir. Zira hiçbir Batılı lider bu soykırımın kendi değerlerini temsil ettiğini söyleyemeyecektir. Üçüncü katman ise bölgedeki Kürt kardeşlerimizi kendi kirli ve siyonist planlarına 'lejyoner' yapma çabasıdır. Ancak Irak ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu şeytani denkleme girmemiş, sağduyulu davranarak tarihin doğru tarafında durmuşlardır. Netanyahu’nun Türkiye’deki Kürt kardeşlerimize yönelik o iğrenç ifadeleri, aslında bu planının boşa çıkmasından kaynaklanan bir hezeyandır. Dördüncü katman ise 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefimizin, İsrail’in kaos planlarına indirilmiş büyük bir darbe olduğunun bizzat Netanyahu tarafından itiraf edilmesidir. Beşinci katman ise Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirme çabasıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bu savaşın asla parçası olmayacağını ve yegane iradesinin barış olduğunu fiilen tatbik ederek, bu siyonist planı bozmuştur. Soykırım şebekesi bu insanlık dışı hedeflerine ulaşamamanın hayal kırıklığı ve hırçınlığı ile hareket etmektedir. Bu soykırım şebekesinin paylaşımlarına Türk siyasetindeki bazı isimleri etiketlemeleri ise kendi savaş suçlarını iç siyasetimizin bir parçası haline getirme çabasıdır. Bu ahlaksız ifadeleri kullanan katliam şebekesinin karşısında, Türk siyasetinin tüm unsurlarının, ister iktidar ister muhalefet olsun, topyekûn bir duruş sergileyerek bu şebekeye hak ettiği cevabı vereceğine inanıyoruz. Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur."

Bakanlıktan sert yalanlama: "İsrail ile Ticaret sıfırdır!" Haber

Bakanlıktan sert yalanlama: "İsrail ile Ticaret sıfırdır!"

Ticaret Bakanlığı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamalarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerinin İsrail İstatistik Kurumu’na itibar etmeyi tercih ederek ortaya attıkları ‘İsrail ile ticaretin sürdüğü’ iddiaları yalandır" açıklamasını yaptı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 Mayıs 2024’te almış olduğu kararla tam 23 aydır Türkiye’den İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret tamamen durdurulmuştur. Hatta Türk bayraklı ve İsrail bayraklı hava ve deniz ulaştırması bile yapılmamaktadır. Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır. Gümrük sistemi kapalıdır. 2 Mayıs 2024 tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi veyahut İsrail’den ülkemize ulaşan hiçbir İsrail sevkiyatı bulunmamaktadır. İhracat ve ithalat rakamları her ay Ticaret Bakanlığımız ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından da şeffaf olarak yayınlanmaktadır. Diğer taraftan 7 milyona yakın Filistinli’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği ve kutsal toprakları savunduğu, hayatta kalmaya çalıştığı bir ortamda, ihtiyaç duydukları acil ürünler için Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı’nın tek tek yazılı onay verdiği ve Filistin topraklarındaki ihtiyaçlara yönelik sevkiyat, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve ancak ithalatçısı ve Filistin varışlı olduğu teyit edilerek gerçekleşmektedir. 7 Haziran 2024’te Filistin hükümeti ile varılan resmi anlaşma gereği, bu malların münhasıran Filistin tarafından kullanıldığı, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı tarafından da müteaddit defalar açıklanmış bulunmaktadır. Bu rakamlar Ticaret Bakanlığı gümrük verileri ve TÜİK verileri ile sabittir. Diğer taraftan, Filistin toprakları ile yapılan ve ayda 50-60 milyon dolar civarındaki ticaret de, Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden yapılabilmektedir. Bu gerçeği CHP’li milletvekilleri de bilmektedirler. Filistin’e yapılması zorunlu düşük rakamlı ihracatı da İsrail’e yapılıyor diye iftira atarak, Filistin’in can damarını kesmeye çalışma çabası içindedirler" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, İsrail’e ekonomik baskılar yaparak dünya ile birlikte Gazze’de ateşkesi sağlamak için 7 Ekim 2023’ten önce aylık ortalama 600-700 milyon dolar ihracat yaptığı İsrail’e ihracatından 2 yıldır feragat etmiştir. Başka bir deyişle bu iki yıllık dönemde toplam 13-14 milyar doları aşkın ihracattan Filistin davasını ve mazlum Filistinli kardeşlerimizi desteklemek için feragat etmiştir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım, masum sivilleri hedef alan insanlık dışı saldırıları ve uluslararası hukuku yok sayan zulmü karşısında Türkiye devleti, hükümeti ve milleti olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur. İsrail’e ekonomik ve ticaret ambargosu uygulayan yegane öncü ülke olmuştur. Türkiye, Gazze’ye, Gazze halkına, Batı Şeria’ya en çok yardım gönderen, tıbbi yardım sağlayan ülke olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizin ve hükümetimizin bu ilkeli duruşu, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslam dünyasından, hatta vicdanlı diğer milletlerden takdir görmüştür ve görmektedir. CHP’li bazı milletvekilleri de bu utanılacak iddialarına ve iftiralarına sarılmak yerine Türkiye Cumhuriyeti'nin bu asil ve kararlı duruşundan gurur duyabilirler. Defaeten açıklandığı üzere çarpıtma haberler ve CHP’li bazı milletvekillerinin zaman zaman yaptığı bu açıklamalar, 'Türkiye sanki halen İsrail’e ihracat yapıyormuş' algısı oluşturmaya yönelik bir iftira mahiyetindedir. Bu yalanların Türkiye’nin, hükümetimizin İsrail’in soykırımlarına karşı politika ve tedbirlerini itibarsızlaştırmayı ve düpedüz İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı açıktır. Filistinli vatandaşların yaralarının sarılması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, bu çerçevede hem İsrail’in manipülasyonları hem de ona hizmet eden içerideki iftiracılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Tarih ve toplumsal vicdan, kimlerin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu, kimlerin de İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini kaydetmektedir. Bu itibarla hükümetimizin, Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki resmi, gerçek ve istatistiki verilere dayalı açıklamalarına itibar edilmesi, İsrail’e hizmet eden, İsrail istatistikleri ve istihbaratından beslenen yalanlara, çarpıtma haberlere itibar edilmemesi hususunu kamuoyumuzun dikkatine saygılarımızla sunarız."

Erdoğan: İsrail soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını biliyor Haber

Erdoğan: İsrail soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını biliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in ateşkes ihlalleri konusunda bildiğiniz gibi sicili kötü. Bu durum bizi daha ihtiyatlı ve daha titiz olmaya zorluyor. Türkiye, ABD ve diğer ülkeler bu ateşkesin korunması konusunda kararlı. Yeniden soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını aslında İsrail de biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır ziyareti dönüşünde gazeteci sorularını cevapladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır'ın ev sahipliğinde ABD Başkanı Trump'ın daveti üzerine "Barış İçin Şarm eş-Şeyh Zirvesi"ne katılarak Mısır'a yaptıkları ziyaretlerini tamamladıklarını kaydetti. Zirvenin Orta Doğu'da barışa giden yolda yeni bir dönüm noktası olmasını dileyen Erdoğan, Hamas ile İsrail hükümeti arasındaki dolaylı görüşmelerin Gazze'de ateşkesle sonuçlanmasından duydukları memnuniyeti bir kez daha dile getirdi. Müzakere sürecine olan katkılarının ABD Başkanı Donald Trump dahil birçok devlet başkanı tarafından da ifade edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Kendisi bu süreçte Mısır, Katar ve ülkemizin oynadığı rolün kayda geçirilmesi için bir bildiri imzalamayı önerdi. Varılan mutabakatın harfiyen uygulanması, bu süreçte Amerika'nın İsrail hükümeti üzerindeki etkisini sürdürmesi çok önemli. Gerçekleşen rehine ve mahkum takası son derece mühimdi" değerlendirmesini yaptı. "İSRAİL ÜZERİNDE ETKİ SAHİBİ AKTÖRLERİN GEREKENİ YAPMAYA DEVAM EDECEKLERİNE İNANIYORUM" Anlaşmaya Filistin sorununu çözen bir belge gözüyle bakmanın yanlış olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, varılan bu mutabakatın özü itibarıyla bir ateşkes düzenlemesi olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Bize göre Filistin davasının yegane çözümü 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Türkiye olarak bunun için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Önümüzde çetin bir süreç var. Evvela İsrail hükümetinin verdiği sözleri tutması temin edilmelidir. Çünkü İsrail tarafının bu konudaki sicili son derece kötüdür. Bu konuda Amerika başta olmak üzere İsrail üzerinde etki sahibi aktörlerin gerekeni yapmaya devam edeceklerine inanıyorum" açıklamasını yaptı. "TÜRKİYE, 102 BİN TONLA GAZZE'YE EN FAZLA İNSANİ YARDIM GÖNDEREN ÜLKELERDEN BİRİ" Gazze'nin devasa bir enkaz yığınına dönmüş durumda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze halkı zorla çıkarıldıkları yerlere geri dönüyor ama ortada ev yok, hastane yok, okul yok. Neredeyse ayakta kalan bina yok. Türkiye, 102 bin tonla Gazze'ye en fazla insani yardım gönderen ülkelerden biri. Hamdolsun son birkaç gündür 350 civarında insani yardım tırımız Gazze'ye giriş yaptı. Hamas ve İsrail hükümetinin üzerinde mutabık kaldıkları belgede günlük asgari 600 yardım tırının geçişi öngörülüyor. Bir taraftan yardımlarımızı yoğun bir şekilde Gazze şeridine ulaştırırken, diğer taraftan da Arap ve İslam ülkelerinin kabul ettiği yeniden imar planı temelinde çalışmalara başlanması çok mühimdir" dedi. "GAZZE'DEKİ SÜKUNET ORTAMI İNSANLIK CEPHESİNİ REHAVETE SEVK ETMEMELİDİR" İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi'nin geliştirdiği bazı çalışmalar olduğunu, bunların süratle uygulanması için önemli bir finansman desteği gerektiğini bildiren Erdoğan, "Ben bu desteğin de sağlanacağına inanıyorum. Gelinen aşamada iki egemen devletli çözüm yönünde gayretlerin artmasında fayda var. Birleşik Krallık ve Fransa başta olmak üzere Batılı ülkelerin Filistin devletini tanıma kararlarını basit birer tanıma kararı değil de iki devletli çözüme giden sürecin yapı taşları olarak görmek istiyoruz. Diğer türlü atılan adımlar yarım kalacak, amacına tam manasıyla ulaşmayacaktır. Bu çerçevede hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hem de İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüşmelerim oldu. Filistin davası uzun yıllar sonra ilk defa bu derece insanlığın ortak gündemine oturmuş durumda. Sumud ve özgürlük filoları ile dünyanın en ücra bölgelerinde kefiye takan insanlar, İsrail zulmüne karşı ortak vicdanı temsil ediyor. Gazze'deki sükunet ortamı insanlık cephesini rehavete sevk etmemelidir" ifadelerini kullandı. Zirve kapsamında çok sayıda devlet ve hükümet başkanı ile çeşitli seviyede temsilcilerle de bir araya geldiklerini aktaran Erdoğan, "Biraz önce bahsettiğim hususları kendileriyle paylaştık. Fikir teatisinde bulduk. Zirvenin Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Son olarak zirvenin hazırlığında görev yapmak üzere Şarm eş-Şeyh'e gelen ve geçirdikleri trafik kazasıyla hayatlarını kaybeden Katarlı kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum" şeklinde konuştu. "BU ATEŞKESİN KALICI OLMASI VE İHLALLERİN YAŞANMAMASI ÖNEMLİ" Her şeyden önce ateşkesin kalıcı olması ve ihlallerin yaşanmamasının önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, "İsrail'in ateşkes ihlalleri konusunda bildiğiniz gibi sicili kötü. Bu durum bizi daha ihtiyatlı ve daha titiz olmaya zorluyor. Türkiye, ABD ve diğer ülkeler bu ateşkesin korunması konusunda kararlı. Yeniden soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını aslında İsrail de biliyor. Biz bunu her fırsatta açıkça ifade ediyoruz. Geçmişte yapılan birçok anlaşma kağıt üzerinde kaldı. Bunda İsrail'in ikircikli tutumunun yanı sıra, yeterli kararlılığın olmaması da maalesef etkiliydi. Şimdi daha güçlü ve müşterek bir irade söz konusu. Bu ortak tavrı Mısır'daki zirvede bir kez daha gördük. Trump'ın da öncülüğünü yaptığı bu sürece sahip çıkmaya devam edeceğine inanıyorum. Bu gelişmeler artık sadece bizim değil, birlikte yol yürüdüğümüz ülkelerin ve halkların umudu ve temennisi haline gelmiştir. Hiç kimse eskiye dönülmesine rıza gösteremez. Çünkü bu ateşkesi toplumların vicdanı ve sağduyusu sağlamıştır. İsrail'in ateşkes ihlalleri konusunda bildiğiniz gibi sicili kötü. Bu durum bizi daha ihtiyatlı ve daha titiz olmaya zorluyor" dedi. Türkiye, ABD ve diğer ülkelerin bu ateşkesin korunması konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Yeniden soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını aslında İsrail de biliyor. Biz bunu her fırsatta açıkça ifade ediyoruz. Geçmişte yapılan birçok anlaşma kağıt üzerinde kaldı. Bunda İsrail'in ikircikli tutumunun yanı sıra, yeterli kararlılığın olmaması da maalesef etkiliydi. Şimdi daha güçlü ve müşterek bir irade söz konusu. Bu ortak tavrı Mısır'daki zirvede bir kez daha gördük. Trump'ın da öncülüğünü yaptığı bu sürece sahip çıkmaya devam edeceğine inanıyorum. Bu gelişmeler artık sadece bizim değil, birlikte yol yürüdüğümüz ülkelerin ve halkların umudu ve temennisi haline gelmiştir. Hiç kimse eskiye dönülmesine rıza gösteremez. Çünkü bu ateşkesi toplumların vicdanı ve sağduyusu sağlamıştır" açıklamasını yaptı. "TÜRKİYE BÜYÜK DEVLET OLMANIN ÖTESİNDE ASLINDA İNSANLIĞIN VİCDANIDIR" Türkiye'nin büyük devlet olmanın ötesinde aslında insanlığın vicdanı olduğunu belirten Erdoğan, "Bizim elimiz dünyanın neresinde bir mazlum varsa oraya uzanır. İsrail saldırıları devam ederken bile yardımlarımızı biz bölgeye sevk ettik. Mısır'daki depoları doldurduk, beklemedik. Ateşkesin başladığı günden bu yana toplam 350 tırımız Gazze'ye girdi. Biz oraya sadece gıda, su, ilaç göndermiyoruz. Aynı zamanda kardeşliği gönderiyoruz, umudu gönderiyoruz. İlaç, barınma malzemeleri, hızlıca bölgeye sevk ediliyor. İnsani felaketin etkilerini hızlı bir şekilde nasıl ortadan kaldırabiliriz, bunun arayışı içindeyiz. Biz şu anda oraya bütün engellemelere rağmen AFAD'ımızla 10 bin civarında çadırı depolamış durumdayız. Gazze'nin yeniden imarı son derece önemli. Kış gelmeden Gazzelilerin barınma ihtiyaçlarını gidermek için canla başla çalışacağız. Tabii burada Türk Kızılayı'na teşekkür ediyorum. AFAD'ımıza, TİKA'mıza, Sağlık Bakanlığımıza hepsine teşekkür ediyorum. Sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte hepsi koordineli bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Orada sadece yaraları sarmayacağız. Aynı zamanda geleceği inşa edeceğiz. Bunun için de başta Ankara'daki şehir hastanelerimiz olmak üzere yaralıları bu merkezlerimize getirip orada tedavilerini yapıyoruz. Ankara değil, İstanbul'a göndermek isterlerse İstanbul'daki şehir hastanelerimiz de kardeşlerimizin emrindedir. Oralarda da bu çalışmaları yapmaya hazırız" değerlendirmesini yaptı. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve kendisinin imzasıyla hayata geçirilen "Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması"nın bölge için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Erdoğan imza altına aldıkları metnin detaylarını da paylaşarak,"Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması. Biz aşağıda imzası bulunanlar iki yıl aşkın süredir devam eden derin acı ve kayıpları sona erdiren ve bölge için umut, güvenlik ile barış ve refah için ortak bir vizyonla tanımlanan yeni bir sayfa açan Trump Barış Anlaşması'na tüm taraflarca gösterilen tarihi taahhüdü ve anlaşmanın hayata geçilişini memnuniyetle karşılıyoruz. Başkan Trump'ın Gazze çatışmasını sonlandırmaya ve Orta Doğu'ya kalıcı barış getirmeye yönelik samimi çabalarını destekliyor ve arkasında duruyoruz. Bu anlaşmayı Filistinliler ve İsrailler dahil olmak üzere bölgedeki tüm halklar için barış, güvenlik, istikrar ve fırsat sağlayacak şekilde birlikte uygulayacağız. Kalıcı barışın hem Filistinlilerin hem de İsraillerin refah içinde yaşayabileceği, temel insan haklarının korunduğu, güvenliklerinin garanti altına alındığı ve onurlarının muhafaza edildiği bir sulh olacağı anlayışındayız. Anlamlı ilerlemenin ancak iş birliği ve devam eden diyalog yoluyla gerçekleşebileceğini ve uluslar ve halklar arasındaki bağların güçlendirilmesini bölgesel ve küresel barış ile istikrarın kalıcı çıkarlarına hizmet ettiğini vurguluyoruz. Aralarında Hristiyanlık, İslamiyet ve Yahudiliğin de bulunduğu kökleri bu topraklarda iç içe geçmiş inanç toplulukları için bu bölgenin derin tarihi ve manevi öneminin farkındayız. Bu kutsal bağlara saygı gösterilmesi ve kültürel miras alanlarının korunması, barış içinde bir arada yaşama taahhüdümüzün temel önceliği olmaya devam edecektir. Aşırıcılık ve radikalleşmenin her türünü ortadan kaldırma kararlığında birleşmiş bulunuyoruz. Şiddetin ve ırkçılığın normalleştirildiği ya da radikal ideolojilerin sivil yaşamın dokusunu tehdit ettiği hiçbir toplum gelişemez. Aşırıcılığı mümkün kılan şartlara eğilmeyi ve kalıcı barışın temelleri olarak eğitimi, fırsat eşitliğini ve karşılıklı saygıyı desteklemeyi taahhüt ediyoruz. Bu vesileyle gelecekteki anlaşmazlıkların güç kullanımı veya uzun süreli çatışmalar yoluyla değil, diplomatik temaslar ve müzakere aracılığıyla çözülmesi yönünde taahhütte bulunuyoruz. Orta Doğu'nun sürekli savaşlar, tıkanmış müzakereler ya da başarılı şekilde müzakere edilmiş ancak parçalı, eksik veya seçici biçimde uygulanan anlaşmalar şeklinde cereyan eden döngüyü daha fazla kaldıramayacağının bilincindeyiz. Son iki yılda tanık olunan trajediler gelecek nesillerin geçmişin başarısızlıklarından daha iyisini hak ettiğine dair acil bir uyarı işlevi görmelidir. Bu bölgenin ırk, inanç ve etnik kökene bakılmaksızın herkesin barış, güvenlik ve ekonomik refah arzularının peşinden gidebileceği bir yer olmasını sağlayarak, herkes için hoşgörü, haysiyet ve fırsat eşitliği istiyoruz. Bölgede karşılıklı saygı ve ortak ilkelerine dayanan kapsamlı bir barış, güvenlik ve ortak refah vizyonunun peşindeyiz. Bu anlayışla Gazze Şeridi'nde kapsamlı ve kalıcı barış düzenlemelerinin tesisine yönelik kaydedilen ilerlemeyi, ayrıca İsrail ile bölgedeki komşuları arasındaki dostane ve karşılıklı faydaya dayalı ilişkiyi memnuniyetle karşılıyoruz. Gelecek nesillerin barış içinde bir arada yaşayabilecekleri kurumsal temeller inşa ederek bu mirası hayata geçirmek ve sürdürmek için hep birlikte çalışacağımıza söz veriyoruz. Kalıcı bir barış geleceğine kendimizi adamış bulunuyoruz" açıklamasını yaptı. "GAZZE'DE YAPILMASI GEREKEN ÇOK KRİTİK İŞLER VAR" Gazze'deki görev gücüyle ilgili soruyu cevaplayan Erdoğan, "Görev gücünün yapısına dair değerlendirmeler şu anda devam ediyor. Gazze'de yapılması gereken çok kritik işler var. Gerek inşa gerek ihya konuları önemli. İnşa işleri ile ilgili "Kimler bizimle beraber rol üstlenebilir?" konusunu ele aldık. Körfez ülkelerinden tutun Amerika başta olmak üzere Avrupa ülkelerine varıncaya kadar hepsinin burada desteklerini istiyoruz, isteyeceğiz. İhya olayında da "Neleri birlikte yapabiliriz?" konusunu da liderlerle yaptığımız ikili görüşmelerde konuştuk. Aldığımız ilk izlenimler fena değil. Onlar da "Biz burada rolümüzü üstleneceğiz" diyorlar. İnşallah verilen sözler yerine gelir. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler, MİT Başkanımız İbrahim Kalın başta olmak üzere arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşecek" şeklinde konuştu. "GAZZE'DE BİR BARIŞ DÜZENİNİN KURULMASI İÇİN FEVKALADE HEYECANLIYIZ" Kendisinin de Gazze konusuyla ilgili liderlerle temas halinde olacağını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu süreci nasıl işletebiliriz?" bunun üzerinde duracağız. Şu anda orada çadırlar var. Herhalde bu insanların sürekli çadırlarda yaşayacak halleri yok. Arkadaşlarıma da söyledim. 'Elimizdeki mevcut konteynerleri gerekirse biz bölgeye sevk edelim' dedim. Bu kış mevsiminde bu konteynırlarla onları çok daha farklı bir imkana kavuşturmuş olalım diye düşünüyoruz. AFAD'ımız bu konuda büyük bir yükü sırtlanmış olacak. Türkiye, barışın yanında ve bu süreci de öyle işletecek. Gazze'de bir barış düzeninin kurulması için fevkalade heyecanlıyız. Bunu da inşallah süratle devam ettireceğiz. Burada Dışişleri Bakanım, İstihbarat Başkanım özellikle bölgedeki muhataplarıyla görüşmelerini devam ettiriyor. Beraber ne yaparız, nasıl yaparız bunun çalışmalarını sürdürüyorlar" ifadelerini kullandı. "BU İŞİN BİRİNCİ DERECEDE TAKİPÇİSİ TRUMP OLACAK" Gazze'de şu an itibarıyla çatışmaların sona ermiş durumda olduğunu, bunun Trump tarafından ilan edilmiş olmasının çok çok önemli olduğunu belirten Erdoğan," Bu işin birinci derecede takipçisi Sayın Trump olacak. Bunu kendisiyle yaptığımız görüşmelerde de ifade etti. En son ayrılırken ayaküstü de "Bu süreçte bana ne düşüyorsa telefonla irtibatlarımızı kuralım ve bu telefon diplomasimizi ihmal etmeyelim." dedi. Görüşmelerimizi her seviyede sürdüreceğiz. Sayın Trump ile kurduğumuz bu diplomasi çok çok önemli. İnşallah bu hassasiyet içerisinde bunu devam ettireceğiz ve bir huzur ikliminin oluşturulması için ne gerekiyorsa inşallah yapacağız. Mısır'da bir araya gelen tüm ülkeler, bu huzur ikliminin güvencesi olacaktır" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE OLARAK TÜM İNSANLIĞIN VİCDANI OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır süren İsrail saldırganlığına, işgal politikalarına ve bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen emellerine artık "dur" demek için bu Zirvede olduklarını, İsrail terörüne, güç gösterisine karşı, sadece Türkiye'nin değil insanlığın vicdanını savunan bir duruş sergilediklerini aktardı. Erdoğan," Mısır'a da onun için geldik. Gazze tecrübesi İsrail'e saldırganlıkla bir yere varamayacağını açık bir şekilde gösterdi. Aynı şekilde Hamas'ın direniş iradesinin kırılmadığını da gördüler. Bu da çok çok önemli. Gazze halkı 70 bine yakın şehit verdi ama işgale, soykırıma, barbarlığa teslim olmadı. Çok önemli. Demek ki sadece elinizdeki bombaların devamlı gökten her yerden atılması, yaptığınız saldırılar işe yaramıyor. "İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür." bu farklı bir ruh. Şurası çok net ki; İsrail komşularını işgal ederek hiçbir sonuç elde edemez. Netanyahu hükümetinin soykırım karşıtı tepkileri, antisemitizm ile ilişkilendirme gayreti de görüldüğü gibi burada neticesiz oldu. Ateşkesle birlikte uluslararası toplumun görevi bitmedi, yeni başladı. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ne oldu? Herkes salonu boşalttı, Netanyahu orada koltuklara konuştu. Gazze'nin yanında daha güçlü durmaya devam etmeliyiz. Soykırımın unutulmaması için mücadelemizi takipçiyiz. Sorumluların hesap vermesi için çabalarımızı artırmalıyız. Türkiye olarak tüm insanlığın vicdanı olmaya devam edeceğiz" dedi. "SDG'Yİ YANLIŞ YOLLARA TEVESSÜL ETMEMESİ, SURİYE'NİN BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEK OLMALARI KONUSUNDA DA UYARIYORUZ" Suriye ile her alanda ve düzeyde kapsamlı temasların devam ettiğini, Suriye'nin ve bölgenin kazanımlarının korunması için yakın eşgüdüm ve iş birliğini güçlendirmekte de kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan, "Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'yı, arkadaşlarını yalnız bırakmak diye bir durum söz konusu değil. Sık sık SDG'yi yanlış yollara tevessül etmemesi, Suriye'nin birlik ve bütünlüğüne destek olmaları konusunda da uyarıyoruz. Umarız Suriye'nin toprak bütünlüğü bir ve beraber, müreffeh geleceğe ulaşmaları yolunda tutum takınırlar. SDG'nin Suriye ile bütünleşmesinin en kısa zamanda gerçekleşmesi, Suriye'nin kalkınma hamlelerini de hızlandıracaktır. Suriye yönetiminin, ülkenin bütün etnik ve dini unsurlarını kapsayan bir anlayışla geleceğe yürümesini takdirle karşılıyoruz. Bu, hem Suriye'nin, hem de Türkiye'nin çıkarınadır. Suriye'yi yeniden çatışmaya sürüklemeye çalışanlar ise ne Kürtlerin ne Dürzilerin ne de Nusayrilerin iyiliğini istiyor. Malazgirt Meydanı'nda söylediğim gibi, yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacak, kendilerine başka hamiler arayanlar kaybedecek" ifadelerini kullandı. "CHP GEÇMİŞTE DE KENDİ HALKINDAN BULAMADIĞI KARŞILIĞI HEP YABAN ELLERDE ARARDI" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin attığı adımların Türkiye'nin uluslararası itibarı açısından olumsuz bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "CHP bizi şaşırtmıyor. Bunlar CHP için alıştığımız şeyler. Geçmişte de kendi halkından bulamadığı karşılığı hep yaban ellerde arardı. CHP'nin ne yaptığını ve neyi planladığını, CHP'yi yöneten kadrolar dahi anlamakta zorlanıyor. Belediyeleri düşürdükleri durum ortada. Belediyeleri çapsızlıklarıyla ne hale getirdikleri ortada. Trabzon'da söyledim, yurt dışına şikayet turları düzenliyorlar. Böyle rezillik olur mu? Biz aslında Sayın Özel'den, Avrupalı Türklerden özür dilemesini beklerdik. Biliyorsunuz 2 ay önce milletvekilleri çıktı gurbetçilerimize, affedersiniz "zırzop" dedi. CHP yönetiminden bu konuda bir açıklama, bir düzeltme gelmedi. Madem Brüksel'e gittin, en azından bunun için bir özür dile. Sayın Özel bu erdemi göstermediği gibi; yoldaşlarına Türkiye Cumhurbaşkanını yuhalatarak çok daha büyük bir skandala imza attı. Gerçekten çok yazık. Onlar Brüksel'de laf üretirken biz Anadolu'da eser üretiyoruz. İşte o sıra ben Rize'deydim, öbür tarafta Trabzon'da açılışlar gerçekleştiriyordum. Bu hafta sonu 4 gün oraları dolaştık. Rize'mizin derelerini dolaştım, bütün o mekanları gözden geçirdik ve bakan arkadaşlarımla, oraların tadını aldık. Ülkemizi sürekli dolaşarak inşallah halkımızla bütünleşmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "BU MAKAMLAR MİLLETE HİZMET İÇİN VARDIR; RANT, YOLSUZLUK, İSRAF İÇİN DEĞİL" Belediyelerin yetki tartışmalarıyla ilgili soruyu cevaplayan Erdoğan, "Zaten bizim yasalarımızda bu tür yolsuzluklar, çalma, çırpma durumlarıyla ilgili gerekli düzenlemeler var. Bu noktada yargı tarafından verilmiş herhangi bir yakalama kararı vesaire olduğu anda, zaten yargımız gereğini yapar. Bu yerel yönetimler kanununda da var. Bütün bunlar zaten gayrimeşrudur. Bunlarla ilgili olarak da kanunların emri her an yerine gelir ve biz de bunların üzerine kesinlikle gideriz. Çünkü Belediyeler doğrudan millete hizmet etmenin ilk adımıdır. Bu makamlar millete hizmet için vardır; rant, yolsuzluk, israf için değil" dedi.

Trump: "Bu, yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır" Haber

Trump: "Bu, yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır"

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Meclisi'nde yaptığı konuşmada, Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanmasına ilişkin olarak, "Bütün kalbimle inanıyorum ki, bu yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Meclisi'nde (Knesset) kendi onuruna gerçekleştirilen özel oturumda konuştu. Meclis Başkanı Amir Ohana tarafından "İsrail'in Beyaz Saray'da bu zamana kadar sahip olduğu en iyi dostu" olarak takdim edilen Trump, konuşmasına "Bugün, derin bir sevinç ve yükselen bir umut günü. Bugüne yenilenmiş bir iman ve her şeyden evvel İbrahim, İshak ve Yakub'un rabbi, her şeye kadir olan Allah'a şükranlarımızı sunmak üzere bir araya geliyoruz" ifadeleriyle başladı. Trump, "Silahlar sustu, artık sirenler çalmıyor ve güneş, sonunda huzura kavuşmuş kutsal topraklar üzerinde doğuyor. Allah'ın izniyle, bu bölge sonsuza dek barış içinde yaşayacağımız bir yer olacak. Bu sadece bir savaşın değil, terörün ve ölüm çağının sonu. İnanç, umut ve Tanrı çağının başlangıcıdır. Bütün kalbimle inanıyorum ki, bu yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır" dedi. Sözleri sık sık alkışlarla kesilen Donald Trump, "Kendisiyle çalışmak hiç de kolay değildir" ifadeleriyle tanımladığı İsrail Başbakanı Netanyahu'ya da teşekkür etti. Trump, Gazze'de barışa ulaşılması sürecinde rol alan ve Hamas'ın elindeki savaş esirlerinin serbest bırakılmasında etkili olan tüm Arap ve Müslüman ülkelerine de müteşekkir olduğunu söyledi. "RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINI DA ÇÖZECEĞİZ" Konuşmasına Gazze'de ateşkes konusundaki çalışmaları nedeniyle Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'u methederek devam eden Trump, Witkoff'un Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesi üzerinde çalışmayı sürdürdüğüne dikkat çekti. Trump, "Haftada 7 bin genç asker öldürülüyor. Geçen hafta bundan bile daha fazlasıydı. Böyle bir şeyin asla yaşanmamış olması gerekiyordu ama oldu. Yine de seçim yarışını kazandık ve bu korkunç, uzun süredir süren savaşı devraldım. Kolayca çözülebileceğini düşünüyordum. İsrail ve birçok başka tarafla büyük bir başarıyla yaptığımız şeylerden sonra çok kolay olacağını sanmıştım. Ama bu önce geldi. Onu da çözeceğiz" şeklinde konuştu. "SEKİZ AYDA SEKİZ SAVAŞI SONA ERDİRDİK" Donald Trump'ın "Düşünsenize sadece sekiz ayda 8 savaşı bitirdik. Dün 7 diyordum ama şimdi 8 diyebilirim. Çünkü rehineler geri döndü. Rehineler geri döndü" şeklindeki ifadeleri, İsrail Meclisi'nde ayakta alkışlandı. "İSRAİL'E ÇOK SİLAH GÖNDERDİK" ABD'nin dünya tarihinin en güçlü ordusuna sahip olduğunu ve kimsenin hayal dahi edemeyeceği silahlara sahip olduğunu vurgulayan Trump, "Dünyanın en iyi silahlarını üretiyoruz ve çok fazla var. Dürüst olmak gerekirse, İsrail'e çok silah verdik. Bibi (Benyamin Netanyahu) beni defalarca aradı ve "Şunu temin edebilir misin, bunu temin edebilir misin?" dedi. Bazılarının ismini ben bile hiç duymamıştım. Bunları temin ettik. En iyileriydiler. Ve siz de onları iyi kullandınız. Onları iyi kullanmasını bilen insanlara da ihtiyaç var ve siz açıkça çok iyi kullandınız" ifadelerini kullandı. "İSRAİL VE TÜM ORTA DOĞU İÇİN ÇOK HEYECAN VERİCİ BİR ZAMAN" ABD Başkanı Trump, "Yıllardır tek bir barış günü bile yaşamadınız ama nihayet, sadece İsrailliler için değil aynı zamanda Filistinliler ve diğerleri için de uzun ve acı dolu kabus, nihayet sona erdi. Bu artık İsrail ve tüm Orta doğu için çok heyecan verici bir zaman. Çünkü Orta Doğu genelinde bölgeyi on yıllardır saran kaos, terör ve yıkım güçleri zayıflamış, izole olmuş ve tamamen mağlup durumdadır" şeklinde konuştu. "İRAN'IN EN TEHLİKELİ SİLAHLARI ELDE ETMESİNE ENGEL OLDUK" ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine gerçekleştirdiği saldırıya değinen Trump, "İran'ın kilit nükleer tesislerine 14 bomba attık. Daha önce söylediğim üzere, oraları tamamen yok ettik ve bu teyit edildi, bunu herkes anlıyor. Birlikte, dünyanın bir numaralı terör destekçisi devletinin dünyanın en tehlikeli silahlarını elde etmesine engel olduk" dedi. İran'ın nükleer silahlara sahip olmasına 2 ay kala harekete geçtiklerini söyleyen Trump, "Bunu belki biraz daha hızlı, belki biraz daha yavaş yapabilirlerdi ama o noktaya çok yakındılar. Bu son şansımızdı. 22 yıldır bunun için çalışıyorlardı ve bu bizim son şansımızdı" diye konuştu. "UZUN VE ZOR SAVAŞ ARTIK SONA ERDİ" Gazze Şeridi'ndeki ateşkesin dünyanın birçok yerindeki insan tarafından sokaklarda danslar eşliğinde kutlandığını söyleyen Trump, "Bu uzun ve zor savaş artık sona erdi. Bazıları binlerce yıl, bazıları 500 yıldır devam ettiğini söylüyor ama bu hepsinin en büyüklerinden biri. Eşi benzeri görülmemiş bir başarıyla neredeyse tüm bölge, Gazze'nin derhal askerden arındırılacağı, Hamas'ın silahsızlandırılacağı ve İsrail'in güvenliğinin artık hiçbir şekilde ve hiçbir biçimde tehdit altında olmayacağı planı onayladı" dedi. GAZZE'NİN YENİDEN İNŞASI İÇİN DESTEK TAAHHÜDÜNDE BULUNAN ÜLKELERE TEŞEKKÜR Gazze'nin yeniden inşası için büyük meblağlar taahhüt eden Arap ve Müslüman ülkelere teşekkür eden Trump, "Gazze ve ötesinin güvenli biçimde yeniden inşasını destekleme sözü verdiler. Birçok Arap ülkesi, son derece zengin ülkeler öne çıkıp, "Gazze'yi yeniden inşa etmek için büyük miktarlarda para sağlayacağız" dediler. Bence bu gerçekleşecek. Onlar gücü, onuru, katkıda bulunmayı ve isimlerini ortaya koymayı istiyorlar" ifadelerini kullandı. İRAN İLE BARIŞ ANLAŞMASI YAPMAK İSTEDİKLERİNİ SÖYLEDİ İran liderlerini komşularını tehdit etme, vekil olarak kullanılan militan güçleri desteklemekten vazgeçmeye çağırdıklarını söyleyen Trump, "Bunu zayıf bir pozisyondan söylemiyorum, bunu söylemek zayıflık değil. Siz hazır olduğunuzda biz de hazır olacağız ve bu, İran'ın şimdiye kadar aldığı en iyi karar olacak. İran'da iyi insanlar var. ABD'de tanıdığım birçok İranlı var. İyi, zeki, çalışkan insanlar ve kendi ülkelerinde olanları görmek istemiyorlar" diye konuştu. İSRAİL CUMHURBAŞKANINA NETANYAHU'YU AFFETME ÇAĞRISI YAPTI İsrail'in savunması için milyarlarca dolar tedarik edilmesine onay verdiğini ve İsrail'deki ABD Büyükelçiliği'nin işgal altındaki Kudüs'e taşınmasını sağladığını vurgulayan Donald Trump, "Her zaman yanınızda oldum ve her zaman topluluğunuzun yanında olacağım. Her zaman sizinle olacağım. Ancak beki bir şey olur, aptal biri göreve gelir ve çok kötü şeyler yapmak isterse belki fikrimi değiştiririm. Umarım öyle olmaz" dedi. Trump, Netanyahu'yu kastederek, "Bu adam, işte tam burada duran adam, iyi bir adam. Şuradaki iki adam (İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ve Meclis Başkanı Ohana) da iyi adamlar. Aklıma bir fikir geldi. Sayın Cumhurbaşkanı, ona niçin af sağlamıyorsunuz? Ona af sağlayın" diye konuştu. Trump'ın yolsuzlukla yargılanan Netanyahu için Cumhurbaşkanı Herzog'dan af talebi, meclis salonunda "Bibi" sloganları ile desteklendi. ABD Başkanı Trump, "Muhtemelen biliyorsunuzdur ama bu, konuşma metnimde yoktu. Ama bu adamı çok seviyorum" şeklinde konuştu. TRUMP'IN KONUŞMASI PROTESTO İLE KESİLDİ Trump'ın İsrail Meclisi'ndeki konuşması Arap asıllı İsrailli meclis üyesi Ayman Odeh ve solcu siyasetçi Ofer Cassif tarafından gerçekleştirilen protesto eylemi sırasında kesildi. Trump'ın konuşması sırasında üzerinde "soykırım" ve "Filistin'i tanıyın" yazılı pankartlar tutan Ayman Odeh ve Ofer Cassif salondan çıkarıldı. "FİLİSTİN DEVLETİ'NİN TANIMASI VE İŞGALİN SONA ERMESİ HERKESE ADALET, BARIŞ VE GÜVENLİK GETİREBİLİR" Odeh, protestosundan dakikalar önce sosyal medya üzerinden yayımladığı paylaşımda, "Genel kuruldaki ikiyüzlülük dayanılır gibi değil. Netanyahu'nun organize bir grup tarafından daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde dalkavukluk ile taçlandırılması, kendisi ve hükümetini Gazze'de insanlığa karşı işlenen suçlardan ya da yüz binlerce Filistinli kurban ile binlerce İsrailli kurbanın kanından sorumlu olduğu gerçeğini değiştirmez. Sadece ateşkes ve genel manada anlaşma nedeniyle buradayım. Sadece İsrail'in yanı sıra Filistin Devleti'nin tanıması ve işgalin sona ermesi herkese adalet, barış ve güvenlik getirebilir" diye yazmıştı. Aynı şekilde Cassif de sosyal medyada yayımladığı paylaşımında İsrail hükümetini Filistinlilere karşı işgal ve apartheid ile suçlayarak, "İşgalci olmayı reddedin! Kan döken hükümete karşı direnin!" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, 1979'da Jimmy Carter, 1994'te Bill Clinton ve 2008'de George W. Bush'un ardından İsrail Parlamentosuna hitap eden dördüncü ABD Başkanı oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye olarak hesabı biz de soracağız, sormalıyız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye olarak hesabı biz de soracağız, sormalıyız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan Cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, “İdlib, Hama, Humus ve hedef tabii Şam. Muhaliflerin bu yürüyüşü devam ediyor. Temennimiz kazasız belasız bir şekilde Suriye'deki bu yürüyüş devam etsin. Terör örgütleri ile direniş devam ederken Esed'e çağrımız olmuştu. Gel Suriye'nin geleceğini beraber belirleyelim demiştik. Ancak olumlu cevap alamadık. Tabi şu an itibariyle İdlib'den sonra, İdlib zaten tamam ama Humus yine muhaliflerin elinde ve Şam'a doğru da bir ilerleyiş söz konusu. Bütünüyle bölgede devam eden bu sıkıntılı yürüyüşler arzu ettiğimiz şekilde değil. Gönlümüz bunları istemiyor” dedi. "TÜRKİYE OLARAK DÜNYANIN SUSKUN OLDUĞU BİR DÖNEMDE BİZ YARDIMLARIMIZA DEVAM EDECEĞİZ" Lüblanın son durumunu değerlendiren Erdoğan, “Maalesef bölge sıkıntıda. Dün Lübnan'dan yine Sayın Başbakan'dan bir haber aldım. Onunla da bir görüşme talebi var. Büyük ihtimalle görüşeceğiz. Lübnan biliyorsunuz çok sıkıntılı durumda. Lübnan'da artık her taraf yerle yeksan olmuş. Böyle bir sıkıntı var. Biz de elimizden geleni yapacağız. Ancak Mısır'da ciddi manada ihtiyaç talebi var. Bu ihtiyaçların giderilmesi için de Türkiye olarak elimizden geleni yapmaya inşallah devam edeceğiz. Türkiye olarak dünyanın suskun olduğu bir dönemde biz yardımlarımıza devam edeceğiz. Birleşmiş Milletler Teşkilatı olmak üzere dün Guterres ile görüşmem oldu. Onlar da ellerinden gelen her türlü gayreti ortaya koyuyorlar, koyacaklar. Ve birbirimizle olan görüşmeleri devam ettirelim diyorlar. Ve bizler de bu görüşmelerimizi devam ettirmek suretiyle, bölgedeki ateşkesi ama sonsuz olmak üzere nasıl devam ettiririz, bunun gayreti içerisinde olacağız. Birleşmiş Milletler bu konuda tabi tek çıkış yolu” ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE OLARAK HESABI BİZ DE SORACAĞIZ, SORMALIYIZ" İsrail'in bu soykırımlarının hep birlikte dünya devletleri olarak hesabını sormamız lazım diyen Erdoğan, “Bildiğiniz gibi Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararlar arka arkaya geliyor. Bunlar tabi İsrail'i doğrusu köşeye sıkıştırıyor. Fakat bugüne kadar İsrail kendisi aleyhinde verilmiş kararların hepsinde de, ne yaptı! Sıyrıldı. Ama insanlık İsrail'i bu attığı adımlarda, yaptığı bu ihanetlerde yalnız bırakmayacak ve hesabını soracak. Ben İsrail'in bu vahşetini, İsrail'in bu soykırımlarını hep birlikte dünya devletleri olarak hesabını sormamız lazım. Başta ülkem olarak, Türkiye olarak bu hesabı biz de soracağız, sormalıyız.” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.