SON DAKİKA
Hava Durumu

#Stres Yönetimi

Söz Bursa - Stres Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stres Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kahve severlere "4 Fincan" uyarısı: Kalbinizi yormayın! Haber

Kahve severlere "4 Fincan" uyarısı: Kalbinizi yormayın!

En çok tüketilen içeceklerden olan kahvenin kalp sağlığına etkilerine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Bunlar genellikle nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı hali oluşturabilir. Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte, olumsuz etkiler göz önünde bulundurulmalı" dedi. Her gün milyonlarca kişinin tükettiği kahve, çay gibi ürünlerde bulunan kafeinin kalp sağlığına etkilerine ilişkin bilgi veren uzmanlar uyarıyor. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci de kafeinin hem olumlu hem olumsuz etkileri olabildiğini söyledi. Günde 4 fincan ve üzeri kahve tüketiminin olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, kalp sağlığının korunması için yapılması gerekenleri sıraladı. "NABIZ ARTIŞI, TANSİYONDA ANİ YÜKSELİŞ, KAYGI OLUŞTURABİLİR" ‘Kafein şu anda dünya genelinde çok tüketilen içeceklerin içerisinde bulunan temel bileşen, çalışmaların devam ettiği bir molekül’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Kafein tüketiminin hem olumlu hem olumsuz etkileri var. Mevcut veriler ışığında söylenebilecek olan kafein tüketiminin genel olarak hafif orta düzeyde güvenli olduğu, hatta bazı kardiyak ve metabolik açılardan koruyucu etkilerinin de olduğu yönünde. Yüksek dozda tüketiminin kalp krizini arttırdığını gösteren çalışmalar olduğu gibi sağlıklı bireylerde orta düzeyde tüketimin koruyucu olduğunu gösteren çalışmalar da var. Bu konu halen araştırma aşamasında. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Genel olarak nabız artışı, düzensiz ritim olabilir. Tansiyonda ani yükselişe neden olabilir, sinirlilik hali, kaygı oluşturabilir. Özellikle öğleden sonra fazla tüketiminde uykuyu olumsuz yönde etkileyebilir, kalp dışı etkileri; kalsiyum emilimini bozarak kemik erimesine neden olabilir. Gebeler bu açıdan riskli diyebiliriz, yüksek dozda tüketim erken doğum ya da bebekte gelişme geriliğine neden olabiliyor bu açıdan da dikkatli olmak gerekir" dedi. "YENİ NESİL KAHVECİLERDEKİ KAHVELER FAZLA MİKTARDA ŞEKER, ŞURUP İÇEREBİLMEKTE" ‘Kafein tüketim deyince ilki başta çay kahve tüketimi akla gelmekte’ diyen Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Ama yüksek dozda kafein içeren enerji içecekleri mevcut. Enerji içeceklerinin kalp damar sağlığı açısından olumsuz etkileri giderek daha fazla ortaya çıkmakta. Sağlıklı bireylerde dahi enerji içeceği tüketimi sonrası önemli ritim bozuklukları, tansiyon yüksekliği, kalp krizinin tetiklenmesi gibi durumlar ortaya çıkabilmekte. Kafeinin etkileri açısından bireysel farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. Kafeini metabolize eden enzimdeki bireysel değişikliklerden kaynaklanıyor. Kahve tüketimi özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. Yeni nesil kahvecilerde mevcut olan kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte. Bunlara bağlı fazla şeker alımının getirdiği olumsuz etkiler de yine göz önünde bulundurulmalı. Kalp hastaları için şuan ki veriler ışığında orta düzeyde tüketim güvenilir gözükmekte. Kalp damar sağlığı dediğimiz zaman en temel 2 nokta; sağlıklı beslenme ve fiziksel egzersiz. Akdeniz tipi beslenme, bitkisel ağırlıklı bir beslenmeyi kast ediyoruz. Doymuş yağ asitleri yerine doymamış yağ asitlerinin tercih edilmesi, işlenmiş etin minimum oranda tüketilmesi, bunun yerine balık tüketiminin haftada en az 1 gün olacak şekilde desteklenmesi önerilmekte. Tuz ve şeker tüketimini mümkün olduğunca kısıtlamak ve yine fazla alkol tüketimine dikkat etmek vurgulanması gereken noktalar. Sigaranın bırakılması, mental sağlık, stres yönetimi de kalp sağlığı açısından önemli noktalar" şeklinde konuştu.

Masa başı iş hasta ediyor Haber

Masa başı iş hasta ediyor

Masa başı ve hareketsiz çalışma hayatı duruş bozukluklarının yanı sıra kalp hastalıklarından diyabete, kronik ağrılardan metabolik yavaşlamaya kadar geniş bir sağlık krizine de davetiye çıkarıyor. Ofis çalışanlarında en sık görülen şikayetlerin başında gelen bel, boyun ve sırt ağrıları, aslında vücudun "artık hareket et" diyen bir imdat çağrısı olarak kabul ediliyor. Masa ve sandalye seçimi önemli Omurga sağlığını korumada ilk adımın çalışma masa ve sandalyesinin ergonomik yapılandırılması olduğuna dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sandalyenizin bel desteğine sahip olması ve yüksekliğinin ayarlanabilir olması bir lüks değil, zorunluluk olmalı. Dirsekler masaya paralel, 90 derecelik bir açıyla durmalı ve monitörünüz göz hizasında yaklaşık 50-70 cm uzakta konumlanmalı. Bel fıtığı olan çalışanlar için dik duruş hayati önem taşır. Sandalye ile sırt arasında boşluk kalmamalı. Eğer ayaklarınız yere tam basmıyorsa bir destek kullanılmalı. Vücut ağırlığı ayaklara aktarılamazsa tüm yük beldeki disklere biner” dedi. Görme problemleri boyun sağlığını bozuyor Görme bozuklukları ve yetersiz ortam aydınlatmasının da boyun sağlığını doğrudan tehdit edebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Çünkü kişi ekrandakileri net görebilmek veya okuyabilmek için farkında olmadan boynunu öne doğru bükerek 'kaplumbağa duruşu' sergiler, bu da servikal omurgaya binen yükü katlayarak artırır. Bunun yanı sıra göz yorulduğu zaman da boyun bükülmesine nede olur. Işık ve ekran mesafesi doğru ayarlanarak boyun fıtığı riski ciddi oranda azaltılabilir” diye konuştu. Telefon boyun ile omuz arasına sıkıştırılmamalı Telefonu boyun ile omuz arasında sıkıştırmak gibi basit görünen hataların da sinir köklerinde ciddi hasarlara yol açabildiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Mutlaka kulaklık kullanın ve klimanın doğrudan vücudunuza temas etmemesine özen gösterin. Çünkü soğuk hava akımı kas spazmlarını ve fıtık ağrılarını tetikler” dedi. Hareket şart Saatlerce kıpırdamadan çalışmanın disklerin arasındaki sıvı dolaşımını durdurduğunu hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “En büyük ilaç harekettir. Yarım saatte bir ofis içinde kısa yürüyüşler ve iki saatte bir de germe egzersizleri yapılarak dolaşım canlandırılmalı. Çayınızı kendiniz alın, aracınızı uzağa park edin ve asansör yerine merdivenleri tercih edin. Boynunuz içinse saat yönünde ve tersine yapılan yavaş rotasyonlar ile yana doğru nazik germe hareketleri, gün boyu biriken gerginliği dağıtır” şeklinde konuştu. Stres yönetimi de ergonomik koltuk kadar önemli İş stresinin sadece zihni değil, doğrudan kasları da etkilediğini paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Stresli olduğumuzda farkında olmadan omuzlarımızı yukarı kaldırır ve boyun kaslarımızı kilitleriz. Bu kronik gerginlik, bir süre sonra fıtık ağrılarını tetikleyen en büyük faktör haline gelir. Stres yönetimi, en az ergonomik koltuk kadar önemlidir. Gün içinde 10-15 dakikalık meditasyonlar veya derin nefes egzersizleri kas geriliminizi düşürür. İmkânınız varsa haftalık rutininize yoga veya pilates ekleyin” tavsiyesinde bulundu. İdeal kiloda olmaya özen gösterilmeli, sigara içilmemeli Bel sağlığını korumak için ideal kiloyu korumanın ve disklerin beslenmesini bozan sigaradan uzak durmanın da hayati önem taşıdığına değinen Prof. Dr. Göçmen, “Yatış pozisyonunda diz desteği kullanmak ve 2-3 cm topuklu ayakkabılar seçmek omurganın doğal kavisini destekler. Doğru beslenme alışkanlıkları ve hekim kontrolünde kalsiyum, Omega-3 ve D vitamini desteği almak da kemik yoğunluğunu ve doku onarımını destekleyerek omurga sisteminin direncini artırır. Bu yaşam tarzı değişiklikleri, bel omurları üzerindeki mekanik baskıyı azaltarak fıtık ve yıpranmaları önlemeye yardımcı olur” dedi.

Bursa’da ücretsiz psikolojik destek alabileceğiniz 5 merkez! Haber

Bursa’da ücretsiz psikolojik destek alabileceğiniz 5 merkez!

Bursa’da günlük hayatın stresiyle başa çıkmak veya profesyonel bir destek almak isteyenler için belediyelerin ve kamu kurumlarının sunduğu ücretsiz imkanları listeledik. İşte cebinizi yormadan ruhunuza iyi gelecek o adresler: 1. OSMANGAZİ BELEDİYESİ – AİLE REHBERLİK MERKEZLERİ Başkan Erkan Aydın’ın vizyonuyla hareket eden Osmangazi Belediyesi, sadece atölyelerle kalmıyor. İlçe genelindeki merkezlerde uzman psikologlar eşliğinde bireysel danışmanlık hizmeti veriliyor. Öne Çıkan: Aile danışmanlığı ve çocuk psikolojisi. 2. NİLÜFER BELEDİYESİ – SOSYAL DESTEK HİZMETLERİ Dijitalleşmede öncü olan Nilüfer, psikolojik destekte de oldukça güçlü. İnternet üzerinden randevu alarak uzmanlarla görüşme sağlayabiliyorsunuz. Özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik özel birimleri mevcut. Öne Çıkan: Şiddetle mücadele ve ergen danışmanlığı. 3. YILDIRIM BELEDİYESİ – YILMEK VE SOSYAL DESTEKLER Yıldırım’da ikamet eden vatandaşlar için psikolojik danışmanlık birimleri aktif olarak çalışıyor. Özellikle sınav dönemlerinde öğrencilere yönelik yoğun bir rehberlik desteği sunuluyor. Öne Çıkan: Sınav kaygısı ve eğitim danışmanlığı. 4. BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ – BAREM VE GENÇLİK MERKEZLERİ Büyükşehir bünyesindeki huzurevleri ve rehabilitasyon merkezlerinin yanı sıra, gençlik merkezlerinde de ücretsiz rehberlik hizmeti veriliyor. Öne Çıkan: Bağımlılıkla mücadele ve yaşlı bakımı psikolojisi. 5. SAĞLIKLI HAYAT MERKEZLERİ (KETEM & SHM) Sağlık Bakanlığı’na bağlı bu merkezler Bursa’nın hemen her ilçesinde var. Randevu alarak ücretsiz psikolog desteği alabilir, stres yönetimi eğitimlerine katılabilirsiniz. Öne Çıkan: Klinik tabanlı ücretsiz destek. Bursa’da Ücretsiz Psikolojik Destek Merkezleri Kurum / Birim Hizmet Alanı İletişim / Randevu Osmangazi Aile Rehberlik Bireysel & Aile Danışmanlığı 444 16 01 Nilüfer Sosyal DestekKadın, Çocuk & Ergen Terapi 444 16 03 Yıldırım Sosyal Destek Sınav Kaygısı & Rehberlik 444 16 02 Büyükşehir Barem Yaşlılık & Engelli Psikolojisi 0224 716 11 55 Sağlık Hayat Merkezleri Genel Psikolojik Destek ALO 182 (MHRS)

Kadınların saç dökülmesi hastalık habercisi mi? Uzmanı açıkladı... Haber

Kadınların saç dökülmesi hastalık habercisi mi? Uzmanı açıkladı...

Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Büşra Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizlikleri de saç dökülmesini tetikleyebilir" dedi. Kadınların yaklaşık üçte birinin yaşamının bir döneminde klinik olarak anlamlı saç dökülmesi yaşadığına dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Büşra Demirci, saç dökülmesinin tek bir nedene bağlı olmadığını, doğru tanı için altta yatan faktörlerin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi. "Saç dökülmesi her zaman hastalık anlamına gelmez" Saçın doğal bir büyüme ve dökülme döngüsü olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Demirci, "Sağlıklı bireylerde günde ortalama 50-100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Ancak dökülen saç miktarında belirgin artış, saçlarda gözle görülür seyrelme, saç tellerinde incelme veya saç ayrımının belirginleşmesi gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir" diye konuştu. "Stres neden olabilir" Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Bu durum genellikle ‘telogen effluvium' olarak adlandırılır. Bu tip dökülmeler çoğu zaman geçicidir ve altta yatan neden ortadan kalktığında saçlar yeniden çıkmaya başlar" dedi. "Vitamin ve mineral eksiklikleri göz ardı edilmemeli" Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizliklerinin saç dökülmesini tetikleyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle kadınlarda bu eksiklikler sık görülebilir. Tiroit hastalıkları da saç sağlığını doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden saç dökülmesi şikâyeti olan kişilerde kan tetkikleri önemlidir" açıklamasında bulundu. "Genetik ve hormonal faktörler etkili olabilir" Kadınlarda genetik yatkınlığa bağlı saç dökülmesinin, erkeklerden farklı bir seyir izlediğini dile getiren Uzm. Dr. Demirci, "Androjenetik alopesi, kadınlarda genellikle tepe ve orta ayrım bölgesinde seyrelme şeklinde görülür. Polikistik over sendromu, adet düzensizlikleri, menopoz süreci ve tiroit bozuklukları gibi hormonal değişimler de saç dökülmesini artırabilir" dedi. "Doğum sonrası dökülme çoğu zaman kalıcı değildir" Gebelik döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesinin azaldığını, doğumdan sonra ise yaygın saç dökülmesi görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, Bu durum çoğu kadında geçici olabilir. Doğumdan yaklaşık 2-4 ay sonra başlayan bu dökülme, genellikle 6 ay içinde kendiliğinden azalır. Bu durum kalıcı saç kaybı ile karıştırılmamalıdır" şeklinde konuştu. "Sıkı saç modelleri riski artırıyor" Sıkı saç modelleri, yoğun ısı kullanımı, kimyasal işlemler ve saçın sürekli gergin şekilde toplanmasının saç köklerine zarar verebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Bu alışkanlıklar uzun vadede dökülmeyi artırabilir. Özellikle bu tür uygulamaların erken fark edilmemesi kalıcı saç kayıplarına yol açabilir" dedi. "Takviyeler bilinçsiz kullanılmamalı" Saç dökülmesi yaşayan birçok kişinin rastgele vitamin ve mineral takviyelerine yöneldiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, "Kan tetkiki yapılmadan kullanılan takviyeler her zaman fayda sağlamaz, aksine mevcut dökülmenin uzamasına ya da artmasına zemin hazırlayabilir. Bu yüzden tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır" dedi. "Beslenme ve yaşam tarzı saç sağlığında belirleyici" Yeterli ve dengeli beslenmenin saç sağlığı için temel olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle protein alımı önemlidir. Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, düzenli uyku ve stres yönetimi saç dökülmesinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı. "Erken başvuru tedavi başarısını artırıyor" Saç dökülmesinde erken tanının önemine değinen Uzm. Dr. Demirci, "Saç kökleri henüz canlıyken yapılan müdahalelerle dökülmenin ilerlemesi büyük ölçüde durdurulabilir. Geç kalındığında ise tedavi seçenekleri sınırlanabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

DOSABSİAD’ın 2026 rotası: Bilgi odaklı üretim ve sürdürülebilir büyüme Haber

DOSABSİAD’ın 2026 rotası: Bilgi odaklı üretim ve sürdürülebilir büyüme

Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, göreve geldikleri 2025 yılını değerlendirerek 2026 yılı hedeflerini paylaştı. Geçtiğimiz yılda küresel ekonomik zorluklara rağmen sanayide çarkların döndüğünü vurgulayan Başkan Kutlualp DOSABSİAD’ın üyelerini; sanayide yapay zekâdan yeşil dönüşüme, finansman yönetiminden tüketici trendlerine kadar geniş bir yelpazede geleceğe hazırladığını söyledi. Bursa iş dünyasının en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan; tekstilden otomotive, kimyadan gıdaya kadar pek çok sektörde faaliyet gösteren 600’e yakın firmayı bünyesinde barındıran bölgede üyelerine hizmet veren DOSABSİAD, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2026 yol haritasını kamuoyuyla paylaştı. DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, dernek üyelerinin 5,5 milyar dolarlık ihracat hacmi ve 55 bin kişilik istihdam kapasitesiyle Türkiye ekonomisine stratejik katkı sunduğunu vurguladı. Küresel ekonomik zorluklara rağmen sanayide üretim çarklarının dönmeye devam ettiğine dikkat çeken Kutlualp, 2025 boyunca üyelerin değişen koşullara hızlı uyum sağlaması için; sanayide yapay zekâ uygulamaları, yeşil dönüşüm, finansman yönetimi ve tüketici trendleri başlıklarında çalışmaları yoğunlaştırdıklarını söyledi. Bu kapsamda yıl içinde düzenlenen eğitimler, bilgilendirme oturumları ve sektör buluşmalarıyla üyelerin güncel gelişmeleri sahaya daha hızlı yansıtmasına katkı sunduklarını ifade eden Kutlualp, DOSAB ile ilişkileri ve iş birliğini güçlendirme başlığında da somut adımlar attıklarını belirterek, “DOSAB komitelerinde DOSABSİAD yönetiminden arkadaşlarımızın da aktif katılımını sağlayarak, tam bir iş birliği ve eşgüdüm içerisinde hareket ettik.” dedi. Kutlualp, 2026 yılı için ise “Bilgi Odaklı Üretim ve Sürdürülebilir Büyüme” temasını öne çıkardı. YAPAY ZEKÂ EĞİTİMLERİYLE ÜRETİMDE YENİ DÖNEM DOSABSİAD’ın yıl boyunca sanayiciye "pusula" olduğunu vurgulayan Kutlualp, "Rekabette öne geçmenin yolu, geleceği bugünden görmekten geçiyor. Bu vizyonla, dünyanın önde gelen trend analiz otoritesi WGSN ile üyelerimizi buluşturarak, 2026 ve sonrasının tüketici beklentilerini üyelerimizle analiz ettik. Sadece trendleri değil, teknolojiyi de üretime entegre ettik. AIT iş birliğiyle düzenlediğimiz yapay zeka eğitimlerinde, desen tasarımından üretim bandına kadar yapay zekanın sağladığı hız ve maliyet avantajlarını üyelerimize uygulamalı olarak gösterdik." dedi FİNANSMAN VE AR-GE KÖPRÜLERİ KURULDU Sanayicinin ihtiyaç duyduğu her alanda çözüm ortağı olduklarını belirten Kutlualp, "BUTEKOM’a yaptığımız stratejik ziyaretlerle, katma değerli üretimin anahtarı olan Ar-Ge ve inovasyon süreçlerini destekledik. Bununla birlikte ekonomi danışmanlarımızla düzenlediğimiz toplantılarda küresel piyasaları ve 2026 projeksiyonlarını mercek altına alırken; Türk Eximbank yetkilileriyle üyelerimizi bir araya getirerek, ihracatın finansmanı ve alacak sigortası gibi hayati konularda sanayicimize rehberlik ettik." diye konuştu. "BÜYÜK BİR AİLE OLDUĞUMUZU GÖSTERDİK" DOSABSİAD’ın sosyal yönünün de çok güçlü olduğunu hatırlatan Kutlualp, “İşin merkezinde insan var; bu yüzden odağımız üretimin yanında ekip ruhunu da güçlendirmek. Bu yıl 18.’sini düzenlediğimiz Geleneksel Futbol Turnuvası ile DOSAB sahalarında birlik ve beraberliğimizi pekiştirdik. Çalışanlarımıza yönelik stres yönetimi seminerleri ve Medicana Sağlık Grubu’yla imzaladığımız protokol ile, büyük DOSABSİAD ailesinin her ferdinin yanında olduğumuzu hissettirdik” ifadelerini kullandı. “VERİYİ DOĞRU OKUYAN SANAYİCİ BİR ADIM ÖNE GEÇİYOR” 2026 vizyonlarını “Bilgi Odaklı Üretim ve Sürdürülebilir Büyüme” temasıyla şekillendirdiklerini ifade eden Kutlualp, yeni dönemde veriye dayalı karar alma kültürünü üyeler arasında yaygınlaştıracaklarını söyledi. Kutlualp, “Üretimde hız kadar isabet de önemli. Veriyi doğru okuyan, maliyetini yöneten, sürdürülebilirlikte standart yakalayan sanayici bir adım öne geçiyor. 2026’da bu yaklaşımı sahaya indirecek programlara ağırlık vereceğiz” dedi. Yeni dönemde yeşil dönüşüm, enerji verimliliği, kaynak yönetimi ve karbon ayak izi gibi başlıklarda firmalara yol gösterecek içerikler planladıklarını belirten Kutlualp; yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme tarafında ise eğitimleri sektör ihtiyaçlarına göre derinleştirerek devam ettireceklerini aktardı. Finansmana erişim ve ihracatın sürdürülebilirliği konusunda da üyeler için daha fazla temas kuracaklarını dile getiren Kutlualp, “Eximbank başta olmak üzere ilgili kurumlarla temaslarımızı artıracak, firmalarımızın hem pazar hem finansman kanallarını güçlendirecek buluşmaları çoğaltacağız” ifadelerini kullandı. Kutlualp ayrıca 2026’da kurumlar arası iş birliği ve bilgi paylaşımı başlıklarını büyütmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, “DOSABSİAD çatısı altında güçlü bir ağ var. 2026’da ortak aklı büyüten, üyeler arası etkileşimi artıran, sahaya temas eden bir takvimle ilerleyeceğiz” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.