SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sürdürülebilir

Söz Bursa - Sürdürülebilir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’nın su geleceği masaya yatırıldı: Dev Çalıştay başladı Haber

Bursa’nın su geleceği masaya yatırıldı: Dev Çalıştay başladı

Bursa Belediyeler Birliği; İklim Değişikliği Başkanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ), Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (BUSKİ) ve Bursa Mimar Mühendisler Grubu iş birliğinde ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’ düzenliyor. Mövenpick Hotel’de Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın ev sahipliğinde başlayan çalıştaya; Orman ve Su İşleri eski Bakanı Veysel Eroğlu, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Mimarlar Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Gürsu Belediye Başkan Mustafa Işık, Gemlik Belediye Başkan Şükrü Deviren, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hayrettin Eldemir, DSİ Bölge Müdürü Kenan Akyürek, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, AK Parti Bursa eski Milletvekili Bennur Karaburun, Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş, akademisyenler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bürokratlar, meslek odaları üyeleri katıldı. İki gün sürecek çalıştay boyunca kentin gelecekteki su güvenliği, iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkileri ve entegre su yönetimi konuları masaya yatırılacak. Akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini, uzmanları ve sektör temsilcilerini buluşturacak etkinlikte içme suyu yönetimi, su kaynakları projeksiyonları, arıtma sistemleri, yeniden kullanım uygulamaları ile sanayi ve tarımsal su yönetimi gibi konular irdelenecek. "SU KAYNAKLARI SINIRSIZ DEĞİL" Küresel eğilimler ile Bursa’nın özgün su sorunlarını birlikte ele alarak kısa ve uzun vadeli çözüm önerilerinin geliştirilmesini hedeflenen çalıştayın açılışında konuşan Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, geleceğin inşasında en önemli etkenlerden birisinin su olacağını hatırlatarak çalıştayın önemini vurguladı. Bursa’nın en önemli özelliklerinin ‘yeşil’ ve ‘su’ olduğunu kaydeden Başkan Yılmaz, "Bugün burada sadece bir toplantı yapmak için değil, geleceğimizi birlikte inşa etmek için bir aradayız. Yarınlarımız, suyun bereketine emanettir. Çünkü su; hayatın ta kendisidir. Bununla birlikte son dönemde yaşanan birçok gelişme, maalesef suyun sınırsız bir kaynak olmadığı gerçeğini bizlere bir kez daha hatırlattı. Son yıllarda ülkemizin farklı şehirlerinde yaşanan su kesintileri plansızlık ve öngörüsüzlüğün neye mal olabileceğini hepimize açıkça göstermiştir" ifadelerini kullandı. "BELEDİYECİLİK MAZERET GÖSTERMEK DEĞİLDİR" Son yıllarda şehirlerde yaşanan su kesintilerini hatırlatan Başkan Oktay Yılmaz; "Bugün şehirlerimizde yaşanan su sorunu ve kesintileri sadece yağışla, iklimle, mevsimle açıklanamaz. Asıl sorun planlama yapmamak, alt yapıyı zamanında yenilememek, kaynakları doğru yönetememek ve en önemlisi de geleceği öngörememektir. İklim krizi, kuraklık, artan nüfus, hızlanan sanayileşme ve bilinçsiz tüketim gibi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak Bursa Belediyeler Birliği Başkanı olarak ifade etmek isterim ki belediyecilik zaten doğal ve küresel olayları mazeret gösterip sorumluluktan kaçmak değildir. Belediyecilik bu tip zorlukları aşmak için projeler geliştirip uygulamaktır" dedi. "AKILLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİM ANLAYIŞI" Bursa’nın, sanayi ve tarım gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Oktay Yılmaz; "3,5 milyon hemşehrimiz, bu şehirde üretmekte, çalışmakta, yaşamakta ve hayal kurmaktadır. DSİ tarafından yürütülen projeler sayesinde; Uludağ kaynakları, yeraltı suları, Nilüfer, Doğancı barajları ile şehrimize yılda yaklaşık 245 milyon metreküp su temin edilmektedir. Yapımı tamamlanan Çınarcık Barajı’ndan 145 hm, planlanan Aksu Barajı ve Deliçay derivasyonu ile 42 hm ilave su kaynağı Bursa’ya kazandırılıyor. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki; bu rakamlar bize sadece bugünü kazandırır, bize ve gelecek kuşaklara yarını kazandıracak olan, akıllı ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıdır. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre iklim değişikliği ve sıcaklıkların yükselmesiyle 2050 yılına kadar ülkemiz su kaynaklarının yüzde 25 azalmasına rağmen artan nüfus oranına bağlı olarak su talebinin yüzde 50 artması öngörülmektedir. Bu bilgiler üzerimize düşen sorumluluğun ne kadar önemli olduğunun altını bir kez daha çiziyor" diye konuştu. "TÜRKİYE İÇİN ÖRNEK TEŞKİL EDECEK" Suyun toplumsal huzurun teminatı olduğunu belirten Bursa Belediyeler Birliği Başkanı Oktay Yılmaz, "Su yönetimi, yalnızca bir çevre meselesi değildir. Son yıllarda ülkemizin şehir yönetiminin kalitesini, gelecek nesillere bakışımızı, yönetme kabiliyetimizi doğrudan gösteren bir başlıktır. Bugün bu salonda tüm kurumlarımızla birlikte ortaya koyduğu bu sinerji, bizim en büyük gücümüzdür. Buraya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Bu ve bunun gibi çalışmalarımızla bizim hedefimiz sadece konuşmak değil; ortak akılla, bilimle ve gerçekçi yaklaşımlarla somut sonuçlar üretmektir. Bugün burada yapılacak her sunumun her tartışmanın, her önerinin, yalnızca Bursa için değil, Türkiye içinde örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ediyorum. Bu çalıştaydan çıkacak sonuçları raflarda bırakmayacağız. Uygulanabilir her öneriyi, kararlılıkla hayata geçireceğiz" diye konuştu. "YATIRIMLARIN YÜZDE 90'INI BİZ YAPTIK" Bursa’yı çok sevdiğini ve şehir ile arasında gönül bağı olduğunu vurgulayan Orman ve Su İşleri eski Bakanı Veysel Eroğlu; "Evet bir iklim değişikliği ile karşı karşıyayız. Ancak doğru planlama yapılırsa ne Bursa’da ne de Türkiye’de herhangi bir su sorunu yaşanmaz. Yeşil Bursa’daki mevcut su yatırımlarının yüzde 90’ı bizim hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da Bursa’da projelerin aksamaması için özel talimatı var. Dağdibi, Kocayayla, Ağlaşan Kayacık, Gözede, Yalıçiftlik, Çınarcık, Altıntaş, Karıncalı, Nilüfer, Boğazköy, Çiçeközü, Gökçesu barajları bizim dönemimizde Bursa’ya kazandırıldı. Bakınız 23 yılda Bursa’ya; 25 adet baraj, 12 adet HES, 54 adet sulama tesisi, 4 adet içme suyu tesisi, 27 adet taşkın önleme tesisi ve 5 adet arazi toplulaştırma projesi olmak üzere toplamda 152 adet tesis kazandırdık. Bu tesislerin yatırım maliyeti ise yaklaşık 76 milyar TL. Ancak bu yatırımlara rağmen Bursa’nın yaşadığı sıkıntılar ortada. Yakın vadede bu sorunu aşmak için Çınarcık barajı devreye alınmalıdır. Çınarcık Barajı’ndan su alınıp arıtma tesislerine taşınmalı. Bu su da Bursa’ya verilmelidir. Böylece Bursa’nın su sorunu kalmaz" ifadelerini kullandı. BAŞKAN YILMAZ'A TEŞEKKÜR Su sıkıntısının son yılların en büyük sorunu olduğunu belirten MMG Genel Başkanı Yavuz Sarı ise; "Kuraklık ve buna bağlı olarak su sorunu son dönemde sıkça konuşuluyor. Bizler de bu soruna kökten çözüm üretmek için çalışıyoruz. İnşallah bundan sonrada daha fazla gayretle çalışmalarımızı artıracağız. Bu çözüm arayışlarına katkı sunacak çok önemli bir çalıştaydayız. Bu çalıştayı düzenleyen Başta Bursa Belediyeler Birliği Başkanımız Oktay Yılmaz olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ederim" dedi. Çalıştayı düzenleyen Bursa Belediyeler Birliği’ne be Başkan Oktay Yılmaz’a teşekkür eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey; "Bu çalıştay geleceğe imza atacak değerli bir iş olmuş. Çalıştayın verimli geçmesini diliyorum" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından çalıştay yuvarlak masa toplantılarıyla devam etti. Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı, 24 Ocak Cumartesi günü sona erecek.

E-Ticaretteki Gümrük Düzenlemesi Bebe Konfeksiyoncuları sevindirdi Haber

E-Ticaretteki Gümrük Düzenlemesi Bebe Konfeksiyoncuları sevindirdi

Yurt dışından e-ticaretle alınan ve 30 Euroya kadar değeri bulunan eşyalar için basitleştirilmiş gümrük döneminin sona ermesine ilişkin 7 Ocak 2026 tarih ve 33130 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı, bebek ve çocuk konfeksiyonu sektörü başta olmak üzere emek yoğun sektörlerde memnuniyetle karşılandı. Bebe Çocuk Konfeksiyon Sanayici ve İşadamları Derneği (BEKSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayezit, 6 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe girecek söz konusu düzenlemenin uzun süredir sektör üzerinde baskı oluşturan haksız rekabeti azaltacağını söyledi. Yerli üretimin korunması adına atılan bu adımın son derece yerinde olduğunu vurgulayan BEKSİAD Başkanı Mehmet Bayezit, düşük bedelli ve kontrolsüz ithalatın sektörde ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti. Bayezit açıklamasında, “30 Euro altındaki gönderilere uygulanan gümrük muafiyetinin kaldırılması, yerli üretimin korunması ve sektörümüzde uzun süredir yaşanan haksız rekabetin önlenmesi açısından son derece önemli ve yerinde bir düzenlemedir” dedi. Bebek ve çocuk konfeksiyonu gibi istihdam yoğun sektörlerin bu süreçten olumlu etkileneceğine dikkat çeken Başkan Bayezit, kararın üretim kapasitesine de katkı sunacağını belirtti. BEKSİAD Başkanı Mehmet Bayezit, “Emek yoğun üretim yapan birçok sektör, düşük bedelli ithalat yoluyla oluşan adaletsiz rekabet nedeniyle ciddi baskı altındaydı. Bu kararın, yerli üreticilerimizin kapasite kullanım oranlarını artıracağına, üretimi ve istihdamı güçlendireceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Düzenlemenin sürdürülebilir büyümeye de katkı sağlayacağını dile getiren Başkan Bayezit, üretim ve katma değer vurgusu yaparken de, “Üretim odaklı, sürdürülebilir ve katma değer yaratan büyüme anlayışını destekleyen bu düzenleme sayesinde sektörümüz daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak, ülkemizin uluslararası rekabet gücü de artacaktır. Özellikle Bebek ve Çocuk Konfeksiyonu gibi istihdam yaratan sektörler açısından bu adımın olumlu sonuçlar doğuracağı kanaatindeyiz” diye konuştu. Kararın alınmasında emeği geçenlere de teşekkür eden BEKSİAD Başkanı Mehmet Bayezit, açıklamasını, “Sektörün sahadan gelen beklentilerini dikkate alarak alınan bu kararda emeği geçen başta T.C. Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat olmak üzere tüm Bakanlık yetkililerine, BEKSİAD ve sektörümüz adına teşekkür ederiz” diyerek tamamladı.

Baran Çelik’ten gurur tablosu: "20 yılda 19 kez şampiyon olduk, hedefimiz küresel rekabet" Haber

Baran Çelik’ten gurur tablosu: "20 yılda 19 kez şampiyon olduk, hedefimiz küresel rekabet"

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “İhracat şampiyonu olma geleneğimizi sürdürmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Özellikle en büyük pazarımız AB’deki dönüşüme hızlı adaptasyonumuz ve katma değeri yüksek üretim gücümüz, bu başarının temel taşlarını oluşturdu. Bu yıl ve gelecekte de Türkiye’nin küresel ticaretteki güçlü rekabet yapısını temsil etmeye ve ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağlamaya devam edeceğiz.” Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisi 2025 yılında bir önceki seneye göre yüzde 11,6 artarak 41,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Otomotiv endüstrisi, böylece son 20 yılda 19 kez ihracat şampiyonu olmayı başardı. Otomotiv endüstrisinin Aralık 2025 dönemi ihracatı da yüzde 8 artışla 3 milyar 761 milyon dolar oldu. Ülke ihracatından yüzde 16,2 pay alan sektör, geçen yılın son ayında da ihracat lideri oldu. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Son 20 yılın 19’unda ihracat şampiyonu olma geleneğimizi sürdürmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Özellikle en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği’ndeki dönüşüme hızlı adaptasyonumuz ve katma değeri yüksek üretim gücümüz, bu başarının temel taşlarını oluşturdu. İhracatta yakaladığımız ivme, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzün ve sürdürülebilir büyüme kararlılığımızın en somut göstergesi. Otomotiv endüstrisi olarak 2026 yılında ve gelecekte de Türkiye’nin küresel ticaretteki güçlü rekabet yapısını temsil etmeye ve ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. Tedarik endüstrisi ihracatı 2025 yılında yüzde 6 arttı Tedarik endüstrisi ihracatı geçen yıl bir önceki seneye göre yüzde 6 artışla 15 milyar 770 milyon dolar oldu. Tedarik endüstrisi sektörün 2025 yılı ihracatından yüzde 38 pay aldı. Binek otomobiller ihracatı 2025 yılında yüzde 4, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 28, Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı yüzde 30 ve Çekiciler ihracatı da yüzde 54 arttı. Aralık 2025 döneminde ise Tedarik Endüstrisi % 18 artışla 1 milyar 329 milyon dolar ihracat yaptı. Binek Otomobiller ihracatı Aralık 2025’te %8 azalarak 1 milyar 200 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı %8 artışla 647 milyon USD, Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı %35 artışla 347 milyon USD ve Çekiciler ihracatı da %77 artışla 179 milyon USD oldu. Almanya’ya ihracat geçen yıl yüzde 36 arttı Geçen yıl ülke grubu pazarında en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya yüzde 36 artışla 6 milyar 612 milyon USD ihracat gerçekleştirildi. Yine geçen yıl Fransa’ya %17, İspanya’ya %36, Slovenya’ya %27, Belçika’ya %19, Romanya’ya %35 ihracat artışı, Hollanda’ya %16, Rusya’ya %52 ihracat düşüşü yaşandı. Aralık 2025 döneminde ise otomotiv ihracatında ilk sırada Fransa yer aldı. Fransa’ya ihracat yüzde 33 artışla 690 milyon USD oldu. Geçen yılın son ayında Almanya %8,5 ihracat artışı ve 469 milyon USD’lik ihracat rakamı ile ikinci büyük pazar oldu. Üçüncü büyük pazar konumunda yer alan Birleşik Krallık’a yönelik ihracat da ise %10 artışla 355 milyon USD oldu. Aralık ayında önemli pazarlardan İspanya’ya %9, Romanya’ya %47, Belçika’ya %16, Suudi Arabistan’a %461, Avusturya’ya %55 ihracat artışı yaşanırken, İtalya’ya %20, ABD’ye %16, Hollanda’ya %20 ihracat düşüşü kaydedildi. AB ülkelerine 2025 yılı ihracatı 30 milyar dolar Geçen yıl AB ülkeleri ihracattan %72,5 pay alırken, ihracat da 30 milyar 110 milyon USD oldu. Geçen yıl Afrika Ülkelerine %8,5, Diğer Amerikan Ülkelerine %25 ihracat artışı, Bağımsız Devletler Topluluğuna %31, Orta Doğu Ülkelerine de %20 ihracat düşüşü yaşandı. Aralık 2025 döneminde Avrupa Birliği ülkeleri %71 pay ve 2 milyar 683 milyon USD ihracat ile yine ülke grubu bazında ihracatta ilk sırada yer aldı. AB ülkelerine yönelik ihracat %8,5 arttı. Geçen yılın son ayında Diğer Avrupa Ülkeleri %11 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı. Bu ülke grubuna yönelik ihracat da %5 arttı. Aralık ayında Orta Doğu Ülkelerine %136, Afrika Ülkelerine %18 ihracat artışı yaşanırken, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesine de %14 düşüş oldu.

Türkiye ve Bulgaristan arasında yeni ekonomi köprüsü: KIRCAALİSİAD yola çıktı Haber

Türkiye ve Bulgaristan arasında yeni ekonomi köprüsü: KIRCAALİSİAD yola çıktı

Bulgaristan kökenli iş insanları, sanayiciler ve akademisyenleri aynı çatı altında buluşturan Kırcaali Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD), üyelerinin katılımıyla 1. Güç Birliği Toplantısını gerçekleştirdi. Derneğin resmi faaliyetlerinin başlamasının ardından düzenlenen ilk büyük buluşma, birlik ve dayanışma ruhuyla gerçekleşti. “Sadece bugünün değil, yarının da derneği olacağız” Toplantının açılış konuşmasını yapan KIRCAALİSİAD Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, KIRCAALİSİAD’ın misyonunu “Sadece bir dayanışma ağı kurmak değil; aynı zamanda katma değerli üretimi, inovasyonu ve sürdürülebilir yatırımları teşvik ederek hem Türkiye hem de Bulgaristan ekonomisine güç katmak” olarak özetleyen Güler, derneğin güçlü bir iş ailesi olduğunu vurguladı. Derneğin, iki ülke arasında sağlam bir ekonomik köprü kurma vizyonunu vurgulayan Başkan Güler, “Bilindiği üzere Bulgaristan, Türk yatırımcılar için Avrupa Birliği pazarına açılan stratejik bir kapı. Türkiye ise Bulgaristan için dinamik bir ticaret ortağı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi her geçen yıl artıyor, ancak potansiyel çok daha büyük” değerlendirmesinde bulundu. Tarihsel ticari ilişkilere de değinen Güler, “Türkiye'nin komşuları arasında yaptığı ilk ticaret anlaşması Bulgaristan ile yapılmış olup, 1924 yılına dayanmaktadır. 2024 yılında 5.151.000.000 $ ihracat ve 2.664.000.000 $ ithalat gerçekleşmiştir. Baktığımızda resmî olmayan verilere göre, son 23 yılda Bulgaristan’dan göç edenlerin sayısı 3,5 milyonu aşmış durumda. Türkiye, 700 bin ile bu göçün en büyük adresi. Bugün Türkiye’de 3,5 milyona yakın Bulgaristan kökenli vatandaşımızın yaşadığı tahmin ediliyor. Hatta dünyada en fazla Bulgaristan vatandaşının yaşadığı şehirler sıralamasında Sofya’dan sonra ikinci sırada Bursa geliyor. Böyle büyük bir iş dünyasını ve potansiyeli doğrudan temsil edecek bir oluşum bulunmuyordu. Bizler, geçmişten bugüne taşıdığımız kültürel mirası, Atalarımızdan bize emanet kalan değerleri, ekonomik, sosyal ve ticari bir sinerjiye dönüştürme hedefiyle bu yola çıktık” ifadelerini kullandı. “Sadece bir dernek değil, aynı zamanda bir aile” KIRCAALİSİAD’ın yalnızca bir dernek değil, aynı zamanda bir aile olduğunu vurgulayan Güler, “KIRCAALİSİAD’ın gerçek gücü, üyelerinin katılımcılığı, sahiplenmesi ve ‘bu dernek benim’ diyerek sorumluluk almasıdır. Çünkü bu yapı, ancak omuz omuza verildiğinde anlam kazanır. Her üyemizin fikri, önerisi ve emeği bu yapıyı daha ileriye taşıyacaktır. Bu yolculukta birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız engel, ulaşamayacağımız hedef yoktur. bir dayanışma platformu ve ortak geleceğimizi birlikte inşa edeceğimiz güçlü bir yuvadır” diye konuştu. “Her zaman desteğe hazırız” Toplantıda söz alan BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, “Öncelikle böyle anlamlı bir günde sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. KIRCAALİSİAD'ın, Bursa'mızın ve ülkemizin ekonomik çeşitliliğine ve uluslararası bağlarına çok önemli bir katkı sunacağına inanıyorum. Bu değerli sinerjiye her zaman destek olmaya ve projelerde iş birliği yapmaya hazırız" dedi. “Şehrimizin ekonomik dokusunu güçlendiren, yeni köprüler kuran her girişimin yanındayız” Toplantıda konuşan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ise “Bursa Ticaret Borsası olarak, şehrimizin ekonomik dokusunu güçlendiren, yeni köprüler kuran her girişimin yanındayız. KIRCAALİSİAD'ın da tam olarak bu misyonla yola çıktığını görmek son derece sevindirici. Bursa, tarihi ticaret yollarının ve canlı bir sanayi kültürünün şehridir. Balkan coğrafyası ile olan derin bağlarımız ise bu kimliğimizin ayrılmaz bir parçası. Bu anlamda KIRCAALİSİAD, Bursa'mızın uluslararası ticaret hacmine de önemli bir katkı sunacaktır” ifadelerini kullandı. “KIRCAALİSİAD’ın stratejik bir köprü olacağına inanıyorum” Toplantıda konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “Bu anlamlı güç birliğinde, sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Balkanlardan gelen kültürel ve insani miras, şehrimizin sosyal dokusunun da ayrılmaz bir parçasıdır. Bu anlamda KIRCAALİSİAD’ın stratejik bir köprü olacağına inanıyorum. Yenişehir Belediyesi olarak, derneğinizin çalışmalarını her zaman desteklemeye hazırız” dedi. “Hem Bursa’mız hem de Balkanlar için hayırlı olmasını diliyorum” Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer Belediyesi olarak, Bursa'mızın sosyal ve ekonomik dokusuna değer katan her oluşumun yanındayız. KIRCAALİSİAD’ın da bu anlamda çok önemli bir misyon üstlendiğine inanıyorum. KIRCAALİSİAD’a Bursa’mıza, ülkemize ve iki dost ülke arasındaki dayanışmaya hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. “Atalarımızın aziz hatıralarına destek çıkan tüm iş insanlarına teşekkür ediyoruz” Daha sonra söz alan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise “Atalarımızın aziz hatıralarına destek çıkan tüm iş insanlarına teşekkür ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız bu noktada gerçekten çok önemli işlere imza atıyor. Bu anlamda KIRCAALİSİAD'ın tekrardan hem Bursa’mız hem de Balkanlar için hayırlı olmasını diliyor, nice güzel ve faydalı işlere imza atmasını temenni ediyorum” dedi. “Yatırımlara ve karşılıklı büyümeye dönüştürecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum” Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ise “KIRCAALİSİAD’ın kuruluşunu ve bu ilk büyük buluşmasını içtenlikle kutluyorum. KIRCAALİSİAD gibi dinamik bir yapının, ülkemiz ve Balkanlar arasındaki potansiyeli somut iş birliklerine, yatırımlara ve karşılıklı büyümeye dönüştürecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum. Emeği geçenleri kutluyor, derneğe ve tüm üyelerine başarılar diliyorum” diye konuştu. “KIRCAALİSİAD’ın çok faydalı projelere imza atacağına inancım tam” Gecede konuşma yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de “Öncelikle bu güzel toplantıyı yapan KIRCAALİSİAD'ı gönülden kutluyorum. Bugünkü hem tanıtım hem de birlikte olma buluşması, inanıyorum ki bundan sonra da geleceğe hep birlikte hareket etme duygusuyla daha da güçlenecek. Biz büyük bir aileyiz. Balkanlar, sadece bir geçmiş değil, aynı zamanda ortak bir gelecek vizyonudur. KIRCAALİSİAD beni ilk ziyaret ettiğinde altyapısını hazırlamış yola çıkmıştı, o günden sonra epey faaliyet gösterdiğini görüyoruz. Hem kentimize hem kentimizin ticari hayatına hem de Balkanlarla olan ilişkileri daha da güçlendirecek bir amaçla, çok faydalı projelere imza atacaklarına inancım tam” ifadelerini kullandı. Gecenin konuklarından biri olan Bulgaristan'ın Bursa Konsolosu Momchil Rusinov da yaptığı açıklamada, “Bursa, Bulgaristan için sadece coğrafi olarak yakın bir şehir değil; sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan tarihî ve son derece güçlü bağlara sahip olduğumuz bir kardeş şehirdir. Buradaki canlı Bulgaristan kökenli toplum, iki ülke arasındaki bu köprünün en değerli temsilcileridir. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizin potansiyeli her geçen gün artıyor. KIRCAALİSİAD gibi dinamik bir yapının, bu potansiyeli somut iş birliklerine, yatırımlara ve karşılıklı büyümeye dönüştürecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum” açıklamalarında bulundu. Öte yandan, birlik ve beraberliğin ön plana çıktığı geceye; Osmangazi Kaymakamı Ali Partal, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Olcay Özgön, Bal-Göç Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, Bursa BUSADER, BALKANTÜRKSİAD, RUMELİSİAD, ERİAD, ARSİAD, BİZSİAD Yönetim Kurulu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra çok sayıda önemli isim katıldı.

Başkan Alper Taban: "Afetlerle yaşamayı bilgiyle ve planla öğrenmeliyiz" Haber

Başkan Alper Taban: "Afetlerle yaşamayı bilgiyle ve planla öğrenmeliyiz"

Bursa'nın İnegöl ilçesinde belediye tarafından "Çocuk Odaklı Afet Eylem Planı Çalıştayı" gerçekleştirildi. Çalıştay 25 farklı üniversiten akademisyenler, kamu kurumlarından, sivil toplum kuruluşlarından ve farklı uzmanlık alanlarından temsilcilerin katılımıyla yapıldı. İnegöl Belediyesi Türkiye’de afet başlığına yeni bir soluk getirdi. Afetlerden herkesin etkilendiği, ancak çocukların bu süreçlerde çok ağır yükler taşıdığından yola çıkılarak "Çocuk Odaklı Afet Eylem Planı Çalıştayı" düzenlendi. İnegöl Belediyesi Arge Müdürlüğü tarafından düzenlenen çalıştayda Türkiye genelinde katılımcılar yer aldı. 25 farklı üniversiten akademisyenler, kamu kurumlarından, sivil toplum kuruluşlarından ve farklı uzmanlık alanlarından temsilcilerin katıldığı çalıştay Cumartesi günü Oylat Çağlayan Otel’de gerçekleştirildi. AFETLERLE YAŞAMAYI ÖÖĞRENMELİYİZ Yerelde üretilen model ile Türkiye genelinde uygulanabilir bir rehber oluşturmayı hedefleyen çalıştay, saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Ardından çalıştayın açılış konuşmasını yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, çalıştayın düzenlenme amacından söz etti. İnegöl Belediyesi olarak katılımcıların da katkılarıyla tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir sorumluluğu üstlendiklerini kaydeden Başkan Taban, "Afetler, bulunduğumuz coğrafyanın en acı gerçeği. Ne yazık ki bizler, afetlerle yaşamayı öğrenmesi gereken bir ülkeyiz. Yaşadığımız topraklar bize afetlerin bir ihtimal değil, gerçek olduğunu defalarca hatırlattı. Bunun için afetlere karşı hazırlığı öğrenmeliyiz. Mesele; afetler olduktan sonra ne yaptığımız değil, olmadan önce ne kadar hazır olduğumuzdur. Afetlerle yaşamayı öğrenmek; korkuyla değil bilgiyle, çaresizlikle değil planla, tesadüflerle değil hazırlıkla yol almaktır" dedi. TEMEL MESELE, ÇOCUKLARIMIZIN AFETLERE KARŞI DAHA GÜVENLİ BİR HAYAT SÜRMESİ Bugün özelinde ortak paydanın çocuklar olduğuna dikkat çeken Başkan Taban, "Bizleri burada buluşturan temel mesele, çocuklarımızın afetlere karşı daha güvenli bir hayat sürmesidir. Toplumları ayıran pek çok başlık olabilir. İnançlar, düşünceler, kurumlar ve meslekler farklılaşabilir. Ancak çocuk söz konusu olduğunda, bu farklılıkların geri çekildiğini; vicdanın ve ortak sorumluluğun öne çıktığını görürüz. Çünkü çocuk, yalnızca bugünün değil, yarının da taşıyıcısıdır. Bu çalıştayın amacı sadece sorunları tespit etmekle yetinmek değil; afet döngüsünün tüm aşamalarında çocuğu merkeze alan, uygulanabilir ve sürdürülebilir çözüm önerileri geliştirmektir. Umuyorum ki burada gün boyunca yapılacak oturumlar, masa çalışmaları ve değerlendirmeler; bilimsel bilgi ile sahadaki gerçekliği buluşturan somut çıktılara dönüşecektir" diye konuştu. Çalıştaydan beklentilerinin çok net olduğuna vurgu yapan Başkan Taban, "Raflarda kalacak raporlar değil; sahada uygulanabilir, yerel yönetimlere yol gösterecek, çocuklarımızın hayatına doğrudan dokunacak somut bir eylem planı ortaya koymak istiyoruz. Bu bilinçle, katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Çalıştayımızın; güçlü iş birliklerine, kalıcı etkilere ve çocuklarımız için daha güvenli bir geleceğe kapı aralamasını diliyorum" ifadelerinde bulundu. Çalışayın Bilim Kurulu adına konuşan Prof. Dr. Hanifi Parlar da "Her yaş seviyesine yönelik afet koruma tedbirleri olduğu gibi en kırılgan, korunmaya muhtaç ve özellikle afet esnasında en çok etkilenen grup olduğu için çocuklarla ilgili bir bilimsel çalışma yapmanın önemli olduğu inancıyla bu program organize edildi. Tabi ki çocuklarımızın afet öncesi, afet esnası ve afet sonrası hazır bulunmuşluk düzeylerini arttırmak, nelerin olabileceği ve hangi durumlarda ne gibi yaklaşımların sergilenmesiyle ilgili olarak hem bilim dünyasına hem yerel yönetimlere hem sivil toplum kuruluşları ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının farkındalığını arttırmak, alınabilecek önlemler ile ilgili bu çalıştay organize edildi" dedi. Çalıştay Onur Kurulu adına konuşan Prof. Dr. Mualla Cengiz ise "Bu çalıştay çocuk odaklı bir çalıştay. Ben defalarca sayısız çalıştaya katıldım, bu kadar güzel, titizlikle hazırlanmış çalıştaya ilk kez katılıyorum. Belediye Başkanımız özellikle bu konuda çok hassas. Bilimsel desteğe önem veriyor" şeklinde konuştu. ÇOCUK ODAKLI AFET EYLEM PLANI MASAYA YATIRILDI Çalıştayda ise kurulan masalarda akademisyenler, kamu kurumları ve STK temsilcileri ile farklı alanlarda uzmanlar çocuk odaklı afet eylem planı üzerine görüşlerini bildirdi. Gün boyu devam eden çalıştayda, önemli çıktılar elde edildi. Bu çıktıların daha sonra rapor halinde sunulacağı kaydedildi. Çalıştay, gün sonunda hatıra fotoğraflarının çekimi ile son buldu. Merkezinde çocuğun yer aldığı bir afet bakışını değerlendirmek istedik Çalıştay sonunda yeniden bir değerlendirme yapan Belediye Başkanı Alper Taban, "İnegöl Belediyesi olarak Çocuk Odaklı Afet Eylem Planı gerçekleştirdik. Yaklaşık 25 üniversiteden akademisyenlerimizin de katılımıyla, yine kamu kurumlarımızın yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileriyle güzel bir çalıştay gerçekleştirdik. Bildiğim kadarıyla bu anlamda daha önce yapılmış bir çalışma yoktu. Tabi ki afetler bizim bir gerçeğimiz. Afetleri yaşayan bir ülkeyiz. Dolayısıyla bunlardan sonuçlar çıkarmayı başaran, sonuca gitmeye çalışan bir yapımız var. Burada biz merkezinde çocuğun yer aldığı bir afet bakışını değerlendirmek istedik. Bunu da konunun uzmanlarınca değerlendirdik. Çocuklar hayatımızda önemli bir değer. Onların gözünden, onların afetlerle olan ilişkisini ölçebilmek adına bu çalıştayı gerçekleştirmiş olduk. Burada özellikle uzmanların ortaya koyduğu görüşler bir rapor haline dönüştürülecek. Sadece bir raporla da kalmasını istemiyoruz, faydalı bilgilerin kullanılması noktasında da çalışmalarımızı takip ediyor olacağız. Katkı veren herkese teşekkür ediyorum" dedi.

Endüstriyel yemekte ucuzluk yarışı, toplum sağlığını tehdit ediyor Haber

Endüstriyel yemekte ucuzluk yarışı, toplum sağlığını tehdit ediyor

Son günlerde art arda yaşanan zehirlenme vakaları, toplu yemek hizmetinin bir maliyet kalemi değil, doğrudan toplum sağlığını etkileyen kritik bir alan olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, özellikle okullar, yurtlar ve büyük işletmelerde düşük maliyetli tercihlerinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekiyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde ardı ardına yaşanan gıda zehirlenmeleri, toplu yemek hizmetinin maliyet odaklı bir kalemden çok daha fazlası olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul'da 25 kişinin zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırılmasıyla gündeme gelen süreç, Rize’de 40 öğrencinin, Bolu’da 14 üniversite öğrencisinin ve Eskişehir’de bir lise öğrencisinin benzer şikâyetlerle tedavi altına alınmasıyla devam etti. Uzmanlara göre tablo, özellikle okullar, yurtlar, kamu kurumları ve büyük işletmelerde yapılan düşük maliyetli tercihlerinin toplum sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu gösterdi. Toplu yemek hizmeti çoğu kurum tarafından hâlâ bir maliyet kalemi olarak görülse de, düşük maliyet baskısıyla yapılan seçimler, ham madde kalitesinin düşmesine, hijyen zincirinin zayıflamasına ve kritik süreçlerde kontrol kaybına yol açabiliyor. Bu durum kısa vadede tasarruf gibi görünse de, uzun vadede hem sağlık hem kurumsal itibar hem de hukuki yükümlülükler açısından ağır sonuçlar doğuruyor. Tam da bu sebepten dolayı, endüstriyel yemek üretiminde kalite standartlarını operasyonun merkezine alan firmalar sektör içinde ayrışıyor. Bursa’da 34 yıldır faaliyet gösteren Yankı Yemek, bu yaklaşımı benimseyen firmalar arasında öne çıkıyor. Yankı Yemek, üretim süreçlerinde ham madde güvenilirliğini birincil kriter olarak ele alırken, tüm malzemelerini analiz ve sertifikalarla doğrulanmış markalardan temin ediyor. Firmanın Kalite Sistem Sorumlusu Leman Yurttaş, endüstriyel yemek üretiminde düşük maliyet odaklı yaklaşımların kaliteyi zayıflattığını belirterek, üretimin hiçbir aşamasında düşük standartlı malzeme kullanılmadığını ifade etti. Yurttaş’a göre yemeklerin her gün aynı standartta sunulabilmesi, tam izlenebilir üretim altyapısı, el değmeden pişirme teknolojisi ve sürekli denetim kültürü gerektirdiğini sözlerine ekledi. "ENDÜSTRİYEL YEMEKTE UCUZLUK MODELİ ARTIK SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL" Leman Yurttaş, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan zehirlenme vakalarının yalnızca yemek üreticileri için değil, bu hizmeti satın alan işletmeler, yurtlar, okullar ve sağlık kuruluşları için de önemli bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Toplu yemeğin, maliyet baskısına sıkıştırılamayacak kadar kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Yurttaş, ham madde seçimi, üretim hattı, pişirme prosesleri ve sevkiyatın birbirine bağlı bir gıda güvenliği zinciri olarak yönetilmesi gerektiğini vurguladı. "YEMEDİĞİMİZİ YEDİRMİYORUZ" Çalı Sanayi Bölgesi’nde 4 bin 500 metrekare kapalı alanda faaliyet gösteren Yankı Yemek tesisleri, günlük 15 bin kişiye yemek sunarken ihtiyaç halinde üretim kapasitesini 25 bine kadar çıkarabiliyor. ISO 9001, ISO 22000 (HACCP), ISO 14001 ve OHSAS 18001 gibi uluslararası kalite belgelerine sahip olan firma, yıllık yaklaşık 5 milyon kişiye ulaşan üretim hacmini 'Yemediğimizi yedirmiyoruz' anlayışıyla güvence altına alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.