SON DAKİKA
Hava Durumu

#Susuzluk

Söz Bursa - Susuzluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Susuzluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gün boyu zindelik için: Sahurun şifalı içecekleri Haber

Gün boyu zindelik için: Sahurun şifalı içecekleri

Sahurda tüketilen hamur işlerinin yanında mideyi rahatlatmak ve sıvı ihtiyacını karşılamak büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle bayat pideden yapılan tariflerin yanına doğal ve ferahlatıcı içecekleri öneriyor. İşte evde yapabileceğiniz iki sağlık deposu: 1. OSMANLI MUTFAĞI'NDAN: ŞİFA DEPOSU REYHAN ŞERBETİ Hem rengiyle iştah açan hem de sindirimi kolaylaştıran Reyhan şerbeti, sahur sofralarının vazgeçilmezi. Malzemeler: 1 demet mor reyhan, 1 adet limonun suyu, 2-3 adet karanfil, 1 adet çubuk tarçın, 5-6 yemek kaşığı toz şeker ve 1 litre kaynar su. Hazırlanışı: Reyhanları yıkayıp derin bir kaba alın. Üzerine şekeri, limonu ve baharatları ekleyin. Kaynar suyu döküp şeker eriyene kadar karıştırın. Tencerenin ağzını kapatıp rengi tamamen suya geçene kadar bekletin. Soğuk servis yapın. 2. SUSUZLUĞA BİREBİR: NANELİ VE MADEN SULU AYRAN Gün boyu susuzluk çekmek istemeyenler için mineral deposu bir seçenek. Malzemeler: 2 su bardağı yoğurt, 1 şişe soğuk maden suyu, bir tutam taze nane (veya kuru nane), çok az tuz. Hazırlanışı: Yoğurdu pürüzsüz olana kadar çırpın. İçine maden suyunu yavaşça ekleyerek köpürtün. İnce kıyılmış taze naneleri ekleyip karıştırın. Maden suyunun içindeki mineraller, oruç süresince vücudun dengesini korumaya yardımcı olacaktır. Sahurda sadece doymak yetmiyor, susuzlukla başa çıkmak da gerekiyor! Bayat pide pizzasının yanına eşlik edecek "Reyhan Şerbeti" ve "Maden Sulu Ayran", hem sindirimi rahatlatıyor hem de gün boyu ihtiyaç duyulan mineral ve sıvı desteğini sağlıyor.

Hata yapıyor olabilirsiniz! Ramazan’da cildi yoran 5 alışkanlık Haber

Hata yapıyor olabilirsiniz! Ramazan’da cildi yoran 5 alışkanlık

Ramazan ayı bedenin ve ruhun dinlendiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, bu dönemde hassas hale gelen cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunma olduğunu söyledi. Birçok kişi kuruluğu yalnızca susuzluğa bağlasa da, aslında farkında olmadan yapılan hatalar cilt bariyerini zayıflattığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, uzun süren susuzluk, değişen beslenme düzeni ve uyku saatlerinin cilt üzerinde ister istemez etkisi olabileceğini söylerken, "Cildi köpüren temizleyiciler ferahlık hissi verse de cildin doğal koruyucu tabakasına zarar verebilir. Bu tabaka, cildin nemini koruyan en güçlü savunma hattıdır. Gereğinden fazla ve sert ürünlerle yapılan temizlik, kuruluk, gerginlik, kızarıklık ve hassasiyete yol açabilir. Ramazan'da cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunmadır" ifadelerinde bulundu. Yapılan bazı hatalardan bahseden Aşkar, "Nasıl olsa su içemiyorum, düşüncesiyle nemlendirici kullanmamak, cildin daha hızlı nem kaybetmesine sebep olur. Nemlendiriciler cilde su eklemez. Mevcut nemi koruyarak cilt bariyerini destekler. Nemlendirici kullanımı, özellikle Ramazan ayında cilt sağlığının temel taşlarından biridir. Uzun süren açlığın ardından tüketilen ağır, tuzlu ve şekerli yiyecekler cilt dengesini doğrudan etkileyebilir. Cilt, bir önceki günün beslenmesini ertesi sabah yansıtır. Ramazan ayında evde daha fazla vakit geçirilse bile gün ışığına maruz kalmak devam eder. Güneş ışınları fark edilmeden ciltte kuruluğa ve leke oluşumuna katkıda bulunabilir. Güneş koruyucu kullanımı yalnızca yaz aylarına özgü değildir, yıl boyunca düzenli olarak uygulanmalıdır" dedi. Cildi zorlayan yoğun kozmetik uygulamalar yapmakla ilgili de uyarılarda bulunan Aşkar, "Güçlü peelingler, yoğun asit içerikleri ve tahriş edici işlemler bu dönemde cilt bariyerini zayıflatabilir. Ramazan, cildi yenilemekten çok koruma ve onarma zamanıdır. Cilt bedenin sessiz dili olduğunu unutmamak gerekiyor. Cilt, susuz kaldığında bağırmaz. Kuruyarak, hassaslaşarak ve ışıltısını kaybederek konuşur. Ramazan'da cilde gösterilen özen, yalnızca bu ayı değil tüm yılı etkiler. Cildinize yapabileceğiniz en büyük iyilik, onu zorlamak değil, anlamak ve korumaktır" diye konuştu.

Çınarcık havzası tehlikede: Bozbey maden ruhsatlarına karşı çıktı Haber

Çınarcık havzası tehlikede: Bozbey maden ruhsatlarına karşı çıktı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Çınarcık Barajı havzasındaki madenciliğe dikkati çekerek, "Bu havzalarımızda maden arama ya da madenle ilgili bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız ve aldığımız numuneler bize bunu gösteriyor." dedi. Bozbey, bilim adamlarının iklim, kuraklık ve susuzluk üzerine yaptığı araştırmaların, "küresel su iflası" olarak tanımlanan geri dönülmez süreci ortaya koyduğunu belirtti. Aralık ayında bilim insanlarının raporunun Bursa için önemine işaret eden Bozbey, şunları söyledi: "Sadece Bursa için söylüyorum. 2023 ile 2024 su arasında barajlarımızda su birikmiş durumda. 2024 ekimiyle 2025 ekimi arasında barajlardaki su miktarı ciddi düşüş yaşıyor. Yani 2024 ekiminde yüzde 30 seviyelerinde olan Doğancı ve Nilüfer barajları 2025 ekiminde sıfıra geldi. Son yıllarda yağış miktarına bakıldığında azalma olduğu görülüyor. 2026 yazının 2025'ten daha sıcak geçeceğini ifade ediliyor. Bunun için kent yöneticileri olarak özellikle suyun çok kıymetli değer olduğunu aynı zamanda Bursa'nın su şehri olmadığını bilmemiz gerektiğinin altını çizerek suyu asla siyaset malzemesi yapmamamız gerekiyor." Çınarcık Barajı için DSİ Bölge Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür eden Bozbey, "Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı daha kötü günleri bekliyor olabilirdik. Kimin emeği varsa katkısı varsa yürekten teşekkür ediyorum." dedi. Bozbey, bugün en büyük havzaya sahip olan barajın Çınarcık Barajı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bu havzalarımızda maden arama ya da madenle ilgili bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız ve aldığımız numuneler bize bunu gösteriyor. Özellikle Çınarcık Havzası, Kütahya ve Eskişehir'e kadar uzanıyor. Çok büyük alana sahip. O havza üzerinde maden arama gibi ruhsatları vermememiz gerekiyor. Orada maden faaliyeti gösteren kurumların da su için Bursa'nın geleceği için faaliyetlerini iptal etmenin doğru olduğunu düşünüyoruz."

Erdoğan’dan medya eleştirilerine yanıt: "Vatandaşın çilesini ekrana taşımak gazetecilik görevidir" Haber

Erdoğan’dan medya eleştirilerine yanıt: "Vatandaşın çilesini ekrana taşımak gazetecilik görevidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da yaşanan su sorunu hakkında, "Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen TRT Genç kanalının açılışına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, "İslam aleminin leyle-i miracını tebrik ediyor, bu mübarek gecenin sizlerle birlikte tüm insanlığa hayırlar getirmesini, huzura vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" diyerek İslam aleminin Miraç Kandili'ni kutladı. "TRT GENÇ TELEVİZYON KANALIMIZIN GENÇLERİMİZE, AİLELERİMİZE, MEDYAMIZA VE MİLLETİMİZE HAYIRLI OLMASINI CANI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM" TRT Genç'in yayına hazır hale gelmesine katkı sunan herkesi tebrik eden Erdoğan, "Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç televizyon kanalımızın gençlerimize, ailelerimize, medyamıza ve milletimize hayırlı olmasını canı gönülden tebrik ediyorum. Yine bu vesileyle 31 Ocak'ta yayın hayatına başlamasının 56. yıl dönümünü kutlayacak olan TRT televizyonunu da tebrik ediyor, tüm TRT çalışanlarımıza başarılarla dolu daha nice yıllar diliyorum" diye konuştu. "TRT ARŞİV’DE O ESKİ YILLARA AİT KESİTLERİ SEYRETTİKÇE NOSTALJİ İLE BERABER TÜRKİYE'NİN VE DÜNYANIN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNİ DE TEKRAR HATIRLIYORUZ" TRT’nin Türkiye'nin hem belleği hem de geleceği olduğunu söyleyen Erdoğan, "TRT muhabirleri, TRT kameramanları kimi zaman canlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye'yi dünyadan, dünyayı Türkiye'den haberdar ettiler. Babalarımızın kulakları her akşam ajanslardaydı. Biz de Türkiye'yi ve dünyayı uzun yıllar TRT'den takip ettik. Sadece habercilikte değil, diziden belgesele, sinema filmlerinden spora, kültüre, sanata, müzeye kadar her alanda TRT hayatımızda vazgeçilmez bir konuma sahip oldu. Bizim kuşak ve bizden sonraki nesil TRT ile büyüdü. Eğer böyle dersek herhalde abartılı bir cümle kurmuş olmayız. Zaman zaman TRT Arşiv’de o eski yıllara ait kesitleri seyrettikçe nostalji ile beraber Türkiye'nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini de tekrar hatırlıyoruz. Kamu yayıncısı kimliği ile TRT bugün de çok önemli bir misyon üstleniyor. Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bir dönemde TRT hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verirken iyiyi, doğruyu, hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı milli değerlendirmelerimizin özellikle bir seti olarak karşımızda bulunuyor. Bugün açılan TRT Genç kanalımızı bu çabaların gençlerimize uzanan en somut tezahürlerinden biri olarak görüyorum. TRT Çocuk ile yıllardır miniklerimize yönelik yayın yapan, dijital içerik üreten kurumumuzun şimdi de gençlerimizi sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "DİZİLERDEN SİNEMA FİLMLERİNE, ÇİZGİ FİLMLERDEN OYUNLARA VE OYUNCAKLARA KADAR İLGİLİ İLGİSİZ HER YERE ÖZENLE YERLEŞTİRİLEN KARAKTERLERLE ÇARPIK İLİŞKİLER ÖZENDİRİLİYOR" Konuşmasında kültür savaşlarının muharebe alanlarından birinin de aile olduğunun altını çizen Erdoğan, "Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor. TRT'nin gerek geleneksel gerekse Tabii gibi dijital mecralarda aile odaklı temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız: Bizim için TRT'nin başarısı ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır. Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç ile bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine inanıyorum. Bilimden teknolojiye, kültür, sanattan spora, tarihten güncel hayata geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımız gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacaktır" diye konuştu. "UYUŞTURUCU, ALKOL, SANAL BAHİS, KUMAR VE SİGARA BAĞIMLILIĞI MİLLİ BÜNYEMİZ AÇISINDAN TERÖR KADAR, HATTA TERÖRDEN DAHA ZARARLI BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR" Bağımlılığın çağın vebası olduğunu ve TRT Genç’in bu bağımlılıkla mücadelede önemli bir rol oynayacağını belirten Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor. Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor. Oyunlaştırma stratejisi dolayısıyla neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi. Eğlence için vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar, bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor. Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmekte. Gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında bu illetler geliyor. Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim, meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz. Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur" ifadelerine yer verdi. "BAĞIMLILIK ÖYLE BİR BELA Kİ EMNİYET TEDBİRLERİ TEK BAŞINA YETERLİ OLMUYOR" Toplumu saran bağımlılık gibi tehlikelerin farkında olduklarını ve bununla mücadele için gerekli her türlü adımı atacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız. Şüphesiz medyada asıl görev kamu yayıncımız olan TRT'mize, yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli, bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz. Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT'mizin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak evsafta özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum." "TÜRKİYE'NİN BAŞKENTİNDE YAŞAYAN MİLYONLARCA VATANDAŞIMIZ KIŞIN ORTASINDA HAFTALARCA SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLDİ" Türkiye’de yapılan her iyi işi taşlayan ve bundan keyif alan bir kitlenin var olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fil dişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler. Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT'miz de zaman zaman nasibini almaktadır. TRT'mizin 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor. Bakınız buna en son Ankara'nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026'nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar" diye konuştu. "GECENİN AYAZINDA VATANDAŞI ELİNDE SU BİDONLARIYLA SIRAYA SOKANLAR MI SUÇLU YOKSA BUNU HABERLEŞTİRENLER Mİ SUÇLU?" Ankara’daki su sorununu haberleştiren basın kuruluşlarına yönelik yapılan eleştirileri gündemine alan Erdoğan, "Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Fakat her işleri gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Dün bir tanesi çıkmış. Kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT'yi suçluyor, Anadolu Ajansımızı suçluyor. Özel televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı, yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya, şıracının şahidi bozacı. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korusuna bizim buradan şunları sormamız lazım: Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu? Kabahat kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlar da mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlar da mı? Basının görevi kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermek. Allah aşkına bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz? Gazetecileri niçin tehdit ediyor, görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi layıkıyla yapsanıza" ifadelerine yer verdi. Muhalefetin basına bakış açısının tutarlı olmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da ibretle takip ettiğine inanıyor, bunları aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum. Onlar ne derse desin biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. TRT'mizde, Anadolu Ajansımızda, İletişim Başkanlığımızda ve diğer tüm kuruluşlarımızla hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz. TRT'mizin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın katıldığı programda yerli ve milli üretim olan ‘Robogenç’ isimli robot, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TRT Genç’in kumandasını takdim etti. Erdoğan’ın tuşa basmasının ardından TRT Genç, 'Gelecek Sensin' sloganıyla yayın hayatına başladı.

Bursa’da kar yağışı Doğancı Barajı’na can suyu oldu Haber

Bursa’da kar yağışı Doğancı Barajı’na can suyu oldu

Bursa'da etkili olan kar yağışları barajlara da olumlu yansıdı. Doğancı Barajı'nda drone ile kaydedilen görüntülerde, karla kaplı tepelerin arasında su seviyesinin az da olsa yükseldiği gözlemlendi. Buski yetkilileri, yağışların şu anda barajları doldurmaya yeterli olmadığını ifade ederek, tasarrufa devam çağrısı yaptı. Bursa'da son günlerde etkili olan kar yağışları, kentin önemli su kaynaklarından biri olan Doğancı Barajı'na can suyu oldu. Karlarla kaplanan tepelerin arasında kalan baraj, havadan görüntülendi. Drone ile kaydedilen görüntülerde, beyaz örtüyle kaplanan dağlık alanların ortasında yer alan Doğancı Barajı'nın dikkat çekici manzarası ortaya çıktı. Kar yağışlarının ardından baraj havzasında su seviyesinde az da olsa artış gözlemlenirken, kar sularının barajlara olan katkısı bir kez daha gözler önüne serildi. İKLİM KRİZİ KAPIDA Tüm dünyada insanlığın yaklaşan iklim krizine koşar adım ilerlediğini kaydeden Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir, "2026 yılının ilk haftasındayız, 2025 yılını büyük bir kuraklık yaşayarak geçirdik. Önce bahara girerken zirai don yaşadık. Ardından da yıl sonlarına kadar sürecek bir kuraklık yaşadık. Bursa'nın barajları yüzde 0'ı gördü. Yer altı sularıyla şebekeyi destekleyerek Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursalılara su verdi. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün yapmış olduğu açıklamada 2050 yılında varmamız gereken sıcaklığa 2025 yılında ulaşmış olduk. Bu da iklim krizine insanlığın koşar adım gittiğinin kanıtı oldu. Son 52 yılın en kurak yılını yaşadık. Bursa bir su şehri olmasına rağmen Bursa'da susuzluk yaşadık. 2 gün öncesinde Bursa'ya yağan kar, hepimize umut verdi. 2 gün öncesinde Bursa -2 derece iken bugün 16 derece. İklim değişikliğini yaşıyoruz ve sonuçlarına katlanıyoruz" şeklinde konuştu. "BARAJLAR SU ÜRETMİYOR" Barajların yeniden dolması için ormanların korunması gerektiğini söyleyen Demir, "Barajlarımızın doluluk oranı fena değil. Kar yağdı, birden eridi. Bu iyi bir şey değil mevcut karın zamanla peyderpey eriyerek yer altı sularına katkı sağlaması gerekirdi. Evet barajlarımızda su var ama barajlar su üretmiyor. Suyu üreten dağlarımız, ormanlarımızdır. Ormanlarımıza iyi bakarsak, haddinden fazla vahşi madencilik ruhsatları vermezsek, doğayı rehabilite edersek bu dağlar, ormanlar Bursa'mıza tekrar su verecektir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.