SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tahran

Söz Bursa - Tahran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahran haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Maskat’ta kritik randevu: İran ve ABD arasında "Fikir Birliği" sinyali! Haber

Maskat’ta kritik randevu: İran ve ABD arasında "Fikir Birliği" sinyali!

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile Umman'da gerçekleştirilen dolaylı müzakerelere ilişkin, "Diplomatik sürecin devamı konusunda bir anlayış ve fikir birliği olduğunu hissettik. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bizim için asıl belirleyici olan, sahadaki adımlardır" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bekayi, Türkiye dahil bölge ülkelerinin son dönemde gerilimin düşürülmesi ve diplomatik bir sürecin oluşması için yürüttüğü çabalardan dolayı teşekkür etti. Bekayi, bazı çevrelerin, müzakerelerin Türkiye'de ve bölge ülkelerinin katılımıyla yapılmasının planlandığı, ancak İran'ın bunu kabul etmeyerek görüşmelerin Maskat'ta yapılmasını istediği "BİZİM MÜZAKERELERDEKİ MUHATABIMIZ ABD'DİR" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bugünkü ABD ziyaretine ve bu ziyaretin müzakereleri sabote etmeye yönelik olduğuna ilişkin iddialara değinen Bekayi, "Bizim müzakerelerdeki muhatabımız ABD'dir. Bölgeye zarar veren, hatta kendi çıkarlarını bile gözetmeyen baskı ve yönlendirmelere boyun eğmeden hareket edip etmeyeceğine karar vermek ABD'nin sorumluluğundadır. ABD'nin Orta Doğu politikasındaki en büyük sorunlardan biri, İsrail'in taleplerine göre hareket etmesidir" ifadelerini kullandı. Bekayi, "Herkesin bildiği gibi İran'ın barışçıl nükleer programının yıllardır yapay bir krize dönüştürülmesinin arkasında İsrail var. İsrail, yaklaşık 40 yıldır ‘İran nükleer bomba peşinde' iddiasını sürekli gündemde tutuyor ve var olmve bunun Türkiye'yi rahatsız ettiği yönündeki iddialara cevap verdi. Bekayi, "Toplantının Umman dışında yapılmasına dair önceden alınmış bir karar yoktu. Sürece destek veren tüm bölge ülkeleri ev sahipliğine hazırdı ve kendilerine teşekkür ediyoruz. Ancak İran'ın müzakere tarafı olması, Umman'ın daha önceki olumlu ev sahipliği tecrübesi ve görüşmelerin nükleer konuyla sınırlı tutulması gibi nedenlerle müzakerelerin Maskat'ta yapılmasına karar verildi. Bu nedenle toplantının Maskat'ta yapılmasının dostlarımızın kırılmasına yol açacak bir gerekçe olduğunu düşünmüyorum" dedi. ayan bir bomba üzerinden dünyaya asılsız bir korku yaymaya çalışıyor. İsrail, bölgede huzur ve istikrara yol açacak her türlü diplomatik sürecin de karşısında olduğunu defalarca gösterdi" diye konuştu. Bekayi, "Bu yüzden ABD'li yetkililerin, bu baskı ve lobi etkilerinden bağımsız hareket etmesi ve başkalarının ABD dış politikasına yön vermesine izin vermemesi gerekiyor. Biz ise geçmiş deneyimleri dikkatle göz önünde bulunduruyoruz. Haziran ayında yaşanan süreç çok kötü bir tecrübeydi. Bu nedenle bu deneyimleri dikkate alarak ulusal çıkarlarımızı diplomasi yoluyla korumaya kararlıyız" dedi. "ZAMAN KAZANMAK GİBİ BİR NİYETİMİZ YOK" Tahran'ın müzakerelerde zaman kazanmaya çalıştığı yönündeki iddiaları da reddeden Bekayi, "Ne kadar erken, o kadar iyi. Biz bu müzakerelere sonuç almak için girdik ve zaman bizim için önemli. Yaptırımların kaldırılması İran açısından hayati bir mesele, yani ne kadar erken olursa bizim için o kadar avantajlı. Bu yüzden zaman kazanmak gibi bir niyetimiz yok. Biz müzakerelerde ne kadar ciddi olduğumuzu defalarca gösterdik. Görüşmelerin geçmişine bakmanız bunu anlamak için yeterli. Önceki 5 turda da söylediğim gibi görüşmeler sonuçlanana kadar müzakere yerinde günlerce kalmaya hazırız. Bu, hem iyi niyetimizi hem de ulusal çıkarlarımızı korumak ve İran halkına dayatılan yasa dışı yaptırımların kaldırılması için ne kadar acele ettiğimizi ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. "NİYET VE CİDDİYET VARSA ANLAŞMA MÜMKÜN" Bekayi, İran heyetinin üst makamların verdiği açık talimatlar doğrultusunda ulusal çıkarları sağlamakla görevli olduğunu belirterek, "Her müzakere, anlaşmaya varacaksa karşılıklı alıp vermeyi gerektirir. İran'ın kabul edeceği mutabakat, İran halkının çıkarlarını güvence altına alan bir mutabakat olacaktır. Bizim için müzakerelerin doğrudan ya da dolaylı yapılması belirleyici değil. Taraflarda sonuç alma iradesi ve ciddiyet varsa anlaşmaya varmak mümkündür" dedi. "SALDIRI OLURSA SERT VE EZİCİ KARŞILIK VERİRİZ" İsrail'in İran'a yönelik muhtemel bir saldırı tehdidine değinen Bekayi, bu senaryonun tüm denklemi değiştiren ve varsayıma dayanan bir durum olduğunu belirterek, "İran, herhangi bir taraftan askeri saldırıya uğrarsa mutlaka sert ve ezici bir karşılık verecektir. Öte yandan tecrübeler, İsrail'in böyle bir adımı ABD ile koordinasyon ve iş birliği olmadan atamayacağını gösteriyor. Böyle bir durumda İran'ın vereceği yanıt da pişman edici olacaktır" şeklinde konuştu. "MASKAT'TAKİ GÖRÜŞME İLK TEMAS NİTELİĞİNDEYDİ" Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran bu turda daha fazla taviz vermeye hazır" sözlerini eleştirerek Maskat'taki görüşmenin ilk temas niteliğinde olduğunu söyledi. Bekayi, "Bu tür müzakerelerde, özellikle kötü bir tecrübenin ardından ve diplomatik sürecin 8 ay önce bozulmasından sonra, ilk görüşmede ayrıntılara girilmesi zaten beklenmez. Maskat'taki temas da uzun sürmedi, yarım günlük bir toplantıydı. Bizim açımızdan bu görüşme, daha çok karşı tarafın ne kadar ciddi olduğunu görmek ve bundan sonraki adımların nasıl atılacağını değerlendirmek içindi. Bu nedenle görüşmede ağırlık genel çerçeveye verildi. Temel tutumumuz uluslararası kurallar ve NPT (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması) çerçevesinde İran halkının çıkarlarının güvence altına alınması ve bu kapsamda barışçıl nükleer enerji hakkımızın korunmasıdır. Ayrıntılar için ise sürecin sonraki aşamalarda nasıl ilerleyeceğinin görülmesi gerekiyor" dedi. "DİPLOMATİK SÜRECİN DEVAMI KONUSUNDA ANLAYIŞ VE FİKİR BİRLİĞİ OLDUĞUNU HİSSETTİK" Umman'daki dolaylı müzakerelerde İran ve ABD heyetleri arasında gerçekleşen birkaç dakikalık yüz yüze görüşmede ABD tarafının tutumunda somut bir değişiklik hissedilip hissedilmediği sorusuna yanıt veren Bekayi, "Dolaylı temaslar ve bu kısa görüşmenin ardından diplomatik sürecin devamı konusunda bir anlayış ve fikir birliği olduğunu hissettik. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bizim için asıl belirleyici olan, sahadaki adımlardır. Görüşmelerde olumlu mesajlar verilebilir, fakat bunlar somut adımlara dönüşmezse bu temasların bir anlamı kalmaz" dedi. "LARİCANİ'NİN ZİYARETİ BÖLGE TEMASLARININ DEVAMIDIR" Bekayi, Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin Umman ziyaretine de değinerek, "Bu ziyaret, bölge temaslarının devamı niteliğinde. Laricani daha önce de Rusya, Pakistan, Suudi Arabistan ve Irak'a ziyaretler gerçekleştirmişti. Maskat ziyareti de bölge ülkelerindeki muhataplarla sürdürülen istişarelerin bir parçası ve İran'ın komşularıyla ilişkileri güçlendirme politikasına dayanıyor. İyi komşuluk ve bölgesel iş birliğini güçlendirmek, dış politikamızın temel öncelikleri arasında yer alıyor. Bu ziyaret de bu çerçevede değerlendirilmeli. Ayrıca Umman ziyareti önceden planlanmıştı ve buranın ardından Katar ziyareti de aynı kapsamda yapılacak" ifadelerini kullandı. "GEREKİRSE HEYETE YENİ İSİMLER DAHİL EDİLEBİLİR" Bekayi, müzakerelerin seyrine göre ihtiyaç duyulması halinde müzakere heyetine yeni isimler ve uzmanların dahil edileceğini belirterek, "Bu daha önce de böyleydi. Görüşmelerin gidişatına ve her toplantıda ele alınacak başlıklara göre, farklı uzmanların bilgi ve tecrübesinden yararlanabiliriz. İhtiyaç olursa gerekli görülen her aşamada heyete yeni isimler ekleriz" şeklinde konuştu. "BİZ BAŞKALARININ YÖNTEMLERİNİ KOPYALAMIYORUZ" Bekayi, Umman'daki müzakerelerde ABD heyetinde ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ın da yer almasına ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Biz başkalarının yöntemlerini kopyalamıyoruz. Kendi işimize bakıyoruz. Bizim askerimizin zaten daha önemli görevleri var. Diplomatlarımıza güveniyoruz ve verilen görevi en iyi şekilde yerine getireceklerini biliyoruz. Ayrıca şunu da unutmayın, Dışişleri Bakanımız Arakçi, zaten bir anlamda savaş tecrübesi olan bir komutan gibi. Yani bizde hepsi bir aradaydı" ifadelerini kullandı.

Hamaney’den ilk itiraf: Protestolarda binlerce kişi öldü Haber

Hamaney’den ilk itiraf: Protestolarda binlerce kişi öldü

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, son protestolar sırasında binlerce kişinin öldüğünü ilk kez kamuoyu önünde kabul etti. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Tahran'da halka hitap etti. Hamaney, protestolar sırasında binlerce kişinin öldüğünü ilk kez kabul etti. Hamaney, "İsrail ve ABD ile bağlantılı olanlar, iki haftadan uzun süren ve İran'ı sarsan protestolar sırasında büyük hasara yol açtı ve binlerce insanı öldürdü" ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail'i şiddet olaylarına doğrudan karışmakla suçlayan Hamaney, ABD Başkanı Donald Trump'ı "suçlu" olarak nitelendirdi. Hamaney, "Son fitne bir Amerikan fitnesiydi ve ABD'nin hedefi İran'ı yutmaktı. ABD Başkanını İran milletine verdiği zararlar, can kayıpları ve yönelttiği iftiralar nedeniyle suçlu görüyoruz. İran karşıtı son ayaklanma, ABD Başkanı'nın bizzat müdahil olması bakımından farklıydı" dedi. Hamaney, İran'ın sınırlarının ötesinde bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınacağını, ancak sorumluların sonuçlarıyla yüzleşeceğini belirtti. Hamaney, "Ülkeyi savaşa sürüklemeyeceğiz, ancak yerli veya uluslararası suçluların cezasız kalmasına da izin vermeyeceğiz. Allah'ın izniyle İran milleti, tıpkı isyanın belini kırdığı gibi isyancıların da belini kıracaktır" şeklinde konuştu. İNTERNET HİZMETİ KISMEN YENİDEN BAŞLATILDI Ülkedeki şiddet olayları nedeniyle uygulanan internet kesintisi ise bugün hafifletildi. İran medyası, bazı kullanıcılar için internet hizmetinin yeniden sağlandığını bildirdi. SMS hizmetinin de yeniden aktif hale getirildiği aktarıldı. İnternet gözlem grubu NetBlocks yaptığı açıklamada, "İran'da 200 saatlik kesintinin ardından bu sabah internet bağlantısında çok hafif bir artış gözlemlendi" bilgisini paylaştı. Bağlantının normal seviyelerin yaklaşık yüzde 2'si civarında olduğu ifade edildi. Ülkedeki protestolar sırasında güvenlik güçleri, protestocular ve tarafsız siviller dahil 3 bin 90 kişi hayatını kaybetmişti.

Netanyahu'nun tehdidine İran'dan tepki: "Macera arayan bedelini öder" Haber

Netanyahu'nun tehdidine İran'dan tepki: "Macera arayan bedelini öder"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Yemen’den atılan füzenin Ben Gurion Havalimanı yakınlarına düşmesi sonrası İran’ı da doğrudan hedef alabileceklerine dair açıklamasına sert tepki göstererek, "İran’a yönelik tehditlere karşı, İran ve silahlı kuvvetlerimiz, her türlü saldırı ve maceraperest girişime karşı tam güçle ve en sert şekilde yanıt verecektir. Bu konuda en küçük bir şüphe olmasın" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında İran’ın nükleer programı, ABD ile yürütülen dolaylı müzakereler, Fransa’nın açıklamaları ve İsrail’in tehditlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bugün Pakistan’a gerçekleştirdiği ziyarete değinen Bekayi, "Pakistan ile yakın ilişkilerimiz var ve bu ziyaret ikili görüşmeler çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Görüşmelerde Filistin, Lübnan ve Suriye gibi bölgesel konular ele alınacak. Ayrıca Arakçi, Hindistan’da düzenlenecek Ortak Ekonomik Komite toplantısına katılmak üzere perşembe günü bu ülkeye geçecek" dedi. "ABD ile yürütülen görüşmelerde tutumumuz net" Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la yapılan dolaylı görüşmelerin hedefinin Tahran’ın nükleer programını sona erdirmek olduğu yönündeki açıklamasına, "ABD ile yürüttüğümüz dolaylı müzakerelerde tutumumuz net ve değişmez. Bu süreci medya üzerinden değil, doğrudan ve ciddi şekilde sürdürüyoruz. İran’ın barışçıl nükleer enerji hakkı, uluslararası hukuk ve mantık çerçevesinde meşrudur. Bir anlaşmaya taraf olup sadece yükümlülüklerin İran’dan beklenmesi kabul edilemez" ifadeleriyle yanıt verdi. "Görüşmeler Umman koordinasyonuyla sürecek" İran ile ABD arasında yapılması planlanan dördüncü tur dolaylı görüşmelerin ertelenmesine de değinen Bekayi, "İran, diyalog ve diplomasiye bağlılığını açıkça göstermiştir. Müzakerelere tam hazırlıkla katıldık. Görüşmelerin ertelenmesi, Umman Dışişleri Bakanı’nın önerisi ve tarafların ortak kararıyla gerçekleşti. Görüşmelerin geleceğiyle ilgili Umman’ın açıklamasını bekliyoruz. En uygun zaman ve yer, Umman’ın koordinasyonuyla belirlenecek ve duyurulacak" dedi. "Fransa yapıcı bir tutum sergilemeli" Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un, İran’ın nükleer silah edinme noktasına geldiği ve nükleer faaliyetlerinin Avrupa güvenliğine tehdit oluşturması durumunda BM yaptırımlarının tekrar uygulanabileceğine yönelik açıklamalarına tepki gösteren Bekayi, "Fransa’dan yapıcı bir rol oynamasını bekliyoruz ancak bazı açıklamalar ve davranışlar, geçmişteki tutumları hatırlatıyor. Fransa’nın bazı görüşleri ne uluslararası hukukla uyumlu ne de mantıklı bir şekilde kabul edilebilir. İran’ın dolaylı görüşmeleri, nükleer konu ve yaptırımların kaldırılmasına odaklanmaktadır. Tüm ilgili taraflar her aşamada bilgilendiriliyor ve biz de daha önce bu taraflarla iletişime geçmeye hazır olduğumuzu belirtmiştik. Nükleer müzakerelerle ilgisi olmayan taleplerin ve konuların gündeme getirilmesi ise faydalı olmayacak ve bizim açımızdan kabul edilemez" ifadelerini kullandı. "Roma’daki toplantı ertelendi, iptal edilmedi" Bekayi, İran ile Fransa, Almanya ve İngiltere arasında cuma günü yapılması planlanan ancak iptal edilen toplantıya ilişkin de, "Roma’daki toplantı iptal edilmedi, sadece İran ile ABD arasındaki dolaylı görüşmelerin lojistik nedenlerle ertelenmesi nedeniyle toplantı da ertelendi ve özel bir mesaj taşımıyordu. Karşılıklı anlaşma sağlanırsa yeni toplantıya hazırız" dedi. "İran’a yönelik tehditlere en sert şekilde yanıt verilecek" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Yemen’den atılan füzenin Ben Gurion Havalimanı yakınlarına düşmesi sonrası İran’ı da doğrudan hedef alabileceklerine dair açıklamasına sert tepki gösteren Bekayi, "İran’a yönelik tehditlere karşı, İran ve silahlı kuvvetlerimiz, her türlü saldırı ve maceraperest girişime karşı tam güçle ve en sert şekilde yanıt verecektir. Bu konuda en küçük bir şüphe olmasın" açıklamasını yaptı.

İran'ın dini lideri Hamaney: Suriye'de olanlarda komşu ülkenin rolü var Haber

İran'ın dini lideri Hamaney: Suriye'de olanlarda komşu ülkenin rolü var

Hamaney konuşmasında Suriye'deki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Hamaney, “Suriye'de yaşananların, ABD ve Siyonist rejiminin ortak bir planı olduğuna şüphe yok. Evet, Suriye'nin komşu ülkelerinden biri de bu konuda açık bir şekilde rol oynadı, oynamaya devam ediyor ve bunu herkes görüyor. Ancak yaşananların asıl komplocusu ABD ve Siyonist rejimdir. Bu konuda elimizdeki deliller hiçbir şüpheye yer bırakmamaktadır” ifadelerini kullandı. “Direniş cephesi yok edilebilen bir yapı değildir” Hamaney, emperyalist güçlerin Suriye'de yaşananlardan dolayı mutlu olduklarını savunarak, “Suriye'de hükümetin düşmesiyle direniş cephesinin zayıflayacağını zannediyorlar. Direniş cephesi yok edilebilen bir yapı değildir. Direniş, bir inanç ve karardır. Bir halkın inancı, baskılarla zayıflamak yerine güçlenir. Direnişin üyelerinin motivasyonu, karşılaştıkları kötülükleri gördükçe artar ve direniş daha da genişler. Direniş ile ne kadar savaşırsanız o kadar büyür ve yayılır. Allah'ın izniyle direniş genişliği tüm bölgeyi eskisinden daha çok saracak. Direnişin anlamını bilmeden, direniş zayıfladığı için İran'ı da zayıflamış gösteren analizler doğru değil. İran güçlüdür ve daha da güçlenecektir” şeklinde konuştu. “ABD'nin bölgedeki varlığı sona erecek” Hamaney, “Bu saldırganların her birinin farklı bir amacı var. Kimisi Suriye'nin kuzeyinden veya güneyinden toprak ele geçirmeye çalışıyor, ABD ise bölgede etkisini kalıcı hale getirmeye uğraşıyor. Ancak Allah'ın izniyle hiçbirinin bu hedeflerine ulaşamayacağını zaman gösterecek. Suriye'nin işgal altındaki bölgeleri cesur Suriyeli gençler tarafından özgürlüğüne kavuşturulacak, bundan hiç şüpheniz olmasın. ABD'nin bölgedeki varlığı da sona erecek ve direniş cephesi tarafından bölgeden kovulacak” dedi. “DEAŞ'ın nihai amacı İran'ı kaosa sürüklemekti” Hamaney, “DEAŞ bir güvenlik bombasıydı. Öncelikle Suriye ve Irak'ın, ardından bölgenin istikrarını bozmayı hedefledi. Nihai hedefi ise İran İslam Cumhuriyeti'ni karıştırmak ve kaosa sürüklemekti. Biz, hem Irak'ta hem de Suriye'de iki sebeple bulunduk. Kutsal mekanların korunması ve ülkemizin güvenliğini sağlamak. Necef, Kerbela ve Şam'da dini türbeleri ve kutsal mekanları yok etmek istediler, ancak buna izin vermedik. Yetkililerimiz ve karar alıcılarımız, bu güvenlik tehdidinin önüne geçilmezse İran'ı da etkileyeceğini ve ülkeyi kaosa sürükleyeceğini erken fark etti. DEAŞ'ın bölgede ve ülkemizde düzenlediği Kerman, Şahçerağ ve Meclis saldırıları gibi terör eylemleri sırdan bir mesele değildi. Ellerinden gelen tüm vahşeti sergilemeye çalıştılar. Bu nedenle Kasım Süleymani gibi önemli generallerimiz ve komutanlarımız Irak ve Suriye'ye giderek oradaki gençleri DEAŞ'a karşı mücadelede örgütledi” dedi. “Suriye, Saddam'a giden petrolün akmasına izin vermedi” Suriye'ye yardım ettiklerini, Suriye'nin de İran'a hassas bir dönemde yardımcı olduğunu belirten Hamaney, “Irak ile savaşımızda herkes Saddam'ın yanında yer alırken, Suriye devleti bizim yararımıza olacak büyük bir adım attı ve Saddam'ın Akdeniz'e ve oradan da Avrupa'ya giden gaz akışını kesti. Bu boru hattı kesildiğinde dünyada büyük bir yankı uyandırdı. Suriye, Saddam'a giden petrolün bu şekilde akmasına izin vermedi” ifadelerini kullandı. “Birkaç ay öncesinden Suriye'ye uyarı raporları göndermiştik” Hamaney, Suriye'ye yaşananlardan önce yardım ettiklerini ifade ederek, “İstihbarat birimimiz birkaç ay öncesinden Suriye'ye Eylül, Ekim ve Kasım aylarında peş peşe uyarı raporları göndermişti. Ancak, bu raporların üst düzey yetkililere ulaşıp ulaşmadığından emin değilim. Suriye olayı hem bizler hem de yetkililerimiz için önemli bir ders ve ibret olmalıdır. Bu olaydan çıkarılması gereken derslerden biri, düşmanı küçümsememek ve ona karşı hazırlıklı olmaktır. Evet, düşman hızlı bir şekilde harekete geçti, ancak yetkililer olaydan önce düşmanın böyle bir hızla hareket edeceğini fark etmeliydiler. Düşmandan asla gaflet edilmemeli, küçümsenmemeli ve gülümsemesine de güvenilmemelidir” şeklinde konuştu.

Ürdün Dışişleri Bakanı Safadi İran'da Haber

Ürdün Dışişleri Bakanı Safadi İran'da

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye'nin Tahran'da öldürülmesinin ardından bölgedeki tansiyon yüksek. Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, yaşanan gelişmeleri değerlendirmek üzere Tahran'a geldi. Bakan Safadi, ziyareti kapsamında İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri ile görüşme gerçekleştirdi. Safadi, “Tahran'a yaptığım ziyaret, iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları açık ve net bir şekilde çözmek amacıyla gerçekleşti. Böylelikle karşılıklı çıkarlarımız sağlanmış olsun” dedi. "Tahran'a, İsrail'den İran'a veya tam tersine bir mesaj iletmek amacıyla gelmedim" Katar merkezli televizyon kanalı Al Jazeera'nın İranlı bir yetkiliye dayandırdığı ve “Tahran yönetiminin Safadi'ye biri Ürdün liderliğine, diğeri ise ABD ve İsrail'e yönelik olmak üzere 2 mesaj ileteceği” yönündeki haberine değinen Safadi, bu iddiaların İranlı mevkidaşı tarafından yalanlandığını ifade etti. Safadi, “İranlı mevkidaşıma, Tahran'a İsrail'den İran'a veya tam tersine bir mesaj iletmek amacıyla gelmediğimi söyledim” ifadelerini kullandı. Safadi, bölgedeki gerginliğin tırmanmasını önlemek için atılacak ilk adımın, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına son vermesi olması gerektiğini vurguladı. Ürdün Dışişleri Bakanı Safadi'nin Tahran ziyareti, İsrail'in Gazze'ye devam eden saldırıları, İsmail Haniye suikastı, İsrail'in Beyrut'un güneyine saldırısı ve Hizbullah'ın üst düzey komutanı Fuad Shukr'un öldürülmesi gibi bölgedeki gerilimlerin arttığı bir dönemde gerçekleştirildi.

Türkiye'den Haniye suikastına kınama Haber

Türkiye'den Haniye suikastına kınama

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye'nin Tahran'da gerçekleştirilen bir suikast sonucu hayatını kaybetmesi ile ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları dedi: "'Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, 'Doğrusu biz Allah'a aidiz ve kuşkusuz O'na döneceğiz' derler.' Gazze'nin şehidler kervanına bir büyük mücahid daha katıldı. Filistin davasının siyasi lideri, ailesinden onlarca şehid vermiş İsmail Heniyye kardeşimiz insanlık düşmanı, katliamcı siyonist İsrail yönetiminin alçakça saldırısıyla şehid edildi. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum, makamı âli, mekânı cennet olsun. İnandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi öldü. Filistin davasına adadığı ömür, verdiği mücadele nesillere örnek oldu. Çocuklarının ve torunlarının şehadeti ardından gösterdiği vakur duruşu ve sarsılmaz inancı karşısında Rabbim onu da şehidlikle mükâfatlandırdı. Merhum Aliya İzzetbegoviç'in dediği gibi; 'Bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.' Tüm Filistin halkına ve Özgür Filistin davasına gönül vermiş insanlara sabır ve başsağlığı diliyorum." DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN KINAMA Dışişleri Bakanlığı, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye'nin Tahran'da gerçekleştirilen suikast sonucu öldürülmesini kınadı. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye'nin Tahran'da gerçekleştirilen alçakça bir suikast sonucu katledilmesini lanetliyoruz. Kendi vatanlarında, kendi devletlerinin çatısı altında huzur içinde yaşayabilmek için Haniye gibi yüz binlerce şehit veren Filistin halkına başsağlığı diliyoruz” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, Netenyahu Hükümetinin barış niyetinde olmadığı vurgulanarak, “Netanyahu Hükümetinin barışa erişme niyetinde olmadığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Bu saldırı, aynı zamanda Gazze'deki savaşı bölgesel boyuta yayma hedefi taşımaktadır. Uluslararası toplum İsrail'i durdurmak için harekete geçmediği takdirde, bölgemiz çok daha büyük çatışmalarla karşı karşıya kalacaktır. Türkiye, Filistin halkının haklı davasını desteklemeyi sürdürecektir” denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.