SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım

Söz Bursa - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Orhaneli’de su savaşı! 100 bin tonluk servet yok edilmek istenince köylü ayaklandı Haber

Orhaneli’de su savaşı! 100 bin tonluk servet yok edilmek istenince köylü ayaklandı

Bursa'nın Orhaneli ilçesine bağlı Erenler Mahallesi'nde eski mermer ocağında ortaya çıkan ve yaklaşık 100 bin tonluk suyun biriktiği havzanın kapatılmak istenmesi mahalle halkını sokağa döktü. Yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşayan köylüler, Bursa'daki kuraklığı ve geçen yaz yaşanan orman yangınlarını hatırlatarak su kaynağının kapatılmamasını istedi. Bursa'nın Orhaneli ilçesi Erenler Mahallesi'nde 18 yıl önce kurulan mermer ocağında zamanla oluşan ve kaynak suyuyla dolan havza, bölge halkının tek su umudu haline geldi. Yaklaşık 2 yıl önce faaliyetlerini sonlandıran mermer şirketi, mahalle sakinlerinin bu sudan faydalanmasına izin vererek ruhsatını bir süre daha elinde tuttu. Ancak şirketin geçtiğimiz aylarda ruhsat iptali için başvuruda bulunmasıyla birlikte bölgedeki su kaynağı yeniden gündeme geldi. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, şirketten ocağın bulunduğu alanın rehabilite edilmesini ve oluşan su havzasının doldurularak kapatılmasını istedi. Bu karar, özellikle yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşayan Erenler Mahallesi sakinlerini harekete geçirdi. Köylüler, hem Bursa genelinde yaşanan kuraklığı hem de geçtiğimiz yaz Harmancık bölgesinde çıkan orman yangınlarını hatırlatarak, bu suyun hayati önem taşıdığını vurguladı. Yaklaşık 100 bin ton civarında suyun bulunduğu havza, son 2 yıldır tarımsal sulamada kullanılıyor. Bu sayede bölgede ekili alanlarda ciddi verim artışı yaşandığı belirtiliyor. Mahalle sakinleri, derelerin kuruduğunu, çeşmelerden su akmadığını ve yaz aylarında Bursa merkezinde bile su kesintileri yaşandığını hatırlatarak, mevcut bir su kaynağının kapatılmasının büyük mağduriyet oluşturacağını ifade ediyor. KÖYLÜLER 2 KİLOMETRELİK HAT ÇEKTİ Köylüler, kendi imkanlarıyla ve imece usulü çalışarak yaklaşık 2 kilometrelik bir hat üzerinden, herhangi bir enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya ulaştırmayı başardı. Tankerlerle taşınan suyun mahalledeki herkes tarafından kullanıldığı öğrenildi. Buna rağmen havzanın kapatılması yönündeki talep, bölgede büyük endişeye yol açtı. Tüm mahalle sakinlerinin katıldığı eylemde, su kaynağının kapatılmaması ve alanın rehabilite edilerek suyun kullanıma açık bırakılması istendi. Köylüler, mevcut şartlarda bu sudan başka bir alternatiflerinin olmadığını, havzanın kapatılması halinde en basit tarımsal faaliyetlerin bile yapılamayacağını belirterek yetkililerden acil çözüm talep etti. Erenler Mahallesi'nde yaşanan bu gelişme, Bursa'da giderek artan kuraklık tehdidini ve kırsal bölgelerde suya erişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Köylüler, hem tarım hem de günlük yaşam için kritik öneme sahip olan bu su kaynağının korunmasını istiyor. "BİZİM BURADAKİ SUDAN BAŞKA ÇAREMİZ YOK" Yaşanan su kriziyle ilgili konuşma yapan Erenler Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Eyüp Deniz, "Bu mermer ocağı 18 yıl önce açıldı. Mermer ocağının faaliyetlerinden dolayı oluşan bir havza var, etrafı taşlarla çevrili. 100 bin ton civarlarında su var, biz bu suyu 2 yıldır tarımsal faaliyetlerimizde kullanıyoruz. Buradaki su sayesinde ekinlerimiz yüzde yüze varan bir artış gösterdi. Bursa Tarım ve Orman Bölge Müdürlüğü buranın rehabilite edilmeden teslim alınmayacağını söylüyor. Bizler de kurum ve kuruluşlara giderek alanın rehabilite edilmesini ama suyun kullanıma açık bırakılmasını talep ediyoruz. Bizim buradaki sudan başka bir seçeneğimiz yok. Buradaki suyun kapatılmasıyla insanlar bahçelik domatesini bile yetiştiremeyecek. Derelerimiz kurudu, çeşmemizde su yok. Bursa merkezi yazın su kesintileriyle de uğraştı. Burada var olan bir kaynak suyu yok edilmeye çalışılıyor. 4 aydır devletin tüm kurumlarıyla temas halindeyiz. Yaprak gibi oradan oraya savruluyoruz ama kimse çözüm yoluyla yaklaşmıyor. İş makineleri çalıştırdık, köylülerimiz imece usulü çalıştı. 2 kilometre boyunca enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya taşıyabildik. Tankerle taşıma yoluyla bu suyu köydeki herkes kullanabiliyor. Bu su kaynağının kapatılmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı. "ACİLEN DURDURUN" Gerekli görüşmeler sağlanana kadar su havzasının durdurulmasını talep eden CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, "Yaklaşık 100 bin ton olduğu tahmin edilen bu su kaynağının, rehabilitasyon nedeniyle mermer ocağını işleten firma tarafından doldurulduğunu görüyoruz. Acilen devletin ilgili kurumları tarafından, buradaki haklı talep sonuçlanıncaya kadar su kaynağının kapanmasını durdurmalı. Şu andaki en önemli talep bu ve görüşmelere devam edilmeli. Çalışmaların durdurulmasıyla yapılan görüşmelere de köylülere de fayda sağlayacağını biliyoruz" dedi.

Sultan Dağları’na "Beyaz" umut: Eber Gölü ve Kiraz üreticisi nefes alacak! Haber

Sultan Dağları’na "Beyaz" umut: Eber Gölü ve Kiraz üreticisi nefes alacak!

Afyonkarahisar'ın Çay ilçesinden Konya'nın Akşehir ilçesine ve Isparta'ya kadar uzanan Sultan Dağları'ndaki beyaz örtü, kuraklık nedeniyle kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz üreticilerine umut oldu. Efsanelere de konu olan, Yeşilçiftlik beldesi ya da Doğancık köyünden bir gelinin dağa kaçmasından ve orada ölmesinden sonra efsaneleşen 100 kilometre uzunluğundaki Sultan Dağları'nın en yüksek zirvesi 2610 rakımlı olan Gelincik Kaya Tepesi... Bunu 2519 metre rakımlı Toprak Tepe ve 2063 rakımlı Kırkkaya Tepe izliyor. Çay, Sultandağı ve Akşehir ilçeleri boyunca uzanan Sultan Dağları, bu yıl ülkenin birçok bölümünde etkili olan yağıştan nasibini aldı. Son yıllarda rastlanmayan ölçüde karla kaplanan ve beyaz örtüsüyle büyüleyen Sultan Dağları'ndaki yüklü kar, kuraklık nedeniye kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz, vişne, elma ve diğer tarım ürünlerini üreten çiftçilere umut oldu. Halen devam eden yağmurların etkisiyle canlanma görülen Eber Gölü'ndeki su miktarının, karların erimesiyle ilkbaharda göle gelecek suyla birlikte daha da artması bekleniyor. Son yıllarda kuraklık nedeniyle kuruma riski taşıyan ve alınan birçok önleme rağmen ciddi bir iyileşme görülmeyen göldeki bu durum, meyve üretimi açısından önem taşıyor. Akşehir ve Eber Gölü havzasında yetiştirilen, onlarca ülkeye ihraç edilen dünyanın en kaliteli kiraz ve vişnesi, bölge tarımı ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Göllerin yok olması, bölge iklimini bozacağından ve ürün kalitesini etkiyeceğinden özellikle Eber Gölü'nün korunması ve kurtarılması, hem kırsal yaşam, hem çiftçi refahı hem de milyonlarca dolar döviz girdisi sağladığı için ülke ekonomosi açısından büyük önem taşıyor. Bu çerçevede, Eber Gölü'ne gelecek her damlanın büyük önemi varken Sultan Dağları'ndaki kar yükü yüzleri güldürüyor. Bölgede dron çekimleri yapan Ali Çetinkaya da Sultan Dağları'nın zirvesini, karla beyaza bürünen ormanlık alanlarını havadan görüntüledi.

Tarımda dış ticaret açığı yüzde 134 arttı: Ediz Ün’den "Dışa Bağımlılık" uyarısı! Haber

Tarımda dış ticaret açığı yüzde 134 arttı: Ediz Ün’den "Dışa Bağımlılık" uyarısı!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 2025 yılında tarımda dış ticaret açığının bir önceki yıla göre yüzde 134 arttığını açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı dış ticaret verilerini değerlendiren Ün, 2025 yılında 7 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 12,7 milyar dolarlık ithalat yapıldığını belirtti. Bir önceki yıla kıyasla ihracatın yalnızca yüzde 2 arttığını, buna karşın ithalatın yüzde 36 yükseldiğini ifade eden Ün, “2024 yılında tarımda dış ticaret açığımız 2,4 milyar dolardı. 2025’te bu rakam 5,7 milyar dolara çıktı. Yani dış ticaret açığı yüzde 134 arttı. Bu tablo, ülkenin kaynaklarının yabancı şirketlere ve yabancı çiftçilere aktarıldığını açıkça gösteriyor” dedi. AKP iktidarı döneminde Türkiye tarımının dışa bağımlı hale geldiğini vurgulayan Ün, bu tespitin TÜİK verileriyle sabit olduğunu söyledi. Ün, “Türkiye tarımı dışa bağımlıdır. Bunu ben söylemiyorum, TÜİK’in açıkladığı rakamlar söylüyor. Son 23 yılda 89,3 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 148,5 milyar dolarlık ithalat yapılmış. Ortaya çıkan dış ticaret açığı 59,2 milyar dolar. Bu kaynaklar ülke çiftçisine ve tarım sanayisine aktarılsaydı, Türkiye sadece kendini değil, dünyayı besleyen bir ülke konumuna gelirdi” diye konuştu. Dünyadaki örneklere de dikkat çeken Ün, “Çin, Rusya, Hindistan ve Güney Amerika ülkeleri tarıma ciddi yatırımlar yapıyor. Serbest Ticaret Anlaşmaları yoluyla ürettiklerini birbirlerine satarak hem güçleniyor hem de küresel ölçekte söz sahibi oluyorlar. Peki biz ne yapıyoruz? İşte bu soruyu artık kendimize sormamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin üretimle hem ekonomik krizden çıkabileceğini hem de çiftçisinin kazanabileceğini belirten Ün, ithalata dayalı anlayışın ülkeyi ileriye taşıyamayacağını söyledi. Ün, “AKP iktidarının 23 yılının 21’inde Türkiye tarımda dış ticaret açığı verdi. Bu anlayış ülke tarımını bir metre bile ileri götüremez. Türkiye’nin ulusal ve uzun vadeli bir tarım politikasına ihtiyacı var. Günübirlik politikalar hayvancılığı çökertti. Bitkisel üretimde yaşanan derin yara ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Bir an önce değişim şart” değerlendirmesinde bulundu.

Matlı Grubu’ndan dev yatırım: Yakamoz Yağ’ı bünyesine katarak "Protein Merkezi" hedefini güçlendirdi! Haber

Matlı Grubu’ndan dev yatırım: Yakamoz Yağ’ı bünyesine katarak "Protein Merkezi" hedefini güçlendirdi!

Türkiye’nin önde gelen sanayi ve gıda gruplarından Matlı Şirketler Grubu, gıda ve tarım odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir satın almaya imza attı. Grup, İzmir Çiğli’de faaliyet gösteren Yakamoz Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin hisselerini devralarak bitkisel yağ üretiminde kapasitesini ve entegre yapısını güçlendirdi. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan tesisle birlikte Matlı Grubu; yem, hayvansal üretim ve gıda alanlarındaki yatırımlarına bitkisel yağ üretimini de ekleyerek tarımdan sofraya uzanan entegre zincirini daha da sağlamlaştırdı. Temelleri “Altınyağ” markasıyla atılan ve Türkiye’nin en köklü bitkisel yağ tesisleri arasında yer alan Yakamoz Yağ, modern altyapısı ve yüksek üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. Tesis; günlük 700 tona kadar soya fasulyesi işleme kapasitesine sahip olup ayçiçeği, kanola, keten ve aspir gibi farklı yağlı tohumların işlendiği kırma hatlarıyla faaliyet gösteriyor. Günlük 350 ton rafine yağ üretim kapasitesine sahip tesiste, 21 bin 600 ton kapasiteli yağlı tohum depolama çelik siloları ile 13 adet ham yağ tankı bulunuyor. “Protein Şirketi” vizyonunda yeni halka Matlı Şirketler Grubu, tarım ve gıda başta olmak üzere 10 farklı sektörde faaliyet gösteren entegre yapısıyla Türkiye’nin protein ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor. Grup için protein; yalnızca bir ürün değil, gıda güvenliği, sağlıklı nesiller ve güçlü bir ekonomi açısından stratejik bir unsur olarak konumlanıyor. Türkiye’yi kişi başı protein tüketiminde Avrupa Birliği ve OECD ortalamalarına taşımayı amaçlayan Grup; yerli üretimi, yem ve hammadde fiyatlarında istikrarı ve toplumsal bilinçlenmeyi önceliklendiriyor. 60 yıllık deneyimiyle yatırımlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve üretim kapasitesini sürekli artıran Matlı; tarımdan perakendeye, enerjiden lojistiğe kadar “topraktan sofraya” tüm süreci tek çatı altında yönetiyor. 10 Sektörde 30 Şirket, 12 Marka Bugün Matlı Şirketler Grubu; 30 şirketi, 12 markası, 2 Ar-Ge merkezi, binlerce çalışanı ve yaygın bayi ağıyla Türkiye ekonomisinin stratejik aktörleri arasında yer alıyor. Entegre üretim modeli ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla gıda zincirinin tüm halkalarında katma değer yaratmayı hedefliyor. Yakamoz Yağ’ın bünyeye katılmasıyla birlikte Matlı Grubu; hammadde tedarik güvenliğini artırırken bitkisel ve hayvansal üretimi kapsayan protein odaklı büyüme stratejisinde güçlü bir sinerji oluşturmayı amaçlıyor. Bu adım, grubun Türkiye’nin protein merkezi olma hedefi doğrultusunda attığı stratejik hamlelerden biri olarak değerlendiriliyor. Özer Matlı; “Tarımdan sofraya uzanan entegre yapımız var” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, satın almaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Karacabey’den çıkan ve bugün Türkiye’ye mal olmuş bir marka olarak, stratejik sektörlerin başında gelen tarıma kararlılıkla yatırım yapmaya devam ediyoruz. Yakamoz Yağ’ın bünyemize katılması, yalnızca bitkisel yağ üretiminde kapasite artışı değil; tarımdan sofraya uzanan entegre yapımızı tamamlayan, protein ekosistemimizi daha da güçlendiren stratejik bir adımdır. Gıda güvenliğinin ve sürdürülebilir üretimin her geçen gün daha fazla önem kazandığı bir dönemde, hammadde tedarik güvenliğini artıran yatırımları son derece kritik görüyoruz. Bu satın alma ile hem ülkemizin tarım ve gıda sektörüne uzun vadeli katkı sağlamayı hem de Türkiye’yi protein alanında bölgesel bir merkez haline getirme hedefimize bir adım daha yaklaşmayı amaçlıyoruz.”

İnegöl Belediyesi’nden Çiftçiye Büyük Destek: Soğuk Hava Deposu ve GES ile Üretim Güçleniyor Haber

İnegöl Belediyesi’nden Çiftçiye Büyük Destek: Soğuk Hava Deposu ve GES ile Üretim Güçleniyor

İnegöl’de şehrin tarım potansiyelini geliştirme adına İnegöl Belediyesi uhdesinde hayata geçirilen projeler, çiftçiye ilham tarım sektörüne güç katıyor. Kendi ürettiği ürünü depolayan, işleyip meyve kurusu olarak işleyen tesislerle İnegöl tarımının sadece bugünü değil, geleceği de inşa ediliyor. Güçlü bir sanayi kenti olmasının yanında verimli topraklarıyla da öne çıkan İnegöl, bereketini tüm dünya ile paylaşıyor. Bereketli topraklarıyla özellikle meyvecilikte öne çıkan şehirde, yılda 220 bin ton meyve üretimi gerçekleştiriliyor. Onlarca çeşit meyveyi tohumdan filizlendirip hem yurt içinde hem yurt dışında üreticiyle buluşturan İnegöllü çiftçiler, son yıllarda İnegöl Belediyesi uhdesinde birlik olmanın verdiği güçle ciddi bir ivme kazandı. Tesisleşme ile İnegöl’ün tarım değerlerine değer katıldı. İnegöl’ün sanayi üretiminde yazdığı başarı hikayesini tarımda da tekrar etmek adına birlik ruhuyla harekete geçildi. İlk adım olarak İnegöl Belediyesi öncülüğünde 5 yıl önce şehirdeki tüm üreticileri tek bir çatı altında birleştiren İnegöl Üreten Çiftçiler Kooperatifi kuruldu. Ardından, tarımda muhafaza gücünün önemini gören kooperatif, bölgenin can damarı olan 4.000 tonluk Soğuk Hava Deposunu TKDK’nın hibe desteklerinden faydalanarak hayata geçirdi. Bu tesis sayesinde çiftçi ürünüm dalında kalır mı, bozulur mu kaygısından kurtuldu. Hasadı yapılan ürünü sağlıklı şekilde depolamaya başladı. Emeğin tazeliğini koruyan bu tesis, İnegöl tarımının sigortası oldu. Ardından soğuk hava deposunun en büyük gider kalemi olan enerji ihtiyacına çözüm olacak GES projesi, soğuk hava deposu çatısında hayata geçirildi. Bu sayede üreticinin omuzlarından büyük bir yük alınmış oldu. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü GES karşılaşamaya başladı. İnegöl tarımı adına ardı ardına atılan adımların en stratejik halkası, 2023 yılında hayata geçirilen Özündenkuru meyve kurutma tesisi oldu. Özündenkuru sadece bir tesis adı değil, İnegöl’ün tarımsal sanayideki yeni ticaret hamlesinin ve dünya markasının adı olarak ortaya çıktı. Tesiste açılışından itibaren bugüne kadar yaklaşık 100 ton meyve işlenirken, üretilen nitelikli meyve kuruları ise yerel market zincirlerinin yanı sıra; İstanbul, Eskişehir ve Kocaeli’ndeki seçkin marketlerde satışa sunuldu. Burada; elmadan şeftaliye, yaban mersininden aronyaya, kavun-karpuzdan hurma, kivi, mandalina ve portakala kadar onlarca çeşit ürünü, özünü koruyarak kurutuldu. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Üreten çiftçiler Kooperatifi Merkezi, Soğuk Hava Deposu ve Özündenkuru Meyve Kurutma Tesisinin bulunduğu alanı ziyaret ederek İnegöl tarımı ve atılan adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İnegöl’de sadece tarımı değil, tarımın geleceğini inşa eden projelerin hayata geçirildiğini kaydeden Başkan Taban, "Üreten Çiftçiler Kooperatifi İnegöl’deki çiftçilerimizle birlikte kurduğumuz bir kooperatif. Yaklaşık 5 yıl oldu. Burada özellikle çiftçilerimizle ortak bir çalışma ortaya koymak istedik. Üretimde birliğin gücüne vurgu yaptık. Çiftçilerimizi davet ettik ve onlar da bu birliğe üye olup katkı koydular. Sağlanan birlikteliğin ilk meyvesi olarak 5 yıl önce soğuk hava tesisimizi hayata geçirdik. Yaklaşık 4 bin ton meyve depolama kapasitesine sahip. İnegöl’de de yılda yaklaşık 220 bin ton meyve üretimi yapılmakta. Meyve üreten bir şehiriz. Verimli bir ovada meyvecilik çiftçilerimiz adına ciddi bir gelir kaynağı. Bu alandaki ihtiyacı görünce soğuk hava tesisimizi kurduk" dedi. TKDK desteği ile yapılan soğuk hava tesisinin devamında, bu tesisin en büyük gider kalemi olan enerji maliyetini düşürmek adına yine TKDK desteği ile bir Güneş Enerji Sistemi (GES) uygulamasını hayata geçirdiklerini ifade eden Başkan Alper Taban, "Soğuk hava depomuzun çatısını panellerle kapladık. Ciddi bir enerji girdisi sağlandı. Yaz aylarında özellikle, enerji maliyetimizin ciddi bir bölümünü karşılıyor" diye konuştu. Başkan Taban, kooperatifin her adımının yeni bir hikayeyi ortaya çıkardığını da dile getirerek şöyle devam etti; "Depolama sistemimizin verimli çalışmasının ardından burada bir pazarlama, bir ürün üretilmesini sağlama gibi konularda çalışmalar yaptık. Burada sağlanan birlikteliğin de gücünü kullanarak İnegöl’de meyveciliğin gelişmesini sağlamak ana hedefimiz. Bu kapsamda Özündenkuru Meyve Kurutma Tesisimizi oluşturduk. Bu tesisle birlikte bir adım daha atmış olduk, ürettiğimiz meyveyi kurutarak ürünlerimize değer katmaya başladık." "İlerleyen süreçte de burada meyve suyu üretimi ve şişeleme gibi projeleri hayata geçirmek istiyoruz. Özündenkuru markamız şu an başarılı bir şekilde üretimine devam ediyor. Ben kooperatif Başkanımıza ve yönetimine teşekkür ediyorum. Birlik olunduğunda çok güzel işler ortaya çıkıyor. İnşallah biz de İnegöl’ümüzün tarım gücünü İnegöl’e arz etmeye devam edeceğiz. Bugün itibariyle burada iç pazara ürün veriliyor, yerine göre ihracatta oluyor. Pazarı genişletme çabasını kooperatifimiz her an değerlendiriyor. Fuarlara katılıyor, fırsatları görmeye çalışıyor."

Bursa Büyükşehir'den üreticiye güçlü destek Haber

Bursa Büyükşehir'den üreticiye güçlü destek

Bursa’da kırsal kalkınmanın sağlanması ve çiftçinin gelir düzeyinin artırılması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, üretime değer katan adımlar atmaya devam ediyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB), Bursa Bölgesi Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ticaret İl Müdürlüğü iş birliğinde ‘Kooperatifçilik ve Gıda Güvenliği Eğitimi’ programı düzenlendi. Bursa Tarımsal Ürünler Tanıtım ve Eğitim Merkezi’nde (BUTATEM) gerçekleştirilen toplantıda bir araya gelen kooperatif ve dernekler, fikir alışverişinde bulundu. Derneklerin kooperatifleşme sürecinde izlemesi gereken adımların konuşulduğu programda, kooperatifçilik ve gıda güvenliği konularında bilgilendirme de yapıldı. “TOPRAĞIMIZA VE GIDAMIZA SAHİP ÇIKMAYI DEVAM EDİYORUZ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen eğitim programının açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Metin Tunçel, Bursa’nın verimli toprakları ve köklü tarım kültürüyle emeğin kenti olduğunu ifade etti. İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve pazara erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle daha planlı tarım yapılması gerektiğinin altını çizen Tunçel, “Kooperatifçilik; üreticimiz için sadece bir tercih değil, dayanışmayı büyüten, emeği koruyan ve üreticiyi güçlendiren en sağlam modellerden biridir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak üreticimizin yanında durmaya, toprağımıza ve gıdamıza sahip çıkmayı devam ediyoruz. Eğitim programıyla, kooperatiflerin daha sağlam yapılarla yol almasını, ortaklık bilincinin güçlenmesini ve gıda güvenliği konusunda doğru üretimin yaygınlaşmasını amaçlıyoruz. Doğru tarım için eğitim çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, emeğin ve dayanışmanın gücünü teknolojiyle birleştirmeyi önemsediklerini belirtti. Dijital Gelişim Ofisi hakkında da bilgi veren Bilgit, asıl amaçlarının kadın emeğini daha görünür kılmak ve ekonomik olarak güçlenmesini sağlamak olduğunu ifade etti. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, 3 gün sürecek olan eğitim programında sürdürülebilirlik, markalaşma, kalite konularının konuşulacağını dile getirdi. Kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ceylan, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Ticaret İl Müdürlüğü Esnaf Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Şube Müdürü Ersan Aybar, her zaman emekçilerin yanında olduklarını belirterek gerekli destekleri sunmayı sürdüreceklerini söyledi. Program, uzman isimlerin katıldığı sunumlarla devam etti.

Bursa TB Başkanı Özer Matlı'dan "Hindistan" uyarısı: İhracatta yapısal kırılma kapıda! Haber

Bursa TB Başkanı Özer Matlı'dan "Hindistan" uyarısı: İhracatta yapısal kırılma kapıda!

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle Türkiye açısından ciddi ticari riskler oluşturduğunu belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki yerini koruması için kapsamlı bir güncellemenin şart olduğunu vurguladı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türk ihracatçısı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın, küresel ticaretin değişen dinamikleri karşısında Türkiye’nin aleyhine bir tablo oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, özellikle AB’nin Hindistan ile imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmasının, ülke ekonomisi açısından stratejik riskler barındırdığını vurguladı. “İhracat Rakamları Tehlikenin Boyutunu Ortaya Koyuyor” Türkiye’nin ihracatında en büyük payın Avrupa Birliği ülkeleri olduğunun altını çizen Başkan Özer Matlı, ihracat rakamlarının da tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Matlı, “2025 yılında Türkiye’nin genel ihracatı 273 milyar 434 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 116 milyar 987 milyon dolarlık aslan payı doğrudan Avrupa Birliği ülkelerine yapılmıştır. Bursa özelinde ise tablonun hassasiyeti daha da artmaktadır. Bursa olarak 17 milyar 862 milyon dolarlık toplam ihracatımızın 12 milyar doları aşan kısmı AB pazarına odaklıdır” dedi. Bu rakamların, AB pazarındaki her yapısal değişikliğin sanayici ve ihracatçı üzerinde doğrudan etkisinin olduğunu gösterdiğini belirten Özer Matlı, Hindistan gibi büyük bir rakibin AB pazarında vergi avantajı elde etmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Hint Mallarının Tek Taraflı Girişi Büyük Tehdit” Hindistan menşeli ürünlerin Avrupa Birliği üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz şekilde girişini mümkün kılan anlaşmanın, yerli üretici açısından bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Başkan Özer Matlı, “Gümrük Birliği’nin mevcut ve asimetrik işleyişi çerçevesinde, AB’nin imzaladığı bu tür anlaşmalar; iş gücü maliyetleri düşük ve üretim kapasitesi yüksek ülkelerin ürünlerinin ülkemize düşük vergilerle erişimini kolaylaştırmaktadır. Buna karşın yerli üreticimiz aynı pazarlara girişte daha yüksek ticaret engelleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tablo, iç pazar dengelerini zorlamakta ve üreticimizin rekabet gücü üzerinde ilave bir baskı oluşturmaktadır. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığımız tarafından Gümrük Birliği sürecinde sorun teşkil eden başlıklara ilişkin yürütülen görüşmeler memnuniyet vericidir. Ancak mevcut risklerin büyümemesi ve üreticimizin korunması açısından sürecin daha hızlı ilerletilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Çözümün Anahtarı: Tam Entegrasyon Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin Türkiye için artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, meselenin sadece ticaret değil, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki konumu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Gümrük Birliği; tarım, hizmetler ve yatırım başlıklarının yanı sıra ulaştırma kotalarından vize serbestisine, dijital dönüşümden Yeşil Mutabakat uyumuna kadar tüm alanlarda modernize edilmelidir. Eğer bu yapı yeni nesil ticaret gerekliliklerine göre güncellenmezse, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde yapısal bir kırılma kaçınılmaz olur. Ülkemizin AB’nin ticaret ağlarına tam entegrasyonu artık bir tercih olmaktan öte, ekonomik anlamda bir zorunluluk ve sürdürülebilirlik meselesidir.”

İsmail Kaya Orhangazi'nin "Sorun Dosyası"nı açtı: Hastanede EMAR yok, göl kirleniyor Haber

İsmail Kaya Orhangazi'nin "Sorun Dosyası"nı açtı: Hastanede EMAR yok, göl kirleniyor

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, beraberindeki heyetle birlikte Orhangazi’de gerçekleştirdiği saha çalışmalarının ardından çarpıcı açıklamalarda bulundu. Orhangazi’nin sanayi, tarım ve konumuyla Bursa’nın lokomotifi olması gerektiğini vurgulayan Kaya, ilçenin adeta "kaderine terk edildiğini" savundu. "HİZMET YARIŞI DEĞİL, LAF YARIŞI VAR" Orhangazi ve Büyükşehir belediyeleri arasındaki koordinasyonsuzluğa dikkat çeken Kaya, "İki belediyenin farklı partilerden olması, ilçeye hizmet yarışı getirmesi gerekirken maalesef sadece laf yarışına dönmüş durumda. Altyapı kronikleşmiş, ulaşım çözülmemiş, tarım üreticisi ise kaderine terk edilmiş vaziyette," dedi. SAĞLIKTAN EĞİTİME "YOKLAR" LİSTESİ Başkan Kaya, Orhangazi’de acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklarla sıraladı: Sağlık Krizi: "Devlet Hastanesi’nde EMAR cihazı yok, vatandaşlar her gün Gemlik’e sevk ediliyor. Fizik tedavi için 3-4 ay sonrasına gün veriliyor." Eğitimde Mağduriyet: "20 bin öğrencinin olduğu ilçede Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) yok. Her yıl binlerce çocuk ve genç sınavlar veya eğitim için ilçe dışına taşınmak zorunda kalıyor." Çevre Felaketi: "İznik Gölü korunmuyor, dış mahallelerin kanalizasyonu göle akıyor. Taş ocakları ilçeyi toza boğarken su kaynakları üzerinde dinamit patlatılıyor." Yarım Kalan Projeler: "2020’den beri beklenen köprülü kavşak yapılmadı. Yeniköy’deki düğün salonu inşaatı kaderine terk edildi." "ORHANGAZİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR" Engelli vatandaşların dik rampalarda risk altında yaşadığını ve gençlerin sosyal alan eksikliği nedeniyle sanal kumar kıskacına itildiğini belirten İsmail Kaya, sözlerini şöyle noktaladı: "Orhangazi’nin sorunları ertelenecek, geçiştirilecek sorunlar değildir. İYİ Parti olarak şeffaf, adil ve vizyoner bir yönetim anlayışı için mücadelemizi sürdüreceğiz. İlçe Başkanımız Bülent Bakış ve teşkilatımızla birlikte bu ihmallerin takipçisi olacağız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.