SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım Ve Orman Bakanlığı

Söz Bursa - Tarım Ve Orman Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bir geyiğin yaşamı 225 bin lira mı? SİVİLAY'dan av isyanı Haber

Bir geyiğin yaşamı 225 bin lira mı? SİVİLAY'dan av isyanı

SİVİLAY'DAN AV İHALESİNE SERT TEPKİ: "BİR CANLININ YAŞAM HAKKI AÇIK ARTIRMAYA ÇIKARILAMAZ!" Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 2026-2027 Av Turizmi Uygulama Talimatı, Bursa'da sivil toplum kuruluşlarının sert tepkisine yol açtı. Yayımlanan talimatta, Bursa'nın İnegöl Devlet Avlağı'nda 1 adet kızıl geyik için av kotası açılması ve avlama bedelinin 225 bin TL olarak belirlenmesi üzerine Bursa Sivil Toplum Derneği (SİVİLAY) yazılı bir açıklama yaparak karara tepki gösterdi. "KIZIL GEYİKLER EKOSİSTEMİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR" SİVİLAY Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Bağcı Uzun imzasıyla yayımlanan "Canlıların yaşam hakkı ihale konusu yapılamaz!" başlıklı açıklamada, Türkiye genelinde yüzlerce av kotası oluşturulduğuna dikkat çekildi. Kızıl geyiklerin ve fiyat biçilen diğer tüm canlıların bulundukları ekosistemin hayati birer parçası olduğunu belirten Uzun, "Korunması gereken bir türün ekonomik değere dönüştürülerek av turizmi kapsamında satışa çıkarılması, doğa koruma anlayışıyla bağdaşmamaktadır" ifadelerini kullandı. Daha önce de Bursa'da ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde açılan benzer av ihalelerinin yoğun kamuoyu tepkisi ve açılan davalar sonucu iptal edildiğini hatırlatan SİVİLAY yönetimi, av adı altında yapılan bu uygulamaya karşı kararlı duruşlarını sürdüreceklerini belirtti. "BİR KIZIL GEYİĞİN YAŞAM HAKKI 225 BİN LİRA MIDIR?" Yaban hayatını koruma projelerine milyonlarca lira harcanırken, diğer yandan aynı hayvanların para karşılığı öldürülmek üzere ihaleye çıkarılmasının büyük bir çelişki olduğunu vurgulayan dernek, açıklamada şu sorulara ve ifadelere yer verdi: "Bir kızıl geyiğin yaşam hakkı 225 bin lira mıdır? Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün görevi yaban hayatını korumak, güçlendirmek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır. Yaban hayvanlarını 'av turizmi geliri' olarak görmek, onları birer canlı olmaktan çıkarıp ekonomik meta haline getirmektedir. Üstelik iklim krizi, orman yangınları, habitat kaybı ve kuraklık gibi tehditlerin giderek arttığı bir dönemde yeni av kotaları açılması kabul edilemez." SİVİLAY'DAN 3 KRİTİK TALEP Bursa Sivil Toplum Derneği (SİVİLAY), yaban hayatının korunması adına yetkililerden şu taleplerde bulundu: İptal Edilsin: Başta Bursa İnegöl'deki kızıl geyik av kotası olmak üzere, koruma gerektiren tüm türlerdeki av kararlarının iptal edilmesi, Yeniden Değerlendirilsin: Av turizmi politikalarının bağımsız bilim insanları ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla masaya yatırılması, Mirastır, Gelir Kapısı Değil: Yaban hayatının bir gelir kapısı olarak değil, gelecek nesillere aktarılması gereken ortak bir doğal miras olarak görülmesi.

CHP'li Pala'dan ithal et uyarısı: "Yasaklı hormon ve ciddi sağlık riski var!" Haber

CHP'li Pala'dan ithal et uyarısı: "Yasaklı hormon ve ciddi sağlık riski var!"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye’nin Brezilya başta olmak üzere Güney Amerika ülkelerinden yoğun biçimde canlı hayvan ve et ürünü ithal ettiğini ve son dönemde uluslararası et tedarik zincirinde halk sağlığını tehdit eden zafiyetler yaşandığını belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Yakın zamanda Hollanda’nın Brezilya’dan ithal ettiği bazı kırmızı et ürünlerinde Avrupa Birliği’nde ve Türkiye’de yasaklı olan bir büyüme hormonu tespit edildiği bildirilmiştir. Bu olay, menşei ülkelerde yaşanan denetim zafiyetlerinin tedarik zincirinde hızla yayılabildiğini bir kez daha göstermektedir. Türkiye’nin de Brezilya başta olmak üzere Güney Amerika ülkelerinden yoğun biçimde canlı hayvan ve et ithal ettiği bilindiğinden, bu ürünlerde hormon kalıntısı ve yasaklı maddelere yönelik denetimlerin sonuçlarıyla birlikte kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Özellikle Kurban Bayramı döneminde canlı hayvan ve et ticareti yoğunluk kazanırken, bu maddelerin gıdalar yoluyla insanlara geçebilmiş olması ciddi bir halk sağlığı riski oluşturmaktadır” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Pala, Tarım ve Orman Bakanlığı’na 3 Mart 2026 tarihinde ithal edilen canlı hayvan ve kırmızı et ürünlerinde hormon, ilaç kalıntısı ve benzeri yasaklı maddelere yönelik denetimlerin kapsamı ile sonuçlarına dair detaylı bilgi talep ederek kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan İbrahim Yumaklı, kendisine iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Sentetik hormonlar büyüme bozukluklarından diyabete çok ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor!” Prof. Dr. Pala, sentetik hormonların gıda yoluyla insan vücuduna geçmesi halinde doğrudan ve dolaylı çok sayıda sağlık tehdidiyle karşılaşılabileceğini, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ise soru önergesini yanıtlamayarak bu tehdidi yok saydığını ifade etti. “Bu maddelerin insanla teması halinde öncelikle çocukların sağlıklı büyümesinde olumsuzluklara yol açabileceği, erken ergenlik riskini artırabileceği ve insülin direnci üzerinden tip 2 diyabet riskini yükseltebileceği bilinmektedir. Ayrıca bu hayvanlarda enfeksiyonların daha sık görülebilmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı artmakta ve artan kullanım antibiyotik direnci bakımından ek bir risk alanı oluşturmaktadır. Gıdalar yoluyla insanlara geçen ilaç kalıntıları nedeniyle antibiyotik direnci insanlar arasında da yaygınlaşmakta ve bu durum gelecekte karşılaşılan enfeksiyonların tedavisini güçleştirmektedir” uyarısında bulundu. “Ülkemizde insan, hayvan ve çevre sağlığını beraber geliştirecek bir ‘Tek Sağlık’ sistemine ihtiyaç var!” “Halk sağlığı içinde çok büyük bir paya sahip hayvan sağlığı ve gıda güvenliğinin sorumluluğu Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Bakanlık, soru önergesini yanıtlamayarak kamuoyuna karşı sorumluluğunu reddetmektedir. Özellikle Kurban Bayramı gibi bir dönemde denetimlerin ve kamuoyunu bilgilendirici faaliyetlerin artırılması gerekirken, riskler açıkça halktan gizlenmektedir” eleştirisinde bulunan Pala, Bakanlığın derhal son on yılda ithal ettiği canlı hayvan ve et ürünlerinin nereden geldiğini ve kaç denetim yaptığını açıklamasını istedi. “Bu ürünlerde yasaklı hormon ve ilaç kalıntısı tespit edilmiş ise insanların tüketimine izin verilemez. Bakanlık bu konuda şeffaf olmalı, eğer ortada tehdit varsa geri çağırma ve piyasadan toplatma kararlarını hızla almalıdır. İnsan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı bir arada ele alınmadıkça halk sağlığının etkili bir şekilde korunması mümkün değildir. Ülkemizde bu üç alanın ortak olarak geliştirildiği, ‘Tek Sağlık’ anlayışını benimseyen bir sisteme ihtiyaç vardır” diyerek sözlerini noktaladı.

Kayıhan Pala: Şap salgını kontrol altına alınamadı Haber

Kayıhan Pala: Şap salgını kontrol altına alınamadı

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 2025 yılı Mayıs ayından bu yana ülke genelinde yayılımını sürdüren şap hastalığının kontrol altına alınamamasına ve kamuoyunda “deli dana” olarak bilinen “Bovine Spongiform Encephalopathy” (BSE) hastalığına ilişkin iddialara yönelik olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na 19 Kasım 2025 tarihinde bir soru önergesi iletti. Prof. Dr. Pala, Bakanlığın iletilen soru önergesine anayasal sürenin dolmasının üzerinden üç ay geçtikten sonra yanıt verdiğini, verilen yanıtta ise ilgili hastalıklara dair önemli verilerin yer almadığını belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Aylarca devam eden şap salgınının kontrol altına alınamaması nedeniyle bazı bölgelerde önemli ölçüde küçükbaş hayvan kayıpları yaşanmış, üreticiler de ciddi ekonomik baskıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Bakanlığın izleme, karantina ve telafi mekanizmalarının kâğıt üzerinde kaldığı açıktır. İletilen soru önergesine verilen yanıt, mevcut uygulamalarda ciddi eksiklikler olduğunu doğrularken, salgınların halk sağlığı ve ekonomi üzerindeki etkisini kamuoyundan gizlemektedir” açıklamasında bulundu. “Kısıtlama kararı Kurban Bayramı sonrası alınmış, hastalığın tüm ülkeye yayılmasına izin verilmiştir!” Prof. Dr. Pala, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın şap hastalığına karşı aldığı önlemlere ilişkin yanıtlarını şu sözlerle eleştirdi: “Bakanlık verdiği yanıtta, geçen yıl Mayıs ayındaki hızlı artışın ardından hayvan hareketlerini kısıtlamaya yönelik kararı ancak 30 Haziran 2025 tarihinde alabildiğini doğrulamıştır. Bu durum, hızla hayata geçirilmesi gereken bu uygulamaların geçen yıl kurban bayramı sonrasına bırakıldığını ve bu nedenle salgının ülkenin her yanına yayılmasına izin verildiğini göstermektedir. Bakanlık yanıtında yürüttüğü aşılama kampanyasını bir gurur tablosu olarak sunmaya çalışsa da aşılamanın tedavi edici değil koruyucu bir uygulama olduğu ve geç alınan bir kısıtlama kararının ardından tek başına yeterli etkiyi sağlamayacağı bilinmektedir. Öte yandan Bakanlık, hangi illerde ve kaç hayvanda şap hastalığı tespit edildiğine dair soruları yanıtsız bırakmış, kontrol altına alamadığı salgının gerçek etkisini kamuoyundan gizlemiştir.” “BSE iddiaları açıklığa kavuşturulmalıdır; Bakanlık derhal bilgi vermeli!” Prof.Pala, soru önergesinde yer verdiği bir diğer ciddi halk sağlığı tehdidine yönelik hiçbir açıklama yapılmadığını belirtti. Halk arasında “deli dana” olarak adlandırılan “Bovine Spongiform Encephalopathy” (BSE) hastalığının Ankara ve Bolu’da iki yurttaşta kısa aralıklarla tespit edildiğinin haberlere yansıdığını ifade eden Pala, bu vakaların hayvansal üretimden tüketime uzanan denetim zincirinde ciddi endişeleri ortaya koyduğunu söyledi. Pala, “İnsandan insana bulaşmayan bu hastalık, çoğunlukla denetimsiz hayvansal ürünler yoluyla insanlara bulaşmaktadır. Hayvan besleme politikalarından ithalat ve kesim süreçlerine kadar arz zincirindeki ana sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Ekim ayından bu yana kamuoyunda derin endişe yaratan bu durum hakkında net bir açıklama yapılmamış olması, BSE hastalığının kamusal denetimden fiilen çıktığını göstermektedir. Aynı şekilde Bakanlık, bu hastalığın önlenmesine yönelik hangi çalışmaların yapıldığına ve son dönemde hangi düzeyde tespit edildiğine dair soruları da yanıtsız bırakmıştır” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda Pala, Bakanlığı şeffaflığa, hesap vermeye ve bilimsel temelli hayvan sağlığı politikalarını derhal hayata geçirmeye çağırdı: “Veteriner hekimlerin çağrıları dikkate alınmadan zoonozlarla etkili bir mücadele yürütmek mümkün değildir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan ‘Tek Sağlık’ anlayışı benimsenmeli, bu doğrultuda veteriner hekimler hazırlanan halk sağlığı programlarında daha etkin biçimde görevlendirilmelidir. Ayrıca zoonozlarla mücadelede izlem kapasitesi güçlendirilmeli ve Bakanlık, mevcut yönetim zafiyetlerinin hesabını kamuoyuna derhal vermelidir.”

Gıdada hile yapan yandı! bakanlık düğmeye bastı: 4.7 milyon TL ceza ve anlık kapatma yetkisi geliyor Haber

Gıdada hile yapan yandı! bakanlık düğmeye bastı: 4.7 milyon TL ceza ve anlık kapatma yetkisi geliyor

Taklit ve tağşişte yeni değerlendirmelere göre ceza miktarları 4 milyon 740 bin liraya kadar çıkarken, Tarım ve Orman Bakanlığı bu cezaların daha da artırılmasını öngören bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kaya, geçen yıl kasım ayına kadar 8 bin 113 görevliyle, 1 milyon 362 bin 867 denetim yaptıklarını belirterek, 572 işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, 32 bin 988 uygunsuzluk tespit edildiğini ve 2,7 milyar lira para cezası uygulandığını anlattı. 2025 yılının Ramazan ayı denetimlerine ilişkin 1-30 Mart arasında 200 bine yakın denetim yapıldığını aktaran Kaya, 3 bin 961 idare para cezası uygulandığını kaydetti. Bu yıl Ramazan öncesinde denetimleri hızlandırdıklarını dile getiren Kaya, gıda güvenliğine büyük önem verdiklerini, tüketicilerin sağlıklı gıdaya ulaşması için çaba harcadıklarını söyledi. Taklit ve tağşişte çok hassas olduklarına dikkati çeken Kaya, "Taklit ve tağşişte 2026 değerlendirmeleriyle 474 bin liradan 4 milyon 740 bin liraya kadar cezai işlem uygulayabileceğiz bu yıl. Taklit tağşiş tespit ettiğimiz işletmelerde risk sıklığını artırıyoruz. Bir işletme yılda en az bir kez denetleniyor. Bu riskli yerlerde ise daha fazla denetime gidiyoruz" dedi. Yeni bir kanun değişikliği üzerinde çalışıldığını belirten Kaya, şöyle konuştu: "Taklit ve tağşişlerin piyasaya sürülmesini önlemek adına yeni bir kanuni düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Limitleri, para cezalarını bir tık daha yukarıya taşıyacağız. Denetimleri de sıklaştırarak taklit ve tağşişleri önlemeye çalışacağız. Kapatma cezasını da kendimiz uygulamayı öngörüyoruz. Anlık kapatma cezalarının kararı adli makamlara bırakılmış. Davalar uzun sürdüğü için daha kolay geri dönüşleri sağlamak amacıyla bakanlık bünyesine alınacak. Böylece hızlıca kapatma cezaları uygulanabilecek."

Gübre ve mazot zammı çiftçiyi bitirdi! "Destekler hemen ödenmezse 86 milyon etkilenecek" Haber

Gübre ve mazot zammı çiftçiyi bitirdi! "Destekler hemen ödenmezse 86 milyon etkilenecek"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için çiftçilere yönelik desteklerin bir an önce ödenmesi çağrısında bulunarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslendi. Son üç yıldır çiftçilerin hem iklim koşullarından kaynaklanan sorunlarla hem de ekonomik krizle mücadele ettiğini belirten Ün, “Ülkemiz çiftçisi son üç yıldır iklim felaketleri ve ekonomik kriz altında adeta eziliyor. Her geçen gün borcuna borç ekleniyor, binlerce çiftçi borçları nedeniyle takibe düşüyor. Tam da bu noktada, destek ödemelerinin bugünlerde yapılması çiftçiye nefes aldıracaktır. Çiftçinin üretimde maliyetlerinin düşmesi ve faiz yükü altında ezilmemesi için bu zor günlerde yanında olmalıyız” dedi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) açıkladığı verilere dikkat çeken Ün, girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Ün, “TZOB’un açıkladığı rakamlara göre son bir yılda gübre fiyatları yüzde 26 ila 40, mazot fiyatları yüzde 22, yem fiyatları yüzde 30 ila 33, zirai ilaç maliyetleri ise yüzde 36 arttı. Bu tablo karşısında çiftçiyi maliyet artışlarına karşı korumanın yolu, eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel desteklerin bir an önce ödenmesidir” diye konuştu. Tarımsal desteklerin iki parça hâlinde ödeneceği bilgisini de paylaşan Ün, bu uygulamayı eleştirerek şunları söyledi: “Biz desteklerin bir an önce ödenmesi çağrısını yaparken, AKP çiftçinin hakkı olan destekleri ikiye bölerek ödemeyi planlıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sesleniyorum: Gıda fiyatlarının düşmesini istiyorsanız, sudan sebeplerle bahane üretmek yerine çiftçinin desteğini derhâl ödeyin ki hem çiftçi hem de vatandaş rahat bir nefes alsın.” Desteklerin üretim sezonu öncesinde ödenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Ün, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu destekleme politikasıyla bir yere varamayız. Destekler üretim sezonu öncesinde ödenirse çiftçi borçlanmadan, zam artışlarına maruz kalmadan girdilerini temin edebilir. Bu da üretim maliyetlerinin düşmesi ve vatandaşın daha ucuz gıdaya ulaşması anlamına gelir. Buradan bir kez daha AKP’ye sesleniyorum: Çiftçiyi desteklerseniz 86 milyonu desteklemiş olursunuz. Çiftçinin desteğini hemen ödeyin.”

TAGEM’den sürü yönetimi hamlesi: Border Collie Köpekleri bilimsel eğitimle yetişiyor Haber

TAGEM’den sürü yönetimi hamlesi: Border Collie Köpekleri bilimsel eğitimle yetişiyor

Küçükbaş hayvancılık sektöründe koruma köpekleri olan kangal ve akbaşlardan sonra çobanlara, sürü yönetiminde uzman, hareketli ve heyecanlı yeni bir yardımcı köpek geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç, 1935 yılında faaliyetlerine başlayan enstitünün TAGEM'e bağlı olarak Ar-Ge çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Enstitü bünyesinde Çoban Köpeği Koruma Eğitim ve Yetiştirme Şubesi bulunduğunu dile getiren Kılınç, bu şubenin 2022 yılında kurulduğunu aktardı. Burada çoban köpekleri kangal ve akbaşların büyüme parametrelerinin alındığını, davranış eğitimlerinin yapıldığını belirten Kılınç, "Kangal ve akbaş ırkı TAGEM bünyesine dahil edilerek, önce koruma ve sonrasında daha iyi yavrularının üretilmesi amaçlandı. Kangal ve akbaş köpeklerimiz Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ile özellikle kangallar Sivas'taki baba hatlarının yıllardır korunduğu merkezlerden getirildi" dedi. Kılınç, köpeklerin her türlü kontrol ve genetik testlerden geçirilerek merkeze alındığına dikkati çekerek, burada tüm özellikleri en iyi şekilde korunarak ve geliştirilerek yavru alındığını anlattı. ÇOBANLARA İYİ BİR YARDIMCI TAGEM bünyesine dünyanın yakından bildiği, çok heyecanlı ve hareketli köpekler olan "border collie" ırkının da katıldığını dile getiren Kılınç, şöyle devam etti: "Bir yıl önce Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Çoban Köpeği Koruma Eğitim ve Yetiştirme Şubesi'ne aldık. Border collie köpekleri yabancı menşeili bir ırk. Kendi özelliklerini en iyi şekilde korumuş, titiz yürütülen çalışmalarla tespit edilmiş köpekleri getirdik. Burada özellikle davranış çalışmaları yapılıyor. Koyunculuk sektöründe çobanlara destek olabilmek, iyi bir yardımcıyı eğitime başladık. Sürü yönetiminde kullanılması amaçlanıyor. Border collie köpeklerin davranış çalışmaları hassasiyetle teknik personellerimizce yürütülüyor." EN İYİ YAVRULARIN ALINMASI AMAÇLANIYOR Kılınç, az sayıda bordor collie ile çalışmalara başladıklarını vurgulayarak, "Gerek kandan gerek fenotip özelliklerinden en iyi yavruların, bünyemizde üretilmeleri; davranış özelliklerinin belirlenmesi ve en iyisine ulaşılması amaçlanıyor." dedi. Kangal ve akbaşların sürü koruma köpeği olduğunu, bu ırkların dış zararlılara, yabani hayvanlara karşı korumayı sağladığını ifade eden Kılınç, "Border collie ise sürü yönetiminde çok aktif köpekler. Sürüyü yönetmek, dağılan sürüyü bir araya toplamakla çobana büyük destek olacaklar. Biz bu köpeklere bu davranışı kazandırmaya çalışıyoruz." diye konuştu. GENİŞ ALANLARDA SÜRÜLERİN TOPARLANMASINDA ÖNEMLİ ROL OYNAYACAKLAR Yetiştirme ve büyüme veri özellikleri, davranış özellikleri gibi bütün parametreleri projelendirip bilim dünyasına kazandırmayı da hedeflediklerini dile getiren Kılınç, şunları söyledi: "Şu anda hem eğitim hem yavru alma aşamasındayız. Her yavrunun eğitimle büyüyerek sürülere uyumlarının sağlanması gerekiyor. Sağlandıktan sonra doğan yavruların küçükbaş hayvan üreticilerince sahiplendirilmesi sağlanacak. Uyumları sağlanırsa yavrudan itibaren kangal ve border collie aynı sürüde olabilir. Kangal ve border collie köpeklerinin hareketleri, davranışları birbirinden çok farklı. Burada sahiplerinin yavrudan itibaren yaklaşımı önemli. Border collie köpeklerimiz hareket kabiliyeti çok yüksek. Geniş alanlarda sürülerin toparlanmasında önemli rol oynayacaktır. Köpeğin koyuna koyunun da köpeğe alışması önemli. Mera hayvancılığında, geniş arazilerde sürü yönetiminde bordor collie köpekleri, çobanların büyük yardımcısı olacaktır."

Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan Bakanlığa sert tepki: Hayvancılıkta yönetim zafiyeti halk sağlığını tehdit ediyor Haber

Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan Bakanlığa sert tepki: Hayvancılıkta yönetim zafiyeti halk sağlığını tehdit ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan PALA, 2025 yılı Mayıs ayından bu yana ülke genelinde yayılımını sürdüren şap hastalığının kontrol altına alınamamasını ve kamuoyunda “deli dana” olarak bilinen Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE) hastalığına ilişkin iddiaları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ağır bir yönetim zafiyeti olarak nitelendirdi. Prof. Dr. PALA, hayvan sağlığındaki ihmallerin bedelinin yetiştiricilere ödettirildiğini; üreticiyi iflasa sürükleyen bu tablonun artık yalnızca hayvan yetiştiricilerinin meselesi olmaktan çıkıp, halk sağlığını ve gıda güvenliğini tehdit eden ağır bir yönetim krizine dönüştüğünü ifade etti. “Şap salgını yönetilememekte, üretici kaderine terk edilmektedir” PALA, aylardır devam eden şap salgınının kontrol altına alınamaması nedeniyle bazı bölgelerde küçükbaş hayvan ölümlerinin yaşandığını, üreticilerin ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya bırakıldığını vurguladı. Bakanlığın etkili izleme, karantina ve telafi mekanizmalarını hayata geçiremediğini belirten PALA, “Salgın var, kayıp var; ama sorumluluk alan yok” ifadelerini kullandı. “Hayvancılık; gıda güvenliğinin, kırsal istihdamın ve toplumsal refahın temelidir. Buna rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı, hayvan sağlığı alanında görevini yerine getirmemekte; üreticiyi yalnız bırakmakta ve kamusal sorumluluğunu inkâr etmektedir” dedi. “BSE iddiaları, denetim zincirinin çöktüğünü göstermektedir” Ankara ve Bolu’da iki vatandaşta kısa aralıklarla tespit edildiği belirtilen BSE vakalarının, bu vakalarla ilgili kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapılmamasının yanı sıra hayvansal üretimden tüketime uzanan denetim zincirinde ciddi ve tehlikeli boşluklar bulunduğunu ortaya koyduğunu ifade eden PALA, şu değerlendirmede bulundu: “İnsandan insana bulaşmayan bu hastalık, çoğunlukla denetimsiz hayvansal ürünler yoluyla insanlara bulaşmaktadır. Hayvan besleme politikalarından ithalat süreçlerine, kesim ve piyasaya arz aşamalarına kadar tüm zincirde sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığına aittir. Ortaya çıkan vakalar, bu zincirin kamusal denetimden fiilen çıktığını göstermektedir.” “Bakanlık, Meclis’e hesap vermekten kaçmaktadır” Prof. Dr. PALA, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim YUMAKLI’ya 19 Kasım 2025 tarihinde verdiği yazılı soru önergesinin, Anayasa’nın 98 inci maddesi gereği yanıtlanması gereken yasal süre dolmasına rağmen cevapsız bırakıldığını hatırlattı. Prof.Dr.Kayıhan Pala’nın konuya ilişkin olarak vermiş olduğu yazılı soru önergesindeki 19 sorunun hiç birine Bakan yanıt veremedi. PALA “Meclis’in denetim yetkisini yok sayan bu tutum, yalnızca muhalefete değil, doğrudan halka karşı bir sorumsuzluktur. Bakanlık, hem salgınları yönetememekte hem de kamuoyuna ve TBMM’ye hesap vermemektedir” dedi. “Veteriner hekimler meslekleri dışında çalıştırılıyor, salgınlar büyüyor” Açıklamasında kamuda görev yapan veteriner hekimlerin çalışma biçimlerine de değinen PALA, Bakanlık bünyesindeki veteriner hekimlerin önemli bir bölümünün mesleki işlevlerini yerine getirmekten uzak bir biçimde çalıştırıldığını belirtti. PALA “Zoonozlarla mücadele etmesi gereken veteriner hekimleri direksiyon başına oturtan, salgın takibi yapması gereken uzmanları evrak masasına mahkûm eden bir idareden halk sağlığını koruması beklenemez. Bu uygulama açık bir kamu yönetimi zafiyetidir” ifadelerini kullandı. PALA, veteriner hekimlerin asli görevleri olan salgın hastalıklarla ve zoonozlarla mücadelede etkin biçimde istihdam edilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu yanlış uygulamalara derhal son verilmesi çağrısında bulundu. “Veteriner hekimler güçlendirilmeden gıda güvenliği sağlanamaz!” Prof. Dr. PALA, veteriner hekimlerin özlük haklarının yetersizliği, personel açığı ve güvencesiz çalışma koşullarının hayvan sağlığı hizmetlerini işlevsiz hale getirdiğini belirtti. “Veteriner hekimlerin özlük haklarının iyileştirilmesi, sahada etkin görev almalarının sağlanması ve tek sağlık yaklaşımının izdüşümüyle halk sağlığının asli unsurları olarak tanınmaları bir tercih değil, devletin anayasal yükümlülüğüdür. Bu yapılmadığı sürece ne gıda güvenliğinden ne de toplum sağlığından söz edilebilir” dedi. “Bu tablo kamusal bir sorumluluk krizidir” Açıklamasının sonunda PALA, Tarım ve Orman Bakanlığı’nı şeffaflığa, hesap vermeye ve bilimsel temelli hayvan sağlığı politikalarını derhal hayata geçirmeye çağırdı: “Bu tablo siyasi polemik konusu değil; halk sağlığını, üreticinin geleceğini ve ülkenin gıda egemenliğini tehdit eden ciddi bir yönetim krizidir. Bakanlık, daha fazla gecikmeden sorumluluğunu yerine getirmeli ve kamuoyuna açık bir biçimde hesap vermelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.