SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tasarım

Söz Bursa - Tasarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İnegöl Mobilyası vitrine çıktı Haber

İnegöl Mobilyası vitrine çıktı

Türkiye’nin mobilya başkenti İnegöl’ün vitrine çıktığı 54. MODEF İnegöl Mobilya Fuarı başladı. 150 dolayında üretici firmanın stantlarda yeni sezonun trendlerini belirleyen modellerini sunduğu fuar, 18 Nisan Cumartesi gününe kadar devam edecek. Fuar alanının yanı sıra İnegöl 5 bin dolayında üretici firma, bini aşkın mobilya mağazası ve mobilya AVM’leriyle 5 gün boyunca adeta mobilya şöleni yaşatacak. İhracatı, istihdama ve ülke ekonomisine katkısı, sektöre yön veren tasarım odaklı üretim anlayışı ile Türkiye’nin mobilya başkenti unvanını taşıyan İnegöl’de, ahşabı sanata dönüştüren kabiliyetin yarım asırlık fuar tecrübesiyle sergilendiği 54. MODEF İnegöl Mobilya Fuarı kapılarını açtı. İnegöl Mobilyasının vitrini konumundaki fuar organizasyonu 14-18 Nisan tarihleri arasında mobilya şöleni havasında gerçekleşecek. 5 gün sürecek fuarda 150 dolayında üretici firma fuar alanında yeni sezonun trendlerini sunarken, İnegöl şehri bu süreçte; 5 bin üretici firması, bini aşkın mağaza ve mobilya AVM’leriyle topyekun şekilde sektöre damgasını vuracak. 54. MODEF COŞKULU TÖRENLE KAPILARINI AÇTI İnegöl’de firmaların uzun uğraşlarla ortaya koydukları yeni sezon ürünlerinin ilk kez görücüye çıktığı fuarın ilk günü, görkemli bir açılış törenine ev sahipliği yaptı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Bursa Milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay başta olmak üzere; sivil toplum kuruluşları temsilcileri, sektör profesyonelleri, üreticiler, yurtdışı ve yurtiçinden ziyaretçiler fuar açılışında yerini aldı. İNEGÖL MOBİLYASI KÜRESEL BİR MARKA OLMA YOLUNDA İLERLİYOR Fuar açılışında protokol üyeleri ve sektör temsilcileri mobilya sektörüne yön veren konuşmalar yaparken, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban da İnegöl’den fuara katılan, şehir dışından ve yurt dışından gelen misafirlere yönelik bir konuşma yaptı. Fuar süreçlerinin İnegöl’de şehir olarak çok heyecanlı bir dönem olduğuna dikkat çeken Başkan Taban, “İnegöl her yeni bir güne, yeni bir mobilya üretme heyecanıyla başlıyor. İnegöl denince tabii ki akla ilk mobilya geliyor. İnegöl mobilyası; kalitesi ve özgünlüğü ile küresel bir marka olma yolunda ilerliyor. 1500'lü yıllarda Osmanlı donanmasına kereste imalatıyla başlayan, kadırgalılara kürek imalatı yapan İnegöl, günümüzde mobilyanın modasını belirleyen mobilyanın başkenti olma noktasına ulaşmıştır. Bugün bu fuarı gerçekleştirmemizde de büyük emeği olan esnaflarımıza, mobilyacılarımıza teşekkür ediyorum” dedi. TÜRK MOBİLYASI DÜNYADA TERCİH EDİLİR HALE GELİYOR Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ise İnegöl’ün ülkemizin en önemli mobilya üretim merkezlerinden biri olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu: “Mobilya sektörümüz; köklü geçmişi, güçlü üretim altyapısı ve dinamik yapısıyla ülkemizin ekonomik büyümesine yüksek katma değer sağlayan, aynı zamanda geniş istihdam imkânları sunan stratejik bir alandır. Uzun yıllardır net ihracatçı kimliğini koruyan sektörümüz, Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu istikrarlı şekilde güçlendirmektedir. Geleneksel zanaatkârlık birikimimizi modern üretim teknolojileriyle buluşturan sektörümüz; tasarım kabiliyeti, kalite anlayışı ve yenilikçi yaklaşımıyla bugün dünya pazarlarında daha görünür ve rekabetçi bir yapıya kavuşmuştur. Mobilya ihracatımız 2025 yılı itibarıyla 4,6 milyar dolar seviyesine ulaşmış, 200’ün üzerinde ülke ve bölgeye erişim sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir ağ oluşturmuştur. Bursa özelinde ise mobilya ihracatı, 2025 yılında 1,3 milyar dolara ulaşmış; Bursa, Türkiye mobilya ihracatında en yüksek payı alarak birinci sırada yer almıştır. Geçtiğimiz yıl toplam sektör ihracatımızın %28’inin Bursa’dan yapılmış olması, ilimizin bu alandaki lider konumunu açıkça ortaya koymaktadır. 2026 yılının ilk üç ayında ise Bursa’dan gerçekleştirilen ihracat 300 milyon dolar seviyesine ulaşarak bu güçlü performansın devam ettiğini göstermektedir. Türkiye’nin dünya mobilya ihracatındaki payının %1,9 seviyesine yükselmesi ve en fazla ihracat yapan ilk 10 ülke arasında yer alması, bu başarının somut göstergelerindendir. Tüm bu birikim ve kazanımlar doğrultusunda sektörümüz; tasarım, üretim ve markalaşma alanlarında küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ilerlemekte, Türk mobilyası dünyanın dört bir yanında daha fazla tercih edilir hale gelmektedir.” MODEF, TÜRKİYE’NİN MOBİLYA GÜCÜNÜ SERGİLİYOR Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarının, Türkiye’nin mobilya sektöründeki üretim gücünü ve tasarım kabiliyetini küresel pazarlara göstermek için en önemli platformlardan biri olduğunu söyleyen Bakan Bolat, “Nitekim geçtiğimiz yıl Nisan ve Ekim aylarında toplam 28.000 metrekarelik alanda düzenlenen fuar, 304 katılımcıyı ağırlamış; bu güçlü katılım, fuarın sektördeki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırdığını göstermiştir. Sadece bir sergileme alanı olmanın ötesinde, üreticilerimiz ile uluslararası alıcılar arasında doğrudan temas kurulmasını sağlayan güçlü bir ticaret köprüsü işlevi görmektedir. Fuar süresince gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve kurulan yeni ticari bağlantılar, ihracat hacmimizin artmasına somut katkılar sunmaktadır. İnegöl’ün yüksek üretim kapasitesi ve kalite standardı, bu organizasyon sayesinde dünya pazarlarında daha görünür hale gelmekte; bu da markalaşma sürecimizi hızlandırmaktadır” dedi. Bakan Bolat, sektör temsilcilerine yönelik konuşmasında; dünya ekonomisindeki gelişmeler ve beklentiler, Türkiye ekonomisi, dış ticaret verileri, ihracatçılara yönelik finansman imkanları ile vergisel kolaylıklar ve mobilya sektörüne yönelik destekler gibi konulara da değindi. Konuşmalar sonrası protokol üyeleri MODEF Fuar Alanını gezerek İnegöllü üreticilerin stantlarını ve ürünlerini yakından inceledi. İş insanlarıyla fuara ve sektöre yönelik beklentiler üzerine de istişareler edildi.

Çilek Mobilya 30. yılında Milano tasarım sahnesinde! Haber

Çilek Mobilya 30. yılında Milano tasarım sahnesinde!

Bebek, çocuk ve genç mobilyasında sektörün öncü markası Çilek; dünyanın en prestijli mobilya fuarları arasında gösterilen Salone del Mobile Milano’da Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. 2026 yılında 30. yılını kutlayan Çilek; güvenli, fonksiyonel ve tasarım odaklı ürün yaklaşımını uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturacak. 1961 yılından bu yana düzenlenen Salone del Mobile Milano, mobilya ve tasarım dünyasının en köklü ve en etkili organizasyonları arasında yer alıyor. Her yıl dünyanın farklı ülkelerinden markaları, tasarımcıları, mimarları, satın almacıları ve sektör profesyonellerini bir araya getiren fuar, yalnızca yeni koleksiyonların sergilendiği bir alan olmanın ötesinde, global ölçekte tasarım anlayışının ve yaşam alanlarına dair yeni eğilimlerin şekillendiği önemli bir platform olarak öne çıkıyor. Fuar boyunca eşsiz tasarımlar keşfedilebilirken sektörün geleceğine yön veren yenilikçi yaklaşımlar da aynı çatı altında buluşuyor. 30 yıllık marka yolculuğunda çocukların ihtiyaçlarını, güvenliği ve fonksiyonelliği odağın merkezine alan Çilek, bugün geldiği noktada yalnızca Türkiye’de değil uluslararası pazarlarda da güçlü bir marka kimliğiyle varlığını sürdürüyor. Milano’daki bu önemli buluşma, markanın küresel ölçekteki görünürlüğünü artırmasının yanı sıra, Türkiye’den doğan güçlü bir markanın tasarım ve üretim yetkinliğini dünyaya taşıması açısından da önem taşıyor. Bugün 5 kıtada, 50’den fazla ülkede faaliyet gösteren Çilek, 30. yılında katılacağı bu önemli organizasyonla, uluslararası platformlardaki etkisini daha da güçlendirmeye hazırlanıyor. Çilek, Salone del Mobile Milano kapsamında 21-26 Nisan tarihleri arasında Pavilyon 15, Stand B41’de ziyaretçilerini ağırlayacak. Çilek Hakkında Çilek, 1996 yılında aile şirketi olarak Türkiye'de kurulduğu günden beri, çocukların düşlerini odalarına kurmak için çalışıyor. Bugün bu topraklardan çıkan güçlü bir Türkiye markası olarak, 5 kıtada, 50’den fazla ülkede 500’den fazla satış noktasıyla 5 milyondan fazla çocuğun hayallerine dokunmanın haklı gururunu yaşıyor.

Ferrari’den yeni şaheser: Amalfi Spider sahneye çıktı! Haber

Ferrari’den yeni şaheser: Amalfi Spider sahneye çıktı!

Türkiye’de Tofaş bünyesinde yer alan Fer Mas’ın temsil ettiği İtalyan süper spor otomobil devi Ferrari, ön-ortadan konumlandırılmış çift turbo V8 motorlu, 2+ spider modeli Amalfi Spider’ı tanıttı. Ferrari’nin yüksek performansını açık hava sürüş deneyimiyle bir araya getiren yeni Amalfi Spider, günlük kullanımda çok yönlülük sunarken, üstü açık sürüşün özgürlük hissini merkezine alıyor. Yeni Amalfi Spider zarif tasarımı, gelişmiş teknolojileri ve sürüş dinamikleriyle Ferrari’nin sportif karakterini açık tavanlı bir yorumla yeniden tanımlıyor. Çağdaş sportiflik anlayışını sürdüren Amalfi Spider, sürüş keyfinden ödün vermeden konfor ve kullanım kolaylığı arayanlar için tasarlandı. Bu noktada üstü açık sürüşün sunduğu doğrudan yol hissi, modelin karakterinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Üstü açık sürüşte konfor ve kullanılabilirlik bir arada Ferrari Amalfi Spider’ın yumuşak tavanı, 13,5 saniye gibi kısa bir sürede açılıp kapanabiliyor ve bu işlem 60 km/s hıza kadar sürüş sırasında da gerçekleştirilebiliyor. Bu yapı, sürüş deneyimini kesintisiz hale getirirken açık hava sürüşünü her koşulda erişilebilir kılıyor. Kompakt katlanma mekanizması sayesinde yalnızca 220 mm kalınlığa ulaşan tavan, bagaj hacmini koruyarak günlük kullanımı destekliyor. Amalfi Spider, tavanı kapalıyken 255 litre, açıkken ise 172 litre bagaj hacmi sunuyor. Arka koltuk sırtlığına entegre edilen ve bir düğmeyle devreye alınabilen rüzgâr saptırıcı, üstü açık sürüş sırasında kabin içi türbülansı azaltarak konfor seviyesini artırıyor. 640 BG’lik V8 motor ile güç ve tepki dengesi Ferrari Amalfi Spider’ın kalbinde, ödüllü F154 motor ailesinden türetilmiş 3855 cc hacimli çift turbo V8 motor yer alıyor. Yeni turbo kalibrasyonları sayesinde 640 BG güç ve 760 Nm tork üreten bu motor, mümkün olan her türlü sürüş koşulunda güçlü ve anlık tepki sunuyor. Gücü tekerleklere aktaran sekiz ileri çift kavramalı şanzıman, hızlı ve akıcı vites geçişleri sağlarken, optimize edilen turbo yönetimi gaz tepkisini daha hassas hale getiriyor. Ferrari Amalfi Spider, 0–100 km/s hızlanmasını 3,3 saniyede, 0–200 km/s hızlanmasını 9,4 saniyede tamamlıyor ve 320 km/s maksimum hıza ulaşıyor. Gelişmiş sürüş dinamikleri ve kontrol teknolojileri Ferrari Amalfi Spider, markanın en güncel araç dinamiği teknolojilerini bir araya getiriyor. Brake-by-wire fren sistemi daha hassas kontrol sağlarken, ABS Evo sistemi farklı yol koşullarında stabiliteyi artırıyor. Side Slip Control (SSC) 6.1 sistemi, araç üzerindeki tüm dinamik kontrol sistemlerini entegre ederek sürüş güvenliğini ve performansı dengeliyor. Yeni nesil yol tutuş tahmin sistemi ise özellikle düşük tutunma koşullarında daha hızlı ve doğru tepkiler sunuyor. Aktif aerodinamik ile açık tavanlı performans Yeni Amalfi Spider’ın aerodinamik yapısı, açık hava sürüşüne özel olarak optimize edildi. Üç kademeli aktif arka spoiler, Low Drag, Medium Downforce ve High Downforce modları arasında otomatik geçiş yaparak farklı sürüş koşullarına uyum sağlıyor. High Downforce modunda 250 km/s hızda 110 kg’a kadar ek yere basma kuvveti üreten sistem, yüksek hız stabilitesini artırırken sürtünmeyi minimum seviyede tutuyor. Zarif ve akıcı tasarım Ferrari Tasarım Merkezi tarafından geliştirilen Amalfi Spider, akıcı yüzeyler ve heykelsi hacimlerle şekillenen minimalist bir tasarım anlayışı sunuyor. Yeni model, uzun motor kaputu ve geniş hava girişleri ön bölümde güçlü bir duruş oluştururken, arka bölümde entegre aktif spoyler yüksek hızlarda denge sağlıyor. Yeni Rosso Tramonto gövde rengi, Amalfi kıyılarının gün batımından ilham alarak modele karakteristik bir görünüm kazandırıyor. Teknolojik iç mekân deneyimi İç mekânda çift kokpit yerleşimi, sürücü ve yolcuyu ayrı ama bağlantılı alanlar içinde konumlandırıyor. Yeni direksiyon simidi ve ikonik marş düğmesinin geri dönüşü dikkat çekerken, entegre merkezi ekran ve ergonomik kontroller sürüş sırasında sezgisel etkileşim sağlıyor. Bununla birlikte 15,6 inç dijital gösterge paneli, 10,25 inç merkezi ekran ve 8,8 inç yolcu ekranından oluşan sistem, gelişmiş bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Apple CarPlay® ve Android Auto® desteği ile kablosuz şarj özelliği de standart olarak sunuluyor. FERRARI AMALFI SPIDER – TEKNİK ÖZELLİKLER GÜÇ AKTARMA Çift turbo V8 Motor hacmi: 3855 cc Maksimum güç: 640 BG @ 7.500 d/d Maksimum tork: 760 Nm @ 3.000–5.750 d/d Maksimum devir: 7600 d/d Özgül güç: 166 BG/l PERFORMANS Maksimum hız: 320 km/s 0–100 km/s: 3,3 sn 0–200 km/s: 9,4 sn ÖLÇÜLER VE AĞIRLIK Uzunluk: 4660 mm Genişlik: 1974 mm Yükseklik: 1305 mm Aks mesafesi: 2670 mm Boş ağırlık: 1556 kg BAGAJ HACMİ 255 litre (tavan kapalı) 172 litre (tavan açık) ŞANZIMAN 8 ileri çift kavramalı F1 DCT

Bursalı kuyumcular dev buluşmaya hazırlanıyor! İstanbul’da 40. yıl gururu Haber

Bursalı kuyumcular dev buluşmaya hazırlanıyor! İstanbul’da 40. yıl gururu

Dünyanın en büyük 5 uluslararası mücevher fuarı arasında gösterilen ve bu sene 40. yılını kutlayan IJS Istanbul Jewelry Show, 01 – 04 Nisan 2026 tarihleri arasında 59. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Küresel mücevher ticaretinin en önemli buluşma noktalarından olan organizasyon, sektörün tasarım, üretim ve ticaret gücünü İstanbul Fuar Merkezi’nde bir araya getirecek. Online ziyaretçi kayıtlarının sürdüğü IJS Istanbul Jewelry Show, aralarında Bursalı kuyumcuların da olduğu beş kıta ve 125’den fazla ülkeden binlerce sektör profesyonelini, Türkiye’nin kalbinde ağırlayacak. Alıcılar, toptancılar, zincir mağazalar ve yatırımcılar, mücevher firmalarının yeni sezon koleksiyonlarını ilk gören olmak ve doğrudan üreticilerle temas kurarak, avantajlı tedarik anlaşmaları yapmak için IJS’te olmayı bekliyor. IJS Istanbul Jewelry Show, her yıl olduğu gibi 2026 Nisan edisyonunda da sektörün önde gelen mücevher üreticilerini, markalarını ve tedarikçilerini çatısı altında buluşturacak. Dünya genelinde 18 farklı mücevher fuarının organizatörü Informa Markets’in küresel gücünü, sektördeki 40 yıllık birikimiyle birleştiren IJS Istanbul Jewelry Show, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de yön belirleyen, uluslararası ticaret ağlarının kurulduğu ve yüksek hacimli iş bağlantılarının gerçekleştiği stratejik adres olarak öne çıkmaya devam ediyor. Bursalı Tedarikçiler, Alıcılar, Üreticiler ve Markalar İçin Çok Yönlü Bir Ticaret Platformu IJS Istanbul Jewelry Show’u ziyaret edenler Bursalı sektör profesyonelleri, fuara katılan üretici ve markalara doğrudan erişim sağlarken, yeni sezon trendlerini keşfetme, tasarım ve kaliteyi karşılaştırma, güvenilir tedarikçilerle bağlantı kurma ve özel fırsatlarla rekabet avantajı elde etme imkânı da buluyor. Fuar, profesyoneller için tek merkezde çok uluslu iş yapma olanağı sağlayan, stratejik bağlantıları kolaylaştıran ve sektörün nabzını doğrudan hissettiren eşsiz bir platform olarak öne çıkıyor. Mücevher Dünyasına İlham Veren Etkinlikler Mücevhere dair her şeyin bir arada sergilendiği IJS Istanbul Jewelry Show, fuar süresince gerçekleştirilen etkinliklerle sektörüne ilham olmaya devam ediyor. Dünyanın lider trend öngörü şirketi WGSN, fuara özel düzenleyeceği seminerde, mücevherin geleceğini tanımlayan tasarım kodlarını sektör profesyonelleriyle paylaşacak. Mücevher İhracatçıları Birliği ve IJS Istanbul Jewelry Show'un ortak projesi olan “Designer Club” ile takı tasarımcıları ve ustaları, ürettikleri koleksiyonları özel bir alanda sergilerken, “Art for Jewellery – Inspiration Hub” etkinliği ile de mücevher sektörünün kültür hareketine ev sahipliği yapacak. IJS Istanbul Jewelry Show’un, 01 – 04 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleşecek 59. buluşmasını takip etmek isteyen Bursalı sektör profesyonelleri, detaylı bilgi ve ücretsiz online davetiye için www.istanbuljewelryshow.com adresini ziyaret edebilirler. IJS Istanbul Jewelry Show, sadece mücevher sektörü profesyonellerinin ziyaret edebileceği ticari bir fuardır, halka açık değildir.

Türkiye’nin hız rekortmenine Bursa imzası: İç mekan Canray Ulaşım’dan! Haber

Türkiye’nin hız rekortmenine Bursa imzası: İç mekan Canray Ulaşım’dan!

Türkiye’nin demiryolu teknolojilerindeki önemli projelerinden biri olan 225 km/s hızındaki ilk yerli ve millî hızlı tren raylarla buluştu. Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. tarafından geliştirilen ve TCDD Taşımacılık A.Ş. tarafından işletilecek olan METS 225 projesinde, trenin tüm iç mekân sistemlerinin tasarım, mühendislik, üretim ve montaj süreçleri Canray Ulaşım tarafından gerçekleştirildi. Proje kapsamında Canray Ulaşım, Tam Hizmet Tedarikçisi sorumluluğu ile trenin yolcu salonları, iç kaplamaları, tavan sistemleri, duvar panelleri ve tüm iç mekân bileşenlerinin geliştirilmesi ve üretimini üstlendi. Stil aşamasından başlayarak tasarım, mühendislik, üretim ve montaj süreçlerinin tamamı Canray’ın mühendislik kabiliyeti ve güçlü üretim altyapısı ile hayata geçirildi. “Türkiye’nin Raylı Sistem Teknolojilerine Katkı Sunmaktan Gurur Duyuyoruz” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Canray Ulaşım Genel Müdürü Tahsin Kip, projenin Türkiye’nin demiryolu teknolojilerindeki gelişimi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Kip açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin 225 km/s hızındaki ilk yerli ve millî hızlı tren projesinde yer almak bizim için büyük bir gurur. Canray Ulaşım olarak trenin tüm iç mekân sistemlerinde stil aşamasından başlayarak tasarım, mühendislik, üretim ve montaj süreçlerinin tamamını üstlendik. Yerli mühendislik gücümüz, güçlü üretim altyapımız ve değerli iş ortaklarımızla birlikte Türkiye’nin raylı sistemler alanındaki teknolojik yetkinliğine katkı sunmaya devam ediyoruz.” Yerli Mühendislik ve Güçlü Üretim Altyapısı METS 225 projesi, yerli mühendislik gücü ve gelişmiş üretim altyapısı ile Türkiye’nin yüksek hızlı demiryolu teknolojilerindeki ilerleyişinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Canray Ulaşım, raylı sistem araçlarının iç mekân çözümlerinde sahip olduğu tasarım, mühendislik ve üretim yetkinliği ile hem Türkiye’de hem de uluslararası projelerde yer almaya devam ediyor. Şirket, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda geleceğin raylı sistemleri için yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdürüyor.

Euroshop 2026’da Gökçelik rüzgarı: Yeni nesil mağaza çözümleri görücüye çıktı Haber

Euroshop 2026’da Gökçelik rüzgarı: Yeni nesil mağaza çözümleri görücüye çıktı

Perakende sektöründe raf sistemleri üretimi konusunda Türkiye’nin öncü kuruluşlarından ve sektör için küresel bir çözüm ortağı olan Gökçelik A.Ş., teknoloji, tasarım ve Ar-Ge yatırımlarıyla geliştirdiği en yeni ürünlerini, dünyanın en büyük perakende ekipmanları ve teknolojileri fuarı olan EuroShop 2026’ta görücüye çıkardı. Her zaman olduğu gibi perakende ekipmanları ve mağaza sistemlerinin yanı sıra bağlantılı perakende, sürdürülebilirlik, akıllı mağaza çözümleri, enerji verimliliği, dijitalleşme, omnichannel entegrasyonu, müşteri deneyimi ve şehir içi perakende konseptleri gibi sektörün gündemindeki başlıkları odağına alan EuroShop, 2026 yılında da Almanya Düsseldorf’taki Messe Düsseldorf’ta sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Dünyanın dört bir yanından binlerce katılımcı firmanın ve on binlerce profesyonel ziyaretçinin yer aldığı fuar, küresel perakende endüstrisinin nabzını tutmaya devam etti. Türkiye, 2026 organizasyonunda da güçlü bir katılım sergileyerek en fazla katılımcıya sahip ülkeler arasında üst sıralarda yer aldı. Yeni nesil ürünler ve dijital çözümler ilgi odağı oldu Beş gün süren fuarda bu yıl da özgün stand tasarımıyla dikkat çeken Gökçelik, yeni nesil mağaza konseptleri ve yüksek katma değerli ürün gamı ile yoğun ilgi gördü. Şirketin Ar-Ge ve Tasarım ekipleri tarafından geliştirilen; teknoloji, estetik ve ergonomiyi bir araya getiren kendinden ödemeli kasa sistemlerinin güncellenmiş versiyonları, elektronik etiket ürünleri, modüler ve daha fazla teşhir alanı sağlayan yeni raf ve arka pano çözümleri ile mağazalara yönelik konsept uygulamaları profesyonel ziyaretçilerden tam not aldı. 2026 yılında özellikle sürdürülebilir malzeme kullanımı, karbon ayak izini azaltan üretim teknikleri ve enerji tasarrufu sağlayan mağaza içi sistemler ön plana çıkarken, Gökçelik’in çevre dostu üretim yaklaşımı ve uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir ürün tasarımları uluslararası alıcıların dikkatini çekti. Gökçelik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, fuara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Şirket olarak son yıllarda Ar-Ge, inovasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıklarını stratejik önceliğimiz haline getirdik. 2026 yılına güçlü bir üretim ve ihracat performansıyla girdik. Bu fuara da hem teknolojik altyapımız hem de tasarım gücümüzle son derece iddialı hazırlandık. Yeni ürün ve sistemlerimizi ilk kez burada sergilemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Sektörün dönüşümüne katkı sağlayacak çözümlerimizle fuara değer kattığımıza inanıyoruz.” Küresel pazarda güçlü konum EuroShop’un sektörel anlamda dünyanın en önemli buluşma noktası olduğunu vurgulayan Aras, sözlerini şöyle sürdürdü: “EuroShop yalnızca bir fuar değil; aynı zamanda küresel perakende dünyasının vizyon platformu. 2020 yılında pandeminin gölgesinde gerçekleşen organizasyonun ardından sektör hızla dijitalleşme ve esneklik odağında yeniden şekillendi. Bugün geldiğimiz noktada fiziksel mağazalar ile dijital altyapının entegre olduğu yeni bir perakende anlayışı hâkim. Biz de Gökçelik olarak 1993’ten bu yana kesintisiz katıldığımız bu fuarda, her dönem değişen ihtiyaçlara uygun çözümlerimizle yer alıyoruz. 2026 organizasyonunda da mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi güçlendirirken yeni ihracat bağlantıları kurma fırsatı yakaladık.” 2026 itibarıyla ihracat pazarlarını daha da genişletmeyi hedefleyen Gökçelik, Avrupa başta olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Amerika kıtalarında yeni projeler için görüşmeler gerçekleştirdi. Şirket, yüksek üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve tasarım kabiliyetiyle küresel markalara çözüm ortağı olma vizyonunu kararlılıkla sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.

48V hibrit teknolojisine sahip Opel Corsa ve Mokka Türkiye’de! Haber

48V hibrit teknolojisine sahip Opel Corsa ve Mokka Türkiye’de!

Otomotiv dünyasında verimlilik, performans ve sürdürülebilirliği bir arada sunan çözümler giderek daha fazla önem kazanırken; Opel, hibrit otomobiller alanında önemli bir adım daha attı. Bu kapsamda marka, ürün gamındaki motor seçeneklerini çeşitlendirerek; B-hatchback segmentinin popüler modeli Corsa ve B-SUV sınıfındaki iddialı temsilcisi Mokka’nın 48V hibrit teknolojisine sahip versiyonlarını Türkiye pazarında satışa sundu. Opel, Corsa ve Mokka modellerinde sunduğu hibrit motor seçenekleriyle; şehir içi kullanıma uygun düşük yakıt tüketimi ile günlük sürüşte hissedilen yüksek konfor ve performansı bir araya getiriyor. Opel, 48V hibrit teknolojisiyle Corsa’da güç seviyesini üst seviyeye taşıyor Corsa ve Mokka modellerini 48V hibrit motorlarla satışa sunan Opel’in bu hamlesi, özellikle Corsa için önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Günümüzde Türkiye’de 100 HP gücündeki içten yanmalı motor seçeneğiyle sunulan Corsa, hibrit motor ailesiyle birlikte GS donanım seviyesinde 145 HP’lik kombine güç sunmaya başlıyor. Corsa ürün gamına eklenen 1.2 Hybrid 145 (136 HP) motor seçeneği, modelin performans algısını bir üst seviyeye taşırken; daha dinamik sürüş karakteri ve güçlü hızlanma değerleriyle ürün gamında yeni bir konumlandırma yaratıyor. Sportif detaylarıyla öne çıkan GS donanım seviyesi, tasarım ve performans vurgusunu bir arada sunuyor. Corsa Hybrid 1.2 145 (136HP) e-DCT6 versiyonunda içten yanmalı motor 136 HP, elektrik motor 21 HP güç üretirken, sistemin bileşik maksimum gücü 145 HP’ye ulaşıyor. Buna ek olarak Corsa, 1.2 Hybrid 110 (100 HP) e-DCT6 seçeneğiyle hibrit dünyasına giriş seviyesi bir alternatif de sunuyor. Bu versiyonda içten yanmalı motor 100 HP; elektrik motoru ise 21 HP güç üretirken, birleşik maksimum güç 110 HP olarak yollara çıkıyor. Corsa Hybrid ailesi, 1.833.000 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarıyla Opel showroomlarında yerini aldı. Corsa’da Yeni Konumlandırma Opel Corsa, 145 HP hibrit motor ve GS donanım kombinasyonu ile yalnızca verimlilik odaklı bir şehir otomobili olmanın ötesine geçerek; daha güçlü, daha dinamik ve üst segmente yakın bir karakter kazanıyor. Opel, bu hamlesiyle hibrit ürün gamını genişletirken, Corsa özelinde performans, teknoloji ve tasarımı ilk kez bu seviyede bir araya getiriyor. Mokka’da hibrit güç, B-SUV karakteriyle buluşuyor 48V hibrit mimarisiyle buluşan Opel Mokka, Corsa modelinde olduğu gibi daha güçlü, daha verimli ve konforlu bir sürüş sunuyor. Opel Mokka, 1.2 Hybrid 145 (136 HP) e-DCT6 isimli ve GS donanımlı yeni versiyonu ile ürün gamını genişletiyor. Model, 2.523.000TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatıyla Opel showroomlarında satışa sunuluyor. Mokka’nın Hybrid 1.2 145 (136 HP) e-DCT6 versiyonunda, içten yanmalı motor gücü 136 HP; elektrik motor gücü 21 HP; bileşik maksimum gücü 145 HP olarak sunuluyor. 48V hibrit sistem ile performans artışı ve verimlilik dengesi Opel’in 48V hibrit mimarisi; 1.2 litrelik turbo benzinli motoru, 48V lityum-iyon batarya ve entegre elektrik motoru ile destekleyici bir yapı sunarak daha yüksek kombine güç ve daha akıcı tork dağılımı sağlıyor. Elektrik motorunun özellikle kalkış ve hızlanma anlarında sunduğu destek sayesinde hem yakıt tüketimi azaltılırken, sürüş konforu da optimize ediliyor. Corsa Hybrid ve Mokka Hybrid modelleri, geleneksel içten yanmalı motora sahip versiyonlarına kıyasla 100 km’de 0,8 litreye varan yakıt tasarrufu sağlayarak hem daha verimli hem de daha ekonomik bir sürüş deneyimi sunuyor. e-DCT6: hibrit sistemle tam entegrasyon Yeni hibrit güç üniteleri, Opel’in elektrik motoru entegreli e-DCT6 çift kavramalı otomatik şanzımanı ile kombine ediliyor. Bu yapı; hızlı ve sarsıntısız vites geçişleri, düşük hızlarda elektrik kalkış ve start-stop geçişlerinde minimum titreşim sağlayarak hem performansı hem de sürüş konforunu artırıyor. e-DCT6, hibrit sistemle uyumlu enerji yönetimi sayesinde özellikle şehir içi kullanımda akıcı ve rafine bir sürüş deneyimi sunuyor.

Dacia’nın yenilen modelleri Türkiye’ye satışa sunuldu Haber

Dacia’nın yenilen modelleri Türkiye’ye satışa sunuldu

Yeni Dacia Ailesi, Fransa’nın Nice kentinde düzenlenen uluslararası test sürüşü etkinliği kapsamında tanıtıldı. Ocak ayında Yeni Dacia Sandero modelinin satışa çıkmasının ardından, Türkiye’nin en çok satan B-SUV modeli Dacia Sandero Stepway de yenilenen yüzüyle Şubat ayında ulaşılabilir fiyatıyla satışa çıktı. Dacia’nın yenilenen ürün ailesi, uluslararası test sürüşleri kapsamında Fransa’nın Nice kentinde tanıtıldı. 2026 yılına önemli bir ürün hamlesiyle giren marka, Sandero, Sandero Stepway, Jogger ve Logan’ı yenileyerek kullanıcılarıyla buluşturuyor. Daha modern tasarım, daha verimli ve güçlü motor seçenekleri ve daha zengin donanım özellikleriyle dikkat çeken yeni ürün gamı, markanı sürüş ve kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. YENİLENEN DACİA ÜRÜN AİLESİ TÜRKİYE’YE GELİYOR Yapılan açıklamaya göre, yenilenen Dacia ailesi, Türkiye’de kullanıcılarıyla buluşuyor. 2026 yılının ilk günlerinde Türkiye’de satışa sunulan yeni Dacia Sandero’nun ardından yeni Dacia Sandero Stepway de satışa çıktı. 2025 yılında toplam 23 bin 699 adetle Türkiye’nin en çok satılan B-SUV modeli olan ve toplam B segmentinde de ikinci sırada yer alan model; yenilenen tasarımı, geliştirilmiş teknolojisi ve ulaşılabilir fiyatıyla kullanıcılarının beğenisine sunuldu. Yeni Sandero ve Yeni Sandero Stepway’in ardından Yeni Jogger ve Yeni Logan da Türkiye’deki kullanıcılarıyla bir araya gelmek için gün sayıyor. Mart ayında Yeni Jogger’ın satışa sunulması planlanırken, Mayıs ayında ise Yeni Logan’ın satışa sunulması bekleniyor. Modellerin özellikleri hakkında şu bilgiler verildi: Eco-G 120 Otomatik (EDC): LPG ilk kez otomatik şanzımanla sunuluyor Yeni Sandero Stepway, Yeni Jogger ve Yeni Logan modelleri, 120 hp’ye çıkarılan yeni ve daha güçlü bir motorla sunuluyor. 1.2 litrelik ve 3 silindirli turbo beslemeli Bi-Fuel teknolojisine sahip motor, eski jenerasyona oranla çok daha yüksek bir performans sunuyor. Bu sayede LPG'nin tüm avantajları, EDC otomatik şanzımanın avantajlarıyla ilk kez bir araya geliyor. Pürüzsüz ve hızlı geçişlere sahip 6 vitesli çift kavramalı şanzıman, direksiyon üzerindeki vites değiştirme kulakçıkları ile de kontrol edilebiliyor. Kullanıcıların LPG’den daha uzun süre yararlanabilmeleri için marka, LPG depo kapasitesini 40 litreden 50 litre seviyesine çıkardı. Bu sayede yeni modeller LPG modundayken menzilleri yüzde 20 oranında artış gösterdi ve toplam menzil (LPG + benzin) yeni modeller için bin 500 kilometreye varan değerlere yükseldi. Yeni TCe 100 motor: Yeni Sandero ve yeni Logan ile geliştirilmiş sürüş performansı Yeni Sandero ve Yeni Logan modellerinde sunulan 1.0 litrelik 3 silindirli turbo şarjlı benzinli motor, önceki 90 beygir gücüne kıyasla artık 100 beygir gücü sunarak günlük sürüş performansını iyileştiriyor ve motor yine altı ileri manuel şanzımanla eşleştiriliyor. Yeni Jogger ise TCe 110 benzinli motor ve 6 vitesli manuel şanzıman ile sunulmaya devam ediyor. Yeni Sandero ve Yeni Logan ise TCe 100 benzinli motor ve 6 vitesli manuel şanzıman ile sunuluyor. MODERNLEŞTİRİLMİŞ TASARIM VE STARKLE TANITIMI Markanın ters ‘T’ biçimindeki yeni LED far imzasına sahip ilk modelleri olan yeni Sandero, Yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve yeni Logan; bu far tasarımıyla güçlü duruşunu ve marka kimliğini bir kez daha vurguluyor. Arka tarafta, LED piksel farların yeni tasarımı Yeni Sandero, yeni Sandero Stepway ve yeni Jogger'ın kişiliğini vurguluyor. Yeni Jogger'da farlar, arka tarafta bagaj kapağı camının çizgisini uzatarak sade bir görünüm oluşturuyor. Dikey olarak konumlandırılan arka aydınlatma grubu, çamurlukların hatlarını takip ederek aracın güçlü yapısını ve görkemli duruşunu destekliyor. Yeni Sandero Stepway'in güçlü tasarımını, yeniden tasarlanan tamponu ile arka aydınlatmalar arasında uzanan yeni, mat siyah bir şerit vurguluyor. Yeni Sandero Stepway ve yeni Jogger modellerinin çamurluk kemerlerinde, alt gövdelerinde ve sis farı çerçevelerinde; marka mühendisleri tarafından geliştirilmiş olan yeni Starkle koruma sistemi yer alıyor. Yüzde 20'ye kadar geri dönüştürülmüş polipropilen içeren yeni ve dayanıklı bir malzeme olan Starkle, ham haliyle kullanılan ve boyaya ihtiyaç duymayan özelliği sayesinde üretimdeki karbon ayak izini azaltıyor ve aynı zamanda çiziklerin daha az görünür olmasını sağlıyor. Yeni Sandero, yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve yeni Logan modellerinde koltuklarda, gösterge panelinde ve kapılarda; yeni ve daha dayanıklı kumaşlar kullanılarak iç mekâna hoş bir görünüm kazandırıldı. Essential ve Expression donanım seviyelerinde koltuklar yeni bir kumaşla kaplanırken; bu kumaş, yeni Sandero ve yeni Logan modellerinde siyah, Sandero Stepway Expression donanım seviyesinde ise mavi renkte kullanıldı. Journey donanım seviyesi sıcak ve çağdaş bir görünüm için yeni bir denim mavi döşemeyle sunulurken; Extreme donanım seviyesi ise yeşil ve siyah renkli, yıkanabilir MicroCloud koltuk döşemeler ile ön ve arkada Extreme donanım seviyesine özel kauçuk paspaslar ile birlikte sunuluyor. Yeni Sandero, yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve yeni Logan modelleri; otomatik acil durum freni (şehir içi/şehir dışı, araç, yaya, bisikletli ve motosiklet algılama özelliğiyle) ve sürücü dikkat uyarısı gibi en güncel (GSR 2.3) Avrupa güvenlik standartlarını karşılayan yeni sürüş destek sistemlerine sahip olacak şekilde tasarlandı. Bunun yanı sıra sürüş konforunu ve güvenliğini artırmak isteyen kullanıcılar; otomatik farlar, çok açılı (multiview) kamera ve elektrikli katlanan yan aynalar olmak üzere üç yeni özelliğe de Extreme ve Journey donanım seviyelerinde opsiyonel olarak sahip olabiliyor. 10 İNÇLİK YENİ MULTİMEDYA SİSTEMİ Kesintisiz ve gelişmiş bir bağlantı sistemi bekleyen kullanıcılar için yeni Sandero, yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve Yeni Logan ile birlikte My Dacia bağlantılı 10 inçlik multimedya sistemi, Essential’ın üzerindeki tüm donanım seviyelerinde standart olarak sunuluyor. Extreme & Journey donanım seviyelerinde kablosuz şarj sistemi de opsiyonel olarak seçilebiliyor. Sürüş deneyimini en üst düzeye çıkarmak amacıyla Extreme ve Journey donanım seviyelerinde ise 7 inçlik dijital gösterge ekranı, standart olarak sunuluyor. YOUCLİP VE INNATURE Pratik saklama alanlarının yanı sıra iç tasarımında YouClip bağlantı sistemiyle donatılan yeni Sandero, yeni Sandero Stepway yeni Jogger ve yeni Logan; kullanıcılara son derece modüler, kolay ve keyifli bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Telefon ve tablet tutucu, çanta ve elbise askısı olarak kullanılabilen YouClip bağlantı sistemi, bu modellerle yapılan yolculukları daha kullanışlı ve konforlu hale getiriyor. Yeni Sandero ve yeni Sandero Stepway modellerinde bağlantı noktası sayısı üç adetten beş adede çıkarılabiliyor. Yeni Jogger için bu sayı dört adetten altı adede çıkarılabiliyor. Yeni Logan ise biri gösterge panelinde, diğeri ise orta konsolun arkasında olmak üzere standart olarak iki YouClip sabitleme noktası ile sunuluyor. Modüler Tavan barına sahip olan yeni Sandero Stepway ve yeni Jogger modelleriyle uyumlu yeni bir aksesuar olan InNature, her türlü hava koşulunda açık hava aktiviteleri için ideal bir yol arkadaşı haline geliyor. 3m 3m ebatlarında olan ve yüzde 40 geri dönüştürülmüş malzemeden üretilen kanvas tente, doğayla iç içe olmayı seven kullanıcılara geniş bir kapalı alan sunuyor. İki adet teleskopik ayak ise kolay montaj olanağı tanıyor.

Bursa Tekstili Londra’da boy gösterdi: BTSO Üyesi 50 firma ihracat için çıkarma yaptı Haber

Bursa Tekstili Londra’da boy gösterdi: BTSO Üyesi 50 firma ihracat için çıkarma yaptı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde, Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Giysilik Kumaş Ur-Ge Projeleri kapsamında BTSO üyesi firmalar, Avrupa’nın en prestijli tekstil organizasyonlarından biri olan The London Textile Fair’e stantlı katılım sağladı. Başkent Londra’da düzenlenen fuarda sektör temsilcileri, yeni pazarlara açılmak ve dış ticaret hacmini artırmak amacıyla uluslararası alıcılarla önemli görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye’de en fazla Ur-Ge projesi yürüten kurum olan BTSO, üyelerinin ihracat odaklı büyümesini desteklemek ve küresel pazarlara erişimini artırmak amacıyla yurt dışı faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Türkiye’den yaklaşık 100 firmanın katıldığı The London Textile Fair programında, BTSO üyesi 50’ye yakın iş dünyası temsilcisi ikili iş görüşmeleri gerçekleştirerek yeni ticari iş birliklerinin temelini attı. Kalite, tasarım ve üretim kabiliyetiyle öne çıkan Bursa firmaları, fuar süresince hem Bursa’yı hem de Türk tekstil sektörünü uluslararası alanda temsil etti. Ur-Ge ile Küresel Pazarlara Açılım BTSO’nun UR-GE projeleri kapsamında hayata geçirilen bu yurt dışı pazarlama faaliyeti; firmaların ihracat kapasitelerinin artırılması, yeni pazarlara erişim sağlanması ve sürdürülebilir dış ticaret ağlarının oluşturulmasına önemli katkılar sundu. Fuar boyunca gerçekleştirilen birebir iş görüşmeleri sayesinde firmalar, özellikle İngiltere ve yakın coğrafyadaki alıcılarla doğrudan temas kurma imkânı elde etti. “İhracat Odaklı Büyüme En Güçlü Yol Haritamız” BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, ihracatın ülke ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, “BTSO olarak Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz Ur-Ge projelerini, firmalarımızı küresel rekabete hazırlayan stratejik bir dönüşüm aracı olarak görüyoruz. The London Textile Fair gibi prestijli organizasyonlar, üyelerimizin uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurmasını ve ihracat vizyonlarını güçlendiriyor. Zorlu bir süreçten geçen tekstil sektörümüzü yeni pazarlara taşımayı, ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışıyla firmalarımızı dünyanın dört bir yanındaki fuarlara ulaştırmayı sürdüreceğiz. Katma değerli üretimle Bursa’nın üretim gücünü ve tasarım kabiliyetini dünya pazarlarıyla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. “BTSO Firmalarımız İçin Büyük Bir Şans” BTSO 18. Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Er, katılımın yüksek olduğu The London Textile Fair’in verimli geçtiğini belirterek, bu tür projelerin sektör için önemli kazanımlar sunduğunu ve sürdürülebilirliğinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Ur-Ge projesi katılımcı firma temsilcisi Bilal Gürsoy, 43 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirterek, ihracat paylarını yüzde 65 seviyesine taşımayı hedeflediklerini ifade etti. Gürsoy, The London Textile Fair’in bu hedef doğrultusunda önemli bir adım olduğunu belirterek, “Bu fuar bizim için çok iyi bir başlangıç oldu. Oldukça hareketli geçen organizasyonda kurumsal firmalarla önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Ur-Ge projelerinin ne kadar değerli olduğunu bu süreçte bir kez daha gördük.” dedi. Ur-Ge kapsamında daha önce Los Angeles’ta düzenlenen organizasyonda da büyük bir kurumsal firmayla iş birliği başlattıklarını söyleyen Gürsoy, “Normal şartlarda tek bir firma için ulaşılması zor olan bu tür organizasyonlar bu projeler sayesinde mümkün hale geliyor. BTSO’nun firmalara yeni pazarlarda yol gösterici rolü bizim için büyük bir şans.” ifadelerini kullandı. “İngiltere Yenilikçi Bir Pazar” Ur-Ge projesi katılımcı firma temsilcisi Vedat Şahin, tam entegre bir üretim yapısına sahip olduklarını ve beş kıtaya ihracat gerçekleştirdiklerini belirterek, İngiltere’nin firma açısından köklü bir pazar olduğunu söyledi. The London Textile Fair’in geçmişte daha uluslararası bir kimliğe sahip olduğunu, bugün ise daha lokal bir yapıya evrildiğini ifade eden Şahin, İngiltere’deki mevcut müşteri ilişkilerini sürdürmek amacıyla fuarda yer aldıklarını dile getirdi. Şahin, “İngiltere yenilikçi bir pazar ve sürekli yeni ürünler talep ediyor. Bu pazarda genellikle görülmemiş kaliteler ve yeni trend ürünler ön plana çıkıyor. Türkiye, İngiltere için üst segmentte ve Uzak Doğu’da üretimi zor olan kalitelerde önemli bir tedarikçi konumunda.” dedi. Şahin, Türkiye’nin kaliteli ve esnek üretim kabiliyetiyle yeni pazarlara odaklanması gerektiğini vurgulayarak, “BTSO’nun bu süreçteki gayretlerini son derece kıymetli buluyorum. Türkiye’de birçok kurumdan daha aktif bir yapı sergilediğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. “Geri Dönüştürülen Ürünlere Talep Yüksek” Ur-Ge üyesi Çağla Kurtulan, Almanya, İspanya ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini, dokuma kumaş üretiminde uluslararası markalarla çalıştıklarını belirtti. The London Textile Fair’in mevcut ve potansiyel müşteri yapısı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Kurtulan, İngiltere pazarında doğal kumaş ve geri dönüşüm odaklı ürünlere yoğun talep olduğunu vurguladı. Kurtulan, “Bu pazarda sürdürülebilirlik ön planda. Biz de doğanın korunmasına yönelik geniş bir ürün yelpazesiyle yer alıyoruz. Fuarda büyük müşteri gruplarına ulaşarak ihracatımızı daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.” dedi. BTSO ve Ticaret Bakanlığı destekleriyle katıldıkları organizasyonda verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Kurtulan, “Yeni müşterilerle temas kurduk. Bu görüşmelerin ihracatımızı artırma noktasında önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. “Ur-Ge Projeleriyle Yeni Bağlantılar Kuruyoruz” Ur-Ge üyesi Nükhet Yaşar, The London Textile Fair’e ikinci kez katıldıklarını söyledi. Avrupa pazarındaki daralma nedeniyle İngiltere’ye odaklandıklarını ifade eden Yaşar, fuarın yeni müşteri profillerini ve değişen pazar dinamiklerini yakından görme fırsatı sunduğunu dile getirdi. Yaşar, “İhracat bizim için olmazsa olmaz. İngiltere pazarını yakından tanımak için buradayız.” dedi. Fuar kapsamında önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Yaşar, Ur-Ge projeleri sayesinde Los Angeles ve Polonya gibi pazarlarda da yeni bağlantılar kurduklarını belirterek, BTSO’nun katkılarıyla ihracat kanallarında erişim alanının genişlediğini söyledi. Yaşar, tekstil sektörünün Türkiye ve Bursa için olmazsa olmaz bir sektör olduğunu ifade ederek, “Bu sektör çok önemli. Yeni fırsatlarla ve desteklerle daha iyi noktalara ulaşabiliriz.” dedi. “BTSO İş Dünyamız İçin Elinden Geleni Yapıyor” Ur-Ge üyesi Mustafa Kaptan, İngiltere’nin müşteri portföylerine uygun bir pazar olduğunu belirterek, “Bu pazarda hedeflerimiz büyük. Ur-Ge projeleri firmaları ihracata teşvik eden, aynı zamanda vizyon kazandıran çok kıymetli bir yapı. Bu sürecin ticarete dönüşmesi ülkemiz için döviz girdisi anlamına geliyor.” dedi. BTSO’nun desteklerine teşekkür eden Kaptan, “Kümelenme anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa’nın değer kazanması bizim için çok önemli. BTSO Bursa için elinden geleni yapıyor. Odamızın Bursa Büyürse Türkiye Büyür vizyonuyla firmalarımız için ortaya koyduğu çaba çok kıymetli. Biz de bu nedenle Londra’dayız.” ifadelerini kullandı. Program kapsamında fuarda stant açan Bursalı firmaları ziyaret eden BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, 18. Komite Başkanı Mehmet Er ve Komite Üyesi Engin Sarıkaya, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Gözde İnaneri Bakıcı ile de bir araya geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.