SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Söz Bursa - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi Haber

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirtti. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyledi. Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını aktardı. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyleyerek, "Mevcut uygulamadaki verimsizlikleri ortadan kaldırmak adına infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli, kadro ve sözleşmeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına yapılacak alımlarda yüzde 10 kontenjan ayrılması zorunluluğu getiriyoruz. Bu şekilde 7 yıllık görev süresini tamamlamış olan sözleşmeli erbaş ve erlerimiz bu alanlarda yetişmiş bir personel olarak askeri disiplin içerisinde hem sportif, fiziki gelişmişliği ve uzmanlığıyla beraber bu kadrolarda çok daha faydalı olacağını da düşünüyoruz. Diğer bir kanun teklifimiz de terör örgütleriyle mücadelede idari, istikrar ve güvenlik teminatı sağlamak arzu ediyoruz. Özellikle FETÖ başta olmak üzere farklı terör örgütleriyle ve tüm şer odaklarıyla mücadelemiz aktif ve kararlı bir şekilde devam ediyor. Kritik görevlerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, Merkez, Taşra, Yurtdışı Teşkilatı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeliyle askeri ve kolluk öğrencileri ve bunların adayları hakkında terör iltisakı nedeniyle tesis edilen idari işlemlere karşı açılan idari davalarda göreve iade yönünde verilen mahkeme kararlarının uygulanması için nihai kararların kesinleşmesi şartını getiriyoruz. Kritik görev icra eden bu alanlarda güvenlik risklerini bertaraf etmek ve idari istikrarı korumak adına bu adımı elzem görüyoruz. Kararın kesinleşmesi sonrasında göreve iade edilen personelin özlük hakları geriye dönük olarak hak kaybı yaşanmayacak şekilde ödeneceğinden hiçbir mağduriyeti de burada sebebiyet vermeyeceğini de ifade etmek istiyoruz. Diğer bir maddemizle uzman erbaş hakları ve sicil güvencesi Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda uzman erbaşlarımızın özlük haklarında kanunilik ilkesini tüm tam manasıyla oluşturmak istiyoruz. Sicil yılı kapsamını, notlandırma esaslarını ve astubaylara geçiş şartlarını doğrudan kanunlaştırarak hukuk güvenliğini sağlamış oluyoruz. Ayrıca asker alma kanunu kapsamında askerlik hizmetinden muaf tutulan vatandaşlarımızın da uzman erbaşlığa başvurabilmelerini de önüne açıyoruz. Diğer bir kanun maddemizde zor şartlarda görev yapan denizaltı personelimize destek sağlıyoruz. Zor şartlar altında çalışan denizaltı personelimize her daim göreve ve harbe hazır tutmak ana gayesiyle özellikle dar ve kısıtlı alanda sıcak yatak usulüyle zorlu görevler icra eden denizaltı personelimize daimi konuşlu bulundukları limanlar dışında yurt içi limanlarda da gemide konaklama imkanı sağlayarak burada bir kaybı önlemeye çalışıyoruz. Çünkü kendilerinin daimi olarak bulunduğu limanlar dışındaki diğer limanlarda denizaltından çıkışlarda maalesef konaklama giderleri ödenmiyor da bunu da en azından kısmi olarak telafi etmiş olacağız. Diğer bir madde de eğitim faaliyetlerin devamlılığını sağlamak için Milli Savunma Bakanlığı bir üyesindeki eğitim ve öğretim kurumlarında ders vermek üzere görevlendirilen emekli subay (7:09) ve astsubaylarımız ile öğretim elemanlarına ek ders ücreti ödenmesi uygulamasını 2029-2030 eğitim öğretim dönemi sonuna kadar uzatıyoruz ve burada herhangi bir zafiyetin oluşmasını da engellemiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya yönelik iptal kararı vermesinden sonra, bu konunun 12. yargı paketinde yer alıp almayacağına ilişkin soruya Güler, 12. Yargı paketinin çalışıldığını belirtti. Güler, "Anayasa Mahkememizin iptal ettiği süresiz nafaka kararı henüz resmi gazetede gerekçeli olarak yayınlanmadı. Anayasa Mahkememiz tabii burada kanunumuzda verilebileceğine dair ama Yargıtay içtihatlarıyla süresiz hale gelen uygulamada burada hangi gerekçeye dayandığını bilmiyoruz. Tabii o gerekçeli karar çünkü 9 aylık bir süre verildi. Gerekçeli karar resmi gazete yayınlandıktan sonra buradaki gerekçeye uygun olarak kanun maddemizi hazırlarız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunarız. Anayasa Mahkememiz nasıl bir bakış açısıyla bunu değerlendirdi? Onu gündemimize alıp önümüzdeki tabii bu hemen bu yargı paketinde yer alması mümkün değil. Çünkü gerekçe henüz daha ortada yok. 9 aylık zaten bir süre var. Önümüzdeki aylarda bu yayınlandıktan sonra değerlendirilir" şeklinde konuştu. 'Terörsüz Türkiye' kapsamında teklif hazırlandığı iddialarına yönelik ise Güler, "Yapısal manada gerek idari, gerekse de kanun düzleminde geçici ve müstakil kanun yapılacağını zaten ifade ediyor. Dolayısıyla bizim buradaki odaklanmamız gereken husus şu. Terörsüz Türkiye, bölgemizin terörden arındırılmış, sadece Türkiye değil, hem ülkemizde hem de bölgemizde asla silahın ve şiddetin bir daha konuşulmayacağı, bir daha bu topraklarda yer alamayacağı bir mahiyette kalıcı çözümleri imza atmak. Tabii bu kararlı duruşumuz Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlı duruşu, açıklamaları, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yine yol gösterici, kararlı duruşu, açıklamaları yine tabii DEM ve heyetinin bu manada çalışmalarımız devam ediyor. Ama henüz elimizde bir taslak diyeceğiniz, bir yasal teklif diyeceğiniz bir şey varsa öyle bir durum yok. Ama bunu güçlendirecek, bunu kalıcı hale getirecek, silah bırakmanın varlığını tamamen ortadan kaldıracak geçici ve müstakil bir kanun çalışmaları da tabii olacaktır" dedi.

TBMM'deki stajyer tacizi davasında flaş gelişme: Tutuklu sanıkların tamamına tahliye! Haber

TBMM'deki stajyer tacizi davasında flaş gelişme: Tutuklu sanıkların tamamına tahliye!

TBMM'de staj yapan öğrencileri taciz ettikleri iddiasıyla 4'ü tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada mahkeme, tutuklu sanıkların yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiriyle tahliyesine hükmetti. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 4'ü tutuklu 5 sanık ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini belirtti. "Şerefim, gururum ayaklar altına alındı" Savunma yapan tutuklu sanık Durmuş Uğurlu, 15 yıldır şerefi ve haysiyetiyle çalıştığını, hakkında daha önce hiçbir tutanak tutulmadığını ileri sürerek, "Şerefim, gururum ayaklar altına alındı. Şahsıma yapılan suçlama bana ağır gelmektedir. Bana iftira atıldı. Kızımın psikolojisi bozulduğu için okuluna ara vermek zorunda kalmıştır. Suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu şikayetçinin yanına bir kez bile gitmediğini iddia etti. Muhabbet için mesaj attığını ifade eden Beşlioğlu, beraatini talep etti. Tutuklu sanık Recep Seven ise şu ifadelere yer verdi: "Bu çocuklar neden 6 ay sonra böyle bir kanıya vardılar? Her hafta öğretmenleri geliyordu. Neden bu kadar zaman sonra böyle bir şey söylediler?." Tutuklu sanık Halil İlker Güner de cezaevi sürecinde aile hayatının perişan olduğunu ve eşinin boşanma davası açtığını ifade ederek "Telefon numarasını kendi verdi. Sosyal medyadan kendisi ekledi" dedi. Davanın tek tutuksuz sanığı Çetin de mahkemeden beraatini talep etti. Şikayetçi E.D. ise sanık Uğurlu hakkında, "Çocuğuma birden fazla kez dokunmuştur. Şikayetim devam ediyor. En ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum" diye konuştu. Söz alan cumhuriyet savcısı önceki celse açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar ettiğini ifade ederek tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Beyanların ardından ara kararını kuran hakim, tutuklu sanıkların kaçma şüphelerinin bulunmaması, delillerin toplanmış olması ve sabit ikametgah adreslerinin bulunmasını dikkate alarak yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulayarak tahliyelerine hükmetti. Sonraki celse 2 Temmuz’a ertelendi.

Numan Kurtulmuş'tan CHP'deki çelişki için net mesaj Haber

Numan Kurtulmuş'tan CHP'deki çelişki için net mesaj

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Meclis grubunun nasıl toplanacağı, her partinin kendi grup iç yönetmeliği çerçevesinde bellidir. Bu durum Meclis Başkanlığının, ‘Hayır, öyle değil şöyle yap’ diyeceği bir husus değildir. Ümit ederim en kısa süre içerisinde bu sorun çözülür" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya’ya yaptığı resmi ziyaret öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP’deki 'mutlak butlan' kararı sonrası yaşananlara ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Meclis Başkanlığı, herhangi bir parti içi ya da grup içi ihtilafın tarafı değildir, görevi bu değildir, vazifesi de bu değildir. Meclis Başkanlığının tarafsızlık ilkesi gereği de bunu hassasiyetle korumaya dikkat ediyoruz.Kılıçdaroğlu tarafından gelen ve mutlak butlan kararıyla ilgili yazı bize ulaştığı anda biz gereğini yaptık ve Kılıçdaroğlu’nu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Meclis kayıtlarına aldık. Hemen arkasından Cumhuriyet Halk Partisi Grubu’ndan gelen CHP Grubu’nun iç yönetmelikleri gereğince gerçekleştirilmiş bir grup toplantısı sonrasında, Özgür Özel'in Grup Başkanlığı ile ilgili yazıyı da kabul ettik. Gereğince de Sayın Özel'in kapısındaki Genel Başkanlık tabelasını kaldırarak Grup Başkanı tabelasını koyduk. Biz Meclis Başkanlığı olarak bize gelen yazılar çerçevesinde hareket etmek durumundayız. Eğer bu yazılarda bir çelişki varsa ki öyle görünüyor, bu çelişkinin giderilme yeri TBMM Başkanlığı değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendini mahkeme yerine koyamaz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu meseleyi kendi iç dinamikleri ve kurumsal yapısı çerçevesinde çözmeli ve sorunu ortadan kaldırmalıdır. CHP Genel Başkanlığına bu çelişkinin giderilmesi için yazı yazarak, bu hususu talep edeceğiz. Bundan sonraki tartışmalarda ve çelişkilerde Meclis Başkanlığının resen bir işlem yapma yetkisi yoktur, vazifesi de değildir" ifadelerini kullandı. "MECLİS GRUBUNUN NASIL TOPLANACAĞI, HER PARTİNİN KENDİ GRUP İÇ YÖNETMELİĞİ ÇERÇEVESİNDE BELLİDİR" Yarın TBMM’de CHP’nin düzenleyeceği grup toplantısı tartışmaları hakkında değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, "Meclis’te 6 grup var, hiçbir siyasi partinin meclis grubunun nasıl işleyeceğine, nasıl karar alacağına ilişkin en ufak bir dahlimiz olmadı, olmayacaktır da. Dolayısıyla meclis grubunun nasıl toplanacağı, her partinin kendi grup iç yönetmeliği çerçevesinde bellidir. Bu durum Meclis Başkanlığının, ‘hayır, öyle değil şöyle yap’ diyeceği bir husus değildir. Ümit ederim en kısa süre içerisinde bu sorun çözülür. Eğer grup toplantısı usulüne uygun şekilde yapılırsa tabii ki TBMM TV her grubu yayınlar. Bana gelen iki yazıdan bahsettim. İkisinin arasında çelişki var. Çelişkinin giderilmesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına yazı yazıldı" dedi. "PARTİ İÇERİSİNDEKİ BU KAVGA VE AYRIŞMAYI ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİNE YANSITMAMALARINI TEMENNİ EDERİM" Terörsüz Türkiye süreci hakkında ise Kurtulmuş, "Parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ederim. Biz komisyon çalışmalarını yaptık ama Meclis Başkanı, Komisyon Başkanı olarak hassasiyetle şuna çok dikkat ettim. Tüm siyasi partilerin, komisyonda fikirlerini açıkça beyan etmesine olağanüstü gayret sarfettik, çok büyük bir emek verdik. Çok da kolay olmadı. Ortada böylesine önemli bir kazanım varken bunu kaybetmemek lazım. Partilerin oluşturduğu geniş mutabakatın gerisine düşmemek lazım. Parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ederim. Biz komisyon çalışmalarını yaptık ama Meclis Başkanı, Komisyon Başkanı olarak hassasiyetle şuna çok dikkat ettim. Tüm siyasi partilerin, komisyonda fikirlerini açıkça beyan etmesine olağanüstü gayret sarf ettik, çok büyük bir emek verdik. Çok da kolay olmadı. Ortada böylesine önemli bir kazanım varken bunu kaybetmemek lazım. Partilerin oluşturduğu geniş mutabakatın gerisine düşmemek lazım" dedi. "BU PARLAMENTO YENİ ANAYASA YAPMAZSA MİLLET, UZUN SÜRE YENİ ANAYASA LAFINA KULAK VERMEZ" Anayasa tartışmalarına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Anayasa meselesini Türkiye'nin en önemli ihtiyacı olarak görüyorum. Bu Meclis'in önceki meclislere göre anayasa yapabilme imkânı bakımından daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hiçbir partinin tek başına anayasa yapma gücü yok. Bu müzakereye açık bir siyasi konum demektir. Nihayetinde herkesin bir ideal anayasa fikri vardır. Ama olabilecekler konusunda, komisyon çalışmasında da olduğu gibi bir uzlaşma zemini bence anayasa yapım sürecinde de ortaya çıkabilir. Yeter ki iyi niyetle, samimiyetle herkes fikrini masaya getirsin. Bu parlamento, anayasa yapma bakımından olumlu bir havaya sahipken ve açıkçası komisyon çalışmasında da çok önemli bir deneyimi ortaya koymuşken eğer yeni anayasa yapmazsa millet, uzun süre yeni anayasa lafına kulak vermez" şeklinde konuştu.

Özgür Özel: Sandık olmaksızın yönetilmek doğru değil Haber

Özgür Özel: Sandık olmaksızın yönetilmek doğru değil

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Türkiye'ye sandığı getirmiş olan Partinin kendi içinde sandık sonucu olmaksızın yönetilmesi doğru değil. Sokaktaki yoğun tepkinin olumsuzluğa evrilmesinden korkarız" dedi. Özel, 16, 19 ve 20. dönem milletvekili Yusuf Fevzi Arıcı'nın TBMM'de yapılan cenaze törenine katıldı. Özel, cenaze töreninden sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Özel, olağanüstü kurultay ile ilgili soruya, Kayseri delegesinin ilk imzayı verdiğini söyledi. Özel, Rizanin imzalarının tamamlandığını belirterek, milletvekillerinin henüz imza vermediğini ifade etti. Özel, "550'nin biraz üstünde. Bu rakam çok hızlı şekilde toplanır. Ama olabilecek en yüksek sayı ile kurultay ile ilgili başvurumuzu yaparak, ilerlemek istiyoruz. Türkiye'ye sandığı getirmiş olan Partinin kendi içinde sandık sonucu olmaksızın yönetilmesi doğru değil. Sokaktaki yoğun tepkinin olumsuzluğa evrilmesinden korkarız. Hiçbir seçilmişin istifa etmesini istemeyiz. Hafta sonu yapılacak yerel seçimler var. 3 beldeye Cuma günü öğlen, akşam ve Cumartesi öğlen olmak üzere oralara gidip Gümüşhane, Tokat, Ürgüp partililerimizi oy vermeye teşvik edeceğim. Butlandan sonra parti bir başarı elde etmiş görünür diye sandığı protesto etmek gibi refleks gösterilebilir. Pazar günü yapılacak seçimlerde hem CHP'lilerle hem de CHP dayanışma göstermek isteyenlerle sandığın başına gitmeye ve CHP'ye oy kullanmaya davet ediyoruz. Herkes gidecek ve oy kullanacak" dedi. Özel, ‘Delegeden imza toplandıktan sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun önüne gidecek. Tüzükte de ‘Genel Başkan kurultayı çağırır' yazıyor. Bu durumda tedbir kararı ile gidilmeme durumu olur mu" sorusu üzerine, "Türkiye'deki çok önemli kamu hukukçuları, tedbirin asla kurultaya gidilmesine engel olmadığına dair ortak bir metinde imza toplamışlar. Bugün bana haber verdiler. Çok güçlü bir metin. İsimlerini sizin de bildiğiniz çok ünlü hukukçular hem de siyasi görüşleri ne olursa olsun diyorlar ki ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Hatta aslında bir an önce kurultay yapılmasının dışında bir görevi de yoktur tedbirle gelenlerin. Çağrı heyeti hükmündedir.' Hele hele delegenin imzalarının ki burada Anayasa Mahkemesi kararı var. Delege karar verdiyse Olağanüstü Kurultaya, olağan kurultay takvimini bile kesebiliyor. Eskiden kestirmiyordu. Anayasa Mahkemesi ‘Yarıdan bir fazlası ne istiyorsa onu yapar' dedi. O yüzden herhalde artık ‘Genel Başkan bunu yapar' diyorsa ve Kemal Bey ‘Ben şu anda Genel Başkanlık yetkisi kullanıyorum' diyorsa bu amir hükme uyacak. Yok, o yapsın; buna engel olmaya çalışan örneğin saray yargısı varsa onu bir görürüz. Ama bütün kamu hukukçuları çok net bu konuda. Ümit ediyorum ki orada artık bir tereddüt yaşamadan gereğini yapar. Partinin bu krizden kendi gayretiyle çıkmasının önünde bir engel teşkil etme" şeklinde konuştu. Grup toplantısını yapılıp yapılmayacağına yönelik soruya Özel, "Meclis grup iç yönetmeliğimiz çok açık. ‘Grup başkanlığında herhangi bir boşalma olduğunda, ilk kapalı grup toplantısında derhal yeni Grup Başkanı seçilir' diyor. ‘Yenisi seçilene kadar eskisi devam eder' kuralı bir başka maddede var. Ben zaten mevcut Genel Başkan'ken Grup Başkanlığı görevini sürdürüyordum. Son seçilmiş Grup Başkanı da benim, üç yıl öncesinde seçilmiş. Bunun bir boşalma olarak yorumlanma ihtimaline karşı da usulüne uygun bir kapalı grup toplantısı tertip edilmişti. O toplantıda, ‘İlk toplantıda seçilir' hükmü gereğince 96 arkadaşımızın 95'inin oyuyla ve 15 arkadaşımızın da dilekçeleriyle bildirmesiyle 110 arkadaşımızın açık desteğiyle seçildik. Burada Meclis Başkanlığına bu yollandı. Meclis Başkanlığı da durumu inceleyerek seçimi tescil etti. Hatta genel merkezin başvurusunu da değerlendirdi. İkisini birden uygulamaya koydu. Benim Genel Başkan unvanımı kaldırdılar sitelerinden. Çünkü genel merkeze buraya o kararı yollamıştı. Grup Başkanı unvanımı da bu siteye işlediler tekrar. Burada herhangi bir tereddüt yok. Onun dışında bize gelmiş herhangi bir olumsuzluk da yok, olmaz da zaten. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi grubu burada, milletvekilleri Grup kendiliğinden meclis çalışmaları sürerken bile sözlü çağrıyla da grup toplantısı yapabilir. Her zaman yapabilir. Saat 13.30'da sizlerin de ilgi gösterdiği açık grup toplantımız da ilan edildiği gibi yarın yapılacak" diye konuştu. Özel, ‘Grup başkanı Genel Başkan'a bağlı' ifadesinden kaynaklı olarak ‘Genel Başkan bir çağrı yapmadığı sürece toplanamaz' gibi bir argüman öne sürüldüğü iddialarına şöyle cevap verdi: "Bundan önce defalarca Grup Başkanının veya grup yönetim kurulunun çağrısıyla ya da çağrı beklemeksizin rutin toplantılarla bu işler hep yapılmıştır. Ayrıca esasen işin yapısı ve ruhu gereğince Meclis'te grupta dokunulmazlık kapsamında değerlendirilen konuşmalardır bunlar. Bu milletvekillerine özgü konuşmalardır. Normalde Grup Başkanı gruptaki konuşmayı yapar. Genel Başkan'ın Grup Başkanı olmadığı durumda Genel Başkan grup toplantısını onurlandırırsa Grup Başkanı tarafından kürsüye davet edilir, kürsü kendisine teklif edilir. Bu Genel Başkanların milletvekili olmadığı gibi saray rejiminin getirdiği ve kötü düzenlemelerden kaynaklanan bir mesele. Ama geçmişte de zaman zaman örneğin partinin başına milletvekili olmayan birisi Genel Başkan olmuştur ve grup başkanlığı seçiminde bazen ki SHP'de olmuştur, kurultayda yarışan iki kişiden birisi Genel Başkan seçilmiştir ama grupta diğeri Grup Başkanı seçilmiştir. Parlamento bunların hepsinin deneyimlenmiş olduğu bir yerdir. Parlamento tarihi bilinmeden, geçmiş yaşanmışlıklar bilinmeden ve bu konudaki parlamentonun daha önce aldığı kararlar bilinmeden Bu kararlar hep seçilmiş Grup Başkanı lehine olmuştur. Bu tip yaklaşımlar maalesef bu birikimlerden yoksun bir heyetin şu anda, bundan Kemal Bey'i kastetmiyorum, genel merkezde bulunuyor olması ve Meclis tecrübelerinin hiç olmaması ile olanların da Meclis'te devamlılık problemlerinin olmasından dolayı Meclis'i hiç bilmeyenlerin yaptığı açıklamalar. Siz o yüzden bunu mesleğiniz, göreviniz gereği tekrarladınız. Soruyu küçümsediğimden değil ama kaynak yeterli donanıma sahip değil." Özel, ‘Yaşananlar, devlet içindeki yapıların müdahalesi olabilir, değerlendirmesi var. Diyalog kapısının aralanması mümkün mü' sorusuna, "Sorunun bir kısmıyla ilgili, derin devlete meşruiyet tanımlayan ve Tom Barrack'ın tarif ettiği bir rejimi tarifleyen ve orada bir göreve talep açan yaklaşımı, tarihi olarak bir talihsizlik. Tarihi bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Tom Barrack tarif ediyor bunu. Monarşi tarif ediyorlar. Batıcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların Cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye de bir başka tarifin de peşinden gidiyor. Tarihi bir talihsizlik. CHP'ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir önem ve bir kutsiyet atfediyor. Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zül sayarım" ifadelerini kullandı.

TESK Başkanı Palandöken’den çağrı: "Esnafın 7 bin 200 prim günü düzenlemesi Torba Kanun’a alınmalı" Haber

TESK Başkanı Palandöken’den çağrı: "Esnafın 7 bin 200 prim günü düzenlemesi Torba Kanun’a alınmalı"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM'de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur'lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200'e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu'nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK'lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK'da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "ESNAFIN YILLARDIR BEKLEDİĞİ DÜZENLEME ARTIK HAYATA GEÇMELİ" TBMM'de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK'ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.