SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tedarik Zinciri

Söz Bursa - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İhracat şampiyonunda Kemal Yazıcı dönemi! OİB yeni yönetimini seçti Haber

İhracat şampiyonunda Kemal Yazıcı dönemi! OİB yeni yönetimini seçti

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) 2025 yılı Genel Kurulu, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Toplantı Salonu’nda yapıldı. Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı. Çelik: “Sekiz yıla devasa bir dönüşümü sığdırdık” Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız" Haber

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız"

Orta Doğu’da tırmanan gerilimle birlikte küresel enerji arzında riskler artarken, ülkemizde başta fabrikalar olmak üzere üretim tesisleri olası bir enerji krizine karşı “yedek enerji” sistemlerine yönelmeye başladı. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, enerji krizine anında çözüm üretmenin neredeyse imkansız olduğunu, bu yüzden son günlerde firmaların jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemlerine yoğun ilgi gösterdiğini kaydetti. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan ve Orta Doğu’daki diğer ülkelere de sıçrayan savaş nedeniyle küresel enerji arzının tehlikeye girdiğine dikkati çekerek, üretimin aksamaması için tek çarenin “yedek enerji” altyapısı kurmak olduğunu ifade etti. Enerji kesintileri konusunda üretim tesislerini bekleyen tehlikeye işaret eden Karabiber, “Enerji krizi artık bir olasılık değil, başlamış bir süreç. Yaşanacak büyük bir krize karşı hemen çözüm üretebilmek mümkün değil. Üretiminin aksamasını istemeyen firmalar son günlerde ‘yedek enerji’ altyapısı kurmaya yöneldi. Bu da jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri satışlarına yansıdı” dedi. Küresel doğalgaz ve petrol arzının can damarlarından olan Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin enerji sistemini kırılganlaştırdığını belirten Olgun Karabiber, şu değerlendirmede bulundu : “Mesele artık enerjinin fiyatı değil, enerjinin sürekliliğidir. Enerji altyapıları bugün doğrudan stratejik hedef haline gelmiş durumda. Orta Doğu'daki her kıvılcım, Bursa’daki bir fabrikanın üretim hattını durdurma potansiyeli taşıyor. Elektrik kesintisi artık yönetilmesi gereken bir 'senaryo' haline gelmiştir.” “Kriz Anında Jeneratör Bulamazsınız” Türkiye’deki sanayi tesislerinde hâlâ hakim olan “Kesinti olursa o an bir çaresine bakarız” yaklaşımının bir yanılgı olduğunu ifade eden Karabiber, kriz anında yaşanacak sorunları şu sözlerle özetledi: “Kriz kapıya dayandığında ne kiralık jeneratör bulabilirsiniz ne de teknik ekipmana erişebilirsiniz. Talep patlaması nedeniyle maliyetler anlık artar, tedarik zinciri kilitlenir. Kısacası; kriz anında çözüm üretmek mümkün değildir. Hazırlığınızı krizden önce yapmadıysanız, o gün sadece duruşu izlersiniz.” Üretim Hattının Durması: Zincirleme Felaket Bir sanayi tesisinde enerjinin kesilmesinin sadece ışıkların sönmesi anlamına gelmediğini hatırlatan ETMD Bursa Temsilcisi Karabiber, 1 saatlik bir kesintinin bile hammadde kaybından müşteri güveninin zedelenmesine kadar telafisi güç zararlar doğurabileceğini belirtti. “Bugünkü koşullarda yedek enerji altyapısı (Jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri) artık teknik bir ayrıntı değil, bir ‘iş sürekliliği sigortası’dır” diyen Karabiber, firmalara çağrıda bulunarak, enerji sürekliliğinin artık sadece bakım departmanlarının sorumluluğuna bırakılamayacak kadar kritik bir konu olduğunu vurguladı. Yaşanabilecek bir enerji krizinde yedek enerji altyapısını olanların üretime devam edeceğini, hazırlıksız olanların ise pazar kaybı ve finansal zararla karşılaşabileceğini belirten Karabiber, “Enerji altyapısı artık teknik bir konu değil, doğrudan bir yönetim kurulu kararıdır” diyerek, tüm işletmeleri yedek enerji sistemlerini modernize etmeye ve kriz senaryolarına hazırlanmaya davet etti.

İhracatta büyük hata! Limandan çıkması yetmiyor: "İş Bitti" sananlar kaybediyor Haber

İhracatta büyük hata! Limandan çıkması yetmiyor: "İş Bitti" sananlar kaybediyor

ESA Lojistik ve Gümrükleme Yönetim Kurulu Başkanı Erdi Altıntaş, ihracat işlemlerinde sigortanın stratejik önemine dikkat çekerek, firmaların küresel ticarette rekabet gücünü artırmak için risk yönetimi ve sigorta bilincini geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Sigortanın yalnızca bir güvence değil, aynı zamanda ihracat başarısının sürdürülebilirliği için temel unsur olduğunu belirten Altıntaş, “Kara, deniz ya da hava yollarıyla ihracat yapılırken aktarma, sınır geçişleri, depolama süreleri gibi unsurlar maliyeti ve riski doğrudan etkiliyor. İhracatta yükün limandan çıkması artık başarı ölçütü değil. Ürünün alıcıya eksiksiz, zamanında ve güvenli bir şekilde ulaşması esas olandır. Bu süreci garanti altına almanın en etkili yolu da sigortadır” dedi. ESA’nın 10 yılı aşkın sektör deneyimi ve özmal araçlarıyla taşımacılık başta olmak üzere, depolama, gümrükleme ve dış ticaret danışmanlığı ile birlikte sigorta süreçlerinde bütünleşik hizmet sunduğunu belirten Altıntaş, dünya ticaretinde artan risklerin sigortayı bir tercih olmaktan çıkardığını ifade etti. Sigorta bilinci ihracat performansını güçlendiriyor Erdi Altıntaş açıklamasında, “Tedarik zinciri artık çok daha karmaşık hale geldi. Aktarma noktaları, mevzuat farklılıkları ve taşıma modları her sevkiyatta yeni riskler doğuruyor. Bu nedenle sigorta, ihracatçının elindeki en güçlü teminat aracıdır” şeklinde konuştu. Sigorta süreçlerinin doğru planlanmasının hem ihracatçının mali risklerini azalttığını hem de uluslararası ticarette güvenilirliğini artırdığını söyleyen Erdi Altıntaş, “Sigorta poliçesinin kapsamı, taşıma rotası, teslim şartı ve ürünün niteliği gibi faktörler titizlikle belirlenmeli. Eksik veya hatalı düzenlenen poliçeler, hasar durumunda ciddi kayıplara yol açabilir” dedi. Altıntaş ayrıca, FOB ve CIF gibi teslim şekillerinde sigorta sorumluluğunun değiştiğini hatırlatarak, ihracatçıların sözleşme hazırlıklarında bu hususu açıkça belirtmelerinin önemini de vurguladı. “Taşıma bittikten sonra iş bitmiyor” Hedefinin yalnızca taşımacılık değil, güvenli teslimat sürecinin bütününü yönetmek olduğunu dile getiren Altıntaş, modern lojistik anlayışının artık risk yönetimiyle iç içe olduğunu ifade ederken de, “Lojistikte iş, taşımanın tamamlanmasıyla bitmez. Malın sigortalı, takip edilebilir ve güvenli şekilde teslim edilmesi markanın itibarı açısından belirleyicidir. Biz ihracatçının sadece yükünü değil, güvenini de taşıyoruz” şeklinde konuştu. Küresel ticarette yaşanan belirsizlikler, doğal afetler ve tedarik zinciri krizlerinin sigorta ihtiyacını artırdığını belirten Altıntaş açıklamasını, “Lojistik ve sigorta artık birbirini tamamlayan iki temel sektör haline geldi. Sigorta, ihracat sürecinin arka planında değil, tam merkezindedir. Bu bilinçle hareket eden her ihracatçı, uluslararası pazarda rekabet avantajı elde eder” diyerek tamamladı.

Asgari ücrette yüzde 27 zam: Bakan Işıkhan yeni rakamları duyurdu Haber

Asgari ücrette yüzde 27 zam: Bakan Işıkhan yeni rakamları duyurdu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir" dedi. Çalışanları ve dolaylı olarak toplumun tamamını ilgilendiren yeni asgari ücretin belirlenmesine yönelik süreç sona erdi. İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026’da geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında üçüncü toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı, Bakan Işıkhan’ın başkanlığında saat 18.00’de başladı. Toplantının ardından Işıkhan, 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti açıkladı. "Talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 12 Aralık’ta başlattığı müzakerenin tamamlandığını ve yeni Asgari Ücret miktarının tespit edildiğini belirten Işıkhan, "Bakanlık olarak çalışma hayatımızda, sosyal diyaloğun bir gereği olarak, tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettik. Tabii bu süreçte, sizin de çok yakından takip ettiğiniz gibi, bakanlık olarak biz, her iki taraf arasındaki hakemlik rolümüzün gerektirdiği şekilde, hem işçi temsilcilerimizle hem de işveren temsilcilerimizle görüşmelerimizi kararlılıkla sürdürdük. Bu süreçte işçi konfederasyonlarımızla da, işveren temsilcileriyle de görüşmelerimizi yaparak, fikirlerini aldık ve onları, karar alma sürecine dahil ettik. Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak; sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü oluşturan sosyal diyalogun çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin, ön şartı olduğuna inanıyoruz" diye konuştu. "SATIN ALMA GÜCÜNÜN KORUNMASI VE YAŞAM KALİTESİNİN GELİŞTİRMESİNİ HEDEFLEMEKTEYİZ" İşçilerin de işverenlerin de çalışma hayatının asli unsurlar olduğunu ifade eden Bakan Işıkhan, "Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için, nasıl birlikte çalışıp birlikte alın teri döktüysek Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek; bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Bu ülke çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınma, vatandaşımıza refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de, diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların; çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla; vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirmesini hedeflemekteyiz" şeklinde konuştu. "HİÇBİR ZAMAN MUHALEFETİN POPÜLİST YAKLAŞIMLARINI DA CİDDİYE ALMADIK" Popülist olmadıklarını dile getiren Işıkhan, "Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık. Biz işimize baktık, çalıştık, ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik. Biz 23 yıldır, AK Parti olarak, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı; emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde Türkiye’nin küresel dönüşümde; güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda 'kimseyi dışarıda bırakmayan' bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır" ifadelerini kullandı. "TEMEL HEDEFİMİZ İŞÇİLERİMİZİ DE, İŞVERENLERİMİZİ DE MEMNUN EDECEK, BİR DENGE SEVİYESİNİN TESPİT EDİLMESİDİR" Türkiye’nin yarınlarının, bugünün emek ve üretim gücünü daha nitelikli hale getirerek güvence altına alınabileceğini vurgulayan Işıkhan, "Bu anlayışla, asgari ücrette de çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek; en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir. Burada temel hedefimiz işçilerimizi de işverenlerimizi de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesidir. Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "1 OCAK 2026 TARİHİNDEN İTİBAREN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE; NET ASGARİ ÜCRET 28 BİN 75 LİRA OLARAK BELİRLENMİŞTİR" Son olarak asgari ücreti açıklayan Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yaptığımız bu artışla asgari ücreti; geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre nominal olarak 171 kat, reel olarak ise yüzde 251’lik bir artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl bin lira olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl bin 270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı; enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz; tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir."

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli Haber

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli

BUYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek satın alımlarında yalnızca fiyat maliyetine odaklanmanın gıda güvenliği açısından önemli riskler doğurduğuna dikkat çekti. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD ) Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, endüstriyel yemek tedarik zincirinde kalite güvencesinin işletmeler için yalnızca tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. Özen, üretim ve dağıtım süreçlerinde izlenebilirliğin artırılmasının gıda güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. ARTAN MALİYETLER TAĞŞİŞ RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR Küresel jeopolitik gerilimler, kuraklık ve tarımsal girdi maliyetlerindeki yükselişin gıda fiyatlarını etkilediğini hatırlatan Başkan Özen, bu durumun bazı segmentlerde tağşiş vakalarını artırdığına dair resmi bildirimlere de yansıdığını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın periyodik olarak açıkladığı denetim sonuçlarının dikkatle takip edilmesini öneren Özen, özellikle işlenmiş et ürünlerinde et türüne ilişkin yanlış beyanların görülebildiğine işaret etti. Başkan Özen, tereyağı, zeytinyağı ve temel yağ gruplarında da benzer sorunların yaşandığını belirterek, "Bitkisel yağ karışımları veya alternatif yağ katkıları etikette doğru belirtilmediği takdirde tüketici yanıltılmış olur. Bu durum sadece ekonomik değil, sağlık açısından da risk barındırır" ifadelerini kullandı. HİJYEN KONTROLÜ REKABET UNSURU DEĞİL, ZORUNLULUK Uzmanlar, endüstriyel yemek alanında faaliyet gösteren ve gerekli denetim mekanizmalarını içselleştirmeyen işletmelerde hijyen standardının zaman zaman göz ardı edilebildiğine dikkat çekiyor. BUYSAD Başkanı Özen, "Kurumsal yemek hizmeti talep eden işletmeler tedarikçilerini seçerken yalnızca maliyete değil, üretim koşullarına ve kalite belgelerine odaklanmalı" diyerek firmalara kritik bir uyarıda bulundu. BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, sektörün bazı noktalarında uygulanan aşırı düşük fiyat politikalarının satın alma birimlerinde yanlış algılar oluşturabildiğine dikkat çekti. Özen, beklenenden çok daha düşük maliyetle teklif edilen menülerin, tağşiş riskinin yanı sıra üretim süreçlerindeki güvenlik adımlarının da doğru yönetilmediğine işaret edebileceğini ifade etti. Kurumsal sorumluluk gereği şüpheli görülen durumlarda laboratuvar analizlerinin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Özen, bu yaklaşımın hem çalışan sağlığı hem de işletme itibarı açısından kritik önem taşıdığını belirtti. TÜKETİCİ ALIŞKANLIKLARINDA DA DİKKAT GEREKİYOR Uyarıların yalnızca kurumsal satın alma birimlerine yönelik olmadığını vurgulayan BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, bireysel tüketicilerin de raf ürünlerinin içerik etiketlerini okuma alışkanlığı edinmesinin önemine dikkat çekti. Özen, piyasa ortalamasının belirgin biçimde altında yapılan fiyatlamaların, ürün kalitesi ve güvenilirliği açısından mutlaka sorgulanması gerektiğini belirterek, tüketici farkındalığının gıda güvenliğinde kritik rol oynadığını ifade etti. CAYDIRICI ÖNLEMLER GÜÇLENDİRİLMELİ Gıda güvenliğini toplum sağlığının temel bileşeni olarak tanımlayan Özen, tağşişli ürünlerin piyasaya arzıyla mücadelede yaptırımların güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Başkan Özen, "Yanıltıcı ürün satışı yalnızca üretici tarafında değil, tedarik zinciri boyunca sorumluluk doğuruyor. Etkin denetim ve caydırıcı cezalar bu süreci desteklemeli" değerlendirmesinde bulundu. ŞEFFAF ÜRETİM MODELLERİ ÖNE ÇIKIYOR BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek tedariki yapan işletmeler için belgelendirilmiş, hijyen standardı yerleşmiş, izlenebilir üretim süreçlerine sahip firmaların tercih edilmesinin hem işletme verimliliği hem çalışan sağlığı açısından belirleyici olduğunu hatırlatarak; BUYSAD üyesi şirketlerin üretim süreçlerini şeffaf raporlama modeliyle yürüttüklerinin altını çizdi.

Kalitesiz ahşap paletler gizli maliyetlere yol açıyor Haber

Kalitesiz ahşap paletler gizli maliyetlere yol açıyor

TAPSİAD Başkanı Akın Balcıoğlu, lojistikte standart dışı ahşap palet ve sandıkların güvenlik, maliyet ve çevre açısından ciddi risk oluşturduğu söyleyerek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kalite standartlarını güçlendirecek düzenleme ve etkin denetimleri hızlandırmasını talep etti. Balcıoğlu, özellikle zincir marketler dâhil tüm sektörlerde dayanıklılık ve sertifikasyonun satın alma kriterlerine eklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de zincir marketler ve üretim tesislerinde ahşap palet/sandık kullanımının artması, kalite konusunu tedarik zincirinin kritik bileşeni haline getirdi. TAPSİAD (Tüm Ahşap Ambalaj ve Palet Üreticileri Derneği) Başkanı Akın Balcıoğlu, piyasada standartlara uymayan üretimlerin yaygınlaşmasının; depolamada uygunsuz istif, sevkiyatta devrilme/kırılma, ürün zayiatı ve iş güvenliği sorunlarını büyüttüğünü vurguladı. ZİNCİR MARKETLERE ÇAĞRI: FİYAT KADAR DAYANIKLILIK VE SERTİFİKASYON Balcıoğlu, depolarda raf ve forklift hatlarının standart ölçü ile tasarlandığını, ölçü ve malzeme kalitesi düşük paletlerin akışı bozduğunu belirtti. Balcıoğlu, "Satın alma kriterlerinde dayanıklılık testleri, izlenebilirlik ve sertifikasyon yer almalı. Aksi halde lojistik güvenliğini ve müşteri memnuniyetini riske atıyoruz" dedi. DENETİM VE MEVZUAT: BAKANLIĞA VE TSE’YE ORTAK ÇAĞRI Başkan Akın Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın piyasa gözetimi ve denetimini güçlendirmesi, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile denetim ve uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiğini belirtti. Balcıoğlu’na göre sektöre standart dışı ürün girişi, hem firmalar arasında haksız rekabete yol açıyor hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Paletlerin standarda uygun üretilmesi ve sahada düzenli olarak kontrol edilmesi, işletmelerde yaşanabilecek kaza oranlarını düşürürken doğal kaynak kullanımını da optimize ediyor. Bu kapsamda TSE ile sektör paydaşlarının daha yakın çalışması, denetim süreçlerinin hem hızını hem de etkinliğini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: KISA ÖMÜR DAHA ÇOK AĞAÇ TÜKETİMİ DEMEK "Her kırılan palet yeni bir kesim baskısı demek" diyen Balcıoğlu, paletlerin sık sık yenilenmesinin hem orman kaynakları üzerinde ekonomik bir yük oluşturduğunu hem de karbon emisyonlarını artırdığını söyledi. Balcıoğlu’na göre daha uzun ömürlü, standartlara uygun ve onarılabilir paletlerin kullanılması, tedarik zincirlerinde ciddi maliyet avantajı sağlarken doğal kaynakların korunmasına da katkıda bulunuyor. Böylece odak yalnızca üründe değil, gelecekteki çevresel etkilerde de konumlanmış oluyor. İHRACAT POTANSİYELİ KALİTEDEN GEÇİYOR Türkiye’de ahşap palet ve sandık üretimi, iç pazarın yanı sıra yakın coğrafyaya yapılan ihracatla da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Başkan Akın Balcıoğlu, kaliteli ve standartlara uygun üretimin yalnızca ihracat imajı için değil; taşımada ürün güvenliği, lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve tedarik zinciri verimliliği açısından da zorunlu olduğunu belirtti. Balcıoğlu’na göre sertifikalı üretim, uluslararası pazarlarda Türk ürünlerine duyulan güveni artırırken rekabetçiliği de güçlendiriyor. TAPSİAD Başkanı Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sektör paydaşlarının piyasa gözetimi, lisanslandırma, izlenebilirlik ve eğitim başlıklarına odaklanması gerektiğini ifade etti. Balcıoğlu, standartların sahada etkin şekilde uygulanmasının hem haksız rekabeti önleyeceğini hem de kalite algısını yukarı taşıyacağını vurguladı. "Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz" diyen Balcıoğlu, ortak bir koordinasyon mekanizmasının sektörde uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlayacağını söyledi.

Yeşim Grup'tan sürdürülebilir üretimde örnek adım Haber

Yeşim Grup'tan sürdürülebilir üretimde örnek adım

Yeşim Grup, sürdürülebilir pamuk üretimi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Better Cotton Initiative (BCI) üyelerinin, tedarikçilerin ve üreticilerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, yeni fiziksel izlenebilirlik ve sertifikasyon sistemi hakkında katılımcılara bilgi verildi. Sürdürülebilir üretim ve sorumlu tedarik zinciri yönetimi konularında uzun yıllardır öncü uygulamalara imza atan Yeşim Grup, tekstil sektöründe şeffaflık ve izlenebilirliği güçlendiren önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. BCI Üyelik ve Tedarik Zinciri Müdürü Şeyma Karacay Lokmacı ile Kıdemli Tedarik Zinciri ve İzlenebilirlik Koordinatörü Erkan Eyüboğlu’nun öncülüğünde düzenlenen yarım günlük etkinliğe, Bursa’daki BCI üyesi firmaların temsilcileri, tedarikçi firmalar ve üreticiler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Yeşim Grup Sürdürülebilirlik Direktörü Mutlu Toksöz, "Sürdürülebilir üretim yaklaşımımızın en önemli ayaklarından biri, hammadde tedarik zincirinde şeffaflık ve izlenebilirliği güçlendirmek. BCI ile yürüttüğümüz ortak çalışmalar, bu vizyonumuzu somut adımlarla destekliyor. BCI’ın yenilenen logosuyla birlikte düzenlenen ilk etkinliğe Yeşim Grup olarak ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yeşim Grup’un BCI yolculuğunda edindiği deneyimleri üyelerle paylaşmayı ve bu süreçte birbirimizi karşılıklı olarak desteklemeyi çok değerli buluyoruz" dedi. Açılışın ardından söz alan Şeyma Karacay Lokmacı, BCI’ın 2025 yılı itibarıyla devreye aldığı yeni sertifikasyon sistemine ilişkin güncel bilgileri paylaşarak sistemin pamuk tedarik zincirinde şeffaflığı artıracağını vurguladı. Yeşim Grup İzlenebilirlik Grup Lideri Sevim Aşıktoprak ise Yeşim Grup’un sertifikalandırma sürecindeki deneyimlerini katılımcılarla paylaşarak bu sürecin tedarik zinciri boyunca şeffaflık kültürünü güçlendirdiğini ve Yeşim Grup’un global markalarla yürüttüğü sürdürülebilirlik hedefleriyle tam uyum içinde olduğunu belirtti. Erkan Eyüboğlu da üyelerin yeni sisteme geçiş süreçleri, uygulama adımları ve denetim gereklilikleri hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Katılımcılar, etkinlik boyunca hem teorik bilgi edindi hem de sahada karşılaşabilecekleri uygulamalara dair örnekleri tartışma fırsatı buldu. Toplantı boyunca yeni sistemin sektör genelinde izlenebilirliği güçlendireceği ve sürdürülebilir üretim zincirinde önemli bir dönüm noktası olacağı yönündeki görüşler paylaşıldı. Program, interaktif bir soru-cevap bölümüyle sona erdi. Yeşim Grup, sürdürülebilir pamuk üretiminde çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri birlikte ele alan bütüncül yaklaşımını sürdürmeye ve sektör genelinde iyi uygulama örneklerini paylaşmaya devam edecek. Sürdürülebilir pamuk üretimi ve izlenebilirlik alanında uzun süredir öncü uygulamalara imza atan Yeşim Grup, kısa süre önce "Better Cotton Chain of Custody" sertifikasını almaya hak kazandı. Bu belge, Yeşim Grup’un kumaş üretiminden bitmiş ürüne kadar tüm süreçlerde izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik standartlarını kararlılıkla uyguladığını belgeliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.