SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tedarik Zinciri

Söz Bursa - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Asgari ücrette yüzde 27 zam: Bakan Işıkhan yeni rakamları duyurdu Haber

Asgari ücrette yüzde 27 zam: Bakan Işıkhan yeni rakamları duyurdu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir" dedi. Çalışanları ve dolaylı olarak toplumun tamamını ilgilendiren yeni asgari ücretin belirlenmesine yönelik süreç sona erdi. İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026’da geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında üçüncü toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı, Bakan Işıkhan’ın başkanlığında saat 18.00’de başladı. Toplantının ardından Işıkhan, 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti açıkladı. "Talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 12 Aralık’ta başlattığı müzakerenin tamamlandığını ve yeni Asgari Ücret miktarının tespit edildiğini belirten Işıkhan, "Bakanlık olarak çalışma hayatımızda, sosyal diyaloğun bir gereği olarak, tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettik. Tabii bu süreçte, sizin de çok yakından takip ettiğiniz gibi, bakanlık olarak biz, her iki taraf arasındaki hakemlik rolümüzün gerektirdiği şekilde, hem işçi temsilcilerimizle hem de işveren temsilcilerimizle görüşmelerimizi kararlılıkla sürdürdük. Bu süreçte işçi konfederasyonlarımızla da, işveren temsilcileriyle de görüşmelerimizi yaparak, fikirlerini aldık ve onları, karar alma sürecine dahil ettik. Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak; sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü oluşturan sosyal diyalogun çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin, ön şartı olduğuna inanıyoruz" diye konuştu. "SATIN ALMA GÜCÜNÜN KORUNMASI VE YAŞAM KALİTESİNİN GELİŞTİRMESİNİ HEDEFLEMEKTEYİZ" İşçilerin de işverenlerin de çalışma hayatının asli unsurlar olduğunu ifade eden Bakan Işıkhan, "Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için, nasıl birlikte çalışıp birlikte alın teri döktüysek Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek; bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Bu ülke çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınma, vatandaşımıza refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de, diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların; çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla; vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirmesini hedeflemekteyiz" şeklinde konuştu. "HİÇBİR ZAMAN MUHALEFETİN POPÜLİST YAKLAŞIMLARINI DA CİDDİYE ALMADIK" Popülist olmadıklarını dile getiren Işıkhan, "Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık. Biz işimize baktık, çalıştık, ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik. Biz 23 yıldır, AK Parti olarak, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı; emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde Türkiye’nin küresel dönüşümde; güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda 'kimseyi dışarıda bırakmayan' bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır" ifadelerini kullandı. "TEMEL HEDEFİMİZ İŞÇİLERİMİZİ DE, İŞVERENLERİMİZİ DE MEMNUN EDECEK, BİR DENGE SEVİYESİNİN TESPİT EDİLMESİDİR" Türkiye’nin yarınlarının, bugünün emek ve üretim gücünü daha nitelikli hale getirerek güvence altına alınabileceğini vurgulayan Işıkhan, "Bu anlayışla, asgari ücrette de çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek; en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir. Burada temel hedefimiz işçilerimizi de işverenlerimizi de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesidir. Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "1 OCAK 2026 TARİHİNDEN İTİBAREN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE; NET ASGARİ ÜCRET 28 BİN 75 LİRA OLARAK BELİRLENMİŞTİR" Son olarak asgari ücreti açıklayan Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yaptığımız bu artışla asgari ücreti; geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre nominal olarak 171 kat, reel olarak ise yüzde 251’lik bir artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl bin lira olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl bin 270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı; enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz; tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir."

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli Haber

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli

BUYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek satın alımlarında yalnızca fiyat maliyetine odaklanmanın gıda güvenliği açısından önemli riskler doğurduğuna dikkat çekti. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD ) Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, endüstriyel yemek tedarik zincirinde kalite güvencesinin işletmeler için yalnızca tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. Özen, üretim ve dağıtım süreçlerinde izlenebilirliğin artırılmasının gıda güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. ARTAN MALİYETLER TAĞŞİŞ RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR Küresel jeopolitik gerilimler, kuraklık ve tarımsal girdi maliyetlerindeki yükselişin gıda fiyatlarını etkilediğini hatırlatan Başkan Özen, bu durumun bazı segmentlerde tağşiş vakalarını artırdığına dair resmi bildirimlere de yansıdığını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın periyodik olarak açıkladığı denetim sonuçlarının dikkatle takip edilmesini öneren Özen, özellikle işlenmiş et ürünlerinde et türüne ilişkin yanlış beyanların görülebildiğine işaret etti. Başkan Özen, tereyağı, zeytinyağı ve temel yağ gruplarında da benzer sorunların yaşandığını belirterek, "Bitkisel yağ karışımları veya alternatif yağ katkıları etikette doğru belirtilmediği takdirde tüketici yanıltılmış olur. Bu durum sadece ekonomik değil, sağlık açısından da risk barındırır" ifadelerini kullandı. HİJYEN KONTROLÜ REKABET UNSURU DEĞİL, ZORUNLULUK Uzmanlar, endüstriyel yemek alanında faaliyet gösteren ve gerekli denetim mekanizmalarını içselleştirmeyen işletmelerde hijyen standardının zaman zaman göz ardı edilebildiğine dikkat çekiyor. BUYSAD Başkanı Özen, "Kurumsal yemek hizmeti talep eden işletmeler tedarikçilerini seçerken yalnızca maliyete değil, üretim koşullarına ve kalite belgelerine odaklanmalı" diyerek firmalara kritik bir uyarıda bulundu. BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, sektörün bazı noktalarında uygulanan aşırı düşük fiyat politikalarının satın alma birimlerinde yanlış algılar oluşturabildiğine dikkat çekti. Özen, beklenenden çok daha düşük maliyetle teklif edilen menülerin, tağşiş riskinin yanı sıra üretim süreçlerindeki güvenlik adımlarının da doğru yönetilmediğine işaret edebileceğini ifade etti. Kurumsal sorumluluk gereği şüpheli görülen durumlarda laboratuvar analizlerinin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Özen, bu yaklaşımın hem çalışan sağlığı hem de işletme itibarı açısından kritik önem taşıdığını belirtti. TÜKETİCİ ALIŞKANLIKLARINDA DA DİKKAT GEREKİYOR Uyarıların yalnızca kurumsal satın alma birimlerine yönelik olmadığını vurgulayan BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, bireysel tüketicilerin de raf ürünlerinin içerik etiketlerini okuma alışkanlığı edinmesinin önemine dikkat çekti. Özen, piyasa ortalamasının belirgin biçimde altında yapılan fiyatlamaların, ürün kalitesi ve güvenilirliği açısından mutlaka sorgulanması gerektiğini belirterek, tüketici farkındalığının gıda güvenliğinde kritik rol oynadığını ifade etti. CAYDIRICI ÖNLEMLER GÜÇLENDİRİLMELİ Gıda güvenliğini toplum sağlığının temel bileşeni olarak tanımlayan Özen, tağşişli ürünlerin piyasaya arzıyla mücadelede yaptırımların güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Başkan Özen, "Yanıltıcı ürün satışı yalnızca üretici tarafında değil, tedarik zinciri boyunca sorumluluk doğuruyor. Etkin denetim ve caydırıcı cezalar bu süreci desteklemeli" değerlendirmesinde bulundu. ŞEFFAF ÜRETİM MODELLERİ ÖNE ÇIKIYOR BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek tedariki yapan işletmeler için belgelendirilmiş, hijyen standardı yerleşmiş, izlenebilir üretim süreçlerine sahip firmaların tercih edilmesinin hem işletme verimliliği hem çalışan sağlığı açısından belirleyici olduğunu hatırlatarak; BUYSAD üyesi şirketlerin üretim süreçlerini şeffaf raporlama modeliyle yürüttüklerinin altını çizdi.

Kalitesiz ahşap paletler gizli maliyetlere yol açıyor Haber

Kalitesiz ahşap paletler gizli maliyetlere yol açıyor

TAPSİAD Başkanı Akın Balcıoğlu, lojistikte standart dışı ahşap palet ve sandıkların güvenlik, maliyet ve çevre açısından ciddi risk oluşturduğu söyleyerek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kalite standartlarını güçlendirecek düzenleme ve etkin denetimleri hızlandırmasını talep etti. Balcıoğlu, özellikle zincir marketler dâhil tüm sektörlerde dayanıklılık ve sertifikasyonun satın alma kriterlerine eklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de zincir marketler ve üretim tesislerinde ahşap palet/sandık kullanımının artması, kalite konusunu tedarik zincirinin kritik bileşeni haline getirdi. TAPSİAD (Tüm Ahşap Ambalaj ve Palet Üreticileri Derneği) Başkanı Akın Balcıoğlu, piyasada standartlara uymayan üretimlerin yaygınlaşmasının; depolamada uygunsuz istif, sevkiyatta devrilme/kırılma, ürün zayiatı ve iş güvenliği sorunlarını büyüttüğünü vurguladı. ZİNCİR MARKETLERE ÇAĞRI: FİYAT KADAR DAYANIKLILIK VE SERTİFİKASYON Balcıoğlu, depolarda raf ve forklift hatlarının standart ölçü ile tasarlandığını, ölçü ve malzeme kalitesi düşük paletlerin akışı bozduğunu belirtti. Balcıoğlu, "Satın alma kriterlerinde dayanıklılık testleri, izlenebilirlik ve sertifikasyon yer almalı. Aksi halde lojistik güvenliğini ve müşteri memnuniyetini riske atıyoruz" dedi. DENETİM VE MEVZUAT: BAKANLIĞA VE TSE’YE ORTAK ÇAĞRI Başkan Akın Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın piyasa gözetimi ve denetimini güçlendirmesi, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile denetim ve uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiğini belirtti. Balcıoğlu’na göre sektöre standart dışı ürün girişi, hem firmalar arasında haksız rekabete yol açıyor hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Paletlerin standarda uygun üretilmesi ve sahada düzenli olarak kontrol edilmesi, işletmelerde yaşanabilecek kaza oranlarını düşürürken doğal kaynak kullanımını da optimize ediyor. Bu kapsamda TSE ile sektör paydaşlarının daha yakın çalışması, denetim süreçlerinin hem hızını hem de etkinliğini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: KISA ÖMÜR DAHA ÇOK AĞAÇ TÜKETİMİ DEMEK "Her kırılan palet yeni bir kesim baskısı demek" diyen Balcıoğlu, paletlerin sık sık yenilenmesinin hem orman kaynakları üzerinde ekonomik bir yük oluşturduğunu hem de karbon emisyonlarını artırdığını söyledi. Balcıoğlu’na göre daha uzun ömürlü, standartlara uygun ve onarılabilir paletlerin kullanılması, tedarik zincirlerinde ciddi maliyet avantajı sağlarken doğal kaynakların korunmasına da katkıda bulunuyor. Böylece odak yalnızca üründe değil, gelecekteki çevresel etkilerde de konumlanmış oluyor. İHRACAT POTANSİYELİ KALİTEDEN GEÇİYOR Türkiye’de ahşap palet ve sandık üretimi, iç pazarın yanı sıra yakın coğrafyaya yapılan ihracatla da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Başkan Akın Balcıoğlu, kaliteli ve standartlara uygun üretimin yalnızca ihracat imajı için değil; taşımada ürün güvenliği, lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve tedarik zinciri verimliliği açısından da zorunlu olduğunu belirtti. Balcıoğlu’na göre sertifikalı üretim, uluslararası pazarlarda Türk ürünlerine duyulan güveni artırırken rekabetçiliği de güçlendiriyor. TAPSİAD Başkanı Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sektör paydaşlarının piyasa gözetimi, lisanslandırma, izlenebilirlik ve eğitim başlıklarına odaklanması gerektiğini ifade etti. Balcıoğlu, standartların sahada etkin şekilde uygulanmasının hem haksız rekabeti önleyeceğini hem de kalite algısını yukarı taşıyacağını vurguladı. "Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz" diyen Balcıoğlu, ortak bir koordinasyon mekanizmasının sektörde uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlayacağını söyledi.

Yeşim Grup'tan sürdürülebilir üretimde örnek adım Haber

Yeşim Grup'tan sürdürülebilir üretimde örnek adım

Yeşim Grup, sürdürülebilir pamuk üretimi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Better Cotton Initiative (BCI) üyelerinin, tedarikçilerin ve üreticilerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, yeni fiziksel izlenebilirlik ve sertifikasyon sistemi hakkında katılımcılara bilgi verildi. Sürdürülebilir üretim ve sorumlu tedarik zinciri yönetimi konularında uzun yıllardır öncü uygulamalara imza atan Yeşim Grup, tekstil sektöründe şeffaflık ve izlenebilirliği güçlendiren önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. BCI Üyelik ve Tedarik Zinciri Müdürü Şeyma Karacay Lokmacı ile Kıdemli Tedarik Zinciri ve İzlenebilirlik Koordinatörü Erkan Eyüboğlu’nun öncülüğünde düzenlenen yarım günlük etkinliğe, Bursa’daki BCI üyesi firmaların temsilcileri, tedarikçi firmalar ve üreticiler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Yeşim Grup Sürdürülebilirlik Direktörü Mutlu Toksöz, "Sürdürülebilir üretim yaklaşımımızın en önemli ayaklarından biri, hammadde tedarik zincirinde şeffaflık ve izlenebilirliği güçlendirmek. BCI ile yürüttüğümüz ortak çalışmalar, bu vizyonumuzu somut adımlarla destekliyor. BCI’ın yenilenen logosuyla birlikte düzenlenen ilk etkinliğe Yeşim Grup olarak ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yeşim Grup’un BCI yolculuğunda edindiği deneyimleri üyelerle paylaşmayı ve bu süreçte birbirimizi karşılıklı olarak desteklemeyi çok değerli buluyoruz" dedi. Açılışın ardından söz alan Şeyma Karacay Lokmacı, BCI’ın 2025 yılı itibarıyla devreye aldığı yeni sertifikasyon sistemine ilişkin güncel bilgileri paylaşarak sistemin pamuk tedarik zincirinde şeffaflığı artıracağını vurguladı. Yeşim Grup İzlenebilirlik Grup Lideri Sevim Aşıktoprak ise Yeşim Grup’un sertifikalandırma sürecindeki deneyimlerini katılımcılarla paylaşarak bu sürecin tedarik zinciri boyunca şeffaflık kültürünü güçlendirdiğini ve Yeşim Grup’un global markalarla yürüttüğü sürdürülebilirlik hedefleriyle tam uyum içinde olduğunu belirtti. Erkan Eyüboğlu da üyelerin yeni sisteme geçiş süreçleri, uygulama adımları ve denetim gereklilikleri hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Katılımcılar, etkinlik boyunca hem teorik bilgi edindi hem de sahada karşılaşabilecekleri uygulamalara dair örnekleri tartışma fırsatı buldu. Toplantı boyunca yeni sistemin sektör genelinde izlenebilirliği güçlendireceği ve sürdürülebilir üretim zincirinde önemli bir dönüm noktası olacağı yönündeki görüşler paylaşıldı. Program, interaktif bir soru-cevap bölümüyle sona erdi. Yeşim Grup, sürdürülebilir pamuk üretiminde çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri birlikte ele alan bütüncül yaklaşımını sürdürmeye ve sektör genelinde iyi uygulama örneklerini paylaşmaya devam edecek. Sürdürülebilir pamuk üretimi ve izlenebilirlik alanında uzun süredir öncü uygulamalara imza atan Yeşim Grup, kısa süre önce "Better Cotton Chain of Custody" sertifikasını almaya hak kazandı. Bu belge, Yeşim Grup’un kumaş üretiminden bitmiş ürüne kadar tüm süreçlerde izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik standartlarını kararlılıkla uyguladığını belgeliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.