SON DAKİKA
Hava Durumu

#Terörsüz Türkiye

Söz Bursa - Terörsüz Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terörsüz Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İsmet Büyükataman’dan Müsavat Dervişoğlu’na sert tepki: "Zikzak çizme konusunda sicili kabarıktır! Haber

İsmet Büyükataman’dan Müsavat Dervişoğlu’na sert tepki: "Zikzak çizme konusunda sicili kabarıktır!

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik eleştirilerine sosyal medya üzerinden çok sert yanıt verdi. Büyükataman, Dervişoğlu’nu "zikzak çizmekle" ve "terör odaklarıyla aynı hizada durmakla" suçladı. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE DEVLET POLİTİKASIDIR" Büyükataman, Devlet Bahçeli’nin "Kurucu Önder" vurgusunun çarpıtıldığını belirterek, "Bu vurgu, terör örgütünün Suriye’deki uzantısı olan SGD/YPG’nin silah bırakıp fesih çağrısına uyması gerektiğini hatırlatmaya yöneliktir. Terörsüz Türkiye, terörü meşrulaştıran değil kökünü kazıyan bir devlet politikasıdır. Bu yoldan dönüş yoktur" ifadelerini kullandı. "MÜSAVAT EFENDİ NEDEN RAHATSIZ?" İYİ Parti liderinin tavrını eleştiren Büyükataman, "SGD/YPG’nin silah bırakma çağrısından İsrail’den sonra en çok İP’li Müsavat’ın huzursuz olması manidardır. Kendi siyasi varlığını sürdürmek için iftira atan Dervişoğlu’nun dönüşleri aziz milletimizin malumudur" dedi. Açıklamasının sonunda MHP’nin ilkeli siyasetine vurgu yapan Büyükataman, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinin hiçbir zaman tartışma konusu olmadığını ve Türk milletinin Cumhur İttifakı etrafında kenetlendiğini belirtti. Milliyetçi Hareket Partisi, ilkeli ve tutarlı siyaset anlayışıyla Türk siyaset hayatında ve büyük Türk milletinin gönlünde tartışılmaz bir yere sahiptir.Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ağzından çıkan her söz Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda söylenmiştir.Partimiz…— İsmet Büyükataman (@buyukataman) January 13, 2026

Erdoğan’dan Halep mesajı: "Kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz " Haber

Erdoğan’dan Halep mesajı: "Kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz "

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halep’in YPG unsurlarından temizlenmesinin Suriye’deki kalıcı barış için önemli bir kazanım olduğunu vurgulayarak, "Türkler, Araplar, Kürtler arasındaki kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dün partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Suriye’deki son gelişmeler ile Terörsüz Türkiye sürecini değerlendirdiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Erdoğan, Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek bir durumun oluşmaması için gerekli tüm önlemlerin alındığını ifade ederek, Halep’in YPG unsurlarından temizlenmesinin Suriye’de kalıcı barış, huzur ve güvenliğin tesisi açısından önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın, terör örgütünün Suriye’deki uzantısının maksimalist ve irrasyonel taleplerine rağmen, Suriye hükümetinin kuşatıcı bir anlayışla hareket ettiğini, bu yaklaşımın devam etmesinin Suriye halkının hayrına olacağını söyledi. "KARDEŞLİĞİN BOZULMASINA İZİN VEREMEYİZ" Komşuluk hukukunun altını çizen Erdoğan, "Türkler, Araplar, Kürtler arasındaki kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz, süreci hassasiyetle yönetmeliyiz, tahriklere karşı dikkatli olmalıyız" dedi. "SON GELİŞMELER, 10 MART MUTABAKATININ UYGULANMASI İÇİN TARİHİ FIRSAT" Halep’teki son gelişmelerin 10 Mart mutabakatının uygulanması için tarihi bir fırsat sunduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin bu doğrultuda çalışmalarını sürdürmeye kararlı olduğunu vurguladı.

Erdoğan: "Milleti beceriksizlerin insafına bırakmayacağız" Haber

Erdoğan: "Milleti beceriksizlerin insafına bırakmayacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Meydanlarda vaat yağmuruna tutup bugün başkent Ankara’ya su bile veremeyen beceriksizlerin insafına bu milleti bırakmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) partisinin Grup Toplantısı'na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, 2026 yılında gerçekleştirilen ilk grup toplantısının Türkiye, Türk milleti, AK Parti ve Türk demokrasisi için hayırlara vesile olmasını diledi. AK Parti ailesinin her geçen gün güçlendiğini ve yeni katılımlarla saflarını genişlettiğini dile getiren Erdoğan, güncel verilere göre AK Parti’nin 11 milyon 543 bin 301 üye sayısıyla zirvedeki yerini koruduğunu ve ikinci sırada yer alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile aradaki üye sayısının 9,6 milyondan fazla olduğunu kaydetti. "MUHALEFETİN SOKAK NÜMAYİŞLERİNDEN BAŞKA İCRAATININ OLMADIĞI DÖNEMDE TÜRKİYE’YE AŞKLA HİZMET ETTİK" AK Parti’nin Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet isteyen herkese açık olduğunu ve daima da açık olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan sonra da saflarımızı sıklaştırarak, birbirimize kenetlenerek AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak daha da güçlenerek yola kararlılıkla devam edeceğiz. Üstat Necip Fazıl'ın siyasette pusulamız olan şu anlamlı sözlerini AK kadrolar olarak her daim aklımızda tutacağız. Ne diyordu o büyük şair; ‘Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak lazım.’ İşte biz de insanımıza olan şükran borcumuzu daha fazla çalışarak, hizmet ve eser üreterek ve koşturarak ödeyeceğiz. Nitekim bunu yapmanın samimi çabası içindeyiz. Geride bıraktığımız 2025 yılında son 23 yıldır olduğu gibi yine gece gündüz demeden milletimiz için ter döktük. Muhalefetin sokak nümayişlerinden başka icraatının olmadığı bir dönemde biz, ‘aşkla çalışan yorulmaz düsturuyla’ tüm Türkiye'ye aşkla hizmet ettik" ifadelerini kullandı. "KRİZİN EKSİK OLMADIĞI 2025 YILINDA MİLLETİN EMANETİNE EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKTIK" Bölgesel ve küresel gelişmeler bağlamında oldukça yoğun geçen bir seneyi daha geride bıraktıklarını kaydeden Erdoğan, "Krizin, çatışmanın, savaşın, dünyanın birçok yerinde gerilimin eksik olmadığı 2025 yılında hamdolsun milletin emanetine en güzel şekilde biz sahip çıktık. Yönetmek zorunda kaldığımız hassas süreçlerin hiçbirinde Türkiye'nin çıkarlarına zerre miskal halel getirmedik. Beşinci yılına girecek Rusya-Ukrayna savaşından Gazze soykırımına, komşumuz İran'a düzenlenen saldırılardan Sudan'daki insani felakete, Amerika ve Avrupa'yla ilişkilerimizden Türk dünyasıyla güçlenen işbirliğimize, Katar'a yapılan operasyonda aldığımız tavra, terörsüz Türkiye çalışmalarından 19 Mart sonrası sokaklarımızın terörize edildiği nümayişlere kadar her alanda içeride ve dışarıda çok başarılı bir sınav verdik. Türkiye'nin selametini, milletimizin geleceğini her zaman ön planda tuttuk. Yıl boyunca karşılaştığımız onca sınamaya, onca sıkıntıya rağmen AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak milletimizin başını yere eğdirmemek içiin her zaman Türkiye'nin, Türk milletinin büyüklüğüne, şanına, saygınlığına, itibarına uygun şekilde hareket ettik" dedi. "455 BİN AFET KONUTUNUN KURASINI YIL BİTMEDEN ÇEKEREK DEPREMZEDE KARDEŞLERİMİZE VERDİĞİMİZ SÖZLERİ TUTMANIN KIVANCINI YAŞADIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılında birinci önceliklerinin deprem bölgesinin ihyası olduğunu dile getirerek, "455 bin afet konutunun kurasını yıl bitmeden çekerek depremzede kardeşlerimize verdiğimiz sözleri tutmanın kıvancını yaşadık. Allah'a sonsuz şükürler olsun ki bize duyulan güveni boşa çıkarmadık. Biz sadece ev, iş yeri, konut yapmadık. Deprem bölgesinde aynı zamanda umutları da inşa ettik. Teslim ettiğimiz yuvalarımız hak sahiplerine hayırlı uğurlu olsun diyorum. Deprem bölgesindeki kalan çalışmalarımızı yeni yılda da aynı tempoda sürdüreceğiz. Yine bu vesileyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde müzakere edilerek karara bağlanan, yılbaşı itibarıyla da yürürlüğe giren merkezi yönetim bütçemizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 2026 yılı bütçemizi, daha önceki bütçemiz gibi 86 milyonun refahını artırmayı amaçlayan, kalkınmayı önceleyen insan merkezli üretim ve ihracat ekonomisi eksenli bir tasavvurla hazırladık" diye konuştu. "MASADA OLMAYANIN MENÜYE KONULDUĞU ACIMASIZ BİR BÖLÜŞÜM KAVGASININ TAM ORTASINDAYIZ" Yeni yılın Türkiye için bir reform yılı olacağına vurgu yapan Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı Reform Programımızı Keclisimizin de desteğiyle inşallah hayata geçireceğiz. Bunun dışında çocuklarımızın dijital tehditlerden korunmasından sosyal yardım sistemimizin yeniden gözden geçirilmesine kadar geniş bir yelpazede insanımızın hayatına dokunan reformları milletimizle buluşturacağız. Dünyanın ve bölgemizin hangi ciddi tehditlerle yüzleştiğini hepimiz takip ediyoruz. Küresel ekonomi, değerli metaller üzerinden yürüyeceği ve çok can yakacağı anlaşılan yeni bir muharebenin hızla içine sürükleniyor. Enerji kaynaklarını elde etme uğruna. ticaret yollarını elde etme uğruna yeni bir paylaşım rekabetinin hem de çok agresif bir şekilde yaşanacağı görülüyor. Batı dünyası yıllardır başka ülkeleri tehdit etmek için kullandığı tüm argümanlarını tek tek kaybediyor. Masada olmayanın menüye konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız. Dalga boyu artan bu küresel fırtınadan Türkiye'yi sahil-i selamete ulaştıracak olan kadro bellidir, bu kadronun adı da AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Güçlü Türkiye'nin güvencesi güçlü bir AK Parti, güçlü bir Cumhur İttifakı'dır. Emperyalist oyunları bozacak olan irade, tecrübe ve cesaret işte bu kadroda, bu ittifakta ziyadesiyle mevcuttur" ifadelerine yer verdi. "MEYDANLARDA VAAT YAĞMURUNA TUTUP BUGÜN BAŞKENT ANKARA’YA SU BİLE VEREMEYEN BECERİKSİZLERİN İNSAFINA BU MİLLETİ BIRAKMAYACAĞIZ" "Ne yapacaksak şahsımız için değil, tüm Türkiye için yapacağız" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bunu seçim zamanı meydanlarda vatandaşı vaat yağmuruna tutup bugün başkent Ankara'ya haftalardır su bile veremeyen beceriksizlerin insafına bu milleti bırakmamak için yapacağız. Bunu doymak bilmez ihtirasları için belediyeleri arpalığa çevirenlerin mağdur ettiği milyonlarca vatandaşımız için yapacağız. Bunu maaş ödeyemez hale getirdikleri belediye bütçeleriyle tropik adalarda keyif çatan aymazların bir daha şehirlerimize musallat olmaması için yapacağız. Bunu yabancılara ülkelerini şikayet etmeyi maharet zanneden kalitesi ve kalibresi düşük siyasetçileri tarihin tozlu raflarına göndermek için yapacağız. Bunu seviyesiz fotoğraflar üzerinden ağababaları adına güya bize mesaj verdiğini düşünen şuursuzları sandığa gömmek için yapacağız. Bunu aynı zamanda Türkiye'nin ismini duyunca gözleri umutla parlayan mazlum ve mağdurların huzuru, refahı, güvenliği için yapacağız. Bunu istikbalimizin teminatı olan sevgili gençlerimizin daha müreffeh ve muteber bir ülkede yaşamaları için yapacağız. Bunu 86 milyon için, yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimiz için, gönül ve kültür coğrafyamızdaki yüz milyonlarca dostumuz için yapacağız. Hepsinden öte bunu Türkiye yüzyılının tüm unsurlarıyla gerçeğe dönüşmesi için yapacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın tökezlemesini bekleyenleri yine hüsrana uğratacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 2026 mesajı: "Laf değil iş üreteceğiz, Türkiye Yüzyılı'nı inşa edeceğiz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 2026 mesajı: "Laf değil iş üreteceğiz, Türkiye Yüzyılı'nı inşa edeceğiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yıl mesajında 2025 yılının genel değerlendirmesini yaparak, 2026 hedeflerine ilişkin önemli mesajlar verdi. Erdoğan, ekonomiden terörle mücadeleye, deprem konutlarından dış politikaya kadar birçok başlıkta kararlılık vurgusu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni takvim yılının ülkemiz, milletimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Gerek terör örgütleri, zehir tacirleri ve şehir eşkıyalarıyla mücadelemizde, gerekse devletimizin güvenliği ve bekasını temin uğrunda şehit düşen tüm kahramanlarımızı rahmetle yad ediyorum. 86 milyonun huzur ve esenliği için büyük bedeller ödeyen gazilerimizin her birine şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Geride bıraktığımız sene hem ülkemizde hem de dünyada önemli gelişmeler yaşandı. Bölgemizde etkisi artan savaş, kriz ve gerilim ortamına rağmen emin ve ehil kadroların yönetiminde Türkiye kutlu yolculuğunu güvenle sürdürüyor. Kararlılıkla uyguladığımız ekonomi programının olumlu sonuçlarına geniş bir yelpazede şahitlik ediyoruz" dedi. "Dezenflasyon sürüyor, üretimde vites yükselttik" Erdoğan, "Dezenflasyon süreci devam ederken, Merkez Bankamızın rezervleri güçleniyor, üretim, yatırım, istihdam ve ihracatta vites yükseltiyoruz. Turizmden savunma sanayine birçok alanda rekordan rekora koşuyoruz" şeklinde konuştu. "2025 YILI BOYUNCA HÜKÜMETİMİZİN BİRİNCİ ÖNCELİĞİ 6 ŞUBAT ASRIN FELAKETİNİN YARALARININ SARILMASI OLDU" İlk kuraları iki gün önce çekilen 500 bin sosyal konut projemizin dar gelirli vatandaşlarımızı çok uygun şartlarla ev sahibi yapma yanında, konut ve kira fiyatlarındaki köpüğün inmesine de katkı vereceğine inandığının altını çizen Erdoğan, "Ekonomide elde ettiğimiz kazanımları bu sene reformlarla taçlandırmak niyetindeyiz. Büyük kongremizde açıkladığımız Türkiye Yüzyılı reform programımızı meclisimizin de desteğiyle inşallah adım adım hayata geçireceğiz. 2025 yılı boyunca hükümetimizin birinci önceliği 6 Şubat asrın felaketinin yaralarının sarılması oldu. Kaybettiğimiz canları geri getiremesek de altyapısıyla, meydanlarıyla, yeşil alanları, sosyal donatılarıyla, tarihi ve kültürel dokusuyla şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmayı başardık. Söz verdiğimiz üzere 27 Aralık'ta Hatay'da yaklaşık 100 bin kardeşimizin katılımıyla 455 bininci deprem konutumuzun anahtarını hak sahiplerine büyük bir gururla takdim ettik. Yeni ev ve işyerleri depremzedelerimize hayırlı uğurlu olsun diyorum. 6 Şubat'tan bu yana, kışın soğuğuna, yazın sıcağına aldırmadan 7 gün 24 saat esasıyla şantiyelerde çalışan tüm kardeşlerime, konutların inşasında emeği geçen tüm kurumlarımıza ve hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. İnşaat çalışmalarına omuz vermek yerine yapılan her işi kötüleyenleri ise, devletimizin neleri başardığını bizzat yerinde görebilmeleri için Hatay'a ve diğer afetzede şehirlerimize davet ediyorum." ifadelerini kullandı. "SİYASİ BİRLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAĞLAMIŞ GÜÇLÜ BİR SURİYE, İNANIYORUZ Kİ HEM ÇEVRESİNE HEM DE DÜNYAYA MÜSTESNA KATKILAR YAPACAKTIR" İktidar ve ittifak olarak bundan sonra da verdiğimiz sözleri tutacak, milletimize mahcup olmayacağız diyen Erdoğan, "Sadece kendi insanımızı değil, yüzü ülkemize dönük hiçbir kardeşimizi yalnız bırakmayacağız. Hakkı, adaleti ve vicdanı merkeze alan siyasetimizin yansımaları Suriye ve Gazze başta olmak üzere bölgemizin her yanında görülmektedir. 8 Aralık devrimiyle hürriyetine kavuşan komşumuz Suriye'de toparlanma hızlanmış, siyasi istikrar yolunda kısa sürede önemli mesafe alınmıştır. Suriye'de huzur ortamı kökleştikçe gönüllü geri dönüşler de artmış, son bir yılda 600 bin Suriyeli misafirimiz vatanlarına geri dönmüştür. Siyasi birliğini ve toprak bütünlüğünü sağlamış güçlü bir Suriye, inanıyoruz ki hem çevresine hem de dünyaya müstesna katkılar yapacaktır. Türkiye olarak Arap, Kürt, Türkmen, Sünni, Şii, Nusayri demeden Suriye halkının huzur ve güvenliği için yeni yönetime gereken desteği vereceğiz. Gazze'de bizim de katkımızla sağlanan ateşkes, İsrail'in tüm ihlallerine rağmen Gazzeli kardeşlerimizin sağduyusu sayesinde halen sürmektedir. İsrail'in saldırılarının durması, Gazze'ye insani yardım girişinin hızlanması ve yeniden inşaat çalışmalarının başlayabilmesi için yoğun çaba içindeyiz. Çoğu çocuk ve kadın 71 bin kardeşimizi şehit edenler, adalete hesap verene kadar sinmeyecek, susmayacak, soykırımı asla unutturmayacağız" dedi. "MAVİ VATANDA NE EMRİVAKİYE NE YANKESİCİLİĞE NE DE KORSANLIĞA ASLA GÖZ YUMMAYACAĞIMIZIN BİLİNMESİNİ İSTİYORUM" Erdoğan, "Beşinci yılına girecek Rusya-Ukrayna savaşının bir an evvel adil ve kalıcı bir barışla noktalanması için de girişimlerimizi sürdürüyoruz. Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve Kıbrıs Türk halkının çıkarlarına yönelik artan tahrik ve tehditleri yakından takip ediyoruz. Mavi vatanda ne emrivakiye ne yankesiciliğe ne de korsanlığa asla göz yummayacağımızın bilinmesini istiyorum. " şeklinde konuştu. Yalnızca ülkemizin değil, bölgemizin de önünde yepyeni bir sayfa açacak Terörsüz Türkiye sürecinde bazı önemli eşikleri geride bıraktık diyen Erdoğan, "Cumhur İttifakı olarak bu süreçte her zaman yapıcı davrandık, çözüme konsantre olarak elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koyduk. İlgili tarafları dikkatle dinleyen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz, sürece yeni bir soluk kazandıracağını düşündüğümüz nihai raporunu inşallah yakında tekemmül ettirecek. Komisyonun son düzlükte uzlaşı ruhuyla hareket etmesi arzumuzdur. Ülkemizi 40 yıllık bir musibetten kurtarmayı hedefleyen bu süreç, gündelik siyasetin çıkar hesaplarına kurban edilmemelidir. Biz de sürecin bir yol kazası yaşanmadan menzili maksuduna varması için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. 23 senedir olduğu gibi, kalbimizde sadece millet ve memleket sevdasıyla 86 milyonun tamamına hizmet edecek, tüm Türkiye'nin refahı, huzuru ve esenliği için fedakarca çalışmayı sürdüreceğiz. 2026 yılında da laf yerine iş üretecek, polemik yerine icraat yapacak, eserlerimizle, yatırımlarımızla konuşmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Türkiye Yüzyılı ülkümüze destek olan herkese teşekkür ediyorum. Bu düşüncelerle yeni miladi yılınızı tebrik ediyor, 2026 yılının ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla" ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç’tan ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: DEM Parti heyetiyle kritik zirve Haber

Bakan Tunç’tan ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: DEM Parti heyetiyle kritik zirve

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti İmralı Heyeti üyelerinin gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin, "Ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük bir öneme sahip olan ‘Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk" dedi. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Van Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'u ziyaret etti. "‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNE İLİŞKİN GENİŞ KAPSAMLI DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDUK" Bakan Tunç, ziyaretin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmede kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını aktararak, "Ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük bir öneme sahip olan ‘Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde Devletimizin ilgili kurumları tarafından büyük bir koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar ile TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortaya koyacağı yol haritası kapsamında atılacak adımları konuştuk" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE YÜZYILINI TERÖR OLMADAN DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE İNŞA EDECEĞİZ" Huzurlu ve güvenli bir geleceğe kavuşmanın herkesin arzusu olduğunu belirten Tunç, "Millet olarak hepimize büyük acılar yaşatan, ülkemizin kalkınmasının ve daha da güçlenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan terörün tamamen sona ermesi; gençlerimizin, çocuklarımızın, milletimizin daha huzurlu ve güvenli bir geleceğe kavuşması hepimizin ortak arzusudur. Aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetine daima sahip çıkacak, süreci hassasiyetle yürütmeye devam edeceğiz. Ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşıyacak, Türkiye Yüzyılını terör olmadan daha güçlü bir şekilde inşa edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması Haber

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partinin kongre merkezinde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ‘Terörsüz Türkiye’ çerçevesinde yürüttüğü çalışmalarda çok önemli bir aşamanın tamamlandığını ve gelinen noktada siyasi partilerin raporlarını teslim ettiğine dikkati çekerek, "Cumhur İttifakı üyeleri olarak hem bizim hem de Milliyetçi Hareket Partisi’nin verdiği raporlarda ortaya koyulan ilkeler ortaktır ve benzerdir. Yaklaşımlar ve değerlendirmeler konusunda büyük bir oranda uyum vardır. Bu da Cumhur İttifakı açısından, böylesine büyük bir meselenin çözümü için Türkiye’yi terörsüz günlere ve bağlantılı olarak bölgemizi terörsüz bir ortama kavuşturmak amacıyla takip edilen bir iradeyi ifade etmektedir. Şimdiye kadar yol haritası işlemiştir" dedi. AK Parti olarak sunulan raporda görüşlerinin çok açık bir şekilde ifade edildiğini belirten Çelik, "Arkadaşlarımız da aynı şekilde, bu bütçe vesilesiyle yapılan konuşmalarda bunu net bir biçimde ortaya koymuşlardır. Önümüzdeki dönemde şimdiye kadar boşaltılan mağaralar vardır, sembolik düzeyde bırakılan silahlar vardır. Önümüzdeki dönemde silahların bırakılması, silahların yakılması konusunda atılacak adımlar; terör örgütünün fesih sürecinin fiilî olarak görülebildiği, tespit ve teyit edilebildiği birtakım raporların ve gözlemlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu durum, birçok konuyu son derece kolaylaştıracaktır" diye konuştu. "CUMHURBAŞKANIMIZIN KOYDUĞU ŞAŞMAZ İRADE 17-25 ARALIK’TA VE 15 TEMMUZ GECESİNDE GİRİŞİMLERİN BERTARAF EDİLMESİNİ SAĞLAMIŞTIR" FETÖ terör örgütü tarafından Türkiye’nin milli egemenliğine yönelik gerçekleştirilen 17-25 Aralık yargısal darbe teşebbüsünün yıl dönümüne de değinen Çelik, "Cumhurbaşkanımızın o gün ortaya koyduğu şaşmaz irade, hiçbir tereddüt göstermeden sergilediği güçlü duruş; hem 17-25 Aralık’ta hem de 15 Temmuz gecesi bu girişimlerin bertaraf edilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla burada, belki de Türk devlet hayatının, siyasi hayatımızın ve toplumsal hayatımızın en büyük tehlikelerinden biri bu şekilde savuşturulmuş oldu" ifadelerini kullandı. "İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI’NIN ‘SARI HAT YENİ SINIRDIR’ DEMESİ, ASLINDA ATEŞKESİN TAM ZITTINA BİR AÇIKLAMADIR" Varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye dönük olarak İsrail tarafından her gün yeni bir eylem ve saldırganlık üretildiğini vurgulayan Çelik, "Şu ana kadar Gazze’nin yüzde 58’i fiilen işgal altındadır. Burada tabii birtakım hatlar oluşturulmuştur. Bunlardan biri ‘Sarı Hat’tır. Aslında ‘Sarı Hat’, ateşkese ulaşmak için gerekli askerî önlemlerden biri olarak ortaya konulmuştur. Ancak İsrail Genelkurmay Başkanı’nın ‘Sarı Hat yeni sınırdır’ demesi, aslında ateşkesin tam zıttına bir açıklamadır. Bu, ateşkese hizmet eden değil; tam tersine Sarı Hat’ı bir ilhak olarak konumlandıran bir açıklamadır. Bu durum, ateşkesin bütün mekanizmalarına ve ateşkese ulaşmak için işletilmesi gereken yol haritasının tüm dinamiklerine aykırıdır. Dolayısıyla burada, ‘Sarı Hat’ başta olmak üzere bütün bu hatların aslında geçici bir askerî önlem olduğunu ve ateşkese ulaşmak amacıyla oluşturulduğunu unutmamak gerekir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "GALİP BEY BUGÜN BİR AÇIKLAMA YAPMIŞ, AÇIKLAMASINDA HERHANGİ BİR BAKANIMIZI KASTETMEDİĞİNİ İFADE EDİYOR" Bir gazeteci tarafından AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’nun Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı hedef aldığı iddia edilen sözlerinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın, devletimizin başı olarak çizdiği dış politika çizgisi; hem kabinedeki bütün arkadaşlarımız tarafından hem de genel başkanımız olarak partimiz tarafından aynen takip edilmektedir. SDG konusunda da bakanlarımız arasında ya da parti yetkililerimiz arasında herhangi bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur. Aynı şekilde, kabinedeki hiçbir arkadaşımızın Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir faaliyeti ya da söylemi söz konusu değildir. Bu konuda görüşümüzü baştan beri söylüyoruz. Bu çerçevede Dışişleri Bakanımızın söyledikleri de Cumhurbaşkanımızın iradesinin bir neticesidir. Millî Savunma Bakanımızın ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın yürüttüğü faaliyetler de bu iradenin ve bu çerçevenin içerisindedir. Bizim burada yaptığımız açıklamalar da aynı şekilde bu iradenin kapsamındadır. Bütün bunlar, siyaset yapıcı kurumlar tarafından olgunlaştırılarak Cumhurbaşkanımıza; çeşitli güvenlik ve değerlendirme toplantıları vesilesiyle arz edilmektedir. Konular en stratejik ayrıntılarına kadar ele alınmakta, bir çerçeve oluşturulmakta ve en sonunda devletimizin başı olarak Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatlar yerine getirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla burada bakanlarımız arasında ya da parti ile kabine arasında bir çelişki aramak doğru değildir. Zaman zaman bazı yorumlar görüyoruz; 'şu kişi sert konuşuyor, bu kişi yumuşak konuşuyor' deniliyor. Böyle bir durum söz konusu değildir. Tutumumuz nettir. Bu nedenle; Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı arasında, bu konuda herhangi bir ayrım ya da farklı bir yöne bakma söz konusu değildir. Biraz önce bahsettiğim mekanizma çerçevesinde, devletimizin başı olan Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve verdiği talimatlar yerine getirilmektedir. Galip bey bugün bir açıklama yapmış, kendisinin başka bir şeyi kastederek bu sözleri söylediğini, burada herhangi bir bakanımızı kastetmediğini ifade ediyor" cevabını verdi. "BİR ÜLKEDE İKİ ORDU OLMAZ, İKİ SİLAHLI GÜÇ OLMAZ" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in SDG’nin entegrasyonuna yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz. Ordu düzeyinde iki silahlı güç olacağı düşünülüyorsa bunun sonu iç savaş senaryosudur. Böyle bir senaryoda Araplar kaybeder, Türkmenler kaybeder, Kürtler kaybeder; Aleviler, Sünniler, Nusayriler, Ezidiler, Şiiler herkes kaybeder. Bizim arzu ettiğimiz ise Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın birlikte kazandığı; kardeşçe, onurlu, refah ve barış dolu bir geleceğin bölgemizde inşa edilmesidir. Dolayısıyla ‘10 Mart mutabakatını kabul ediyorum ama bunu bloklar hâlinde uygularım’ demek, aslında ordu içinde yeni bir ordu olarak faaliyet göstereceğim demektir ki bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu sözlerin söylenmesinin sebebi maalesef bir yanlışlıktır" dedi. "TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN ASKERİ VE DİĞER ALANLARDAKİ HAZIRLIĞI HER ZAMAN VAR" Çelik, 10 Mart Mutabakatı’na uyulmadığı takdirde bir operasyonun söz konusu olup olunmayacağı sorulması üzerine şu cevabı verdi: "Türkiye’nin milli güvenliğini sağlamak için askeri ve diğer alanlardaki hazırlığı her zaman var, bunda bir problem yok. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki-üç gün, iki-üç hafta ya da iki-üç ay beklemesine bile gerek yok. Şu anda Cumhurbaşkanımız ‘başkomutan’ olarak emir verdiği anda silahlı kuvvetler, bunu yerine getirecek hazırlıklara sahiptir. Biz, bunlara ihtiyaç kalmamasını istiyoruz. Bunlara ihtiyaç duyulduğu zaman bu tereddütsüz yerine getirilir" ifadelerini kullandı. "DEM PARTİ TARAFINDAN CUMHURBAŞKANIMIZDAN RANDEVU İSTEYECEĞİ İFADE EDİLDİ, HENÜZ ONUNLA İLGİLİ BİR TAKVİM YOK" DEM Parti tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebinin gelip gelmediğinin sorulması, DEM Parti’nin AK Parti grubuyla hafta sonu gerçekleştirdiği görüşmenin hatırlatılması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızdan randevu isteyeceklerini ifade ettiler, henüz onunla ilgili bir takvim yok. Biz, bu tip görüşmelerde bir araya geldiğimizde gerçekten nezaket içerisinde herkes görüşlerini en kapsamlı bir şekilde söylüyor. Bu seferde aynı şekilde onlar da biz de görüşleri nezaketli bir şekilde söyledik. Ortak düşündüğümüz noktalar, ortak düşünmediğimiz noktalar var. Komisyona verdiğimiz raporda ortaya koyduğumuz ilkeler doğrultusunda, eğer orta yollar bulunabilirse, bunun önümüzdeki dönemde ilerlemeyi kolaylaştırabileceğini düşünüyoruz" diye konuştu. "İSHAK ARKADAŞIMIZA YÖNELİK GERÇEKLEŞTİRİLEN BU EYLEMİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINIYORUZ" TBMM'de 2026 yılı bütçe görüşmelerinin tamamlanıp oylama sürecine geçileceği sıra milletvekilleri arasında yaşanan arbedenin sorulmasının ardından Çelik, "Siyasette zaman zaman tansiyon yükselebiliyor. Keşke bu tansiyon hiçbir zaman fiziki şiddete dönüşmese ama dün maalesef İshak arkadaşımıza yönelik çok açık bir şiddet eylemi gerçekleştirildi. Sözün cevabı sözle verilir. Bir kişi beğenmediği bir durumu sözle ifade edebilir. Ancak İshak arkadaşımıza yönelik gerçekleştirilen bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz. Akşam kendisiyle beraberdik. İshak bey, ortamı yatıştırmak ve tarafları ayırmak amacıyla oradayken, ismini anmak istemediğim bir kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Sonrasında CHP Grup Başkanvekilleri gelerek üzüntülerini ifade ettiler. Bunu önemli buluyoruz. Ancak esas olan, İshak beye yapılan bu saldırının hiçbir şekilde kabul edilemez bir barbarlık ve vandallık. Bunun için açık bir özür dilenmesi son derece önemlidir. Ayrıca bu barbarlığı ve vandallığı gerçekleştiren kişiyle ilgili olarak CHP tarafından bir ceza sürecinin işletilmesi de Meclis’in itibarı ve mehabeti açısından son derece kıymetli olacaktır" ifadelerini kullandı. "HER TARTIŞMADA AK PARTİ SIRALARINA DÖNEREK ‘ATATÜRK DÜŞMANISINIZ’ ŞEKLİNDE İSTİSMAR SİYASETİ YAPMAK MESELEYİ ÇÖZMEMEKTEDİR" Siyasi alanda birçok tartışmanın yaşanabileceğini ve siyasi akılla cevap verilemeyecek bir konu olmadığını kaydeden Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Sık sık tartışma şu noktaya getirilmektedir: Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşanlar, 'Biz Atatürk’ün partisiyiz, Cumhuriyet’i kuran partiyiz' demektedir. Atatürk’ün genel başkanlığını yaptığı bir partinin devamı olmak ki bunun da ayrıca tartışılması gereken boyutları vardır bugünkü yöneticilerin ya da siyasi faaliyette bulunanların bütün yanlışlarını örtmek için bir gerekçe olamaz. Biz bugün yapılan bir yanlıştan, yanlış bir politikadan, yanlış bir davranıştan söz ediyoruz. Ancak hemen konu buraya çekiliyor. Dün grup başkanımız da sordu; ‘eğer Atatürk’ün partisiyiz diyorsanız ve bizi suçluyorsanız, ikinci genel başkanınız Cumhurbaşkanı olduğunda neden Atatürk’ün ismini ve resmini paradan kaldırdı?’ Bu açık bir sorudur. Demek ki her alanda, pür bir şekilde ‘Atatürk’ün partisiyiz’ demek, CHP’nin bütün eylemlerini temize çekmiyor. Ben de buradan bir soru sorayım; Atatürk, vasiyetinde kendisine ait olan İş Bankası hisselerinden elde edilen temettülerin Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na verilmesini istedi. Ancak CHP bunu defalarca yerine getirmemiş, Atatürk’ün vasiyetine uymamıştır. Bu kurumlar, Atatürk’ün vasiyeti gereği kendilerine verilmesi gereken temettüleri, CHP Atatürk’ün vasiyetine uymadığı için mahkeme kararıyla almak zorunda kaldı. Cep telefonundan 'CHP İş Bankası hisseleri temettü Atatürk' şeklinde arama yapabilir; bu konuda çok uzun bir yargı süreci çıkıyor. Bu nedenle her tartışmada 'Atatürk’ün partisiyiz' demek ya da AK Parti sıralarına dönerek 'Siz Atatürk düşmanısınız' şeklinde bir istismar siyaseti yapmak meseleyi çözmemektedir. Bu sağduyulu bir yaklaşım da değildir."

Bahçeli'den DEM Parti'nin Diyarbakır mitingine yeşil ışık: "Ne var bunda? toplansınlar Haber

Bahçeli'den DEM Parti'nin Diyarbakır mitingine yeşil ışık: "Ne var bunda? toplansınlar

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "DEM Parti'nin 4 Ocak'ta düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur. Elbette toplanıp beklenti, talep ve düşüncelerini seslendirebilirler. Ne var bunda?" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, DEM Parti öncülüğünde teröristbaşı Abdullah Öcalan'a özgürlük talebi kapsamında 4 Ocak tarihinde Diyarbakır'da düzenlenecek mitinge ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Bahçeli, Anayasa ve yürürlükteki yasalar kapsamında herkesin gösteri, açık hava toplantısı yapmaya ifade ve düşünce özgürlüğü sınırlarında hakkı olduğuna dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: "Demokrasinin doğası, genel geçer ilkeleri bu hususta bellidir, bilinmektedir. CHP'nin bugüne kadar 75 miting yaptığı, irili ufaklı diğer partilerin her zemin ve platformda salon veya açık hava toplantıları düzenlediği bir ortamda DEM Parti'nin miting yapması büyütülecek ve mesele yapılacak bir husus değildir. Kanaatimce DEM Parti'nin 4 Ocak 2026'da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur. Elbette toplanıp beklenti, talep ve düşüncelerini seslendirebilirler. Ne var bunda? DEM Parti'nin Türkiye partisi olma yönündeki kararlı adımlarını görüyor, değerli buluyorum. Ancak şunun da unutulmamasını ümit ediyorum; PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında cezaevinden çıkma ve özgürlüğüne kavuşma talebinin bulunmadığı ortadadır. Bu çağrı bizim için tek bağlayıcıdır. Bundan mülhem DEM Parti'yle bölücü terör örgütünün tüm bileşenlerinin 27 Şubat çağrısının hilafına tavır ve tutum içinde olmalarının ‘Terörsüz Türkiye' hedefini sekteye uğratmasa bile yavaşlatacağını değerlendiriyorum. 4 Ocak 2026'da toplansınlar, taleplerini açıklasınlar, buna diyeceğim bir şey olmaz. Ne var ki 27 Şubat çağrısını hiç kimse gözden uzak tutmasın, bu çağrının gölgelenmesine de hizmet etmesin. Bu vesileyle Diyarbakırlı kardeşlerimi hasretle, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Olağan bir gelişmeye olağanüstü bir anlam yüklemenin hiçbir sonucu olmayacağını bilhassa paylaşmayı zaruri addediyorum."

Büyükataman’dan Dervişoğlu'na sert tepki: “Seni saldık gittin Müsavat!” Haber

Büyükataman’dan Dervişoğlu'na sert tepki: “Seni saldık gittin Müsavat!”

Büyükataman açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Seni saldık gittin Müsavat! İhanetle yollarını ayırdın. Türkiye düşmanlarının kurduğu masalarda aparat olmayı kabullendin. Makam hırsın uğruna her türlü teslimiyete göz yumdun. Meclis’te ‘bizim oylarımızla oturuyorsunuz’ diyenlere ses çıkaramadın. Şehit ailesine küfreden sözde milletvekillerinle kol kola yürüdün. Ülke ülke dolaşıp Türkiye’yi şikâyet edenlerin peşinde koştun. Seni saldık gittin Müsavat! Salına salına Türkiye düşmanlarının ipinde cambaz oldun! Şimdi ise koltuğunu kaybetme korkusuyla milliyetçi pozlara bürünüyor, Türk milletini aldatarak siyasi geleceğini kurtarmaya çalışıyorsun. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli’nin ‘önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’ anlayışını idrak edemiyorsun. Çünkü sen ‘önce ben, sonra koltuğum ve menfaatim’ diyerek siyaset yapan bir aparatsın. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu ve devlet politikası hâline gelen Terörsüz Türkiye hedefini karalamaya çalışman, çırpındıkça daha da battığının en açık göstergesidir. Türk milleti, liderimize duyduğu güvenle bu hedefi sahiplenmiştir. Bu sahiplenmeye hasetle saldırmanız ise millet ve devlet menfaatlerini düşünmediğinizin yeni bir itirafıdır. Çıkın itiraf edin: Asıl korkunuz, koltuk uğruna pazarlık yaptığınız çevrelerin hoşnutsuzluğu olmadan terörün bitecek olması değil midir? Siz kimin nam ve hesabına kara propaganda yaparsanız yapın, Türkiye Cumhuriyeti devleti hiçbir taviz vermeden, pazarlık yapmadan, Türk milletinin hak ve hukukunu koruyarak terörü bitirecek ve adını Türk Yüzyılı’na yazdıracaktır. İftiralarınızın, karalama kampanyalarınızın, beyhude çırpınışlarınızın millet nezdinde hiçbir karşılığı yoktur. Zafer muhakkak Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin olacaktır.” Seni Saldık Gittin Müsavat!İhanetle gittin, Türkiye düşmanlarının kurduğu masalarda aparat oldun. Makam hırsıyla her türlü teslimiyete göz yumdun.“Mecliste bizim oylarımızla oturuyorsunuz” diyenlere sus pus kaldın. Şehit ailesine küfreden sözde milletvekillerinle yol yürüdün.…— İsmet Büyükataman (@buyukataman) November 19, 2025

Bursa'da Terörsüz Türkiye'ye destek Haber

Bursa'da Terörsüz Türkiye'ye destek

Bursa'da faaliyet gösteren Türkiye'nin çeşitli illerinden dernek başkanları Derebahçe Sosyal Tesisleri'nde buluştu. Siirt İl Derneği'nin 28'nci kuruluş yıldönümü münasebetiyle toplanan sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mihmandarlığını yaptığı "Terörsüz Türkiye" sürecine sahip çıktı. Programın açılış konuşmasını ev sahibi Siirt İl Derneği Başkanı Selim Demirel yaptı. Güneşin doğudan doğduğunu hatırlatan Demirel, Doğu ve Güneydoğu için Terörsüz Türkiye süreciyle yeniden güneşin doğacağının altını çizdi. Akabinde derneklerin ortak basın bildirisini okuyan Başkan Yardımcısı Zeki Eker, "Türkiye'nin her yerinde güvenle ve barışla yaşamak en büyük hedefimizdir" ifadelerine yer verdi. Eker, "Öncelikle Terörsüz Türkiye hedefini ortaya koyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye ve bu süreçte katkısı olan tüm paydaşlara teşekkür ederiz. Bugün burada, birliğimizin ve dayanışmamızın gücünü hatırlamak için toplandık. Türkiye'nin her köşesinde barış ve güven içinde yaşamak, en temel ortak hedefimizdir, farklı görüşler ve fikirlerimiz de olabilir ama teröre gerekçe olamaz. Birlik ve beraberliğimiz, terörün günümüze ve geleceğimize zarar vermesine asla izin vermeyeceğiz. Farklı görüşlerimiz olabilir, farklı yaşam biçimlerimiz olabilir, bunlar demokratik bir toplumun zenginliğidir. Ancak bu farklılıklar, terörün hiçbir gerekçeye sığdırılamayacağını da gösterir. Güvenlik güçlerimiz, vatandaşlarımızın can güvenliğini korurken, haklarımızdan taviz vermeden yoluna devam eder. Hepimizin sorumluluğu, terörü hiçbir şekilde meşrulaştırmamak ve güvenli, özgür ve barış içinde yaşanabilir bir Türkiye'yi gelecek nesillere miras bırakmaktır. Diyalog, hoşgörü ve demokrasimizin gücüyle ilerlediğimizde, karanlıklar dağılacaktır. Doğu ve Güneydoğu dernekleri olarak bizler, herkesin güvenli, onurlu ve gururlu bir şekilde yaşayabileceği bir Türkiye'yi hedefliyoruz. Bu yolculukta; hepimize düşen sorumluluklar var. Kutuplaşmadan kaçınımak, farklılıkları zenginlik olarak görmek. Şiddet ve terörü her koşulda reddetmek. Sonuç olarak, terörsüz bir Türkiye için sabır, saygı ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Güçlü bir devlet, güçlü bir toplum ve güçlü bir gelecek için birlikte çalışacağız. Bizi ayırmaya ve ayrıştırmaya çalışan yerli veya yabancı hiçbir güç başarılı olamayacaktır. Birlikte daha güçlüyüz. Birlikte barışın ve refahın adresi olan Türkiye'yi inşa edebiliriz. Gelin, birlikte, kapsayıcı bir gelecek için çalışalım, güvenlik ve refahı eşit derecede güçlendirelim" diye konuştu. "AMASIZ FAKATSIZ SÜRECE DESTEK VERİYORUZ" Bursa Muşlular Derneği Başkanı Mahmut Asya, "Böylesi anlamlı bir mesajla bizi bir araya getiren Siirt Derneği yöneticilerine teşekkür ederiz. Amasız, fakatsız sürece destek veriyoruz. Sürecin aksamadan, akamete uğramadan üzerimize düşen sorumluluğu ortaya koyuyoruz. Desteğimizi açıklıyoruz" diye konuştu. "BİZİ AYRIŞTIRMAK İSTEYEN İÇ VE DIŞ MİHRAKLAR VAR" Bursa Batmanlılar Derneği Başkanı Mustafa Demir, "Ülkemizin birlik ve beraberliğe çok ihtiyacı var. Bizleri ayrıştırmak için mücadele eden iç ve dış mihraklar var. Bununla mücadele etmek için elimizi taşın altına koymamız lazım. Güneydoğu'da bu mücadeleyi veriyoruz. Mücadelemizi yılmadan, vatandaş, devlet, yönetici, STK'lar ile bu beraberliği alkışlamamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE LİDERLERİN YANINDAYIZ" Erzurum Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Savaş Albayrak, "Bizler sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyiz. Bizlerle bu kadar uğraştılar, canımızı yakmaya çalıştılar. Batı, demokrasi der fakat Filistin'de yaşayan yüz binlerce insan öldürüldü. Bu demokrasi havarileri neredeydi? Bizim toplumumuzu en ufak şeyde bölmek için elinden ne geliyorsa yapıyorlar. Başlatılan Terörsüz Türkiye sürecinde öncü olan liderlerimize, destek veren diğer siyasi liderlerimize teşekkür ediyorum. Biz enerjimizi ülkemizin kalkınmasına, refahına harcamak istersek önümüz açıktır" ifadelerini kullandı. 20 il dernek başkanının katıldığı organizasyonun daha sonraki süreçlerde gerek görülürse yeni açıklamalar yapılabileceği de eklendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.