SON DAKİKA
Hava Durumu

#Terörsüz Türkiye

Söz Bursa - Terörsüz Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terörsüz Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi Haber

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirtti. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyledi. Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını aktardı. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyleyerek, "Mevcut uygulamadaki verimsizlikleri ortadan kaldırmak adına infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli, kadro ve sözleşmeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına yapılacak alımlarda yüzde 10 kontenjan ayrılması zorunluluğu getiriyoruz. Bu şekilde 7 yıllık görev süresini tamamlamış olan sözleşmeli erbaş ve erlerimiz bu alanlarda yetişmiş bir personel olarak askeri disiplin içerisinde hem sportif, fiziki gelişmişliği ve uzmanlığıyla beraber bu kadrolarda çok daha faydalı olacağını da düşünüyoruz. Diğer bir kanun teklifimiz de terör örgütleriyle mücadelede idari, istikrar ve güvenlik teminatı sağlamak arzu ediyoruz. Özellikle FETÖ başta olmak üzere farklı terör örgütleriyle ve tüm şer odaklarıyla mücadelemiz aktif ve kararlı bir şekilde devam ediyor. Kritik görevlerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, Merkez, Taşra, Yurtdışı Teşkilatı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeliyle askeri ve kolluk öğrencileri ve bunların adayları hakkında terör iltisakı nedeniyle tesis edilen idari işlemlere karşı açılan idari davalarda göreve iade yönünde verilen mahkeme kararlarının uygulanması için nihai kararların kesinleşmesi şartını getiriyoruz. Kritik görev icra eden bu alanlarda güvenlik risklerini bertaraf etmek ve idari istikrarı korumak adına bu adımı elzem görüyoruz. Kararın kesinleşmesi sonrasında göreve iade edilen personelin özlük hakları geriye dönük olarak hak kaybı yaşanmayacak şekilde ödeneceğinden hiçbir mağduriyeti de burada sebebiyet vermeyeceğini de ifade etmek istiyoruz. Diğer bir maddemizle uzman erbaş hakları ve sicil güvencesi Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda uzman erbaşlarımızın özlük haklarında kanunilik ilkesini tüm tam manasıyla oluşturmak istiyoruz. Sicil yılı kapsamını, notlandırma esaslarını ve astubaylara geçiş şartlarını doğrudan kanunlaştırarak hukuk güvenliğini sağlamış oluyoruz. Ayrıca asker alma kanunu kapsamında askerlik hizmetinden muaf tutulan vatandaşlarımızın da uzman erbaşlığa başvurabilmelerini de önüne açıyoruz. Diğer bir kanun maddemizde zor şartlarda görev yapan denizaltı personelimize destek sağlıyoruz. Zor şartlar altında çalışan denizaltı personelimize her daim göreve ve harbe hazır tutmak ana gayesiyle özellikle dar ve kısıtlı alanda sıcak yatak usulüyle zorlu görevler icra eden denizaltı personelimize daimi konuşlu bulundukları limanlar dışında yurt içi limanlarda da gemide konaklama imkanı sağlayarak burada bir kaybı önlemeye çalışıyoruz. Çünkü kendilerinin daimi olarak bulunduğu limanlar dışındaki diğer limanlarda denizaltından çıkışlarda maalesef konaklama giderleri ödenmiyor da bunu da en azından kısmi olarak telafi etmiş olacağız. Diğer bir madde de eğitim faaliyetlerin devamlılığını sağlamak için Milli Savunma Bakanlığı bir üyesindeki eğitim ve öğretim kurumlarında ders vermek üzere görevlendirilen emekli subay (7:09) ve astsubaylarımız ile öğretim elemanlarına ek ders ücreti ödenmesi uygulamasını 2029-2030 eğitim öğretim dönemi sonuna kadar uzatıyoruz ve burada herhangi bir zafiyetin oluşmasını da engellemiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya yönelik iptal kararı vermesinden sonra, bu konunun 12. yargı paketinde yer alıp almayacağına ilişkin soruya Güler, 12. Yargı paketinin çalışıldığını belirtti. Güler, "Anayasa Mahkememizin iptal ettiği süresiz nafaka kararı henüz resmi gazetede gerekçeli olarak yayınlanmadı. Anayasa Mahkememiz tabii burada kanunumuzda verilebileceğine dair ama Yargıtay içtihatlarıyla süresiz hale gelen uygulamada burada hangi gerekçeye dayandığını bilmiyoruz. Tabii o gerekçeli karar çünkü 9 aylık bir süre verildi. Gerekçeli karar resmi gazete yayınlandıktan sonra buradaki gerekçeye uygun olarak kanun maddemizi hazırlarız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunarız. Anayasa Mahkememiz nasıl bir bakış açısıyla bunu değerlendirdi? Onu gündemimize alıp önümüzdeki tabii bu hemen bu yargı paketinde yer alması mümkün değil. Çünkü gerekçe henüz daha ortada yok. 9 aylık zaten bir süre var. Önümüzdeki aylarda bu yayınlandıktan sonra değerlendirilir" şeklinde konuştu. 'Terörsüz Türkiye' kapsamında teklif hazırlandığı iddialarına yönelik ise Güler, "Yapısal manada gerek idari, gerekse de kanun düzleminde geçici ve müstakil kanun yapılacağını zaten ifade ediyor. Dolayısıyla bizim buradaki odaklanmamız gereken husus şu. Terörsüz Türkiye, bölgemizin terörden arındırılmış, sadece Türkiye değil, hem ülkemizde hem de bölgemizde asla silahın ve şiddetin bir daha konuşulmayacağı, bir daha bu topraklarda yer alamayacağı bir mahiyette kalıcı çözümleri imza atmak. Tabii bu kararlı duruşumuz Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlı duruşu, açıklamaları, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yine yol gösterici, kararlı duruşu, açıklamaları yine tabii DEM ve heyetinin bu manada çalışmalarımız devam ediyor. Ama henüz elimizde bir taslak diyeceğiniz, bir yasal teklif diyeceğiniz bir şey varsa öyle bir durum yok. Ama bunu güçlendirecek, bunu kalıcı hale getirecek, silah bırakmanın varlığını tamamen ortadan kaldıracak geçici ve müstakil bir kanun çalışmaları da tabii olacaktır" dedi.

Numan Kurtulmuş'tan CHP'deki çelişki için net mesaj Haber

Numan Kurtulmuş'tan CHP'deki çelişki için net mesaj

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Meclis grubunun nasıl toplanacağı, her partinin kendi grup iç yönetmeliği çerçevesinde bellidir. Bu durum Meclis Başkanlığının, ‘Hayır, öyle değil şöyle yap’ diyeceği bir husus değildir. Ümit ederim en kısa süre içerisinde bu sorun çözülür" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya’ya yaptığı resmi ziyaret öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP’deki 'mutlak butlan' kararı sonrası yaşananlara ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Meclis Başkanlığı, herhangi bir parti içi ya da grup içi ihtilafın tarafı değildir, görevi bu değildir, vazifesi de bu değildir. Meclis Başkanlığının tarafsızlık ilkesi gereği de bunu hassasiyetle korumaya dikkat ediyoruz.Kılıçdaroğlu tarafından gelen ve mutlak butlan kararıyla ilgili yazı bize ulaştığı anda biz gereğini yaptık ve Kılıçdaroğlu’nu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Meclis kayıtlarına aldık. Hemen arkasından Cumhuriyet Halk Partisi Grubu’ndan gelen CHP Grubu’nun iç yönetmelikleri gereğince gerçekleştirilmiş bir grup toplantısı sonrasında, Özgür Özel'in Grup Başkanlığı ile ilgili yazıyı da kabul ettik. Gereğince de Sayın Özel'in kapısındaki Genel Başkanlık tabelasını kaldırarak Grup Başkanı tabelasını koyduk. Biz Meclis Başkanlığı olarak bize gelen yazılar çerçevesinde hareket etmek durumundayız. Eğer bu yazılarda bir çelişki varsa ki öyle görünüyor, bu çelişkinin giderilme yeri TBMM Başkanlığı değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendini mahkeme yerine koyamaz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu meseleyi kendi iç dinamikleri ve kurumsal yapısı çerçevesinde çözmeli ve sorunu ortadan kaldırmalıdır. CHP Genel Başkanlığına bu çelişkinin giderilmesi için yazı yazarak, bu hususu talep edeceğiz. Bundan sonraki tartışmalarda ve çelişkilerde Meclis Başkanlığının resen bir işlem yapma yetkisi yoktur, vazifesi de değildir" ifadelerini kullandı. "MECLİS GRUBUNUN NASIL TOPLANACAĞI, HER PARTİNİN KENDİ GRUP İÇ YÖNETMELİĞİ ÇERÇEVESİNDE BELLİDİR" Yarın TBMM’de CHP’nin düzenleyeceği grup toplantısı tartışmaları hakkında değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, "Meclis’te 6 grup var, hiçbir siyasi partinin meclis grubunun nasıl işleyeceğine, nasıl karar alacağına ilişkin en ufak bir dahlimiz olmadı, olmayacaktır da. Dolayısıyla meclis grubunun nasıl toplanacağı, her partinin kendi grup iç yönetmeliği çerçevesinde bellidir. Bu durum Meclis Başkanlığının, ‘hayır, öyle değil şöyle yap’ diyeceği bir husus değildir. Ümit ederim en kısa süre içerisinde bu sorun çözülür. Eğer grup toplantısı usulüne uygun şekilde yapılırsa tabii ki TBMM TV her grubu yayınlar. Bana gelen iki yazıdan bahsettim. İkisinin arasında çelişki var. Çelişkinin giderilmesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına yazı yazıldı" dedi. "PARTİ İÇERİSİNDEKİ BU KAVGA VE AYRIŞMAYI ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİNE YANSITMAMALARINI TEMENNİ EDERİM" Terörsüz Türkiye süreci hakkında ise Kurtulmuş, "Parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ederim. Biz komisyon çalışmalarını yaptık ama Meclis Başkanı, Komisyon Başkanı olarak hassasiyetle şuna çok dikkat ettim. Tüm siyasi partilerin, komisyonda fikirlerini açıkça beyan etmesine olağanüstü gayret sarfettik, çok büyük bir emek verdik. Çok da kolay olmadı. Ortada böylesine önemli bir kazanım varken bunu kaybetmemek lazım. Partilerin oluşturduğu geniş mutabakatın gerisine düşmemek lazım. Parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ederim. Biz komisyon çalışmalarını yaptık ama Meclis Başkanı, Komisyon Başkanı olarak hassasiyetle şuna çok dikkat ettim. Tüm siyasi partilerin, komisyonda fikirlerini açıkça beyan etmesine olağanüstü gayret sarf ettik, çok büyük bir emek verdik. Çok da kolay olmadı. Ortada böylesine önemli bir kazanım varken bunu kaybetmemek lazım. Partilerin oluşturduğu geniş mutabakatın gerisine düşmemek lazım" dedi. "BU PARLAMENTO YENİ ANAYASA YAPMAZSA MİLLET, UZUN SÜRE YENİ ANAYASA LAFINA KULAK VERMEZ" Anayasa tartışmalarına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Anayasa meselesini Türkiye'nin en önemli ihtiyacı olarak görüyorum. Bu Meclis'in önceki meclislere göre anayasa yapabilme imkânı bakımından daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hiçbir partinin tek başına anayasa yapma gücü yok. Bu müzakereye açık bir siyasi konum demektir. Nihayetinde herkesin bir ideal anayasa fikri vardır. Ama olabilecekler konusunda, komisyon çalışmasında da olduğu gibi bir uzlaşma zemini bence anayasa yapım sürecinde de ortaya çıkabilir. Yeter ki iyi niyetle, samimiyetle herkes fikrini masaya getirsin. Bu parlamento, anayasa yapma bakımından olumlu bir havaya sahipken ve açıkçası komisyon çalışmasında da çok önemli bir deneyimi ortaya koymuşken eğer yeni anayasa yapmazsa millet, uzun süre yeni anayasa lafına kulak vermez" şeklinde konuştu.

Erdoğan'dan bayram mesajı: "Terörsüz Türkiye" vurgusu! Haber

Erdoğan'dan bayram mesajı: "Terörsüz Türkiye" vurgusu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla bir mesaj paylaştı. Erdoğan, "Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye süreci, bunlardan biridir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kurban Bayramı vesilesiyle bir mesaj paylaştı. Sözlerine vatandaşların bayramını kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Gazze başta olmak üzere, gönül coğrafyalarımızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle acıyla, kalplerinde ince bir sızı ile karşılayan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarını gönderiyor, kurban bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum. Kurban bir ibadet olmanın yanı sıra, kelime anlamı itibariyle aynı zamanda yaklaşma, yakınlaşma, yakın olma demektir. İnanıyorum ki her bir vatandaşımız, gerek eş, dost ve akraba ziyaretleriyle gerekse yardım ve dayanışma faaliyetleriyle bu ruh şölenini en verimli surette değerlendirecek, böylece hem Allah'a yaklaşmış hem de birbirine daha sıkı bağlarla kenetlenmiş olacaktır. Şayet muhabbet ve diğergamlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri, hakkıyla idrak edebilirsek işte o zaman kardeşliğimiz güçlenecek darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır. Duam ve beklentim bu bayramın da kalplerin yumuşamasına, küskünlerin barışmasına kırgınlıkların giderilmesine ve sıkılı yumrukların tamamen açılmasına vesile olmasıdır. Aziz milletim İslam alemi olarak, bir huzur iklimine kavuşmanın sevincini yaşarken öte yandan bölgemiz ve dünyamız stres yükü yüksek bir düzeyden geçiyor" dedi. "İSRAİL SALDIRILARINI PERVASIZCA SÜRDÜRÜYOR" İsrail'in bölgedeki saldırılarını pervasızca sürdürdüğünü belirten Erdoğan, "İsrail, Gazze'den Batı Şeria'ya, Doğu Kudüs'ten Lübnan'a kadar, coğrafyamızın farklı noktalarında işgal, yıkım, katliam ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini pervasızca sürdürüyor. Yine İsrail'in tahrik ve tertipleriyle tetiklenen savaşın menfi etkileri enerjiden tarıma, ticaretten ulaşıma, ekonomiden güvenliğe birçok alanda hissediliyor. Bölgemizin savaş ve krizler silsilesiyle boğuştu bu dönemde, Türkiye ekonomisiyle altyapısıyla, tecrübeli kurumları liyakatli kadrolarıyla en önemlisi tahkip ettiği iç cephesiyle istikrar adası olarak, göz dolduruyor" şeklinde konuştu. "EKONOMİDE EŞİNE AZ RASTLANIR BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZDIK" Türkiye'nin ekonomide bir başarı hikayesi yazdığını vurgulayan Erdoğan, "Eleştirilere ve engellere rağmen 23 yıldır güttüğümüz politikaların semeresini başta savunma sanayimiz olmak üzere her alanda topluyoruz. 238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazmaktadır" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye süreci" Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de konuşan Erdoğan, "Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye süreci, bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde, huzur ve güvenliğin güçlenmesine sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihi süreci, çok büyük bir özenle sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye'ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır, sapasağlam hızla yola devam ediyoruz. Bu düşüncelerle Kurban Bayramı'nın ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası ve tüm insanlık için bir kez daha hayırlar getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Son olarak Hac vazifesini yerine getirenlere ve yola çıkan vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin dua ve ibadetlerini rabbim kabul buyursun diliyorum. Bayramda seyahat edecek vatandaşlarımızdan hız limitlerine ve trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum" şeklinde konuştu.

MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’dan İYİ Parti Liderine: "Söylemleri bayatlamıştır" Haber

MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’dan İYİ Parti Liderine: "Söylemleri bayatlamıştır"

İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bugün TBMM kürsüsünde kendini nimetten sayan bir kibir ile çırpındıkça batmıştır. Haddini ve geçmişini unutan İP’in emanetçisinin partimizi ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef alan ifadeleri hamasetten, kelime oyunu ve çarpıtmadan öteye gidememiştir. Çok bağırdığında haklı olacağını sanan bu şahsın bağırışları uçurumdan yuvarlandığının göstergesi olmuştur. İP’in son tüketim tarihi geçmiş, söylemleri bayatlamış ve aziz milletimizde karşılığı kalmamıştır. Terörsüz Türkiye hedefinin ilk gününden itibaren elde edilen kazanımlar açıkça ortadadır. Terörsüz Türkiye sürecinde bir pazarlık yapılmadığı; milli ve manevi hassasiyetlerden taviz verilmediği açıkça ortadadır. Türkiye’nin düşmanları istedikleri kadar çırpınsınlar, Terörsüz Türkiye’den dönüş olmayacaktır. Terörsüz Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalizme ve onun aparatı olan terör şebekelerine karşı Türk’ün iradesini çelikleştiren bir hedeftir. Yüzyılın en stratejik hamlesini hamasetle, iftirayla karalamaya çalışan Dervişoğlu ve partisini perde arkasından yöneten zihniyet kaybetmeye mahkûmdur. 2019 ve 2023 seçimlerinde HDP ile ittifak kuran İP’in bugün Terörsüz Türkiye hedefine iftiralarla saldırması düpedüz ikiyüzlülüktür. Siyasi menfaatleri söz konusu olduğunda herkesle ortaklık yapanların, terör belasını bitirmek için mücadele eden Liderimiz Devlet Bahçeli’ye edepsizce saldırması samimiyetsizliğin daniskasıdır. Dervişoğlu öncelikle terörün bitecek olmasından niçin bu kadar rahatsız olduğunu açıklamak zorundadır. Terörü bitirecek olan Terörsüz Türkiye hedefine, hangi terör baronlarının nam ve hesabına karşı çıktığı milletimizce merak konusudur. Dervişoğlu’nu kürsüde kendi söylediği yalanlara inanarak yaşadığı sinir krizlerine, hadsizliklerine mecbur bırakan nedir? Terörsüz Türkiye milli bir stratejidir ve mutlaka başarıya ulaşacaktır.

Süleyman Soylu’dan Devlet Bahçeli’ye tam destek: "Bu emin yolculuk büyük bir kararlılıkla sürdürülüyor" Haber

Süleyman Soylu’dan Devlet Bahçeli’ye tam destek: "Bu emin yolculuk büyük bir kararlılıkla sürdürülüyor"

TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, "Terörsüz Türkiye" ile ilgili açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye destek verdi. TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Türkgün gazetesine verdiği "Terörsüz Türkiye" mesajlarının yer aldığı röportaja destek verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bahçeli'nin yarım asırlık siyasi tecrübelerini Türkiye'nin ve bölgenin huzurlu yarınlarına vakfettiğini belirten Soylu, Bahçeli'nin açıklamalarının yalnızca terörle mücadele perspektifi taşımadığını, aynı zamanda Türkiye Yüzyılı'nın fikrî temelini ve Cumhur İttifakı'nın kararlılıkla yürüdüğü yol haritasını ortaya koyduğunu ifade etti. Soylu paylaşımında, "Dünya ve bölgemiz kaosa sürüklenmek istenirken; gelecek nesillerimize huzur içinde bir Türkiye, huzur içinde bir bölge bırakma iradesi, bugünün fedakârlıklarıyla birlikte 50 yıllık devlet ve siyaset tecrübesiyle adım adım inşa edilmektedir " dedi. "Her detayın düşünüldüğü bu emin yolculuk, milletimizin birliği ve devletimizin bekası için büyük bir kararlılıkla sürdürülmektedir" ifadelerini kullanan Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli'ye güvendiklerini belirterek, "Türkiye Yüzyılı için. Herkes eşittir Türkiye. Hep birlikte Türkiye'yiz" mesajını paylaştı.

MHP Lideri Bahçeli "Terörsüz Türkiye" için konuştu: "Zaman önemli bir eşik" Haber

MHP Lideri Bahçeli "Terörsüz Türkiye" için konuştu: "Zaman önemli bir eşik"

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci için yeni önerilerde bulundu. Bahçeli, "Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüye teçhiz edilmesi, fesih edilmiş PKK'nın kurucu önderliği yerine, örgüt üzerinde etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci hakkında Türkgün gazetesine konuştu. Süreç hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli "Terörsüz Türkiye" hedefinin doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmekte olduğunu belirterek, "Bunu mümkün kılacak siyasi, hukuki ve sosyal şartlar ülkemizde mevcuttur. Nitekim TBMM ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' bu yönde önemli işlev görmüştür" dedi. Daha demokratik, daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye'nin herkesin ortak arzusu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Terörsüz Türkiye böylesi bir anlayıştan hareketle Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin stratejik kapısıdır ve Türkiye önemli bir eşiği aşarak terör belasından tamamen kurtulmak için kararlılıkla ve titizlikle faaliyet yürütmektedir" ifadelerini kullandı. ÖCALAN'A UYGUN STATÜ Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci için yeni önerilerde bulunarak, Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüye teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmaların daha sağlıklı yürütülmesini mümkün kılacaktır. ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir" ifadelerine yer verdi.

İsmet Büyükataman’dan Dervişoğlu’na tepki: "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır" Haber

İsmet Büyükataman’dan Dervişoğlu’na tepki: "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik açıklamalarına tepki gösteren MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman: "Terörsüz Türkiye" hedefinin devlet politikası olduğunu ve Türkiye’nin iç cephesini güçlendirdiğini belirtti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik açıklamalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Büyükataman, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin öncülüğünde başlayan "Terörsüz Türkiye" hedefinin bir devlet politikası olduğunu belirterek, söz konusu hedefin Türkiye’nin bekasını koruyan ve ülkenin gücünü artıran milli bir hedef olduğunu ifade etti. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE TERÖRE TAVİZ VERMEK DEĞİLDİR" Büyükataman, süreç kapsamında önemli kazanımlar elde edildiğini belirterek, "Türkiye iç cephesini sağlamlaştırmıştır. Etrafımız ateş çemberi olmasına rağmen ülkemize tek bir kıvılcım dahi sıçramamıştır. Etnik ve mezhep kökenli fitne çabaları boşa çıkmıştır. Terör örgütü kendini feshettiğini ilan etmiş ve Türkiye’den çekildiğini açıklamıştır" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye hedefinin yanlış yorumlandığını öne süren Büyükataman, "Terörsüz Türkiye teröre taviz vermek değil, teröre son vermektir. Şehit ve gazilerimizin kahramanlıklarını incitmek değil, terörle mücadeleyi taçlandırmaktır" değerlendirmesinde bulundu. "BAHÇELİ’NİN ÖNERİSİ SÜRECİN ÖNÜNÜ AÇMIŞTIR" Büyükataman, Devlet Bahçeli’nin son grup toplantısında gündeme getirdiği "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisinin de Terörsüz Türkiye sürecinin ilerleyişini sağlamaya yönelik olduğunu ifade etti. Söz konusu önerinin "pazarlık ya da taviz" anlamına gelmediğini belirten Büyükataman, "Aksine toplumun tüm kesimlerinden temsilcilerle ve ortak akılla terörsüz Türkiye hedefinin işleyişinin sağlanması ve terörün tarihe karışması için yapılmış bir hamledir" dedi. "Türk milliyetçiliği birleştiricidir" Büyükataman açıklamasında Türk milliyetçiliğinin karşıtlık ve düşmanlık üzerinden okunamayacağını ifade ederek, "Türk milliyetçiliği birleştiricidir, kapsayıcıdır, kucaklayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi olan Türk milliyetçiliği aynı zamanda Cumhuriyetimizi sonsuza kadar yaşatacak iradedir" ifadelerine yer verdi.

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!" Haber

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!"

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu.Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "BİR MİLLETİN GELECEĞE DAİR İDDİASI, EN BERRAK ŞEKİLDE ÇOCUKLARINA BAKIŞINDA GÖRÜNÜR" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "EĞİTİM, DOĞRUDAN DOĞRUYA MİLLÎ BEKA MESELESİDİR. EĞİTİM, MİLLETİN İSTİKBAL MESELESİDİR" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "EVLATLARIMIZ, GELECEĞİMİZ DİJİTAL BİR KUŞATMA ALTINDADIR" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "BİZ BU MESELENİN ÜZERİNİ ÖRTENLERDEN DEĞİL; KÖKÜNÜ KAZIYANLARDAN OLACAĞIZ" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "HİÇ KİMSE EVLATLARIMIZIN ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETMEYE, HEVES ETMEMELİDİR" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir.Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. "SANDIĞIN NE ZAMAN KONUŞACAĞI BELLİDİR, ONUN HÜKMÜ VAKTİ GELDİĞİNDE TECELLİ EDECEKTİR" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir.Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.

Çelik: "Erdoğan'a saldırılar İsrail'in çaresizliğinin kanıtı" Haber

Çelik: "Erdoğan'a saldırılar İsrail'in çaresizliğinin kanıtı"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Netanyahu’nun ve Katz’ın Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan paylaşımları, her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan paylaşımlarına tepki göstererek, "Her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir. Bu şebeke insanlık mahkemesi önünde hesap verecektir" ifadelerini kullandı. Günümüzde dünyanın ikiye ayrıldığını, bir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik ettiği ‘insanlık ittifakı’nın olduğunu, diğer tarafta ise Netenyahu’nun başını çektiği ‘katliam şebekesi’nin olduğunu dile getiren Çelik, İspanya Başbakanı Sanchez’in ifadelerinin de ‘insanlık ittifakı’ adına saygıdeğer olduğunu kaydetti. Parti Sözcüsü Çelik, katliam şebekesinin işlediği soykırım suçlarının en net ifadelerle ifşa eden dünya liderinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu kaydederek, "Netanyahu’nun başını çektiği bu ‘katliam ve soykırım şebekesi’, Cumhurbaşkanımızın 'insanlık ittifakı’nın değerlerini her konuşmasında canlı tutmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri sadece bölgede değil, Afrika’dan Asya’ya kadar küresel düzeyde yankılanmaktadır. Bugün dünyada insanlık adına referans gösterilecek yegâne cümleler, Sayın Cumhurbaşkanımızın cümleleridir. Soykırım çetesinin bu hırçın açıklamaları, Türkiye’nin hakikat temelli barış diplomasisi karşısında yaşadıkları büyük mağlubiyetin itirafıdır. Netanyahu rejimi, bugün dünyada dinî kavramları ve argümanları katliam için en çok istismar eden, en fanatik rejimdir. Kullandıkları bu propaganda yöntemlerinin ise artık son kullanma tarihi geçmiştir" ifadelerine yer verdi. "DIŞARIDAN GELEN BU TİP HADSİZ SALDIRILAR KARŞISINDA TEK VÜCUT OLMAK MİLLÎ BİR SORUMLULUKTUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dönük saldırgan mesajların arkasında beş temel katman bulunduğunu aktaran Çelik, şu ifadelere yer verdi: "Birincisi, Pakistan’daki kritik barış görüşmelerini sabote etmeyi hedefliyorlar. Onun için barışın en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar. İkincisi, İsrail’in 'Batı değerlerinin kalesi' olduğu yalanının çökmesidir. Zira hiçbir Batılı lider bu soykırımın kendi değerlerini temsil ettiğini söyleyemeyecektir. Üçüncü katman ise bölgedeki Kürt kardeşlerimizi kendi kirli ve siyonist planlarına 'lejyoner' yapma çabasıdır. Ancak Irak ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu şeytani denkleme girmemiş, sağduyulu davranarak tarihin doğru tarafında durmuşlardır. Netanyahu’nun Türkiye’deki Kürt kardeşlerimize yönelik o iğrenç ifadeleri, aslında bu planının boşa çıkmasından kaynaklanan bir hezeyandır. Dördüncü katman ise 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefimizin, İsrail’in kaos planlarına indirilmiş büyük bir darbe olduğunun bizzat Netanyahu tarafından itiraf edilmesidir. Beşinci katman ise Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirme çabasıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bu savaşın asla parçası olmayacağını ve yegane iradesinin barış olduğunu fiilen tatbik ederek, bu siyonist planı bozmuştur. Soykırım şebekesi bu insanlık dışı hedeflerine ulaşamamanın hayal kırıklığı ve hırçınlığı ile hareket etmektedir. Bu soykırım şebekesinin paylaşımlarına Türk siyasetindeki bazı isimleri etiketlemeleri ise kendi savaş suçlarını iç siyasetimizin bir parçası haline getirme çabasıdır. Bu ahlaksız ifadeleri kullanan katliam şebekesinin karşısında, Türk siyasetinin tüm unsurlarının, ister iktidar ister muhalefet olsun, topyekûn bir duruş sergileyerek bu şebekeye hak ettiği cevabı vereceğine inanıyoruz. Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.