SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tmmob

Söz Bursa - Tmmob haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmmob haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’da elektrik zammına tepki: “Elektrik değil faturası çarpıyor” Haber

Bursa’da elektrik zammına tepki: “Elektrik değil faturası çarpıyor”

Bursa’da DİSK, KESK, TMMOB Bursa İKK ve TTB Bursa bileşenleri, elektrik tarifelerine yapılan yüzde 25’lik zamma tepki göstermek amacıyla basın açıklaması düzenledi. “Elektrik değil, faturası çarpıyor” başlığıyla 14 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen açıklama, BAOB Ortak Salon’da yapıldı. Açıklamayı TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Burak Özgen okudu. Açıklamada, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 4 Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe konulan yeni elektrik tarifesiyle konut abonelerine yüzde 25 zam yapıldığı hatırlatıldı. Elektrik Mühendisleri Odası’nın hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin aylık asgari tüketimi olan 230 kWh elektrik için ödenmesi gereken tutarın zam öncesi 595,8 TL iken, yapılan artışla birlikte 744,7 TL’ye yükseldiği belirtildi. Açıklamada, elektrik faturalarında en büyük payın enerji bedeline değil dağıtım bedeline ait olduğuna dikkat çekilerek, Nisan 2026 itibarıyla düşük tüketimli bir konut faturasının yaklaşık yüzde 75’inin dağıtım bedelinden oluştuğu ifade edildi. Son 5 yıllık süreçte enerji bedelindeki artışın yüzde 24,5 seviyesinde kaldığı, buna karşın dağıtım bedelinin yüzde 880 oranında arttığı vurgulanan açıklamada, bu durumun elektrik faturalarındaki yükselişin temel nedeni olduğu savunuldu. Ayrıca elektrik üretiminde kullanılan doğal gaza yapılan yüzde 19,42’lik zammın da önümüzdeki dönemde yeni elektrik zamlarının habercisi olabileceğine dikkat çekildi. Basın açıklamasında, enerji politikalarının “sosyal tarife” esasına göre yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edilerek, enerji üretim ve dağıtımında kamusal yatırımların artırılması çağrısında bulunuldu. Basın açıklamasının tamamı şöyle: “Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu‘nun (EPDK) açıkladığı yeni elektrik tarifesiyle, bugün (4 Nisan 2026) geçerli olmak üzere konutlarda yüzde 25 zam yapılmıştır. Tarife değişikliğinden, son kaynak tedarik tarifesi için belirlenen yıllık tüketim limitlerini aşmayan perakende satış tarifesi kapsamındaki aboneler doğrudan etkilenecektir. Yıllık ortalama tüketimleri 4000 kWh‘ı aştığı için Son Kaynak Tedariki Tarifesi kapsamına giren abonelere ise dağıtım bedelindeki artışlar yansıyacaktır. Resmi Gazete‘de bugün (4 Nisan 2026) yayımlanan ve yürürlüğe giren tarife değişikliği incelendiğinde; konutlar için günlük 8 kWh olarak belirlenen limitin altında kalan abonelere uygulanan perakende enerji bedeline zam yapılmazken, yüksek kademedeki abonelere 1 kWh için 1,615460 TL olarak uygulanan birim fiyat, yüzde 17,4 artışla 1,895808 TL‘ye yükseltilmiştir. Konut abonelerine 1,836166 TL olarak uygulanan dağıtım bedeli ise yüzde 32 artışla 2,4249 TL olmuştur. Böylece, konut abonelerine fatura toplamında yüzde 25 zam yansıtılmıştır. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını korumak için aylık 230 kWh enerji tüketeceği varsayılmaktadır. Günlük ortalaması 8 kWh‘i geçmeyen bu tüketim için aile bütçesinden ayrılması gereken 595,8 TL, bu zamla birlikte 744,7 TL‘ye yükselmiştir. Nisan 2026 itibarıyla oluşacak düşük tüketimli konut faturasının yalnızca yüzde 15,2‘si enerji bedelinden oluşacaktır. Faturanın yüzde 74,8‘ini ise dağıtım bedeli oluşturmaktadır. Fon ve vergilerin oranı ise yüzde 9,8‘de kalmaktadır. Son tarife değişikliğiyle, zaten yüksek düzeyde olan dağıtım bedelinin payı artarak yüzde 75‘e yaklaşmıştır. 2022 yılında 4 kişilik bir ailenin asgari tüketim faturasının toplamında yüzde 22 düzeyinde olan dağıtım bedelinin, Nisan 2026‘da faturanın yüzde 74,8‘ine ulaşması kabul edilemez. Dağıtım Bedelinin Fatura İçindeki Payı 1 Nisan 2021‘de 230 kWh enerji tüketen 4 kişilik ailenin elektrik asgari faturası 183,4 TL idi. Aradan geçen 5 yıllık dönemin sonunda, 4 Nisan 2026 itibarıyla yüzde 306 artışla 744,7 TL‘ye yükselmiştir. Değişimin detaylarına bakıldığında, enerji bedeli yalnızca yüzde 24,5 artarken, dağıtım bedeli ise yüzde 880 zamlanmıştır. Daha net rakamlarla ifade etmek gerekirse, 2021‘de enerji bedeline 91,2 TL ödeyen 4 kişilik aile, 2026‘da aynı tüketim için 113,6 TL ödeyecekken, dağıtım bedeli için ise 56,9 TL yerine 557,7 TL ödeyecektir. Aradan geçen 5 yıllık süre içinde enerji maliyetleri daha kabul edilebilir düzeylerde artarken, dağıtım bedelinin katlanarak faturayı yuttuğu görülmektedir. Özetle, dağıtım bedelindeki bu fahiş artışlar yaşanmasa, dağıtım bedelleri de enerji bedeli seviyesinde artırılsaydı, fatura toplamına yansıyan artış yüzde 24,5 ile sınırlı kalırdı. Bu durumda, 1 Nisan 2026 itibarıyla aynı tüketime sahip konutlara 744,7 TL yerine 228 TL fatura edilirdi. Aradaki 516 TL‘lik fark, elektrik dağıtım özelleştirmelerinin yurttaşlara yarattığı yükün son 5 yıllık kısmı olarak nitelendirilebilir. Bu rakamlar, enerji üretim maliyetlerinin artmadığı koşullarda bile dağıtım bedeline zam yapıldığını ve özellikle dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığını kanıtlamaktadır. Doğal olarak faturanın en önemli kalemi olması gereken enerji bedelinin, dağıtım bedelinin çok gerisinde kalması, piyasanın çarpık bir biçimde yapılandığını gözler önüne sermektedir. Dağıtım bedelindeki bu artış, hizmetin fahiş fiyatla verildiğinin temel göstergesidir. Üstelik dağıtım bedeli şehit aileleri hariç tüm abone grupları için yüzde 32 düzeyinde artırılmıştır. Yıllık ortalama tüketimleri 4000 kWh limitini aştığı için Son Kaynak Tedariki Tarifesi kapsamına giren abonelere de dağıtım bedeli zammı yansıyacaktır. Yurttaşların hayatını olumsuz etkileyeceği kesin olan ve iğneden ipliğe her şeyin zamlanmasına neden olması beklenen, enflasyon oranını artıracağı kesin olan bu zam kararı, gece saatlerinde EPDK‘nın sitesine konulan basit bir metinle duyurulmuştur. Tarife değişikliklerinin 3 aylık dönemlerle önceden belirlenen takvimle yapılması gerekirken, EPDK‘nın ayın istediği bir gününde bir sonraki günden başlayacak şekilde zam açıklamasının önüne geçilmelidir. EPDK birkaç gün önce, bugünden (4 Nisan 2026) geçerli olmak üzere Piyasa Takas Fiyatı (PTF) tavan fiyatını MWh başına 4.500 TL‘ye yükseltmişti. Bu tavan, elektrik üreticilerinin spot elektrik piyasasında verebilecekleri azami fiyat teklifi sınırıdır. İçinde bulunduğumuz dönemde elektrik üretiminde ucuz maliyetli hidroelektrik santralların da etkisiyle PTF‘ler düşük seyrediyor. Yaz aylarında talep artışı yaşandığında ve doğal gaz ile ithal kömür santrallarının payının artırılması gerekliliği ortaya çıktığında PTF‘nin tavan düzeylere ulaşması ihtimali vardır. PTF tavanındaki bu fahiş artıştan etkilenme ihtimali olan hane sayısını azaltmak için Son Kaynak Tedarik Tarifesi sınırı acilen yükseltilmelidir. Ayrıca bugünden geçerli olacak şekilde yine EPDK tarafından elektrik üretiminde kullanılan doğal gaza yüzde 19,42 oranında zam yapılması, önümüzdeki aylarda yeni elektrik zamları yaşanacağına işaret etmektedir. Fatura yükü altında ezilen ve karanlığa mahkûm edilen hanelerin arttığı günümüzde, enerji politikaları "sosyal tarife" esasıyla yeniden düzenlenmelidir. Enerjiyi bir kâr kapısı olmaktan çıkarıp halkın hizmetine sunmak için kamunun doğrudan yatırım yapması gerekir. Maliyetleri düşürmek için özel şirketler yerine devlet doğrudan yatırım yapmalı, dağıtım şirketlerine kaynak aktarımı durdurulmalıdır. Tarifeler; ticari ve siyasi çıkarlardan uzak, üretimi ve ekonomiyi destekleyecek özerk bir yapı tarafından belirlenmelidir. Enerji güvenliğini sağlamak için özelleştirilen tüm üretim ve dağıtım tesisleri acilen kamulaştırılmalıdır. İşlevini yitiren EPDK kapatılmalı; yerine kamulaştırma sürecini yönetecek, halkın çıkarını gözeten bir Kamulaştırma İdaresi Başkanlığı kurulmalıdır.”

Bursa'da Mimar Sinan haftası: Galle Han tartışması! Haber

Bursa'da Mimar Sinan haftası: Galle Han tartışması!

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TOBB) Mimarlar Odası Bursa Şubesi, büyük Türk mimarı Mimar Sinan’ı vefatının 438. yılında, düzenleyeceği bir dizi etkinlikler zinciriyle anıyor. Konuya ilişkin Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nde basın toplantısı düzenleyen Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Mimar Sinan’ı vefatının 438. yılında saygıyla andıklarını belirterek, Sinan’ın eşsiz yapıtlarıyla dünya mimarlığına esin kaynağı olduğunu vurguladı. Sinan’ın görkemli yapılarının dönemin sanat ve mimarlık anlayışının ulaştığı doruk noktasını oluşturduğunu ifade eden Şimşek, “Mimar Sinan’ın görkemli anıt yapıları, başta İstanbul ve Edirne olmak üzere her bir kentin siluetini güçlendiren imgeleriyle döneminin sanat ve mimarlık anlayışının ulaştığı doruk noktasını ortaya koymaktadır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’dan yakın doğu coğrafyasına ulaşan farklı bölgelerinden getirilen yapı malzemeleri ile ayağa kaldırılan bu yapıtlar, aynı zamanda döneminin ekonomik ve yönetsel gücünü de ifade etmektedir” şeklinde konuştu. Yüksek sanatın şaheserleri “Koca Sinan’ın her bir mimarlık ürünü ayrı ayrı gezildiğinde, incelendiğinde bütün bu görkemin ve yüksek sanatın yanında hiç şaşmaz bir insan ölçeği de kendini duyumsatır” diyen Şimşek, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bir büyük kubbenin yarım kubbe ve küçük kubbelerle zemine akışı, revak dizilerinin avlu ve yapı arasında açıktan kapalıya mekân geçişkenliğini sağlaması yalnızca görsel bir etki oluşturmaz, çok zengin bir mekân deneyimini de kullanıcısına sunar. Sinan mimarlığının belki de en önemli özelliği, her bir yapısının ‘o’ yere özgü tasarlanmış olması ve ‘biriciklik’ değeri taşımasıdır. Hiçbir yapıtı bir diğerinin kopyası değildir ve bulunduğu mahalleye de kente de bir imge değeri oluşturur. Bu özgün mimarlık aynı zamanda döneminde yaşanabilir, kimlikli ve nitelikli mekânları tanımlamıştır” diye konuştu. Sinan’ın eserleri Dünya Mirası Listesi’nde Mimar Sinan’ın mimarlılığının çağdaş dünya tarafından da takdirle karşılandığına işaret eden Şimşek, “Koca Sinan’ın eserleri ‘üstün evrensel değeri’nin ortaya konularak UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne taşınmaktadır. Süleymaniye ve Selimiye külliyeri ‘insanın yaratıcı dehasının başyapıtları’ tanımlamasıyla bu listede yer almaktadır” dedi. Cumhuriyet devrimi ile kurulan genç Türkiye’nin kültür varlıklarının korunmasının da bir gereklilik olarak görüldüğünü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931’de Konya’dan yazdığı telgrafında eski eserlerin bir an önce onarımını istemesinin, bu yaklaşımı ortaya koyduğunu dile getiren Şimşek, Mimar Ali Saim Ülgen’in yine Gazi’nin isteği ile tüm Türkiye’deki Mimar Sinan’ın yapılarını belgelemesinin, genç Cumhuriyet’in kendi kültüründen yoğrulan çağdaşlaşma çabasını gösterdiğine işaret etti. Kente değer katan mimarlık Mimar Sinan’ın yapıtlarının öznesinin insan ve sanat olduğunu değinen Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, “Koca Sinan bizlere; özgün kültür geliştiren, kente değer katan bir mimarlığı öğretmektedir. Cumhuriyet’in kurucu ideası, kültürün modernite ile buluştuğu, geçmişiyle barışık, bilimi esas alan, çağdaş ve özgür yaşamı göstermektedir. Türkiye’nin yapı taşlarını oluşturan bütün bu büyük birikime karşın on yıllardır bilimi yok sayan rant odaklı politikalar nedeniyle plansız programsız büyütülen kentlerimizde, bir aidiyet duygusu oluşturmayan kimliksiz yapılarla donatılmış geniş yerleşim alanlarında toplum, yerel kültüre yabancılaşmış tek düze bir yaşam pratiğine zorlanmaktadır. Çok acı bir biçimde yaşadığımız 6 Şubat Kahramanmaraş ve 20 Şubat Hatay-Samandağ depremleri güneydoğu coğrafyamızı yerle bir ederken, ülkenin farklı yerlerinde yaşanan büyük yangınlar, seller, maden kazaları gibi her türlü doğal ya da insan kaynaklı afetler, yapılı ve doğal çevreyi yok etmekte, büyük can kayıplarına neden olmaktadır” dedi. “İmar politikalarında ‘mimarlık’ yok sayılıyor” Afetler sonrası plansız programsız yükselen yeni yapılaşmaların rantla sarmalanmış plansızlık zihniyetinin devam ettiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Şimşek, afetlerin bahane edilerek çıkartılan yeni yasal düzenlemelerde, mimarlık hizmetlerinin tanımlanmasında ‘mimar’ın ve ‘mimarlık’ın yok sayıldığı imar politikalarından şikayetçi oldu. Kentlerin insan onuruna yaraşır yaşanabilir yerleşimler olabilmesi için mesleki mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini belirten Şimşek, “Mimarın ve mimarlığın yaratıcı süreç ve uygulama sırasında karşılaştığı yıpratıcı ve dönüştürücü ortamda; tüm zorlu koşullara karşın Mimar Sinan’ın mimarlığının öncüllerinden ardıllarına her bir kültür varlığımızın anlamının, değerinin bilincinde olarak; tarihi yerleşimlerimizden çağdaş yaşam alanlarımıza tüm Türkiye’de kentlerimizin özgün kimliğini sürdüren, sağlıklı ve güvenli yapılı çevrelere dönüşmesi; insan onuruna yaraşır yaşanabilir yerleşimler olabilmesi için mesleki mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Mimar Sinan’ı kültürümüze ve uygarlık tarihine yapmış olduğu katkıları nedeniyle saygıyla anarken, O’nun insanı önceleyen mimarlığının izinde olarak, TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi bilimi önceleyen, kamu yararını gözeten insan odaklı tutumunu kararlılıkla sürdürecektir” ifadelerinde bulundu. Mimar Sinan’ı anma etkinlikleri Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak, Mimar Sinan’ı anmak ve onun mimarlık anlayışını farklı yönleriyle ele almak amacıyla ‘Mimar Sinan Haftası’ kapsamında bir dizi etkinlik planladıklarını vurgulayan Şimşek, bu kapsamda; küratörlüğünü Prof. Dr. Aygül Ağır’ın yaptığı ve Doç Dr. Nicola Parisi’nin tablo ve çizimlerinden oluşan “Sinan - Osmanlı Kubbeli Mekânında Tasarım ve Yapım” başlıklı sergi açılışı ve kokteyli, BBB Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç tarafından gerçekleştirilecek “Bursa’nın Kültürel Mirası” ile Prof. Dr. Oğuz Ceylan tarafından gerçekleştirilecek “Tarihi Çevrede Yapılaşma Olanakları” konulu söyleşiler ile BUÜ ve İTÜ mimarlık bölümleri iş birliğinde düzenlenen ve yürütücülüğü Dr. Saliha Tupal Yeke tarafından gerçekleştirilecek olan “Doç. Dr. Aras Neftçi ile İstanbul’ da Mimar Sinan’ ı Keşfediyoruz” teknik gezisi planlandıklarını, etkinliklere tüm meslektaşlarını ile ilgilileri davet ettiklerini de sözlerine ekledi. Mimar Sinan’ın Bursa’da eseri yok Mimar Sinan’ın eserleriyle dünya mimarlığına ilham kaynağı oluşturduğunu vurgulayan Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Aytül Küçüközdemir Aydın ise Osmanlı’nın kuruluş dönemi eserlerinin bulunduğu Bursa’da Sinan’ın herhangi bir eserinin bulunduğuna yönelik bir bulguya ulaşılamadığını vurguladı. Ortadoğu Üniversitesi’nden (ODTÜ) bir heyetin yakın geçmişte bulundukları incelemeler neticesinde Bursa’daki Galle Han’ın Mimar Sinan’ın eseri olduğuna dair bilgilerin bulunduğuyla ilgili açıklamaların tarihi gerçekliklerle bağdaşmadığına işaret eden Aydın, konuya ilişkin kendilerinin de araştırmalarda bulunduklarını ancak bugüne değin Galle Han’ın Mimar Sinan’ın eseri olduğuna dair bir belgeye ulaşamadıklarını da sözlerine ekledi.

Deprem gerçeği Bursa’da konuşuldu Haber

Deprem gerçeği Bursa’da konuşuldu

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin düzenlediği “Ya Sonra? Depremin Ardından Deneyimler, Yarına Bakış” konulu panelde, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin neden olduğu felaketin ağır bilançosu ile bundan sonra yaşanabilecek depremlerin yıkıcı etkilerine karşı alınabilecek önlemler mercek altına alındı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Saldız, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy ile sivil toplum kuruluşu ve meslek odaları temsilcilerinin katıldığı panel, deprem bölgesindeki yaşanmışlıkları yeniden gündeme getirmesi açısından da ders niteliğindeki paylaşımları beraberinde getirdi. “Depremlerin yıkıcı etkileri önlenebilir” Panelin açılışında konuşan TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olmakla birlikte depremlerin yıkıcı sonuçlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. Depremin önüne set çekmenin imkânsızlığına işaret eden Şimşek, “Ancak deprem öncesinde alınacak bir dizi önlemler zinciriyle, depremlerin neden olabileceği trajik sonuçların önüne geçebilmek kesinlikle mümkündür. Bu yapılabilir. Yeter ki karar alıcı mekanizmalar, ortak akılda buluşabilsinler” diye konuştu. Meslek kuruluşu olmanın verdiği toplumsal sorumluluk bilinciyle, deprem gerçeğini gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten Şimşek, bu bağlamda kent dinamikleriyle işbirliğine hazır olduklarını da sözlerine ekledi. Mudanya Belediyesi’nin örnek deprem duyarlılığı Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç da konuşmasında deprem öncesinde alınacak önlemlerin önemini vurguladı. Deprem sonrasında sergilenen dayanışma olgusunun önemine işaret eden Dalgıç, “Bu durum elbette takdirle karşılanır. Böylesi süreçlerde kahramanlık örneklerine de tanıklık etmek gayet doğaldır. Ancak bana göre asıl kahramanlık, depremin neden olabileceği trajik yıkım tablolarının hiç yaşanmamasını sağlayacak önlemleri alabilmek ve bu önlemleri uygulamaya geçirebilmektir” dedi. Göreve geldikleri gibi deprem seferberliği başlattıklarına değinen Dalgıç, “Mudanya’nın Bina Envanteri ve Deprem Risk Analizi” çalışmasının sonuçlarına göre ilçedeki 54 bine yakın bağımsız alanın yüzde 60’ında risk tespit ettiklerine dikkat çekti. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, depremin yıkıcı etkilerine karşı güvenli kent inşa etme ve sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma stratejilerini kararlılıkla sürdüreceklerini de sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının ardından Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gözde Kırlı Özer’in moderatörlüğündeki panele geçildi. Depremin Hatay’daki travmatik izleri Panelin ilk konuşmacısı Mimarlar Odası Hatay Şubesi Başkanı Mustafa Özçelik, depremin Hatay’daki travmatik izlerinden söz etti. Kentlinin ve kent yaşamının iyileşme sürecinin zorluğuna değinen Özçelik, “Bu süreçte en önemli hedef, yaşam alanlarından uzaklaşmış insanların alana geri dönüşlerini sağlayacak ve burada uzun süreler var olabilmelerini garanti altına alabilecek çözümlerin geliştirilmesi olmalıdır. Büyük bir afet geçirmiş, tarifi mümkün olmayan acılar yaşamış insanların olduğu Antakya’nın bilinen, alışılan süreçlerden farklı özel bir yaklaşım üzerine olgunlaştırılan bir süreç ile değerlendirilmesi gerekmektedir” diye konuştu. Bu sürecin bir planlama etkinliğinden öte bir iyileşme süreci olarak kavramsallaştırılması gerektiğini vurgulayan Özçelik, böyle bir sürecin inşasında tüm paydaşların karşılıklı uzlaşmasına dayalı düzen kurgulamasının doğruyu bulmada önemli bir adım olacağını ifade etti. Binalara ‘sağlam raporu’ ısrarı Panelin diğer konuşmacısı Hasar Tespit Uzmanı İnşaat Mühendisi Umut Yetkiner ise hasar tespitinde bulundukları Hatay’da binalara sağlam raporu verilmesi doğrultusunda depremzedelerin baskılarına maruz kaldıklarını belirtti. Depremzedelerin açıkta kalabilecekleri endişesiyle bu yola başvurduklarını vurgulayan Yetkiner, “Bu gayet doğal insani bir tepki. Ancak bu insani tepkinin etkisinde kalarak hasarlı binalara sağlam raporu vermek, meselenin bir diğer vicdani sorumluluğunu oluşturuyor. En küçük artçıda bile yıkılması kuvvetle muhtemel binalarda insanların oturmasına göz yummak, o insanların ölümünden sorumlu olmak demektir. Bir binanın hasarsız olup olmadığı performans analizi veya teknik rapor olmadan anlaşılamaz. Biz de tespitlerimizde bu özelliklere dikkat ettik. Duygusal olmaktan çok sorumluluk duygusuyla hareket ettik” diye konuştu. Enkaz altındaki depremzedeleri arama ve kurtarma Panelin son konuşmacısı GEA Arama Kurtarma Ekoloji ve İnsani Yardım Grubu Ekip Lideri Tayfun Çuhadar da bölgede yıkılan binalara ulaşmakta büyük zorluklar yaşadıklarını belirtti. Depremin yıkıcı etkisiyle birlikte kentteki tüm altyapı sisteminin çöktüğüne işaret eden Çuhadar, “Yolların, köprülerin, tünellerin yerle bir olduğu afet bölgesindeki bina enkazlarına ulaşmamız oldukça zamanımızı aldı. Enkaz bölgelerine ulaştığımızda ise gerek profesyonel insan gücü gerekse teknik alet ve edevatla depremzedelerin imdadına yetiştik. Çok sayıdaki depremzedeyi gecemizi gündüzümüze katarak, enkazların altından canlı çıkarmayı başardık. Bu esnada büyük trajedilere tanıklık ettik” dedi. Arama kurtarma eğitimlerinin önemi Yapılan istatistiklerin, kurtarma ekiplerinin deprem bölgesine yetişinceye kadar geçen süreçte, depremzedelerin yaklaşık yüzde 90’ına yakın bölümünün, deprem bölgesindeki vatandaşların şahsi çabalarıyla enkaz yığınlarının altından çıkartıldığını belgelediğini belirten Çuhadar, bu durumun vatandaşlara yerinde verilecek ‘arama kurtarma eğitimleri’nin önemini gözler önüne serdiğini de sözlerine ekledi.

Serdar Atilla Erdem: İMO Bursa Şubesi Artık 'Bursa İnşaat Mühendisleri Odası' Olmalı Haber

Serdar Atilla Erdem: İMO Bursa Şubesi Artık 'Bursa İnşaat Mühendisleri Odası' Olmalı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu Toplantısını Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Yerleşkesi’nde gerçekleştirdi. İMO Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu, Şube Konferans Salonu’nda, Bursa Milletvekilleri Mehmet Atmaca, Ahmet Kılıç, Hasan Toktaş, Selçuk Türkoğlu, Orhan Sarıbal, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hayrettin Eldemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Tözün Bingöl, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Mahmut Demiröz, Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Mehmet Şen, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Cenk Köklü, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ali Faruk Çolak, Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Veli Koç, Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ayça Soyutürk, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Adem Zambak, Makina Mühendisleri Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Çarıkçı, İç Mimarlar Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Aras, Tekstil Mühendisleri Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Onur Çinko, TMMOB Bursa İKK Sekreteri Murat Korkut, Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanları ve İMO Bursa Şubesi üyeleri katılımıyla gerçekleşti. İMO Bursa Şubesi 19. Dönem Olağan Genel Kurulu’na siyasi partiler ve yerel yönetim temsilcilerinden yoğun ilgi gösterildi. Divan Kurulu’nun seçilmesi ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Genel Kurul’da konuşan, İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, İMO Bursa Şubesi’nin gerçekleştirdiği faaliyetler, kent gündemine yönelik çalışmaları ve üyelerine yönelik etkinlikleri ile açıldığı günden bugüne dek daima örnek bir oda olduğunu belirterek, “19. Dönem Yönetim Kurulu olarak, mesleğimizin etik değerlerini ve kamuoyu gözündeki saygınlığını koruyabilmek ve hak ettiği kıymete ulaştırmak için bütün gayretimizle çalıştık. Şubemiz, üyelerinin mesleki gelişimine katkı sunmak ve sosyal etkinlikler düzenlemek gibi sınırlı yetkilere sahip olmasına rağmen; meslek odasının asli görevlerinden biri olduğuna inandığımız meslek itibarını hak ettiği seviyeye taşımak adına, görev süremiz boyunca mesleğimiz ve meslektaşlarımız için girişimlerde bulunmaya, kanun ve protokol teklifleri sunmaya ve bu çalışmaların hayata geçmesi için mücadele etmeye devam etmiştir. 1954 yılında çıkarılmış 6235 sayılı TMMOB Yasası o günün koşullarında oluşturulmuş ve meslek odalarının tüzel kişilik kazanması açısından çok önemli bir kanundur. Kanunda kuruluş amacı; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak olan TMMOB; Ne yazık ki o kadar çok sığ ideolojik söylemler altında boğulmuştur ki meslek adına yaptığı çalışmalar bu söylemlerden kendini sıyırıp gösterememiştir. Bu sebeple, meslek odaları sadece meslek ve meslektaş siyaseti yaparak, her siyasi partiye eşit uzaklıkta değil eşit yakınlıkta durarak diyalog kurmalıdır. Bizler, meslek sorunlarını çözmek adına hedeflerimizi belirlemiş, odaları siyasetin arka bahçesi yapan değil siyaseti sorunların çözümü noktasında en büyük araçlardan biri olarak gören yönetim metodumuz ile yola çıktık ve yolumuza devam ediyoruz. Bu gerekçelerle 1954 yılının şartları ile oluşturulmuş bu TMMOB Yasası ile bugün mühendis ve mimarların yaşadığı problemleri çözüme kavuşturmak, ihtiyaçlarını karşılamak ve üyelerinin bu birliğin gerekliliğine inancını sürdürmek mümkün olamamaktadır. Ülke çapında yaygın olamayan, örgütsüz bir yapılanma ile gerçekçi ve amaca yönelik hiçbir başarı sağlanamayacağı da açıktır. TMMOB’da 71 yıldır sürdürülen merkezi demokrasi anlayışının artık yerelden yönetim şekline dönüşmesinin, temsil ve müdahale açısından son derece faydalı olacağı açıktır. Bu sebeple TMMOB dışındaki bütün odalarda olduğu gibi il odacılığı yönetim sistemine geçilmeli; İMO Bursa Şubesi artık “Bursa İnşaat Mühendisleri Odası” olmalıdır. Bir diğer taraftan ise 1938 yılında yürürlüğe girmiş olan Meslek Kanunumuzun günümüz şartlarına uygun hale getirilerek güncellenmesi, meslektaşlarımızın hak ve sorumluluklarının olması gereken seviyeye çıkartılması artık bir zorunluluktur. İnşaat mühendisleri, yaptığı eserlerle insanların barınma, çalışma, ulaşım ve altyapıya kadar her alanda ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bizler attığımız imzalar ile yaptığımız her projeden ömür boyu sorumlu tutulan bir mesleğin mensuplarıyız. İnşaat mühendisi hata yaptığında, bir değil yüzlerce hatta binlerce kişinin zarar görme olasılığı vardır. İnşaat Mühendisliği medeniyet mesleğidir. Son derece önemli olan mesleğimizin ne kadar kıymetli olduğu bugüne kadar yaşadığımız depremler ile bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. “Altın” kıymetindeki mesleğimiz, üzülerek söylüyorum ki, hak etmediği şekilde her geçen yıl irtifa kaybetmektedir. Ama bilinmelidir ki ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak mesleklerden bir tanesi de kuşkusuz İnşaat Mühendisliği mesleğidir” dedi. Depremi Beka Sorunu Olmaktan Çıkartmanın Tek Yolu İnşaat Mühendisliğini Ayağa Kaldırmak “Gelecek nesillerin meslek ilkeleri ve etik kurallarına bağlı yetişmesi, gelecekte olası depremlerin afet haline dönüşmemesi için deneyimli meslektaşlar olarak bizlere büyük sorumluk düşmektedir” diyen Serdar Atilla Erdem, şunları söyledi: “Gençlerimizi iyi yetiştirmek, değerlerimizi korumak, birlik ve dayanışma içinde olmak zorundayız. Elbette bunlar bizlerin sorumlulukları olup kanun yapıcılara da bu anlamda önemli görevler düşmektedir. Bu çerçevede yeni dönemde meslektaşımız olan milletvekillerimizin de desteği ile TBMM İmar Komisyonuna Meslek Kanunu ile TMMOB Yasası ve Yetkin Mühendislik çalışmalarımızı sunmuş bulunuyoruz. Medeniyet mesleği dediğimiz inşaat mühendisliğinin Her geçen yıl itibar kaybına uğruyor olması asla kabul edilebilir değildir. Toplum ve kanun koyucular olarak bu mesleğin kıymetini bilip, itibarını hakkettiği yere getirmek için depremlerde daha kaç can kaybı vermemiz gerekiyor. 99 Depremi ve 6 Şubat Depreminde on binlerce insanımızı yitirirken devletimizin üzerine de milyarlarca dolar maddi yük binmiştir. Bu sebeple deprem bir beka sorunu değildir de nedir demeye devam edeceğiz. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise ’inşaat mühendisliği bilimi ışığında sektörümüzü ilgilendiren kanuni düzenleme, yönetmelikleri çağına uygun hale getirerek inşaat mühendisliğini daha etkin sağlamak adına depremselliğin asli meslek grubu olan biz inşaat mühendislerinin sorunlarını çözmekten geçer’ diyoruz. Acil çözüme kavuşması gereken bir başka önemli konu da SGK ile odamız arasında geçmişte imzalanmış ancak daha sonra iptal edilmiş olan protokolün tekrar yürürlüğe alınmasıdır. Meslektaşlarımızın yaptıkları görevin ehemmiyeti ve aldıkları sorumluluk ile doğru orantılı olacak şekilde ücretlendirilmesi en temel haklarıdır. Meslektaşlarımızın istihdam edildikleri iş yerlerinde işe giriş meslek kodlarının inşaat mühendisi olarak seçilmesi ve ücretlerinin, odamızın belirlediği inşaat mühendisi asgari ücret bedelinin altında olmaması adına SGK protokol görüşmeleri gerçekleştirdik, yeni dönemde yetki almamız halinde bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Eylül ayında çok sayıda meslektaşımızın katılımı ile odamız bünyesinde, mesleğimizin sorunlarını ve çözüm yollarını hedef alan, ülkemize örnek olacak inşaat mühendisliği çalıştayımızı gerçekleştirdik. Çıktılarının çok değerli olduğu çalıştayımızı sonuçlandırıp raporladık. Bu raporumuzu yetkililere sunduk, takipçisi olacağız.” Kent Yöneticilerimiz Akademik Bakış Açısının Önemi Ve İhtiyacını Unutmamalı Son yıllarda yeni üniversiteler ve inşaat mühendisliği bölümlerinin açılmasıyla birlikte yeni üye sayısının giderek arttığını söyleyen Başkan Serdar Atilla Erdem, “Ülkemizin Kurucu Lideri Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin geleceğini gençlere emanet etmiş ve demiştir ki; “Mühendislik, ülkemizin kalkınması için hayati bir öneme sahiptir. Bilim ve teknolojiye olan bu bağlılık, ülkemizi aydınlık yarınlara taşımak için en önemli adımlardan biridir. Sanat ve bilim, milletimizin ruhunu besler.” İşte bu şiarla bizler de mesleğimizin geleceğini gençlerimize emanet ediyoruz. Mesleğimizin etik değerlerinin korunması ve bilimsel bakış açısının geliştirilmesi onların elinde. Bu bilinci aktarmak, birlikteliği güçlendirmek de bizlerin elindedir. Deneyimli meslektaşlarımızın da gençlerimize destek olmak suretiyle bu bakış açısını aşılamalarını istiyoruz. Bu nedenle görev aldığımız dönem boyunca yaptığımız gibi deneyimli meslektaşlarımız ile genç meslektaşlarımızı buluşturacak toplantılar organize etmeye devam edeceğiz. İMO Bursa Şube olarak bugüne kadar çözüm odaklı ve yapıcı bir bakış açısı ile kent sorunlarına dair çözüm önerilerimizi sunduk. Bursa’daki birçok projeye baktığımızda da akademik bakış açısının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. Kent yönetiminde, akademik odaların, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşın taleplerini ve önerilerini almadan hareket ettiğinizde içinden çıkılamaz sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi sanayinin önemi tartışmasızdır. Ancak yaşamın sürdürülebilmesi için su, tarım, yeşil alan, barınma, ulaşım ve altyapı gibi temel ihtiyaçların da en az sanayi kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve diyoruz ki Bursa tarımı ile doğal kaynakları ile sanayisi, ulaşım ve altyapısı ile turizm ve kültürel varlıkları ile sürdürülebilir büyüyen vizyonu ile 2050 yılına tüm paydaşların içinde olduğu şeffaf ve ortak akılla planlanmalıdır. Bizler İMO Bursa Şubesi olarak, her defasında Bursa’nın sanayisi büyürken planlı ve sürdürülebilir gelişimin esas alınması gerektiğini vurguluyoruz. Sanayimizin nicelik olarak genişlemek yerine nitelik olarak derinleşme hedefi ile planlanması ve 1/100.000’lik çevre düzeni planı tamamlanmadan çakılacak her bir çivinin yanlış olacağının altını çiziyoruz. Bizler şehrimiz için mesleki deneyim ve bilgilerimizi paylaşmaya hazır olduğumuzu her alanda dile getiriyoruz. Kent yöneticilerimizin de alt yapıdan, üst yapıya, kentsel dönüşümden, ulaşıma kadar tüm yatırımlarda akademik bakış açısının önemi ve ihtiyacını unutmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamak isteriz” diye konuştu. İMO Bursa Şubesi olarak Bursa’nın yarına olmayan tüm yanlışlara karşı durmaya devam edeceklerini vurgulan Başkan Erdem, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kim yaparsa yapsın, bedeli ne olursa olsun, yanlış her kararın sonuna kadar karşısında olacağımızı, olması gereken çözüm yolları ile her platformda yetki sahiplerine destek olacağımızı, mesleğimizin geleceğimizin güvenli ellerde olması için gayret edeceğimizi bir kez daha ilan etmek isteriz. Mesleğimiz ve Bursa’mız için dertlenen başta siz değerli meslektaşlarım olmak üzere tüm paydaşlarımızı güç birliğine davet ediyor ve diyorum ki Bursa hepimizin, hep birlikte hem mesleğimizi hem Bursa’mızı hak ettiği yere taşıyıp ayağa kaldıralım. Katılımcı Üye, Güçlü Oda şiarıyla bütün meslektaşlarımı yarın gerçekleşecek olan 20. Dönem Yönetim Kurulu seçimlerinde oy kullanmaya ve odamıza sahip çıkmaya davet ediyorum.” Genel Kurul, faaliyet raporunun okunmasının ardından Yönetim Kurulu Başkan Adayları Ferdi Tercanlıoğlu ve Serdar Atilla Erdem’in konuşmalarının ardından, aday Yönetim Kurulu Üyelerinin ve üyelerin konuşmaları, gündem maddeleriyle ilgili görüş ve temennilerin iletmesiyle son buldu. İMO Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu Toplantısı 15 Şubat Pazar günü yapılacak seçimlerle devam edecek.

Kimya Mühendisleri Odası Bursa şubesi: "SEVESO yönetmeliği kağıt üzerinde kalmasın" Haber

Kimya Mühendisleri Odası Bursa şubesi: "SEVESO yönetmeliği kağıt üzerinde kalmasın"

Bursa’da son haftalarda Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ve depolama alanlarında üst üste yaşanan yangınlar, kentin güvenliğini tartışmaya açtı. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, yayımladığı zehir zemberek açıklamada, yaşanan olayların "münferit birer kaza" değil, yapısal bir denetim sorunu olduğunu vurguladı. "YANGIN SADECE MADDİ KAYIP DEĞİLDİR" Yapılan açıklamada, özellikle kimyasal madde içeren tesislerdeki yangınların kentin tamamını etkileyecek toksik gazlar yaydığına dikkat çekildi. Yangının özü itibarıyla bir oksitlenme reaksiyonu ve tamamen kimyasal bir süreç olduğunun altını çizen Oda yönetimi, bu süreçlerin ancak kimya mühendisliği disipliniyle analiz edilebileceğini belirtti. OSB YÖNETİMLERİNE "BAĞIMSIZ DENETİM" ELEŞTİRİSİ Açıklamada, OSB yönetimlerinin yapısı gereği tarafsız bir denetim yürütemediği iddia edildi: "OSB yönetimlerinin, sanayiciler tarafından seçilen ve ekonomik ilişki içinde olan yapılar olması; yangın güvenliği ve kimyasal risk yönetimi konularında bağımsız bir denetim yürütülmesini imkansız hale getirmektedir." SEVESO YÖNETMELİĞİ SAHADA VAR MI? Büyük endüstriyel kazaların önlenmesini amaçlayan SEVESO (Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi) Yönetmeliği'nin Bursa’da kağıt üzerinde kaldığı savunulan açıklamada, Kimya Mühendisleri Odası’nın bilimsel ve mesleki denetiminin tüm sanayi tesisleri için zorunlu hale getirilmesi gerektiği ifade edildi.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den ortak açıklama: Deprem değil rantçı politikalar öldürdü Haber

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den ortak açıklama: Deprem değil rantçı politikalar öldürdü

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılında Bursa’da bir araya gelen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, ortak bir basın açıklamasıyla ihmaller zincirine ve adalet arayışına dikkat çekti. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut tarafından okunan açıklamada, "Bu enkazın altında sadece kentlerimiz değil, bilimsel akıl da kalmıştır" denildi. Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 3 yıla rağmen, akademik odalar ve sendikalar yaşanan acıların azalmadığını, aksine sorunların derinleştiğini vurguladı. Bursa’da gerçekleştirilen anma programında, depremin bir "doğa olayı" olmaktan çıkıp "felakete" dönüşmesinin arkasındaki siyasi ve idari tercihler sert bir dille eleştirildi. "GERÇEK SORUMLULAR HESAP VERMEDİ" Açıklamayı okuyan Murat Korkut, resmi verilere göre 53 bin 537 yurttaşın yaşamını yitirdiği felakette, asıl sorumluların yargı önüne çıkarılmadığını savundu. Korkut, "Davalar sürüncemede bırakılmış, sadece alt düzey sorumlularla sınırlandırılmıştır. Asıl sorumluluğu taşıyan kamu yöneticileri ve siyasi karar vericiler yargı süreçlerinin dışında tutulmaktadır" diyerek cezasızlık politikasına tepki gösterdi. "DEPREM BÖLGESİNDE TEMEL HAKLAR HÂLÂ ASKIDA" Üç yıl geçmesine rağmen bölgedeki barınma, temiz su ve eğitim gibi en temel insani ihtiyaçların hâlâ tam anlamıyla karşılanmadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: Kalıcılaşan Konteynırlar: Geçici barınma alanlarının kalıcı hale gelmesi ve nitelikli konut üretiminin kamusal bir planlamadan yoksun olması eleştirildi. Altyapı Sorunları: Hatay başta olmak üzere ağır yıkım yaşayan illerde elektrik ve doğalgaz gibi temel altyapı hizmetlerinin yetersizliği vurgulandı. Piyasacı Denetim: Yapı denetim sisteminin piyasanın kâr hırsına terk edilmesinin yıkımı artıran temel etken olduğu ifade edildi. "MESLEKTAŞLARIMIZ GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDİLEMEZ" Açıklamada, yetki ve sorumlulukları dışındaki süreçler nedeniyle mühendis, mimar ve şehir plancılarının sorumlu tutulması kabul edilmedi. Teknik personelin "günah keçisi" ilan edilmemesi gerektiği, asıl meselenin bilimi ve tekniği dışlayan yönetim anlayışı olduğu kaydedildi. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE ÇAĞRI TMMOB, DİSK, KESK ve TTB temsilcileri, depreme dayanıklı kentler için şu çözüm yollarını sıraladı: Kamucu Anlayış: Kentleşme politikaları sermayenin kâr hırsına göre değil, halkın yaşam hakkına göre belirlenmeli. Bilimsel Denetim: Yapı denetim sistemi kamusal bir kimliğe bürünmeli ve meslek odaları sürece etkin dahil edilmeli. Bütüncül Politika: Risk yönetimini esas alan, bilimsel ve teknik esaslara dayalı bir afet politikası hayata geçirilmeli. Basın açıklaması, depremde hayatını kaybeden vatandaşlar anısına gerçekleştirilen bir dakikalık saygı duruşu ile sona erdi.

Bursa’da maden felaketi: "Bu bir iş kazası değil, çevre katliamıdır!" Haber

Bursa’da maden felaketi: "Bu bir iş kazası değil, çevre katliamıdır!"

Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) çatısı altında bir araya gelen akademik odalar ve sendikalar, Yenişehir Kirazlıyayla’da Meyra Madencilik’e ait Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme Tesisi’nin atık depolama alanında meydana gelen çökme ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut tarafından okunan açıklamada, yaşanan olayın "öngörülebilir bir felaket" olduğu iddia edildi. "GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ" Açıklamada, maden tesisinin ÇED raporlarında heyelan riski ve aşırı yağış uyarısı bulunmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı savunuldu. Murat Korkut, "Bu olay yalnızca bir iş kazası değil; doğayı, su kaynaklarını ve bölge halkının sağlığını doğrudan tehdit eden açık bir çevre felaketidir. Bilimsel ilkelere ve mühendislik esaslarına uyulmamasının ağır sonuçlarını yaşıyoruz" dedi. AĞIR METALLER DEREYE Mİ KARIŞTI? Saha incelemelerinde çarpıcı bulgulara ulaştıklarını belirten akademik odalar, şu iddiaları sıraladı: ÇED raporunda "akar dere yoktur" denilmesine rağmen Sarıyar Deresi'nin varlığı tespit edildi. Çöken atıkların bu dereye karıştığı ve dere yatağının toprakla kapatılarak kirliliğin gizlenmeye çalışıldığı gözlemlendi. Ağır metal içeren atıkların toprağa ve yeraltı sularına yayılma riski devam ediyor. Yetkililere 5 Kritik Soru Açıklamada, kamuoyu adına yetkililere şu sorular yöneltildi: Toprak ve su kaynaklarında ağır metal analizleri yapıldı mı? Sonuçlar neden gizleniyor? Barçın Köyü içme suyu kaynakları bu sızıntıdan etkilendi mi? Tesiste kullanılan kimyasal maddelere su ortamında rastlandı mı? Çöken barajdan çevreye ne kadar atık yayıldı? Denetim görevini yapmayan firmalar ve yetkililer hakkında idari işlem başlatıldı mı? "SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ" DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve BAOB temsilcileri, doğanın ve halk sağlığının kâr hırsına kurban edilemeyeceğini vurgulayarak, sorumlular hesap verene kadar hukuki ve toplumsal mücadelenin takipçisi olacaklarını belirterek açıklamayı sonlandırdı.

Mimarlar Odası Bursa Şubesi'nde Şirin Rodoplu Şimşek dönemi resmen başladı! Haber

Mimarlar Odası Bursa Şubesi'nde Şirin Rodoplu Şimşek dönemi resmen başladı!

TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nde, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen genel kurul toplantısının ardından 21. Dönem Yönetim Kurulu mazbata töreni ve ilk yönetim kurulu toplantısı yapıldı. 24-25 Ocak tarihlerinde düzenlenen genel kurulun ardından güven tazeleyerek yeniden Başkan seçilen Şirin Rodoplu Şimşek ve yönetim kurulu üyeleri, Şube Merkezi’nde gerçekleştirilen törenle mazbatalarını 21. Genel Kurul Divan Başkanı M. Orhan Efe’nin elinden aldılar. Genel kurul sürecinin oldukça verimli geçtiğini ifade eden Başkan Şirin Rodoplu Şimşek, “Genel Kurul Toplantımız, meslektaşlarımızın mimarlık meslek ortamına ilişkin önerilerini sunduğu kapsamlı bir değerlendirme toplantısı niteliğinde gerçekleşti. Yeniden göreve gelmenin heyecanını yaşıyoruz. Komite ve komisyonlarımızla birlikte kentimiz, mesleğimiz ve meslektaşlarımız adına projeler üretmeye ve faaliyetlerimizi hız kesmeden sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Başkan Şirin Rodoplu Şimşek ayrıca, “20. Dönem boyunca bizimle birlikte görev yapan, sorumluluk alarak emek veren tüm ekip arkadaşlarımıza ve Şube organlarımıza teşekkür ederiz. Kamusal görevimizin ve sorumluluğumuzun bilincindeyiz.Meslektaşlarımızla ilgili çalışmalarımızı dayanışma içinde sürdürmeye gayret edeceğiz. 21. dönemde yönetime katılan arkadaşlarımıza da hoş geldiniz diyoruz. Birlikte çalışarak birlikte üreteceğiz” diye konuştu. TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin yeni yönetim kurulunun ilk toplantısında yapılan görev dağılımında; Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Şirin Rodoplu Şimşek, 2. Başkanlığa Murat Emrah Saka, Sekreter Üyeliğe Aytül Küçüközdemir Aydın, Sayman Üyeliğe ise Şeref Gündüz seçildi. Yönetim Kurulu’nda Abdullah Kamalı, Kurtuluş Göktaş ve Can Şahin de üye olarak görev yapacaklar. Toplantının sonunda, geçmiş dönem yönetim kurulu ve oda organları üyelerine plaket ve teşekkür belgeleri takdim edildi. TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin 21. Dönem Yönetimi şu isimlerden oluşmaktadır: Yönetim Kurulu – Asıl Üyeler: Şirin Rodoplu Şimşek, Murat Emrah Saka, Aytül Küçüközdemir Aydın, Abdullah Kamalı, Kurtuluş Göktaş, Can Şahin, Şeref Gündüz Yönetim Kurulu – Yedek Üyeler: Bahar Kuş Arslan, Berkay Salman, Gözde Kırlı Özer, Fatma C. Senal, Faruk Özgökçe, Ayten Başdemir Taciroğlu, Eren Onay Soruşturma–Uzlaştırma Kurulu – Asıl Üyeler: Melih Türa, H. Aşkın Şencan, Ebru Erdoğdu Kara, M. Derya Kangal, Gün Işık Soruşturma–Uzlaştırma Kurulu – Yedek Üyeler: Ece Konuşkan Sevinç, Emel Acar, Şeniz Döver, Sevil Göksel, Ferda Güzeldağ Denetleme Kurulu – Asıl Üyeler: Şennur Ay, Özden Seçil Muharremoğlu, Ali Kağan Atabey, Umut Can Acar, Yunus Can Denetleme Kurulu – Yedek Üyeler: Özgür Kangal, Binyamin Yalçın, Nisa Kasapoğlu, Mehmet Talha Abak, Şeyma Ekici

Mehmet Yıldız: “Güçlü ve saygın bir oda için devam ediyoruz” Haber

Mehmet Yıldız: “Güçlü ve saygın bir oda için devam ediyoruz”

Mevcut Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yaklaşan genel kurul süreci öncesinde meslektaşlarına yönelik bir açıklama yaparak, yaklaşık iki yıllık 8. Çalışma Dönemi’nin sona erdiğini belirtti. Yıldız, açıklamasında jeoloji mühendisliği mesleğinin ve “Jeoloji Mühendisi” unvanının hak ettiği saygınlığa ulaşması için yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Güney Marmara Bölgesi’nde Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’yı kapsayan geniş bir alanda faaliyet gösteren şubenin; kentlerin geleceğine yön veren, güçlü, çalışkan ve saygın bir meslek odası olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Yıldız, yeni dönemde de bu anlayışı devam ettirmek istediklerini vurguladı. Mehmet Yıldız, 07-08 Şubat 2026 tarihlerinde yapılacak genel kurul ve seçimlerde, birbirinden kıymetli meslektaşlarıyla birlikte yönetim kuruluna aday olduklarını kamuoyuyla paylaşarak, tüm üyelere teşekkür etti. Mehmet Yıldız açıklamasında şunları söyledi: "D E V A M E D İ Y O R U Z … Kıymetli Meslektaşlarım; Yaklaşık 2 yıllık 8. Çalışma Dönemi süresinin sonuna geldik. Ekmeğimizi kazandığımız mesleğimiz ve tüm ünvanların üstünde tuttuğumuz “Jeoloji Mühendisi “ ünvanımızı hakettiği seviyeye çıkarmak ve başta Bursa’mız olmak üzere 4 ilimizde de (Bursa-Balıkesir-Çanakkale-Yalova) kentlerin geleceğine yön veren Güçlü, Çalışkan ve Saygın bir meslek odası olmak adına 07-08 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi’nin Genel Kurulu ve Seçimlerinde, her biri birbirinden kıymetli meslektaşlarımız ile yönetim kuruluna aday olduğumuzu bildirir, her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunarım… Saygılarımla," Genel kurulun ilk günü olan 7 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te Olağan Genel Kurul toplantısı yapılacak. Seçimler ise 8 Şubat Pazar günü 09.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.