SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tmmob

Söz Bursa - Tmmob haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmmob haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mimarlar Odası Bursa Şubesi'nde Şirin Rodoplu Şimşek dönemi resmen başladı! Haber

Mimarlar Odası Bursa Şubesi'nde Şirin Rodoplu Şimşek dönemi resmen başladı!

TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nde, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen genel kurul toplantısının ardından 21. Dönem Yönetim Kurulu mazbata töreni ve ilk yönetim kurulu toplantısı yapıldı. 24-25 Ocak tarihlerinde düzenlenen genel kurulun ardından güven tazeleyerek yeniden Başkan seçilen Şirin Rodoplu Şimşek ve yönetim kurulu üyeleri, Şube Merkezi’nde gerçekleştirilen törenle mazbatalarını 21. Genel Kurul Divan Başkanı M. Orhan Efe’nin elinden aldılar. Genel kurul sürecinin oldukça verimli geçtiğini ifade eden Başkan Şirin Rodoplu Şimşek, “Genel Kurul Toplantımız, meslektaşlarımızın mimarlık meslek ortamına ilişkin önerilerini sunduğu kapsamlı bir değerlendirme toplantısı niteliğinde gerçekleşti. Yeniden göreve gelmenin heyecanını yaşıyoruz. Komite ve komisyonlarımızla birlikte kentimiz, mesleğimiz ve meslektaşlarımız adına projeler üretmeye ve faaliyetlerimizi hız kesmeden sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Başkan Şirin Rodoplu Şimşek ayrıca, “20. Dönem boyunca bizimle birlikte görev yapan, sorumluluk alarak emek veren tüm ekip arkadaşlarımıza ve Şube organlarımıza teşekkür ederiz. Kamusal görevimizin ve sorumluluğumuzun bilincindeyiz.Meslektaşlarımızla ilgili çalışmalarımızı dayanışma içinde sürdürmeye gayret edeceğiz. 21. dönemde yönetime katılan arkadaşlarımıza da hoş geldiniz diyoruz. Birlikte çalışarak birlikte üreteceğiz” diye konuştu. TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin yeni yönetim kurulunun ilk toplantısında yapılan görev dağılımında; Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Şirin Rodoplu Şimşek, 2. Başkanlığa Murat Emrah Saka, Sekreter Üyeliğe Aytül Küçüközdemir Aydın, Sayman Üyeliğe ise Şeref Gündüz seçildi. Yönetim Kurulu’nda Abdullah Kamalı, Kurtuluş Göktaş ve Can Şahin de üye olarak görev yapacaklar. Toplantının sonunda, geçmiş dönem yönetim kurulu ve oda organları üyelerine plaket ve teşekkür belgeleri takdim edildi. TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin 21. Dönem Yönetimi şu isimlerden oluşmaktadır: Yönetim Kurulu – Asıl Üyeler: Şirin Rodoplu Şimşek, Murat Emrah Saka, Aytül Küçüközdemir Aydın, Abdullah Kamalı, Kurtuluş Göktaş, Can Şahin, Şeref Gündüz Yönetim Kurulu – Yedek Üyeler: Bahar Kuş Arslan, Berkay Salman, Gözde Kırlı Özer, Fatma C. Senal, Faruk Özgökçe, Ayten Başdemir Taciroğlu, Eren Onay Soruşturma–Uzlaştırma Kurulu – Asıl Üyeler: Melih Türa, H. Aşkın Şencan, Ebru Erdoğdu Kara, M. Derya Kangal, Gün Işık Soruşturma–Uzlaştırma Kurulu – Yedek Üyeler: Ece Konuşkan Sevinç, Emel Acar, Şeniz Döver, Sevil Göksel, Ferda Güzeldağ Denetleme Kurulu – Asıl Üyeler: Şennur Ay, Özden Seçil Muharremoğlu, Ali Kağan Atabey, Umut Can Acar, Yunus Can Denetleme Kurulu – Yedek Üyeler: Özgür Kangal, Binyamin Yalçın, Nisa Kasapoğlu, Mehmet Talha Abak, Şeyma Ekici

Mehmet Yıldız: “Güçlü ve saygın bir oda için devam ediyoruz” Haber

Mehmet Yıldız: “Güçlü ve saygın bir oda için devam ediyoruz”

Mevcut Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yaklaşan genel kurul süreci öncesinde meslektaşlarına yönelik bir açıklama yaparak, yaklaşık iki yıllık 8. Çalışma Dönemi’nin sona erdiğini belirtti. Yıldız, açıklamasında jeoloji mühendisliği mesleğinin ve “Jeoloji Mühendisi” unvanının hak ettiği saygınlığa ulaşması için yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Güney Marmara Bölgesi’nde Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’yı kapsayan geniş bir alanda faaliyet gösteren şubenin; kentlerin geleceğine yön veren, güçlü, çalışkan ve saygın bir meslek odası olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Yıldız, yeni dönemde de bu anlayışı devam ettirmek istediklerini vurguladı. Mehmet Yıldız, 07-08 Şubat 2026 tarihlerinde yapılacak genel kurul ve seçimlerde, birbirinden kıymetli meslektaşlarıyla birlikte yönetim kuruluna aday olduklarını kamuoyuyla paylaşarak, tüm üyelere teşekkür etti. Mehmet Yıldız açıklamasında şunları söyledi: "D E V A M E D İ Y O R U Z … Kıymetli Meslektaşlarım; Yaklaşık 2 yıllık 8. Çalışma Dönemi süresinin sonuna geldik. Ekmeğimizi kazandığımız mesleğimiz ve tüm ünvanların üstünde tuttuğumuz “Jeoloji Mühendisi “ ünvanımızı hakettiği seviyeye çıkarmak ve başta Bursa’mız olmak üzere 4 ilimizde de (Bursa-Balıkesir-Çanakkale-Yalova) kentlerin geleceğine yön veren Güçlü, Çalışkan ve Saygın bir meslek odası olmak adına 07-08 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi’nin Genel Kurulu ve Seçimlerinde, her biri birbirinden kıymetli meslektaşlarımız ile yönetim kuruluna aday olduğumuzu bildirir, her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunarım… Saygılarımla," Genel kurulun ilk günü olan 7 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te Olağan Genel Kurul toplantısı yapılacak. Seçimler ise 8 Şubat Pazar günü 09.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi başladı Haber

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi başladı

TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi 5. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Tek liste ile yapılan seçim sonucunda İçmimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanlığına Nehir Özbey seçildi. İçmimarlar Odası Bursa Şubesi merkezinde gerçekleştirilen seçimler sonucunda İçmimarlar Odası Bursa Şube Başkanı seçilen Nehir Özbey, yeni dönem için hedeflerini değerlendirdi. Nehir Özbey, “Biz diğer odalara bakıldığında görece yeni bir odayız. 150 üye ile başlayan yolculuğumuzda şu anda 475 aktif üyemiz var. Yeni dönemde de üye sayımızı arttırarak, üye ilişkilerimizi güçlendirerek daha da büyüme hedefimizle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Güçlü üye ilişkileri, mesleğimizin ve meslek odamızın hak ettiği değer ve itibarı arttırarak, görünür, üretken, sivil inisiyatiflerle, yerel yönetimlerle ve üniversitelerle işbirliği içerisinde olarak, mesleğimize ve Bursamıza katkı sağlayan bir dönem geçirmeyi hedefliyoruz. Bu bağlamda üyelerimizin desteği bizim için çok önemli” dedi. “Şehirleşmenin her alanında söz sahibi olmak istiyoruz” İçmimarlığı yapı sektörünün paydaşı durumunda bir disiplin olarak tanımlayan Nehir Özbey, “Dolayısıyla yapının güvenliği, yangın, deprem gibi konularda bizim alanımıza dahil. Biz, içmimarların bu konularda da söz sahibi olmasını, şehirlerimizde oluşan niteliksiz yapı stoğu hakkında ya da yapılan kontrolsüz tadilatlar ya da deprem yönetmeniyle uygun olmayan yapılarla alakalı, yangın yönetmeliğinde de söz sahibi olmak, yani bulunabileceğimiz her alanda söz söylemek istiyoruz. Bu da ana hedeflerimizden birisi” ifadelerini kullandı. Odalarının yerel yönetimlerle ilişkilerinin her dönemde çok iyi olduğunu belirten Nehir Özbey, “Yerel yönetimlerimiz de zaten akademik odalara karşı açık bir yaklaşım içerisindeler. Bu anlamda paydaşlığa hazır olduklarını daha önce de kendilerinden dinledik. Yeni dönemde hem büyükşehir belediyemiz hem de ilçe belediyelerimizle çeşitli protokollerle ilgili hazırlıklarımız var. Daha önce de örnek uygulamalarımız olmuştu. Bunları geliştirip yeni dönemde daha aktif hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi. “İçmimarlık lüks değil ihtiyaçtır” İçmimarlık mesleği üzerindeki lüks ve estetik algısını değiştirmeye çalıştıklarını anlatan Nehir Özbey, “Ancak günümüz şartlarında artık bu algı biraz daha kırılmaya başlandı. İçmimarlık, aslında yapı sektöründeki birçok disiplinin birlikte çalışması gereken, paydaşlığın ortasında bulunan bir meslek grubudur. Yani bir yapı oluşurken iç mimarların da sürecin en başından dahil olması, yapıların güvenliği, kullanıcının konforu ve yapı üretimlerinde emek zayiatının önüne geçilerek sürdürülebilir tasarımlar için bir gerekliliktir. Bu iç mimarlığın bir lüksten çok aslında bir ihtiyaç olduğunu ve insanların da bu yaklaşımla ilerlemesi gerektiğini söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “Bizde genel kurullar bayrak değişimidir” İçmimarlar Odası’nın her zaman barışçıl bir yapıyla yönetildiğini ifade eden Nehir Özbey açıklamalarının devamında şunları söyledi: “TMMOB içmimarlar odası 11 şubeden oluşuyor. Bursa da bu şubelerden bir tanesi. Bayrak devri şeklinde ilerleyen bir genel kurul sistemimiz var. Bu dönemde aslında listemizde önemli ölçüde bir değişiklik oldu diyebiliriz. Yönetim kurulumuzu oluştururken mesleğinde başarılı, tecrübeli, sorumluluk sahibi, mesleği ve odasına karşı yükümlülüklerinin farkında olan ve nitelikli işler yapan arkadaşlarımız tercih ettik. Bizden önceki dönemlerde de başkan ve yöneticilerimiz odamız ve mesleğimiz adına çok güzel çalışmalara imza attılar. Bu anlamda tüm başkan ve yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Bu başarıların üzerine koyarak ilerlemeyi düşünüyoruz.” Gerçekleştirilen seçimde TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nin yeni yönetimi şu isimlerden oluştu: Yönetim kurulu asıl: Nehir Özbey, Ahmet Tuna Muhtar, Begüm Gülen, Ercüment Özçelik, Aylin Aras, Melih Konuk, Sait Faruk Eligür Yönetim kurulu yedek: Fehmi Akpınar, Emre Arı, İpek Uçar, Barış Yılancı, Nihatcan Danış, Burcu Uluköy, Ezgi İzgördü Demir

Sendikalar ve meslek örgütlerinden elektrik zammına tepki: “Milyonlarca hane serbest piyasaya terk ediliyor” Haber

Sendikalar ve meslek örgütlerinden elektrik zammına tepki: “Milyonlarca hane serbest piyasaya terk ediliyor”

Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen açıklamaya; TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut, Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Bursa Şube Başkanı Uğur Üçöz, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özgen, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet İhsan Taşkınsel ve DİSK Güney Marmara Bölge Temsilcisi – Birleşik Metal-İş Bursa Şube Başkanı Gökhan Aydın katıldı. Toplantının açılışında konuşan ESM Bursa Şube Başkanı Uğur Üçöz, yeni düzenlemenin emekçileri doğrudan hedef aldığını belirterek, “Toptan bir merkezden halkımıza karşı bir saldırı var. Bu saldırıya karşı sendikalar ve odalar olarak örgütlü mücadelemizi birleştirip karşı cephe oluşturmaya devam edeceğiz” dedi. Üçöz, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) aldığı kararla 2026 yılında mesken abonelerinin yıllık elektrik tüketim limitinin 4 bin kWh olarak belirlendiğini hatırlatarak, “Bugün 984 TL olan bir elektrik faturası yeni düzenleme ile bin 935 TL’ye yükselecek. Yani yüzde 97 oranında zam gelecek. Yaklaşık 2,5 milyon abone bu değişiklikten etkilenecek” ifadelerini kullandı. “TEMEL YAŞAMI SÜRDÜREN AİLELER BİLE PİYASA FİYATLARINA MAHKÛM EDİLECEK” Basın açıklamasını okuyan TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özgen, kararın milyonlarca haneye “gizli zam” anlamı taşıdığını söyledi. Özgen, EPDK’nın konut aboneleri için yıllık tüketim limitini 5 bin kWh’ten 4 bin kWh’e düşürmesinin, birçok ailenin ulusal fiyat tarifesinden çıkarak serbest piyasa koşullarına bırakılması anlamına geldiğini vurguladı. “Bu değişiklik, yalnızca yüksek tüketimli villa tipi konutları değil, asgari yaşam standartlarının biraz üzerinde enerji harcayan sıradan aileleri de etkileyecek” diyen Özgen, şu ifadeleri kullandı: “Karar, toplumsal refahı korumayı değil, enerji şirketlerinin kârını artırmayı hedefliyor. Elektrik enerjisi temel bir insan hakkıdır. Piyasa dalgalanmalarının doğrudan faturalara yansıtıldığı bu sistem derhal sona erdirilmelidir.” Özgen, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartları için aylık en az 230 kWh elektrik tüketmesi gerektiğini belirterek, “Bu miktar sadece buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve televizyon gibi temel ihtiyaçlara denk geliyor. Klima ya da elektrikli ısıtıcı kullanan aileler zaten sınırı aşıyor” dedi. “ELEKTRİĞİN KÂR ARACI HALİNE GELMESİ KABUL EDİLEMEZ” EMO Başkanı Özgen, son kaynak tedarik tarifesinin 2018’de yalnızca büyük sanayi tesislerini kapsadığını, ancak yıllar içinde kapsamın kademeli olarak genişletildiğini anımsattı: “2018’de 50 milyon kWh olan tüketim sınırı 2026 itibarıyla 4 bin kWh’a kadar düşürüldü. Bu, temel bir kamu hizmeti olan elektriğin tamamen piyasa mekanizmasına devredilmesidir.” Özgen, enerji alanında kamunun yeniden etkin hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Pahalı enerjinin enflasyon üzerindeki etkisini azaltmak için üretimden dağıtıma kadar tüm süreçleri yönetecek kamu tekeli yeniden kurulmalıdır. EPDK kapatılmalı, yerine kamulaştırma süreçlerini yürütecek bir kamu idaresi oluşturulmalıdır” dedi. Konuşmasının sonunda Bursa’daki elektrik dağıtım şirketinin yabancı ortaklı yapısına da dikkat çeken Özgen, “Bugün Bursa’nın elektriğiyle Amerikalıları zenginleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Bursa'da hak ve özgürlükleri savunma kararlılığı vurgulandı Haber

Bursa'da hak ve özgürlükleri savunma kararlılığı vurgulandı

Bursa Tabip Odası, KESK, DİSK, TMMOB, Bursa Demokrasi Güçleri ve BAOB’un ortaklığıyla düzenlenen basın açıklaması, halkın hak ve özgürlüklerini savunma kararlılığını bir kez daha vurguladı. Çok sayıda katılımcının destek verdiği etkinlikte, halkın hak ve özgürlüklerine yönelik baskılara karşı kararlılıkla mücadele edileceği belirtildi. Basın açıklamasında Bursa Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Muhsin Güllü ve Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun konuşmalarını yaptı. Dr. Güllü, demokratik hakların savunulmasının meşru ve hayati bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, hiçbir baskının bu mücadeleyi durduramayacağını belirtti. Ardından söz alan Dr. Kadir Binbaş, polis tarafından alıkonma sürecini detaylarıyla anlatarak, yaşadıklarının hukuk dışı olduğunu vurguladı. Etkinliğe destek veren Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da dayanışma mesajlarını iletti. Basın açıklaması, katılımcıların birlik ve beraberlik mesajlarıyla sona erdi. Açıklamanın tamamı şu şekildedir: "BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!" "Demokrasi ve hukukun olmadığı, anayasal hakların güvencesiz bırakıldığı bir ülkede sağlık olmaz! Hukuk, demokrasi ve adalet tüm kurumlarıyla işler hale getirilmelidir! İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu kararıyla diplomasının iptal edilmesi, ardından aralarında belediye başkanlarının ve yöneticilerinin olduğu çok sayıda kişiyle birlikte önce gözaltına alınması ardından tutuklanması, sonuç olarak anayasal bir hak olan siyaset yapma hakkının engellenmesi, ülkemizde anayasal hakların güvencede olmadığının ilanı olmuştur. Diploma kararı aynı zamanda, toplumda örnek olması beklenen akademisyenlerin, bilim üreterek toplumun ilerlemesini sağlamakla görevli üniversitelerin, bağımsız olması mutlak suretle şart olan yargının halini de gözler önüne sermiştir. Ülkemizin birikimi, hukukun egemenliğinin sağlanmadığı, kurum ve kuralların yok edildiği, üniversitelerin siyasete alet edildiği bir ülke olmayı hak etmemektedir. Demokrasi ve hukuk, sadece yöneticilerin ya da bir avuç ayrıcalıklı kesimin değil, toplumun da hak ve taleplerinin karşılandığı bir düzenin temeli olmalıdır. İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin dört bir yanında yurttaşlar, taleplerini dile getirmek, haklarına sahip çıkmak ve hukuksuzluğa karşı durmak için anayasa tarafından güvence altına alınmış olan protesto haklarını kullanmak üzere sokağa çıkmışlardır. Ancak bu meşru ve barışçıl hak arayışının karşısına, güvenlik güçlerinin orantısız şiddeti, sabaha karşı yapılan ev ve yurt baskınları, gözaltılar ve bazı durumlarda iddia edilen çıplak aramalarla çıkılması; yalnızca özgürlüklere değil, toplumun bütününe yönelen sistematik bir tehdide dönüşmüştür. Bu baskı ortamı, artık yalnızca doğrudan mağdur olanları değil, her vicdan sahibi yurttaşı harekete geçmeye, müdahil olmaya, sözünü söylemeye mecbur bırakmıştır. Unutulmamalıdır ki; Türk Tabipleri Birliği, 6023 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca bizler yalnızca meslektaşlarımızın haklarını savunmakla değil, halk sağlığını korumak ve halkın menfaati ile hekimlerin menfaatini toplumsal düzlemde en iyi şekilde dengelemekle yükümlüyüzdür. Bu sorumluluk, yalnızca hastane koridorlarıyla sınırlı değildir; bu yükümlülük toplumun tüm yaşam alanlarını kapsamaktadır. Çünkü sağlık, yalnızca hastalıkların teşhis ve tedavisi değil; insanların güvenli, eşit, özgür ve onurlu bir yaşam sürebilme koşullarının bir bütünüdür. Bu koşullar sağlanmadıkça bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik halini içeren gerçek bir sağlıktan söz edilemez. Hekimlik, yalnızca klinik bilgiyle değil; insan haklarına saygı, toplumsal sorumluluk ve vicdani duruşla anlam kazanır. İşte bu yüzden sokakta coplanan yurttaşın yanan canı da bizim meselemizdir; gözaltında çıplak aramaya zorlanan bir öğrencinin zedelenen onuru da; sabahın köründe evlerinden alınan üniversiteli gençlerin uğradığı psikolojik travma da bizim meselemizdir. Halk sağlığı, yalnızca çöken sağlık sistemiyle değil, aynı zamanda baskı, şiddet, korku ve güvencesizlik ortamıyla da tehdit altındadır. Bu yüzden Türk Tabipleri Birliği'nin ve Tabip Odalarının halk sağlığını koruma görevi; aynı zamanda hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri, adil yaşam koşullarını savunma görevidir. Bu nedenle taleplerimiz nettir: Toplanma, ifade ve protesto özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılmalı, bu hakların kullanılmasını engelleyen uygulamalara son verilmeli       Yurttaşlara yönelik orantısız güç kullanımı derhal ve koşulsuz sonlandırılmalı, kimyasal silah olarak kabul edilen biber gazı hiçbir koşulda kullanılmamalı       Gözaltına alınanlar, kötü muameleye uğramadan hemen serbest bırakılmalı       Hekimler, gözaltı muayeneleri başta olmak üzere görevlerini etik ilkeler ve bilimsel standartlar çerçevesinde, hiçbir siyasi veya idari baskıya maruz kalmadan yapabilmeli       Demokratik haklarını kullanan herkese yönelik yargı vasıtasıyla korkutma, soruşturmalar ve gözdağı politikaları son bulmalı       Siyasi otoritenin, kolluk kuvvetlerini ve yargı organlarını muhalefeti bastırma aracı olarak kullanmasına son verilmeli       Üniversiteler, bilimsel ve kurumsal özerklik temelinde yapılandırılmalı, akademinin siyasallaştırılmasından vazgeçilmeli       Tüm kamu kurumları, hukukun üstünlüğü ve halk yararı temelinde yeniden düzenlenmeli       Tüm bu ihlalleri meşrulaştırmaya çalışan siyasi iktidar, halkın iradesine müdahaleden vazgeçmelidir. Demokrasi ve hukuk olmadan, temel insan haklarına saygı gösterilmeden sağlık ve refah içinde bir toplum olamayacağımız gerçeği unutulmamalıdır. Ülkemizin geleceği için hukuk, demokrasi ve adalet tüm kurumlarıyla bir an önce işler hale getirilmelidir! Hekimlik, zulme karşı kafasını başka yöne çevirme değil, hakikate tanıklık mesleğidir. Başta polisin kötü muamelesine maruz kalan başkanımız olmak üzere biz hekimler, akademik odalar, meslek örgütleri, sendikalar ve sayısız yurttaş, her türlü baskıya, gözaltına, tutuklanmalara karşı halkın sağlığını koruma yükümlülüğümüzü yerine getirmeye, toplumun yararı için çalışmaya, demokrasiyi ve insan onurunu savunmaya devam edeceğiz. Sağlıktan, demokrasiden, özgürlüklerden tasarruf edilmesine karşı sessiz kalmayacağız. Sağlık için, adalet için, özgür bir gelecek için: Susmuyoruz, Korkmuyoruz, Hiçbir yere Gitmiyoruz!" Basın açıklamasına Bursa Tabip Odası, DİSK, KESK, Bursa Demokrasi Güçleri, TMMOB ve BAOB destek verdi.

Doğruları Söylemekten Asla Vazgeçmeyeceğiz: Eski Başkanımız Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın yanındayız! Haber

Doğruları Söylemekten Asla Vazgeçmeyeceğiz: Eski Başkanımız Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın yanındayız!

 Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın konuşmasının engellenmesini kınamak amacıyla 17 Mart 2025 Pazartesi günü düzenlenen basın açıklamasında, metni Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş okudu ve doğruları söylemekten asla vazgeçmeyeceklerini, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın yanında olduklarını vurguladı. Ardından söz alan Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’a yapılan müdahaleyi kınayarak, “Kendisi yalnız değildir, yanındayız” ifadelerini kullandı. Toplantıya katılan diğer konuşmacılar da benzer şekilde destek mesajları verdi. Türk Tabipleri Birliği üyesi Dr. Güzide Elitez, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut, DİSK temsilcisi Gökhan Aydın, SES Bursa Şubesi eski dönem başkanı İrfan Açık ve Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal da söz alarak yapılan müdahaleyi kabul edilemez bulduklarını belirtti. Açıklamaların ardından Bursa Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Muhsin Güllü “Sağlık Sistemi Çöktü Yaşadığımız Kriz ve Bursa’nın Durumu” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Basın açıklaması, dayanışma ve mücadele çağrısıyla tamamlandı. Basın Açıklamasının tamamı şu şekildedir; “ Basına yansıyan, Bursa Büyükşehir Belediyesi meclis oturumunda Bursa Tabip Odası eski başkanımız Alpaslan Türkkan’a yapılanlar kabul edilemezdir. Uzun yıllardır toplumun sağlığını geliştirmek için emek veren Türkkan’ın 14 Mart vesilesiyle Türkiye’nin sağlık gündemine dair veriye dayalı görüşlerini sunmasını, hamaset yaparak eleştiremezsiniz diyerek engellemeye çalışan hadsizler, fildişi kulelerinden inip devlet hastanelerini ziyaret ederlerse acı gerçeklerle yüzleşeceklerdir. Türkiye’de son dönemde her alanda torpilli olan bu mutlu azınlık toplumdan uzaklaşıp, gerçekleri görme yetisini kaybetmiş, vatandaşın derdine çare olsun diye bulunduğu meclislerde Türkiye’ye dair hiçbir sorun gün yüzüne çıkmasın diye uğraşır hale gelmiştir. Halk sağlığı konusunda, halkın sağlık hakkına yönelik söz söyleme sorumluluğu taşıyan bilim insanlarımızın fikirlerini özgürce ifade edebilmeleri, demokratik toplumun olmazsa olmazıdır. Demokrasiyi hazmedemeyen, kürsüde konuşan akademisyene müdahale edecek kadar gözü dönmüş kişilerin bu kabul edilemez tavırları karşısında, Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde yeterince savunulamaması ve bu saygısız müdahalelere gerekli tepkinin gösterilememesi de ayrıca üzüntü vericidir. Sağlık sisteminin çöktüğüne dair gerçekleri söyleyen bir akademisyene yönelik bu tür müdahaleler, demokratik kültürün ve ifade özgürlüğünün son dönemde ne kadar örselendiğinin acı bir göstergesidir. Bilinmelidir ki, bir akademisyenin kürsüde gerçekleri dile getirmesine tahammül edemeyerek müdahale etmek sadece bireysel bir hadsizlik değil, akademik düşünceye ve bilime saldırıdır. İfade özgürlüğünü, doğruları sindirememiş bu zihniyet, toplumun gerçekleri öğrenmesini ne kadar engellemeye çalışırsa biz hekimler de gerçekleri yaymak için elimizden geleni yapacağız. Biz hekimler, mesleki etik ilkelerimiz ve topluma karşı olan sorumluluğumuz gereği, sağlık sistemimizin yaşadığı çöküşü tüm çıplaklığıyla dile getirmeye devam edeceğiz. Sağlık hizmetlerinin niteliğini düşüren, erişilebilirliğini zorlaştıran ve çalışanları tükenmişliğe sürükleyen mevcut sistem artık sürdürülemez hale gelmiştir. Baskılar, tehditler ve engellemeler, bizleri toplumun sağlık hakkını savunmaktan alıkoymayacaktır! Bu mücadele yalnız bizim değil, tüm emekçilerin, tüm halkımızın mücadelesidir. Sağlık hakkı için verilen tarihsel mücadelenin bir parçası olarak, omuz omuza, dayanışma içinde kararlılığımızı sürdüreceğiz. Direnerek, örgütlenerek ve birlikte hareket ederek sağlık hakkını savunacağız. Çünkü sağlık haktır, satılamaz! Baskılar bizi yıldırmayacak, aksine daha güçlü kılacak ve mücadele azmimizi bileyecektir. Biz hekimler gerekirse mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı dolaşarak halkımızı bilgilendirmeye ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini anlatmaya, başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Saygın bir bilim insanının şahsında tüm bilimsel düşünceye ve akademik özgürlüğe yapılan bu saldırıya karşı gerekli tavrın gösterilmesi, demokratik değerlere sahip çıkmak açısından hepimizin sorumluluğudur. Bilim insanlarımızın sesini kesmeye çalışan bu zihniyet, sadece sağlık emekçilerine değil, toplumun sağlık hakkına da saldırmaktadır. Bursa Tabip Odası, DİSK, KESK, TMMOB olarak Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın yanında olmaya devam edeceğiz.”

JMO Güney Marmara Şubesi: İnsan odaklı ve afet dirençli kentler oluşturulmalı! Haber

JMO Güney Marmara Şubesi: İnsan odaklı ve afet dirençli kentler oluşturulmalı!

Bursa'da Mehmet Yıldız başkanlığındaki TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi'nin Kahramanmaraş depremlerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla BAOB Akademik Odalar Yerleşkesi Toplantı Salonu'nda basın açıklaması yaptı. Türkiye'de her yıl önemli kayıplara neden olan pek çok doğa olayının afete dönüşmesini önlemek için afet riski altındaki alanların sağlıklı ve güvenli yaşam alanları haline getirilmesinin 'insan' odaklı ve 'afet dirençli kentlerin' oluşturulmasının öncelikli ve acil bir ihtiyaç olduğunu belirterek, 6 ve 20 Şubat 2023 tarihli depremlerden etkilenen 18 kentte, barınma sorununu konteyner kentlerde karşılamak zorunda kalan ve yaşam mücadelesi veren vatandaşlar için öncelikle insanca yaşam koşulu ve barınma sorunun çözümü konusunda çalışmaların daha da hızlandırılması gerektiğini söyledi. 6 ve 20 Şubat 2023 depremlerinde “en büyük yıkımın zayıf mühendislik özelliklerine sahip, sıvılaşmaya yatkın zemin birimleri ile fay zonları üzerinde yer alan yerleşim birimlerinde meydana geldiği gerçeğinden hareketle” kırsal ve kentsel alanlarda “jeolojik sakıncalı veya fay sakın bantları” üzerinde yapı yapılmasına kısıtlama getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Jeoloji Mühendisi Mehmet Yıldız,  deprem bölgesindeki kentlerde yaşayan vatandaşlarımızın temiz su, temiz çevre ve sağlıklı gıdaya erişimi konusunda ilgili idarelerin  gerekli tedbirleri alması gerektiğini kaydetti. JEOLOJİK TEHLİKELER GÖZDEN GEÇİRİLMELİ! "Hasar almış altyapı, deprem ve diğer olası jeolojik tehlikeler de dikkate alınarak yenilenmeli, var olanlar ise gözden geçirilmedir" diyen Yıldız, "Bölgede yer alan kamuya ait bina ve tesislerde dahil olmak üzere az hasarlı veya hasarsız tüm yapılar “kamu eliyle” gözden geçirilmeli, yetersiz olanlar tespit edilerek yıktırılmalı veya güçlendirilerek can ve mal güvenliği sağlanmalıdır. Geçim olanaklarını kaybetmiş 650 binden fazla insanımızın yaşamlarını devam ettirebilmeleri için devletimiz uzun süreli ekonomik destek programlarını devreye almalı, vatandaşlarımıza iş imkanı sağlanmalıdır.  Depremden zarar gören büyük ve küçük sanayi veya işletme tesislerinin yeniden üretim süreçlerine dahil edilmesi amacıyla bölge geneli için özel kalkınma programı hazırlanmalı ve bu program dahilinde bölgenin kalkınmasına özel önem verilmelidir. Ülkemizin afetlere hazır hale gelmesi için acil bir şekilde “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın” kurulması sağlanmalıdır" dedi. Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, son yaşanan depremlerin depremin en fazla düşük gelire sahip yoksul vatandaşlarımızı etkilediğini gösterdiğinin altını çizdi. Toplumun afet risklerinden korunması için ilgi kurumlar tarafından toplanan afet tehlike verileri paylaşılmalı, ilgili kurumların yanı sıra üniversitelerin, ilgili meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşları ile bilim insanlarının kullanımına açılarak risk analizlerinin yapılmasına olanak sağlanması gerektiğini ifade eden Başkan Yıldız, "Bu kapsamda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü elinde bulundurduğu verilerin afetlerle ilgili bölümlerini erişime açık hale getirmelidir." dedi. Başkan Yıldız, kamuoyunu yoğun şekilde meşgul eden Ege Denizi'ndeki depremler, ülkemizin sadece kara bölgelerinin değil etrafımızdaki denizlerle birlikte üzerinde bulunduğumuz coğrafyanın jeolojik ve tektonik gerçeğini ve karşı karşıya kalabileceğimiz riskleri tüm açıklığı ile bir kez daha ortaya koyduğunu anlattı. "AFET 'KADER' DEĞİL" Doğa olaylarının afete dönüşmesinin "kader" olmadığını belirten Bursa Şube Başkanı Mehmet Yıldız, "Toplumsal acıların tekrar tekrar yaşanmaması bizim elimizdedir. Doğa kaynaklı olayların afete dönüşmemesi ve ülkemizde yaşanan acıların tekrarlanmaması için doğa ve teknoloji kaynaklı afet risklerine karşı “etkin bir mevzuat altyapısını, güçlü kurumsal yapılanmayı, afet güvenliğini önceleyen bir ekonomiyi, tedbirleri kararlılıkla uygulayan bir siyaseti ve afet farkındalığı yüksek bir toplumu” oluşturmak ve bu yolda ilerlemek zorundayız. Üzerinde yaşadığımız yerkürede tanık olduğumuz gelişmelere, aklın ve bilimin ışığını yansıtmaya çalışmak temel anlayışımız olmaya devam edecektir" diye konuştu. Yıldız, açıklamasının sonunda, "Yapılacakları hep zamana bıraktık. Peki ya zaman da bize bırakıyorsa" sorusunu yöneltti.

Mimarlar Odası Bursa: "Sorumluların hesap vermesini bekliyoruz" Haber

Mimarlar Odası Bursa: "Sorumluların hesap vermesini bekliyoruz"

TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi yönetimi Bolu Kartalkaya’da yaşanan otel yangını faciası ile ilgili açıklama yayınladı. “Yangınların önlenmesi ve yapı güvenliğinin sağlanması için gerekli olan ‘kamu adına denetim’ görevini yok sayan yapı üretim ve denetim süreçleri; yangın risklerini en az indirmek için gerekli olan tasarım, yapım, kullanım ve işletme esaslarını ve güvenlikle ilgili yapılması gerekli harcamaları gereksiz masraf olarak gören politikalar nedeniyle bugüne kadar pek çok yangında yurttaşlarımız yaşamını yitirmiştir” diyen Mimarlar Odası Bursa Şubesi yönetimi Kartalkaya Kayak Merkezi’nde yaşanan facia nedeniyle tüm topluma baş sağlığı diledi. Facianın yarı yıl tatiline denk gelmesi sebebiyle turizm bölgelerinde yoğunluk olduğuna dikkat çeken Mimarlar Odası Bursa Şubesi yönetimi, “2024-2025 Eğitim öğretim yılının yarıyıl tatili nedeniyle turizm bölgelerinde yoğunluk yaşanmasına ve risklerin artmasına karşın; yangın güvenliğini sağlamak ve riskleri azaltmak üzere gerekli önlemlerin alınmadığı ve denetlenmediği; yangınla mücadele, söndürme ve tahliye çalışmalarına destek verecek çalışanlara gerekli eğitimlerin ve donanımların sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Çıkan yangının her ne kadar çıkış nedeni yapılacak incelemeler neticesinde açığa çıkacak olsa da başlangıç nedeninden bağımsız, kayıp sayılarından bile yangının gerçekleştiği tesiste yangın güvenlik önlemlerinin yeterince alınmadığı bariz bir şekilde görülmektedir.” ifadelerine yer verdi. Yangının ne zaman nerede olacağı tahmin edilemez bir felaket olduğuna vurgu yapam Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin açıklamasında, “Yapılması gereken tek şey bilimin ve teknolojinin gerekliliklerini yerine getirerek, her türlü önlemi almak ve uygulamaktır. Mevzuatlara uygun yapı ve tesisat tasarımı, akabinde gelen periyodik bakım ve kontrollerle, denetimlerle önlenebilecek bu tür kazaların ölümlerle sonuçlanması bizleri derinden üzmüştür. Yangınların önlenmesi ve yapı güvenliğinin sağlanması için gerekli olan “kamu adına denetim” görevini yok sayan yapı üretim ve denetim süreçleri; yangın risklerini en az indirmek için gerekli olan tasarım, yapım, kullanım ve işletme esaslarını ve güvenlikle ilgili yapılması gerekli harcamaları gereksiz masraf olarak gören politikalar nedeniyle bugüne kadar pek çok yangında yurttaşlarımız yaşamını yitirmiştir” denildi. Mimarlar Odası Bursa Şubesi yönetimi açıklamasının sonunda “Yaşanan faciada yaşamını yitiren yurttaşlarımıza bir kez daha rahmet diliyor, sorumlular hakkında soruşturmaların bir an önce tamamlanmasını ve yargı süreçlerinin işletilerek hesap vermelerini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Bursa Bileşenleri’nden ortak açıklama: “Gezi’yi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz” Haber

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Bursa Bileşenleri’nden ortak açıklama: “Gezi’yi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz”

Basın açıklamasında şöyle denildi: ADALET NÖBETİNDE 1000. GÜN Ülkemizin Aydınlık Geleceğini, Mesleklerimizi, Arkadaşlarımızı ve Gezi’yi Savunmaktan Vazgeçmeyeceğiz! Tam 1000 gün oldu. Arkadaşlarımız, dostlarımız, meslektaşlarımız bizden alınalı 1000 gün oldu. 1000 gündür bizler, arkadaşlarımıza kavuşacağımız günü bekliyoruz. Bitmeyen bir adalet utancına şahitlik ediyoruz. Aralarında Şehir Plancıları Odası Onur Kurulu üyesi Tayfun Kahraman, Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay’ın da bulunduğu arkadaşlarımız 1000 gündür cezaevinde tutuluyor. Uydurma delillerle, kurgulanmış bir iddianameyle yürütülen yargı süreci, siyasal iktidarın hukuk ve adalet anlayışının çarpıklığının en somut göstergesi olarak tarihe geçmiştir. Bizler çok iyi biliyoruz ki, arkadaşlarımız bir suç işledikleri için değil, siyasi iktidarın hesaplaşmaktan, yüzleşmekten korktuğu gerçeklerden kaçmanın bir aracı olarak tutsak edilmiştir. Arkadaşlarımız mesleklerini, halkın faydasını gözeterek yerine getirdikleri için tutsak edilmiştir. Gezi Direnişi, beşli çetelere verilen ihalelerin, derelerimizi, ormanlarımızı, kıyılarımızı sermayeye satanların karşısında; emeğin, emekçilerin, gençlerin, emeklilerin, kadınların yani tüm halk kesimlerinin sesi olmuştur. Gezi Direnişi ve bu direnişin parçası olmuş herkes, tarih karşısında ve toplum vicdanında tertemiz ve lekesizdir. Siyasi iktidarın asıl cezalandırmak istediği Gezi Direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır. Mesleki bilgisini halktan yanan kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir; TMMOB ve bağlı odalarının onurlu mücadele geleneğidir. Buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz: hukuku ve yargı organlarını siyasal çıkarlarınız doğrultusunda kullanmaktan vazgeçin. Doğamıza, tarihimize, yaşamımıza sahip çıkmak suç değildir. Mesleki sorumluluğumuz gereği bilimin ve tekniğin yol göstericiliğinde toplumu aydınlatmak suç değildir. Siyasi iktidarın tüm bu saldırı politikalarının altında, üzerini örtmek istediği büyük bir toplumsal dram ve başarısızlık tablosu yatmaktadır. İçerisinden geçtikleri her krizi, ücretleri aşağı çekerek, emekçilerin haklarını törpüleyerek, sendikasızlaştırarak, çalışma yaşamını güvencesizleştirerek, toplumu her açıdan baskı ve zor altına alarak atlatmayı deniyor. Arkadaşlarımızın, 1000 gündür tutuklu olmasının sebebi de bizleri, tüm halk kesimlerini sindirmek istemeleridir. Bizler bu ülkenin aydınlık yarınları için direnen, emeğine, haklarına ve Gezi’ye sahip çıkan milyonlar olarak, bütün bu yıldırma politikalarına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü Gezi’ye baktığımızda; bilim ve tekniğin ışığında, tüm canlıların yaşam hakkına saygılı, eşit, onurlu, barış içerisinde yaşayacağımız, adil bir ülke umudunun ne kadar diri olduğunu görüyoruz. Geleceğimizi, çocuklarımızın yarınlarını görüyoruz. Biliyoruz ki, Gezi teslim alınamaz. Gezi Direnişi’ nin sesleri, bugün hala ülkemizin sokaklarında, yarınları, emekten, eşitlikten ve adaletten yana kurabilmenin umuduyla yankılanmaktadır. TMMOB ve bağlı odaların en temel amacı, bilimi ve tekniği halkın yararına kullanarak kamusal alanları savunmaktır. Siyasi iktidarın TMMOB’yi cezalandırmak istemesinin asıl nedeni TMMOB ve bağlı odalarının toplumcu çizgisidir. Mesleklerimizin gereği halka ait olanı korumak, kamu yararını savunmak, biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının temel görevidir. Bu görev doğrultusunda, İstanbul kentinin en önemli kamusal alanlarından biri olan Gezi Parkı’nı korumak, Gezi Parkı park olarak kalsın diye mücadele etmek mesleğimizin en önemli toplumsal sorumluluğudur. İşte bu yüzden bilinmelidir ki, hiçbir dava ve hiçbir karar, Gezi’nin , demokratik kamuoyu ve yasalar önündeki meşruiyetini gölgeleyemez ve hiçbir güç bizlerin emekten, halkımızdan, ülkemizden, mesleğimiz ve bilimsel teknik doğrulardan yana duruşumuzu engelleyemez. TMMOB, arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerini söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelesini sürdürecektir. 1000 gün sonra inatla ve ısrarla bir kez daha haykırıyoruz; Halkın vicdanını derinden yaralayan bu kararların hiçbir hükmü yoktur. Bu siyasi zorbalıktan derhal vazgeçin ve arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.