SON DAKİKA
Hava Durumu

#Travma

Söz Bursa - Travma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Travma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Trump’tan İran’a gözdağı: "Limanı devre dışı bıraktık, savaş bitince petrol fiyatları çakılacak!" Haber

Trump’tan İran’a gözdağı: "Limanı devre dışı bıraktık, savaş bitince petrol fiyatları çakılacak!"

ABD Başkanı Donald Trump, ABD basınına telefonla verdiği röportajda Orta Doğu'daki savaş ve petrol fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD'nin İran'ın askeri gücünü imha ettiğine ilişkin açıklamalarını yineleyerek, "Çok iyi gidiyoruz. Anlaşma yapmak istiyorlar ama bence henüz anlaşmaya hazır değiller" dedi. İran'ın petrol ürünleri ihracatının yüzde 90'ına varan kısmı için bir deniz limanı işlevi gören stratejik Hark Adası'na yapılan saldırılara ilişkin olarak Trump, "Hark Adası devre dışı bırakıldı. Ancak borular hariç, borulara dokunmadım. Çünkü bildiğiniz üzere bunları kurup bir araya getirmek yıllar süren bir iş" diye konuştu. Adayı tekrar vurabileceklerini söyleyen Trump, "Onlara açık açık söyledim. Orayı mahvederim" ifadelerini kullandı. Trump, altyapıyı yeniden inşa etmenin uzun zaman aldığını bildikleri için adada petrolle ilgili her şeyin etrafında bilerek yaklaşık 90 metre kadar boşluk bıraktıklarını da ifade etti. Trump, "Tahran'da pek çok altyapı tesisini ayakta bıraktım. Çünkü bunları yok etseydim yeniden inşa edilmesi yıllar sürerdi. Elektrik santrallerini bir saat içinde devre dışı bırakabilirdim ve bu büyük bir travma olurdu. Bu yüzden bu tür şeylerden kaçınmaya çalışıyorum" dedi. Çatışmanın İran'ın yaptıkları için ödediği "küçük bir bedel" olduğunu söyleyen Trump, "Savaş biter bitmez petrol fiyatları taş gibi düşecek" dedi. Petrol fiyatlarının ne zaman düşeceğine ilişkin bir zaman çizelgesi vermesi istenen Trump, "Savaş biter bitmez. Bunun uzun süreceğini sanmıyorum" dedi. ABD'nin İran'a kara operasyonu düzenleme ihtimaline ilişkin soruya ise Trump, "Bunu söylemek istemiyorum" cevabını verdi. ABD Başkanı, bu konudaki düşüncesinin değişip değişmediği sorusuna ise, "Hayır değişmedi" yorumunda bulundu.

"Anne köpek gelecek mi?" 3 Yaşındaki Ada’nın yürek yakan kâbusu! Haber

"Anne köpek gelecek mi?" 3 Yaşındaki Ada’nın yürek yakan kâbusu!

İzmir'de apartman bahçesinde oyun oynayan küçük kız, komşusuna ait iki köpeğin saldırısı sonucu yüzünden ısırık ve pençe darbeleri alarak yaralandı. Olayın ardından çocuğun ailesi köpek sahibinden şikayetçi oldu. Olay, 24 Şubat günü akşam saat 18.00 sıralarında Çiğli ilçesi Esentepe Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Ada Ç. (3), abisi ve komşu çocuklarıyla birlikte apartmana ait bahçede oyun oynadıkları sırada aynı apartmanda oturan bir kişi, köpeklerini hava aldırmak için bahçeye çıkardı. İddiaya göre tasmasız ve ağızlıksız duran köpekler, evin etrafında dolaşan küçük Ada'ya saldırdı. Yüzünden pençe ve ısırık darbesi alan küçük çocuk kanlar içerisinde kaldı. Saldırının ardından köpeklerden kaçan Ada'nın abisi, durumu annesi ve anneannesine haber verdi. Panik halinde dışarı çıkan anne, yüzünden yaralanmış korku ve panik içindeki kızının yardımına koştu. Küçük Ada, komşuların yardımıyla araca bindirilerek hastaneye kaldırıldı ve tedavi altına alındı. Çocuğun ailesi olayın ardından köpek sahibinden şikayetçi oldu. O anlar kamerada Saldırı sonrasında yaşanan panik anları apartmanın güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, küçük Ada'nın koşarak apartman koridoruna gelmesi ve ailenin çocuğa müdahale etmesi yer aldı. Köpek sahibinin hayvanlarla birlikte apartmandan içeri girmesi, köpeklerin tekrar ailenin bulunduğu tarafa yönelmesi ve ardından sahibi tarafından eve çıkarılması da görüntülere yansıdı. Psikolojik travma yaşıyor Küçük Ada'nın anneannesi Jale Demir, torununun ağabeyi ve iki komşu çocuğuyla birlikte apartmanın arka bahçesine inmesiyle olayın meydana geldiğini belirterek, "Apartmanımızın yedinci katından birinci katına yeni taşınan bir şahıs, köpeklerini bahçede başıboş ve sahipsiz bıraktı. Çocuklar bahçeye çıkar çıkmaz köpeklerin saldırısına uğradı. Olay esnasında köpeklerin sahibi yanlarında değildi, apartmanın ön cephesinde oturuyordu. Saldırı arka bahçede gerçekleşti, torunumun ağabeyinin çığlıkları üzerine sahibi gelerek köpeği çocuğun üzerinden aldı. Aynı köpeğin daha önce de apartman bahçesinde başka bir komşumuzun torununa ensesinden saldırdığı ve sahibinin o an orada bulunması sayesinde duruma anında müdahale edildiği biliniyor. Apartmanlar kimsenin özel mülkü değildir. Ortak yaşam alanlarıdır. İnsanların ikamet ettiği bu alanlarda, başkalarının can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, köpeklerin tasmasız ve ağızlıksız dolaştırılması kabul edilemez. Şahsen olayın şokunu atlatabilmiş değilim. Yaşadığım sarsıntı nedeniyle psikolojik olarak çok zor günler geçiriyorum. Balkonda gördüğüm kadarıyla köpeğin pitbull cinsi olduğunu düşündüm. Kurumdaki yetkililer köpeğin zararsız olduğunu ve buna dair belgeleri bulunduğunu ifade ettiler. Ancak, belgelerin sahte olma ihtimalini ve madem zararsızsa neden bir çocuğu ağır şekilde yaralayacak düzeyde saldırdığını sorguladığımda, konunun değerlendirilmesi için yeniden bir komisyon toplantısı yapılması gerektiği bilgisini verdiler" ifadelerini kullandı. Tedavisi sürüyor Torununun sağlık durumu hakkında da bilgi veren Demir, "Torunum, olay gününden bu yana hastanede enfeksiyon uzmanları dahil olmak üzere üç farklı doktor tarafından tedavi edildi, kendisine kuduz aşısı uygulandı. Ağızlıksız ve tasmasız bırakılan bu köpekler yüzünden 3,5 yaşındaki bir çocuğun yaşadığı fiziksel ve psikolojik travmanın telafisi çok zordur. Torunum geceleri korkuyla uykusundan sıçrayarak uyanıyor, 'Köpek gelecek, beni yine ısıracak' diyerek sürekli kapıları kapatıyor. Tehlike arz eden köpeklerin beslenmesine son verilmelidir. Hayvan sahiplenmek isteyen kişilerin, bunu müstakil evlerde veya ağızlık ve tasma gibi zorunlu güvenlik tedbirlerine eksiksiz uyarak yapması şarttır. Daha önce ben de köpek besledim ancak kimseye en ufak bir zararı dokunmadı. Köpek sahiplerinin hiçbir suçluluk duymaması ve sorumluluk kabul etmemesi ise üzüntümüzü daha da artırdı. Başka çocukların canı yanmasın diye, sorumlular hakkında gereken yasal işlemlerin yapılmasını talep ediyorum" dedi.

Görme bozukluğu öğrenmeyi engelliyor Haber

Görme bozukluğu öğrenmeyi engelliyor

Dış dünyayı algılamamızın en temel yolu olan göz sağlığı, sadece görme becerisini değil; öğrenme kapasitesinden genel vücut sağlığına kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. BURTOM Konur Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Şahan, gözlerin vücudun dış dünyaya açılan pencereleri olduğunu belirterek, düzenli muayenenin önemine dikkat çekti. Çocukluk döneminde görme sisteminin gelişim üzerinde etkili olduğunu ve görme bozukluklarının öğrenmeyi ve düşünce gelişimini engellediğini belirten Uzm. Dr. Şahan, yetişkinlik çağında da göz sağlığının, genel sağlık için kritik bir öneme sahip olduğunu dikkati çekerek, "Göz sağlığımızdaki en ufak bir problem ya da görme becerisinde hafif bir azalma bile yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkileyebilir ve günlük yaşamı zorlaştırabilir" dedi. Öğrenme güçlüğünün arkasında göz bozuklukları olabilir Dr. Betül Şahan, özellikle çocukluk döneminde görme sisteminin gelişim üzerindeki etkisine vurgu yaptı. Şahan, "0-2 yaş arasındaki öğrenmenin yüzde 80’i, sınıf ortamındaki öğrenmenin ise yüzde 75-90’ı görerek gerçekleşir" diyerek çarpıcı veriler paylaştı: "Yapılan araştırmalar, her 100 çocuğun 25’inde öğrenme güçlüğü olduğunu göstermektedir. Öğrenme güçlüğü yaşayan bu çocukların yüzde 75’inde, süreci zorlaştıran görme bozuklukları tespit edilmiştir. Bir çocukta görme sistemi düzgün çalışmıyorsa bu durum çocuğun öğrenme ve düşünce gelişimi için var olan potansiyelini kullanmasını engeller." Göz muayenesi birçok hastalığın erken habercisi Hayat boyunca genetik ve çevresel faktörler ile yaş ve var olan hastalıkların göz sağlığımızı tehdit edebildiğini, bu yüzden düzenli ve kapsamlı göz muayenesinin sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Şahan, "Tüm göz hastalıklarında erken teşhis, doğru teknolojilerle yapılan kapsamlı bir muayene ile mümkün olmaktadır" diye konuştu. Kapsamlı bir göz muayenesinin sadece göz hastalıklarını değil, vücuttaki birçok sistemik rahatsızlığı da ele verdiğini belirten BURTOM Konur Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Şahan, muayene sırasında şu hastalıkların erken teşhisinin mümkün olabildiğini ifade etti : "Nörolojik Hastalıklar: Alzheimer, Multiple Skleroz (MS), Parkinson ve sinir felçleri. Sistemik Hastalıklar: Şeker hastalığı (Diyabet), hipertansiyon ve bazı kanser türleri. Diğer: Beyin tümörleri, romatolojik hastalıklar ve AIDS gibi bulaşıcı hastalıklar. " Ne sıklıkla muayene olmalıyız? Hiçbir şikayet olmasa dahi rutin kontrollerin aksatılmaması gerektiğini belirten Dr. Şahan, şu takvimi önerdi: "Bebek ve çocuklarda: Yenidoğan dönemi, 3. ay, 1, 3 ve 5 yaşları. Okul çağı ve yetişkinlerde: Yılda en az bir kez. Risk Gruplarında: Doktorun belirleyeceği daha sık aralıklarla." Göz sağlığını korumak için kurallar Dr. Betül Şahan, günlük hayatta uygulanabilecek koruyucu önlemleri şöyle sıraladı: Düzenli Muayene: Gözlük veya lens numaralarınızı güncel tutun. Ekran Molası: 20 dakikada bir 20 saniye boyunca 6 metre uzağa bakarak gözlerinizi dinlendirin. UV Koruması: Güneş gözlüğü takmayı alışkanlık haline getirin. Beslenme: A vitamini, Lutein ve Omega-3 (havuç, ıspanak, balık, ceviz) yönünden zengin beslenin. Zararlı Alışkanlıklar: Sigara içmeyin. Uyku Düzeni: Her gece 7-8 saat uyumaya özen gösterin. Hijyen: Özellikle lens ve kirpik temizliğine dikkat edin. Fiziksel Koruma: Travma riskine karşı koruyucu gözlük kullanın. Doğru Ekipman: Sadece doktorunuzun önerdiği gözlük veya lensi kullanın. Ertelemeyin: En ufak bir şikayette uzman doktora başvurun.

Çocuklar için büyük tehlike: Oyun hamurunun içinden cam parçaları çıktı! Haber

Çocuklar için büyük tehlike: Oyun hamurunun içinden cam parçaları çıktı!

Hatay'da 2 ile 4 yaşındaki iki çocuğun oynaması için satın alınan oyun hamurunun içerisinden cam parçacıkları çıktı. Yeğeninin elinin cam parçacığıyla zarar gördüğünü anlatan Kahraman, firmanın cezalandırılmasını istediğini söyledi. Kırıkhan ilçesi Gazi Mahallesi'nde yaşayan Zübeyde Kahraman, yeğenlerine oyun hamuru almak için İskenderun ilçesinde bir işletmeden sipariş verdi. Sipariş ettiği oyun hamurunu teslim alan Kahraman, 2 ila 4 yaşlarındaki yeğenlerine oynamaları için oyun hamurunu verdi ve 'Teyze bu oyun hamurlarının içinde neler çıktı baksana' sözleriyle karşı karşıya kaldı. Kahraman, oyun hamurlarını incelediğinde ise içlerinde cam parçacıkları olduğunu fark etti ve cam parçacıklarını çıkardığı anları cep telefonuyla kayıt altına aldı. Yeğeninin eline zarar veren cam parçacıklı oyun hamurunu satın alan vatandaşların benzer durumlarla karşı karşıya kaldığını ve internetten gördüğünü söyleyen Kahraman, firmanın denetlenmesini istedi. "OYUN HAMURUNUN İÇİNDE CİDDİ YARALANMALARA SEBEP OLACAK ŞEKİLDE KATI VE KESİCİ CAM PARÇACIKLARI VARDI" Yeğenlerine aldığı oyun hamurunu incelerken içlerindeki cam parçacıklarını gördüğüne şaşırdığını söyleyen Zübeyde Kahraman, "Benim çok sevdiğim yeğenlerim var. Ben yeğenlerime oyun hamuru almak istedim. Sipariş yoluyla İskenderun'dan bir işletmeden getirttim. Oyun hamurlarını 2 ila 4 yaşlarındaki yeğenlerime verdim. Ben de o arada işlerle uğraşıyordum. Yeğenlerim oyun hamuruyla oynarken 9 yaşındaki yeğenim oyun hamurundaki cam parçacıkları görüp yanıma geldi. Yeğenim, ‘Teyze, bu oyun hamurlarının içinde neler çıktı baksana' dedi. Yeğenim tedirginlik ve korku içinde yanıma geldiğinde oyun hamurunu incelemeye başladım. İncelerken çok şaşırdım. Bu oyun hamurunu aldığımız firmayı araştırdım ama hiçbir şey bulamadım. Firma adına yazılmış yorumlara baktığımda çok şikayet olduğunu gördüm. Oyun hamurunun içinde ciddi yaralanmalara sebep olacak şekilde katı ve kesici cam parçacıkları vardı. Oyun hamurunun içinde çıkan cam parçacıkların o anlarını video kaydına aldım. Oyun hamurunun içinde çok cam parçacıkları vardı yarısını çıkarıp atmıştım. Bu oyun hamurunu yapan firmanın denetlenmesini istiyorum" dedi. "YEĞENLERİM HABERSİZ OYUN HAMURLARIYLA OYNARKEN AVUCUNDA SIKARKEN CAM PARÇACIKLARI YEĞENİMİN ELİNİ ÇİZİP KANAMA OLMUŞTU" Yeğenlerinin oyun hamuruyla oynarken cam parçacıkların ellerini yaraladığını ifade eden Zübeyde Kahraman, "Oyun hamurun içinde bu şekilde çıkması üretim mi yoksa firma hatası mı bunu öğrenmek istiyorum. Yeğenlerim habersiz oyun hamurlarıyla oynarken avucunda sıkarken cam parçacıkları yeğenimin elini çizip kanama olmuştu. Bütün çocuklarımızın geleceği için bu tür şeylerin kesinlikle olmaması gerekiyor. Bu çocukların ellerinde daha güvenli ürünler ellerinde olmalı. Bu konuda yetkililer büyük hassasiyet göstermelerini istiyorum. Çünkü cam parçacıkları çok ciddi yaralanmalara sebep olabilecekler şeyler. Oyun hamuru belirli yaşlardaki çocukların el becerilerin gelişmesi açısından önemli ürün ve bunun içinde ailelerin alırken çok dikkat etmesi gerekiyor. Hangi marka veya hangi oyun hamuru alacaklarını iyice gözden geçirmeleri gerekiyor. Bu sorumlu firmanın da kesinlikle böyle bir oyun hamurunun içinde cam kesicilerin parçacıkların olması akıllara zara veriyor. Gerçekten ciddi yaralanmalara ve travma oluşturuyor. Bu nedenle firmanın cezalandırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

Travma sonrası sosyal desteğin önemi Haber

Travma sonrası sosyal desteğin önemi

Travma sonrasında sosyal desteğin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, sorunlarını başkalarıyla paylaşanların ve yardım isteyenlerin daha çabuk iyileştiğine, sosyal desteği az olan, duygularını ifade etmeyen ve sorunlarını paylaşmayanlarda ise depresyonun daha sık görülebildiğine dikkat çekti. Ensari, travmatik yas sürecinde uzman desteği almanın önemini vurguladı. Atlas Üniversitesi Hastanesi Başhekimi, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, travmalar ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu hakkında değerlendirmede bulundu. Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik hissettiren beklenmedik olağandışı olayların yol açtığı etkilerin "ruhsal travma" olarak adlandırıldığını belirten Ensari, "Yaşanan beklenmedik olay korku, dehşet veya çaresizlik hissine neden olmuşsa, olayda kişinin kendisinin veya yakınının ölüm veya yaralanma tehlikesi varsa ruhsal travma olarak adlandırılır" dedi. Ruhsal sorunlara yol açtığı bilinen travmaya neden olan olaylara dikkat çeken Ensari, "Bunlar yangın, deprem, sel gibi doğal afetler; savaş, işkence, tecavüz gibi insan eliyle yapılan travmalar; iş ve trafik kazaları; beklenmedik ölümler ve ciddi ölümcül hastalıklara yakalanma şeklinde sıralanabilir" dedi. En önemli belirtiler: Uykusuzluk, kabuslar, rahatsız edici hatırlamalar Ruhsal travmalardan sonra en sık karşılaşılan hastalıklar arasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve depresyonun yer aldığını ifade eden Ensari, "Travma Sonrası Stres Bozukluğu belirtileri arasında uykusuzluk, kabuslar, olayla ilgili anıların rahatsız edici biçimde sık sık hatırlanması, sürekli olarak olayın tekrarlanacağı korkusu ve bu nedenle diken üstünde hissetme, kolay irkilme, çabuk sinirlenme, gelecekle ilgili plan yapamama, olayı hatırlatan durumlarda huzursuz olma ve bu durumlardan kaçınma görülür" uyarısında bulundu. "Bir olayın travmaya neden olma derecesi değişkenlik gösterebilir" Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının daha çok insan eliyle gerçekleşen travma türü arasında yer aldığını, bu yüzden etkisinin daha yüksek olduğunu belirten Ensari, "Yangında hayatını kaybedenlerin yakınları, yaralanarak veya yaralanmadan yangın olayını bizzat yaşayanlar ve yakınları, yangın olayına canlı veya ekran başında tanık olanlarda da ruhsal travma etkisi oluşturmuştur. Bir olayın ruhsal travma oluşturma derecesi bireysel, çevresel ve sosyal etkenlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir" dedi. Prof. Dr. Hülya Ensari, özellikle yaşanan yangın faciası özelinde çok kısa sürede, beklenmedik bir zamanda, beklenmedik yerde, beklenmedik şekilde ani, çok can kaybının yaşanması ve buna tanık olunmasının olağan yas süreçlerinin de daha uzun ve zor yaşanmasına neden olduğunu söyledi. "Genellikle 6 ay içerisinde hafiflemeye başlar" Prof. Dr. Hülya Ensari, "Çoğu insan için, yasa bağlı gelişen yoğun keder duyguları zamanla yavaş yavaş azalır ve genellikle 6 ay içinde hafiflemeye başlar. Ancak karmaşık veya travmatik yas sürecinde bu zorlayıcı duygular ve etkileri aylar hatta yıllar boyunca devam edebilir, kişide belirgin sıkıntıya ve işlev kaybına yol açabilir, ruhsal tedaviye gerek duyulabilir" dedi. Travmatik yas sürecinde ne yapılmalıdır? Travmatik yas süreci ile başa çıkmak için yardım aramaktan çekinmemek gerektiğini vurgulayan Ensari, şunları söyledi: "Bu travmatik yas süreci ile başa çıkmak için yardım aramaktan çekinmemek gerekir. Acı, üzüntü, öfke ve diğer duyguların yaşanmasına izin vermek, duyguları ifade etmenin yollarını bulmak; güvenilir insanlarla yaşanan olumsuz duyguları paylaşmak, dertleşmek, yazıya dökmek, günlük tutmak iyi olabilir. İyi beslenmeye, egzersiz yapmaya ve yeterince uyumaya çalışmak, iyileşmek için değişen hayatı kabul etmek zaman alabilir. Kıyaslama, karşılaştırma yapmaktan kaçınmak, bu dönemde aile, arkadaş, komşulardan sosyal destek almak, mümkün olan en kısa zamanda rutin hayata devam etmek; bu süreç zorlayıcı olduğunda da ruh sağlığı uzmanından gecikmeden destek almak çok önemlidir. Travma ile başetme yöntemi olarak alkol almaktan, başka uyuşturucu etkisi olan madde ya da reçetesiz ilaç kullanmaktan kaçınmanın da çok çok önemli olduğunu vurgulamak gerekir." "Sosyal destek iyileştiriyor" Travma sonrasında sosyal desteğin önemli olduğunu vurgulayan Ensari, "Travma sonrasında kişinin olayın etkileriyle başa çıkmak için kullandığı yöntemlerin de sonuçları etkileyebileceği düşünülmektedir. Örneğin sorunlar için yardım arayan, sorunlarını başkalarıyla paylaşanlar, sosyal desteği yüksek olanlar daha çabuk iyileşirken; sosyal desteği az olan, duygularını ifade etmeyen, sorunlarını paylaşmayanlarda depresyon daha sık görülebilmektedir" dedi. "TSSB ile birlikte en sık depresyon görülüyor" Travma Sonrası Stres Bozukluğu görülen pek çok kişide aynı anda başka ruhsal rahatsızlıkların da görüldüğünü kaydeden Ensari, "TSSB ile birlikte en sık görülen hastalık depresyondur. Depresyon dışında çeşitli anksiyete (bunaltı) bozuklukları, aşırı alkol veya madde kullanımı da görülebilir. Daha önceden ruhsal hastalık geçirmiş kişilerde travma sonrasında o hastalıkların yeniden ortaya çıkma riski fazladır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu uzun yıllar sürebilen ve ciddi işgücü kaybına yol açabilen bir hastalıktır. TSSB ve depresyon tedavi edilebilir durumlar olup; gecikmeden ruh sağlığı uzmanından destek almak gerekir" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.