SON DAKİKA
Hava Durumu

#Trt

Söz Bursa - Trt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trt haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdoğan’dan medya eleştirilerine yanıt: "Vatandaşın çilesini ekrana taşımak gazetecilik görevidir" Haber

Erdoğan’dan medya eleştirilerine yanıt: "Vatandaşın çilesini ekrana taşımak gazetecilik görevidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da yaşanan su sorunu hakkında, "Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen TRT Genç kanalının açılışına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, "İslam aleminin leyle-i miracını tebrik ediyor, bu mübarek gecenin sizlerle birlikte tüm insanlığa hayırlar getirmesini, huzura vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" diyerek İslam aleminin Miraç Kandili'ni kutladı. "TRT GENÇ TELEVİZYON KANALIMIZIN GENÇLERİMİZE, AİLELERİMİZE, MEDYAMIZA VE MİLLETİMİZE HAYIRLI OLMASINI CANI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM" TRT Genç'in yayına hazır hale gelmesine katkı sunan herkesi tebrik eden Erdoğan, "Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç televizyon kanalımızın gençlerimize, ailelerimize, medyamıza ve milletimize hayırlı olmasını canı gönülden tebrik ediyorum. Yine bu vesileyle 31 Ocak'ta yayın hayatına başlamasının 56. yıl dönümünü kutlayacak olan TRT televizyonunu da tebrik ediyor, tüm TRT çalışanlarımıza başarılarla dolu daha nice yıllar diliyorum" diye konuştu. "TRT ARŞİV’DE O ESKİ YILLARA AİT KESİTLERİ SEYRETTİKÇE NOSTALJİ İLE BERABER TÜRKİYE'NİN VE DÜNYANIN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNİ DE TEKRAR HATIRLIYORUZ" TRT’nin Türkiye'nin hem belleği hem de geleceği olduğunu söyleyen Erdoğan, "TRT muhabirleri, TRT kameramanları kimi zaman canlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye'yi dünyadan, dünyayı Türkiye'den haberdar ettiler. Babalarımızın kulakları her akşam ajanslardaydı. Biz de Türkiye'yi ve dünyayı uzun yıllar TRT'den takip ettik. Sadece habercilikte değil, diziden belgesele, sinema filmlerinden spora, kültüre, sanata, müzeye kadar her alanda TRT hayatımızda vazgeçilmez bir konuma sahip oldu. Bizim kuşak ve bizden sonraki nesil TRT ile büyüdü. Eğer böyle dersek herhalde abartılı bir cümle kurmuş olmayız. Zaman zaman TRT Arşiv’de o eski yıllara ait kesitleri seyrettikçe nostalji ile beraber Türkiye'nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini de tekrar hatırlıyoruz. Kamu yayıncısı kimliği ile TRT bugün de çok önemli bir misyon üstleniyor. Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bir dönemde TRT hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verirken iyiyi, doğruyu, hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı milli değerlendirmelerimizin özellikle bir seti olarak karşımızda bulunuyor. Bugün açılan TRT Genç kanalımızı bu çabaların gençlerimize uzanan en somut tezahürlerinden biri olarak görüyorum. TRT Çocuk ile yıllardır miniklerimize yönelik yayın yapan, dijital içerik üreten kurumumuzun şimdi de gençlerimizi sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "DİZİLERDEN SİNEMA FİLMLERİNE, ÇİZGİ FİLMLERDEN OYUNLARA VE OYUNCAKLARA KADAR İLGİLİ İLGİSİZ HER YERE ÖZENLE YERLEŞTİRİLEN KARAKTERLERLE ÇARPIK İLİŞKİLER ÖZENDİRİLİYOR" Konuşmasında kültür savaşlarının muharebe alanlarından birinin de aile olduğunun altını çizen Erdoğan, "Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor. TRT'nin gerek geleneksel gerekse Tabii gibi dijital mecralarda aile odaklı temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız: Bizim için TRT'nin başarısı ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır. Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç ile bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine inanıyorum. Bilimden teknolojiye, kültür, sanattan spora, tarihten güncel hayata geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımız gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacaktır" diye konuştu. "UYUŞTURUCU, ALKOL, SANAL BAHİS, KUMAR VE SİGARA BAĞIMLILIĞI MİLLİ BÜNYEMİZ AÇISINDAN TERÖR KADAR, HATTA TERÖRDEN DAHA ZARARLI BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR" Bağımlılığın çağın vebası olduğunu ve TRT Genç’in bu bağımlılıkla mücadelede önemli bir rol oynayacağını belirten Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor. Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor. Oyunlaştırma stratejisi dolayısıyla neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi. Eğlence için vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar, bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor. Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmekte. Gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında bu illetler geliyor. Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim, meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz. Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur" ifadelerine yer verdi. "BAĞIMLILIK ÖYLE BİR BELA Kİ EMNİYET TEDBİRLERİ TEK BAŞINA YETERLİ OLMUYOR" Toplumu saran bağımlılık gibi tehlikelerin farkında olduklarını ve bununla mücadele için gerekli her türlü adımı atacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız. Şüphesiz medyada asıl görev kamu yayıncımız olan TRT'mize, yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli, bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz. Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT'mizin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak evsafta özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum." "TÜRKİYE'NİN BAŞKENTİNDE YAŞAYAN MİLYONLARCA VATANDAŞIMIZ KIŞIN ORTASINDA HAFTALARCA SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLDİ" Türkiye’de yapılan her iyi işi taşlayan ve bundan keyif alan bir kitlenin var olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fil dişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler. Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT'miz de zaman zaman nasibini almaktadır. TRT'mizin 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor. Bakınız buna en son Ankara'nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026'nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar" diye konuştu. "GECENİN AYAZINDA VATANDAŞI ELİNDE SU BİDONLARIYLA SIRAYA SOKANLAR MI SUÇLU YOKSA BUNU HABERLEŞTİRENLER Mİ SUÇLU?" Ankara’daki su sorununu haberleştiren basın kuruluşlarına yönelik yapılan eleştirileri gündemine alan Erdoğan, "Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Fakat her işleri gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Dün bir tanesi çıkmış. Kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT'yi suçluyor, Anadolu Ajansımızı suçluyor. Özel televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı, yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya, şıracının şahidi bozacı. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korusuna bizim buradan şunları sormamız lazım: Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu? Kabahat kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlar da mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlar da mı? Basının görevi kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermek. Allah aşkına bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz? Gazetecileri niçin tehdit ediyor, görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi layıkıyla yapsanıza" ifadelerine yer verdi. Muhalefetin basına bakış açısının tutarlı olmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da ibretle takip ettiğine inanıyor, bunları aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum. Onlar ne derse desin biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. TRT'mizde, Anadolu Ajansımızda, İletişim Başkanlığımızda ve diğer tüm kuruluşlarımızla hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz. TRT'mizin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın katıldığı programda yerli ve milli üretim olan ‘Robogenç’ isimli robot, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TRT Genç’in kumandasını takdim etti. Erdoğan’ın tuşa basmasının ardından TRT Genç, 'Gelecek Sensin' sloganıyla yayın hayatına başladı.

Bursa'da İletişim Başkanlığı'ndan uluslararası öğrencilere eğitim Haber

Bursa'da İletişim Başkanlığı'ndan uluslararası öğrencilere eğitim

İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürü Ali Fuad Gölbaşı "Medya İletişim ve Kamu Diplomasisi" konulu söyleşi kapsamında uluslararası öğrencilerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürü Ali Fuad Gölbaşı; Bursa Uludağ Üniversitesi Biz Biriz Uluslararası Gençlik Platformunun, Birlik Vakfının destekleriyle düzenlediği "Kamu Diplomasisi ve Medya İlişkileri" dersi kapsamında 5 Aralık 2025’te uluslararası öğrencilerle bir araya geldi. Programa farklı ülkelerden Türkiye’de öğrenim gören öğrenciler iştirak etti. Etkinlik, platformun yürüttüğü Diplomasi Atölyesi çalışmaları çerçevesinde düzenlenirken, öğrencilerin Türkiye’nin kamu diplomasisi yaklaşımını, dış politika vizyonunu ve iletişim alanındaki dönüşümü doğrudan uzmanlardan dinlemesinin amaçlandığı ifade edildi. Gölbaşı, sunumunda medya ve iletişim arasındaki temel farklardan başlayarak dijital dönüşümün kamuoyuna etkilerine, stratejik iletişim kavramına ve dezenformasyonla mücadelenin millî güvenlik açısından önemine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu. Dijitalleşmeyle birlikte enformasyon akışının hızlandığını, sahte ve gerçek bilginin iç içe geçtiği bir ortamda, manipülatif içeriklerin küresel ölçekte yeni sınamalar doğurduğunu vurgulayan Gölbaşı, stratejik iletişimin artık devletlerin güç biriktirme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ifade etti. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının dezenformasyon kampanyalarına karşı yürüttüğü çalışmalara değinerek medya okuryazarlığının güçlendirilmesinin stratejik bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Sunumda, İletişim Başkanlığının Türkiye’nin küresel iletişim mimarisindeki konumu, hakikat temelli iletişim anlayışı, uluslararası iş birlikleri, TRT ve AA’nın küresel yayıncılıktaki rolü ile yeni medya düzeninde kamu diplomasisinin artan stratejik önemi ele alındı. Bu kapsamda Türkiye’nin kamu diplomasisi faaliyetlerinin yürütülmesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının önemli bir rol üstlendiği; kamu diplomasisi ve yumuşak gücün ortak noktasının stratejik iletişim dili olduğu, kamu diplomasisi faaliyetlerinde kitle iletişim araçlarının oldukça işlevsel olduğu hususlarında öğrencilerle bilgi paylaşımında bulunuldu. Gölbaşı, öğrencilere "dijital mecraların doğru, bilinçli ve sorumlu kullanımına" ilişkin temel ilkeleri aktararak dezenformasyona karşı bireysel farkındalığın önemini vurguladı. İnsan onurunun korunduğu, doğru bilginin hızla ve güvenle dolaşıma girdiği bir iletişim ekosisteminin inşa edilmesinin önemine değinen Gölbaşı; içerik anlamında giderek çoraklaşan dijital ortamda NEXT Teknofest Sosyal gibi ferahlatıcı bir sığınağa ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Program, öğrencilerin sorularını yönelttiği interaktif bir bölümün ardından gerçekleşen hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Bahçeli: ''Alırım yanıma üç arkadaşımı İmralı'ya giderim'' Haber

Bahçeli: ''Alırım yanıma üç arkadaşımı İmralı'ya giderim''

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı'ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi. MHP Lideri Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan'ın Gence şehrinden Türkiye'ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir. Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem de uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi. Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi. Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı. C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesinin kuşkusuz aydınlanacağı ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir. Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cahil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu. "KARA KUTUNUN DEŞİFRE EDİLMESİNİ SABIRLA BEKLEMEK LAZIMDIR" Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır. Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi. "ALIRIM YANIMA 3 ARKADAŞIMI, İMRALI'YA GİTMEKTEN VE BİR MASA ETRAFINDA YÜZ YÜZE GELMEKTEN DE İMTİNA ETMEM" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı'ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı'ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde 'Terörsüz Türkiye' hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı'ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis'te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma 3 arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı'ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem. Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı. "ARTIK TÜRK ADALETİ KARAR VE HÜKMÜNÜ VERECEKTİR" İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105'i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi. "YARGILAMA EN BAŞTA TRT OLMAK ÜZERE, TÜM TELEVİZYONLARDAN CANLI YAYIN OLARAK GERÇEKLEŞMELİDİR" Geciken adaletin adalet olmayacağının ortada olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı: "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır."

Rektör Yılmaz, TRT Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine başladı Haber

Rektör Yılmaz, TRT Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine başladı

umhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) Yönetim Kurulu Başkanı olarak atanan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, gerçekleştirilen tören ile görevine başladı. Ankara'daki TRT Genel Müdürlüğü Binasında gerçekleştirilen devir-teslim töreninde BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, TRT önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Albayrak, TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Zahid Sobacı, BUÜ Rektör Yardımcıları ile TRT ve Üniversite yöneticileri hazır bulundu. Törende konuşan BUÜ Rektörü ve TRT Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; "Ülkemizin güzide kuruluşlarından biri olan Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu'ndaki (TRT) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevime bugün itibariyle başlamış bulunuyorum. Gerçekleştirilen devir-teslim töreni ile birlikte görevi önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Albayrak'tan devraldım. Kendisine emeklerinden ve TRT'mize katkılarından ötürü teşekkür ediyorum. Yeni dönemde devraldığımız hizmet bayrağını çok daha yukarılara çıkarmak ve TRT'nin üstlenmiş olduğu misyonu hassasiyetle yerine getirebilmek adına tüm ekibimizle birlikte gecemizi gündüzümüze katarak çalışacağız. Şahsımı bu göreve layık gören Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum. Yeni dönemde birlikte görev yapacağımız başta Genel Müdürümüz ve Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Prof. Dr. Zahid Sobacı olmak üzere tüm Yönetim Kurulu Üyelerimize ve birbirinden kıymetli çalışma arkadaşlarımıza kolaylıklar diliyorum" dedi. Tören, karşılıklı iyi dileklerin vurgulanması ve çiçek takdiminin ardından sona erdi.

Özgür Özel: " Bahçeli talebimi desteklediğini söyledi" Haber

Özgür Özel: " Bahçeli talebimi desteklediğini söyledi"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bahçeli konuşmasında masumiyet karinesine dikkat çekti. İddianamenin bir an önce yazılmasını talep etti. Ve her zaman söylediğim, davaların TRT'den canlı yayınlanma talebimi doğru bulduğunu ve desteklediğini söyledi" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Gündeme dair değerlendirme yapan Özel, Irak'ın kuzeyindeki bir mağarada metan gazından zehirlenerek şehit olan 12 asker hakkında açıklamalarda bulundu ve bu durumu TBMM'ye taşıyacaklarını söyledi. Bolu'daki otel yangını faciası hakkında da Özel, davanın takipçisi olacaklarını ve ceza alması gerekenlerin ceza alması için çalışacaklarını söyledi. "Şüphesiz alınması gereken dersler var ama bu derslerin çoktan alınmış olması gerekiyordu" Pençe-Kilit harekatı kapsamında mağarada metan gazından zehirlenen ve şehit olan askerler hakkında konuşan Özel, "Maalesef Pençe-Kilit harekatı bölgesinden peş peşe gelen acı haberler yüreğimizi yaktı. 19 askerimiz, üç yıl önce şehit düşen piyade Üsteğmenimiz Nuri Melih Bozkurt'un naaşını aramaya gitmişlerdi. Bir mağaraya giren askerlerimiz orada metan gazına maruz kaldılar ve 12 Mehmetçiğimizi kaybettik. Şehit oldular. Kendilerine Allah'tan rahmet, milletimize ve ailelerine başsağlığı diliyorum. 12 evladımızın böyle bir olayda şehit olması, milletimizin hem yüreğini yaktı ama bir yandan da milletimizi çok üzdü, çok rahatsız etti. Çok sayıda soru var. Bir ihmal, bir hatalar zinciri olduğu değerlendiriliyor. Şüphesiz alınması gereken dersler var ama bu derslerin çoktan alınmış olması gerekiyordu. Cevaplanması gereken sorular var ama bu cevapların çoktan bulunmuş olması gerekiyordu. Şu anda birçok şehrimizde, İstanbul'da cenazeler var. Arkadaşlarımız, il başkanlarımız, partimizi bu törenlerde temsil ediyorlar. Defin işlemleri tamamlandıktan sonra konuyu Meclis gündemine getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Muhalefette bir moral var. Demokrasiye bir umut var" CHP'ye yönelik bir operasyon yapıldığını ve bu operasyonların Türkiye ekonomisine zarar verdiğini söyleyen Özel, "Bakın bu Borsa İstanbul'un 100 hisse senedinin, BİST 100'ün grafiği. Borsa İstanbul mart ayında kendi kendine yükselirken, 19 Mart günü bunlar bu darbe girişimini yapınca 8,79 düşmüş. Borsadan inanılmaz bir para çıktı. Bu para dolara yönlendi. Nasıl gidecek yabancı yatırımcı? Dolar fırlamasın diye dünya kadar rezerv yakıldı. Borsa buraya kadar çakıldı. O günden sonra bir kere o eski, düşmeden önceki trendi düşünün. Buralara gidiyormuş bak. Asla o eski günlerinde değil. Toparlanmaya çalışıyor. Bir toparlanış günü var; 30 Haziran. Cumhuriyet Halk Partisi'nin tartışıldığı, ‘Partinin yönetimi değişecek mi? Parti bir krize girecek mi?' sorularının olduğu gün. 30 Haziran günü mahkeme kararı erteleme çıkınca, borsa yüzde 5,54 toparlıyor demek ki antidemokratik bir şey olmayacak diye. Kendi seyrinde gidiyor. Artık en dipte değil. Çünkü CHP bir mücadele veriyor, meydanlarda bir mücadele var. Muhalefette bir moral var. Demokrasiye bir umut var. CHP adeta kapatma davası gibi algılanan o dava korkulan sonucu vermeyince -ki vermeyecek diye söylüyordum- fırlıyor borsa bu kadar. Orada makul gidiyor. Bakın Zeydan Başkanların tutuklandığı gün; cumartesi, pazar. Dün borsa açıldı, yüzde 2 kaybetmiş. Nasıl çakılıyor. Bugün de ben kürsüye çıkmadan yarım puanlık daha düşüş vardı, biraz daha düşmüştü. ‘AK Parti Türkiye'ye ne yapıyor? Yargı aparatıyla operasyonlar ne yapıyor?' derseniz. Bir ülkenin durumuna bakan, bunlar o ülkedeki 100 büyük şirketin borsadaki değeri, bütün dünya buna bakar: O ülkede işler nasıl gidiyor? Tayyip Bey bir şey yaptırınca böyle oluyor, doğru işler olunca böyle oluyor" ifadelerini kullandı. "Bahçeli TRT'den canlı yayınlanma talebimi doğru bulduğunu ve desteklediğini söyledi" MHP lideri Bahçeli'nin bugün yaptığı grup toplantısına değinen Özel şöyle devam etti: "Bugün Bahçeli'ye hastalandığı gün geçmiş olsun dileklerimizi iletmiş, o grubuna dönene kadar kendisine bir yanıt vermeyeceğimizi söylemiştik. Öyle de yaptık. Sonra Meclis'e döndü, memnuniyetimizi ifade ettik. Geçen hafta grup yaptı, birazcık bizi güzel güzel andı. ‘Nasılsa cevap vermiyoruz, vermeyelim' dedik. İyi ki de geçen hafta o kötü sözlere cevap vermemişiz. Bugün Bahçeli önemli bir grup konuşması yaptı. Darbenin üzerinden 111 gün geçmişken, biraz önce söylediğim gibi hiçbir şey ispat edilememişken, masumiyet karinesi yok sayılıyorken, halen daha iddianame yazılmamışken, yaşadıklarımız nasıl ekonomiyi kötü etkiliyorken. Hep biz bunları konuştuk. Hatta bu kürsüde dedim ki, ‘İç barışı bozan budur, iç cepheyi güçsüzleştiren budur. Hem iç cephe güçlü olsun diyeceksiniz, hem de tutuklama yapacaksınız, keyfi operasyonlar yapacaksınız. İddianameleri düzenlemeyeceksiniz.' Bahçeli konuşmasında masumiyet karinesine dikkat çekti. İddianamenin bir an önce yazılmasını talep etti. Ve her zaman söylediğim, davaların TRT'den canlı yayınlanma talebimi doğru bulduğunu ve desteklediğini söyledi. Ben de buradan şunu söylüyorum: ‘Üç T' demiştim. Görülüyor ki o ‘Üç T'ye geliyoruz. Birincisi; terörsüz ve demokratik Türkiye. İkincisi; tutuksuz yargılanma. Üçüncüsü; TRT'den canlı yayın." Bolu Kartalkaya'da yaşanan otel yangını davasının başlaması ile ilgili konuşan ve davanın takipçisi olacaklarını söyleyen Özel, "Hiçbir kurum, hiçbir kişi yargılanmaktan muaf olamaz. Ama adil bir yargılamanın, hızlı bir yargılamanın ve tüm delillerin hakkaniyetle sorgulandığı bir yargılamanın takipçisi olacağız. O gün oradayız, dün oradaydık, bugün oradayız. Dava boyunca hem ilgili komisyondaki arkadaşlarımız, hem Bolu milletvekilimiz orada olacak. Ben de programım elverdiğince davanın kritik kavşaklarında gidip orada olmaya ve oradaki ailelerin adalet arayışını takip etmeye devam edeceğim. Tabii her evresinde orada olduk, taziyelerde orada olduk, 40'ında orada olduk. Farklı şehirlerde ziyaretlerde bulunduk. Dün kucaklaştığımız, duygusal anlar yaşadığımız ailelerin en büyük şikayeti şu: Burada yargılanması gerekenlerin bir kısmı yargılanıyor. Ama ilk raporda, ikinci raporda ‘Yargılansın' denilen, savcının ‘Yargılanmalı' dedikleri yok" diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu'ndan TRT tepkisi Haber

Ekrem İmamoğlu'ndan TRT tepkisi

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda TRT ve Anadolu Ajansı’na tepki gösterdi. İmamoğlu'nun paylaşımı şu şekilde: Dün sabah güne başlarken televizyonu açınca, yıllardır boykot edip izlemediğim başta TRT olmak üzere bir kısım TV kanallarına denk geldim. Kanallar arası geçiş yaparken tesadüfen TRT-Türk kanalında bir iftiracının ifadesinin kelime kelime okunduğunu görünce durdum ve takip ettim. Dakikalarca bu ifade tane tane okundu, sanırsınız TRT değil, başsavcılık haber ajansı! Ardından başına CHP etiketini yapıştırarak, İBB ile ABB aleyhine içi iftira ve yanıltma dolu iki haber sundular. Sabah on dakika civarında bu gayriahlaki tutumu izlerken, 86 milyon insanın vergileri ile ayakta duran devletimizin kanalının bir avuç insanın iktidar hırsının esiri olduklarını hatırladım. Yayınların nasıl bir sefil ve rezil bir düzeyde yapıldığını düşünüp bu kadim kurumunun haline bir kez daha üzüldüm. Milletimizin bilhassa TRT’yi ayrıca cezalandırmasını ve izlemeyerek boykot etmesini diliyorum. TBMM çatısı altında bulunan muhalif tüm milletvekillerimizin, her ortam ve konuşmalarında TRT’yi kınamalarını ve bu yanlı tutumu deşifre etmelerini öneriyorum. Emeklinin, işçinin, memurun, çiftçinin, işsizin vergilerinden aktarılan milyarlaca dolar kaynağı, bir avuç insanın hırsına, ihtirasına, koltuk sevdasına harcayanlar açıkça kul hakkı yiyorlar. Anadolu Ajansı da 2019’dan itibaren aynı kirliliğin bir parçasıdır. TRT ve Anadolu Ajansı’nın emekçi kadrolarına kalpten sevgilerimi iletirken, siyasetin atadığı tüm yönetici kadroları kınıyorum. Bütün bunlara rağmen diyorum ki: HODRİ MEYDAN. İlk kez hayırlı bir iş yapın. Bir avuç insanın milletimize bedel ödettikleri bu siyasi operasyonu çok hızlı bir şekilde TRT’de canlı yayında yargılayın! Milletimizin huzurunda millete hesap verelim!

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.