SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türk

Söz Bursa - Türk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den Dünyayı sarsacak çıkış: "ABD istedi, terör devleti İsrail vurdu!" Haber

Bahçeli’den Dünyayı sarsacak çıkış: "ABD istedi, terör devleti İsrail vurdu!"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Bahçeli, "Ülkü Ocakları, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin eylem ve fikir membaı; Kızılelma ülküsüyle İ’la-yı Kelimetullah ruhunun erdem ve fazilet mektebidir. Bu mektep, ahlak ve edebin refakatinde, aklın ve gönlün refikliğinde kemale ermenin hevesinde olan serdengeçti yüreklerin, yani Ülkücü Türk gençliğinin hiç sönmeyecek meşalesidir" diye konuştu. "BİZİM ARİFİMİZ DE ALİMİMİZ DE GIPTA EDİLECEK ÇOKLUKTADIR" Bahçeli, "Medeniyet ve millet mazimizin adeta toprak altına itilen cevherleri dikkatle tefrik ve tefsir edilip gün yüzüne çıkarıldığı takdirde görülür ki, bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır. 16’ıncı yüzyılda Batı toplumsal, siyasal, dini ve ideolojik çatışmaların göbeğinde bocalarken; Süleymaniye Külliyesi’nde kurulan tıp medresesinde matematik okutuluyor, insan fizyolojisiyle ilmin incelikleri öğretiliyordu. Kopernik’in, Batlamyus sistemiyle birlikte, o sisteme muvafık bir şekilde yerleşen Hıristiyan kainat görüşünü yıktığı anlatılır. Kepler’in gezegenlerin hareketleriyle ilgili kanunları bulduğu açıklanır. Ayrıca Galile’nin mutlak zamanın ölçülmesi ve düşmeye ait tecrübeleriyle Aristo fiziğini boşa düşürdüğünden bahsedilir. Batı’nın konuşup tartıştığı bütün konu başlıklarıyla ilgili çalışmaları hem usul hem de esas boyutundan asırlar evvel Türk-İslam filozofları basiret ve bilgelikle gerçekleştirmişlerdi" dedi. "BASİRET; SEÇİLMESİ GEREKEN ŞEY İLE SAKINILMASI GEREKEN ŞEYİ BELİRLER" Basiret kavramının seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirlediğini vurgulayan Bahçeli, "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler. Cesaret olmadan basiretin açılacağı yer korkaklığın uçurumudur. Basiret olmadan cesaretin varacağı yer ise çılgınlığın ucudur. Bir fikir insanı, bir dava neferi, ilim ve hidayet yolcusu bir şahsın basiretle ve cesaretle eşzamanlı kuşanması elbet mecburidir. Günümüzde, bundan mahrum kimi sözde aydınlar, merhum Cemil Meriç’in işaret ve ifade ettiği üzere, Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalıştılar. Sonra bu hazinelerini unuttular. Müteakiben düşman putlarını takdis ettiler, hayranlıkla benimsediler. Ne olduysa ondan sonra oldu, velhasıl devin papağan olmasına hizmet ettiler" şeklinde konuştu. "DOĞRU DAVRANIŞ DOĞRU FİKRİN MOMENTİDİR" Doğru davranışının doğru fikrin momenti olduğunu ifade eden Bahçeli, "Halbuki dava irfanımızı yeniden fethettiğimizde, bugünümüzü düne bağlayacak köprüler inşa ettiğimizde göz kamaştıran fikir ve düşünce sıçramalarını, muazzam buluş ve eserleri görmemiz kaçınılmazdır. Yine Cemil Meriç’in dediği gibi, fikir adamı için namus abeste direniş değil, hakikate teslimiyettir. Bu teslimiyet asil ve soylu bir teslimiyettir. Aklın zirvesi hakikat, adaletin zirvesi hakkaniyettir. Bu zirvelere tırmanmak, bu zirvelerde dünyayı Türkçe okumak sizlerin en temel ülküsü olmalıdır. Mananın yerine geçen elfazı bir yana bırakarak, içi boş sloganları bir kenara koyarak şunu unutmayınız ki, ülkücünün ülküsünde erimesi yüksek hedeflere kilitlenmesiyle mümkündür. Doğru davranış doğru fikrin momentidir" ifadelerini kullandı. "EŞYANIN TABİATI KURUMLARIN ÖZÜDÜR" "Bu iki doğru üzerinde düz bir çizgiyle hayat planını yapanlar; insanı baskı altında tutan her neviden boyunduruğa karşı çıkmaktan, peşin yargıların maskesini yırtmaktan asla çekinmeyeceklerdir" diyen Bahçeli, "Neyin doğru, neyin yanlış; neyin değerli, neyin değersiz olduğunu bilmeyen bir insanın doğru davranışta bulunması, doğru bir fikrin etrafında buluşması eşyanın tabiatına aykırıdır. Peki bu eşyanın tabiatı nedir? Bundan ne anlaşılmalıdır? Eşyanın tabiatı, insanın toplum, çevre ve doğayla olan ilişkileri içinde oluşmaktadır. Değer-olgu; ideal-realite birliği eşyanın tabiatını teşkil etmektedir. Hukuk, eşyanın tabiatından kaynaklanan zorunlu ilişkilerdir. Kısaca diyebiliriz ki, eşyanın tabiatı kurumların özüdür" dedi. "GÜÇSÜZ ADALET ACİZ, ADALETSİZ GÜÇ ZULÜMDÜR" MHP Lideri Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Dünyaya bakınız, beşeriyetin hal-i pürmelalini ve sıcak gelişmeleri yorumlayınız; eşyanın tabiatına mugayir ne varsa tedavülde olduğunu fark edeceksiniz. Bununla mündemiç cevabını aramak zorunda olduğumuz sorular da şunlardır: Adalet nerededir? Akıl nereye gitmiştir? Ahlaka ne olmuştur? ‘Eğer adalet yoksa’ diyor Kant, insanların yeryüzünde yaşıyor olmasının bir değeri kalmayacaktır. Gündüz vakti elimizde fener alarak adalet mi arayalım? Ahlakın ilke ve esaslarını mı soruşturalım? Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür. Adalet ile gücü eklemlemek ise fikir, düşünce ve siyaset insanlarının hedefi olmalıdır. Bugünkü çağımızın en mühim açığı insani değer ve mirastaki hüsran verici zayıflık ve zedelenmedir. Bu nedenle çağa ve zamana müdahil olacak dirayet, cesaret ve hamiyete malik olmak lazımdır." "ABD’NİN İRAN’A BEKLENEN SALDIRISI TERÖR DEVLETİ İSRAİL TARAFINDAN YAPILDI" "Dünyanın karmakarışık siyasi ve jeopolitik ortamında bizi biz yapan, bizi tarihin ve kültürün derin köklerine bağlayan değerler mecmuuna sıkı sıkıya bağlanmaktan başka seçenek yoktur" ifadelerini kullanan Bahçeli, "Etrafımızda kuşlar uçması gerekirken füzeler uçuyor. İnsanlık bir savaştan diğerine, bir çatışmadan bir başkasına sürükleniyor. Felaket senaryoları kuvveden fiile yavaş yavaş çıkıyor. Soykırım derseniz, en korkuncu yaşanıyor. Gözyaşları derseniz, kanla karışık oluk oluk akıyor. Ölüm sırasını bekleyen çocuklar merhamet ve vicdanları kavuruyor. Sabaha çıkar mıyım diye düşünen mağdur ve savunmasız insanlar hepimizin ciğerini dağlıyor. Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı." "ASKERİ OPERASYONLARIN HAKSIZ OLDUĞUNU DEĞERLENDİRİYORUM" ABD-İsrail ortak yapımı saldırılara yönelik İran’ın misillemesinin farklı ülkelerdeki ABD üslerini hedef aldığını belirten Bahçeli, "Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi, Kuveyt, Bahreyn ve kısmen de Katar ateşin içinde kaldı. İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir" diye konuştu. "SAVAŞ DEĞİL BARIŞ HAKİM OLMALIDIR" Coğrafyada savaşın değil barışın hakim olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır. Mübarek Ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur. Merhameti kalmamış, empati duymayan, kendi çıkarlarına odaklanmış, masumları hedefine almış, öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kırmayı olağan hale getirmiş sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları inanıyorum ki iki cihanda da hesap vereceklerdir. İsrail Savunma Bakanı’nın, ‘önleyici saldırı’ başlattıklarını iddia etmesi, ABD Başkanı’nın ‘İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık’ açıklaması aynı aklın ürünü, aynı amacın üretimidir" dedi. "TÜRKİYE’MİZİN BARIŞÇIL ÇAĞRILARI MİLLİ GÜVENLİĞİMİZİN MUHAFAZASI İÇİN HER TEDBİRİN ALINMASIDIR" Bahçeli, "Burada esas olarak Türkiye’mizin sağduyu ve soğukkanlı hareket ederek barışçıl çağrıları ısrarla taraflarla paylaşması, milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır. Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır. Sizler sabırla, akılla, imanla, vatan ve millet sevgisinin coşkusuyla duruşunuzu koruyacaksınız. Üzerinde dumanların tüttüğü dünyada Türk milletinin ve Türkiye’mizin ümit şadırvanı olmayı sürdüreceksiniz" ifadelerini kullandı.

Facianın eşiğinden dönüldü! İki tanker temas etti Haber

Facianın eşiğinden dönüldü! İki tanker temas etti

İstanbul'da Küçükçekmece açıklarında lodos nedeniyle birbirine temas eden Azerbaycan ve Türk bandıralı iki tankerden biri 2 saatlik çalışmanın ardından kurtarıldı. İstanbul Küçükçekmece Demir Sahasında, lodos nedeniyle Azerbaycan uyruklu Kalbajar isimli 141 metre boyundaki tanker ile Türk uyruklu Alatepe isimli 115 metre boyundaki tanker birbirine temas etmişti. Yardım çağrısı üzerine bölgeye Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü ve AFAD ekipleri sevk edildi. Lodos nedeniyle kıyıya doğru sürüklenen tankerler, önce açığa çekildi. Ekiplerin 2 saatlik çalışmasının önce Azerbaycan uyruklu Kalbajar adlı tanker kurtarıldı. Türk uyruklu Alatepe isimli tankeri ise kurtarma çalışması sürüyor. Yaşanan olayda herhangi bir yaralının olmadığı öğrenilirken tankerleri kurtarma çalışmaları havadan görüntülendi. BAKANLIK AÇIKLAMA YAPTI Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı İstanbul Küçükçekmece Demir Sahasında acil durum çağrısı yapan iki geminin son durumu hakkında açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Küçükçekmece Demir Sahası’nda birbirine temas eden (çatışan) KALBAJAR isimli boş vaziyette bulunan tanker ile 2500 ton kimyasal madde taşıyan ALATEPE isimli kimyasal madde taşıyan tankere ilişkin incelemeler, olay mahallinde bulunan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüz ekipleri tarafından başlatılmıştır. KALBAJAR isimli tanker, Kurtarma römorkörümüz eşliğinde güvenli bölgeye demirletilecektir. KALBAJAR tankerinde bulanan 14 mürettebatın ve ALATEPE isimli gemide bulunan 17 mürettebatın sağlık durumları iyi durumda olup olay sonrası herhangi bir çevre kirliliği oluşmamıştır. Ağır hava şartlarının düzelmesine müteakip dalgıçların sualtı incelemesi sonrası karaya oturan ALATEPE gemisine kurtarma çalışmaları başlatılacaktır" ifadelerine yer verildi.

Siyasette kritik zirve: DEM Parti Heyeti CHP Lideri Özgür Özel’i ziyaret etti Haber

Siyasette kritik zirve: DEM Parti Heyeti CHP Lideri Özgür Özel’i ziyaret etti

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. CHP Genel Merkezi'nde gerçekleşen ziyaret bir buçuk saat sürdü. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milli dayanışma kardeşlik ve demokrasi komisyonunda bugüne kadar yaşanan süreç ve bundan sonrasına ilişkin görüş alışverişlerinde bulunduklarını belirtti. Özel, "Leyla Zana'ya yönelik geçtiğimiz hafta yaşanan ve kabul edilemez gelişmeleri, ki ben kendisini arayarak da bu duygularımı ifade etmek istemiştim ancak o günlerde bizim de içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreçten dolayı bir telefon irtibatı sağlayamadık. Ama bu konudaki iyi dileklerimizi, duyduğumuz üzüntüyü ve olaya yönelik kınama ifadelerimizi içeride ifade ettim" dedi. Özel, Leyla Zana'yı hedef alan anlayışın bu topraklara yakışmadığını aktararak, "Bir kadını, bir anneyi hedef alan böyle bir anlayış bu topraklara yakışmaz. Bu toprakların üzerinde, Anadolu'da böyle bir şeyin yapılmasını asla ve asla kabul etmiyoruz. İnancımıza da kültürümüze de aykırıdır. Hele hele bir siyasetçiye ülkedeki gelişen siyasi olaylar üzerinden, stadyumları bu anlamda kullanmaya çalışan bir anlayışa hiçbirimizin kapı aralamasının mümkün olmadığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "TÜRK'ÜN DE KÜRT'ÜN DE EVLADININ GELECEĞİNDEN ENDİŞE DUYMADIĞI YARINLARI UMUT EDİYORUZ" Özel, hedeflerinin hem Türkiye'de hem Suriye'de barış ve kardeşliğin hakim olmasını ümit ettiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün saat 16.00'da siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan beş kişilik heyet, komisyonun rapor yazım sürecini ve bu süreçte nasıl bir çalışma prensibi ve takvimi içinde yer alacaklarını görüşmek üzere toplanacak. Partimizi de orada yine Grup Başkan Vekilimiz Murat Emir temsil edecek. Komisyonun rapor yazım aşamasını hızlı bir şekilde ilerletmesini, partilerin ortaklaştığı yaklaşımlar üzerinden hep birlikte ve herkesin kabul edebileceği, onaylayabileceği, Türkiye'nin hem terörsüz Türkiye hedefini, hem demokratik Türkiye hedefini birlikte hayata geçirebilecek birbirinin peşinde değil ama iç içe böyle bir süreci gerçekleştirebilecek, bu topraklar üzerinde gözyaşlarının durmasını ve kardeşliğin, barışın hakim olmasını sağlayacak, Türkiye'nin yarınlarına barış içinde el ele, omuz omuza, Türk'ün de Kürt'ün de evladının geleceğinden endişe duymadığı, en iyi eğitimi alabileceği, hep birlikte hızla kalkınacağımız ve adil bir şekilde bölüşebileceğimiz yarınları umut ediyoruz. Hem Türkiye'de, hem Suriye'de Türkler için de Kürtler için de Dürziler için de Aleviler için de Türkmenler için de anayasal, demokratik ve barış içinde iki devlet ümit ediyoruz. Bunun hem Türkiye'ye, hem Suriye'ye, hem Türklere, hem Kürtlere, hem de bütün Orta Doğu'ya ve insanlığa iyi geleceğini ümit ediyorum." "BU KADAR TARİHİ BİR DÖNEMEÇTE CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NİN GERÇEKTEN YAPICI ROLÜNE BÜYÜK BİR ÖNEM VERİYORUZ" DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ise, "Çok önemli ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiğimizin altını önemli çizmek isterim. Sürecin geldiği aşamaları detaylı bir şekilde tartıştık ve konuştuk. Bu kadar tarihi bir dönemeçte Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten yapıcı rolüne büyük bir önem veriyoruz. Bu yüzden bugün buradayız. Çünkü Kürt sorunu siyaset üstü bir meseledir ve bu meseleyi çözmek hepimizin görevi ve sorumluluğudur diye ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "KAYGILARI, ELEŞTİRİLERİ, İTİRAZLARI KARŞILIKLI BİRBİRİMİZLE PAYLAŞTIK" DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar da, sürecin çok boyutlu ve zorlu olduğunu anlatarak, "Farklı yaklaşımlar, karşılıklı eleştiriler süreç içinde ortaya çıkabilir. Fakat bu süreçlerin ruhunun münazara değil, müzakere olduğunu bir kez daha hatırlamamız gerekiyor. Kaygıları, eleştirileri, itirazları karşılıklı birbirimizle paylaştık ama bir konuda da mutabıkız. Süreç müzakereyle, diyalogla karşılıklı görüşmelerle yürüyecektir. Bu konuda da siyasal mutabakat ve toplumsal uzlaşma hayati önemdedir. Bir kez daha gördük ki Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçte bu rolü olumlu bir şekilde oynamaya devam edecek iradeyi gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

‘Biz Rumeliyiz Platformu’ndan 8 Ekim çağrısı… Haber

‘Biz Rumeliyiz Platformu’ndan 8 Ekim çağrısı…

‘Biz Rumeliyiz Platformu’, 8 Ekim’in "Rumeli'den Anavatan’a En Büyük Göçün Anma Günü" ilan edilmesi önerisinde bulundu. Aynı tarihte Anıtkabir’de toplanacaklarını belirten platform yöneticileri sosyal medyadan, "8 Ekim 2024 saat 10.30'da Anıtkabir'de toplanıyoruz. 11.30'da çelenk koyarak projeyi başlatıyoruz. Bize katılmak isterseniz Rumeliler için tarihi bir gün olacak bu anda beraber olmaktan mutluluk duyarız..." diyerek, Balkan camiasını Anıtkabir buluşmasına davet etti. Platform yöneticileri tarafından yapılan yazılı açıklama da ise, “1821-1922 arasında, 5 milyondan fazla Müslüman topraklarından sürülmüştü. Beş buçuk milyon Müslüman da ölmüştü; bir kısmı savaşlar sırasında katledilmiş, geriye kalanı da mülteci olmuş, açlık veya hastalıktan kırılmıştı. 1912-1914 Balkan Savaşında zorunlu göçe zorlanan ve öldürülen Müslümanların sayısı 1.5 milyonun üstündedir… Balkanlar’daki soykırım, tarihin en büyük soykırımdır. ‘Biz Rumeliyiz Paltformu’ olarak, tüm Türkiye ve dünyada Rumeli’deki soykırım ve göçün her yıl belli bir günde anılması için ‘Rumeli’den Anavatana En Büyük Göçün Anma Günü’ ilan edilmelidir. Bu anma gününde uluslararası seminerler, konferanslar, sempozyumlar düzenlenmeli, bu alanda yayınlar yapılmalı, kitaplar yazılmalıdır. 8 Ekim 1912’de Karadağ Osmanlı Devleti’ne harp ilan ederek İşkodra üzerine taarruza başladı. Seferberlik hazırlıklarının 15 günde tamamlanabileceği düşüncesiyle Türk Başkomutanlığı 17 Ekim 1912’de çarpışmalara fiilen başlanabileceğini düşünerek 16 Ekim’de Bulgaristan ve Sırbistan’a; 18 Ekim’de de Yunanistan’a harp ilan etti. Anma günü için en anlamlı ve sembolik günün Balkan savaşlarının başlangıç günü olan 8 Ekim olmasını öneriyoruz” denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.