SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Büyük Millet Meclisi

Söz Bursa - Türkiye Büyük Millet Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada Haber

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti'nin 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye'de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu'nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti'nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi. İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLARAK TANIMLANAN KİŞİNİN ETRAFINDA 15 TANE DEVLET KORUMASININ İŞİ NEDİR?" Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş' davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP'nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey'in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti'nin, Gelecek Partisi'nin, DEVA Partisi'nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından' girdi. Sayın Erdoğan'ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş'ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş'ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş'ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri' olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan'ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi. "DENGESİZLİĞİN GİDERİLMESİ LAZIM" Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş'ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri'de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı. "İSTANBUL SEÇİMİNİ YENİLEYELİM, İDDİA EDİYORUM 1,5 MİLYON FARKLA O SEÇİMİ KAZANACAĞIZ" Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan'a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan'ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan'ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29'unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu'dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan'ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye'de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu. "HÜKÜMETİ, TBMM'DE YETERLİ ÇOĞUNLUK OLMAMASI MÜNASEBETİYLE ERKEN SEÇİM YAPMAYA ZORLAYAMIYORUZ" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi: "Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM'de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP'nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul'dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

ÜNİPERSEN Başkanı Güzel: "Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir" Haber

ÜNİPERSEN Başkanı Güzel: "Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir"

Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Hazine ve Maliye Bakanlığı'na buradan soruyoruz; memurun geçim krizine bugün çözüm üretmeyecekseniz, ne zaman üreteceksiniz? Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir" dedi. ÜNİPERSEN Genel Başkanı Güzel ve beraberindeki sendika üyeleri Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde eylem yaptı. 8. Dönem Toplu Sözleşme sonrasında alınan Hakem Heyeti kararlarının, kamu çalışanlarını yoksullaştırdığı düşüncesiyle gerçekleştirilen eylemde konuşan ÜNİPERSEN Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Daha ilk günden yanlış kurgulanmış, düğmesi baştan yanlış iliklenmiş bu toplu sözleşme; kamu çalışanlarının alım gücünü korumak bir yana, 2026 yılını memur için sefalet yılına dönüştürmüştür. Sorunun merkezinde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın memuru yok sayan bütçe anlayışı vardır. Tam 3 buçuk aydır söylüyoruz. Bu toplu sözleşme memurun geçimini güvence altına almıyor. Bu nedenle ya ek protokol yapılmalı ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi devreye girerek adil bir düzenleme hayata geçirmelidir" ifadelerini kullandı. "BU MAAŞLARLA YAŞAMAK MÜMKÜN DEĞİL" Bu çağrıyı yalnızca ÜNİPERSEN'in yapmadığını söyleyen Güzel, "Öğretmeninden akademisyenine, mühendisten sağlık çalışanına, din görevlisinden idari personele kadar tüm kamu çalışanları aynı noktada birleşiyor. Bu maaşlarla yaşamak mümkün değil. Meclis yaklaşık üç aydır çalışıyor. Ancak memurun alım gücünü koruyacak, maaş artışlarını gerçek enflasyon ve piyasa koşullarıyla uyumlu hale getirecek tek bir düzenleme dahi yok" şeklinde konuştu. "EV KİRALARI ÖDENEMİYOR, FATURALAR BİRİKİYOR, MUTFAK MASRAFLARI KARŞILANAMIYOR" Sadece üst düzey bürokratlar ve kariyer uzmanlarına zam teklifleri olduğunu dile getiren Güzel, "TÜİK verilerine dayalı artışlarla bugün 4 milyon memur, 2 milyon memur emeklisi, maaşı yattığı gün dahi borç arar hale geldi. Ev kiraları ödenemiyor, faturalar birikiyor, mutfak masrafları karşılanamıyor. Ama çözüm üretmesi gereken Hazine ve Maliye Bakanlığı, yalnızca dar bir kesimi görmeyi tercih ediyor. Bu yaklaşımı kabul etmemiz mümkün değildir. Kamuoyunda oluşan tepkiyle söz konusu teklif geri çekilmiş; ancak yerine tüm kamu çalışanlarını kapsayan adil ve kalıcı bir düzenleme hala getirilmemiştir" açıklamasında bulundu. "TÜM KAMU ÇALIŞANLARI, OCAK MAAŞ ARTIŞINDA REFAH PAYI BEKLEMEKTEDİR" Güzel, tek taleplerinin insanca yaşayabilecek bir ücret olduğuna dikkati çekerek, "2023 seçimleri öncesinde kira yardımı sözü verildi; ortada bir çalışma var mı maalesef yok. 3600 ek gösterge sözü verildi; bütçede karşılığı yok. Kamuda mülakatlar her gün yeni adaletsizlikler üretmeye devam ediyor; kaldırılacağı söylendi, ancak somut bir adım hala yok. Hazine ve Maliye Bakanlığı'na buradan soruyoruz; Memurun geçim krizine bugün çözüm üretmeyecekseniz, ne zaman üreteceksiniz? Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir. TÜİK'in açıkladığı oranlarla geçim sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle buradan ilan ediyoruz: Memurlar için refah payı talebimiz karşılık bulana kadar, Bütçede kamu çalışanlarını gören adil bir düzenleme yapılana kadar, Her hafta, aynı gün, aynı saatte, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Güzel, eylemlerine 3 hafta daha devam edeceklerini belirterek, tüm sendikaları haklarını aramak adına eyleme davet etti.

Bursa Barosu'ndan 2026 CMK tarifesi çıkışı: Milletvekillerine talep mektubu gönderildi Haber

Bursa Barosu'ndan 2026 CMK tarifesi çıkışı: Milletvekillerine talep mektubu gönderildi

Bursa Barosu, 2026 yılıyla birlikte yürürlüğe girecek yeni CMK ücret tarifesinin adil ve hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesi ve ödemelerin en geç bir ay içerisinde yapılmasına ilişkin talepleri içeren mektubu Bursa milletvekillerine gönderdi. Mektupta şöyle denildi: “Her yıl yeniden belirlenen CMK hizmeti gereği avukatlara ödenecek olan ücreti belirleyen tarifenin, verilen hizmetin karşılığını yansıtmaktan uzak olması; tüm talep ve itirazlarımıza rağmen her yıl angarya şeklinde nitelendirilebilecek ücretlerin belirlenmeye devam edilmesi ve bununla beraber ücretlerin avukatlara ödemesinin gecikmelerle gerçekleştirilmesi meslektaşlarımızı ekonomik açıdan büyük zorluklara sürüklemektedir. Tüm bu durumlar da hem avukatların yaşam koşullarını ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmesini olumsuz etkilemekte hem de vatandaşların savunma ve hukuki yardım alma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını da engellemektedir. Bir de bu yetmezmiş gibi çok düşük ücretlerle alınan bu kamusal sorumluluğa karşı avukatlar ölçülü olmayan hakkaniyete aykırı olarak cezai ve tazminat sorumluluğuyla da karşı karşıya kalmaktadır. Anayasamızın 2. Maddesi ile düzenlenen ‘Sosyal Devlet İlkesi’ adalete, savunma ve adil yargılanma hakkına erişimin eşitlik temelinde güvence altına alınmasını öngörmektedir. CMK sistemi kapsamındaki müdafi/vekil görevlendirmeleri de bu doğrultudadır. CMK kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında, harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Eşit emeğe eşit ücret talebinin hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gereklilik olması nedeniyle CMK ücret tarifesinin artık bu doğrultuda belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan hizmetin karşılığı olan avukatlık ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile eşitlenmesi; kamu hizmeti niteliğindeki bu göreve ilişkin avukatlık ücretinden alınan KDV'nin kaldırılması ya da en azından oranın % 1'e düşürülmesi ve görevlendirmelere ilişkin ödemelerin en geç bir ay içerisinde gerçekleştirilmesine ilişkin talep ve önerilerimizin ilgili komisyonda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dile getirilmesi ve konunun takibi konusunda siz sayın vekilimizin desteğini bekleriz.”

Ediz Ün’den staj mağdurlarına emeklilik teklifi Haber

Ediz Ün’den staj mağdurlarına emeklilik teklifi

Edirne Milletvekili Ediz Ün, yıllardır çözüm bekleyen staj mağdurlarının emeklilik hakkına kavuşabilmesi amacıyla hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Teklif, staj sigortası bulunan ancak bu sürelerini sigorta başlangıcında kullanamayan vatandaşlara geriye dönük hak tanınmasını öngörüyor. “Sosyal adalet açısından büyük eşitsizlik” Mevcut uygulamada lise ve üniversite dönemlerinde zorunlu staj yapan öğrenciler fiilen çalışmış olmalarına rağmen yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kapsamında değerlendiriliyor. Ediz Ün, bu uygulamanın hem sosyal adalet hem de çalışma hayatında hakkaniyet açısından ciddi bir eşitsizlik yarattığını vurguladı. Sigorta başlangıcı staj tarihine çekilecek Ün’ün Meclis’e sunduğu kanun teklifine göre çıraklık, staj ve mesleki eğitim dönemlerinde yapılan sigorta bildirimlerinin uzun vadeli sigorta kollarına dâhil edilmesi sağlanacak. Teklif, geçmişte staj yapmış tüm vatandaşlara üç ay içerisinde başvurmak kaydıyla geriye dönük hak tanınmasını içeriyor. Böylece staj dönemleri emeklilik hesabında dikkate alınabilecek. Yıllardır süren mağduriyetin giderilmesi hedefleniyor Staj başlangıçlarının emeklilikte dikkate alınmaması nedeniyle yüzbinlerce vatandaş prim günü ve yaş hesabında kayıp yaşarken, düzenlemenin yasalaşması halinde staj mağdurları olarak bilinen milyonlarca kişi için emeklilik yolu açılmış olacak. Düzenleme ayrıca gençlerin mesleki eğitime olan güvenini artırmayı hedefliyor.

Sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidiliyor Haber

Sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidiliyor

Sağlık Bakanlığı, TBMM’ye sunulan yasa değişikliği teklifiyle sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidildiğini açıkladı. Değişiklik teklifi ile organ bağışından ilaç tedarik zincirine, tıbbi cihazlardan aldatıcı reklamlara, özel sağlık kuruluşlarından hekimlerin özlük haklarına kadar birçok alanda önemli değişikliklere imza atılıyor. ORGAN BAĞIŞINDA ‘DİJİTAL BAŞVURU’ DÖNEMİ BAŞLIYOR TBMM’ye sunulan teklif ile organ bağışı sürecini kolaylaştıran, bağışçının iradesini esas alan ve organ bağışını teşvik eden bir düzenleme getiriliyor. Bu düzenlemeyle organ bağışçısı olmak daha kolay hale gelecek. Meclis gündemine gelen teklifin, böbrek nakli bekleyen 25 bin, karaciğer nakli bekleyen 2 bin 500 ve kalp nakli bekleyen 1.500’den fazla hastaya umut olması bekleniyor. E-Devlet’ten tek tıkla bağış mümkün olacak Yeni düzenlemeyle birlikte vatandaşlar, e-Devlet üzerinden kolayca organ bağışçısı olabilecek ve dijital ortamda işlemlerini hızlıca gerçekleştirebilecek. Bağışçılar, organ bağışı yaptıklarını hangi yakınları ile paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. BAĞIŞÇININ İRADESİ ESAS ALINACAK, ORGAN BAĞIŞLAYANLARIN YAKINLARINA ÖNCELİK TANINACAK Vatandaş, hayattayken organ bağışına karar vermişse, öldükten sonra da bu iradesi geçerli sayılacak. Bu sayede, bağışçının iradesi korunacak, organ bekleyen vatandaşların umudu artacak. Organı nakledilen bağışçının birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaç duymaları halinde öncelik hakkı tanınacak. TIBBİ İŞLEMLERDE ELEKTRONİK ONAY SİSTEMİNE GEÇİLECEK Meclis gündemine getirilen yeni düzenleme ile tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve yakınlarının onayı, elektronik ortamda da alınabilecek. Bu sayede daha pratik bir onay süreci işletilirken özellikle acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmet sunumunda hastalara ve sağlık personeline kolaylık sağlanacak. İlacın üretiminden kullanımına kadar tüm süreçlere dijital takip sistemi geliyor Her ilaç, üretim veya ithalat aşamasından hasta tedavisinde kullanımına kadar Takip Sistemi ile izlenebilecek. İlaç tedarik zinciri sürecinde Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü güçlendirilecek. Aynı Takip Sistemi ile (üretici/ithalatçı, ecza deposu, eczane, hastane, geri ödeme kurumu) ruhsatlı ilaçların stok kontrolleri ile üretim ve dağıtım planlaması takip edilecek. İlaca erişimde kesintiye mahal verilmeyecek. Düzenlemelere aykırı hareket edenlere ise yeni yaptırımlar uygulanacak. TIBBİ CİHAZ DENETİMLERİNDE YENİ DÖNEM Tıbbi cihazlara dair yapılan düzenleme ile piyasada yalnızca standartlara uygun ürünler yer alacak; aksi yönde faaliyet yürütenlere uygulanan idari para cezaları ağırlaştırılacak. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, özel sağlık kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleriyle ilgili daha titiz bir izleme süreci devreye alınıyor. Hasta vatandaşın iyileşme umudunu yanıltıcı-aldatıcı tanıtım ve reklam yoluyla suiistimal etmek ve bu sayede ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek. Yeni düzenleme kapsamında, kenevirden elde edilen ilaç, özel tıbbi amaçlı gıdalar ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı sıkı kurallara bağlı olacak. Tıbbi kenevirden elde edilen ürünlerin ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek. Bu ürünler sadece eczanelerde reçete karşılığı sunulabilecek. Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeli ile ‘sağlıkta yerli üretim’ ve ‘küresel açılım’ eş zamanlı olarak desteklenecek. HEKİMLERİN ÖZEL SAĞLIK KURUM VE KURULUŞLARINDA ÇALIŞMA ESASLARI YENİDEN DÜZENLENİYOR Yeni düzenleme ile özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Özel hastanede çalışan hekimlerin kazançları, kıdem tazminatları ile emeklilik kazanımlarına yansıyacak. Ayrıca açıklamada, 1 Haziran 2026 tarihine kadar uyum sürecinin tamamlanacağı da belirtildi. ‘Nükleer Tıp Teknikerliği’ ve ‘Diş Protez Teknisyenliği’ sağlık meslekleri arasında yer alacak ve istihdamın önü açılacak. ‘Ebe Yardımcılığı’ ve ‘Hemşire Yardımcılığı’ unvanları ise ‘Sağlık Bakım Teknisyeni’ adı altında birleştirilecek. Optisyenlerin meslek örgütleri aktif hale getiriliyor Meclis gündemine sunulan yeni düzenleme ile optisyenlerin meslek örgütü Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği’nin faaliyetlerini yürütebilmelerine imkan sağlanacak.

Kurtulmuş: “Terörden arındırılmış bir Türkiye'yi tesis edeceğiz” Haber

Kurtulmuş: “Terörden arındırılmış bir Türkiye'yi tesis edeceğiz”

TBMM Başkanı Kurtulmuş ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen programda valilerle bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Yerlikaya, ”Göreviniz, devletimizle milletimiz arasında sarsılmaz güçlü bir bağ kurmaktır. Nihai hedefimiz ise gönülden 'İyi ki valimiz var' dedirtmek olmalıdır. 780 bin kilometrekarelik vatan toprağının her bir karışında vatandaşlarımızın gönlünde iz bırakacak hizmetler gerçekleştirmektir. Kamu düzeni sadece bir güvenlik meselesi değildir. Aynı zamanda milletimizin refahı, huzuru ve geleceği için bir teminattır. Türkiye'yi terörle, kaosla ve vesayetle yıpratmaya çalışanlara karşı elde ettiğimiz her başarı, milletimizin gücünü ve iradesini göstermektedir. Valilerimiz de bu mücadelenin en ön saflarında gece gündüz demeden adalet ve millet aşkıyla görevini yapmaktadır. Bugün Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bölgesel ve küresel ölçekte barışa hizmet eden, mazlumların sesi olan büyük ve güçlü bir Türkiye var. Bizler de İçişleri Bakanlığı olarak büyük ve güçlü Türkiye mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Terörden arındırılmış, güvenliği tesis edilmiş, asayişi berkemal, zehir tacirlerine nefes aldırmayan, suçla kibirlenenlere demir yumruk olan, her köşesinde huzurun ve güvenliğin hakim olduğu bir Türkiye için canla başla çalışıyoruz" diye konuştu. TBMM Başkanı Kurtulmuş ise, Türkiye'nin hedeflerine koşar adım ilerleyen bir ülke olduğunu ifade ederek, “Burada en önemli sorumluluklardan birisi de hiç şüphesiz devlet ve millet arasında bir köprü olan, daha doğrusu milletin devlet adına açık kapısı olan siz değerli valilerimize düşmektedir. Türkiye bir bölgesel güç olmanın ötesinde küresel bir aktör olmak için de yoluna devam edecektir. Ancak işin başı hiç şüphesiz iç kaleyi tahkim etmekten geçiyor” dedi. Türkiye’de hiçbir vesayet odağının kalmadığını ifade eden Kurtulmuş, “Devletiyle milletinin bütünleşmediği dönemlerde Türkiye'nin ne kadar zorluklar yaşadığı bu salonda bulunan herkesin malumudur. Millet bütünüyle demokrasinin de, devletin de, ülkenin de sahibidir. Bu ülkeye hiç kimsenin, hiçbir vesayet odağının gücünü nereden alırsa alsın millete rağmen üstünlük taslama imkan ve ihtimali kalmamıştır. Bu belki de Cumhuriyet tarihimiz boyunca elde ettiğimiz yönetim bakımında elde ettiğimiz en kazanımlardan birisidir. Ancak bundan sonra artık bize düşen, Türkiye'ye rol ve rota biçecek hiçbir vesayet odağının kalmadığı bu dönemde bizim iç kaleyi daha da takdim etmek. Milli birliğimizi ve beraberliğimizi her şeyin üstünde tutarak devlet-millet kaynaşmasını bütünüyle her alana katarak yolumuza devam etmemiz lazım” diye konuştu. “SİZLER SON DERECE CANSİPERANE BİR ŞEKİLDE YILLARCA TERÖRLE VE TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE EDİYORSUNUZ” Amaçlarının terörden arındırılmış bir Türkiye olduğunun altını çizen Kurtulmuş, “Şimdi Türkiye olarak bizim üzerimize düşen tarihi bir sorumluluk, o hasta adamdan şimdi güçlü büyük Türkiye'ye doğru ilerliyorsak, aynı şekilde emperyalistlerin birinci Sykes-Picot Anlaşması ile dağıttıkları, ikinci Sykes-Picot ile yok etmeye çalıştıkları bölgeyi yeniden derlemek, toparlamak, bir araya geçirmek ve güçlü bir bölge oluşturabilmektir. Bu amaçla üzerinde durduğumuz en önemli hususların başında gelen terörden arındırılmış bir Türkiye'nin kurulmasıdır. Sizler gerçekten son derece cansiperane bir şekilde yıllarca terörle ve terör örgütleriyle mücadele ediyorsunuz” ifadelerini kullandı. “TERÖRDEN ARINDIRILMIŞ BİR TÜRKİYE'Yİ EN KISA SÜRE İÇERİSİNDE TESİS EDECEĞİZ” Terör örgütleriyle ve Türkiye düşmanlarıyla mücadelenin her alanda tavizsiz bir şekilde sürdürüleceğini söyleyen Kurtulmuş, “Bunu yaparken terörden arındırılmış bir Türkiye için atılacak adımları da gerçekten dikkatle takip ederek sonuçlandırmak niyetindeyiz. TBMM’de başlayan görüşmelerle Türkiye’nin başına 40 yıldır bela edilmiş olan PKK terör örgütünün tasfiye edilmesi sağlanacaktır. Artık terörsüz bir Türkiye için gerekli çağrılar yapılacak ve ondan sonra Türkiye demokrasinin daha da yükseldiği bir ortamda bütün yurttaşları eşit ve özgür yurttaşlar olarak kabul edilen ve Türkiye’nin her tarafında barışın, selametin ve huzurun hakim olduğu bir atmosfer oluşacaktır. Ümit ediyorum ki Türkiye'nin kendi içerisinde iç kalesini sağlam tutarak, milli birlik ve beraberliği, bütün toplum kesimleri arasında ortak duygu olarak kardeşliği, sadece vatandaşlık duygusu değil, vatandaşlık duygusunun ötesinde de, üstünde de kardeşlik duygusunu tam manasıyla pekiştirecek ve ülkemizde artık silahların asla konuşmadığı, hiçbir şekilde terör olaylarının gerçekleşmediği tam manasıyla terörden arındırılmış bir Türkiye'yi en kısa süre içerisinde tesis edeceğiz” dedi.

DEM Parti İmralı Heyeti, Ahmet Davutoğlu ile görüştü Haber

DEM Parti İmralı Heyeti, Ahmet Davutoğlu ile görüştü

DEM Parti İmralı heyeti, İmralı'da terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin ardından Meclis'te temsil edilen siyasi partilere yönelik ziyaretlerini sürdürüyor. Bu çerçevede TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Van Milletvekili Pervin Buldan ve eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ten oluşan heyet, Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu'nu ziyaret etti. Partinin Genel Merkez binasında gerçekleşen görüşme öncesi Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, heyeti kapıda karşılayarak, heyetle tokalaştı. Basına kapalı bir şekilde gerçekleşen görüşme 1 saat 15 dakika sürerken, Genel Başkan Davutoğlu ve DEM Parti heyeti adına Sırrı Süreyya Önder görüşmeye dair açıklamalarda bulundu. “KAPSAMLI AÇIKLAMAYI SELAHATTİN DEMİRTAŞ'I ZİYARET ETTİKTEN SONRA YAPACAĞIZ” Yürütülen görüşmeler çerçevesinde bugün Genel Başkan Davutoğlu ile görüştüklerini söyleyen Önder, “Biraz geçmiş tecrübeleri paylaştık. Görüşmeler ve yeni gelinen nokta ışığında bizde olan bilgileri kendisine aktardık. Tavsiye, öneri, eleştiri ve uyarılarını rica ettik. Sağ olsun, bizi ayrıntılı bir şekilde bilgilendirdiler. Biz kapsamlı açıklamayı Selahattin Demirtaş'ı ziyaret ettikten sonra yapacağız” değerlendirmesinde bulundu. “Benim tavsiyem; tarih bilgimizden hareketle geleceğin barış içinde yaşayan güçlü Türkiye'sini inşa etmektir” Genel Başkan Davutoğlu ise ziyaret gerçekleştiren DEM Parti İmralı heyetine teşekkür ederek, “Hepsi de Türk siyasetinde son dönemlerde çok önemli tecrübeler kazanmış siyasetçiler. Kendileri son yaşanılan süreçle ilgili bizim için çok istifade ettiğimiz bilgiler aktardılar. Çok samimi, açık yürekli bir istişare oldu. Biz de kendi kanaatlerimizi, yine geçmişte yaşadığımız tecrübelerden nasıl dersler çıkarılması gerektiğini ve dünyanın büyük bir türbülansa girdiği, tsunami yaşandığı Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve Filistin ekseninde yaşanan değişime intibak bağlamında da Türkiye'nin kendi iç bünyesini tahkim etmenin büyük önem taşıdığını vurguladık. İç bünyeyi tahkim etmek ancak ve ancak gerçek bir demokrasinin inşasıyla olabilir. Bu da Türklerin, Kürtlerin ve bütün vatandaşların hukukun korunduğu ve geleceğe umutla baktıkları bir perspektifle olur. Çok önemli bir sürecin içinden geçiliyor. Benim tavsiyem; Bahçeli'nin açıklamalarıyla başlayan ve toplum katmanlarına yayılan bu dönemi soğukkanlı bir şekilde, provokasyonlara kapalı olarak, kamu düzenine saygı göstererek ve derin tarih bilgimizden hareketle geleceğin barış içinde yaşayan güçlü Türkiye'sini inşa etmektir. Suriye ve Irak bağlamındaki gelişmeleri gözden geçirdik, o konuda da kanaatlerimizi paylaştık. Türkiye'nin kendi iç yapısını tahkim etmesi Suriye ve Irak'ta da barışçıl çözümler için büyük katkı sağlayacaktır. İnşallah bu süreç doğru bir istikamette ilerler” diye konuştu. İkili açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını da cevapladı. “BİZİM GENEL YAKLAŞIMIMIZ BARIŞ SÜRECİNİ BİR FELAKETLE TARİF ETMEK DEĞİL” Bir gazeteci tarafından DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımlıoğulları'nın “Ya barışı inşa edeceğiz ya her yer Gazze olacak” açıklamalarının sorulması üzerine Önder, şu şekilde cevap verdi: “O açıklama bağlamından koparılmış bir açıklamadır. Bizim genel yaklaşımımız barış sürecini bir felaketle tarif etmek değil. Barış kolay bir şey değil ama dünyanın en güzel şeyi. Hep güzel şeylerle geleceğe dönük bu ülkeye getireceği bereketle, rahmetle tarif etmekten yanayız. Kimse bu tarz yaklaşımları bağlamından koparıp üzerinde tepinmesin.” “HERKESİN BU SÜREÇTE ÇOK DİKKATLİ KONUŞMASI LAZIM” Ahmet Davutoğlu ise DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımlıoğulları'nın açıklamalarının son derece talihsiz açıklamalar olduğunu kaydederek, “Bu açıklamayı net bir şekilde kınıyorum. Daha önce de Filistin ve Türkiye'deki iç meselelerle ilgili yapılan kıyaslamalarda hep şunu söyledim; kim Gazze meselesini Türkiye'deki Kürt sorunuyla karşılaştırıyorsa tarih, jeopolitik ve uluslararası hukuk bilmiyordur. Çünkü, Türkiye bir işgal devleti değildir. Kürtler de Gazzeliler gibi işgal altında olan bir toplum değil. Gazze'de bir soykırım yürüyor ve bu soykırım karşısında eminim en fazla bu durumdan rahatsız olan da Orta Doğu'daki Kürt halkıdır. Uluslararası hukuka da tarih bilincine de ve siyasi gerçekliğe de aykırı olan bu açıklamayı asla kabullenmiyoruz. Kınıyorum, herkesin bu süreçte çok dikkatli konuşması lazım. Eğer süreç işleyecekse bu süreci işletenlerin Türkiye'deki genel psikilojiye saygı göstermesi gerekir. Türkiye'deki şehit yakınlarının, gazilerin; Orta Doğu'daki Gazze halkına sempati duyan 85 Türkiyelinin hissiyatına saygı göstermesi lazım. Türkiye asla tarihin hiçbir döneminde soykırımcı bir ülke ile karşılaştırılamaz” değerlendirmesinde bulundu.

Kayıhan Pala sordu: "Reklama göz yumanlar kimler?" Haber

Kayıhan Pala sordu: "Reklama göz yumanlar kimler?"

CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Bilecik’in Osmaneli ilçesinde faaliyet gösteren Osmaneli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın resmî internet sitesinde (https://osmanelisydv.gov.tr/iqos-iluma-tutun-isitma-teknolojisinde-yeni-bir-donem/) yer alan tütün ürünü (ısıtılmış tütün ürünü cihazı) reklamı hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na bir soru önergesi sundu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yazılı olarak yanıtlaması talebiyle 26 Aralık 2024 tarihinde TBMM’ye iletilen soru önergesinde, Pala, bir mülki idareye bağlı resmî kurum tarafından doğrudan tütün reklamı yapılmasının hem hukuki açıdan hem de idari açıdan büyük çelişkiler barındırdığını vurguladı. “DEVLET KURUMUNDAN TÜTÜN REKLAMI YAPILMASI KABUL EDİLEMEZ” CHP’li Pala, tütün ürünlerinin reklamı ve tanıtımının 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun başta olmak üzere birçok yasal düzenlemeyle açıkça yasaklandığına dikkat çekti. Pala, “Bir mülki idare, yürürlükteki yasalarla açıkça yasaklanmış bir ürünü tanıtıyor. Üstelik bunu resmî bir kurumun internet sitesinde yaparak kamu düzenine de aykırı davranıyor. Bu durum hem hukuki açıdan hem de kamu yönetimi anlayışı bakımından kabul edilemez,” dedi. Vakfın kuruluş amacı toplumsal faydayı ve ihtiyaç sahibi yurttaşları desteklemek olduğu halde, tütün ürünü reklamı yapmakla mevzuata aykırı bir davranış sergilediğini belirten Pala, “Bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı, hizmet alan yurttaşların sağlığını önceliklendirmesi gerekirken; zararlı bir ürünün reklamını yaparak kuruluş amacına taban tabana zıt bir pratik sergilemiştir. Bu durum, vakıfların mevzuatına göre para cezası dâhil çeşitli yaptırımları da gündeme getirebilecek kadar ciddidir,” ifadesini kullandı. “HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN İÇERİK, RESMÎ SİTEDE YER ALAMAZ” Pala, söz konusu içeriğin hem halk sağlığına zarar verdiğini hem de yasal mevzuata aykırı olduğunu belirtti. Mevcut yasa ve yönetmeliklerin tütün ürünleri ve bunların türevlerine yönelik her türlü reklamı yasakladığının altını çizen CHP milletvekili, “Devlet kurumuna ait bir internet sitesinde, vatandaşların sağlığını ciddi ölçüde tehdit eden bir içeriğin yer alması hiçbir şekilde mazur görülemez. Burada sadece bir kurumun kurumsal hatası değil, aynı zamanda kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerinin ihlali söz konusudur. Kamu, vatandaşların ihtiyaçlarını gözeterek düzenlemeler yapar, halk sağlığını korumakla mükelleftir. Tütün şirketlerinin, ülkelerin kanunlarını aşarak insanları bu ürünleri kullanmaya teşvik etmeleri bilinen bir ticari stratejidir. Ancak resmî bir sitede bu tip reklamlara yer vermek, ilgili kanunların açıkça çiğnenmesi anlamını taşır,” ifadelerini kullandı. REKLAMA GÖZ YUMANLAR KİMLER? Pala’nın verdiği soru önergesinde, “Osmaneli Kaymakamlığı’na bağlı bu resmî internet sitesi üzerinden tütün ürünü reklamı yayımlanmasının nedeni nedir?” diye soruluyor. Ayrıca “Bu reklamın yayınlanmasına kim izin vermiştir? Bu konuda hangi kurum veya kişiler sorumludur?” şeklindeki ifadelerle, yetkililerin bu durumu nasıl açıklayacakları da merak ediliyor. Pala, kamuoyunun bu sorulara derhal cevap bulması gerektiğini vurgularken, “Bu gibi durumlarda sadece bir ‘sehven’ ibaresi kullanılarak sorumluluktan kaçınılması kabul edilemez. Halk sağlığı gibi bir konuda daha ciddi ve hesap verebilir bir yaklaşım bekliyoruz,” dedi. “TÜTÜN ŞİRKETİYLE SAĞLANAN ÇIKARLAR NELERDİR?” Soru önergesinde, “Söz konusu reklam için tütün şirketinden nasıl bir çıkar sağlanmıştır?” şeklinde net bir soru yer alıyor. “Eğer burada bir ticari anlaşma veya bir sponsorluk varsa, bu mülki idare web sitesinin ve kamu makamlarının tarafsızlığını da gündeme getirir,” diyen Pala, şeffaflık ilkesi gereğince bu ilişkilerin ortaya konması gerektiğini savunuyor. “Mülki idarenin bir tütün şirketiyle kurduğu ekonomik ya da benzer bir çıkar ilişkisi, idarenin kamu sağlığını koruma görevini zedeleyen bir durumdur,” diye ekledi. “SORUŞTURMA VE YAPTIRIM GÜNDEMDE Mİ?” Pala, önergesinde ayrıca şu hususa değindi: “Bu reklamın yayımlanmasına izin verenler ile yayınlayanlar hakkında Bakanlığınızın herhangi bir soruşturması ve/veya yaptırımı söz konusu mudur?” Bu soruyla birlikte, idari ve hukuki süreçlerin işletilip işletilmediği de sorgulanıyor. Pala, “Uygunsuz bir içerik paylaşıldığında kurumların sadece yayından kaldırmakla kalmayıp, sorumluları hakkında gerekli işlemleri yapması gerekiyor. Çünkü ortada yasal bir ihlal söz konusu. Vatandaşlarımıza, özellikle gençlerimize karşı bir sorumluluğumuz var. Tütün ürünlerinin kullanımının özendirilmesine izin vermememiz gerekiyor. Bu konuda kamu kurumlarına daha fazla görev düşüyor. Beklentimiz, bizzat kamu otoritesinin böylesine kritik bir konuda titizlik göstermesidir,” diyerek konuyu açıklığa kavuşturmanın önemini vurguluyor. “BENZER REKLAMLAR BAŞKA KURUM SİTELERİNDE DE VAR MI?” Soru önergesi, “Benzer reklamlar Bakanlığınızın merkez veya taşra örgütlerinin sorumluluğundaki başka web sitelerinde de yayımlanmış mıdır?” sorusunu da gündeme taşıyor. Pala, bu olayı münferit bir hata olarak görmeyip, olası benzer vakaların da araştırılması gerektiğini belirtiyor. “Eğer benzer reklamlar diğer kurum sitelerinde de yer alıyorsa, karşımızda çok daha derin bir yönetim sorunu var. İlgili bakanlık, bu durumu ciddiyetle ele almalı, denetim mekanizmalarını derhal devreye sokmalıdır,” diye konuştu. “HUKUKİ TEDBİRLER VE REKLAM YASAĞI HÜKÜMLERİ UNUTULMAMALI” Bakanlığın alması gereken tedbirlere de dikkat çeken Pala, “Mevcut hukuki düzenlemeler ve tütün ürünlerine dair reklam yasakları göz önüne alındığında, bir mülki idare web sitesinde böylesi bir içeriğin bir daha yayımlanmasının önlenmesi amacıyla hangi idari ve hukuki tedbirlerin alınacağını öğrenmek istiyoruz,” diyerek, kamu kurumlarının bu konuda daha proaktif davranması gerektiğini belirtti. “CEVABI YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ” Soru önergesinin TBMM Başkanlığı’na sunulmasının ardından, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan gelecek yanıt kamuoyunda merakla bekleniyor. Pala, sürecin takipçisi olacağını belirterek, “Bize gelecek yanıt, kamu kurumlarımızın bu türden hukuka aykırı, halk sağlığını tehdit eden uygulamalar karşısında ne kadar hassas olduğunu gösterecek. Eğer bu ihlal sadece yayından kaldırmakla örtbas edilmeye çalışılırsa, bu gibi durumlar tekrarlanmaya mahkûm olur. Sorumluların ortaya çıkarılıp gerekli önlemlerin alınması, topluma verilen en net güvence olacaktır,” diyerek sözlerini noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.