SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üretim

Söz Bursa - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çilek Mobilya 30. yılında Milano tasarım sahnesinde! Haber

Çilek Mobilya 30. yılında Milano tasarım sahnesinde!

Bebek, çocuk ve genç mobilyasında sektörün öncü markası Çilek; dünyanın en prestijli mobilya fuarları arasında gösterilen Salone del Mobile Milano’da Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. 2026 yılında 30. yılını kutlayan Çilek; güvenli, fonksiyonel ve tasarım odaklı ürün yaklaşımını uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturacak. 1961 yılından bu yana düzenlenen Salone del Mobile Milano, mobilya ve tasarım dünyasının en köklü ve en etkili organizasyonları arasında yer alıyor. Her yıl dünyanın farklı ülkelerinden markaları, tasarımcıları, mimarları, satın almacıları ve sektör profesyonellerini bir araya getiren fuar, yalnızca yeni koleksiyonların sergilendiği bir alan olmanın ötesinde, global ölçekte tasarım anlayışının ve yaşam alanlarına dair yeni eğilimlerin şekillendiği önemli bir platform olarak öne çıkıyor. Fuar boyunca eşsiz tasarımlar keşfedilebilirken sektörün geleceğine yön veren yenilikçi yaklaşımlar da aynı çatı altında buluşuyor. 30 yıllık marka yolculuğunda çocukların ihtiyaçlarını, güvenliği ve fonksiyonelliği odağın merkezine alan Çilek, bugün geldiği noktada yalnızca Türkiye’de değil uluslararası pazarlarda da güçlü bir marka kimliğiyle varlığını sürdürüyor. Milano’daki bu önemli buluşma, markanın küresel ölçekteki görünürlüğünü artırmasının yanı sıra, Türkiye’den doğan güçlü bir markanın tasarım ve üretim yetkinliğini dünyaya taşıması açısından da önem taşıyor. Bugün 5 kıtada, 50’den fazla ülkede faaliyet gösteren Çilek, 30. yılında katılacağı bu önemli organizasyonla, uluslararası platformlardaki etkisini daha da güçlendirmeye hazırlanıyor. Çilek, Salone del Mobile Milano kapsamında 21-26 Nisan tarihleri arasında Pavilyon 15, Stand B41’de ziyaretçilerini ağırlayacak. Çilek Hakkında Çilek, 1996 yılında aile şirketi olarak Türkiye'de kurulduğu günden beri, çocukların düşlerini odalarına kurmak için çalışıyor. Bugün bu topraklardan çıkan güçlü bir Türkiye markası olarak, 5 kıtada, 50’den fazla ülkede 500’den fazla satış noktasıyla 5 milyondan fazla çocuğun hayallerine dokunmanın haklı gururunu yaşıyor.

Kişi başı gelir 18 bin doları aştı: Bakan Bolat verileri açıkladı Haber

Kişi başı gelir 18 bin doları aştı: Bakan Bolat verileri açıkladı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "2024 yılında 15 bin 325 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelir 2025 yılında ivmelenmesini sürdürerek 18 bin 40 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir" dedi. "İnegöl Mobilya Fuarı" 54'üncü kez kapılarını açtı. Açılışa Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Bursa Milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, sivil toplum kuruluşları yöneticileri, muhtarlar, yurtdışı ve yurtiçi olmak üzere bir çok üretici katıldı. "BURSA, TÜRKİYE MOBİLYA İHRACATINDA EN YÜKSEK PAYI ALARAK BİRİNCİ SIRADA YER ALMIŞTIR" Bakan Bolat, yaptığı konuşmada, "Ülkemizin en önemli mobilya üretim merkezlerinden biri olan İnegöl'de, 54. Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarı'nın açılışı vesilesiyle bugün sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, hepinizi şahsım ve Ticaret Bakanlığımız adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Mobilya sektörümüz; köklü geçmişi, güçlü üretim altyapısı ve dinamik yapısıyla ülkemizin ekonomik büyümesine yüksek katma değer sağlayan, aynı zamanda geniş istihdam imkanları sunan stratejik bir alandır. Uzun yıllardır net ihracatçı kimliğini koruyan sektörümüz, Türkiye'nin küresel ticaretteki konumunu istikrarlı şekilde güçlendirmektedir. Geleneksel zanaatkârlık birikimimizi modern üretim teknolojileriyle buluşturan sektörümüz; tasarım kabiliyeti, kalite anlayışı ve yenilikçi yaklaşımıyla bugün dünya pazarlarında daha görünür ve rekabetçi bir yapıya kavuşmuştur. Mobilya ihracatımız 2025 yılı itibarıyla 4,6 milyar dolar seviyesine ulaşmış, 200'ün üzerinde ülke ve bölgeye erişim sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir ağ oluşturmuştur. Bursa özelinde ise mobilya ihracatı, 2025 yılında 1,3 milyar dolara ulaşmış; Bursa, Türkiye mobilya ihracatında en yüksek payı alarak birinci sırada yer almıştır. Geçtiğimiz yıl toplam sektör ihracatımızın yüzde 28'inin Bursa'dan yapılmış olması, ilimizin bu alandaki lider konumunu açıkça ortaya koymaktadır. 2026 yılının ilk üç ayında ise Bursa'dan gerçekleştirilen ihracat 300 milyon dolar seviyesine ulaşarak bu güçlü performansın devam ettiğini göstermektedir. Türkiye'nin dünya mobilya ihracatındaki payının yüzde 1,9 seviyesine yükselmesi ve en fazla ihracat yapan ilk 10 ülke arasında yer alması, bu başarının somut göstergelerindendir. Bununla birlikte, kilogram başına ihracat değerinde kaydedilen artış; sektörümüzün katma değeri yüksek, nitelikli ürünlere yöneldiğini teyit etmektedir. Bu gelişme, yalnızca miktar bazında değil, değer odaklı büyüme anlayışının da benimsendiğini ortaya koymaktadır. Tüm bu birikim ve kazanımlar doğrultusunda sektörümüz; tasarım, üretim ve markalaşma alanlarında küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ilerlemekte, Türk mobilyası dünyanın dört bir yanında daha fazla tercih edilir hale gelmektedir" dedi. "FUAR GÜÇLÜ BİR TİCARET KÖPRÜSÜ İŞLEVİ GÖRMEKTE" Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarının, Türkiye'nin mobilya sektöründeki üretim gücünü ve tasarım kabiliyetini küresel pazarlara göstermek için en önemli platformlardan biri olduğunu söyleyen Bakan Bolat, "Nitekim geçtiğimiz yıl Nisan ve Ekim aylarında toplam 28 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuar, 304 katılımcıyı ağırlamış (Nisan'da 166, Ekim'de 138); bu güçlü katılım, fuarın sektördeki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırdığını göstermiştir. Sadece bir sergileme alanı olmanın ötesinde, üreticilerimiz ile uluslararası alıcılar arasında doğrudan temas kurulmasını sağlayan güçlü bir ticaret köprüsü işlevi görmektedir. Fuar süresince gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve kurulan yeni ticari bağlantılar, ihracat hacmimizin artmasına somut katkılar sunmaktadır. İnegöl'ün yüksek üretim kapasitesi ve kalite standardı, bu organizasyon sayesinde dünya pazarlarında daha görünür hale gelmekte; bu da markalaşma sürecimizi hızlandırmaktadır" dedi. "DÜNYA TİCARETİ; JEOPOLİTİK GERİLİMLER VE TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜMLERİN GÖLGESİNDE DALGALI BİR SEYİR İZLEMEKTE" Bolat, "Tabii ki içinde bulunduğumuz dönem ve şartlar maalesef iş yapış süreçlerini zorlaştırmaktadır. Dünya ticareti, jeopolitik gerilimler ve teknolojik dönüşümlerin gölgesinde dalgalı bir seyir izlemektedir. Özellikle İsrail/ABD ve İran arasındaki savaş, 2026 yılına ilişkin küresel mal ve hizmet ticareti beklentilerini aşağı yönlü baskılamaya devam etmektedir. Tüm bu çalkantılı sürece ilave olarak, son dönemde açıklanan uluslararası kuruluş raporlarında belirsizlikler ve aşağı yönlü riskler daha açık şekilde öne çıkmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından yayımlanan Mart 2026 tarihli Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikler raporuna göre, küresel ticaret hacminin 2026 yılında zayıflayacağı öngörülmektedir. Bu çerçevede, küresel mal ticaretinin 2026 yılında baz senaryoda yüzde 1,9 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel hizmet ticareti hacminin ise 2025 yılında yüzde 5,3 arttığı, 2026 yılında yüzde 4,8'e yavaşlayacağı ve 2027 yılında yüzde 5,1'e yükseleceği öngörülmektedir. Öte yandan, Orta Doğu'daki çatışmaya bağlı yüksek enerji fiyatı senaryosunda 2026 yılı küresel mal ticareti artışının yüzde 1,4'e, küresel hizmet ticareti artışının ise yüzde 4,1'e gerileyebileceği belirtilmektedir. Ayrıca, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan Mart 2026 tarihli Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu'na göre, küresel ekonominin 2025 yılında yüzde 3,3 büyüdüğü, 2026 yılında büyümenin yüzde 2,9'a yavaşladıktan sonra 2027 yılında yüzde 3,0'a sınırlı biçimde yükseleceği tahmin edilmektedir" diye konuştu. "ÜLKEMİZ ZORLU ŞARTLARDA DİRAYETİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, GSMH bilançosuna değinerek, "Yine de hamdolsun ülkemiz, sahip olduğu güçlü liderlik ve iş dünyasının azmi ve çalışkanlığıyla böylesine zorlu şartlarda dirayetini ortaya koymuştur. 2025 yılı 4. çeyrek büyüme rakamları ile birlikte Türkiye ekonomisinin, üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle tüm olumsuz küresel konjonktürde pozitif ayrışmayı başardığını büyük bir mutlulukla görüyoruz. Pandeminin ardından (2022 2. Çeyrek) Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme performansını son 22 çeyrektir sürdürmeye devam etmiştir. 4. çeyrekle beraber ekonomimiz 2025 yılı genelinde yüzde 3,6 oranında büyümüştür. 2024 yılında 1 trilyon 358 milyar dolar olan cari fiyatlarla GSYH, 2025 yılında 1 trilyon 596 milyar dolara yükselerek tüm zamanların milli gelir rekorunu yenilemiştir. 2024 yılında 15 bin 325 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelir 2025 yılında ivmelenmesini sürdürerek 18 bin 40 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir" şeklinde konuştu. "HEDEF PAZARLARDA TÜRK ÜRÜNLERİNİN BİLİNİRLİĞİNİ ARTIRMAK" "Dış ticaret tarafında ise 2002 yılındaki 36,1 milyar dolar olan mal ihracatımızı 7,6 katına çıkararak 2025 yılında Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesi olan 273,3 milyar dolar seviyesine yükselttik" diyen Bolat, şunları kaydetti: "2026 yılı Ocak-Mart dönemi ihracatımız (yüzde 3,1 oranında bir azalış ile) 63 milyar 279 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Hizmetler ihracatımızı ise 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 122,6 milyar dolara yükselttik. 2026 Şubat ayında hizmetler ihracatımız, yıllıklandırılmış olarak (bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak) 122,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Cari işlemler açığının GSYH içindeki payı; 2023 yılında yüzde 3,6, 2024 yılında 2,6 puan gerileyerek yüzde 1,0 olarak gerçekleşmiştir. Böylece, Türkiye, G20 ve OECD ülkeleri arasında cari açığını en fazla iyileştiren üçüncü ülke olmuştur. Bu oran, 2025 yılı itibariyle yüzde 1,9 gerçekleşerek ortalamanın (2002-2024 ortalaması: yüzde 3,4) altında seyretmeye devam etmektedir. (2025 Hedef: -yüzde 1,4) 2025 mal ve hizmetler ihracatımız yüzde 4,5 oranında artışla 396 milyar dolara ulaşarak rekor seviyeye yükselmiştir. Mart ayı itibarıyla da tüm küresel zorluklara rağmen yıllıklandırılmış mal ve hizmetler ihracatımızı 395,9 milyar dolar ile sene sonundaki performansını koruduğunu tahmin ediyoruz. Bizler de Ticaret Bakanlığı olarak, ihracat odaklı büyümeyi destekleyen yenilikçi politikaları hayata geçirmek ve dış ticaret dengesini kalıcı biçimde iyileştirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda; 2025 yılında toplamda mal ihracatına yönelik 25,5 milyar TL'lik desteğimizi ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. 2026 yılı için ise bu miktarı daha da artırarak 32,8 milyar TL'lik mal ihracatına yönelik desteği ihracatçılarımıza sağlayacağız. Öte yandan, İhracatçılarımızın küresel pazarlara daha etkin erişimini sağlamak amacıyla, dijital altyapılarla güçlendirdiğimiz platformlar (Kolay İhracat Platformu, E-Kolay İhracat Platformu, Müşavire Danışın Portalı), Dış Ticaret Bilgilendirme Seminerleri ve İhracat Akademisiyle iş dünyamıza bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri açısından kapsamlı bir katkı sağlıyoruz. Ayrıca, küresel ticaretin köklü bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiği bu dönemde, ihracatımızın coğrafi çeşitliliğini artırmak ve yeni pazarlarda kalıcı bir yer edinmek amacıyla, Uzak Ülkeler Stratejisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Üyeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisini eşgüdümlü bir şekilde uyguluyoruz. Hedef pazarlarda Türk ürünlerinin bilinirliğini artırmak, firmalarımızın etkinliğini güçlendirmek ve ihracatımızın sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamak temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu kapsamda, 2028 yılına kadar Uzak Ülkelere ihracatımızı 50 milyar dolara ulaştırmayı, İİT ülkelerinin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Firmalarımızın finansmana erişim imkânlarının genişletilmesi ve kolaylaştırılması hususlarına da hassasiyetle eğiliyoruz. Nitekim, 2025 yılında Türk Eximbank tarafından ihracatçılarımıza 54 milyar dolarlık destek sağlanmıştır. Banka, 2026 yılı için ise toplam destek hacmini 59 milyar dolara çıkarmayı hedeflemektedir. Öte yandan, İGE A.Ş. ile de bugüne kadar (09.04.2026 tarihi itibarıyla) ihracatçılarımızın 263,4 milyar TL tutarındaki kredi talebi için 230,5 milyar TL değerinde kefalet sağlanmıştır. Ayrıca, ihracatçının ana bankası olma vizyonuyla faaliyet yürüten Türk Ticaret Bankası, ihracatçılarımızın ihtiyaç duyduğu tüm bankacılık ürün ve hizmetlerini en hızlı, en güvenli ve en uygun şartlarla sunmak için çalışmalarını sürdürmektedir. Banka, 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar TL finansman desteği sağlamıştır. 2026 yılı için ise 100 milyar TL'lik finansman desteği sağlamayı hedeflemektedir." "KOBİ'LERE YÖNELİK KREDİ KULLANIM LİMİTLERİ ARTIRILMIŞTIR" Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile yürütülen koordineli çalışmalar sonucunda önemli iyileştirmelerin hayata geçirildiğini belirten Bakan Bolat, "Bu kapsamda; ‘net ihracatçı' uygulaması yerine ihracatçı skorunun devreye alınması, ilave döviz bozdurma zorunluğunun kaldırılması gibi düzenlemelerle de ihracatçılarımızın lehine önemli adımlar atılmış, finansman süreçleri daha erişilebilir ve esnek hale getirilmiştir. KOBİ'lere yönelik kredi kullanım limitleri artırılmıştır. Bu çerçevede söz konusu limitler; mikro işletmeler için 5 milyon TL, küçük işletmeler için 50 milyon TL olarak uygulanmaktadır. Ayrıca, İhracat Reeskont Kredisi kullanımında ilave döviz bozdurma zorunluğu kaldırılmış olup artık yalnızca İhracat Genelgesi kapsamındaki ihracat bedellerinin Merkez Bankası'na satış yükümlülüğünün yerine getirilmesi şartı aranmaktadır. Bunlara ek olarak, yüzde 25 olan kurumlar vergisi oranı; ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına yüzde 20 olarak uygulanmakta olup, son olarak yapılan düzenleme ile bahse konu 5 yüzde puanlık indirimden, ihracatını aracı ihracatçılar üzerinden gerçekleştiren imalatçı ihracatçı firmaların da yararlandırılması sağlanarak anılan düzenlemenin kapsamı genişletilmiştir" dedi. Açılış töreni kurdele kesiminin ardından protokolün stantları gezmesiyle son buldu.

Başkan Yılmaz’dan yeni kooperatif müjdesi: Yıldırım’a glütensiz destek geliyor! Haber

Başkan Yılmaz’dan yeni kooperatif müjdesi: Yıldırım’a glütensiz destek geliyor!

Yıldırım Belediyesi, hayatın her alanında desteklediği kadınları sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirmek için çalışmalarına devam ediyor. Kadınları üretime dahil etmek ve ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına katkı sunmak için önemli projeleri hayata geçiren Yıldırım Belediyesi; Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Türkiye İş Bankası iş birliği ile kadın kooperatiflerinin kapasitesini güçlendirmek için düzenlenen ‘Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları’ etkinliğine ev sahipliği yaptı. Hamamlıkızık Kadınları Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nde düzenlenen etkinliğe ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Bursa İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Acar, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar, kadın girişimciler ve davetliler katıldı. Programda; kadın üreticilerin dijital pazarlara erişimini artırmak ve kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla; finansal, tarımsal, dijital ve ekolojik okur yazarlık, ürün geliştirme, markalaşma, pazarlama, gıda güvenliği ve dijital iletişim gibi konularda eğitimler verildi. YENİ KOOPERATİF MÜJDESİ ‘Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları’ etkinliğinde, kadınlara yönelik çalışmaları hakkında katılımcılara bilgiler veren Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Kadın elinin dokunduğu her şey iyileşiyor, güzelleşiyor. Kooperatifleşmek çok değerli. Kadınlarımız burada sadece ev bütçelerine, ev ekonomilerine katkı sağlamıyorlar. Aynı zamanda dostluklar elde ediyorlar. 2021 yılından bu yana; 15 kadın kooperatifinin kurulmasına öncülük ederken, 30 mahallede de Kadın Girişimcilik ve Eğitim Merkezimizi hizmete açtık. Kadınların el emeği ürünlerini ekonomik değere dönüştürmeleri için Hanımeli Çarşısı projesini de hayata geçirdik” dedi. Yeni bir çalışmanın da müjdesini veren Başkan Yılmaz; “Yakında yeni bir kooperatifimizi daha şehrimize kazandıracağız. Glütensiz beslenmeyle ilgili güzel bir kooperatifin hazırlık aşamasındayız ve inşallah kuruluşunu gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı. ‘YOL AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ’ Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha güçlü yer almalarını önemsediklerini belirterek, “Yıldırım Belediyesi olarak kadınlarımızı hayatın her alanında desteklemeye devam ediyoruz. Kadınların üretimde, istihdamda ve girişimcilikte daha fazla yer alması, şehirlerin kalkınmasına da doğrudan katkı sunmaktadır. Kadın emeğini güçlendiren her çalışmayı, kentimizin geleceğine yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Bugün Yıldırım; kadın kooperatifleri, Kadın Eğitim ve Girişimcilik Merkezleri, Hanımeli Çarşısı ve kadın istihdamı ile kadınların ön plana çıktığı bir kenttir. Kadınlarımızı desteklemeye, üreten kadınlarımızın yanında durmaya ve onlara yol açmaya devam edeceğiz. Emeğini ekonomik değere dönüştürmek için çaba gösteren tüm kadınlarımızı kutluyorum” diye konuştu.

Ford ve Hyundai aday gösterdi: Yeşilova’ya büyük ödül Haber

Ford ve Hyundai aday gösterdi: Yeşilova’ya büyük ödül

Alüminyum çözümleri alanında entegre üretim gücüyle faaliyet gösteren Yeşilova, sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine alan yaklaşımıyla bu prestijli ödüle layık görüldü. Şirketin hayata geçirdiği İŞ’TE Denge, Net Sıfır ve PETEK projeleri; çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında bütünsel bir dönüşüm yaklaşımını ortaya koyuyor. İŞ’TE Denge projesi kapsamında toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen uygulamalar geliştirilirken; Net Sıfır yaklaşımı ile karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda enerji verimliliği, emisyon azaltımı ve yenilenebilir enerji yatırımları önceliklendiriliyor. PETEK (Paydaş Ekosistemi Tanışma ve Etkileşim Kümesi) ise topluluk ve paydaşlar arasında sürdürülebilirlik odaklı bir iş birliği ve etkileşim ortamı sunmayı hedefliyor. Yeşilova’nın bu ödüle aday gösterilmesinde, uzun yıllardır iş birliği içinde olduğu ana sanayi paydaşlarının rolü öne çıktı. Şirket, Ford Otosan ve Hyundai Motor Company tarafından aday gösterildi. Ödül, Yeşilova Holding Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Yeşilova tarafından OSD Yönetim Kurulu üyelerinden teslim alındı. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Yasemin Yeşilova, sürdürülebilirliğin Yeşilova için bir hedef değil, tüm süreçlere entegre edilmiş bir iş yapış biçimi olduğunu vurguladı. Yeşilova, üretimden tedarik zincirine, insan kaynaklarından yönetişim uygulamalarına kadar geniş bir alanda sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünü kararlılıkla sürdürmektedir. Şirket, uluslararası iş ortaklarıyla birlikte daha verimli, sorumlu ve düşük karbonlu bir sanayi ekosistemi oluşturmayı hedeflemektedir.

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız" Haber

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız"

Orta Doğu’da tırmanan gerilimle birlikte küresel enerji arzında riskler artarken, ülkemizde başta fabrikalar olmak üzere üretim tesisleri olası bir enerji krizine karşı “yedek enerji” sistemlerine yönelmeye başladı. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, enerji krizine anında çözüm üretmenin neredeyse imkansız olduğunu, bu yüzden son günlerde firmaların jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemlerine yoğun ilgi gösterdiğini kaydetti. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan ve Orta Doğu’daki diğer ülkelere de sıçrayan savaş nedeniyle küresel enerji arzının tehlikeye girdiğine dikkati çekerek, üretimin aksamaması için tek çarenin “yedek enerji” altyapısı kurmak olduğunu ifade etti. Enerji kesintileri konusunda üretim tesislerini bekleyen tehlikeye işaret eden Karabiber, “Enerji krizi artık bir olasılık değil, başlamış bir süreç. Yaşanacak büyük bir krize karşı hemen çözüm üretebilmek mümkün değil. Üretiminin aksamasını istemeyen firmalar son günlerde ‘yedek enerji’ altyapısı kurmaya yöneldi. Bu da jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri satışlarına yansıdı” dedi. Küresel doğalgaz ve petrol arzının can damarlarından olan Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin enerji sistemini kırılganlaştırdığını belirten Olgun Karabiber, şu değerlendirmede bulundu : “Mesele artık enerjinin fiyatı değil, enerjinin sürekliliğidir. Enerji altyapıları bugün doğrudan stratejik hedef haline gelmiş durumda. Orta Doğu'daki her kıvılcım, Bursa’daki bir fabrikanın üretim hattını durdurma potansiyeli taşıyor. Elektrik kesintisi artık yönetilmesi gereken bir 'senaryo' haline gelmiştir.” “Kriz Anında Jeneratör Bulamazsınız” Türkiye’deki sanayi tesislerinde hâlâ hakim olan “Kesinti olursa o an bir çaresine bakarız” yaklaşımının bir yanılgı olduğunu ifade eden Karabiber, kriz anında yaşanacak sorunları şu sözlerle özetledi: “Kriz kapıya dayandığında ne kiralık jeneratör bulabilirsiniz ne de teknik ekipmana erişebilirsiniz. Talep patlaması nedeniyle maliyetler anlık artar, tedarik zinciri kilitlenir. Kısacası; kriz anında çözüm üretmek mümkün değildir. Hazırlığınızı krizden önce yapmadıysanız, o gün sadece duruşu izlersiniz.” Üretim Hattının Durması: Zincirleme Felaket Bir sanayi tesisinde enerjinin kesilmesinin sadece ışıkların sönmesi anlamına gelmediğini hatırlatan ETMD Bursa Temsilcisi Karabiber, 1 saatlik bir kesintinin bile hammadde kaybından müşteri güveninin zedelenmesine kadar telafisi güç zararlar doğurabileceğini belirtti. “Bugünkü koşullarda yedek enerji altyapısı (Jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri) artık teknik bir ayrıntı değil, bir ‘iş sürekliliği sigortası’dır” diyen Karabiber, firmalara çağrıda bulunarak, enerji sürekliliğinin artık sadece bakım departmanlarının sorumluluğuna bırakılamayacak kadar kritik bir konu olduğunu vurguladı. Yaşanabilecek bir enerji krizinde yedek enerji altyapısını olanların üretime devam edeceğini, hazırlıksız olanların ise pazar kaybı ve finansal zararla karşılaşabileceğini belirten Karabiber, “Enerji altyapısı artık teknik bir konu değil, doğrudan bir yönetim kurulu kararıdır” diyerek, tüm işletmeleri yedek enerji sistemlerini modernize etmeye ve kriz senaryolarına hazırlanmaya davet etti.

Tofaş’tan 386 milyon Euro’luk dev yatırım! Bursa, Dünyanın ticari araç üssü oluyor Haber

Tofaş’tan 386 milyon Euro’luk dev yatırım! Bursa, Dünyanın ticari araç üssü oluyor

Türkiye otomotiv sanayinin köklü kuruluşu olan ve bu yıl kuruluşunun 58. yılını kutlayan Tofaş, yerli otomotiv sanayisinin ihracat pazarlarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Tofaş, daha önce Doblo ile gerçekleştirdiği ABD ihracatına, K0 kodlu orta boy hafif ticari araç ürün grubu ile kaldığı yerden devam edecek. Bu kapsamda Tofaş Fabrikası’nda 2032 yılına kadar üretilecek olan yeni K0 model ailesinin, 2027 yılında Ram ProMaster City ismiyle ABD’ye ihracatına başlanacak. 230 bin adedi Kuzey Amerika yolcusu Ram ProMaster City ile Kuzey Amerika ihracatına yeniden başlamaya hazırlandıklarını söyleyen Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, “Bu ihracat, Türk otomotiv sanayisinin Kuzey Amerika pazarındaki varlığını güçlendirmesi açısından önemli bir adım. Ülkemiz otomotiv sanayi ve Tofaş adına mutlu ve gururluyuz” dedi. Bu yıl üçüncü çeyrekte K9 model ailesinin yeniden Tofaş’ta üretimine başlayacaklarını da hatırlatan Cengiz Eroldu, “Üretimine başladığımız K0 ürün ailesinde toplam 386 milyon Euro’luk yatırım yapıldı. 2032 yılına kadar yaklaşık 1 milyon adetlik üretim planladığımız K0 projesinin 230 bin adedini 2027 yılından itibaren Kuzey Amerika’ya ihraç edeceğiz” diye konuştu. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyoruz Tofaş’ın üretim hacmi ve çeşitliliğini artırarak Stellantis Fabrikaları arasındaki güçlü konumunu daha da üst seviyeye taşıyacağını ve ihracat pazarlarını genişleteceklerini söyleyen Eroldu: “Üretim ve Ar-Ge yetkinliklerimizi daha geniş pazarlara ulaştırmaktan mutluluk duyuyoruz. K9 ve K0 projelerimizle, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını destekliyoruz. Türkiye’nin ticari araç üretiminde Avrupa’daki lider konumunu güçlendirmesine katkı sağlıyor olmaktan ayrıca gurur duyuyoruz. Tofaş, Stellantis’in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumundadır. Şirketimiz, iç pazara üretim yapan bir yapıdan, dünya pazarları için ürün geliştiren ve bu ürünleri global ölçekte ihraç eden bir yapıya dönüşmüştür. Yıllar içerisinde geliştirdiğimiz modellerimizle pek çok başarıya imza attık. Küresel pazarlar için bir üretim ve Ar-Ge merkezi olmamız, son yıllarda hayata geçirdiğimiz projelerin başarılarıyla birleşerek Türkiye’de önemli üretim ve ihracat adetlerine ulaşmamızı sağladı. K0 projesiyle Kuzey Amerika pazarına yeniden ihracat yapmaya başlayacağız. Daha önce Doblo ile bu tecrübeyi yaşamıştık. Bugün ise çok daha deneyimli ve güçlü bir şekilde bu büyük pazar için yeniden üretim yapacağız” dedi 1.6 litrelik turbo motor 166 HP gücünde Kuzey Amerika pazarına Ram ProMaster City ismiyle sunulacak ve Tofaş tarafından üretilecek yeni orta boy hafif ticari van, 1.6 litrelik dört silindirli turbo beslemeli motorla yollara çıkacak. 166 HP güç ve 221 lb-ft tork üreten motor, gücünü 8 ileri otomatik şanzıman aracılığıyla ön aksa aktarıyor. Güvenlik teknolojileri arasında otomatik acil frenleme destekli çarpışma uyarısı, sürücü dikkat uyarısı ve yan perde hava yastıkları yer alıyor. 4,7 metreküp taşıma hacmi ve 2,82 metre uzunluğundaki yükler için sunduğu geniş yükleme zemini sayesinde araca iki standart ABD paleti arka arkaya yerleştirilebiliyor.

Modifiye araç tutkunlarına Türkoğlu desteği: "Gençlerin hobisi suç gibi gösteriliyor!" Haber

Modifiye araç tutkunlarına Türkoğlu desteği: "Gençlerin hobisi suç gibi gösteriliyor!"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, modifiye araç tutkunlarının gerçekleştirdiği yürüyüş ve protestolara katılarak hükümete yönelik sert ve kapsamlı açıklamalarda bulundu. Sahada binlerce vatandaşın tepkisine tanıklık ettiklerini belirten Türkoğlu, ortaya çıkan tablonun “yok sayılan, sesi bastırılmak istenen ve haksız uygulamalarla karşı karşıya bırakılan bir toplum kesimi” olduğunu söyledi. Türkoğlu, protestolarda yalnızca modifiye araç kullanıcılarının değil, aynı zamanda adalet ve eşitlik talep eden geniş bir kitlenin bulunduğunu vurgulayarak, “Orada gördüğümüz şey çok netti: Hakkını arayan, sesini duyurmaya çalışan ama sürekli baskılanan bir vatandaş profili” dedi. Hükümetin ekonomi ve denetim politikalarını sert sözlerle eleştiren Türkoğlu, mevcut yönetim anlayışının üretim ve kalkınma odaklı olmaktan uzaklaştığını ifade etti. “Bugün gelinen noktada, bütçesini üretimle, yatırımla, istihdamla değil; doğrudan vatandaşın cebine yüklenerek kapatmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız” diyen Türkoğlu, sözlerini daha da sertleştirdi: “Bir hükümet düşünün; ayakta kalmak için ceza ve vergilere sarılıyor. Bir hükümet düşünün; kendi vatandaşına adeta tuzak kuruyor. Bu, devlet yönetimi değil, çaresizliğin itirafıdır.” Trafik denetimlerine yönelik uygulamaları da hedef alan Türkoğlu, mevcut sistemin güvenlikten ziyade cezaya odaklandığını belirtti. “Yollarda önleyici tedbir almak yerine, vatandaşın karşısına pusu kurar gibi çıkan bir anlayış var. Uyarı yok, rehberlik yok; doğrudan ceza var. Bu yaklaşım devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz, vatandaş-devlet ilişkisini zedeler” ifadelerini kullandı. Gençlerin ve modifiye araç tutkunlarının hedef haline getirildiğini dile getiren Türkoğlu, bu kesimin bilinçli olarak kriminalize edildiğini savundu. “Gençlerin emeği, tutkusu ve hobisi suç gibi gösteriliyor. Bu insanlar kolay hedef haline getirilerek, sistematik şekilde cezalar üzerinden bir gelir kapısı oluşturulmak isteniyor” dedi. Yasal düzenlemelere de tepki gösteren Türkoğlu, kararların bilimsel ve katılımcı süreçlerden uzak şekilde alındığını belirtti. “Bilimsel, adil ve katılımcı düzenlemeler yapmak yerine masa başında hazırlanan kararnamelerle toplum dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu, sorun çözmez; tam tersine yeni sorunlar üretir” diye konuştu. İYİ Parti olarak bu anlayışı kesin bir dille reddettiklerini belirten Türkoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Vatandaşı potansiyel suçlu gibi gören bu zihniyeti kabul etmiyoruz! Hakkını arayan gençleri susturmaya çalışan bu baskıcı yaklaşımın karşısındayız! Devlet, vatandaşına tuzak kurmaz; yol gösterir, adil düzen kurar.” Sorunların çözümüne dair net mesajlar da veren Türkoğlu, yasak ve cezaların çözüm olmadığını vurguladı. “Eğer bir sorun varsa çözüm baskı kurmak değildir. Çözüm; akılcı, bilimsel ve adil kurallar koymak, vatandaşla birlikte hareket etmektir” dedi. Açıklamasını sert bir uyarıyla tamamlayan Türkoğlu, “Hiç kimse bu milleti cezalarla susturabileceğini sanmasın. Bu baskıcı düzen sürdürülemez. İYİ Parti olarak vatandaşın yanında olmaya, bu adaletsiz uygulamaların karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bursa AB Bilgi merkezi'nden anlamlı buluşma: Kadın çiftçiler sürdürülebilir gelecek için masada! Haber

Bursa AB Bilgi merkezi'nden anlamlı buluşma: Kadın çiftçiler sürdürülebilir gelecek için masada!

Bursa AB Bilgi Merkezi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve "2026 Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı" kapsamında düzenlediği iftar programıyla; Bursa’nın tarımsal üretim gücünü, kooperatifleşme başarılarını ve uluslararası pazardaki yerini zirveye taşıyan kadın liderleri aynı masada buluşturdu. AB Bilgi Merkezleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türkiye genelinde kapsamlı bir etkinlik dizisine imza atıyor. Bu yıl Dünya Kadınlar Günü’nün Ramazan ayına denk gelmesi vesilesiyle, 6–13 Mart tarihleri arasında 15 farklı şehirde düzenlenen buluşmalar, kadın çiftçilerin ortak bir iftar sofrasında bir araya gelerek deneyimlerini paylaşmaları için anlamlı bir zemin oluşturuyor. Bu buluşmalar, kadın üreticilerin kırsal kalkınmaya ve sürdürülebilir geleceğe sundukları katkıları bir kez daha ön plana çıkarıyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altında faaliyet gösteren Bursa AB Bilgi Merkezi, kentin ekonomik ve sosyal kalkınmasında lokomotif rol üstlenen kadın üreticileri ile bu kapsamda anlamlı bir organizasyon gerçekleştirdi. 1889 Bursa Double F Restoranı’nda düzenlenen "Kadın Çiftçiler Sürdürülebilir Gelecek İçin Buluşuyor” etkinliği; geleneksel tarım yöntemlerinden teknolojik fide üretimine, yerel kooperatifleşmeden dünya fuarlarındaki ödüllere uzanan geniş bir başarı yelpazesine ev sahipliği yaptı. Programa; BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, BTSO Meclis Divan Kâtibi Gülçin Güleç, TOBB Bursa Kadın Girişimciler İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen ve Komite temsilcileri, BTSO Kadın Meclis ve Komite Üyeleri ile Bursa’nın dört bir yanından gelen kadın kooperatifleri, sivil toplum kuruluşu başkanları ve akademik oda temsilcileri katıldı. “FARKLILAŞMAYI ANCAK KADINLARLA OLUŞTURABİLİRİZ” Programın açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, dünya ekonomisindeki değişim sürecine dikkat çekerek kadınların bu yeni düzendeki stratejik önemini vurguladı. Burkay, “Dünya yapay zekâ ve dijitalleşme çok hızlı bir değişimden geçiyor. Sanayi devrimindeki 'ne üretirsen satılır' anlayışı geride kaldı; bugün üretim dünyanın her yerinde yapılabiliyor. Bu rekabet ortamında bizi farklılaştıracak olan aklı, ancak kadınlarla birlikte oluşturabiliriz. Kadının doğasında bulunan detaycılık ve inovatif dokunuşlar, günümüzün büyük dönüşümlerinin anahtarıdır." ifadelerini kullandı. BTSO bünyesinde girişimci kadınlar için gerçekleştirdikleri projelere değinen İbrahim Burkay, iş dünyasının yaşam boyu eğitim merkezi Bursa Business School gibi platformlarda liderlik programları yürüttüklerini belirterek, "Toplumun dengesini sağlayan kadınlarımızın hem sanatta hem ekonomide hem de sosyal hayatta daha güçlü yer alması için her projeye destek vermeye devam edeceğiz." dedi. 1,9 MİLYAR EURO’LUK HİBE Türkiye’de tarım-gıda sektöründe rekabeti artırmak amacıyla 2011’den bu yana TKDK aracılığıyla 1,9 milyar Euro’nun üzerinde hibe desteği sağlayan AB IPARD programı; özellikle kadın ve genç girişimcilerin modernizasyon yatırımlarına öncelik veriyor. Bu kapsamda Türkiye’nin en yüksek ölçekli kadın kooperatifi yatırımlarından birine imza attıklarını belirten BTSO Meclis Divan Katibi ve Bursa Fide Agro Turizm Kooperatifi Kurucusu Gülçin Güleç, kooperatifleşmenin toplumsal etkisine değinerek, "40 bin metrekarelik alanda, tam otomasyon sistemiyle yılda 70 milyon adet fide üretim kapasitesine ulaştık. AB’nin IPARD programı desteğiyle kurduğumuz bu yapı sayesinde, özellikle eşini kaybetmiş veya üretim imkânı kısıtlı olan kadınlarımıza her yıl 25 milyon fideyi ücretsiz teslim ediyoruz.” dedi. "AB DESTEĞİYLE TERSİNE GÖÇÜ BAŞLATTIK" Güleç, kooperatif olarak söz konusu süreçten herhangi bir gelir elde etmediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Amacımız kadınların üretime katılması ve ekonomik olarak güçlenmesi. Bu projenin farkında olmadan ortaya çıkardığı başka bir önemli sonuç da büyükşehirde yaşayan 38 ailenin köylerine dönerek yeniden üretime başlaması oldu. Kadın olmak dünyanın her yerinde zor; ancak doğru iletişimle bu zorluğu bir avantaja dönüştürebiliriz. Bu noktada Avrupa Birliği’nin kooperatiflere sağladığı destek ve katkılar bizler için son derece kıymetlidir." BERLİN’DEN İZNİK’E BAŞARI HİKAYELERİ PAYLAŞILDI Zeyniler Çalıkuşu Kadınlar Kooperatifi Başkanı Mahinur Makar da ITB Berlin 2026 Fuarı’ndan aldıkları ödülle Bursa’nın tanıtımına katkı koyduklarını belirterek, "Sürdürülebilir turizmin küresel mührü olan 'Green Destinations' sertifikamızı alarak, şehrimizin doğasını ve kültürel mirasını uluslararası arenada tescilledik. Hedefimiz kadınlarımızın dokunuşuyla 'Yeşil Bursa' imzasını dünyaya duyurmaya devam etmek." dedi. “BİRLİKTE BÜYÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ” İznik Üreten Kadınlar Kooperatifi Başkanı Havva Çandar ise hayata geçirdikleri projelerle bin 300 kadına ulaştıklarını belirterek, “Evlerinde üretim yapan ama ürünlerini sandıklarda saklayan kadınlarımızı gün yüzüne çıkarmak için yola çıktık. Bugün Mihraplı Kent Parkı’ndaki kafe-restoranımızda bu emekleri satışa sunuyor, kadın elinin sadece üretimde değil, işletmecilik ve inovasyonda da ne kadar başarılı olduğunu kanıtlıyoruz. Birlikte büyümeye ve dünyayı kadın emeğiyle güzelleştirmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Palandöken: Kadın Girişimci sayısı artmalı Haber

Palandöken: Kadın Girişimci sayısı artmalı

Kadınların hem aile yapısının hem de ekonomik hayatın temel taşı olduğunu belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Daha güçlü bir ekonomi ve daha sağlam bir toplumsal yapı için kadınlarımızın iş hayatında daha fazla yer alması büyük önem taşıyor" dedi. Palandöken, "Annelerimiz, eşlerimiz, kız kardeşlerimiz ve çalışma hayatındaki tüm kadınlarımız toplumun geleceğini şekillendiren en önemli güçlerden biridir. Bu vesileyle başta kadın esnaf ve sanatkârlarımız olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum" dedi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Palandöken, "Konfederasyonumuz bünyesinde 435 binden fazla kadın esnaf ve sanatkâr faaliyet gösteriyor. Bu güçlü potansiyel, kadınlarımızın ticaret ve üretim hayatındaki rolünün ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimcilerimizin sayısının artması hem ekonomiye hem de aile işletmelerinin güçlenmesine büyük katkı sağlayacaktır. Kadınlarımızın emeği, azmi ve üretkenliği hem yerel ekonomilerin canlanmasına hem de istihdamın artmasına önemli katkı sunuyor. İş hayatında başarı gösteren kadınlarımız aynı zamanda gençlerimize girişimcilik ruhu aşılayan önemli birer rol modeldir. Bu nedenle kadın esnaf ve sanatkârlarımızın desteklenmesi, iş hayatında daha güçlü şekilde yer almalarının sağlanması ülke ekonomimizin sürdürülebilir büyümesi açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.