SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ürün Kalitesi

Söz Bursa - Ürün Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ürün Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’dan dünyaya kauçuk devrimi! Hedef: "Ürünümüzün olmadığı araç kalmayacak" Haber

Bursa’dan dünyaya kauçuk devrimi! Hedef: "Ürünümüzün olmadığı araç kalmayacak"

Otomotiv yan sanayinde firmalar, küresel pazarda kalıcı olabilmek için teknoloji, verimlilik ve inovasyon odaklı üretim modellerini güçlendiriyor. Otomotiv yan sanayinde rekabetin yönü değişirken, firmalar artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; birikmiş tecrübeyi teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağıyla birleştirme kabiliyetiyle öne çıkıyor. Özellikle çevreye duyarlı üretim süreçleri, verimlilik, enerji tasarrufu ve ölçülebilir sürdürülebilirlik hedefleri, sektörün yeni standartları arasında yer alıyor. Bu dönüşüm, otomotiv sektörünün tedarik zincirinde daha net hissediliyor. Ürün kalitesi kadar süreç yönetimi, kaynak verimliliği, çevresel etkilerin kaynağında azaltılması ve sürekli iyileştirme yaklaşımı hem iç pazarda hem de ihracatta firmaların tercih edilmesinde belirleyici rol oynuyor. 1980 yılında Bursa’da kurulan ve bugün 60’tan fazla ülkeye ihracat yapan ÜÇEL Kauçuk da bu yaklaşımı uzun yıllardır üretim kültürünün merkezinde konumlandıran firmalar arasında yer alıyor. ÜÇEL Kauçuk Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, şirketin 1980’den bu yana biriken tecrübesini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağıyla birleştirdiklerini, hedeflerinin küresel pazarda güvenilir ve uzun ömürlü ürünlerle kalıcı büyüme sağlamak olduğunu ifade etti. Hüseyin Oruç, şirketin vizyonunda dünya genelinde ürünlerinin kullanılmadığı ulaşım aracı bırakmamak hedefinin yer aldığını ifade etti. Oruç, bu hedefi yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı üretim süreçleriyle desteklediklerini; yalnızca mevcut ihtiyaçlara değil, gelecekteki taleplere göre de üretim kabiliyetini geliştirmeye odaklandıklarını kaydetti. Üçel Kauçuk'un sürdürülebilirlik yaklaşımında çevreye duyarlı üretim süreçleri, enerji tasarrufu, su verimliliği, atıkların azaltılması ve çalışan farkındalığını güçlendiren eğitimler öne çıkarken, Hüseyin Oruç, bu başlıkların şirketin üretim kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. Oruç, AR-GE çalışmalarını da hem ürün hem süreç inovasyonunu besleyen stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdıklarını kaydetti.

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli Haber

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli

BUYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek satın alımlarında yalnızca fiyat maliyetine odaklanmanın gıda güvenliği açısından önemli riskler doğurduğuna dikkat çekti. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD ) Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, endüstriyel yemek tedarik zincirinde kalite güvencesinin işletmeler için yalnızca tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. Özen, üretim ve dağıtım süreçlerinde izlenebilirliğin artırılmasının gıda güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. ARTAN MALİYETLER TAĞŞİŞ RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR Küresel jeopolitik gerilimler, kuraklık ve tarımsal girdi maliyetlerindeki yükselişin gıda fiyatlarını etkilediğini hatırlatan Başkan Özen, bu durumun bazı segmentlerde tağşiş vakalarını artırdığına dair resmi bildirimlere de yansıdığını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın periyodik olarak açıkladığı denetim sonuçlarının dikkatle takip edilmesini öneren Özen, özellikle işlenmiş et ürünlerinde et türüne ilişkin yanlış beyanların görülebildiğine işaret etti. Başkan Özen, tereyağı, zeytinyağı ve temel yağ gruplarında da benzer sorunların yaşandığını belirterek, "Bitkisel yağ karışımları veya alternatif yağ katkıları etikette doğru belirtilmediği takdirde tüketici yanıltılmış olur. Bu durum sadece ekonomik değil, sağlık açısından da risk barındırır" ifadelerini kullandı. HİJYEN KONTROLÜ REKABET UNSURU DEĞİL, ZORUNLULUK Uzmanlar, endüstriyel yemek alanında faaliyet gösteren ve gerekli denetim mekanizmalarını içselleştirmeyen işletmelerde hijyen standardının zaman zaman göz ardı edilebildiğine dikkat çekiyor. BUYSAD Başkanı Özen, "Kurumsal yemek hizmeti talep eden işletmeler tedarikçilerini seçerken yalnızca maliyete değil, üretim koşullarına ve kalite belgelerine odaklanmalı" diyerek firmalara kritik bir uyarıda bulundu. BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, sektörün bazı noktalarında uygulanan aşırı düşük fiyat politikalarının satın alma birimlerinde yanlış algılar oluşturabildiğine dikkat çekti. Özen, beklenenden çok daha düşük maliyetle teklif edilen menülerin, tağşiş riskinin yanı sıra üretim süreçlerindeki güvenlik adımlarının da doğru yönetilmediğine işaret edebileceğini ifade etti. Kurumsal sorumluluk gereği şüpheli görülen durumlarda laboratuvar analizlerinin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Özen, bu yaklaşımın hem çalışan sağlığı hem de işletme itibarı açısından kritik önem taşıdığını belirtti. TÜKETİCİ ALIŞKANLIKLARINDA DA DİKKAT GEREKİYOR Uyarıların yalnızca kurumsal satın alma birimlerine yönelik olmadığını vurgulayan BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, bireysel tüketicilerin de raf ürünlerinin içerik etiketlerini okuma alışkanlığı edinmesinin önemine dikkat çekti. Özen, piyasa ortalamasının belirgin biçimde altında yapılan fiyatlamaların, ürün kalitesi ve güvenilirliği açısından mutlaka sorgulanması gerektiğini belirterek, tüketici farkındalığının gıda güvenliğinde kritik rol oynadığını ifade etti. CAYDIRICI ÖNLEMLER GÜÇLENDİRİLMELİ Gıda güvenliğini toplum sağlığının temel bileşeni olarak tanımlayan Özen, tağşişli ürünlerin piyasaya arzıyla mücadelede yaptırımların güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Başkan Özen, "Yanıltıcı ürün satışı yalnızca üretici tarafında değil, tedarik zinciri boyunca sorumluluk doğuruyor. Etkin denetim ve caydırıcı cezalar bu süreci desteklemeli" değerlendirmesinde bulundu. ŞEFFAF ÜRETİM MODELLERİ ÖNE ÇIKIYOR BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek tedariki yapan işletmeler için belgelendirilmiş, hijyen standardı yerleşmiş, izlenebilir üretim süreçlerine sahip firmaların tercih edilmesinin hem işletme verimliliği hem çalışan sağlığı açısından belirleyici olduğunu hatırlatarak; BUYSAD üyesi şirketlerin üretim süreçlerini şeffaf raporlama modeliyle yürüttüklerinin altını çizdi.

ABD'nin onda biri kadar dondurulmuş gıda tüketiyoruz Haber

ABD'nin onda biri kadar dondurulmuş gıda tüketiyoruz

Dondurulmuş Gıda Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Yıldırım, Türkiye'de şu anda dondurulmuş üründe kişi başı tüketimin 7 kilogram olduğuna dikkati çekerek, "Kişi başına tüketim Avrupa'da 40, ABD'de ise 70 kilogram civarında. Halen gitmemiz gereken çok fazla yol var" dedi. Yıldırım yaptığı açıklamada, dondurulmuş gıdalarda sürdürülebilir ürün kalitesi aynı kalitede korunduğunu ve sunulabildiğini belirtti. Dondurulmuş ürünlerin kullanım kolaylığına dikkati çeken Yıldırım, atık anlamında da kullanıcılara ciddi avantajlar sağladığını anlattı. Günümüz dünyasında sağlıklı ürünlerin ön plana çıktığını ve dondurulmuş ürünlerin katkısız, koruyucusuz olarak tüketim tercihinde üst sıralara yükseldiğini dile getiren Yıldırım, şöyle konuştu: "Dondurulmuş gıdada inanın biz de ev kadınlarının sadece evde yıkamada kullandıkları suyu kullanıyoruz. Başka hiçbir şekilde ürünlerimizde katkı malzemesi, koruyucu olmuyor. Biz taze ürünleri yıkıyoruz eksi 40 derecede donduruyor, eksi 18 derecede muhafaza ediyoruz. Evlerde daha yüksek sıcaklıklarda dondurma işlemi yapılıyor dolaplarda. Biz eksi 40 derece yaparak mikroorganizma faaliyetlerini tamamen durduruyoruz." "MANAVDAKİ ÜRÜNDEN BİLE TAZE" Yıldırım, dondurulmuş ürünlerin bazılarında ön pişirme uygulandığını aktararak, "Bu pratiklik sağlıyor. Çıkar ısıt ya da pişir ve kullan. Dünya dondurulmuş gıdada çok önde" dedi. Türkiye'de şu anda dondurulmuş üründe kişi başı tüketimin 7 kilogram olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti: "Kişi başına tüketim Avrupa'da 40, ABD'de ise 70 kilogram civarında. Halen gitmemiz gereken çok fazla yol var. Sektörün önü açık ve potansiyeli yüksek. Bunu bizim çok iyi anlatmamız lazım. Derneğimizin zaten amaçlarından biri de bu. Sağlıklı ürünler olduğuna insanları ikna etmek çok önemli. Bir döner zinciri düşünün. Bu döner zincirinin 100 şubesi olduğunda her yerde bir usta kullanmak zorunda. Fakat bizim gibi çözüm üreten firmalarımız, her yerde aynı kalitede ürünü sağlayabiliyor." Yıldırım, manava gidildiğinde bile birkaç gün beklemiş ürün satın alındığını vurgulayarak, "Bizde ise taze olarak ham madde 2 saat içinde fabrikaya geliyor hızlı bir şekilde yıkanıyor, eksi 40 derecede donduruluyor ve eksi 18 derecelik depolara çekiliyor. Bunu gıda ve ziraat mühendisleriyle yapıyoruz. Aslında tarladan sofraya en taze ürünü sunuyoruz" diye konuştu. "KALINTI KONTROLLERİ ARALIKSIZ YAPILIYOR" Meyve ve sebzelerde sürekli pestisit kalıntısı kontrolleri de yaptıklarını belirten Yıldırım, "Biz her gelen ham maddeyi sıkı kontrolden geçiriyoruz. Bu kontrollerden sonra üretim yapılıyor. Tazeden daha taze ve kalıntısız ürünler sunuyoruz. Dondurulmuş gıda tüketilmesini çok şiddetli bir şekilde öneriyorum" dedi. Yıldırım, sektörün ciddi bir ihracat potansiyeline ulaştığını ve bunu daha da artıracak tecrübeye, kapasiteye sahip olduğunu dile getirerek, doğru planlama ve doğru maliyetlenme ile çok daha iyi kazançlar sağlanabileceğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.