SON DAKİKA
Hava Durumu

#Usulsüzlük

Söz Bursa - Usulsüzlük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Usulsüzlük haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP'li Kayıhan Pala: Üniversitelerde tıp fakülteleri para karşılığı satılıyor Haber

CHP'li Kayıhan Pala: Üniversitelerde tıp fakülteleri para karşılığı satılıyor

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Pamukkale Üniversitesi’nde 2022-2023 akademik yılında yabancı öğrenci alımlarında usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialar hakkında Millî Eğitim Bakanına bir soru önergesi verdi. Bakan, soru önergesine yasal süre geçtikten sonra yanıt verebildi, ancak verilen yanıtlar iddiaların ağırlığı karşısında son derece eksik ve yetersiz kaldı. Konuya ilişkin Pala, “Kamuoyuna yansıyan iddialara göre Pamukkale Üniversitesi’nde, başta tıp ve diş hekimliği programları olmak üzere çeşitli programlara, sınav puanlarının sistem üzerinde değiştirilmesi yoluyla yaklaşık 140 öğrencinin kaydedildiği ileri sürülmektedir. Sınav puanı gibi belirleyici bir verinin, para karşılığı ve usulsüz biçimde değiştirilebilmesi, yalnızca bir üniversitenin kayıt sürecine ilişkin teknik bir sorun değildir. Bu durum, kamu kurumlarına duyulan güveni, akademik liyakat ilkesini, yükseköğretimde eşitliği ve sağlık emek gücünün niteliğini doğrudan ilgilendirmektedir. Tıp ve diş hekimliği gibi insan sağlığıyla doğrudan ilişkili alanları da kapsayan haksız yerleştirme iddiaları ortadayken, Bakanlığın yanıtı idari sorumluluğun yerine getirilmediğini ve denetim kapasitesinin son derece yetersiz olduğunu göstermektedir” açıklamasında bulundu. Pala’nın iddialara ilişkin 20 Nisan 2026 tarihinde verdiği soru önergesine Bakan Yusuf Tekin, Anayasa’nın 98. maddesince öngörülen on beş günlük yasal süre dolduktan çok sonra ancak 23 Haziran 2026 tarihinde yanıt verebildi. “Bakanlık, iddialar karşısındaki sorumluluğunu reddediyor!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle Pamukkale Üniversitesi’nin öğrenci kayıt sisteminde sınav puanlarının sonradan nasıl değiştirilebildiğini, Türkiye’de kaç üniversitede benzer bir durum bulunduğunu ve konu hakkında Bakanlığa daha önce kaç bildirim yapıldığını sordu. Bakanlığın iddialar karşısında sorumluluk almaktan kaçındığını belirten Pala, “Millî Eğitim Bakanlığı, iddialar karşısında kendi denetim sorumluluğunu reddetmiş, verdiği yanıtta yalnızca Pamukkale Üniversitesi’nden gelen yazıyı aktarmakla yetinmiştir. Örneğin, Bakanlığa öğrenci kayıt sisteminde sınav puanlarının öğrenci kabulünden sorumlu birim tarafından değiştirilebilmesinin risklerine yönelik soru yöneltilmiş; üniversitenin yazısı içinde bu soruya ‘Millî Eğitim Bakanlığı’nın herhangi bir çalışma yürütüp yürütmediğine dair herhangi bir malumatımız bulunmamaktadır’ şeklinde yanıt verildiği görülmüştür. Bakanlık, iddiaları Pamukkale Üniversitesi’yle sınırlandırarak ülke çapındaki denetim zafiyetlerini kamuoyundan gizlemeye çalışmaktadır. Oysa bu alandaki usulsüzlüklerin yalnızca bir kurumla sınırlı kalmadığı açıktır. Yakın zamanda Gaziantep Üniversitesi’nde de yabancı uyruklu öğrencilerin 20 bin dolar karşılığında tıp ve diş hekimliği fakültelerine kaydedildikleri iddiaları kamuoyuna yansımıştır. Kazanılması çok zor olan bu fakültelere para karşılığı, haksız ve usulsüz öğrenci kaydedilmesi asla kabul edilemez. Bakanlık, kamuoyuna derhal hesap vermelidir” ifadeleriyle Bakanlığı sert bir biçimde eleştirdi. “Adli süreçler şeffafça yürütülmedikçe benzer olayların önüne geçmek mümkün değildir!” Devamında Pala, adli süreçlerin şeffaf yürütülmedikçe gerekli önlemlerin etkili bir şekilde alınamayacağını ifade etti. Pala, soruşturma sürecinde bir öğrencinin 504 olan sınav puanının, en yüksek puanın 600 olabileceği halde 678 olarak değiştirildiğinin ortaya çıktığını hatırlattı. Soru önergesinde böyle bir değişikliğin teknik olarak nasıl mümkün olduğunu, bu işlem sonrasında neden herhangi bir uyarı sisteminin devreye girmediğini ve iddialar karşısında hangi idari işlemlerin yürütüldüğünü sordu. Bakanlık bu soruya da yanıt veremedi. Pala, “Bakanlığın yanıtında usulsüzlüğün kök nedenlerine dair herhangi bir bilgi yer almamakta, ilgili sorular ‘adli süreç devam etmektedir’ denerek geçiştirilmektedir. Gaziantep Üniversitesi örneğinde de görüldüğü gibi ortadaki risk yükseköğretim sisteminin genelini ilgilendirmektedir. Bakanlığın mevcut tabloyu ciddiye almaması ve gerekli önlemleri hayata geçirmemesi, sağlık alanı da dahil olmak üzere lisans eğitiminin niteliğine ciddi zarar vermektedir. Bakanlık derhal geriye dönük kapsamlı bir tarama yürütmeli, adli süreçlerin takvimini ve sonuçlarını yayımlamalı ve bundan sonra benzer olaylar yaşanmasın diye alınan önlemleri kamuoyuyla paylaşmalıdır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Bozbey’den şok ifade: "Tek imza yetkisini Erdem’e verdim" Haber

Bozbey’den şok ifade: "Tek imza yetkisini Erdem’e verdim"

Rüşvet ve yolsuzluk suçlaması ile tutuklanan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, emniyete verdiği ifadesinde 2019 yerel seçimleri öncesinde Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem’e tek imza yetkisi verdiğini söyledi. Rüşvet ve yolsuzluk suçlaması ile çıkarıldığı mahkemece tutuklanan eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in emniyette verdiği ifade şok etkisi oluşturdu. Bozbey ifadesinde belediyede tek imza ile alınan ruhsat ve dosyalarla ilgisinin olmadığını söyledi. Bozbey, 2019 yerel seçimleri öncesinde Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem’e tek imza yetkisi verdiğinin altını çizdi. İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Başkan Bozbey, mimari ya da diğer projelerin ruhsatları ile ilgili teknik elemanlar yerine bizzat başkan yardımcısı Turgay Erdem tarafından tek olarak imzalanması hususunda bir bilgisi ve talimatının olmadığını ifade etti. Nilüfer Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Turgay Erdem de rüşvet ve yolsuzluk işlerinde aracılık yapan Hüseyin Gür’ü tanımadığını belirterek, Gür’ün Başkan Mustafa Bozbey’in yakını olduğunu vurguladı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 31 Mart'ta gözaltına alınan Bozbey çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Dönemin Bursa Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve yardımcısı Turgay Erdem’in ilçede yapılan inşaat projelerinde rüşvet karşılığı usulsüz emsal artışı yaparak kendilerine maddi menfaat sağladıkları tespit edilmişti. Nilüfer Belediye Başkanı Bozbey ve yardımcısı Turgay Erdem’in emniyetteki ifadeleri çelişki oluşturdu. Eski Başkan Bozbey, 2019 yerel seçim öncesi tek imza yetkisini Erdem’e verdiğini ifade etti. Mimari ya da diğer projelerin ruhsatları ile ilgili teknik elemanlar yerine bizzat başkan yardımcısı Turgay Erdem’in tek olarak imzalaması hususunda bilgisi ya da talimatının olmadığını kaydetti. Nilüfer Belediyesi’nde Başkan Bozbey’in yardımcısı olarak görev yapan Turgay Erdem, tek imza ile alınan iskan ve yapı ruhsatlarında bir usulsüzlük varsa, ‘Gözümden kaçmıştır. Mesuliyetini üstlenirim’ savunmasını yaptı. Nilüfer Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Turgay Erdem de yapılan rüşvet ve yolsuzluk işlerinde aracılık yapan Hüseyin Gür’ü tanımadığını ifade etti. Gür’ün eski Başkan Mustafa Bozbey’in yakını olduğunu belirtti. Erdem, Hüseyin Gür ile herhangi bir samimiyetinin olmadığını sözlerine ekledi.

Belediyede "Ruhsat" operasyonu: 30 adrese eş zamanlı baskın Haber

Belediyede "Ruhsat" operasyonu: 30 adrese eş zamanlı baskın

Üsküdar Belediyesi’nde yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 20 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturmada, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent A.Ş. üzerinden yapı ruhsatı süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında, Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A.’nın belediye binasında kendisine tahsis edilen odada "başkan yardımcısı" unvanını kullandığı ve çeşitli organizasyonlarda bu şekilde tanıtıldığı belirlendi. Ayrıca, yapı ruhsatı verilmesi sürecinde yetkili birim İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olmasına rağmen, Kent A.Ş. üzerinden yürütüldüğü öğrenildi. İddialara göre, yapı ruhsatı süreçlerinde ada ve parsel bazlı oluşturulan excel tabloları üzerinden renk kodlarıyla işlem yapıldı. Bu sistemde "mavi" renk anlaşma sağlandığını, "kırmızı" anlaşma sağlanamadığını, "yeşil" henüz görüşme yapılmadığını, "turuncu" ise görüşmenin sürdüğünü ifade etti. Ruhsat işlemlerinin, projeye uygunluktan ziyade talep edilen ödemelerin yapılıp yapılmadığına göre ilerletildiği ileri sürüldü. Üsküdar Belediyesi’nde görevli mühendislerin iskan ruhsatı sürecinde inşaatlarda denetimler gerçekleştirdiği, bu denetimlerde mevzuata aykırılıkların tespit edildiği öğrenildi. Tespitlere ilişkin bina görselleri ve teknik verilerin, Yapı Kontrol Müdürlüğü ekipleri tarafından hazırlanan sunumlarla Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A.’ya aktarıldığı, bu değerlendirmelerin belediye binasında yapılan toplantılarda ele alındığı belirtildi. Söz konusu toplantılara belediye başkan yardımcısı F.D.’nin de katıldığı öğrenildi. İskan ruhsatı süreçlerinde de benzer usulsüzlüklerin yaşandığı, müteahhitlerden talep edilecek menfaatlerin bu toplantılarda belirlendiği ve ilgili kişilerin bu doğrultuda yönlendirildiği ifade edildi. Yapılan teknik ve fiziki takip sonucu elde edilen bulgular doğrultusunda, İstanbul ve Yalova’da toplam 30 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 20 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

‘Kooperatif davasında’ ara karar; Tunç Soyer'e tahliye Haber

‘Kooperatif davasında’ ara karar; Tunç Soyer'e tahliye

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’deki usulsüzlük iddialarına ilişkin görülen davada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında tahliye kararı verildi. Ancak sanıkların, başka bir soruşturma kapsamında tutukluluk hallerinin devam edeceği öğrenildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davanın görülmesine devam edildi. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülen 4. celsede; eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve diğer sanıklar hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşma esnasında Heval Savaş Kaya’nın savunmasını yaptığı sırada Mahkeme Başkanı Sedat Yılmaz’ın fenalaşması üzerine duruşmaya bir süre ara verildi. Aranın ardından savcılık makamı mütalaasını açıkladı. Savcı; duruşmaya gelmeyen sanık Yunus Tosun hakkında yakalama kararı çıkarılmasını, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın katılma taleplerinin kabulünü ve delil durumu itibariyle tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. DOSYADA TUTUKLU SANIK KALMADI Mahkeme heyeti, yaptığı değerlendirme sonucunda Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın bu dosyadan tahliyesine karar verdi. Verilen kararla birlikte davada tutuklu sanık kalmadı. Duruşma 26 Mart tarihine ertelendi. Öte yandan, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi'ndeki "zimmet" iddialarına yönelik yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında; Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Şenol Aslanoğlu’nun tutukluluk hallerinin devam edeceği belirtildi. SORUŞTURMA SÜRECİ 1 TEMMUZ'DA BAŞLADI İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ'de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz'da düğmeye basıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturmada, "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, aralarında dönemin Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu'nun da bulunduğu 139 şüpheli yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60'ı tutuklanırken, süreç içerisinde yapılan itirazlar ve duruşmalarla tutuklu sayısı değişti. 45 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Hazırlanan ve İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede; Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı belirtildi. Dosyada 449 mağdur ve 7 müştekinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ de "suçtan zarar görenler" olarak yer aldı. Sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs gibi çeşitli suçlamalardan 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. ÖNCEKİ DURUŞMALARDA 9 TAHLİYE Eylül ayında başlayan yargılama sürecinin ilk duruşmasında İZBETON AŞ Yönetim Kurulu üyeleri Levent İşler, Sevcan Tınaztepe, Orhan Sertaç Dölek, Mehmet Gürhan Özata ve eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Alphan Bozan tahliye edildi. Ekim ayındaki 2. duruşmada ise Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve Hüseyin Şimşek tahliye olurken; Aralık ayındaki 3. duruşmada mahkeme Barış Karcı'nın tahliyesine, Şenol Aslanoğlu'nun ev hapsinin kaldırılmasına, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya'nın ise tutukluluk halinin devamına hükmetti. Soyer'e 'zimmet' suçlamasıyla ikinci tutuklama Öte yandan ana dava devam ederken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi'ndeki zimmet iddialarına yönelik ayrı bir soruşturma daha yürütüldü. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 26 Aralık'ta düzenlenen operasyon sonrası 29 Aralık'ta adliyeye sevk edilen şüpheliler hakim karşısına çıktı. Tutukluluk halleri devam eden Tunç Soyer ile İZBETON AŞ eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, iş insanları Burak Bakır ve Yıldırım Kuruoğulları "zimmet" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kayıhan Pala’dan TOKİ’ye sert tepki: Kestel Seymen’de deprem riski yok sayılıyor! Haber

Kayıhan Pala’dan TOKİ’ye sert tepki: Kestel Seymen’de deprem riski yok sayılıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa Kestel Seymen Mahallesi’nde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından hazırlanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanarak askıya çıkarılan imar planı değişikliklerinin deprem riski ve zemin koşulları bakımından ciddi bir tehdit yarattığını belirtti. Pala, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’nın teknik raporunda bölgenin Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu üzerindeki konumunun dikkate alınmadığı, sıvılaşmaya yatkın alüvyon zeminlerin görmezden gelindiği ve plan açıklama raporlarının bilimsel gerçeklerle çeliştiği yönündeki tespitleri hatırlattı. Pala, plan açıklama raporlarında bölgenin gerçekte birinci derece deprem bölgesi olmasına rağmen düşük tehlikeli alan gibi gösterilmesinin kabul edilemez bir sorumsuzluk olduğunu ve toplumun can güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini ifade etti. “TOKİ tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde AFAD, Bursa Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın bölgede daha önce gerçekleştirdikleri risk değerlendirmelerine ilişkin görüşlere yer verilmediği ve eksik bilgilerin ‘kopyala-yapıştır’ yöntemiyle usulsüzce doldurulduğunun iddia edildiği görülmektedir. Yaşanacak bir felakette can kayıplarının sorumluları raporu hazırlayan TOKİ ve onaylayan Bakanlık olacaktır.” dedi. Bu kapsamda Milletvekili Pala, imar planı değişikliği sürecinin detayları ve gerekçesi hakkında Bakan Murat Kurum’a 8 Eylül 2025 tarihinde bir soru önergesi iletti. Ancak Bakan, kendisine iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Deprem riskine ilişkin değerlendirmelerin dikkate alınmaması kabul edilemez!” Soru önergesinde Pala, öncelikle imar planı değişikliği sırasında Türkiye Diri Fay Haritasının ve güncel bilimsel çalışmaların neden değerlendirilmediğini sordu; bölgenin sıvılaşmaya yatkın alüvyonlardan oluştuğu tespitlerine dikkat çekerek, planlama sürecinde bağımsız jeoteknik ve paleosismoloji etütlerinin uluslararası standartlara uygun şekilde zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bilimsel veri yok sayılarak imar kararı alınamaz; özellikle Bursa gibi deprem riski altındaki illerde dayanaksız atılan her adım, telafisi mümkün olmayan bir felakete zemin hazırlayabilir.” ifadelerini kullandı. Plan raporlarının kopyala-yapıştır yöntemleriyle hazırlandığı iddiası hakkında idari inceleme başlatılıp başlatılmadığını soran Pala, böyle bir usulsüzlük saptanması halinde raporları hazırlayan ve onaylayan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmasını ve sonuçların duyurulmasını talep etti. “Kamu güvenliğini düpedüz tehlikeye atan bu tutum asla kabul edilemez. Eğer iddialar doğruysa, raporu hazırlayan TOKİ ve onaylayan Bakanlık yetkilileri hakkında idari işlemler derhal devreye sokulmalıdır.” dedi. “İnsan hayatını hiçe sayan yönetim anlayışı terk edilmelidir!” Milletvekili Pala, sözlerinin sonunda “6 Şubat 2023’te yaşadığımız büyük depremler, ülkemizde depreme karşı alınan önlemlerin ne denli zayıf, yapıların ise ne denli dayanıksız ve denetimsiz olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Böylesine yıkıcı bir depremden sonra bile en temel önlemlerin alınmıyor oluşu, Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin yetersizliğinin açık bir dışavurumudur. Yaşanacak can ve mal kayıplarının sorumluları da bu yönetim anlayışını benimseyenler olacaktır.” diyerek, mevcut iddialar aydınlatılıncaya ve bağımsız uzmanlarca doğrulanmış bilimsel etütler tamamlanıncaya kadar planın yürürlüğe konmamasını istedi.

İBB'deki 137 ayrı usulsüzlük Sayıştay raporu ile ortaya çıktı Haber

İBB'deki 137 ayrı usulsüzlük Sayıştay raporu ile ortaya çıktı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen 'yolsuzluk' soruşturması sürüyor. İBB'deki usulsüzlükler Sayıştay raporlarına da yansıdı. Sayıştay'ın geçen kasım ayında açıklanan 2023 yılına ait denetim raporuna göre 137 ayrı usulsüzlük tespit edildi. Raporda yer alan 137 usulsüzlükten bazıları, "Yapım işlerinin farklı yapım ihaleleri kapsamında tamamlatılması ve bu yöntemin genel bir usul haline getirilmesi, yapımı gerçekleştirilen bazı işlerin geçici kabulleri yapılmadan ve teslim tutanakları olmadan işletmeye açılması, Yol Bakım ve Alt Yapı Koordinasyon Daire Başkanlığı tarafından yapılan bazı ihalelerde hatalı uygulamalar olması, yüklenicinin yaklaşık maliyete kıyasla çok yüksek fiyat teklif ettiği iş kalemlerinde aşırı iş artışı yapılması ve düşük fiyatlı işlerin hiç yapılmaması veya az yapılması, tasfiye edilerek kesin hesabı yapılmayan işler için ihaleye çıkılması, tarihi ve kentsel sit alanına izinsiz yapı yapılması, Özel Halk Otobüslerinin 3. kişilerin kusurundan kaynaklı kazalar sebebiyle gerçekleştiremediği seferlere ilişkin ödenen ücretlerin rücu işlemlerinin gerçekleştirilmemesi, hizmet alımı ihalelerinde mevzuata aykırı şekilde akaryakıt dahil araç kiralamalarına yer verilmesi, kamu idaresinin mülkiyetinde yer alan araçların trafik tescil kayıtları ile envanter kayıtlarının uyuşmaması, danışmanlık hizmet alımlarıyla hazırlatılan projelerin kullanılmaması, kültürel etkinlikler ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüklerinin Torba İhalelerinde ihale mevzuatındaki hükümlere uyulmaması, on farklı iştirak şirketten doğrudan temin personel hizmet alımı yapılması ve personel arasındaki mali ve sosyal hak dengesinin korunamaması, Kent Mobilyaları Alım İhalesinde hatalı uygulamaların bulunması, bazı işlere ait hak edişlerin ödenmesinde vergi ve sosyal güvenlik prim borcu olmadığına ilişkin belgenin sorgulanmaması, fiyat dışı unsur ile puanlama yapılarak ihale edilen işlerde hatalı uygulamaların olması, ihale sonuçlarının öngörülen sürede kamu ihale kurumuna bildirilmemesi, trampa yoluyla kamulaştırma işleminde hatalı uygulamaların bulunması, park alanı olarak meclis kararı alınan taşınmazın idarece satılması" olarak ifade edildi. USULSÜZLÜKLER 137 BAŞLIKTA TOPLANDI Taksi durağı yerlerinin bedel alınmadan ruhsatsız şekilde kullandırıldığının belirtildiği raporda ayrıca 137 usulsüzlükten birkaçı ise, "Tarihi değeri ve önemi olan Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu ve Yerebatan Sarnıcı'nın usulsüz şekilde kullandırılması, idarenin hüküm ve tasarrufu altında olan ve imar planında yeşil alan ve park olarak kamunun kullanımına bırakılan yerlerin özel siteler tarafından işgal edilmesi ve işgallere süreklilik kazandırılması, kiraya verilen taşınmazların kiracı tarafından sigortalarının yapılmaması, taşınmaz kira bedellerinin günün emsal ve rayiç bedellerine göre güncellenmemesi, kira alacaklarının takip ve tahsil işlemlerinin gerçekleştirilmemesi, Toplu taşıma hizmetlerinin ihalesiz olarak Özel Halk Otobüsleri Şirketleri ve Diğer Ulaşım Şirketleri ile doğrudan sözleşme yapılarak gördürülmesi, Toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan İstanbulkartın usulsüz kullanımına ilişkin yaptırımlarda hatalı uygulamaların bulunması, bazı haklar ile taşınmazların ihale yapılmaksızın belediye şirketlerine devredilmesi, hafriyat sahaları işletme gelirlerinden bazı ilçe belediyelerine pay verilmesi, yağmur sularının uzaklaştırılmasıyla ilgili harcamaların İSKİ hesaplarına aktarılmaması, eğlence vergisi paylarının ilçe belediyelerine düzenli şekilde aktarılmaması, müze paylarının ilçe belediyelerine gönderilmemesi, çevre temizlik vergisi paylarının Çöp İmha Tesislerinin kuruluşu için ayrılmaması, bazı işletmelerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmaksızın faaliyette bulunmaları, İşyeri açma ve çalışma ruhsatı almadan faaliyette bulunan işletmelere kapatma cezası verilmemesi, bütçe emanetleri hesabında kayıtlı borçların muhasebe kayıtlarına alındığı sıraya göre ödenmemesi, İdareye aktarılan müze paylarına ilişkin hatalı muhasebe kayıtlarının yapılması, satın alma suretiyle temin edinilen bazı taşınırların demirbaşlar hesabında izlenmemesi" şeklinde açıklandı. TAŞINMAZLARIN YARI FİYATINA HİSSEDARLARA SATILDIĞI BELİRLENDİ Öte yandan, Eyüpsultan Topçular'da 4 arsa, Kadıköy Sahra-i Cedit'te kagir apartman, Büyükçekmece Kamiloba ve Güzelce'de 7 arsa, Kartal Soğanlık'ta 2 arsa, Pendik'te 1 arsa, Beşiktaş'ta 1 arsa ve Kemerburgaz'da 3 arsadan oluşan toplamda 61 bin 297 metrekarelik taşınmaz trampa anlaşmasıyla A.K. ve M.K.'ya verildiği öğrenildi. Raporda verilen apartman ve arsalar için meclis kararı olmadığı belirtildi. Diğer hissedarlarla ilgili ne gibi bir tasarrufta bulunduğu açıklanmazken, A.K. ve M.K.'ya verilen İBB'ye ait taşınmazlara verdikleri bedellerin piyasa ile bağdaşmadığı ve bu taşınmazlara düşük değer biçildiği kaydedildi. Sayıştay, İstanbul Umum Emlak Komisyoncuları Esnaf Odası'na yazı yazdı ve İBB'nin taşınmazlarına belirlediği bedellerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını sordu. Soruya İstanbul Umum Emlak Komisyoncuları Esnaf Odası ise, İBB'nin taşınmazlarına biçtiği değer ile gerçek değer arasında ciddi fark olduğu cevabını verdi. Yapılan araştırmalar ve yazışmalar sonucunda rayiç bedeller tespit edildi. Hissedarlara trampa edilen taşınmazların gerçek değeriyle İBB'nin belirlediği rayiç bedeli arasındaki fark açıklandı. İBB'nin taşınmazlarının değerinin hemen hemen yarı fiyatına hisse sahiplerine verdiği ortaya çıktı. Park alanı olarak belirlenen ve satılması mümkün olmayan bazı taşınmazların satıldığı tespit edildi Sayıştay raporunda idarece, Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile park alanı olarak belirlenen ve satılması mümkün bulunmayan taşınmazın, idare şirketine mevzuata aykırı şekilde satıldığının belirlendiğine yer verildi. Raporda ayrıca kamu İdaresinin sorumluluğunda olan meydan, yol ve park gibi umuma açık alanlarda yer alan 84 adet taksi durağı yerinin bedel alınmaksızın kullandırıldığına ve bu taksi duraklarının ruhsatsız şekilde faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği ifade edildi. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu ve Yerebatan Sarnıcı'nın usulsüz kullandırıldığı belirtildi Raporda ayrıca, idarenin mülkiyetinde bulunan Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nun ecrimisil karşılığı kullandırıldığı ve bu şekilde ecrimisilin kira niteliğine dönüştürülerek taşınmazın işgaline süreklilik kazandırıldığı, Yerebatan Sarnıcı'nın ise; 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine aykırı olarak 51/g pazarlık usulüyle kiraya verildiğinin belirlendiği ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.