SON DAKİKA
Hava Durumu

#Uyuşturucu

Söz Bursa - Uyuşturucu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uyuşturucu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"İçim Acıyor!" Gürsel Tekin CHP'deki acı tabloyu tek tek saydı: 21 belediye başkanı, 305 tutuklu... Haber

"İçim Acıyor!" Gürsel Tekin CHP'deki acı tabloyu tek tek saydı: 21 belediye başkanı, 305 tutuklu...

CHP eski milletvekili Gürsel Tekin, düzenlediği basın açıklamasında bazı CHP'liler tarafından kendisine söz hakkı tanınmadığı noktasında eleştirilerde bulunarak, "Aziz İhsan Aktaş'ın iş ortağını ekranlara çıkarıyorsunuz ama bizi çıkarmıyorsunuz, bize söz hakkı tanımıyorsunuz" dedi. 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Şile'de düzenlediği basın açıklamasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadele çalışmalarına dikkat çeken Tekin; bunun iktidar ya da muhalefet partisinin sorunu olmaktan öte 86 milyon insanın sorunu olduğunu işaret etti. Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan tartışmalı delege seçimine ve İstanbul İl Kongresi sürecine değinen Tekin, "Ömrümüzü Cumhuriyet Halk Partisi'ne vermişken birdenbire hain olduk. Kongrede biz mi varız? Aziz İhsan arkadaşlığını biz mi yapmışız? Ertan Yıldız'a biz mi arkadaş olmuşuz? Güloğlu'nun jetine biz mi bindik? Niye biz hain olalım?" sözleriyle CHP'ye ağır eleştirilerde bulundu. "UYUŞTURUCU MESELESİ BİR SİYASİ PARTİNİN, İKTİDARIN YA DA MUHALEFETİN MESELESİ DEĞİLDİR" Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin uyuşturucuyla mücadele olduğuna dikkat çeken Tekin, şu ifadelere yer verdi: "Uyuşturucu bağımlılığı öyle bir duruma geldi ki Türkiye'nin dört bir yanını ahtapot gibi sardı. Gerek muhtar arkadaşlarım gerekse partili arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz temaslarda ne yazık ki Şile'nin de buradan nasibini aldığını görüyoruz. Hatta sadece Şile merkezinde değil, köylere kadar varmış durumda. Uyuşturucu meselesi bir siyasi partinin, iktidarın ya da muhalefetin meselesi değildir. Bu sorun 86 milyon vatandaşımızı ilgilendiren çok önemli bir sorundur. Ta ki bu son dönemlerde Türkiye'de ünlülere ve zengin çocuklarına yapılan operasyondan sonra nihayet kamuoyu da bu konuda biraz daha duyarlı olmaya başladı. Mesele bir güvenlik meselesi olmaktan çıktı ancak sokaktaki artışı ne yazık ki halen önleyebilmiş değiliz." "BİZİM DAYANIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR" CHP içerisinde yaşanan sorunlar ve istifalarla ilgili konuşan Tekin, "Çeşitli dönemlerde ne yazık ki partimize küsmüş ve partiden ayrılmış çokça arkadaşlarımız var. Son iki yıl içerisinde 28 bin arkadaşımız ne yazık ki baba ocağını terk etmiş. Bizler istifa eden arkadaşlarımızla sık sık temas içindeyiz. Elbet herkesin kendine göre bir gerekçesi var ama hiçbir gerekçe bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaşamış olduğu bu soruna kayıtsız kalmasına izin vermez. Bizim dayanışmaya ihtiyacımız var. Her türlü kötülüğe, her türlü saldırıya, her türlü yalan iftira haberlerine rağmen biz sağduyumuzu muhafaza ettik, bugün de buradayız" diye aktardı. "MEDYAMIZDA BU KONUDA DUYARLILIK İSTİYORUZ" Gürsel Tekin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre Türkiye'de 2019 yılında 150 bin çocuğun kayıp durumda olduğunu ancak konuyla ilgili güncel verilere ulaşılamadığını öne sürerek, "TÜİK verileri dünyanın her yerinde yaşanan sorunların kayıt altına alınması demektir. En son 2019'daki verilerde 150 bin kayıp çocuğumuz vardı. Bu 300 bin mi oldu, 50 bine mi indi, tamamı mı bulundu bilmiyoruz. Bu konuda basın ve medyamızda bu konuda biraz duyarlılık istiyoruz" dedi. "Birçok şey belgeli ve afaki şeyler değil" Tartışmalı CHP İstanbul İl Kongresi ve akabinde yaşanan hukuki süreçlerle ilgili açıklamalarda bulunan Tekin, şu ifadelere yer verdi: "Bu çok acı ve CHP'nin geleneğine, kültürüne yakışmayan bir mesele. Kongrelere girersiniz, kazanırsınız ya da kaybedersiniz ama kaybettikten sonra bir yoldaşlık hukukuyla herkes el ele evine giderdi ve ertesi gün yemeğe, dostluklara devam ederdi. Ama İstanbul İl Kongresi'nde yaşanan bu sorunlardan kaynaklı CHP'nin bir kısım delegeleri ve yöneticileri mahkemeye gidiyorlar. Mahkeme neticede karara varıyor çünkü birçok şey belgeli ve afaki şeyler değil. Karar aşamasından önce CHP, Genel Merkezi'ne bir yazı gönderiyor. Diyor ki '38 ve 37'nin yöneticilerinin ve delegelerinin listesini gönderin'. Ancak maalesef gitmiyor. Bu sefer mahkeme heyeti davayı açan CHP'lilere bir yazı gönderiyor, 'Bize bir çağrı heyeti listesini gönderin' diye. Genel merkez onu da göndermiyor. Davayı açan CHP'li arkadaşlarımız da tarafsızlığımıza güvendikleri için bizlerin isimlerini vermişler." "BİZ NEYİN HAİNİYİZ, AZİZ İHSAN AKTAŞ ARKADAŞLIĞINI BİZ Mİ YAPMIŞIZ?" Yaşanan sürecin ardından "hain" ilan edildiklerini söyleyerek CHP içerisindeki anlaşmazlıklara dikkat çeken Tekin, "Sonra ne olduysa ömrünü CHP'ye vermiş bizler birdenbire hain olduk. Biz neyin hainiyiz? Bu delege alışverişinde biz mi varız? Kongrede biz mi varız? Aziz İhsan Aktaş arkadaşlığını biz mi yapmışız? Ertan Yıldız'a biz mi arkadaş olmuşuz? Güloğlu'nun jetine biz mi bindik? Niye biz hain olalım? Elinizdeki o kirli medyayla her türlü kötülüğü yaptınız. Niye bugün burada yoksunuz? Mesela NOW TV siz niye yoksunuz? Sözcü TV niye yoksunuz? Halk TV niye yoksunuz? Gelip burada çat çat gözlerimizin içine bakarak neden soru soramadınız? Ama arka kapıda MASAK listelerindeki gazetecilerle bizlere her türlü kötülüğü yapıyorsunuz. Aziz İhsan Aktaş'ın iş ortağını ekrana çıkarıyorsunuz. Bizim de söz hakkımız olsun istiyoruz. Aziz İhsan Aktaş'ın arkadaşına söz hakkını kullandırıyorsunuz da bize niye kullandırmıyorsunuz?" "GELDİĞİMİZ DURUM NORMAL DEĞİL, BİR CHP'Lİ OLARAK İÇİM ACIYOR" CHP'nin "fabrika ayarları"na geri dönmesi gerektiğinin altını çizen Tekin, parti içindeki anlaşmazlıkların mutlaka çözülmesi gerektiğini vurgulayarak şu şekilde konuştu: "Bütün çabamız baba ocağını en kısa süre içerisinde bu yaşanan sorunlardan muaf tutmaktır. Bizim şu anda CHP tabanıyla en ufak bir sorunumuz yok. CHP'liler bizim yanımızda, bizi biliyor, anlıyor. Biz bir tane CHP'linin duygusunu incitmişsek gidip onun gönlünü alırız. CHP'de yeni bir şey oluşturmamıza gerek yok; sadece fabrika ayarlara döneceğiz. Çünkü geldiğimiz durum normal bir durum değil, bir CHP'li olarak içim acıyor. Oturduğumuz il mahkemelik, yöneticiler mahkemelik, genel merkez mahkemelik. 21 belediye başkanı arkadaşımız ve 305 kişi tutuklu, bu kabul edilebilir bir durum değil. Bu meselenin üstesinden gelmek için iş birliğine hazır olduğumuzu bir milyon kere söyledik. Biz fabrika ayarlarına döndüğümüzde her şeyi çözeceğiz." "BU İKİ YÜZLÜ SİYASET CHP'NİN GELENEĞİNDE OLMAYANIN BİR SİYASETİDİR" Son olarak geçtiğimiz günlerde TBMM'de yaşanan kavgaya ilişkin konuşan Tekin, CHP'yi kendi içinde yaşadığı tutarsızlıkla eleştirerek, "Görüyoruz ki seçmenimizin yüzde 40'ı mevcut siyasi partilerinden memnun değil. Bizim bir an önce 'Bu yüzde 40 neden bizden memnun değil?' diyerek kendimize çeki düzen verip meselemize bakmamız lazım. Kürsülerde bağırarak, küfür ederek, hakaret ederek meseleler çözülebilse hep beraber sabah kalkıp yapalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefetin demokratik kurallar içerisinde kullanabileceği çok büyük yöntemler vardı. Neden bunu tercih etmediler ve kürsü işgali bunu bilmiyorum; ama görüntüler çok hoş olmadı. Çünkü siyasette bir tutarlılık olması gerekir. Grup başkanvekilleri aynı zamanda genel başkanın vekilleridir, yani söyledikleri her cümle genel başkanı bağlar. Arka tarafta sigara böreği yiyeceksiniz, ön tarafta Mahmut Tanal'ı dövdüreceksiniz; bu iki yüzlü siyaset CHP'nin geleneğinde olmayanın bir siyasetidir. TBMM bir ring alanı değildir, insanların birbirlerine saldırma alanı değildir. Çıkarsınız kürsüye, kürsüde meramınızı en sert şekilde anlatırsınız" ifadelerini kullandı.

Uğur Mumcu, katledilişinin 33. yılında Mudanya’da anıldı Haber

Uğur Mumcu, katledilişinin 33. yılında Mudanya’da anıldı

Mudanya Belediyesi, demokrasi, aydınlanma ve basın özgürlüğü mücadelesinin simge ismi gazeteci-yazar Uğur Mumcu’yu katledilişinin 33’üncü yılında düzenlediği programla andı. “Susturamazlar” temasıyla düzenlenen program Uğur Mumcu belgeseli gösterimiyle başladı. Mumcu Ailesi adına programa bir video mesaj gönderen Uğur Mumcu’nun kızı, um:ag Yönetim Kurulu Üyesi Özge Mumcu, babasının 1975 yılında yazdığı ‘Çağın Suçu’ yazısından bir bölüm okudu. Mumcu, “Türkiye’nin daha iyi günler yaşayacağına dair umudumuzu korumaya devam ediyoruz. Sizler de umudunuzu korumaya devam edin” dedi. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın moderatörlüğünde düzenlenen söyleşide siyasetçi, Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ile gazeteci-yazar Sedat Ergin, Mumcu cinayetini ve dava sürecini ele aldı. “MUMCU’NUN MİRASI SORU SORMAKTIR” Uğur Mumcu’nun zeki, cesur ve büyük bir Atatürkçü olduğunu söyleyen Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, “Uğur Mumcu’nun asıl mirası, rahatlatan cevaplar değil; rahatsız eden sorulardır. Ve belki de onu anmanın en sahici yolu şudur: Bir gün, bir yerde, herkes sustuğunda bile soru sormak ve gerçekleri konuşmaktır.” dedi. “ÇALIŞKANDI, DİSİPLİNLİYDİ, ÖNCÜYDÜ” Ergin ise Uğur Mumcu’nun araştırmacı gazeteciliğin Türkiye’de önem kazanmasında öncü rol oynadığını vurguladı. Ergin şöyle konuştu: “Çok disiplinli ve çok çalışkandı. Mumcu devlet içindeki yolsuzluk, uyuşturucu, silah kaçaklığı ile ilgili karanlık ilişkileri ilk kez ortaya çıkarmış ve belgeleriyle ortaya koymuştur. Tarikatların siyasetle ve ticaretle olan ilişkileri de Uğur Mumcu gazeteciliğinin odaklandığı alanlardan biriydi.” Ergin, 33 yıldır faillerin bulunamadığına dikkat çekerek “Yoldan geçenlere sorun, ‘Uğur Mumcu davasının hala devam ettiğini biliyor musun’ diye? Binlerce insan o gün Ankara’daki adliyenin önünde toplanabilir.” Bu çağrının üzerine Başkan Dalgıç, “Karanlıkta kalan bu cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılması talebimizi haykırmak için ben de 9 Şubat’ta Ankara’da olacağım. Adalet arayışımıza güç vermek isteyen herkesi Ankara’da görülecek bu duruşmada bizimle birlikte olmaya davet ediyorum” dedi. Uğur Mumcu’nun susturulamadığını söyleyen Karayalçın da “Cumhuriyet’e karşı olanlar, Atatürk’e karşı olanlar, laikliğe karşı olanlar, Uğur Mumcu’nun katilleridir. Failleri biliyoruz. O yüzden değerlerimize sahip çıkmalıyız.” diye konuştu.

Zehir tacirlerine dev darbe! Yüksekova kırsalında neredeyse 1 ton uyuşturucu Haber

Zehir tacirlerine dev darbe! Yüksekova kırsalında neredeyse 1 ton uyuşturucu

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Yüksekova kırsalında 771 kilogram skunk, 10,5 kilogram eroin, 78,5 kilogram metamfetamin olmak üzere toplam 860 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi" dedi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Hakkari’de jandarma ekipleri tarafından düzenlenen operasyona ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Operasyonda 860 kilogram uyuşturucu maddesi ele geçirildiğini aktaran Bakan Yerlikaya, "Uyuşturucuyla mücadele kapsamında Hakkari’de jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonda 860 kilogram uyuşturucu madde ele geçirdik. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı ve Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat ve Narkotik Şube ekiplerince yapılan istihbari çalışmalara istinaden ‘uyuşturucu madde imal veya ticareti’ suçunun ortaya çıkarılması ve uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi maksadıyla Yüksekova kırsalında 771 kilogram skunk, 10,5 kilogram eroin, 78,5 kilogram metamfetamin olmak üzere toplam 860 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Uyuşturucuyla mücadele, yalnızca bir iç güvenlik meselesi değildir; bu mücadele küresel bir güvenlik mücadelesidir. Daha önce de ifade ettim. Biz, uyuşturucuya topyekun savaş açtık. Bu savaşı da sadece ülkemiz adına değil, insanlık adına sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla bir hedef koyduk: O hedef ülkemizi uyuşturucuya karşı aşılmaz, erişilmez bir kale haline getirmektir. Emeği geçenleri tebrik ederim" dedi.

Ümit Özdağ’dan erken seçim tarihi: "Kasım 2027’de hesap sandıkta sorulacak" Haber

Ümit Özdağ’dan erken seçim tarihi: "Kasım 2027’de hesap sandıkta sorulacak"

EKONOMİK BUHRAN VE "61 BİN LİRALIK PARFÜM" ÖRNEĞİ Türkiye'nin dokuz yıldır ağır bir ekonomik krizden geçtiğini ve bunun artık bir "buhran" olduğunu belirten Özdağ, toplumun yüzde 85’inin fakirleştiğini ifade etti. İstanbul'daki saha çalışmalarından bir örnek veren Özdağ, şu ifadeleri kullandı: "İstanbul'da bir parfümeride işlerin nasıl olduğunu sordum. Fiyat aralığının 800 lira ile 61 bin lira arasında olduğunu söylediler. 61 bin liralık parfüm alanlar harcamada sıkıntı çekmiyor çünkü o küçük azınlık, büyük çoğunluk fakirleşirken haksız kazançla zenginleşmeye devam ediyor." Özdağ ayrıca, hükümetin 2026 yılında fakirliği aşacak bir hamlesi olmadığını savunarak, Kasım 2027’nin muhtemel bir erken seçim tarihi olacağını iddia etti. "SESSİZ SAVAŞ" VE ORGANİZE SUÇ İSTATİSTİKLERİ Türkiye’nin Avrupa’da organize suç örgütleri sıralamasında birinci, dünyada ise 14. sırada yer aldığını belirten Özdağ, uyuşturucu ve sanal kumardan 200 milyar dolara yakın kara para ekonomisi oluştuğunu söyledi. Bu durumu Türk gençliğine karşı bir "sessiz savaş" olarak nitelendiren Genel Başkan, Zafer Partisi'nin "Tertemiz Türkiye Projesi" ile bu çeteleri tasfiye edeceğini vurguladı. TERÖRLE MÜCADELEDE "İMHA" VURGUSU "Terörsüz Türkiye" tartışmalarına da değinen Ümit Özdağ, terörün pazarlıkla değil, örgütün yok edilmesiyle biteceğini savundu. Özdağ'ın terörle mücadele konusundaki net mesajı şöyle oldu: Pazarlık Değil İmha: Terörsüz Türkiye, Abdullah Öcalan veya diğer terör elebaşları muhatap alınarak değil, bunlar imha edilerek sağlanır. Devlet Yapısının Korunması: Terörle mücadele, devletin milli üniter yapısını tahrip ederek değil, kuruluş felsefesi üzerinde devam ederek ve terörü ezerek olur. Çok Uluslu Yapıya Ret: Türkiye'nin çok uluslu veya ademi merkeziyetçi bir yapıya sürüklenmesine izin verilmemelidir.

Erdoğan’dan medya eleştirilerine yanıt: "Vatandaşın çilesini ekrana taşımak gazetecilik görevidir" Haber

Erdoğan’dan medya eleştirilerine yanıt: "Vatandaşın çilesini ekrana taşımak gazetecilik görevidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da yaşanan su sorunu hakkında, "Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen TRT Genç kanalının açılışına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, "İslam aleminin leyle-i miracını tebrik ediyor, bu mübarek gecenin sizlerle birlikte tüm insanlığa hayırlar getirmesini, huzura vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" diyerek İslam aleminin Miraç Kandili'ni kutladı. "TRT GENÇ TELEVİZYON KANALIMIZIN GENÇLERİMİZE, AİLELERİMİZE, MEDYAMIZA VE MİLLETİMİZE HAYIRLI OLMASINI CANI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM" TRT Genç'in yayına hazır hale gelmesine katkı sunan herkesi tebrik eden Erdoğan, "Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç televizyon kanalımızın gençlerimize, ailelerimize, medyamıza ve milletimize hayırlı olmasını canı gönülden tebrik ediyorum. Yine bu vesileyle 31 Ocak'ta yayın hayatına başlamasının 56. yıl dönümünü kutlayacak olan TRT televizyonunu da tebrik ediyor, tüm TRT çalışanlarımıza başarılarla dolu daha nice yıllar diliyorum" diye konuştu. "TRT ARŞİV’DE O ESKİ YILLARA AİT KESİTLERİ SEYRETTİKÇE NOSTALJİ İLE BERABER TÜRKİYE'NİN VE DÜNYANIN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNİ DE TEKRAR HATIRLIYORUZ" TRT’nin Türkiye'nin hem belleği hem de geleceği olduğunu söyleyen Erdoğan, "TRT muhabirleri, TRT kameramanları kimi zaman canlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye'yi dünyadan, dünyayı Türkiye'den haberdar ettiler. Babalarımızın kulakları her akşam ajanslardaydı. Biz de Türkiye'yi ve dünyayı uzun yıllar TRT'den takip ettik. Sadece habercilikte değil, diziden belgesele, sinema filmlerinden spora, kültüre, sanata, müzeye kadar her alanda TRT hayatımızda vazgeçilmez bir konuma sahip oldu. Bizim kuşak ve bizden sonraki nesil TRT ile büyüdü. Eğer böyle dersek herhalde abartılı bir cümle kurmuş olmayız. Zaman zaman TRT Arşiv’de o eski yıllara ait kesitleri seyrettikçe nostalji ile beraber Türkiye'nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini de tekrar hatırlıyoruz. Kamu yayıncısı kimliği ile TRT bugün de çok önemli bir misyon üstleniyor. Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bir dönemde TRT hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verirken iyiyi, doğruyu, hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı milli değerlendirmelerimizin özellikle bir seti olarak karşımızda bulunuyor. Bugün açılan TRT Genç kanalımızı bu çabaların gençlerimize uzanan en somut tezahürlerinden biri olarak görüyorum. TRT Çocuk ile yıllardır miniklerimize yönelik yayın yapan, dijital içerik üreten kurumumuzun şimdi de gençlerimizi sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "DİZİLERDEN SİNEMA FİLMLERİNE, ÇİZGİ FİLMLERDEN OYUNLARA VE OYUNCAKLARA KADAR İLGİLİ İLGİSİZ HER YERE ÖZENLE YERLEŞTİRİLEN KARAKTERLERLE ÇARPIK İLİŞKİLER ÖZENDİRİLİYOR" Konuşmasında kültür savaşlarının muharebe alanlarından birinin de aile olduğunun altını çizen Erdoğan, "Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor. TRT'nin gerek geleneksel gerekse Tabii gibi dijital mecralarda aile odaklı temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız: Bizim için TRT'nin başarısı ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır. Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç ile bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine inanıyorum. Bilimden teknolojiye, kültür, sanattan spora, tarihten güncel hayata geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımız gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacaktır" diye konuştu. "UYUŞTURUCU, ALKOL, SANAL BAHİS, KUMAR VE SİGARA BAĞIMLILIĞI MİLLİ BÜNYEMİZ AÇISINDAN TERÖR KADAR, HATTA TERÖRDEN DAHA ZARARLI BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR" Bağımlılığın çağın vebası olduğunu ve TRT Genç’in bu bağımlılıkla mücadelede önemli bir rol oynayacağını belirten Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor. Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor. Oyunlaştırma stratejisi dolayısıyla neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi. Eğlence için vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar, bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor. Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmekte. Gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında bu illetler geliyor. Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim, meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz. Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur" ifadelerine yer verdi. "BAĞIMLILIK ÖYLE BİR BELA Kİ EMNİYET TEDBİRLERİ TEK BAŞINA YETERLİ OLMUYOR" Toplumu saran bağımlılık gibi tehlikelerin farkında olduklarını ve bununla mücadele için gerekli her türlü adımı atacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız. Şüphesiz medyada asıl görev kamu yayıncımız olan TRT'mize, yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli, bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz. Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT'mizin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak evsafta özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum." "TÜRKİYE'NİN BAŞKENTİNDE YAŞAYAN MİLYONLARCA VATANDAŞIMIZ KIŞIN ORTASINDA HAFTALARCA SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLDİ" Türkiye’de yapılan her iyi işi taşlayan ve bundan keyif alan bir kitlenin var olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fil dişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler. Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT'miz de zaman zaman nasibini almaktadır. TRT'mizin 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor. Bakınız buna en son Ankara'nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026'nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar" diye konuştu. "GECENİN AYAZINDA VATANDAŞI ELİNDE SU BİDONLARIYLA SIRAYA SOKANLAR MI SUÇLU YOKSA BUNU HABERLEŞTİRENLER Mİ SUÇLU?" Ankara’daki su sorununu haberleştiren basın kuruluşlarına yönelik yapılan eleştirileri gündemine alan Erdoğan, "Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Fakat her işleri gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Dün bir tanesi çıkmış. Kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT'yi suçluyor, Anadolu Ajansımızı suçluyor. Özel televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı, yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya, şıracının şahidi bozacı. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korusuna bizim buradan şunları sormamız lazım: Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu? Kabahat kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlar da mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlar da mı? Basının görevi kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermek. Allah aşkına bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz? Gazetecileri niçin tehdit ediyor, görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi layıkıyla yapsanıza" ifadelerine yer verdi. Muhalefetin basına bakış açısının tutarlı olmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da ibretle takip ettiğine inanıyor, bunları aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum. Onlar ne derse desin biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. TRT'mizde, Anadolu Ajansımızda, İletişim Başkanlığımızda ve diğer tüm kuruluşlarımızla hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz. TRT'mizin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın katıldığı programda yerli ve milli üretim olan ‘Robogenç’ isimli robot, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TRT Genç’in kumandasını takdim etti. Erdoğan’ın tuşa basmasının ardından TRT Genç, 'Gelecek Sensin' sloganıyla yayın hayatına başladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.