SON DAKİKA
Hava Durumu

#Vakıf Üniversiteleri

Söz Bursa - Vakıf Üniversiteleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vakıf Üniversiteleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bedelli askerliğe yüzde 25 zam: Yeni ekonomi paketi yasalaştı! Haber

Bedelli askerliğe yüzde 25 zam: Yeni ekonomi paketi yasalaştı!

Ekonomiye ilişkin düzenlemeleri ve bedelli askerlikle ilgili maddeyi de içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda, ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Kanunla, Gelir Vergisi Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Kanuna göre, her türlü şans ve bahis oyunlarına ilişkin verilen ilan ve reklam giderleri, gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecek. Ayrıca, Yükseköğretim Kanunu'ndaki düzenlemeyle beraber, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları kurumlar vergisi muafiyetinin kapsamı dışında tutulacak. Katma Değer Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle ise, Cumhurbaşkanı tarafından vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumlarına bağlı hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarına sağlanan Katma Değer Vergisi istisnası kaldırılıyor. Serbest Bölgeler Kanunu'ndaki değişiklikle ise, serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satışından elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden istisna olacak. İşsizlik Sigortası Kanunu'ndaki değişiklik ile işsizlik sigortası primindeki yüzde 1 devlet payını yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye yetkili Cumhurbaşkanı olacak. Ayrıca Doğal Gaz Piyasası Kanunu'na, Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi'ne (BOTAŞ) ilişkin geçici madde ekleniyor. Kanuna göre, BOTAŞ'ın, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geldiği halde ödenmemiş her türlü vergi, fon ve paylar, idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizi borçları BOTAŞ'ın Hazine'den görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Ticaret Bakanlığı tarafından terkin edilecek. Bu kapsamda mahsuba konu olacak borçlara bu hükmün yayımlandığı tarihten sonra feri alacak hesaplanmayacak. BOTAŞ'ın, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödemesi gereken her türlü vergi, fon ve paylar, BOTAŞ'ın Hazine'den 31 Aralık 2026 sonuna kadar oluşan veya oluşacak görevlendirme alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Ticaret Bakanlığınca aylık olarak terkin edilecek ve terkin edilecek her türlü vergi asıllarına ilişkin feri alacak hesaplanmayacak. Yapılacak mahsup işlemine konu görevlendirme bedeli hesaplamasında BOTAŞ'ın muhasebe kayıt ve belgeleri esas alınacak. Görevlendirme uygulamasının son bulmasını müteakip Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nde öngörülen teşebbüslerin uygulayacakları fiyatlar ve görev zararı uygulamasına ilişkin usule uygun yapılan inceleme sonucunda hesaplanan görevlendirme bedelinin Ticaret Bakanlığınca yapılan terkin tutarlarından az olduğunun tespit edilmesi halinde BOTAŞ tarafından yükümlülükler faizsiz yerine getirilecek ve söz konusu tutar genel bütçeye gelir kaydedilecek. Hüküm kapsamında yapılacak mahsup ve terkin işlemleri, terkin kararı alınması nedeniyle mahsup edilecek tutarlar dışında kalan görevlendirme bedellerinin ödenmesine engel teşkil etmeyecek, idarenin bu bedellere ilişkin ödeme yetkisini ortadan kaldırmayacak veya zamanını sınırlandırmayacak. BOTAŞ'ın Hazine'den olan görevlendirme bedeli alacağı tutarını tespit etmeye ve mahsup suretiyle yapılacak terkin işlemlerini belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkili olacak. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle beraber, engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan ortopedik engellilerden ortopedik engelleri nedeniyle hakkında sürücü belgesi alamayacağına karar verilen engelli bireylere de Kanun kapsamında belirlenen taşıtların ilk iktisabında 10 yılda bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV istisnası uygulanacak. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'da defterdarın görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre, defterdar, bulunduğu ilde Hazine ve Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olup, bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulmasından görevli ve sorumlu olacak. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "prime esas kazançlar" hükmüne ilişkin düzenleme yapılıyor. Kanuna göre, ayni yardımlar, ölüm, doğum, evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler, keşif ücreti, kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, işverence iş yerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 lirasına kadar olan kısmı, prime esas kazanca tabi tutulmayacak. Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu'nun ilgili fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak. Bu şekilde hesaplanan tutarın yüzde 5'ini aşmayan kesirler dikkate alınmayacak. Kanunla, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, kurum kazancının tespitinde her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri, gider olarak kabul edilmeyecek. BEDELLİ ASKERLİKTE TAHSİL EDİLECEK TUTAR YÜZDE 25 ARTIRILIYOR Kanunla, bedelli askerlik yapmak üzere başvuranlardan tahsil edilecek tutar yüzde 25 artırılıyor. Askeralma Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, istekli ve askerliğe elverişli olanlardan Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı dikkate alınarak Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek sayıda yükümlü, 300.000 gösterge rakamının ödemenin yapıldığı gün geçerli olan memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak bedel tutarını silahaltına alınmadan önce Bakanlıkça belirlenecek sürede peşin ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları halinde askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Bedelli askerlik uygulaması kapsamında tahsil edilen tutarlar Milli Savunma Bakanlığı merkez muhasebe birimi hesabına yatırılacak. Bu tutarın 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak kısmı genel bütçeye gelir kaydedilecek, kalan kısmı Savunma Sanayii Destekleme Fonu'na aktarılacak. Ek bedel olarak tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilecek. Kanunla beraber, Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun'a eklenen geçici maddeyle, 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde yürütülen ulusal ve uluslararası projeler kapsamında üretilen konutlara ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin, Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında hak sahibi olarak kabul edilenler tarafından 31 Aralık 2026'ya kadar defaten ödenmesi halinde bu bedele, en fazla bir konut için yüzde 74, en fazla bir iş yeri için yüzde 48 oranında indirim uygulanacak. Bu çerçevedeki projeler kapsamında üretilen iş yerleri bakımından da Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'daki "emanet, ihale veya evini yapana yardım yoluyla inşa edilen veya edilecek olan binaların, afet tertiplerinden faydalananların borçları, ilgililerin geçim durumları ve bölgenin özelliği dolayısıyla bina maliyetlerini artırıcı yönden unsurların tesir derecesi göz önünde bulundurularak, zorunlu hallerde Cumhurbaşkanı kararıyla maliyet ve borçlandırma bedellerinin yarısına kadar indirim yapılabilmesine" yönelik hüküm uygulanacak. Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamındaki alanlara Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında hak sahibi olanlara verilecek konut ve iş yerlerinin borçlandırılmaları Kentsel Dönüşüm Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre yapılacak. Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun ilgili maddesi kapsamında belirlenen talep sahipleri tarafından iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedelleri teslim tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde defaten ödenmesi halinde iş yerleri için belirlenen indirim oranı uygulanacak. Düzenlemenin yürürlük tarihinden önce teslim edilen iş yerleri hakkında 6 aylık süre yürürlük tarihinden itibaren başlayacak. TBMM Genel Kurulunda teklifin görüşmeleri sırasında tabii inci veya kültür incileri, işlenmiş olsun olmasın elmaslar, kıymetli taşlar veya yarı kıymetli taşlar, sentetik veya terkip yoluyla elde edilen kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, tabii veya sentetik kıymetli veya yarı kıymetli taşların toz ve pudraları ile tabii inci veya kültür incilerinden kıymetli ya da yarı kıymetli taşlardan eşyalar için ÖTV oranının yüzde 20 olmasına ilişkin madde Danışma Kurulu kararıyla, tekriri müzakere önergesiyle yeniden ele alındı. AK Parti tarafından verilen önergenin kabul edilmesiyle bu madde çıkarıldı. Yeni düzenlemelerin kabul edilerek yasalaşmasının ardından Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ tarafından 7 Nisan Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapatıldı.

YÖK Başkanı Özvar: "Vakıf üniversitelerinde akademik personel yetersiz" Haber

YÖK Başkanı Özvar: "Vakıf üniversitelerinde akademik personel yetersiz"

TOBB Türkiye Yükseköğretim Meclisi İstişare Toplantısı, YÖK Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Toplantıda YÖK ile üniversiteler arasındaki işbirliğe dikkat çekildi. Vakıf üniversitelerindeki teknik, fiziki ve akademik problemler de toplantı da masaya yatırıldı. "VAKIF ÜNİVERSİTELERİN SORUNU AKADEMİK PERSONEL SAYISINDAKİ YETERSİZLİK" Toplantıya katılan YÖK Başkanı Erol Özvar, konuşmasında, “Elimizdeki verilere göre akademik personel sayısındaki yetersizlik, vakıf yükseköğretim kurumlarının karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır” ifadesini kullandı. YÖK'ün her bir program için gerekli asgari akademik personel sayısını itinayla belirlediğini ifade eden Özvar, “Eğitim öğretim faaliyetlerinin sağlıklı yürütülmesi, ilgili programın yetkinlik ve kazanımlarının alanından hocalar tarafından öğrencilere verilmesi, eğitim süreçlerinin kalitesi ve sürdürülebilirliği bakımından önem arz etmektedir” diye konuştu. "ÖĞRETİM ELEMANLARININ BAŞKACA KURUMLARDA SGK KAYDININ BULUNDUĞU DİKKAT ÇEKİCİ VERİLERDİR" Özvar, akademik programlardaki öğretim elamanı sayısının ve uzmanlık alanının önemini vurgulayarak, “Kurulumuz tarafından belirlenen asgari öğretim elemanı sayısının bazı programlarda sağlanmadığı, öğretim elemanlarının verdikleri derslerle uzmanlık alanlarının uyumlu olmadığı veya vakıf yükseköğretim kurumlarında tam zamanlı çalışan öğretim elemanlarının aynı zamanda başkaca kurumlarda SGK kaydının bulunduğu gibi tespitler kayıtlara geçmiş dikkat çekici verilerdir” şeklinde konuştu. Özvar, vakıf yükseköğretim kurumlarının akademik personel eksikliğini muhakkak doldurması gerektiğinin de altını çizerek, bu konuda gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması gerektiğini de söyledi. "VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE GÖREV YAPAN AKADEMİSYENLERİN DEVLET ÜNİVERSİTELERİNDEKİ AKADEMİSYENLERİN MAAŞLARINDAN AZ OLMAMALI" YÖK Başkanı Özvar, vakıf üniversitelerinde akademisyenlerin aldığı ücretlere işaret ederek, şunları kaydetti: “Bilindiği üzere, vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin ücretlerinin, 2547 sayılı Kanun'un ek 8. maddesi uyarınca, devlet üniversitelerinde aynı unvanda çalışan akademisyenlerin maaşlarından az olmaması gerekmektedir. Akademik personelin maaşları ve diğer haklarının zamanında ve eksiksiz bir şekilde ödenmesi hem kurumsal itibar hem de eğitimin kalitesi açısından hayati önemi haizdir. Bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesini beklediğimizi ve konuyu dikkatle takip etmeye devam edeceğimizi bir kez daha ifade etmek isterim.” "KARŞILAŞTIĞIMIZ SORUNLARDAN BİRİ ÖĞRENİM ÜCRETLERİNE YAPILAN YÜKSEK ORANLI ZAMLAR" Özvar, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Başkanlığımıza yapılan başvurular ve gerçekleştirilen denetimlerde, sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan birini de öğrenim ücretlerine yapılan yüksek oranlı zamlar oluşturmaktadır. Zaman içinde maliyet artışları yaşandığı ve bunun vakıf yükseköğretim kurumları üzerinde bir baskı oluşturduğu bizlerin de malumudur. Fakat, vakıf yükseköğretim kurumlarının kar amacı güdemeyeceklerine ilişkin mevzuat düzenlenmesi de dikkate alındığında, bu maliyetlerin üniversite yönetimlerince verilen taahhütlere güvenerek tercihte bulunan öğrencilere yüklenmesi eğitim-öğretimin sürdürülebilirliği ve kurumlarının güvenirliliği gibi ilkeleri olumsuz yönde etkilemektedir. Her şartta, öğrencilerin mağdur edilmemesi hepimizin birinci önceliği olmak zorundadır.” TIP FAKÜLTELERİNDE DENETİM Tıp fakültelerindeki fiziki ve teknik gereksinimlerin tartışma konusu olduğunu söyleyen Özvar, şu ifadelere yer verdi: “Tıp fakülteleri yükseköğretim sistemimizin en önemli bileşenlerinden biridir. Hali hazırda 32 vakıf üniversitemiz bünyesinde aktif tıp programı bulunmaktadır. Tıp fakültelerinde tıp eğitimi, dönemlere göre teorik ve uygulamalı eğitimlerden oluşmaktadır. Verilen eğitimle tıp fakültesi öğrencilerinin asgari bilgi, beceri ve yetkinliklerle donanımlı olarak mezun olmalarını sağlamak esastır. Bu çerçevede, tıp fakültesi kontenjan sayılarına göre ihtiyaç duyulan derslik, laboratuvar, kütüphane gibi eğitim alanlarının fiziki imkanları ile anabilim dalları bazında gerekli öğretim üyesi sayısı ve dağılımına ilişkin asgari kriterler kesin bir şekilde belirlenmiştir. Tıp fakültelerine yönelik bütün denetimler bu kriterler kapsamında takip edilmektedir.” "TIP FAKÜLTESİ BULUNAN VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİN KENDİ HASTANELERİNİN OLMASI ŞARTI GETİRİLMİŞTİR" YÖK Başkanı Erol Özvar, konuşmasına şöyle devam etti: “Ayrıca tıp eğitiminin önemli bir parçası olan uygulama eğitiminin de en iyi şekilde verilmesi ve takip edilmesi önem arz etmektedir. Malumunuz olduğu üzere, kanun düzenlemesi ile tıp fakültesi bulunan vakıf üniversitelerinin kendi hastanelerinin olması şartı getirilmiştir. Eğitim hastanelerinin veya sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin -hasta potansiyeli, vaka sayısı ve çeşitliliği, ilgili branştaki hastaya gözlem altında tıbbi müdahale yetkinliklerinin kazandırılması dahil bir tıp fakültesi öğrencisinin mezun olması için gereken şartları ve asgari yeterlilikleri karşılaması gerekmektedir.” VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİN TIP FAKÜLTELERİNDEKİ ŞİKAYETLER Özvar, “Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki yapılan yerinde inceleme ve denetimlerde, özellikle iş birliği yapılan özel hastanelerde vaka sayısı ve çeşitliliğinin yetersiz olduğu, öğrencilerin hasta başı eğitimlerini yeterince aktif gerçekleştiremediği ve hastanelerdeki mevcut eğitim alanlarının fiziksel şartlarının öğrenciler için uygun olmadığı, hastane yönetimleri ile üniversite yönetimlerinin uyum içerisinde çalışamadığı yönünde fevkalade şikayetler gitmektedir” diye konuştu. Vakıf yükseköğretim kurumlarının uluslararası öğrenci sayılarını artırma yönündeki çabalarını devam ettirmesi gerektiğini ifade eden Özvar, başta uluslararası fuarlar çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi gerektiğini aktardı. Özvar, vakıf üniversitelerin ulaşılabilir olması gerektiğini belirterek, internet sitelerini ve sosyal medya adreslerini uluslararası öğrencilere hitap edecek şekilde her zaman güncel ve aktif tutulması gerektiğini de vurguladı. Özvar, uluslararası öğrencilerin Türkiye'ye gelmesi kadar bunun sürdürülebilir olması gerektiğini de söyleyerek, uluslararası öğrencilerin öğrenim ücretlerine de dikkat edilmesi gerektiğini aktardı. "YAPAY ZEKA HAYATIMIZA DAHA FAZLA ENTEGRE OLUYOR" TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise açıklamasında, “Teknoloji, dijitalleşme, yapay zeka ve inovasyon her geçen gün hayatımıza daha fazla entegre oluyor. Ancak bu entegrasyon, yalnızca teknolojik araç ve altyapının sağlanmasından ibaret değildir. Eğitim sistemimizin de insan odaklı şekilde yeniden şekillenmesini mecbur kılmaktadır” ifadelerini kullandı. "ÜNİVERSİTELERİMİZ ULUSLARARASI ALANDA DA ADINDAN SÖZ ETTİREN KURUMLAR HALİNE GELMİŞTİR" Amaçlarının teknolojik gelişmelere hızla ayak uydurabilmek olduğunu ve bunu katma değere dönüştürecek donanımlı insanlar yetiştirmeyi hedeflediklerini aktaran Hisarcıklıoğlu, “Bu rekabette biz de varız diyorsak, bunu ancak; donanımlı insan gücüyle ve bu insanları yetiştirecek kurumsal ve kaliteli hizmet verebilecek yükseköğretim sektörüyle yapabiliriz. Yükseköğretim sistemimizin en dinamik ve yenilikçi unsurlarını oluşturan üniversitelerimiz, yalnızca ülkemizde değil, uluslararası alanda da adından söz ettiren kurumlar haline gelmiştir” şeklinde konuştu. Araştırma ve inovasyon alanında önemli atılımlar gerçekleştirildiğine dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, “Eğitimde sürdürülebilir bir gelişim sağlamak için, üniversitelerimizin ekonomik açıdan, hem de toplumsal sorumluluk bakımından güçlü bir yapıya kavuşması gerekmektedir. Vakıf üniversitelerimiz bu sistemin önemli bir paydaşı olarak, kamusal maliyetin önemli bir kısmını üstlenmekte, devletin taşıdığı sorumluluğu da paylaşmaktadır” değerlendirmesinde bulundu. "TOBB OLARAK, VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİN POTANSİYELİNİ EN İYİ ŞEKİLDE DEĞERLENDİREBİLMESİ İÇİN YANINDAYIZ" Hisarcıklıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz de TOBB olarak, vakıf üniversitelerinin bu potansiyelini en iyi şekilde değerlendirebilmesi için onların her zaman yanındayız. 2006 yılında kurulan Türkiye Yükseköğretim Meclisimiz, vakıf üniversitelerimiz ile kamu sektörü arasında köprü vazifesi görmektedir. Dolayısıyla Meclisimiz, özel sektörün taleplerini, kamu ile birlikte değerlendirdiği ortak bir zemindir. Sektörün gelişmesini teşvik edecek proje ve faaliyet önerilerinin geliştirildiği bir platformdur. Bu açıdan, YÖK ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu toplantıları çok kıymetli buluyorum.” YÖK'ün sektör ile işbirliğine verdiği öneme vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, “Dolayısıyla konuşmaların ardından Vakıf Üniversitelerimizin Mütevelli Heyet Başkanları ve Rektörlerimiz, sektörümüzü ileriye taşıyacak konuları YÖK Başkanımıza sunacaklar. Bu vesileyle işbirliğimizin gelişerek süreceğine inanıyorum ve bu güzel çalışma kültürünü bizlere sunan Prof. Erol Özvar hocamıza teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.