SON DAKİKA
Hava Durumu

#Venezuela

Söz Bursa - Venezuela haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Venezuela haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İran’da Mücteba Hamaney dönemi başladı, Trump resti çekti: "Hata yaptılar" Haber

İran’da Mücteba Hamaney dönemi başladı, Trump resti çekti: "Hata yaptılar"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yeni dini lideri olarak Mücteba Hamaney'in seçilmesine ilişkin , "Bence büyük bir hata yaptılar" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, ABD basınına verdiği röportajda İran'ın yeni dini lideri olarak eski lider Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'in seçilmesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi. Ali Hamaney'in savaşın başında bir hava saldırısında ölmesinin ardından Uzmanlar Meclisi'nin Hamaney'in yerine 56 yaşındaki oğlu Mücteba Hamaney'i seçmesini değerlendiren Trump, "Bence büyük bir hata yaptılar. Bunun uzun süre devam edip etmeyeceğini bilmiyorum ama bence büyük bir hata yaptılar" dedi. İRAN'IN PETROLLERİNE EL KONULMASI İHTİMALİNİ REDDETMEDİ ABD Başkanı Donald Trump, telefon üzerinden verdiği kısa röportajda İran'ın petrollerine el konulması ihtimaline ilişkin bir soruya, bu konuyu konuşmak için erken olduğu şeklinde cevap verdi. Diğer yandan böyle bir seçeneği dışlamayarak, bu konuda Venezuela'yı örnek gösteren Trump, "İnsanlar bu konuyu düşündü fakat şimdilik bu meseleyi konuşmak için çok erken" ifadelerini kullandı. Dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 5'lik kısmını gerçekleştiren İran, dünyanın dokuzuncu büyük petrol üreticisi konumunda yer alıyor. Ürettiği petrolün yüzde 80'ini Çin'e ihraç eden İran'ın petrollerine ABD tarafından el konulmasının ABD ve Çin arasında gerginliğe neden olması bekleniyor. Hafta sonu Delaware eyaletindeki Dover şehrinde İran savaşında hayatını kaybeden askerlerin cenaze törenlerine katılan Trump, burada görüştüğü asker yakınlarını "harika insanlar" olarak tanımladı. Röportajda cenaze törenine de değinen Trump, "Her zaman zor oluyor" ifadelerini kullandı.

Trump’tan Dünyayı sarsacak itiraf: "İran’daki Kürt grupların saldırılarını destekliyorum!" Haber

Trump’tan Dünyayı sarsacak itiraf: "İran’daki Kürt grupların saldırılarını destekliyorum!"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki Kürt grupların saldırıya geçmesine destek verdiğini belirterek, "Bunu yapmak istiyorlarsa bence harika, bunu tamamen desteklerim" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, bugün basına verdiği iki ayrı mülakatta İran’a ilişkin gelişmeleri yorumladı. ABD’nin savaş sonrasında İran’ın siyasi düzeninin şekillenmesinde önemli rol oynamayı planladığını ifade eden Trump, "Bu hususta büyük bir etkimiz olacak. Aksi takdirde hiçbir anlaşma yapılmayacak. Çünkü tüm bunları tekrar yapmak zorunda kalmak istemiyoruz. Halkla ve rejimle birlikte çalışacak İran’ı iyi bir şekilde inşa edebilecek, ancak nükleer silahları olmayan birinin oraya gelmesini sağlayacağız" dedi. Trump, "İran’da on yıl sonra yeniden aynı şeyleri yapmak zorunda kalmamıza yol açacak bir liderin ortaya çıkmasını istemiyorum" ifadelerini kullanarak, İran tarafının doğru seçimi yapmalarına yardımcı olmak için onlarla çalışacağını söyledi. Trump, saldırılarda hayatını kaybeden dini lider Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in pek muhtemel bir seçenek olmadığını söyledi. "ORDULARI DARMADAĞIN EDİLDİ" İran’a yönelik saldırılara da değinen Trump, "ABD’ye yönelik büyük bir tehdidi ortadan kaldırıyoruz. Üstelik bunu, daha önce kimsenin görmediği bir şekilde yapıyoruz" ifadelerini kullandı. İran’a yönelik askeri harekatın son derece kontrollü yürütüldüğünü savunan Trump, "Cerrahi şekilde hareket ediyoruz" dedi. İran’ın askeri kapasitesinin fiilen imha edildiğini vurgulayan Trump, "Donanmaları yok. Hava kuvvetleri yok. Hava tespit sistemleri yok. Hepsi yok edildi. Radarlarının hepsi yok edildi. Orduları darmadağın edildi" ifadelerini kullandı. İRANLI KÜRT GRUPLARI SALDIRIYA GEÇMEYE DAVET ETTİ İran'daki Kürt gruplarını da saldırıya geçmeye teşvik eden Trump, Kürtlerin İran'a saldırı başlatmasını desteklediğini belirterek, "Bunu yapmak istiyorlarsa bence harika. Bunu tamamen desteklerim" dedi. Muhalif Kürt güçlere hava desteği sağlanmasına ilişkin sorulara cevap vermeyi reddeden Trump, "Eğer bunu yapacaklarsa, bu iyi" diye ekledi. "HÜRMÜZ’Ü YAKINDAN İZLİYORUM" Trump, ayrıca dünya ham petrolü ve sıvılaştırılmış doğalgazının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını söyledi. İran ve Umman arasındaki dar deniz geçidine ilişkin açıklamasında Trump, "Artık donanmaları yok, bildiğiniz gibi denizin dibinde. Hürmüz’ü yakından izliyorum" dedi. "KÜBA DA DÜŞECEK" İran’daki hükümetin ABD’nin etkisiyle düşecek son hükümet olmayacağını da savunan Trump, "Küba da düşecek" dedi. ABD’nin ciddi bir ekonomik baskı uyguladığı Küba’ya ilişkin açıklamalarında Trump, "Venezuela’dan gelen bütün petrolü, bütün parayı kestik. Tek kaynakları oydu ve her şeyi kestik. Şimdi anlaşma yapmak istiyorlar" dedi. Venezuela’dan gelen petrol akışının kesilmesinin ardından ağır bir enerji krizi ve ekonomik kriz ile karşı karşıya gelen ülkeye ilişkin olarak Trump, "Yardıma ihtiyaçları var. Küba ile temas halindeyiz" ifadelerini kullandı. Küba’da yaşananların Venezuela’ya müdahale sayesinde mümkün olduğunu da sözlerine ekleyen Trump, "Küba, Küba diye 50 yıldır konuşup duruyorlardı. Bu benim için küçük bir mesele" şeklinde konuştu. "ZELENSKİY ARTIK BİR ANLAŞMA YAPMALI" Ukrayna’daki savaşa da değinen Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ilişkin hayal kırıklığını dile getirdi. Trump, "Zelenskiy artık harekete geçmeli ve bir anlaşma yapmalı" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaşı sona erdirecek bir anlaşmayı görüşmeye hazır olduğuna inandığını söyleyen Trump, Ukrayna liderinin müzakere konusunda yeterli isteklilik göstermediğini savundu. Trump, "Zelenskiy’in engel olması akıl alır gibi değil. Elinde koz yok" ifadelerini kullandı. Ukrayna’dan İran dronlarına karşı savunma konusunda yardım teklifiyle ilgili soruya Trump, "Herhangi bir ülkeden gelecek her türlü yardımı kabul ederim" dedi.

ABD’den Venezuela’ya petrol ablukası Haber

ABD’den Venezuela’ya petrol ablukası

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD basınına Venezuela’ya yönelik saldırı ve gelecekte bu ülkeye yönelik izlenecek politikaya ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’nın ABD tarafından yönetileceği şeklindeki ifadelerine açıklık getirmesi istenen Rubio, "Rejimin dayandığı şeyin anahtarı, petrolün beslediği ekonomidir. Ve şu anda petrol endüstrisi geri kalmış durumda. Çok fazla yardıma ve çalışmaya ihtiyaç duyuyor. Aynı zamanda halka hiçbir faydası olmaması ve petrol gelirlerinden gelen paranın hiçbir şekilde halka ulaşmıyor olması konusunda da böyle. Tamamı, en tepedeki insanlar tarafından çalınıyor. İşte bu yüzden bir ‘karantina’ uyguluyoruz. Şu anda yaptırımlara tabi olan petrol sevkiyatlarına yönelik bir karantina var" dedi. Bu uygulamanın ABD’nin elindeki son derece büyük bir baskı kozu olduğunu ifade eden Rubio, "Bu Venezuela halkı için daha iyi bir gelecek oluşturacak değişiklikler görülene kadar yürürlükte kalmaya devam edecek. Başkan’ın bunu söylerken işaret ettiği ‘kontrol’ bu türden bir kontroldür. Bu karantinayı sürdürüyoruz ve değişiklikler olmasını bekliyoruz. Yalnızca petrol endüstrisinin halkın yararına işletilmesi açısından değil, aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığının durdurulması, çete sorunlarının ortadan kalkması, FARC ve ELN’nin dışarı atılması ve kendi yarım küremizde Hizbullah ve İran ile yakınlaşmaya son verilmesi de dahil" dedi. "ABD ANAYASASI ÇERÇEVESİNDE ACİL TEHDİTLERE KARŞI HAREKETE GEÇME YETKİSİNE VE HAKKINA SAHİPTİR" CBS News’e konuşan Rubio, bu anlatılanların ABD askerinin sahada olması ile ilgili değil yaptırım baskısına ilişkin meseleler olduğu ve ABD’nin Venezuela’yı işgal edip etmesinin söz konusu olup olmadığı yönündeki bir soruya, "Başkan, her konuda ve bu meselelerin tamamında her zaman seçeneklerini saklı tutar. ABD Anayasası çerçevesinde ülkeye yönelik yakın ve acil tehditlere karşı harekete geçme yetkisine ve hakkına sahiptir" dedi. ABD’nin modern tarihin en büyük deniz konuşlanmalarından birini gerçekleştirdiğini belirten Rubio, "Bu konuşlanma yalnızca uyuşturucu teknelerini değil, içeri girip çıkan, yaptırıma tabii tüm gemileri durdurabilecek ve rejimin, gelir üretme biçiminin bu kısmını fiilen felç edebilecek kapasitededir. Bu yüzden, yürürlükte kalmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı. Rubio, "Şu anda gördüğünüz şey, bundan sonra ne olacağı konusunda muazzam bir baskı gücü uygulamamıza imkan tanıyan bir petrol karantinasıdır" dedi. "EN ÖNCELİKLİ HEDEFİ ALDIK" ABD’nin Venezuela’ya yönelik operasyonda başına milyonlarca ödül konulan ve halen iktidarda olan diğer isimleri niçin tutuklamadığı yönündeki soruya Rubio, "Gidip herkesi bir anda toplamak mümkün değil. Gidersiniz ve alırsınız ama beş kişiyi birden girip toplayamazsınız. En öncelikli hedefi aldık. Listedeki bir numaralı kişi ve ülkenin başkanı olduğunu iddia eden adamı aldık ve eşiyle birlikte tutuklandı" dedi. "ÜLKENİN EN BÜYÜK ASKERİ ÜSSÜNÜN ORTASINA HELİKOPTER İNDİRMEK KOLAY DEĞİL" Rubio, "Ülkenin en büyük askeri üssünün ortasına helikopter indirmek kolay değil. Kendisi bir askeri üste yaşıyordu. Üç dakika içinde indirme yapmak, kapısını kırmak, onu almak, kelepçelemek, haklarını okumak, helikoptere bindirip ülkeden çıkarmak ve bunların tamamını tek bir ABD’liyi ya da herhangi bir ABD varlığını kaybetmeden yapmak kolay bir görev değil" ifadelerini kullandı. "MEŞRU OLMASA BİLE FİİLEN İŞ BAŞINDA OLAN KİŞİ İLE BİRLİKTE ÇALIŞMAMIZ MÜMKÜN DEĞİLDİ" Rubio, ABD Başkanı Trump’ın yemin ederek başkanlık görevine başladığını söylediği Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodrguez’in ABD’ye ne gibi sözler verdiği ve ABD’nin hasımlarını ülkeden çıkarıp çıkarmayacağı yönündeki soruya, "Elbette bu konuşmaları medyada yapmayacağım. Bunlar olgun devlet adamlığı gerektiren hassas ve karmaşık meseleler. Ama hedeflerimiz aynı. Fark şu ki, geçmişte meşru olmasa bile fiilen iş başında olan kişi ile birlikte çalışmamız mümkün değildi. Onunla çalışamadık. Yaptığı hiçbir anlaşmaya sadık kalmadı ve her anlaşmayı bozdu" şeklinde cevap verdi. ABD’nin Venezuela’nın ikinci ismi Rodriguez ile çalışıp çalışmayacağı sorusuna Rubio, "İnsanlar hakkında değerlendirmelerimizi yapacağız. Biz değerlendirmeyi, geçiş sürecinde kamuoyuna yaptığı açıklamalara ve birçok durumda geçmişte yaptıklarına göre değil, bundan sonra ne yaptıklarına göre yapacağız. Yani göreceğiz" dedi.

Venezuela gerginliği: Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da ABD protestosu Haber

Venezuela gerginliği: Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da ABD protestosu

ABD ordusunun dün Venezula Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülkeden çıkarması, dünya gündeminde bomba etkisine neden oldu. Maduro ve eşinin Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edilmesinin ardından ABD’nin eylemlerini kınayan çok sayıda kişi Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da sokaklara döküldü. İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen gösterilerde ABD Başkanı Donald Trump’a tepki gösteren kalabalık, ABD aleyhinde sloganlar attı. Ben Woodward adlı gösterici, "Bu açıkça emperyalist bir saldırganlıktır. Eğer bu ülkeyi kontrol edemezlerse, yaptırımlar, tehditler ve sonunda bombalar ve adam kaçırmalarla zorbalık yaparlar. Venezuela’da gördüğümüz şey tam olarak budur" dedi. "ABD’NİN VENEZUELA’YI BOMBALAMA EYLEMİ BİR DEVLET TERÖRİZMİDİR" Londra’daki protestoya katılan Reagan Gray ise, "ABD’nin Venezuela’yı bombalama eylemi bir devlet terörizmidir. Bu, emperyalist devlet terörizmidir. Bu eylem, onların başından beri hedefledikleri şeyi gerçekleştirmek için yani demokratik yollarla seçilmiş bir yönetimin devrilmesi için yapıldı. Böylece ABD, Venezuela altınına, Venezuela petrolüne ve kaynaklarına el koyabilecekti" şeklinde konuştu. "VENEZUELA’NIN MADEN ZENGİNLİKLERİNİ SÖMÜRMEK İSTİYORLAR" Yunanistan’ın başkenti Atina’daki protesto gösterisinde ise "Latin Amerika’da ABD hegemonyasını tamamlama planı hayata geçiriliyor" vurgusu yapıldı. Protestoya katılan Yannis Simopoulos, "Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmeyi amaçladıklarını iddia etseler de niyetleri açık. Başkan Trump’ın bizzat kendisinin de söylediği gibi, Venezuela’nın maden zenginliklerini sömürmek istiyorlar" ifadelerini kullandı. ABD ordusunun dün Venezula Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülkeden çıkarması, dünya gündeminde bomba etkisine neden oldu. Maduro ve eşinin Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edilmesinin ardından ABD’nin eylemlerini kınayan çok sayıda kişi Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da sokaklara döküldü. İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen gösterilerde ABD Başkanı Donald Trump’a tepki gösteren kalabalık, ABD aleyhinde sloganlar attı. Ben Woodward adlı gösterici, "Bu açıkça emperyalist bir saldırganlıktır. Eğer bu ülkeyi kontrol edemezlerse, yaptırımlar, tehditler ve sonunda bombalar ve adam kaçırmalarla zorbalık yaparlar. Venezuela’da gördüğümüz şey tam olarak budur" dedi. "ABD’NİN VENEZUELA’YI BOMBALAMA EYLEMİ BİR DEVLET TERÖRİZMİDİR" Londra’daki protestoya katılan Reagan Gray ise, "ABD’nin Venezuela’yı bombalama eylemi bir devlet terörizmidir. Bu, emperyalist devlet terörizmidir. Bu eylem, onların başından beri hedefledikleri şeyi gerçekleştirmek için yani demokratik yollarla seçilmiş bir yönetimin devrilmesi için yapıldı. Böylece ABD, Venezuela altınına, Venezuela petrolüne ve kaynaklarına el koyabilecekti" şeklinde konuştu. "VENEZUELA’NIN MADEN ZENGİNLİKLERİNİ SÖMÜRMEK İSTİYORLAR" Yunanistan’ın başkenti Atina’daki protesto gösterisinde ise "Latin Amerika’da ABD hegemonyasını tamamlama planı hayata geçiriliyor" vurgusu yapıldı. Protestoya katılan Yannis Simopoulos, "Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmeyi amaçladıklarını iddia etseler de niyetleri açık. Başkan Trump’ın bizzat kendisinin de söylediği gibi, Venezuela’nın maden zenginliklerini sömürmek istiyorlar" ifadelerini kullandı.

Bahçeli’den Venezuela çıkışı: Bu senaryoyu Türkiye’den tanıyoruz Haber

Bahçeli’den Venezuela çıkışı: Bu senaryoyu Türkiye’den tanıyoruz

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin bugün Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicolas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ABD’nin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin CNN Türk televizyonuna yaptığı değerlendirmesini paylaştı. Bahçeli değerlendirmesinde, "ABD'nin bugün Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicholas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bazı yayın organlarında ise bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır. Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz 2016'da Türk milletinin iradesi ile netice alamayan ABD, bugün Venezuela'da benzer bir girişimde bulunmuştur. Konunun bu yönünün yayın ve yorumlarda ele alınması, yöntemdeki benzerliğin kamuoyunun dikkatine sunulması daha doğru olacaktır" ifadelerini kullandı.

AK Parti sözcüsü Çelik’ten Venezuela ve muhalefet tepkisi Haber

AK Parti sözcüsü Çelik’ten Venezuela ve muhalefet tepkisi

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından gündeme dair açıklamalarda bulundu. Açıklamasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti’nin her zaman uluslararası hukukun, ülkelerin meşru egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunucusu olduğunu ifade etti. ‘Yönetimlerin meşruiyetinin halk iradesine dayandığı’ ve ‘bir ülkede meşru yönetim değişiminin sadece o ülkenin halkına ait demokratik bir hak olduğu’ gibi ilkelerin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin siyasi hayatının ekseni olduğuna vurgu yapan Çelik, "Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi yolcuğunun en büyük yol arkadaşı siyasi meşruiyettir. Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela’daki olaylarla ilgili olarak bakışımız bu ilkeleri esas almaktadır. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz" dedi. "Özgür Özel’in ve kimi muhalefet liderlerinin dünyayı sarsan bir olayda Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması vahim ve sağlıksızdır" Açıklamasında siyasi meşruiyete güç odaklarının gözünden değil, güç odaklarına siyasi meşruiyet merceğinden baktıklarını aktaran Çelik, "Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin ‘siyasi tapusu’ sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. ‘Meşru egemenlik’ sadece o ülkenin halkının inşa edeceği bir iradedir; dışardan dayatılamaz. Uluslararası düzenin ve uluslararası hukukun varlığı da bunun için gereklidir. Cumhurbaşkanımız bu prensiplerin en güçlü savunucusudur. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ve muhalefetteki kimi genel başkanların dünyayı sarsan bir olay karşısında akıllarına ilk gelenin Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması son derece vahim ve sağlıksızdır. Bu muhalefet odakları dış politikada tek bir olayı bile yönetmemiştir, böyle bir tecrübeleri yoktur. Dış politikadan anladıkları tek şey Türkiye’yi şikayet etmek, gelişmeleri ancak iş işten geçtikten sonra anlamak ve kriz yönetmeyi retorik üretmek zannetmektir" ifadelerine yer verdi. Türkiye’de muhalefetin niteliksiz ve dar siyaset koridorlarına sıkışmaması gerektiğin vurgulayan AK Parti Sözcüsü Çelik, dünyanın sarsıldığı bu zamanlarda herkesin sağduyu ile hareket etmesi, sorumlu davranması ve söylenen sözlerin Türkiye’nin yoluna hizmet etmesine özen göstermesini vurguladı. "Cumhurbaşkanımız ‘kendi sözüne hakimdir’ ve bu özelliğe sahip dünya liderlerinin önde gelenlerindendir" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küresel krizlerin en usta yöneticilerinin başında geldiğini kaydeden Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız küresel krizlerin en usta yöneticilerinin başında gelmektedir. Hakkı söylemekten geri durduğu ya da haksızlığa göz yumduğu da görülmemiştir. Cumhurbaşkanımızın hangi sözü ne zaman ve nerde söyleyeceği siyasi tecrübesinin ve kriz yönetme ustalığının bir parçasıdır. Cumhurbaşkanımız ‘kendi sözüne hakimdir’ ve bu özelliğe sahip dünya liderlerinin önde gelenlerindendir. Cumhurbaşkanımızın, siyasi meşruiyet kavramına zıt bir gelişmeyi onayladığı ya da mazur gördüğü görülmemiştir. Cumhurbaşkanımızın hangi krizi nasıl yönettiği, hangi sözü ne zaman ve ne şekilde söylediği, dünyanın her yerinde en dikkatli şekilde izlenir. Bunun sebebi, siyasi ezberlerin dışında nitelikli ve özgün bir siyasi çizgiyi inşa etme kabiliyetindendir." "Ülkemizdeki tüm siyasi odakların dünyadaki kaotik gelişmeler karşısında Türkiye için sorumlulukla ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz" Dünyanın zor zamanlardan geçtiğini ve dünyanın, giderek daha da zorlaşacak bir küresel ortamla karşı karşıya kalacağına dikkati çeken Çelik, "Bu zor zamanlarda en büyük dayanağımızın siyasi ilkelerimize daha çok sahip çıkmak olduğunu biliyoruz. Siyasi meşruiyet ilkelerimizden zerre kadar taviz vermiyoruz. Ülkemizdeki tüm siyasi odakların dış dünyadaki kaotik gelişmeler karşısında Türkiye için sorumlulukla ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Siyasi aklın gereği dünyadaki kaosa karşı iç cephemizi sağlam tutmaktır. Devlet aklının ve diplomasinin tüm imkanlarını değerlendirerek, istikametimizi daha da güçlendireceğiz. Cumhurbaşkanımızın büyük tecrübesi ve siyasi iradesiyle krizlerin yönetiminde inşa edeceği siyasi hatlar, Türkiye’nin yolunu açık tutmaya devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Maduro ve eşi New York’ta federal gözetim altına alındı Haber

Maduro ve eşi New York’ta federal gözetim altına alındı

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi, ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) tarafından yürütülen operasyon kapsamında New York’a getirildi. Manhattan’da yapılan ilk gözaltı işlemlerinin ardından çift, Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edildi. Maduro ve eşinin Pazartesi günü Manhattan’daki federal mahkemede hakim karşısına çıkması bekleniyor. ABD’li yetkililerden edinilen bilgilere göre Nicolas Maduro, Cumartesi sabahının erken saatlerinde ABD’ye ait bir helikopterle Venezuela’nın başkenti Caracas’tan alındı. Maduro, Karayip Denizi’nde güvenlik gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmayan bir noktada ABD Donanması’na ait USS Iwo Jima gemisine bindirildi. Buradan Küba’daki Guantanamo Bay Naval Base’ne götürülen Maduro, kısa süreli beklemenin ardından başka bir uçakla New York eyaletinin kuzeyinde bulunan Stewart Air National Guard Base’e sevk edildi. Üsse inişin ardından Maduro ve eşi, yoğun güvenlik önlemleri altında helikopterle Manhattan’a getirildi. MANHATTAN’DA İLK DURAK DEA GENEL MERKEZİ Maduro ve eşi, Manhattan’a ulaştıktan sonra ilk olarak ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin (DEA) New York genel merkezine götürüldü. Burada kimlik tespiti, parmak izi ve resmi gözaltı işlemleri yapıldı. DEA binası çevresinde geniş güvenlik çemberi oluşturulurken, bina giriş ve çıkışları kısa süreli olarak kontrollü şekilde kapatıldı. Yetkililer, gözaltı sürecine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, işlemlerin tamamlanmasının ardından Maduro ve eşinin Brooklyn’e sevk edilmesine karar verildi. BROOKLYN’DE FEDERAL GÖZETİM ALTINA ALINDILAR Maduro ve eşi, Manhattan’daki işlemlerin ardından Brooklyn’de bulunan New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne getirildi. Gözetim merkezinin ana girişinin kullanılmadığı, çiftin yan kapıdan yoğun güvenlik önlemleri altında içeri alındığı görüldü. Güvenlik güçleri, Maduro’nun merkeze girişinin görüntülenmesine izin vermedi. Merkez çevresinde uzun namlulu silahlarla görev yapan güvenlik personelinin yanı sıra zırhlı araçlar ve ek polis ekiplerinin konuşlandırıldığı dikkat çekti. Basın mensupları ise dar bir alanda kordon altına alınarak kontrollü şekilde görev yapabildi. Mahkeme sürecinin pazartesi başlaması bekleniyor ABD basını, Maduro ve eşinin Pazartesi günü Manhattan’da bulunan New York Güney Bölge Federal Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkarılmasının planlandığını bildirdi. Mahkeme sürecine ilişkin suçlamalar ve iddianamenin kapsamına ilişkin bilgileri ABD Adalet Bakanı Pam Bondi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. GÖZETİM MERKEZİ ÖNÜNDE KUTLAMA Maduro ve eşinin federal gözetim merkezine getirildiği haberinin duyulmasının ardından, Metropolitan Gözetim Merkezi önünde toplanan kalabalık bir grup gelişmeyi kutladı. Venezuela bayrakları taşıyan grup, ülkelerinin "diktatörlükten kurtulduğunu" savunarak sloganlar attı ve şarkılar söyledi. Göstericilerin gece geç saatlere kadar merkez önünde bekleyişi sürdü. OLAĞANÜSTÜ GÜVENLİK DİKKAT ÇEKTİ Gözetim merkezi çevresinde olağanüstü güvenlik önlemleri uygulanırken, çevredeki sokaklarda sık sık kimlik kontrolleri yapıldığı görüldü. Güvenlik kaynakları, alınan önlemlerin hem tutukluların güvenliği hem de olası protesto ve taşkınlıkların önlenmesi amacıyla artırıldığını belirtti. Maduro ve eşinin gözetim merkezine sevki sırasında beyaz zırhlı bir araçla getirildiği görüldü. Bu süreçte zırhlı aracın, güvenlik güçlerine ait araç konvoyu ve polis helikopterleri ile takip edilmesi dikkat çekti.

Macron’dan Maduro sonrası Venezuela için “barışçıl geçiş” çağrısı Haber

Macron’dan Maduro sonrası Venezuela için “barışçıl geçiş” çağrısı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Venezuela'da ABD'nin düzenlediği saldırı ve Nicolas Maduro'nun yakalanarak ülke dışına çıkarıldığı yönündeki açıklamaların ardından değerlendirmede bulundu. Macron, Venezuela'da "halk iradesine saygılı" bir geçiş çağrısı yaparken, Fransa'nın da vatandaşlarının güvenliği için teyakkuz halinde olduğunu belirtti. Macron, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Venezuela halkı bugün Nicolas Maduro diktatörlüğünden kurtuldu ve bundan ancak sevinç duyabilir. İktidarı gasp edip temel özgürlükleri çiğneyen Maduro, kendi halkının onuruna ağır bir saldırıda bulundu" ifadelerini kullandı. MACRON'DAN MADURO'NUN RAKİBİ GONZALEZ'E DESTEK Fransa Cumhurbaşkanı, Venezuela'da 2024 yılında düzenlenen seçimlere değinerek Maduro'nun rakibi Edmundo Gonzalez'e desteğini teyit etti. Gonzalez'in söz konusu seçimleri kazandığını öne süren Macron, "Önümüzdeki geçiş süreci barışçıl, demokratik ve Venezuela halkının iradesine saygılı olmalı. 2024'te seçilen Başkan Edmundo Gonzalez bu geçişi en kısa sürede sağlayabilmesini diliyoruz" ifadelerini kullandı. Macron, bölgesel temaslarına işaret ederek, "Şu anda bölgedeki ortaklarımızla görüşüyorum" açıklamasını yaptı. Fransa'nın tutumuna ilişkin ise, "Fransa özellikle bu belirsizlik saatlerinde vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak için tam anlamıyla seferber ve teyakkuzda" ifadelerini kullandı. Gelişmelerin ardından Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da bir mesaj paylaşarak, operasyonun uluslararası hukukun temelini oluşturan "güç kullanmama" ilkesine aykırı olduğunu, kalıcı bir siyasi çözümün dışarıdan dayatılamayacağını ve geleceğe Venezuela halkının karar vermesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump, Macron'un açıklamasının ekran görüntüsünü, kendi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. NE OLMUŞTU? ABD ordusu, Venezuela'da bu gece başkent Caracas ve çevresinde bazı askeri bölgelere yönelik saldırı düzenlemiş, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores'i yakalayarak ülke dışına çıkarmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, Maduro'nun ABD Donanması'na ait USS Iwo Jima savaş gemisine bindirildiğini ve ABD'ye getirileceğini bildirmişti. Washington yönetimi, Maduro ve çevresindeki isimler hakkında ABD'de uzun süredir yürüyen dosyalara işaret ederek, bu kişiler hakkında uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, yolsuzluk ve benzeri suçlamalar kapsamında federal yargı sürecinin işletileceğini duyurmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.