SON DAKİKA
Hava Durumu

#Vergi Avantajı

Söz Bursa - Vergi Avantajı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi Avantajı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkler neden Dubai’den ev alıyor? İşte milyar dolarlık yatırımın 3 sebebi Haber

Türkler neden Dubai’den ev alıyor? İşte milyar dolarlık yatırımın 3 sebebi

Dubai'deki gayrimenkul yatırımlarında Türklerin payı hızla artıyor. Uzmanlara göre yüksek kira getirisi, vergi avantajı ve yaşam standartları Türk yatırımcıları Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönlendiriyor. Son 5 yılda ise yatırımlarda rekor artış yaşandı. Emlak Yatırım Danışmanı Burak Ustaoğlu, Dubaililerden sonra en çok gayrimenkul alan milletin Türkler olduğunu belirterek, özellikle son yıllarda Dubai'ye yönelik talebin ciddi şekilde yükseldiğini söyledi. Portföy çeşitlendirme isteği, vergisiz kazanç imkanı ve güvenli yaşam koşullarının Türk yatırımcılar için belirleyici olduğunu ifade eden Ustaoğlu, yurt dışı yatırım hacminin milyar dolar seviyelerine ulaştığını kaydetti. "Refah seviyesi ve mutluluk ilgiyi arttırıyor" Dubaililerden sonra en çok gayrimenkul alan milletin Türkler olduğunu ifade eden Emlak Yatırım Danışmanı Burak Ustaoğlu, "Türklerden sonra Hindistanlılar, İngilizler, Amerikalılar geliyor. Ama milletler sırasında birçok inşaat geliştirici şirkette Türkler en üst sıraya yükselmiş durumda. Türklerin Dubai'de yatırım yapması üç temel sebebe dayanıyor. Birincisi Türkiye'de yaptıkları gayrimenkul yatırımına ek olarak bir envanter çeşitliliği oluşturmak. Yüksek kira getirisi ve değer artışında vergi olmaması ikinci en büyük sebep. Üçüncüsü ise Dubai'nin dünyanın en güvenli şehirleri arasında olması. Yatırım yapan Türklerin sayısı rekor kırıyor, yaşayan Türklerin sayısı da her geçen gün gitgide artıyor. Yatırımın en büyük sebebi yüksek yaşam standartları. İstanbul ve Dubai arasındaki en büyük fark refah seviyesi ve mutluluk. Bölgede yaşayan insanlar çok mutlu. Çünkü insanlar 5-6 aylık maaşlarıyla çok iyi standartlarda lüks araçlara binebiliyor. Dünyanın en iyi okullarının, yani Oxford gibi birçok kurumun şubeleri bugün Dubai'de yer alıyor. Çocuklar çok iyi bir eğitime sahip oluyor. Bugün Türkiye'yle de çok bir farkı yok bu eğitime ulaşmanın" şeklinde konuştu. DUBAİ'YE GÖÇ Yüksek yaşam standartları ve güvenli bir ülke olması sebebiyle Dubai'nin tercih edildiğini ifade eden Ustaoğlu, "Yönetici konumunda birçok insan Dubai ve Abu Dabi'ye transfer oluyor. Bunu kabul ediyorlar çünkü yüksek bir gelire sahipler. Ayrıca maaşlarından ya da kazançlarından çok vergi olmaması sebebiyetine de çok iyi standarttaki yaşamlarına aileleriyle beraber burada erişebiliyorlar. O yüzden de yüksek bir talep doğrultusunda buraya göç başlamış durumda. TÜİK'e göre, 2021 yılının Ocak-Kasım ayındaki yatırım 216 milyon dolarken, 2025 yılının aynı döneminde 2.61 milyar dolar oldu. Burada 12 kata çıkan bir artıştan bahsediyoruz. Yurt dışı yatırımları ciddi anlamda artıyor ve bu artışın içerisindeki en büyük pay aslında Dubai'de yer alıyor. Daha sonra da Yunanistan olarak devam ediyor. Açıklanan bir benzer veriye göre, 2020-2021 yıllarında Dubai'deki yatırım yaklaşık 200-300 milyon dolar bandındayken, 2024 yıl sonu itibarıyla bunun 3 milyar doları aştığını görmüştük. Bu rakam da gitgide devam ediyor. Yurtdışı yatırımlarının 2026 yılında 6 milyar dolar seviyelerinin üzerine çıkacağını da öngörüyoruz. Şu an resmî veriler açıklanmadı ama 5 milyar doları 2025 yılı sonu itibarıyla aştığını, 2026 yıl sonu itibarıyla da 6 - 7 milyar dolar bandında bir kapanış olacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "Dubai'de dünyada ilk defa tamamen altından oluşan bir sokak olacak" Dubai'nin dünyanın ilkleri arasında olduğunu belirten Ustaoğlu, "Birçok konuda olduğu gibi dünyada ilk defa tamamen altından oluşan bir sokak olacak. Geçtiğimiz yıllarda bunun örneği var. Yani Palm Jumeirah adası dünyanın en ikonik yapay ürünlerinden birisi ama ciddi anlamda turistik bir cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Bugün iki katı büyüklüğünde yine Dubai'de yapılıyor; Jebel Ali'yi oluşturuyorlar. Aynı şekilde Burj Khalifa'da bunu görüyoruz. Creek Harbour bölgesinde yeni bir benzeri bir yapı geliştirilmesi planlanıyor. Dünyanın en büyük AVM'si Dubai'de, yine daha büyüğünü Creek Harbour bölgesinde Dubai yapıyor. Konu ve alanlar fark etmeksizin bu alanlarda Dubai farklı ürünler geliştirmeye devam ediyor. Yine çok yakın zaman önce açıklandı; 2026 yılında dünyada ilk uçan taksinin kullanıldığı yer Dubai olacak. Yani az önce de bahsettiğimiz gibi enler hep Dubai'de gerçekleşiyor. 2026 yılı itibarıyla belirli lokasyonlar içerisinde uçan taksi hizmeti yine ilk kez Dubai'de başlıyor" diyerek sözlerini tamamladı.

Bursa TB Başkanı Özer Matlı'dan "Hindistan" uyarısı: İhracatta yapısal kırılma kapıda! Haber

Bursa TB Başkanı Özer Matlı'dan "Hindistan" uyarısı: İhracatta yapısal kırılma kapıda!

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle Türkiye açısından ciddi ticari riskler oluşturduğunu belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki yerini koruması için kapsamlı bir güncellemenin şart olduğunu vurguladı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türk ihracatçısı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın, küresel ticaretin değişen dinamikleri karşısında Türkiye’nin aleyhine bir tablo oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, özellikle AB’nin Hindistan ile imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmasının, ülke ekonomisi açısından stratejik riskler barındırdığını vurguladı. “İhracat Rakamları Tehlikenin Boyutunu Ortaya Koyuyor” Türkiye’nin ihracatında en büyük payın Avrupa Birliği ülkeleri olduğunun altını çizen Başkan Özer Matlı, ihracat rakamlarının da tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Matlı, “2025 yılında Türkiye’nin genel ihracatı 273 milyar 434 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 116 milyar 987 milyon dolarlık aslan payı doğrudan Avrupa Birliği ülkelerine yapılmıştır. Bursa özelinde ise tablonun hassasiyeti daha da artmaktadır. Bursa olarak 17 milyar 862 milyon dolarlık toplam ihracatımızın 12 milyar doları aşan kısmı AB pazarına odaklıdır” dedi. Bu rakamların, AB pazarındaki her yapısal değişikliğin sanayici ve ihracatçı üzerinde doğrudan etkisinin olduğunu gösterdiğini belirten Özer Matlı, Hindistan gibi büyük bir rakibin AB pazarında vergi avantajı elde etmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Hint Mallarının Tek Taraflı Girişi Büyük Tehdit” Hindistan menşeli ürünlerin Avrupa Birliği üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz şekilde girişini mümkün kılan anlaşmanın, yerli üretici açısından bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Başkan Özer Matlı, “Gümrük Birliği’nin mevcut ve asimetrik işleyişi çerçevesinde, AB’nin imzaladığı bu tür anlaşmalar; iş gücü maliyetleri düşük ve üretim kapasitesi yüksek ülkelerin ürünlerinin ülkemize düşük vergilerle erişimini kolaylaştırmaktadır. Buna karşın yerli üreticimiz aynı pazarlara girişte daha yüksek ticaret engelleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tablo, iç pazar dengelerini zorlamakta ve üreticimizin rekabet gücü üzerinde ilave bir baskı oluşturmaktadır. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığımız tarafından Gümrük Birliği sürecinde sorun teşkil eden başlıklara ilişkin yürütülen görüşmeler memnuniyet vericidir. Ancak mevcut risklerin büyümemesi ve üreticimizin korunması açısından sürecin daha hızlı ilerletilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Çözümün Anahtarı: Tam Entegrasyon Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin Türkiye için artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, meselenin sadece ticaret değil, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki konumu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Gümrük Birliği; tarım, hizmetler ve yatırım başlıklarının yanı sıra ulaştırma kotalarından vize serbestisine, dijital dönüşümden Yeşil Mutabakat uyumuna kadar tüm alanlarda modernize edilmelidir. Eğer bu yapı yeni nesil ticaret gerekliliklerine göre güncellenmezse, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde yapısal bir kırılma kaçınılmaz olur. Ülkemizin AB’nin ticaret ağlarına tam entegrasyonu artık bir tercih olmaktan öte, ekonomik anlamda bir zorunluluk ve sürdürülebilirlik meselesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.