SON DAKİKA
Hava Durumu

#Verimlilik

Söz Bursa - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başkan Alper Taban: "Kırsal kalkınmaya sadece destek vermiyor, yön veriyoruz" Haber

Başkan Alper Taban: "Kırsal kalkınmaya sadece destek vermiyor, yön veriyoruz"

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla açıklama yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, şehrin sahip olduğu güçlü tarımsal üretim potansiyeline dikkat çekerek üreticilerin her zaman yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. Başkan Taban, “Kırsal kalkınmayı sadece destekleyen değil, yön veren bir yerel yönetim anlayışı ortaya koyuyoruz” dedi. Sanayisiyle olduğu kadar verimli toprakları, üretken çiftçisi ve güçlü kırsal yapısıyla da öne çıkan İnegöl’de, tarım ve hayvancılık üretici-yerel yönetim iş birliğinde güçlenmeye devam ediyor. Meyve ve sebze üretiminden hayvancılığa, coğrafi işaretli ürünlerden alternatif tarım ürünlerine kadar geniş bir üretim çeşitliliğine sahip olan İnegöl, Bursa’nın ve bölgenin önemli tarım merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. TARIM VE HEYVANCILIĞA YEREL YÖNETİM DESTEĞİ İnegöl Belediyesi de ortaya koyduğu projeler ve desteklerle bu üretim gücünü büyüten çalışmaları üreticiyle buluşturuyor. Üreten Çiftçiler Kooperatifi ve Soğuk Hava Deposu projeleriyle üreticinin emeğinin korunmasına katkı sunulurken, makine ve ekipman destekleriyle üretimde verimlilik artırılıyor. Taş toplama makinesi desteği, koyun yıkama havuzu uygulaması, toprak analizleri ve arazi yolları çalışmalarıyla üreticilerin ihtiyaçlarına doğrudan çözüm üretiliyor. KIRSAL KALKINMAYI SADECE DESTEKLEYEN DEĞİL, YÖN VEREN BİR YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle şehirde tarım ve hayvancılık alanında yapılan çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve İnegöl’ün tarım gücünü anlatan Belediye Başkanı Alper Taban, tüm çiftçilerin Dünya Çiftçiler Gününü kutladı. Başkan Taban, açıklamasında şöyle konuştu: “Tarım ve hayvancılık alanında üreticilerimizin her an yanında olmaya gayret ediyoruz. Önemli destekler sağlıyor, imkanlar sunuyoruz. 2020 yılında hizmete alınan koyun yıkama havuzumuzdan 5 yılda 35 bin küçükbaş hayvan faydalandı. Düzenlenen Küçükbaş Hayvancılık Festivali ile sektörün gelişimine katkı sunduk. Öte yandan örnek kestane eğitim bahçesi, zirai ilaç dolum merkezi ve tarımsal ilaç hazırlama alanı gibi uygulamalarla modern ve bilinçli üretimi teşvik ediyoruz. Bir yandan yaban mersini, aronya, ekinezya gibi alternatif ürünleri şehrimize kazandırma adına çalışmalar yaptık. Çilek, şeftali ve Cerrah kuru fasulyesi gibi ürünlerimizi ulusal ve uluslararası alanda daha fazla duyurmak adına festivaller düzenleyerek marka değerinin artırılmasını sağladık. Fidan ve tohum dağıtımları, arı kovanı destekleri, Tarım Kitaphaneleri, eğitim seminerleri ve fuar ziyaretleriyle üreticilerin yanında olmaya devam eden bir İnegöl Belediyesi var. Kırsal kalkınmayı sadece destekleyen değil, yön veren bir yerel yönetim anlayışı ortaya koyuyoruz.” İNEGÖL ÖNEMLİ BİR POTANSİYELE SAHİP “Bu vesileyle toprağa emek veren, üretimiyle sofralarımıza bereket katan tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. İnegöl’ümüz güçlü üretim altyapısı, çalışkan çiftçisi ve bereketli topraklarıyla tarımda önemli bir potansiyele sahip. Bizler de yerel yönetim olarak üreticimizin yanında olmaya, tarımsal üretimi desteklemeye ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeye devam edeceğiz.”

"Dijital dönüşüm teknik değil, ekonomik bir konudur": TREX’ten sanayiciye kritik mesajlar Haber

"Dijital dönüşüm teknik değil, ekonomik bir konudur": TREX’ten sanayiciye kritik mesajlar

Dijital üretim alanında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle sektöre yön veren TREX tarafından, üretim yönetimine farklı bir bakış açısı getirmesi hedeflenen ‘Fabrikanı Keşfet 2026' etkinliği büyük ilgi gördü. Bursa'da bir araya gelen sanayiciler, iş adamları, teknolojiye önem veren firma yetkilileri teorik yaklaşımlardan ziyade sahadan elde edilen gerçek deneyimler elde etti. Dijital dönüşüm ve dijital üretim liderleri, sanayi ve teknolojiyi aynı zeminde buluşturarak üretim süreçlerine geniş bir perspektif kazandıracağı programda katılımcılar, farklı sektörlerden gelen başarı hikayelerini doğrudan projeyi gerçekleştiren isimlerden dinleme fırsatı buldu. TREX Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Özdemir, "Her şey, ekonomi ve finans üzerine kuruludur. Yapılan bütün bu dijital dönüşüm çalışmaların altında yatan aslında finansal ekonomiyi, işletmelerdeki finansal ekonomiyi sağlam bir zemin üzerine oturtmaktır. Biz de bu tarafta işin sadece teknik bir konu olmadığını Bunun aynı zamanda finansal, ekonomik bir konu olduğunu burada tekrar üzerine basa basa ele alıyoruz. Bunu da mevcut dünyada, mevcut konjonktürde, yapay zeka ilmiyle birlikte nelerin yapılabileceği konusunda katılımcılarımız kendi deneyimlerini paylaşacak ve kârlılıklarını nasıl sürdürülebilir kılarlar bunları öğrenmeye çalışacaklar" dedi. "FABRİKALARIN İÇERİSİNDE YATAN FABRİKALARI KEŞFETMEK İSTİYORUZ" Salondakilere seslenen İlhan Özdemir, "Fabrikayı keşfetin sebebi fabrikalarımızın içerisinde yatan fabrikaları keşfetmektir arkadaşlar. Biz bu etkinlikleri aslında 2019'da başlatmıştık. Şimdi tekrar devamını getiriyoruz. Araya pandemi girdi. TREX'in temelde iki felsefesi var arkadaşlar. Bir tanesi bilgi kaynağında doğar. Biz kurulduğumuz günden beri bilgiyi kaynağından toplamak üzere elektronik ve yazılı teknolojiler geliştirdik. Sebebi verinin bozulmadan alınıp, paketlenip, mühürlenip, saklanıp ileride karar mekanizmalarında kullanılmasını sağlamak için. Eğer veriyi gerçekten bu düsturla makinenin başında kalitecinin kalite yaptığı yerden, kontrol yaptığı yerden, bakımcının bakım yaptığı yerden, makinenin sensöründen doğduğu yerden o anda sağlıklı bir şekilde toplayıp almazsanız ve bunu yaparak kararlar üretmeye çalışırsanız muhtemelen en iyi ihtimalle tahmin yapmış olursunuz. Biz de felsefe olarak bilgimizi 10 yıllardır paylaşıyoruz. Yüzlerce işletmenin dijital dönüşüm yolculuğuna, yalın dönüşüm yolculuğuna şahitlik ettik. Onların bu dönüşüm yolculuklarında edindikleri deneyimlerden biz de faydalandık. Artık bu etkinlikler vasıtasıyla bu bilgimizi paylaşıyoruz. Çok değerli konuşmacılar bu bilgilerini paylaşıyor ve tam bir platform halinde bilge fabrikaları inşa etmek üzere kullanmak üzere sizlerin kullanımını açıyoruz" diye konuştu. "DİJİTAL DÖNÜŞÜM TEKNİK DEĞİL, EKONOMİK BİR KONUDUR" Dijital dönüşümün teknik bir konu olmadığını belirten Özdemir, "Dijital dönüşüm finansal ve ekonomik bir konudur. Sebebi işletmelerin temel amacı kârlılıklarını arttırmak, kâr etmektir. Günün sonunda bilançolarında teyit çektikleri zaman kârlı bir şirket olup olmadıkları da önemli olandır. Dijital dönüşüm temelde sürdürülebilir verimliliği sağlamak adına oluşturulan ekonomik bir yaklaşımdır. Dolayısıyla konunun aslında bundan sonrasında kesinlikle teknik bir konu olarak algılanmaması ve yorumlanmaması gerekiyor" dedi. "ÇOK ZOR BİR YILIN İÇİNDEN GEÇİYORUZ" TREX organizasyonunda katılan yüzlerce sanayici ve iş insanına Türkiye Cumhuriyeti'nin ve dünya ekonomisinin nereye doğru gittiği konusunda bilgi birikimini aktaracağını ifade eden Ekonomist ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, "Bursa önemli bir şehir biliyorsunuz. Özellikle sanayi şehri olduğu için bu programın burada yapılması benim için çok önemli. Çok zor bir yılın içinden geçiyoruz. Özellikle bu İran gerginliğiyle beraber sanıyorum bu işin uzayacağının da bilinci içerisinde davranmak ve hesabımızı ona göre yapmak zorundayız. TREX'in bu organizasyonu bence bu farkındalığı ortaya koyacağını düşünüyorum. Maalesef hayatımız artık çeşitli senaryolara uygun şekilde tasarlanmaya başlandı. Kötü senaryoyu tabii hiç konuşmak istemiyorum ama iki tane senaryomuz var. Bunlardan bir tanesi maliyetleri sırtlayacağımız ve bir şekilde yürüteceğimiz senaryo. İkincisi maalesef maliyetin çok yükseldiği ve bunun arkasından da enflasyonla alakalı problemin faiz artışıyla bile önlenemeyeceği bir yere doğru geleceği ikinci senaryoyu yaşamak istemiyoruz. İnşallah birincisiyle atlatırız" diye konuştu. "VERİYİ DOĞRU OKUYARAK HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ" Tarih boyunca yaşanan bir örnekten bahseden Prof. Dr. Emre Alkin, "İstikrarlı bir büyüme varken birileri gelip, böyle eliyle bir şeyleri bozunca bir sonraki istikrarlı büyüme bir öncekinden daha aşağıda gerçekleşiyor. Maalesef yapacak bir şey yok. Şimdi buna hazır mısınız? Niye bugün buradayız? Çarpıcı, sıra dışı, marifetli bir şey yapmak zorundayız ki, bir önceki seviyeye gelelim, hatta onu geçelim. O da daha fazla üretmek ya da bildiğimiz konvansiyonel metotla olmuyor. Veriyi doğru okuyarak olacak, onu da size söyleyeyim. O yüzden bugün buradayız" dedi. "TRUMP GELEREK OLAYI BOZDU" Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Alkin, "Trump gelerek olayı bozdu. Bu bozma işinde de size gençler özellikle bir tavsiyem var. Bozulmamış şeyleri tamir etmeye çalışmayın. Hiç kimse karaciğerim iyi çalışıyor, mükemmel olsun diye parmağını sokuşturmaz. Herkes ağrıyan yerlere elini koyar. Benden size tavsiye ağrıyan yerlere elinizi koyun. Şimdi genç patron oldunuz, patronluğunuzu göstermek istiyorsunuz. Ancak, lider olun daha iyi. Şimdi bizim boğazlarımızdan geçen mal ve petrol trafiği Panama Kanalı'ndan fazladır. Herkes Panama Kanalı'nı konuşuyor da bizim boğazlar çok iyi. Ki bizim boğazlar böyle orta büyüklükte. Diğer boğazlara bakacak olursanız, oralardan çok ciddi şeyler geçiyor. Şimdi kafanıza şunu koyun. Mal ve hizmet trafiği ile alakalı bölgelerde çatışma çıkıyorsa, politik çatışma, bu mutlaka sıcak çatışmaya dönüşür. Sıcak çatışmaları da alamazsanız büyük hesaplaşmaya döner. Tarih böyle olmuştur, tarihe dönüp bakalım. Yani otomatik olarak Trump'ın uluslararası ticareti boyunca etkilerine baktığımızda zaten bu işin bir çatışmaya dönüşeceğini, hatta bu çatışmanın da büyük hesaplaşmaya dönüşeceği görülüyor. Üçüncü diye söylemek istemiyorum. Ama büyük hesaplaşmaya doğru gideceği kesindir. Çünkü buradan sadece petrol ve doğalgaz geçmiyor. Geçen bir şey var, o da gübre. Yani bir enerji krizi varsa hemen arkasından gıda krizi gelecektir" diye ifade etti. "FABRİKAYI BİR KERE DAHA KEŞFETMEK LAZIM" Kendisine hep ‘Hocam enflasyon düşecek mi?' diye sorduklarını belirten Alkin, "Cevap veriyorum, görülmüş, rüyam tutulmuş falan var. Bu kadar teknik yani, onu size söyleyeyim. Geçen sene olsa söylerdim bir şeyler ama şu an inanılmaz şeyler oluyor. Özellikle tarımsal ürünlerde korkunç bir fiyat var ki direkt çekirdek enflasyona baskıda bulunuyor. Ama tarım dışı emtiaya bakın o da coştu. Yani şöyle bir şey, hem işler yavaşlıyor hem de maliyet yükseliyor. Dolayısıyla bizim hakikaten çarpıcı, sıra dışı, marifetli bir şeyler yapıyor olmamız lazım fabrikada. Fabrikayı bir kere daha keşfetmek lazım. Mesela 21. yüzyılın altını kesinlikle bakırdır. Böyle bakınca bir şey anlaşılmıyor. Şu ana kadar biz dünya tarihi boyunca 800 milyar metreküp bakır kullandık. 2050'ye kadar 5 katını kullanacağız. Kolay da bir şey değil, dağ taşı kazmamız falan lazım. Bu, şöyle diyeyim size, sadece yapay zeka için 1.7 trilyon kWh elektrik gerekiyor. Bunun için de bakır kablo gerekiyor. Gümüş de tabii iletken, biraz pahalı" dedi. "VATANDAŞ BENİMSEMİYORSA REÇETE TUTMUYOR" Vatandaşa sen ne kadar, ‘bak bu sana iyi gelecek' desen de reçetenin tutmadığını belirten Alkin, "Vatandaş benimsemiyorsa, reçete tutmuyor. Aynen hastaya ‘ilaç alıyor musun?' dediğinde alıyorum alıyorum diyor ama almıyor. Vatandaş ne yapıyor bugün, onu size söyleyeyim. 6 ay sonra satın alması gereken ama bugün hiç ihtiyacı olmayan malı bugünden satın alarak kâr ettiğini düşünüyor. Bir Amerikalı'ya söyledim bunu, 10 saniyede ‘enflasyon düşmez o zaman' dedi. Herif 15 saniyede anladı, bizimki 3 yıldır anlayamadı. Gerçekten bu kadar basit. Baş başayız arkadaşlar. Tek başımızayız, baş başayız. O yüzden kıymetinizi bilin. Sizin kıymetinizi bilmiyorlar, biz biliyoruz. O yüzden geldik bugün buraya. Yani anlayın ki siz feryat ettiğiniz zaman duyan olmayacak. Ben size tavsiye, kendi kendinize yetmeyi, iyice kendinize şiar edinin" dedi. "KİTLELER MANTIĞIN DEĞİL MENFAATİN PEŞİNDE KOŞUYOR" Beşeri sermayenin kalitesi artmadıkça, teknoloji istediği kadar artsın, verimin düşeceğini belirten Alkin, "Yani ne demek istiyorum? Kamera ile bizi çeken arkadaşa yeni bir kamera veriyoruz. Anlatılmazsa bu kameranın nasıl çalıştığını eskisi gibi çeker. Verim de düşer. Devlet mal ve hizmet üretenin maliyetini düşürmek için altyapı yatırımı yapar. Tek görevi budur. Trump niye seçildi diye sormayın, artık seçmen ne yapıyor biliyor musunuz? Benim nefret ettiklerimden oy verdiğim adam da nefret ediyorsa ben oy atarım diyor. Çok acayip bir yere doğru gidiyoruz. O yüzden real sektör ismi üstünde gerçeklerle yaşar. Kitleler mantığın peşinde koşmaz, menfaatinin peşinde koşar" dedi. "DİJİTALLEŞME DÜNYANIN EN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN BİRİ" Ekonomist Mert Yılmaz ise, "Ana başlığımız dijitalleşmedir. Sadece Türkiye'nin değil dünyanın en önemli başlıklarından bir tanesidir. İşin gerçekten erbapları tarafından konuşulması son derece kıymetlidir. İş dünyasının dijitalleşmeye bakışıyla ilgili bir panelin sunuculuğunu gerçekleştireceğim. Türkiye, ilgili sektörler, şirketler bu dijitalleşmenin neresindeler? Önümüzde yapılması gereken, gidilmesi gereken yol ne? Bu işin verimlilik üzerinde özellikle mavi yakalı çalışan kesim üzerindeki orta uzun vadeli etkilerini, sonuçlarını tartışacağız" şeklinde konuştu. Gün boyu süren oturumlarda, katılımcılar bilgi birikimlerini pekiştirmenin yanında, yeni bilgiler de edindi.

Tarımın öncüsü Massey Ferguson, yeni nesil teknolojileriyle Karacabey fuarı’nda Haber

Tarımın öncüsü Massey Ferguson, yeni nesil teknolojileriyle Karacabey fuarı’nda

Tarım makineleri sektörünün öncü markalarından Massey Ferguson’un Bursa’daki yetkili bayisi GSCR Global Makine (Massey Ferguson Bursa), 2-5 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 14. Bursa Karacabey Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı’nda yer almaya hazırlanıyor. Firma, fuarda en yeni teknolojiye sahip traktör ve ekipmanlarını çiftçilerle buluşturacak. Tarım sektörünün bölgedeki en önemli buluşma noktalarından biri olan Karacabey Fuarı, bu yıl da yerli ve yabancı birçok katılımcıyı ağırlayacak. Massey Ferguson Bursa, yüksek performans, yakıt verimliliği ve kullanıcı konforunu bir arada sunan ürün gamıyla fuarın dikkat çeken markaları arasında yer almayı hedefliyor. Fuar özelinde dikkat çeken kampanya Massey Ferguson Bursa, fuara özel olarak hazırladığı kampanya ile de ziyaretçilere önemli bir avantaj sunuyor. Fuar süresince satın alınan her bir traktör için satın alan müşterilere Bosna Hersek gezisi hediye edilecek. Marka, bu özel kampanya ile hem çiftçilere katma değer sağlamayı hem de fuar deneyimini daha ayrıcalıklı hale getirmeyi hedefliyor. Yeni nesil teknoloji, sahada verimlilik GSCR Global Makine, fuar boyunca sergileyeceği son teknoloji traktörler ve tarım ekipmanlarıyla çiftçilerin üretim süreçlerini daha verimli, daha ekonomik ve daha konforlu hale getirmeyi amaçlıyor. Marka, özellikle dijitalleşen tarım uygulamalarına uyumlu çözümleriyle üreticilerin değişen ihtiyaçlarına cevap veriyor. “Çiftçinin yanında olmaya devam edeceğiz” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan GSCR Global Makine Yönetim Kurulu Başkanı Adem Rondu, fuar katılımının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Karacabey Tarım Fuarı, sektörümüz için çok kıymetli bir buluşma noktası. Her yıl olduğu gibi bu yıl da çiftçilerimizle bir araya gelmenin heyecanını yaşıyoruz. Amacımız; onların iş yükünü azaltan, verimliliğini artıran ve konforunu ön planda tutan çözümler sunmak. Massey Ferguson olarak yenilikçi ürünlerimizi sahada birebir tanıtmak ve çiftçilerimizin ihtiyaçlarını doğrudan dinlemek bizim için çok değerli.” Rondu ayrıca, tarımda sürdürülebilirlik ve verimlilik odağında geliştirdikleri ürünlerle çiftçilerin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, “Güçlü ürün portföyümüz ve hizmet anlayışımızla sektörde fark yaratmaya devam edeceğiz” dedi. Yoğun ilgi bekleniyor Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Massey Ferguson Bursa standının yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Ziyaretçiler, fuar süresince ürünleri yakından inceleme, teknik ekipten detaylı bilgi alma ve ihtiyaçlarına en uygun çözümleri değerlendirme fırsatı bulacak. Massey Ferguson Bursa, tüm çiftçileri ve sektör paydaşlarını 2–5 Nisan tarihleri arasında Karacabey Fuar Alanı’ndaki standına davet ediyor.

Bursa’nın verileri emin ellerde! Yerli sistem WebCBS dönemi başladı Haber

Bursa’nın verileri emin ellerde! Yerli sistem WebCBS dönemi başladı

Bursa Büyükşehir Belediyesi, tamamen yerli ve özgün imkanlarla geliştirdiği ‘WebCBS’ adlı platformu kullanarak belediyecilik hizmetlerinde yeni bir dönem başlattı. Teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, yerli yazılım ‘WebCBS’yi devreye alarak belediyecilik hizmetlerinde dijital dönüşüm hamlesini hayata geçirdi. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri Şube Müdürlüğü tarafından geliştirilen WebCBS, herhangi bir dış yazılıma veya lisans ücretine ihtiyaç duymadan çalışabiliyor. Kenti de geleceğe taşıyacak olan yeni sistemle, hem belediye bütçesine katkı sağlanıyor hem de teknolojik bağımsızlığın kapıları aralanıyor. Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısında, yeni sistem belediye personeline anlatıldı. Coğrafi Bilgi Sistemleri Şube Müdürü Alper Yazıcı, platformun teknik altyapısı, sunduğu analiz ve raporlama kabiliyetleri ile verilerin güvenli bir şekilde nasıl analiz edileceğini aktardı. WEBCBS SİSTEMİ NEDİR? WebCBS, belediye personelinin internet tarayıcıları üzerinden şehre dair en güncel verilere saniyeler içinde ulaşmasını sağlıyor. Sistem, su yönetiminden imar planlarına, enerji hatlarından mülkiyet bilgilerine kadar devasa bir veri havuzunu tek bir merkezde birleştiriyor. Bu sayede birimler arası koordinasyon kopukluğu tarihe karışırken, iş süreçlerinde maksimum verimlilik hedefleniyor. VERİ ODAKLI YÖNETİM ANLAYIŞINI PEKİŞTİRİYOR Kullanıcı dostu ara yüzüyle dikkat çeken platformda, personel kendilerine özel tanımlanan şifrelerle sisteme giriş yapabiliyor. Kurumsal verilerin güvenli bir şekilde analiz edilmesine ve sorgulanmasına imkan tanıyan WebCBS, Bursa’nın şeffaf ve veri odaklı yönetim anlayışını pekiştiriyor. Modern ve dijital altyapı sayesinde, Bursa’nın geleceği artık daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale geliyor.

48V hibrit teknolojisine sahip Opel Corsa ve Mokka Türkiye’de! Haber

48V hibrit teknolojisine sahip Opel Corsa ve Mokka Türkiye’de!

Otomotiv dünyasında verimlilik, performans ve sürdürülebilirliği bir arada sunan çözümler giderek daha fazla önem kazanırken; Opel, hibrit otomobiller alanında önemli bir adım daha attı. Bu kapsamda marka, ürün gamındaki motor seçeneklerini çeşitlendirerek; B-hatchback segmentinin popüler modeli Corsa ve B-SUV sınıfındaki iddialı temsilcisi Mokka’nın 48V hibrit teknolojisine sahip versiyonlarını Türkiye pazarında satışa sundu. Opel, Corsa ve Mokka modellerinde sunduğu hibrit motor seçenekleriyle; şehir içi kullanıma uygun düşük yakıt tüketimi ile günlük sürüşte hissedilen yüksek konfor ve performansı bir araya getiriyor. Opel, 48V hibrit teknolojisiyle Corsa’da güç seviyesini üst seviyeye taşıyor Corsa ve Mokka modellerini 48V hibrit motorlarla satışa sunan Opel’in bu hamlesi, özellikle Corsa için önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Günümüzde Türkiye’de 100 HP gücündeki içten yanmalı motor seçeneğiyle sunulan Corsa, hibrit motor ailesiyle birlikte GS donanım seviyesinde 145 HP’lik kombine güç sunmaya başlıyor. Corsa ürün gamına eklenen 1.2 Hybrid 145 (136 HP) motor seçeneği, modelin performans algısını bir üst seviyeye taşırken; daha dinamik sürüş karakteri ve güçlü hızlanma değerleriyle ürün gamında yeni bir konumlandırma yaratıyor. Sportif detaylarıyla öne çıkan GS donanım seviyesi, tasarım ve performans vurgusunu bir arada sunuyor. Corsa Hybrid 1.2 145 (136HP) e-DCT6 versiyonunda içten yanmalı motor 136 HP, elektrik motor 21 HP güç üretirken, sistemin bileşik maksimum gücü 145 HP’ye ulaşıyor. Buna ek olarak Corsa, 1.2 Hybrid 110 (100 HP) e-DCT6 seçeneğiyle hibrit dünyasına giriş seviyesi bir alternatif de sunuyor. Bu versiyonda içten yanmalı motor 100 HP; elektrik motoru ise 21 HP güç üretirken, birleşik maksimum güç 110 HP olarak yollara çıkıyor. Corsa Hybrid ailesi, 1.833.000 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarıyla Opel showroomlarında yerini aldı. Corsa’da Yeni Konumlandırma Opel Corsa, 145 HP hibrit motor ve GS donanım kombinasyonu ile yalnızca verimlilik odaklı bir şehir otomobili olmanın ötesine geçerek; daha güçlü, daha dinamik ve üst segmente yakın bir karakter kazanıyor. Opel, bu hamlesiyle hibrit ürün gamını genişletirken, Corsa özelinde performans, teknoloji ve tasarımı ilk kez bu seviyede bir araya getiriyor. Mokka’da hibrit güç, B-SUV karakteriyle buluşuyor 48V hibrit mimarisiyle buluşan Opel Mokka, Corsa modelinde olduğu gibi daha güçlü, daha verimli ve konforlu bir sürüş sunuyor. Opel Mokka, 1.2 Hybrid 145 (136 HP) e-DCT6 isimli ve GS donanımlı yeni versiyonu ile ürün gamını genişletiyor. Model, 2.523.000TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatıyla Opel showroomlarında satışa sunuluyor. Mokka’nın Hybrid 1.2 145 (136 HP) e-DCT6 versiyonunda, içten yanmalı motor gücü 136 HP; elektrik motor gücü 21 HP; bileşik maksimum gücü 145 HP olarak sunuluyor. 48V hibrit sistem ile performans artışı ve verimlilik dengesi Opel’in 48V hibrit mimarisi; 1.2 litrelik turbo benzinli motoru, 48V lityum-iyon batarya ve entegre elektrik motoru ile destekleyici bir yapı sunarak daha yüksek kombine güç ve daha akıcı tork dağılımı sağlıyor. Elektrik motorunun özellikle kalkış ve hızlanma anlarında sunduğu destek sayesinde hem yakıt tüketimi azaltılırken, sürüş konforu da optimize ediliyor. Corsa Hybrid ve Mokka Hybrid modelleri, geleneksel içten yanmalı motora sahip versiyonlarına kıyasla 100 km’de 0,8 litreye varan yakıt tasarrufu sağlayarak hem daha verimli hem de daha ekonomik bir sürüş deneyimi sunuyor. e-DCT6: hibrit sistemle tam entegrasyon Yeni hibrit güç üniteleri, Opel’in elektrik motoru entegreli e-DCT6 çift kavramalı otomatik şanzımanı ile kombine ediliyor. Bu yapı; hızlı ve sarsıntısız vites geçişleri, düşük hızlarda elektrik kalkış ve start-stop geçişlerinde minimum titreşim sağlayarak hem performansı hem de sürüş konforunu artırıyor. e-DCT6, hibrit sistemle uyumlu enerji yönetimi sayesinde özellikle şehir içi kullanımda akıcı ve rafine bir sürüş deneyimi sunuyor.

Bursa’dan dünyaya kauçuk devrimi! Hedef: "Ürünümüzün olmadığı araç kalmayacak" Haber

Bursa’dan dünyaya kauçuk devrimi! Hedef: "Ürünümüzün olmadığı araç kalmayacak"

Otomotiv yan sanayinde firmalar, küresel pazarda kalıcı olabilmek için teknoloji, verimlilik ve inovasyon odaklı üretim modellerini güçlendiriyor. Otomotiv yan sanayinde rekabetin yönü değişirken, firmalar artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; birikmiş tecrübeyi teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağıyla birleştirme kabiliyetiyle öne çıkıyor. Özellikle çevreye duyarlı üretim süreçleri, verimlilik, enerji tasarrufu ve ölçülebilir sürdürülebilirlik hedefleri, sektörün yeni standartları arasında yer alıyor. Bu dönüşüm, otomotiv sektörünün tedarik zincirinde daha net hissediliyor. Ürün kalitesi kadar süreç yönetimi, kaynak verimliliği, çevresel etkilerin kaynağında azaltılması ve sürekli iyileştirme yaklaşımı hem iç pazarda hem de ihracatta firmaların tercih edilmesinde belirleyici rol oynuyor. 1980 yılında Bursa’da kurulan ve bugün 60’tan fazla ülkeye ihracat yapan ÜÇEL Kauçuk da bu yaklaşımı uzun yıllardır üretim kültürünün merkezinde konumlandıran firmalar arasında yer alıyor. ÜÇEL Kauçuk Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, şirketin 1980’den bu yana biriken tecrübesini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağıyla birleştirdiklerini, hedeflerinin küresel pazarda güvenilir ve uzun ömürlü ürünlerle kalıcı büyüme sağlamak olduğunu ifade etti. Hüseyin Oruç, şirketin vizyonunda dünya genelinde ürünlerinin kullanılmadığı ulaşım aracı bırakmamak hedefinin yer aldığını ifade etti. Oruç, bu hedefi yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı üretim süreçleriyle desteklediklerini; yalnızca mevcut ihtiyaçlara değil, gelecekteki taleplere göre de üretim kabiliyetini geliştirmeye odaklandıklarını kaydetti. Üçel Kauçuk'un sürdürülebilirlik yaklaşımında çevreye duyarlı üretim süreçleri, enerji tasarrufu, su verimliliği, atıkların azaltılması ve çalışan farkındalığını güçlendiren eğitimler öne çıkarken, Hüseyin Oruç, bu başlıkların şirketin üretim kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. Oruç, AR-GE çalışmalarını da hem ürün hem süreç inovasyonunu besleyen stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdıklarını kaydetti.

HasTavuk’un robotik altyapısına ABD’den tam not: "Geleceğin üretim modeli" Haber

HasTavuk’un robotik altyapısına ABD’den tam not: "Geleceğin üretim modeli"

Türkiye'nin beyaz et sektörünün öncü kuruluşlarından HasTavuk, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) tarım merkezi Kansas'tan gelen üretici heyeti ağırladı. Mısır, soya ve buğday üreticilerinden oluşan heyet, firmanın Susurluk'taki modern entegre tesislerini yerinde inceledi. Export Council (USSEC) Türkiye Ofisi rehberliğinde 3 Şubat'ta HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Sezer ve Genel Müdür Müfit Yavuz tarafından karşılanan heyet, ilk olarak Susurluk Yem Fabrikası'nı ziyaret etti. Hammadde kabulünden laboratuvar analizlerine, rasyon hazırlığından son teknoloji üretim aşamalarına kadar tüm süreçleri inceleyen konuklar, tesisin teknik altyapısını tam notla değerlendirdi. İLERİ TEKNOLOJİ VE ROBOTİK ALTYAPI Yem fabrikasının ardından beyaz et üretim tesislerini gezen Kansaslı üreticiler, tavuk etinin sofralara uzanan titiz yolculuğunu yerinde gözlemledi. El değmeden ilerleyen üretim süreçleri, tam otomasyonlu paketleme sistemleri ve robotik altyapı heyetin büyük ilgisini çekti. Firmanın global standartların üzerindeki hijyen ve güvenlik protokolleri takdirle karşılandı. Ziyaret sırasında tesisin çevreci üretim vizyonu, verimlilik odaklı operasyonel yapısı ve dijitalleşme entegrasyonu hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Laboratuvar analizlerinin hızı ve süreç takibindeki hassasiyet, Amerikalı tarım temsilcileri tarafından "geleceğin üretim modeli" olarak nitelendirildi. SEKTÖREL İŞ BİRLİĞİ MESAJI HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Türkiye'nin gıda, tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkat çekerek, teknolojik entegrasyonun sektördeki önemini vurguladı. Ziyaret sonunda Kansaslı üretici birlikleri ve USSEC Türkiye Ülke Müdürü Sırrı Kayhan, Türkiye yem ve hayvancılık sektörüne katkılarından dolayı firma ekibine teşekkürlerini sundu. Görüşmede, iki ülke arasındaki tarımsal iş birliklerinin güçlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilebilecek ortak projeler üzerine stratejik fikir alışverişinde bulunuldu.

Hasanağa’dan Çin’e teknoloji köprüsü: Bursalı Dorukmak Çinli devlerin vazgeçilmesi oldu! Haber

Hasanağa’dan Çin’e teknoloji köprüsü: Bursalı Dorukmak Çinli devlerin vazgeçilmesi oldu!

Bursa Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’nde otomotiv sektörüne yönelik kauçuk parça üretimi yapan Dorukmak A.Ş, Çin’e gerçekleştirdiği ihracatla Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü ortaya koyuyor. Aftermarket toz lastiği alanında Avrupa’nın lideri, dünya genelinde ise ilk beş firma arasında yer alan Dorukmak, 2025 yılında başladığı Çin ihracatını 2026 yılında da istikrarlı biçimde sürdürüyor. Çinli otomotiv ana sanayi üreticilerinin Dorukmak’ı keşfetmesiyle başlayan ihracat sürecinde, Bursa’da üretilen toz lastikleri Çin’de imal edilen sıfır araçlarda kullanılıyor. Çinli firmalara tedarikçi olarak ürün gönderen Dorukmak, zorlu rekabet koşullarına rağmen kalite ve üretim teknolojisiyle tercih ediliyor. Dorukmak Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Berke Kurtuluş, Çin pazarına girişin önemine dikkat çekerek, “Çinli otomotiv ana sanayi üreticileri, ihraç ettiğimiz toz lastiklerini kendi üretim hatlarında rot-rotil gruplarında kullanarak sıfır araçlarına montajlıyor. Yılda yaklaşık 3 milyon adet toz lastiği satıyoruz. Araç türüne göre bir otomobilde 16 adete kadar toz lastiği yer alabiliyor” dedi. “ÇİN PAZARINDA KALİTEMİZLE ÖNE ÇIKIYORUZ” Çinli üreticilerle otomasyon ve verimlilik sistemleriyle fiyatta rekabet ettiklerini ancak kalite avantajıyla öne çıktıklarını vurgulayan Kurtuluş, “Çin’de üretilen toz lastikleriyle aynı fiyatta olmamıza rağmen, bizim ürünlerimiz daha kaliteli imal ediliyor. Otomasyon seviyemiz ve üretim verimliliğimiz sayesinde önemli bir rekabet avantajı yakalıyoruz. Böylece Çin dünyaya otomobil satarken, araçlarında bizim ürünümüzü kullanıyor” şeklinde konuştu. Türkiye’den Çin’e otomotiv endüstrisi ürünü ihraç eden firma sayısının yok denecek kadar az olduğuna dikkat çeken Dorukmak Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Berke Kurtuluş, Dorukmak’ın bu alanda istisnai bir konumda bulunduğunu belirterek, “Toz lastiğinde üretim adedi bakımından Avrupa’nın en büyüğü, dünya genelinde ise ilk beş firma arasındayız” ifadelerini kullandı. Dorukmak’ın üretim altyapısı ve kapasitesiyle dünya çapında örnek gösterilen firmalar arasında yer aldığını söyleyen Berke Kurtuluş, “7 bin metresi kapalı olmak üzere toplam 8 bin metrekarelik modern fabrikamızda, yaklaşık 200 kişilik ekibimizle ayda 10 milyon adet kauçuk parça üretiyoruz. Binek, hafif ticari ve ağır vasıta araçların süspansiyon sistemlerine yönelik ürün çeşitliliğimiz 1.000’in üzerine çıktı. Hem üretim çeşitliliğimiz hem de kapasitemizle global ölçekte güçlü bir oyuncuyuz” değerlendirmesinde bulundu.

İK 360 Platformu Bursa'da İK'nın kimyasını değiştirdi: "Masa başında oturan kaybeder!" Haber

İK 360 Platformu Bursa'da İK'nın kimyasını değiştirdi: "Masa başında oturan kaybeder!"

Çalışan deneyimi, dijitalleşme ve kurum kültürü odağında insan kaynakları profesyonellerini bir araya getiren “İK’nın Yeni Kimyası” etkinliği, Passgage ve İK360 Platformu iş birliğiyle Podyum Davet’te gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Faveo Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Barış Gül, insan kaynakları yönetiminin sahada ve çalışanla temas halinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bizler insan merkezli iş yapıyoruz. Bu odaktan ayrıldığınız zaman ne yaparsanız yapın bağ kopuyor. Öncelikle çalışana dokunmak gerekiyor” dedi. İnsan kaynakları uzmanları ve yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, insan kaynakları dünyasında değişen dinamikler, çalışan deneyimi ve yeni nesil uygulamalar ele alındı. “Sahada olmayan İK, mesleğini güçlendiremez” Etkinliğin “İK’da Deneyim Odaklı Yaklaşımlar” başlıklı panelinde değerlendirmelerde bulunan Dr. Barış Gül, özellikle üretim ağırlıklı şehirlerde İK’nın görünür olmasının kritik olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Masa başında oturan İK’cı olmayın. Özellikle Bursa gibi mal ve hizmet üreten bir şehirde çalışanlar mutlaka insan kaynakları yöneticisini yanında görmek istiyor. Masasında oturan insan kaynakları yöneticisi mesleğini güçlü hale getiremez; mutlaka sahada olmalısınız. Çalışanlara dokunan insan kaynakları uzmanları her zaman başarılı oluyorlar.” “Ortak dil, ortak kültür ve sürdürülebilir bağlılık şart” Faveo Danışmanlık’ın Bursa merkezli bir yapı olarak Türkiye’nin birçok ilinde hizmet verdiğini belirten Dr. Barış Gül, kurumların sürdürülebilir başarı için ortak kültür ve ortak dili güçlendirmesi gerektiğini söyledi: “Her işletmenin en üst yöneticisinden en yeni işe girmiş çalışanına kadar kendisine özgü ortak bir dili olmalı. Şirket hedefleri ve stratejileri bir bütündür; tepedeki CEO da makine başındaki operatör de bu hedefler ile ortak kültürü bilmeli. Bunu insan kaynakları yöneticisi yapmalıdır.” Çalışan bağlılığının güçlendirilmesinin verimlilik ve süreklilik açısından belirleyici olduğunu ifade eden Dr. Gül, sistemli bir yapının önemine de değinerek şunları söyledi: “Çalışanların işine ve çalıştıkları kuruma bağlılığının sağlamlaştırılması gerekiyor. Bunun için çalışanların rahat çalışmaları sağlanmalı. Mutlaka sistemler kurulmalıdır. Sistem dediğimiz de ortak kültürü ve iş süreçlerini oluşturabilmektir. Böylece bağlılığı, devamlılığı ve verimliliği artırabiliriz.” “Dijitalleşme önemli ama insan odağı kaybolmamalı” İnsan kaynaklarında dijitalleşmenin süreçleri kolaylaştırdığına dikkat çeken Dr. Barış Gül, teknolojinin insan odağının yerine geçmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu süreçleri kolaylaştırabilmek için dijitalleşmek elbette önemli ama öncelik insan odağından uzaklaşmamalı.” dedi. Panelin ardından Dr. Barış Gül, katılımcıların sorularını da yanıtladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.