SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yalova

Söz Bursa - Yalova haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yalova haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

En çok o tercih ediliyor: Çiçek borsasında 14 Şubat mesaisi! Haber

En çok o tercih ediliyor: Çiçek borsasında 14 Şubat mesaisi!

Türkiye’nin kesme çiçek üretiminde önde gelen illerinden Yalova’da, 14 Şubat Sevgililer Günü öncesi düzenlenen çiçek mezatlarında hareketlilik yaşanıyor. Türkiye’de 18 şubesi ile 6 bin süs bitkisi üreticisini çiçekçi esnafıyla buluşturan Flora Çiçekçilik Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’nin Yalova mezadında 14 Şubat hareketliliği yaşanıyor. Açık artırma usulü gerçekleşen satışlarda, müşterilerine en iyi ürünleri sunmak isteyen esnaf fiyat artırıyor, en yüksek rakamı veren ise ürünün sahibi oluyor. Sevgililer Günü haftasında satışlarda 7-8 kat artış yaşanıyor. YALOVA ORKİDE, ŞEBBOY VE LİLYUM ÜRETİMİNDE ÖNDE Kooperatifin Yalova mezadını ziyaret eden Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta, burada yetkililerden bilgi aldı. Vali Usta burada yaptığı açıklamada, "Biliyorsunuz 4 gün sonra, 14 Şubat Sevgililer Günü'ne ulaşıyoruz. Dolayısıyla Sevgililer Günü öncesindeki en önemli mezat satışlarından birisi bugün. Ben de Yalova'ya Vali olarak geldikten sonraki ilk mezadı bizzat yerinde gözlemlemek istedim. Bildiğiniz gibi süs bitkileri, kesme çiçekte Yalova'mız Türkiye'nin en önde gelen illerinden birisi. Özellikle Yalova, orkide, şebboy ve lilyumda Türkiye'nin en önünde gelen üretim merkezlerinden bir tanesi. Orkidede yaklaşık yüzde 90 civarındaki Türkiye'nin üretimi Yalova'dan gerçekleşiyor. Ben bu mezarlıktaki üreticilerimizin bol ve bereketli kazançlar elde etmesini diliyorum. Yalova'ya inşallah bütün alanlarda olduğu gibi süs bitkileri ve kesme çiçekle de layık olduğu yere daha da ileriye taşıyacağız. Şimdiden de 14 Şubat Sevgililer Günü'nü kutluyorum, tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum" dedi. "7-8 KAT DAHA FAZLA BİR TALEP MEVCUT" Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ise Yalova’nın süs bitkileri üretiminde önemli bir merkez olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Yaklaşık olarak bin 100 dekarlık alanda kesme çiçek üretimi yapmaktayız. Yine bugün 14 Şubat Sevgililer Günü öncesinde çiftçilerimizin alın terinin ve emeğinin pazara ulaşmasında önemli bir katkısı olan kooperatifimizdeki çiçek mezadındayız. Bugün burada üreticilerimizin ürünleri satıcılara ulaşıyor durumda. 14 Şubat Sevgililer Günü öncesinde yaklaşık olarak pazardan 7-8 kat daha fazla ürün ve 7-8 kat daha fazla bir talep mevcut. Yalova süs bitkileri açısından önemli bir merkez ve ilimizde yaklaşık olarak 8 bin dekarlık bir alanda süs bitkileri yetiştiriciliği hem açık alan hem kapalı alan hem kesme çiçek anlamında ciddi bir üretim kapasitesine sahip bir ilimiz. Bu anlamda da ilimizde öne çıkmış ürünler açısından özellikle Türkiye'de yetişen orkidenin yüzde 99'luk kısmını ilimizde yetiştirmekteyiz. Özellikle kesme, şebboy, hüsnüyusuf, lilyum gibi çiçeklerin de önemli bir kısmı ilimizde üretilmekte." EN ÇOK TALEP GÜLE Kooperatifin şube müdürü Ali Tan ise koli satışlarının bu dönemde 8 kata kadar arttığını dile getirdi. Tan, en çok tercih edilen çiçeğin ise gül olduğunu belirterek, "Sevgililer Günü itibarıyla koli üretim artışları arttı, ürünlerimiz çoğaldı. Her zamanki gibi bir numaralı ihtiyaç gül. Güle talep arttı. Onun haricinde kır çiçekleri, mevsimi çiçekler de talep görüyor. Her günü Türkiye'nin 18 bölgesinde mezadımız var. Her gün mezat olmakta ve açık arttırma usulü ürünlerimizi satışa sunmaktayız" diye konuştu.

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!" Haber

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!"

Bursa Barosu, başkan ve kurul üyeleriyle birlikte çok sayıda avukat, Bursa Adalet Sarayı önünde, avukatlara yönelik fiziki saldırılara ve özellikle genç avukatları açlığa mahkum eden düşük CMK ücret tarifesine tepki gösterdi. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, yaptığı basın açıklamasında, Yalova’da Av. Zekeriya Polat’ın katledilmesinden ötürü “Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu” dedi. Öztosun şöyle konuştu: “Bizler avukat meslektaşlarımızın ağır ekonomik ve mesleki sorunları için mücadele ederken, sorunlarımızı görünür kılmaya uğraşıp milletvekilleri dahil tüm kapıları çalarken, bir meslektaşımız ekonomik sorunları sebebiyle intiharın eşiğine gelmesin diye çabalarken, geçen hafta kiralananın tahliyesi esnasında bıçaklı saldırıya uğrayan Bursa Barosu avukatı olan meslektaşımızın duruşması için İstanbul’da bulunduğumuz sırada, Yalova'da, Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı Zekeriya Polat’ın uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildiği bilgisi bizleri derinden sarsmıştır. Biraz önce de İzmir’de Av. Ali Aydın’ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik. Avukat Zekeriya Polat da daha önce katledilen Av. Servet Bakırtaş ve Bursa Barosu avukatı Özgür Aksoy gibi sadece ve yalnız avukatlık yaptığı için öldürüldü. Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu. Meslektaşımızın katledildiği gece yarısı ise empatiden fersah fersah uzak olan ve bizlere adeta açlıktan ölün dercesine CMK ücret tarifesi Resmi Gazete’de yayınlandı. Geçen hafta da genç avukatların bağkur pirim destekleri kaldırılmıştı. Avukatların öldürüldüğü, tehdit edildiği, darp edildiği ve devletin pozitif olarak koruma tedbiri almadığı tüm bu süreçlerde tüm olana bitene seyirci kalındığı ve hatta bizleri çok umursamadığı da tekrar gün yüzüne çıktı.” “ARTIK BİLDİRİLER YAZMAK VE YAS TUTMAKTAN BIKTIK” Artık bildiriler yazmak ve yas tutmaktan bıktık. Her bir avukat ölümünün artık son olmasını beklerken çoğalan ölümler, bizlerin canından bir parça daha koparmaya devam ediyor. Oysa bizler adaletin tecellisi için yapıyoruz bu mesleği. Savunma olmazsa, ‘yargılama olmaz’ diyoruz. Avukat, hiçbir zaman taraf değildir. Avukat, bir suçu savunmaz; adaleti savunur. Avukat, dava ile özdeşleşmez; hak ile özdeşleşir. Avukatız biz avukatız, sadece avukat! Borcunuzun veya davanızın sebebi değiliz biz! Avukat kalmayınca savunma, savunma kalmayınca hukuk, hukuk kalmayınca adalet ve huzur kalmayacak. Bunu bilin istiyoruz. Bizler bu cübbeleri; insan onuru için, hakikatin sesi olmak için, adaletin elbet kazanacağına inanarak giydik ve giymeye devam ediyoruz. AVUKATLARIN DEĞİL, HUKUKUN YAŞAMI MESELESİ Tüm bunlar artık bir meslek meselesi değil, hukukun yaşama meselesi haline gelmiştir. Avukatların sürekli ve sistematik bir biçimde hedef alınmasını, savunma makamında olan avukatların seslerinin kısılmasını, mesleki ve ekonomik sorunlarla baş başa bırakılmasını kabul etmiyoruz. Bu nedenle yıllardır talep ettiğimiz idari önlemlerin ve avukatlık mesleğine dönük şiddete karşı yasal düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesini, CMK’da avukata yönelik saldırıların tutuklama nedeni haline getirilmesini, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ivedilikle imzalanmasını talep ediyoruz. Bununla beraber CMK hizmeti gereği avukatlara ödenecek olan ücreti belirleyen tarifenin, verilen hizmetin karşılığını yansıtmaktan uzak olması; her yıl angarya şeklinde nitelendirilebilecek ücretlerin belirlenmeye devam edilmesini de artık kabul etmiyoruz. Hem avukatların yaşam koşullarını ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmesini olumsuz etkileyen hem de vatandaşların savunma ve hukuki yardım alma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını da engelleyen bu tarifelerin düşüklüğü de yetmezmiş gibi alınan bu kamusal sorumluluğa karşı avukatlar ölçülü olmayan hakkaniyete aykırı olarak cezai ve tazminat sorumluluğuyla da karşı karşıya kalmaktadır. EŞİT EMEĞE EŞİT ÜCRET CMK kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında, harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Eşit emeğe eşit ücret talebinin hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gereklilik olması nedeniyle CMK ücret tarifesinin artık bu doğrultuda yapılacak yasal düzenleme ile AAÜT’nin 1/2 sinden az olamayacak şekilde belirlenmesi ve KDV yükünden de kurtarılması gerekmektedir. Çünkü ekmek kadar değerli olan adalet hizmetlerinde KDV olamaz, olmamalıdır. Bu basın açıklamasını hazırlarken dün İstanbul’da adliye içinde bir kadın hakim erkek bir savcının silahlı saldırısına uğradı. Meslektaşımız hakime geçmiş olsun diyoruz. Bu olay da kadına yönelik şiddetin ne boyuta geldiğini açıkça gösterdi. Kadının toplumsal statüsü ne olursa olsun bir şiddet mağduru olabileceğini gösteren bu durum aslında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile hızlanan, devletin etkin korunma mekanizmalarında aksamasına yol açan bir cezasızlık politikasının yarattığı bir sonuç. Yıllardır dilimizde tüy bitercesine mücadele ettiğimiz şey tam da bu Biz bununla mücadeleye devam edeceğiz. ADLİYELER EN ÇOK AVUKATLARIN İŞYERİ Öte yandan bu olayla ilgili basın açıklaması yapan bir dernek, adliyeleri hakim savcıların işyeri olarak nitelendirmiş ancak avukatları atlamış. Evet adliyeler hakim savcıların işyeri ancak en çok avukatların işyeri olan bir yer. Arkamızda görülen adliye 26 yıldır burada ve her gün içeri girerek çalıştığımız işyerimiz. Onlarca başsavcının, yüzlerce hakim savcının bir kaç yıl görev yapıp ayrıldığı ancak biz avukatların her gün çalıştığı işyerleri adliyeler… O yüzden de burada çalışan herkes gibi korunmaya ve eşit davranılmaya hakkımız bulunmakta. O sebeple bunu göz ardı eden bu açıklamayı ve bu bakış açısına sahip hukuk politik zihniyeti de kabul etmiyoruz. Tüm bunlara ve zorluklara rağmen avukatlar, tarih boyunca korkuya teslim olmadı, olmayacak. Avukatlar ve barolar da gerek fiziki şiddet, gerek ekonomik şiddet, gerek savunma makamına yönelen baskılar karşısında susmayacak ve geri adım atmayacaktır. Mesleklerimizi can güvenliği içinde yapmak ve diğer tüm sorunlarımızı daha görünür kılmak için devam eden günlerde de yapacağımız açıklama ve eylemlerle birlikte can güvenliklerimiz ve CMK tarifesi dahil acil tüm taleplerimiz sağlanana kadar, CMK ve OCAS sistemini meslektaşlarımızın desteği ile kapamak dahil yapacağımız açıklama ve eylemlerde siz değerli meslektaşlarımızın ve kamuoyunun desteğinizi talep ediyoruz.”

Prostat kanserine teknolojiyle 'elveda' dedi Haber

Prostat kanserine teknolojiyle 'elveda' dedi

Medicana Bursa Hastanesi’nde Da Vinci Robotik Cerrahi Sistemi kullanılarak ilk cerrahi operasyon yapıldı. Operasyonun tamamlanmasıyla birlikte hastanede robotik cerrahi uygulamaları başlamış oldu. Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Şahan, yaptığı operasyonu değerlendirerek, "Robotik cerrahi sistemler, Genel Cerrahi, Göğüs Cerrahisi Kalp Damar Cerrahisi ve Jinekoloji alanlarının yanında Üroloji branşında da kullanılmaktadır. Hastanedeki ilk robotik cerrahi ameliyatı üroloji branşında prostat kanseri tedavisi ile başladı. 63 yaşındaki hastamıza uyguladığımız cerrahi operasyonla, hastamız sağlığına kavuştu " dedi. Prostat kanseri tedavisini robotik yöntemle istedi. Doç. Dr. Ahmet Şahan, Medicana Bursa Hastanesi’nde ilk olarak üroloji alanında prostat kanseri ameliyatının robotik cerrahi sistemle gerçekleştirildiğini kaydederken, "Hastamızın ilk yapılan tetkiklerinde PSA yüksekliği tespit edilmişti. Sonrasında kendisine biyopsi uygulandı ve prostat kanseri teşhisi konuldu. Hastamız, robotik cerrahi ile tedaviyi tercih etti. Operasyondan sonra yapılan kontrollerle birlikte hastamız bu operasyon sayesinde prostat kanserine ‘Elveda’ demiş oldu" şeklinde konuştu. Üroloji alanında pek çok hastalıkta kullanılıyor Robotik cerrahi sistemlerle üroloji alanında pek çok hastalığın operasyonunun gerçekleştirilebileceğine değinen Doç. Dr. Ahmet Şahan, "Prostat kanseri, böbrek ve mesane cerrahileri, kolorektal (kalın bağırsak ve rektum) cerrahilerle tedaviler gerçekleştirilebilmektedir. Bunun yanında uygun hastalarda kalp damar cerrahisi alanında, jinekolojik alanlarda, genel cerrahi alanında, göğüs cerrahisinde de robotik sistemler devreye girebilmektedir" ifadelerini kullandı. PROSTAT KANSERİNİ YENDİ Prostat kanseri teşhisi aldığını ve araştırmaları sonucunda Doç. Dr. Ahmet Şahan’a ulaştığını belirten 63 yaşındaki Teoman Çetin Bilgin ise, "Sıkıntılarım artınca yapılan tetkikler ve biyopsi sonucunda ameliyat olmama karar verildi. Robotik cerrahinin daha hassas bir yöntem olması nedeniyle benim için daha uygun olabileceğini düşündük. Bu süreçte Doç. Dr. Ahmet Şahan, ameliyatın kendi hastanelerinde robotik cerrahi ile yapılabileceğini söyledi. Operasyon sonucunda da alınan patolojim temiz çıktı, prostat kanserini yendim" diye görüş verdi. MEDİCANA BURSA’DA DA ROBOTİK CERRAHİ BAŞLADI Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan, yapılan yatırımın yalnızca bir teknoloji alımı olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "Teknoloji, sağlık alanında çok önemli bir yer tutuyor. Robotik cerrahi sistemler de bu alandaki en önemli gelişmelerden biri. Medicana Bursa Hastanesi’nde robotik cerrahi sisteminin kullanılmaya başlanması, hastalarımız için yeni ve ileri düzey tedavi seçeneklerinin devreye girmesi açısından büyük önem taşıyor. Medicana Bursa Hastanesi olarak hedefimiz, Bursa’yı tıbbi ve cerrahi teknolojilerde referans merkezlerinden biri haline getirmek." 2017 yılından bu yana Bursa’da dünya standartlarında sağlık hizmeti sunduklarını belirten Dr. Akan, sözlerine şöyle devam etti: "Medicana Bursa Hastanesi olarak hedefimiz, yalnızca Bursa’nın değil Güney Marmara Bölgesi’nin tüm sağlık ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılayabilen güçlü bir sağlık merkezi olmak. Uluslararası hasta bakım standartlarına uyumlu hizmet anlayışımız, ileri teknolojik altyapımız ve alanında uzman akademik kadromuzla; Balıkesir, Yalova, Çanakkale ve Kütahya başta olmak üzere çevre illerden gelen hastalarımıza da güvenle hizmet veriyoruz. JCI (Joint Commission International) akreditasyonumuz, sunduğumuz sağlık hizmetlerinin kalitesini ve hasta güvenliğine verdiğimiz önemi uluslararası düzeyde tescilliyor. Hastanemize kazandırdığımız Da Vinci Robotik Cerrahi Sistemi ile ileri cerrahi uygulamalarda bölgesel bir merkez olma hedefimizi daha da güçlendirdik. Amacımız, Bursa ve çevre illerden gelen hastalarımıza en güncel, en etkin ve en güvenli cerrahi tedavi seçeneklerini sunmaya devam etmek."

Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter'den zehir zemberek açıklama! Haber

Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter'den zehir zemberek açıklama!

Yalova'daki evinin terasının penceresinden düşen Güllü'nün ölümüyle ilgili soruşturmada ablası Tuğyan Ülkem Gülter, kasten öldürme suçlamasıyla tutuklanan sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter sosyal medyadan yaptığı açıklamada, "Annem için rahatlıkla 'ölsün' ifadesini kullanabilen bir insanın masumiyetine güvenmek, belki de yaptığım en büyük hataydı" dedi. 26 Eylül 2025 tarihinde Yalova'nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi üzerindeki apartmanın 5'inci katındaki kapalı terasta ünlü şarkıcı Güllü (52), kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetmişti. Güllü olarak bilinen Gül Tut'un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, olay sırasında evde bulunan Tuğyan Ülkem Gülter annesini öldürme suçlamasıyla tutuklanmıştı. Yaşanan olaylarla ilgili sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter, yazılı açıklama yaptı. Açıklamasını sosyal medya üzerinden paylaşan Gülter, "Yaşadığım bu süreç, hayatımın açık ara en zor günleri ve ayları olmuştur. Ne geçmişte kalmıştır ne de kolayca geçecektir. Annemi, bir gece uykusunda kaybetmemle başlayan bu dönem, daha en başından en ağır noktadan başlamıştır. Bu kaybın hemen ardından, şahsıma yönelik ardı arkası kesilmeyen iddialar, seviyesiz ithamlar, iftiralar ve açık yalanlar ortaya atılmıştır. Annem hayattayken onu tanıyan ya da tanımayan kişilerin, sanki her gün annemle birlikteymiş gibi anlattıkları akıl almaz hikâyeler; medyada konuşulanların büyük bir kısmının gerçek dışı olduğu kanaatini bende güçlendirmiştir. Zamanla, duygusallıktan uzaklaşıp mantıkla düşünmeye başladığımda bazı gerçekleri daha net görür hâle geldim" dedi. "YAPTIĞIM EN BÜYÜK HATAYDI" Gülter, tutuklu yargılanan ablasıyla ilgili ise, "Annem için rahatlıkla 'ölsün' ifadesini kullanabilen bir insanın masumiyetine güvenmek, belki de yaptığım en büyük hataydı. Ablamın anneme zarar vermiş olabileceği ihtimalini düşünmek dahi benim için son derece ağırdır. Hâlâ aşabilmiş değilim. Hâlâ kabul etmek, sizin anlayamayacağınız kadar zordur. Buna rağmen, 'Bir annenin kızı annesine nasıl zarar verebilir?' düşüncesiyle bu ihtimali reddettim ve sustum. Hakkımda ortaya atılan iddiaların tamamı asılsız ve seviyesiz olduğu için uzun süre ciddiye almadım. Ancak bu süreç bana çevremizde, annemin hayatında ve medyada ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksız insanların bulunabildiğini ve güvenerek izlediğimiz haberlerin ne denli yönlendirilebilir, yalan ve iftira içerebilir olduğunu açıkça göstermiştir diye konuştu. "GERÇEKLERİ BİLDİKLERİ HÂLDE SUSTULAR" Gülter, ablasının planlarıyla ilgili bilgi sahibi olan kişilerin olay öncesi sessiz kalmasını eleştirerek, "Bazı kişiler, ablamla geçmişte yapılan mesajlaşmaları kamuoyuyla paylaşmıştır. Ancak bu kişiler, bu mesajlar ortaya çıkana kadar sessiz kalmayı tercih etmiş, herhangi bir engelleme girişiminde bulunmamış ve annem hayattayken ne annemi ne de beni bilgilendirme yoluna gitmemiştir. Gerçekleri bildikleri hâlde sustular. Annem yaşarken sessiz kaldılar. Daha sonra konuşmayı tercih ettiler. Yetmezmiş gibi, annem ve mirası üzerinden planlar yaptığımı iddia ettiler; sanki bu dünyada annemi kaybettikten sonra maddi bir şeye ihtiyacım varmış gibi. Kendi vicdanlarındaki yükü benim üzerimden hafifletmeye çalıştılar. Ne canlı yayından korktum ne de konuşmaktan ya da sorulara cevap vermekten kaçındım. Kimin oğlu olduğumu unutanlara açıkça hatırlatmak isterim: Hayattayken aramadığınız, zor günlerinde yanında olmadığınız; annem, iki çocuğuyla birlikte haciz sonrası on karton koliyle sokakta kaldığında dahi destek olmadığınız bir insanın ardından, ölümünden sonra sanki hep yanındaymış gibi davranarak prim yapmaya çalıştınız. Kendinizi, sözde annenizmiş gibi; sözde sizi çok seven merhume sanatçı Güllü'nün çocukları gibi tanıttınız. İftira atanların ve yalan söyleyenlerin; bana daha önce ve sonrasında gönderdikleri mesajlar, kendileriyle ilgili belgeler ve somut bilgiler elimdedir. Bunların tamamı, çok yakında yapacağım canlı yayınlarda ve tamamen yasal çerçevede kamuoyuyla paylaşılacaktır. O zaman isim isim konuşulacak; gazla yorum yaparak beni katil, hırsız, yalancı ya da başka sıfatlarla yaftalamaya çalışan herkes bu gerçekle yüzleşecektir. Hepsiyle hukuki yollarla hesaplaşacağım. Hep birlikte bu süreci izleyeceğiz" ifadelerini kullandı. "İDDİALARIN TAMAMI İĞRENÇ İFTİRADIR" Kendisiyle ilgili kamuoyunda atılan iddiaları da yalanlayan Gülter, şunları kaydetti; "Ne film şirketleriyle görüştüm, ne annemin tek bir kostümüne başkasını dokundurdum, ne de annemden kalan herhangi bir şeyi kendi menfaatime kullandım. Bu gerçekleri ailem, yakın çevrem ve savcılık makamı eksiksiz şekilde bilmektedir. Ayrıca bu konu kimseyi ilgilendirmez; kimsenin haddine de değildir. Ortaya atılan iddiaların tamamı iğrenç iftiralardır. Kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltan; beni annesini sevmeyen bir evlat, acı üzerinden güç gösterisi yapmaya çalışan biri ya da annesinin ölümünde payı olan biri gibi göstermeye çalışan herkesle hukuk önünde tek tek hesaplaşacağım. Şahsıma yönelik hakaret, küfür ve iftira içeren tüm paylaşımlar hakkında gerekli yasal başvurular yapılacaktır. Bu yalanların kimler tarafından, hangi amaçlarla ve neye dayanarak üretildiği de ortaya konacaktır. Şimdi daha kişisel ve içsel bir noktaya geliyorum. Beni karalamak ve en yakın çevremi bana karşı kışkırtmak amacıyla; söylemediğim sözleri söylemiş, yapmadığım eylemleri yapmış gibi göstererek beni 'kötü evlat' ilan ettirmeye çalışan ablamın motivasyonunu gerçekten bilmiyorum. Annesini ani ve sarsıcı bir şekilde kaybetmiş kardeşini bu acıyla yalnız bırakmakla kalmayıp, üzerine daha fazlasını eklediğini artık net şekilde görüyorum. Annemin acısıyla boğuştuğum bir dönemde bunları düşünebilen bir insanın sözlerine artık güvenmiyorum. Kendisi ve kızı için her zaman iyi dileklerde bulundum; elimden geldiğince destek olmaktan başka bir şey yapmadım. Cenazede 'Ben ne yapacağım?' diye ağlayan bir ablaya evimden bir oda vermek, annemin oğlu olarak boynumun borcuydu. Buna rağmen, beni insanlara yalan ve iftiralarla anlatmasının sebebini hâlâ anlayabilmiş değilim. Bu durum beni derinden düşündürmektedir. Bugüne kadar ortaya çıkan mesajlar, ses kayıtları ve savcılık makamının değerlendirmelerine rağmen tutunmaya çalıştığım 'inşallah yapmamıştır' düşüncesi, artık tamamen kopmuştur. 'Ben yapmadım' yönündeki beyan da benim nezdimde inandırıcılığını yitirmiştir. Bu saatten itibaren kendisiyle tüm iletişimimi kestiğimi kamuoyuna saygıyla bildiririm. Çünkü aklı susturup yalnızca kalple hareket etmek, annemin hakkına girmek demektir. Ve ben annemin hakkını yedirmem, yedirmeyeceğim. Soruşturma dosyasında bu olayla ilişkili ne kadar kişi var ise sonuna kadar şikayetçi sıfatı ile annem adına tüm yasal haklarımı kullanacağım. Saygılarımla."

DEAŞ operasyonunda şehit düşen polis Yasin Koçyiğit son yolculuğuna uğurlandı Haber

DEAŞ operasyonunda şehit düşen polis Yasin Koçyiğit son yolculuğuna uğurlandı

Yalova'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda açılan ateş sonucu şehit olan 49 yaşındaki polis memuru Yasin Koçyiğit, memleketi Ankara Şereflikoçhisar'da son yolculuğuna uğurlandı. Yalova'nın İsmet Paşa Mahallesi'nde, dün sabah saatlerinde DEAŞ'lı teröristlerle çıkan çatışmada polis memuru Yasin Koçyiğit, Turgut Külünk ve İlker Pehlivan şehit olmuştu. Şehitler için bugün Yalova'da resmi cenaze töreni düzenlendi. Törenin ardından şehit Yasin Koçyiğit'in cenazesi memleketi Ankara'nın Şereflikoçhisar ilçesine getirildi. Yalova Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde görevli Koçyiğit için ilçedeki Tatbikat Camisi'nde ikindi namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Namazın ardından şehidin Türk bayrağına sarılı naaşı Mezgit Köyü Mezarlığında toprağa verildi. Koçyiğit'in evli ve iki kız çocuğu babası olduğu öğrenildi. Cenaze namazında İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Karakaya, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, ilçe protokolü, siyasi partilerden yetkililer, çok sayıda emniyet, jandarma ve askeri personel ile şehidin ailesi, yakınları ve vatandaşlar yer aldı. ACILI AİLE ŞEHİDİNİ GÖZYAŞLARIYLA UĞURLADI Şehit Koçyiğit'in tabutunun başına gelen annesi, eşi ve kızları gözyaşlarını tutamadı. Şehidine veda ederken fenalaşan bazı aile fertlerine ise sağlık ekiplerince müdahale edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.