SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapay Zeka

Söz Bursa - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar Haber

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Kadın verisini paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 51,9 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 69,7 oldu. Kadınların erkeklerden 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü Hayat Tabloları sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde Türkiye geneli için 78,1 yıl iken kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü. Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 56,3 yıl oldu Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü. ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ KADINLARDA 8,8 YIL OLDU Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2024 yılında Türkiye genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 88,3 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2024 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2024 yılında yüzde 92,6 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde ise yüzde 97,0 oldu. Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 23,6 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2024 yılında yüzde 25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 oldu. Annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre ebeveynin tamamladığı eğitim düzeyine göre ferdin tamamladığı eğitim düzeyi oranına bakıldığında, ebeveynin eğitim seviyesi yükseldikçe bireyin eğitim düzeyinin yükseldiği görüldü. Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri nüfusun 2024 yılında yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü. Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,7 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72,0 oldu. İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,5, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu. KADINLARIN İSTİHDAM ORANININ ERKEKLERİN YARISINDAN DAHA AZ OLDUĞU GÖRÜLDÜ Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 49,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 oldu. En yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 39,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 59,0 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) bölgesinde gerçekleşti. Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 18,3 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024 yılında yüzde 12,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde ise yüzde 9,0 oldu. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 26,9 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2024 yılında yüzde 60,0 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,9 olduğu görüldü. KADIN BÜYÜKELÇİ ORANI YÜZDE 28,4 OLDU Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2025 yılında yüzde 28,4 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2025 yılında yüzde 71,6 oldu. Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2025 yılında yüzde 19,9 oldu. Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 34,9 oldu Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 34,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 43,3 oldu. ÜST VE ORTA DÜZEY YÖNETİCİ POZİSYONUNDAKİ KADIN ORANI YÜZDE 21,5 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2024 yılında yüzde 21,5 oldu. Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025 yılında yüzde 18,3 oldu. Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı yüzde 34,2 oldu Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır. Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,2'sini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,9, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette yüzde 30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 28,2 oldu. ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI KADINLARDA 26,0 OLDU Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2025 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26,0 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,6 yaş, erkeklerde 32,4 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 23,7 yaş ile Kilis, erkeklerde 26,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Kadınların yüzde 17,0'ının eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2024 yılında kadınların yüzde 38,3'ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 17,0, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 43,3 olduğu görüldü. Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 oldu Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,4 oldu. YAPAY ZEKA KULLANAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 18,8 OLDU Yapay Zeka İstatistiklerine göre İnternet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8 iken erkeklerde yüzde 19,4 oldu. Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5'inin, erkeklerin ise yüzde 38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü. Beyin göçü oranı kadınlarda yüzde 1,6 oldu Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 2,0 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 1,6 iken erkeklerde yüzde 2,4 oldu. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan kadınların oranı yüzde 30,1 oldu Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda yüzde 30,1 iken erkeklerde yüzde 25,6 olduğu görüldü. Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı yüzde 28,4, erkeklerin oranı yüzde 21,8 olarak görüldü. KADINLARIN EN FAZLA MARUZ KALDIĞI ŞİDDET TÜRÜNÜN PSİKOLOJİK ŞİDDET OLDUĞU GÖRÜLDÜ Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2'sinin psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ünün ekonomik şiddete, yüzde 12,8'inin fiziksel şiddete, yüzde 10,9'unun ısrarlı takibe, yüzde 8,3'ünün dijital şiddete ve yüzde 5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü. Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü. Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 31,8 iken yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9 oldu. Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 5,3 oldu. Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 2,2 oldu. Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 39,5 ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 56,0, yüzde 42,0 ve yüzde 38,3 oranları ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradığı görüldü. Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 39,6 ve yüzde 62,3 oranları ile en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı görüldü.

Şadi Özdemir sözünü tuttu: Veriler erişime açıldı Haber

Şadi Özdemir sözünü tuttu: Veriler erişime açıldı

Nilüfer Belediyesi, kamu verilerini herkesin erişimine açarak kent yönetiminde ortak aklı güçlendiren önemli bir adım attı. Açık Veri Platformu; şeffaflığı artıran, vatandaş katılımını büyüten ve kararların veriye dayalı alınmasını sağlayan yeni bir dönemin kapısını araladı. Nilüfer Belediyesi, kamu verilerini herkesin erişimine açan Açık Veri Platformu’nu hayata geçirdi. Kent yönetiminde ortak aklı büyüten bu önemli adım sayesinde belediyenin ürettiği veriler ücretsiz ve erişilebilir hale gelirken; vatandaşların hizmetleri daha yakından takip edebilmesi, araştırmacıların veri üretmesi ve girişimcilerin yeni çözümler geliştirmesi mümkün oluyor. Veriye dayalı bu yaklaşım; şeffaflığı artırıyor, katılımı güçlendiriyor, kararların daha doğru alınmasını sağlıyor ve kamuya duyulan güveni büyütüyor. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in seçim sürecinde açıkladığı "100 Güldüren Proje" arasında yer alan Açık Veri Platformuna acikveri.nilufer.bel.tradresinden erişilebiliyor. Vatandaşlar, akademisyenler, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları, belediye verilerine kayıt veya ücret olmadan ulaşabiliyor. Yapay Zeka Bürosu ve dijitalleşme projeleriyle Türkiye’de rol model gösterilen Nilüfer Belediyesi, açık veri platformunu devreye alan Türkiye’deki sayılı ve Bursa’daki ilk ilçe belediyesi oldu. Böylece Nilüfer, dijital belediyecilik alanındaki öncü konumunu pekiştirdi. Platform; Belediye Hizmetleri, Çevre ve İklim, Ulaşım, Kültür-Sanat ve Spor, Nüfus ve Demografik veriler ile Coğrafi Bilgi Sistemleri gibi başlıklarda veri setlerini kamuoyunun erişimine açıyor. Veriler, birçok farklı ve açık formatlarda sunulurken, platformda yer almayan veriler için talep mekanizması da bulunuyor. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, açık veri yaklaşımını "Ortak Akıl" vizyonunun doğal bir uzantısı olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Nilüfer Belediyesi olarak kentle ilgili verileri vatandaşlarımızla paylaşmayı bir tercih değil, sorumluluk olarak görüyoruz. Açık Veri Platformumuz yalnızca şeffaflığımızı artıran bir araç olmayacak; aynı zamanda vatandaşlarımızın, araştırmacılarımızın ve girişimcilerimizin Nilüfer için değer üretmesine imkan tanıyan bir ekosistem ortaya çıkacak. Bursa’da bu adımı atan ilk ilçe belediyesi olmaktan da gurur duyuyoruz. Veriye dayalı bir kent yönetimi, halkla birlikte daha güçlü bir Nilüfer için çalışmaya devam edeceğiz." Türkiye’de açık veri portallarının ağırlıklı olarak büyükşehir belediyeleri ile İstanbul’daki bazı ilçe belediyeleri tarafından kullanıldığını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, "Nilüfer Belediyesi olarak açık veri platformunu devreye alan Türkiye’deki sayılı ve Bursa’daki ilk ilçe belediyesi olduk. Böylece, Bursa’daki veri ekosisteminin derinleşmesine katkı sunarak, büyükşehir düzeyindeki çalışmalara tamamlayıcı bir yapı da oluşturacağız" dedi.

BTSO ve GEN Türkiye’den girişimcilik iş birliği Haber

BTSO ve GEN Türkiye’den girişimcilik iş birliği

Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO, girişimcilik ekosisteminde farkındalık oluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. BTSO ile Global Girişimcilik Network (GEN) Türkiye iş birliğinde düzenlenen Girişimcilik Ekosistemi Etkinliği’nde “Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri” başlıklı panel ve Open House Meeting oturumları düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, girişimcilik ekosisteminin dünyadaki gelişimine yönelik önemli bilgiler aktardı. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinin hızlandığını ifade eden Burkay, “Dijitalleşme hayatın her alanını dönüştürüyor. Rekabet ortamı öngörülebilir olmaktan çıktı; belirsizlik artık yeni normalimiz oldu. Eskiden başarıyı metrekareyle ölçerdik, bugün vizyonla ve hızla ölçüyoruz. Genç bir girişimci, bir bilgisayar ve güçlü bir fikirle küresel pazarlara ulaşabiliyor. Dolayısıyla geçmişin alışkanlıklarıyla bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek artık mümkün değil.” ifadelerini kullandı. “Yerleşik Tüm Dengeler Bir Anda Değişebiliyor” Yakın geçmişe kadar bir iş insanının kendi sektörünü ve rakiplerini tanımasının başarı için yeterli görüldüğüne dikkati çeken Başkan Burkay, “Beklenmedik bir teknolojik sıçrama ya da ezber bozan bir inovasyon, yerleşik tüm dengeleri bir anda altüst edebiliyor. İşte bu noktada bütün ezberleri bozan girişimciler devreye giriyor. Bugün genç bir girişimci, elinde bir bilgisayarla, internet bağlantısı ve sınırları zorlayan bir fikirle dev firmaların onlarca yılda kurduğu pazarlara bir gecede girmeyi başarabiliyor. Artık başarıyı vizyonla, hızla ve o parlak fikirle ölçüyoruz.” dedi. “Start-uplar Devletlerle Yarışır Hale Geldi” Günümüzde start-up niteliğindeki yatırımların ekonomik büyüklükleriyle devletlerle yarışır hale geldiğine işaret eden İbrahim Burkay, “2000’li yılların başında dünyanın en değerli beş şirketi petrol ve finans devlerinden oluşurken, bugün bu listenin tamamı teknoloji ve veri odaklı şirketlerin elinde. Geleneksel bir otomobil markasının 50 yılda ulaştığı piyasa değerine, yazılım tabanlı bir elektrikli araç girişimi 5 yıldan kısa sürede ulaşabiliyor. Bizim geniş bir vizyonla hareket etmemiz lazım. Çünkü ileriyi görmek, güçlü olmaktır.” ifadelerini kullandı. Başkan Burkay, Bursa’nın tarih boyunca ticaretin ve üretimin kalbi, bereketin adresi olduğunu belirterek, BTSO olarak bu tarihsel sorumluluğun bilinciyle hareket ettiklerini; sanayi devriminden dijital devrime geçişte öncü şehir olma hedefine önemli projelerle destek verdiklerini sözlerine ekledi. “Risk Almayı Bu Şehirde Öğrendim” GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Aydın da Bursa’da bulunmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. Nevzat Aydın, “Bugün Bursa’da olmak benim için sadece profesyonel bir ziyaret değil, aynı zamanda kişisel bir eve dönüş. Gençlik yıllarım bu şehirde geçti. Risk almayı, kalıplara sığmamayı ve ‘yapılamaz’ denileni zorlamayı burada öğrendim. Karşınızda sadece bir yatırımcı ya da GEN Türkiye Başkanı olarak değil, karakteri bu şehirde şekillenmiş biri olarak duruyorum.” diye konuştu. “Önümüzdeki 4-5 Yıl Çok Daha Hızlı ve Acımasız Olacak” Girişimcilik ekosisteminin belirli merkezlerle sınırlı kalamayacağını belirten Aydın, “İş yapış şekillerini kökten değiştirecek dönüşümün tam eşiğindeyiz. Girişimcilik yalnızca İstanbul’da bir zümrenin işi olamaz. Bu anlamda Bursa çok önemli bir şehir. Bursa demek, Türkiye’nin üretim omurgası, sanayi, çarkların işlemesi, somut değer katma demek. Yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerle entegre olamazsak oyunun dışında kalırız. Artık eski hantal yapılara gerek kalmayacak insan gücüne dayalı ağır operasyonlar tarihe karışacak. Sadece iki-üç kişiyle yönetilen milyar dolarlık şirketlerin mikro unicornların dönemi başlıyor. Bursa’nın sağlam üretim tecrübesi bu yeni nesil teknolojilerle ve yapay zeka ile entegre edemezsek maalesef oyunun dışında kalırız. Önümüzde 4-5 yıl içinde çok daha hızlı ve acımasız bir dönüşüm var. Hazır olanlar büyüyecek, hazır olmayanlar geride kalacak.” diye konuştu. ‘Üretimde Yeni Dönem’ Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve SEDEFED Başkanı Emine Erdem’in üstlendiği “Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde; Koton Yönetim Kurulu Üyesi ve GEN Türkiye Başkan Yardımcısı Gülden Yılmaz ile Reeder Kurucu Ortağı ve GEN Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Sezen Sungur Saral konuşmacı olarak yer aldı. Üretimde yaşanan dönüşüm, yeni iş modelleri, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sanayiye etkisi ile girişimcilik ekosisteminin geleceği panelde kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programın ikinci bölümünde ise girişimcilerin mentörlerle bir araya geldiği Open House Meetingi etkinliği gerçekleştirildi.

TeknoKBB Kongresi’ne yapay zeka damgası: Laboratuvarda burun ve kulak üretilecek Haber

TeknoKBB Kongresi’ne yapay zeka damgası: Laboratuvarda burun ve kulak üretilecek

Bursa’da 12–15 Şubat tarihlerinde Almira Otel’de düzenlenen Uludağ 2026 KBB Günleri, bu yıl “TeknoKBB” temasıyla gerçekleştirildi. 15. Kulak Burun Boğaz (KBB) Günleri’ne çok sayıda kulak burun boğaz uzmanı hekim katılırken, kongreye özellikle doku mühendisliği ve yapay zeka destekli tıbbi uygulamalar damga vurdu. Kongrenin Eş Başkanı Prof. Dr. Oğuz Basut Kongrenin değerlendirmesini yaparken, “Bu toplantımız Bursa Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Hekimleri Derneği ile Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı ile ortaklaşa düzenlendi. 1998 yılından beri iki yılda bir yapılan, bilimsel desteği çok güçlü olan ve her toplantıda farklı bir mottoyla, farklı bir konuyla gerçekleştirilen bu toplantı geleneğinin, bu sefer 15.sini yaptık ve bu toplantıdaki konu başlığımız ‘TeknoKBB’ adı altında kulak burun boğazda gelişen yenilikler, dünyadaki yeni çıkan gerek ameliyat gerek tedavi teknikleri oldu. Tabii bu toplantıda en çok dikkat çeken, ilgi gören konuların başında da özellikle yapay zeka ve yapay doku ile insan sağlığına verilecek hizmetler ön planda konuşuldu. Hemen hemen Türkiye'nin birçok yerinden gelen, kendi çapında, kendi konusunda otorite olarak kabul ettiğimiz katılımcılardan çok kıymetli bilgileri aldık, paylaştık ve bilgilerimizi güncelledik” dedi. Kongrenin Eş Başkanı Doç. Dr. Süay Özmen de, her yıl farklı bir tema ile düzenlenen toplantının bu yıl KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi alanındaki teknolojik dönüşüme odaklandığını belirtti. Doç. Dr. Süay Özmen, “Her sene farklı bir tema kullandığımız toplantımızda bu yıl kulak burun boğaz ve baş-boyun cerrahisi alanındaki gelişmeleri ve değişimleri ‘TeknoKBB’ başlığı altında ele aldık. Tıp teknolojisindeki hızlı gelişmelerin KBB alanındaki tüm alt başlıklarına yansımalarını değerlendirdik. Özellikle defalarca burun ameliyatı geçirmiş ve burun içinde yeterli dokusu kalmamış hastalarda, kaburgadan ya da başka bir bölgeden kıkırdak almak yerine yapay doku kullanımı gibi yenilikçi yöntemleri de kongremizde masaya yatırdık” dedi. “Başarıyla tamamladık” 15. Kulak Burun Boğaz (KBB) Günleri ve Kongresini başarıyla tamamladıklarını söyleyen BURKON Turizm ve Kongre Genel Müdürü Hasan Eker de “Kongrelerin şehir ekonomisi ve turizme katkısı çok önemlidir. Biz de BURKON olarak bilime ve ekonomiye katkı sağlayan işler yaptığımız için çok mutluyuz” şeklinde konuştu. “Bilim Kurgu Gerçeğe Dönüşüyor” Kongrede yaptığı sunumla dikkat çeken plastik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın ise doku mühendisliği alanında gelinen noktayı ve yakın geleceğe dair öngörülerini detaylı şekilde paylaştı. Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, “Bilimin en güzel özelliği, insanlığa fayda sağlamasıdır. Doku mühendisliği tam olarak buna hizmet ediyor. Geleceğin tıbbında çok önemli bir yer edineceği artık net. Eskiden bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz yüz değişimleri, laboratuvarda üretilen dokular hayaldi. Bugün ise bunlar adım adım uygulanabilir hale geliyor” ifadelerini kullandı. Doku kaybı yaşayan hastalarda yeni bir çağın başladığını vurgulayan Prof. Dr. Karaaltın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir kaza ya da hastalık sonrası oluşan doku kayıplarında, acaba bir yedek parça fabrikasından parça alır gibi doku elde edebilir miyiz sorusu yıllarca ütopik görüldü. Ama yapay zekanın getirdiği inanılmaz işlem gücü, kuantum fiziğindeki gelişmeler ve biyomühendislik altyapısı sayesinde bu hayal artık gerçeğe çok daha yakın. Yapay zeka sayesinde doku mühendisliği ile kıkırdaktan kulak ve burun yapılmasına çok kısa bir süre kaldı.” “Hastaya Özgü Doku Üretimi Artık Mümkün” Mikrocerrahi alanındaki deneyimlerini paylaşan Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, insan vücudunun iyileşme sürecini bir bina benzetmesiyle anlatırken, “Bir bina yaparken çimento, tuğla ve en önemlisi demir iskele gerekir. İnsan vücudu da aslında benzer şekilde iyileşir. Doku mühendisliğinde bioiskele dediğimiz yapılarla adeta o demir iskeleti kuruyoruz. Ardından hücreler o iskelet üzerinde çoğalıyor ve yeni doku oluşuyor” dedi. Son yıllarda hastaya özgü üretim yapılabilmesinin süreci hızlandırdığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, “Artık standart bir materyal kullanmak yerine hastaya özel tasarlanmış dokular üretilebiliyor. Bu hem uyum sorunlarını azaltıyor hem de estetik ve fonksiyonel sonuçları ciddi şekilde iyileştiriyor” diye konuştu. Bursa’dan Dünyaya Uzanan Başarı Hikâyesi Plastik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın sunumunda, laboratuvar ortamında üretilmiş doku ile gerçekleştirilen dikkat çekici bir vakayı da paylaştı. Hastalık nedeniyle alt çenesinin yarısını kaybeden Bursalı bir hastaya, laboratuvarda üretilmiş doku nakledildiğini belirten Prof. Dr. Karaaltın, sürecin başarılı şekilde devam ettiğini aktarırken, “Alt çenesinin yarısı olmayan genç bir hastamıza, laboratuvarda üretilmiş bir dokuyu adeta yedek parça gibi yerleştirdik. Şu anda sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor, evlendi ve çocuk sahibi oldu. Bu hayalin gerçeğe dönüşmesini görmek, meslek hayatımdaki en heyecan verici deneyimlerden biriydi” dedi. “Biyoyazıcılar Tıpta Çığır Açtı” Doku mühendisliğinin yalnızca KBB ya da plastik cerrahiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Karaaltın, estetik cerrahiden onkolojik cerrahiye, diş hekimliğinden meme cerrahisine kadar geniş bir kullanım alanı öngördüklerini, doku mühendisliğinde en kritik teknolojinin biyoyazıcılar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Üç boyutlu biyoyazıcılar tıpta adeta bir devrim başlattı. Önceden şekil vermekte zorlandığımız dokuları artık istediğimiz formda üretebiliyoruz. Son 2–3 yıldır bunu daha aktif uyguluyoruz ve sonuçlar son derece umut verici. Bilinen yapay malzemelerin ciddi uyum sorunları var. Doku mühendisliği bu problemlerin üstesinden gelmek için çok güçlü bir alternatif sunuyor. Önümüzdeki yıllarda hem fonksiyonel hem estetik açıdan çok daha başarılı, hastaya özgü çözümler göreceğiz. Mucize gibi gelen pek çok uygulama rutin hale gelecek.” TeknoKBB temasıyla gerçekleştirilen 15. KBB Günleri, tıpta teknolojinin ulaştığı noktayı ve geleceğe dair güçlü beklentileri ortaya koyarken; yapay zekâ ve doku mühendisliğinin, kulak ve burun gibi karmaşık yapıların üretiminde yeni bir çağın kapısını araladığı mesajını verdi.

Nilüfer’de felsefi sorgulama: Yapay zeka insan bilincinin yerini alabilir mi? Haber

Nilüfer’de felsefi sorgulama: Yapay zeka insan bilincinin yerini alabilir mi?

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Felsefe Buluşmaları’nda bu ay “Yapay Zeka ve İnsan” konuşuldu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Solmaz Zelyüt’ün konuk olduğu etkinlikte, yapay zekanın tarihsel gelişiminin yanı sıra konuya felsefi bakış açıları da tartışıldı. Söyleşide yapay zeka tarihinin sadece teknik bir kronolojiden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Zelyüt, konuyu “Zihin nedir?” ve “Makine düşünebilir mi?” soruları ekseninde ele aldı. Katılımcılar; Aristotales’in otomat hayalinden El-Cezeri’nin mekanik algoritmalarına, Leibniz’in hesaplanabilir mantık idealinden Alan Turing’in ünlü “Taklit Oyunu”na kadar uzanan süreci felsefi bir perspektifle takip etme fırsatı buldu. MAKİNE DİLİ KULLANIRKEN ANLAM ÜRETEBİLİR Mİ Söyleşinin odak noktalarından birini, makinelerin dili kullanımı ve bilinç sorunu oluşturdu. John Searle’ün “Çin Odası” argümanı ve Google mühendisi Blake Lemoine’in yapay zeka LaMDA ile yaşadığı diyaloglar üzerinden, bir makinenin dili kullanmasının gerçek bir anlam ifade edip etmediği tartışıldı. Zelyüt, zihin ve beden ilişkisi üzerinden teknolojinin sınırlarını ve insan bilincinin yerini sorguladı. DAVOS 2026 VE GELECEK VİZYONU Prof. Dr. Solmaz Zelyüt, sunumunda güncel küresel tartışmalara da değindir. Davos 2026 notları üzerinden yapılan değerlendirmede; Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın teknolojik altyapı vurgusu, BlackRock CEO’su Larry Fink’in kapitalizmin geleceğine dair uyarıları ve Nobel ödüllü Geoffrey Hinton’ın yapay zekada “kontrol kaybı” endişeleri ele alındı. Zelyüt, Davos’ta dile getirilen bu varoluşsal risklerin, teknolojinin sadece ekonomik değil, köklü bir toplumsal dönüşümün de habercisi olduğunu belirtti. Etkinlikte, son günlerin popüler dizisi “Pluribis” de konuşuldu. “Pluribus”un yapay zeka ile “Carol”un temsil ettiği ahlaki insan duruş arasındaki seçim sorgulandı. Asıl meselenin yapay zeka teknolojisinden ziyade, onu tasarlayan ve kullanan insanlara güvenmekle ilgili olduğunu belirten Prof. Dr. Zelyüt; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin etik, hukuk ve sorumluluğun insanın omuzlarında kalmaya devam edeceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Yapay zekada yerli devrim: Cosmos T1 Dünya devlerine meydan okuyor Haber

Yapay zekada yerli devrim: Cosmos T1 Dünya devlerine meydan okuyor

Yıldız Teknik Üniversitesi Cosmos ekibince geliştirilen ve Türkçe düşünen yapay zeka Cosmos T1, kendisinden 3 kat büyük Google'ın yapay zeka modeline meydan okuyor. META'nın yapay zekasını da performans testinde geçen yerli Cosmos T1, bilgisayarlara yüklenerek özgürce kullanılabiliyor ve güvenlik riskini ortadan kaldırıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ile Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Fatih Amasyalı öncülüğünde, akademisyenlerden oluşan Cosmos ekibi, Türkçe düşünen yapay zeka Cosmos T1'i geliştirdi. Model, matematiksel akıl yürütme performansını ölçen Türkçe GSM8K veri setinde yüzde 77,41 doğruluk oranına ulaştı. Model, zincirleme akıl yürütme (chain-of-thought reasoning) yaklaşımıyla Türkçe matematik problemlerini çözebiliyor. Turkish-Gemma-9b-T1 modeli, Türkçe GSM8K testinde yüzde 77,41 doğruluk oranına ulaştı. Aynı testte Gemma-2-9B modeli yüzde 63,10, Llama-3.1-70B modeli ise yüzde 66,13 performans gösterdi. 9 milyar parametreli model, 70 milyar parametreli Llama-3.1-70B modelinin üzerinde performans gösterdi. Parametre sayısı açısından kendisinden yaklaşık sekiz kat büyük modellerle rekabet edebilecek seviyeye ulaştı. 9 milyar parametreli Turkish-Gemma-9b-T1 modeli, Türkçe matematiksel akıl yürütme testlerinde 70 milyar parametreli modellere yakın veya üzerinde performans sergileyerek parametre verimliliği açısından dikkat çekti. Model, Hugging Face platformu üzerinden açık ağırlıklı olarak erişime açıldı. "KENDİ BİLGİSAYARLARINA KURUP ÖZGÜRCE KULLANABİLİYORLAR" Çalışmanın yürütücüsü Prof. Dr. Amasyalı, "Cosmos T1 bizim en son çıkan modellerimizden bir tanesi, dil modeli geliştiriyoruz temelde. Chat GPT ve benzeri modelleri geliştiriyoruz. T1 diğerlerinden farklı bir düşünce sürecine sahip ve bu düşünce sürecini Türkçe olarak yansıtıyor. Bütün arka planda yanıtın nasıl üretildiğini ara yüzden adım adım görebiliyoruz. Aslında Chat GPT ile farklı kulvardalar. Birçok sektör günümüzde verilerini sağlık ve savunma sanayi gibi bu tarz firmalarla paylaşamıyor, paylaşmak istemiyor, paylaşmaması da çok doğal. Bunun yerine on-premise'de çözüm üretmeleri yani kendi makinelerinin çalışması gerekiyor. T1'in ve bizim diğer ürettiğimiz modellerin hepsi aslında açık ağırlıklı olarak yayınlanıyorlar ve insanlar da bu modelleri kendi bilgisayarlarına kurup kendi şirketlerinde özgürce ve rahatça kullanabiliyorlar" dedi. FİRMALAR KENDİ SÜREÇLERİNE DAHİL EDEREK GÜVENLİĞİ ARTIRIYOR T1 Modelin 9 milyar parametresi olduğunu ve büyüklüğüne göre oldukça iyi işler ortaya çıkardığını belirten Amasyalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki türlü erişim mümkün. Birincisi; online bir web sayfası var. İkincisi; firmalar açık ağırlık olarak yayınladığımız modeli kendi bilgisayarlarına indirip, kendi süreçlerine dahil ederek rahatça kullanabiliyorlar. TÜBİTAK projeleri kapsamında geliştirme maliyetini, Türkçesinin iyileştirme maliyetini biz karşılıyoruz. Firmalar da Türkçesi iyileştirmiş olan modelleri kendi süreçlerinde rahatlıkla kullanabiliyorlar." "ÖNCE DÜŞÜNÜP SONRA CEVAP VERMESİ PERFORMANSI ARTIRIYOR" Cosmos T1'in Google'ın yapay zeka modeli Gemma 2 modelinin üzerine geliştirildiğini belirten Amasyalı, "Fakat Türkçesini biz burada çok çok iyileştirmeyi düşündük ve ‘thinking' düşünen bir model geliştirdik. Gemma 2 modelinde temelde böyle bir özellik yok. Gemma 2 soru sorunca cevap veren bir model, Cosmos T1'de ise bir düşünce süreci, onun arkasından bir cevap üretme süreci var ki bu da modellerin performansını çok artırıyor. Önce düşünüp sonra cevap verdiğinde direkt cevaba geçmektense çok daha iyi bir performans sergiliyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Fatih Amasyalı, "Biz bunun üzerine oldukça sağlam bir eğitim gerçekleştirdik ve onu düşünmeyen bir modelden düşünen bir model haline getirdik. Bu sayede de kendisinden 3 kat büyük olan modellerle yarışabilecek seviyeye ulaştı. Bu başarı da günümüzde sosyal medyada epey ilgi gördü. Aslında isteyince, çalışınca oluyor. Sağlam bir ekiple ve büyük bir motivasyonla bunları gerçekleştirdik. TÜBİTAK'ın arkamızda olması en büyük motivasyonumuzdu" diyerek sözlerini sonlandırdı.

"Go Global Prime" Bursa’dan başladı: Türk markaları için küresel açılım şifreleri Haber

"Go Global Prime" Bursa’dan başladı: Türk markaları için küresel açılım şifreleri

Türkiye’nin global e-ihracat ekosistemine yön veren platformlardan biri olan BiggBrands, “Türkiye’den Dünya’ya E-İhracat Konferansları – Go Global Prime” etkinliği kapsamında iş dünyasını Bursa’da bir araya getirdi. Uludağ İhracatçı Birlikleri ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferans; kamu, finans, lojistik ve teknoloji paydaşlarını aynı çatı altında buluşturarak Türk markalarının global pazarlara açılımına ışık tuttu. E-ticaretin hızla dönüşen dinamikleri doğrultusunda geliştirilen BiggBrands ekosistemi; B2C, B2B ve D2C iş modellerini tek platformda birleştirerek markalara sürdürülebilir büyüme fırsatı sunmayı hedefliyor. Konferansta, yapay zekâ destekli e-ihracat çözümleri, dijital pazarlama teknolojileri, lojistik modelleri ve finansman alternatifleri gibi kritik başlıklar ele alındı. UİB Genel Sekreter Yardımcısı Ayşe Mehtap Ekinci’nin açılış konuşmasını gerçekleştirdiği programda, Ticaret Bakanlığımızın yetkilileri tarafından E-İhracat Süreçlerindeki KİP, Kolay İhracat Platformu ve E-KİP, E-Kolay İhracat Platformu hakkında kapsamlı bilgi verilirken, Uludağ İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği tarafından 5986 sayılı karar kapsamında E-İhracat Teşvikleri hakkındaki önemli başlıklar dinleyicilerle paylaşıldı. BİGGBRANDS İLE GLOBALLEŞEN MARKALAR BiggBrands Yönetim kurulu başkanı Enis Karslıoğlu ve BiggBrands yetkililerinin yanı sıra, değerli sektör paydaşlarının yaptıkları sunumlarda, Türk markalarının global pazarlarda rekabet avantajı kazanması için geliştirilen stratejiler vurgulandı. Bir markanın B2C ve B2B pazaryerlerinde global olarak büyüme yolculuğu örnek vakalar üzerinden anlatılırken; GEO, SEO ve PPC gibi dijital pazarlama teknolojilerinin e-ihracattaki rolü detaylı şekilde aktarıldı. BiggBrands; global pazaryerleri, toptan satış altyapısı ve doğrudan tüketiciye ulaşan çözümleriyle markalara yalnızca satış değil, aynı zamanda veri odaklı büyüme modeli sunuyor. Şirketin sunduğu entegre yapı sayesinde üreticiler, lojistikten finansmana kadar tüm süreçleri tek ekosistem içinde yönetebiliyor. GÜÇLÜ PAYDAŞLARLA ORTAK VİZYON Ticaret Bakanlığı ve Uludağ İhracatçı Birliklerinin E-İhracat destekleri hakkında verdikleri bilgiler, Türk Eximbank’ın finansal çözümleri ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla zenginleşen konferans; Türkiye’nin üretim gücünü dijital ticaretle buluşturma hedefini bir kez daha ortaya koydu. De minimis düzenlemeleri sonrası cross-border lojistik ve kargolama modelleri ve Biggbrands ve THY WIDECT işbirliği ile yapılacak uluslararası sevkiyat çözümleri de etkinliğin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. TÜRKİYE’DEN DÜNYAYA UZANAN BİR EKOSİSTEM BiggBrands’in dünyanın 6 bölgesinde oluşturmuş olduğu ofis ve lojistik merkezleri ve tamamı kendisine ait yazılım ve donanımlarıyla sunduğu teknolojik altyapısı, Türk markalarının Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Asya’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan geniş bir pazarda konumlanmasına olanak sağlıyor. “Go Global Prime” konferansı; yalnızca bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin doğduğu bir networking platformu olarak öne çıktı. BiggBrands yetkilileri, Türkiye’nin e-ihracat potansiyelinin her geçen gün arttığını vurgulayarak, önümüzdeki dönemde farklı şehirlerde düzenlenecek yeni konferanslarla daha fazla markayı global pazarlara taşımayı hedeflediklerini belirtti. Etkinlik Bilgisi: Go Global Prime – Türkiye’den Dünya’ya E-İhracat Konferansı Tarih: 11 Şubat 2026 Yer: Uludağ İhracatçı Birlikleri, Bursa

BUMİAD’da yapay zekâ zirvesi: "İnsan istemediği sürece yapay zekâ işsiz bırakmaz" Haber

BUMİAD’da yapay zekâ zirvesi: "İnsan istemediği sürece yapay zekâ işsiz bırakmaz"

Üretken yapay zekâdan, kendi kendine plan yapabilen otonom yapay zekâ sistemlerine ve robotik yapay zekâya geçiş yaptığımız bu dönemde, “yapay zekâ” olgusu, Bursa Mühendis ve Mimar İş İnsanları Derneği’nde (BUMİAD) düzenlenen etkinlikte mercek altına alındı. Etkinliğin açılışında konuşan BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, son yılların en önemli tartışma konularından birinin de ‘yapay zekâ’ olduğunu vurguladı. Yapay zekânın kullanım alanlarının her geçen gün daha da genişlediğini ifade eden Gümüş, bu alanların en başında ise iş dünyasının geldiğini belirtti. Teknolojik gelişmelerden üyelerini anında haberdar ettiklerini vurgulayan BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği ( BİSİAD ) Başkanı İdris Doğrul’ u konuk ettikleri etkinliğin yararlı sonuçlar getirmesi dileğinde bulundu. BİSİAD Başkanı İdris Doğrul da konuşmasında, dünyanın insan ve makine işbirliğinin başlangıç çağında olduğunu belirterek, yapay zekânın hayatın her alanına hakim olma sürecinin hız kazandığını vurguladı. Yapay zekâ işsizlik ilişkisi Yapay zekânın işsizliği artıracağı tezine katılmadığını ifade eden Doğrul, geçiş sürecinin kontrollü olması koşuluyla, çok uzun yıllar daha yapay zekânın neden olacağı işsizlik olgusundan söz edilemeyeceğine dikkat çekti. Yapay zekânın kurum ve kurallarıyla toplum hayatının işleyişine yön vermesi durumunda bile dramatik işsizlik tabloların yaşanmayacağını savunan Doğrul, “Yapay zekânın dizginleri elden bırakılmadığı sürece, öyle iddia edildiği gibi büyük çaplı işsizliklerin yaşanacağına ihtimal vermiyorum. İnsan istemediği sürece, yapay zekânın insanı işsiz bırakması düşünülemez bile. Bilâkis, yapay zekâ teknolojisinin gelişim seyri, doğru ve ehil ellerin iradesinde ilerlediği sürece ben bu durumun yeni istihdam alanları oluşturacağına bile inanıyorum” diye konuştu. İşletmeler açısından yapay zekânın önemi İşletmelerin yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmelerden kendilerini uzak tutmalarının, dijitalleşen dünyada telâfisi mümkün olmayan hataları da beraberinde getireceğine işaret eden Doğrul, yapay zekânın insan faktörü olmaksızın varlığını sürdüremeyeceğini ifade etti. Dijitalleşen dünyada hız faktörünün, hiçbir dönemde olmadığı kadar önem kazacağına değinen Doğrul, 500 sayfalık bir raporun analizinin yapay zekâ marifetiyle, 15 saniyede hazırlanabileceğini vurguladı. Yapay zekânın yaygınlık kazanmasıyla rekabet olgusunun daha da artacağını belirten Doğrul, yakın gelecekte yapay zekaya entegre olamayan firmaların, rekabet edebilme reflekslerinin zayıflayabileceğini de sözlerine ekledi.

Yurtiçi Kargo'dan Bursa'ya dev yatırım: Türkiye'nin en büyük üçüncü otomasyon merkezi açıldı. Haber

Yurtiçi Kargo'dan Bursa'ya dev yatırım: Türkiye'nin en büyük üçüncü otomasyon merkezi açıldı.

Yurtiçi Kargo, otomasyonlu transfer merkeziyle Bursa'da 25 bin kargoyu 1 saatte insan eli değmeden bir araçtan diğer araca transfer edebilecek. Bursa'da 13 bin metrekare kapalı alana kurulan, otomasyonlu transfer merkezi, görenleri kendine hayran bıraktı. 1 saatte 25 bin kargo insan eli değmeden bir araçtan diğerine yüklenirken, hatlarına göre otomatik ayrılıyor. Alan Ankara ve İstanbul'daki merkezlerimizden sonra Türkiye'nin en büyük üçüncü yüksek kapasiteli kargo otomasyon merkezi olarak hizmete girdi. Açılışına tüm GMY'ler, bölge müdürleri ve çalışanlar katıldı. Açılış kurdelesinin kesildiği transfer merkezinde katılımcılara seslenen Yurtiçi Kargo Genel Müdürü Fatih Önyol, "Bugün şirketimiz açısından stratejik öneme sahip bir yatırımı daha hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz bu merkez ve otomasyon sistemi kapasiteyi hızı ve verimliliği aynı anda artıran Türkiye'nin küresel lojistik ağları içindeki konumunu daha da güçlendiren önemli bir adım oluyor. Son beş yıl içerisinde İstanbul ve Ankara'da otomasyonlu aktarma merkezimizi hayata geçirdik. İki yıl önce Eskişehir aktarma merkezimizde de otomasyon kurduk. Hemen hemen tüm aktarma merkezlerimizde dosya otomasyonunu kurduk. Geçen yıl genel müdürlüğümüzün altında kendi verilerimizi sakladığımız veri merkezini hayata geçirdik ve bugün açılışını yaptığımız bu merkezle birlikte şirket olarak teknolojide artık farklı bir boyuta geçtik. Bu yatırımlar şirketimizin uzun vadeli büyüme teknoloji ve ölçek odaklı yatırım stratejisinin somut bir örneğidir" dedi. Yine bu dönemde yalnızca alt yapı değil, kendi bünyemizde geliştirdiğimiz ar-ge projelerini dijitalleşmeye veri odaklı sistemlere ve operasyonel ürünlerimize de ciddi yatırımlar yaptıklarını belirten Önyol, "Hedefimiz, operasyonlarımızı daha hızlı, güvenilir ve verimli hale getirerek büyük ölçekli kurumsal firmaların kobilerin üretim yapan bireysel iş geliştiren üreticinin e ticaret firmalarının e ticaret platformlarının ihtiyaç duyduğu hizmeti en yüksek standartlarda sunmak ve bu yolla ekonominin gelişimine ciddi katkı sağlamaktır. Veri merkezleri yazılım alt yapıları ve otomasyon sistemleriyle desteklenen bu yatırımlar operasyonel hızı artırırken hizmet sürekliliğini ve ölçeklenebilirliği de kalıcı biçimde güçlendirmektedir. Hayata geçirilen bu yapı kobilerden e ticaret ekosistemine ihracatçılardan sanayicilere kadar çok geniş bir paylaş kitlesinin daha etkin çalışmasına imkan tanımakta ve Türkiye ekonomisine doğrudan ölçülebilir bir katkı sağlamaktadır" diye konuştu. Yurtiçi Kargo yönetim kurulu üyesi Benjamin Demoge ise, "Daha önce Fransa'da postanede buna benzer transfer merkezinin açılışını yapmıştım. Bugün sizin aranızda olmaktan memnuniyet ve gurur duyuyorum. Yurtiçi Kargo, piyasayı tamamen hâkimiyetini altına almış, son 5 senedir uyguladıkları doğru strateji, yapay zeka, dijitalleşme ve robot kullanarak ileri teknoloji merkezler kuruyor. Tüm çalışanların bu şirketle gurur duyduğuna eminim. Ben dünyanın birçok yerinde birçok firmayı ziyaret ettim. Yurtiçi Kargo'nun mükemmeliyeti yakalayan bir firma olduğunu gördüm. Sadece bir tek alanda değil, her alanda çok iyi performans sergiliyor. Bu başarılara imza atmasında sizlerin gösterdiğiniz emeğe teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından davetliler, son teknoloji transfer merkezini gezdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.