SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapı Denetim

Söz Bursa - Yapı Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapı Denetim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İMO Bursa Çalışma Grubu Başkan adayı Serdar Atilla Erdem proje ve adaylarını tanıttı Haber

İMO Bursa Çalışma Grubu Başkan adayı Serdar Atilla Erdem proje ve adaylarını tanıttı

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi’nin 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Genel Kurulu ve seçimleri öncesinde, İMO Bursa Çalışma Grubu Başkan Adayı Serdar Atilla Erdem, yönetim hedeflerini, projelerini ve yönetim kurulu adaylarını geniş katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna açıkladı. Yaklaşık 700 meslektaşın katılımıyla Crowne Plaza Hotel’de düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan Erdem, görevde bulundukları 19. döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Göreve geldikleri günden bu yana geçen 477 gün içinde 500’ün üzerinde faaliyete imza attıklarını belirten Erdem; çalıştaylar, paneller, seminerler, kurslar, sosyal ve sportif etkinlikler ile temsilciliklerin katkılarıyla hayata geçirilen projelerin yanı sıra yerel yönetimler, kamu kurumları, akademik çevreler ve genç mühendis adaylarını kapsayan geniş bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Erdem ayrıca kentsel dönüşüm, kaçak yapılaşmayla mücadele, meslek yasası ve meslektaşların güncel sorunlarına dair görüşlerini de paylaştı. Toplantıya İMO Bursa Şubesi’nin geçmiş dönem başkan ve yöneticileri, inşaat mühendisi meclis üyeleri, genç ve deneyimli meslektaşların yanı sıra Bursa ve çevre ilçe temsilcileri de katıldı. Etkinlikte Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Vakıflar Bölge Müdürü Haluk Yıldız, İlBank Bursa Bölge Müdürü Harun Soner Okutan, DSİ Bölge Müdür Yardımcıları Kenan Akyürek, Mustafa Gördeli, Litvanya Cumhuriyeti Bursa Fahri Konsolosu Berat Tunakan ile İMO Bursa Şubesi geçmiş dönem başkanlarından Necati Şahin, Mehmet Albayrak, Maksut Kaya ve geçmiş dönem İMO Bursa Şubesi yönetim kurulu üyeleri de yer aldı. Toplantının 10 Ocak’a denk gelmesi münasebetiyle toplantıyı takip eden basın mensuplarının Çalışan Gazeteciler Gününü karanfil hediye ederek kutlayan Erdem, medyanın ve medya mensuplarının akademik odaların sesini kamuoyu ile paylaşabilmesi adına son derece önemli olduğunun altını çizerek toplum adına bu önemli görevi ifa eden gazetecilere teşekkür etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantı, İMO Bursa Çalışma Grubu’nun oda yönetiminde bulunduğu dönemlere ait faaliyetleri içeren film gösterimiyle devam etti. Ardından kürsüye çıkan Başkan Adayı Serdar Atilla Erdem, Çalışma Grubu’nun geçmişten bugüne yürüttüğü çalışmaları ve önümüzdeki dönem hayata geçirilmesi planlanan projeleri başlıklar halinde aktardı. Erdem, görev süreleri boyunca İMO Bursa Şubesi’ni yeniden “lider oda” konumuna taşıdıklarını vurguladı. Konuşmasının sonunda meslektaşlarına çağrıda bulunan Erdem, 15 Şubat’ta yapılacak seçimlerde yüksek katılımın önemine dikkat çekerek, güçlü bir İMO Bursa Şubesi için tüm üyeleri sandığa davet etti. Programın sonunda Başkan Adayı Serdar Atilla Erdem, İMO Bursa Çalışma Grubu Yönetim Kurulu adaylarını sahneye davet ederek kamuoyuna tanıttı. Yönetim Kurulu Adayları şu isimlerden oluştu: Serdar Atilla Erdem (Başkan Adayı), Metin Yaran, Ayşegül Özbek, Erdem Yardımcı, Dr.Mahmud Sami Döven, Rüştü Şanlı, Oğuzhan Kurt, Ozan Olgun, Muhammet Yılmaz, Yiğit Can Sezgin, Murat Kaplan, Kudret Sena Çakır, Burak İ. Tuğcu ve Samet Ozan Şahin. SERDAR ATİLLA ERDEM ÖZGEÇMİŞİ 1978 yılında Trabzon'da doğdu. 1998 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1998 yılında kendi firmasını kurmuş olup halen mühendislik, taahhüt alanında faaliyet göstermektedir. 1998-2004 yılları arasında İMO Bursa Şubesi Gençlik Komisyonu Başkanlığı, 2004 -2006 yılları arasında IMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliği, 2006-2008 yılları arasında İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter üyeliği görevlerinde bulundu. 2018-2022 döneminde BTSO Meclis Üyeliği yaptı. 19.Dönem İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Evli ve bir kız çocuğu babasıdır. İMO BURSA ÇALIŞMA GRUBU BAŞKAN ADAYI SERDAR ATİLLA ERDİM’İN KONUŞMA METNİ Kıymetli Meslektaşlarım, Saygıdeğer Başkanlarım, Çalışma Grubu Yöneticileri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımlarınızdan dolayı müteşekkir olduğumu belirtmek isterim. Sözlerimin başında 14-15 Şubat tarihlerinde gerçekleştireceğimiz genel kurulumuzun ve yönetim kurulları seçimlerimizin Bursa’mıza, ülkemize, mesleğimiz ve meslektaşlarımıza hayırlar getirmesini temenni ediyor, sizleri şahsım ve çalışma grubumuz adına saygıyla selamlıyorum. İzninizle öncelikle kendimi kısaca tanıtmak isterim. 1978 yılında Trabzon’da doğdum. 1998 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 1998 yılından bugüne mühendislik, taahhüt alanında sektörde hizmet eden aile şirketimizin ortaklarındanım. Evliyim ve bir kız evladım var. Mezun olduğum ilk gün meslek odamız olan İMO Bursa Şubesi’ne üye oldum ve içinde bulunmaktan gurur duyduğum Çalışma Grubu ile ilk olarak o günlerde tanıştım. Allah nasip etti Çalışma Grubu yönetimlerindeki İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi bünyesinde 1998-2004 yılları arasında Gençlik Komisyonu Başkanlığı, 2004-2006 tarihleri arasında İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyeliği ve 2006-2008 tarihleri arasında da İMO Bursa Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi olarak görev yaptım. Bu süreçlerde Çalışma Grubu önderliğindeki İMO ile Bursa’mıza, ülkemize, meslek ve meslektaşlarımıza birçok başarılı hizmetler içeren görevlerde sadece hizmet amaçlı çalışmalarda bulundum. 2018 – 2022 tarihleri arasında BTSO Meclis Üyesi olarak sektörümüzü temsil ettim. Sizlerin teveccühü ile 19.Dönem İMO Bursa Şubemizin Başkanlık görevini yürüttüm. Sizlerden almış olduğumuz güçlü desteğin verdiği sorumluluk ile bu 2 yıllık süreçte odamıza, mesleğimize ve meslektaşlarımıza layık olabilmek adına tüm gayretimizle çalışmalar yaptık. Sevgili Meslektaşlarım, Bu süreçte “Deprem Bir Beka Sorunudur” dedik. On binlerce insanımızı kaybettiğimiz acılar halen içimizde. Devletimizin üzerine yüz milyarlarca dolar yük bindi. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın yolu biz inşaat mühendislerinin sorunlarını çözmekten geçer dedik ve bu çerçevede yoğun çalışmalar yaptık. Yaşanan bu büyük acının en büyük sebebi hiç kuşkusuz biz inşaat mühendislerinin de içinde bulunduğu inşaat sektörünün, yetkin kanunlar ve insanlar elinde olmamasından kaynaklıdır. Birçok paydaşı bulunan inşaat sektörünün sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlamak için sektörün omurgasının biz inşaat mühendisleri tarafından oluşturulması zaruri bir gerçekliktir. Ancak gelinen noktada mesleğimizdeki itibar kaybı öyle bir hal almıştır ki bırakın sektörün omurgası ve ülke medeniyetinin teminatı olmayı, birçoğumuz geçim sıkıntısı nedeniyle evlerinin direği olamaz hale geldik. Bu hale gelinmesinde sayıları kontrolsüzce artmasına rağmen eğitim kalitesi giderek azalan üniversitelerin etkisinin yanında, sermaye sahiplerinin piyasa üzerindeki kuralsızlaştırma gücü ve meslek alanımızın hala 1954 yılından kalma kanunla düzenleniyor olmasının önemli rolü vardır. Değerli Meslektaşlarım, 2023 yılında yaşanan son büyük deprem göstermiştir ki yeterli mühendislik almadan çıkılan her basamak yeri gelince ayağımızın altından kayıp mezar taşlarımıza dönüşmektedir. Ülkemizin bir daha böyle acılar yaşamasının önüne geçmenin yolu inşaat mühendisliği mesleğini hak ettiği yere taşımaktır. Bu değeri mesleğimizin öneminin ve yaratacağı farkın bilincinde olan bizler, meslek odamız etrafında birleşerek mesleğimizi ve meslektaşlarımızın hak ettiği yerde konumlanmak için var gücümüzle mücadele edeceğiz. Hedeflerimizin başında gelen bu düşüncemiz sizlerin destekleri ile sonuçlanacaktır. Bu sebeple bu dönem de sizlerden yetki istiyoruz. Mesleki gelişimin önündeki engelleri kaldırmak, doğru hizmet standartlarını geliştirmek, iç denetim mekanizmalarını oluşturmak, hak ettiğimiz ücretleri alabilmek ve en önemlisi hak ettiği saygınlığı mesleğimize tekrar kazandırmak vizyonumuz olacaktır. Ancak ne yazık ki meslek odalarımız bir takım sığ ideolojik yapılanmaların etkisinde olan yönetimlerce idare edilir olduğundan, temsil yetkisi olan alanlar dışında çokça konuşmak zorunda kaldıklarından, mesleğimize dair söylenen her söz laf kalabalıkları arasında kaybolmaktadır. Günümüzde halen meslek odalarında geçerli olan bu işlevsizliği ortadan kaldırmak için 1994 yılında kurulan, İMO Bursa Şubesi’nin bugünlere gelmesinde mutlak payı olan Çalışma Grubumuz, her siyasi partiye eşit yakınlıkta durmuş, mesleği ve meslektaşı öncelemiş, temsil yetkisini asla aşmamış, sadece kentimizde değil ülke çapında da dikkatle izlenen bir birliktelik haline gelmiştir. 1990’lı yıllarda ‘bayrağımızın onuru, ülkemizin bölünmez bütünlüğü’ konusunda tavizsiz olarak, inşaat mühendisi ortak paydasında her kesimden meslektaşımızın bir araya gelerek oluşturduğu Çalışma Grubu, yönetimde bulunduğu o yıllardan bugüne, meslektaşımızın sorunlarına çözüm üretmesinin yanında, kişisel gelişimlerine de çok büyük katkılar koyarak, Bursa’mızın yönetiminde söz sahibi olan pek çok yapılanmada yer almalarına da olanak sağlamıştır. Çalışma Grubu yönetimindeki İMO her dönem üzerine koyarak ilerlemiş, kentimizde ve ülkemizde mesleğimizi ve meslektaşlarımızı ilgilendiren her konuda söz sahibi olmuş, kamu kurumları ve diğer odaların iş birliği ile lider olmayı her dönem başarmıştır. Gururla söylüyorum ki 18.Dönemde ağırlığını kaybetmiş olan şubemizi Çalışma Grubundan almış olduğumuz kültür ve güç ile tekrar lider oda vasfına ulaştırdık. Bu sebeple siz meslektaşlarımızdan bu mücadeleyi bir adım daha ileriye taşıyabilmek adına tekrar yetki ve destek istiyoruz. Bu hedefimize ulaşabilmek için her türlü gayret ve mücadeleyi göstereceğimizden hiçbir meslektaşımızın şüphesi olmasın, bunun sözünü buradan sizlere veriyorum. Değerli meslektaşlarım, kıymetli basın mensupları Bu çerçevede çalışma grubunun tecrübesiyle sizlere mesleğimiz ve kentimizin sorunları ve çözüm önerilerimizden kısaca bahsetmek istiyorum. Mesleğimizi kalitesi ve ülkemizin can ve mal güvenliği adına plansız ve programsız bir şekilde inşaat mühendisliği bölümlerinin sayısının arttırılması işinden bir an evvel vazgeçilmelidir. Neredeyse her 500 kişiye 1 adet inşaat mühendisi düşen ülkemizde yaşanan depremde, nitelikli mühendislik hizmetine erişilemediği acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Deprem gerçeği ile yaşamak zorunda olan ülkemizde, yapılacak bir hatayla yüzlerce insanın canına ve malına zarar verme olasılığı olan bir meslek grubunun; en iyi şekilde eğitim görmesi, donanımlı bir şekilde mesleğe atılması ve yeterliliklerini tecrübesi oranında kademeli şekilde alması gerekmektedir. Söz konusu düzenlemelerin hayata geçmesi için meslektaşlarımızı nitelikli eğitime erişmesi adına gerekli çalışmaları gerçekleştirdik ve bu mücadeleye devam edeceğiz. Değerli meslektaşlarım, Mesleğimiz ve meslektaşlarımız bunca sıkıntılarının yanında bir taraftan da ağır hukuki sorumluluklar altında ezilmektedir. Yapılara karşı taşıdığımız sorumluluk müteselsil olarak vefatımızdan sonra aile bireylerimize rücu etmektedir. Gerçekleşen depremde yaşanan acıların gerçek sorumluların gereken cezaları alması en büyük arzumuzdur ancak bu kadar çok etkenin olduğu bir sistemde doğru sorumluların bulunamamasından ve bir sorumlu bulmak adına meslektaşlarımızın haksız yere zarar görmesinden endişe etmekteyiz. Hukuki belirsizliklerin ortadan kaldırılması için gerekli çalışmaları sürdürdük ve bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacı ile yeniden göreve talibiz. Değerli meslektaşlarım, Şantiye şefliği konusu mesleğimizin kanayan yarasıdır. Şantiye şefliğinin son derece riskli ve bir o kadar da ağır sorumlulukları olmasına rağmen, ne yazık ki birçok inşaatta formaliteden öteye geçememektedir. Mesleğimiz ve yapı kalitesi açısından çok büyük öneme sahip olan şantiye şefliği konusundaki hassasiyetimiz devam edecek olup “her şantiyeye bir şef” demeye devam edeceğiz. Bir diğer kanayan yaramız ise yapı denetim sisteminin geçen 24 yıla rağmen bir türlü işler bir uygulama haline getirilememiş olmasıdır. 2019 yılında büyük umutlarla yürürlüğe giren, yapı denetimlerin elektronik ortamda belirlenmesine dayanan e-dağıtım sistemi; yapılan temel yanlışlar ve bu yanlışlarda ısrar neticesinde, hâlâ bekleneni verememiştir. Sistemin doğru kurgulanamaması durumunda, ne yazık ki yapı denetimlerin gerçek manada denetim yapmaları mümkün olmayacaktır. Sağlıklı bir yapı denetim sistemi olmadan, güvenli ve sağlıklı binalar üretilmesi söz konusu değildir. Bu noktada yapı denetimin asli unsuru inşaat mühendisleri olmalıdır ve yapının projelendirmesinden teslim aşamasına kadar meslektaşlarımız aktif olarak yer almalı, bunun karşılığında hak ettiği özlük haklarına sahip olmalıdır. Sistemde aksayan konuların revize edilmesi için gerekli mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Değerli meslektaşlarım, Yaşayacağımız olası bir depremde can kayıpları yaşamamak adına göçme riski taşıyan binaların saha çalışmaları ile şehrimizin gerçek anlamda yapı stoğu envanterinin çıkarılması elzemdir. Kentsel dönüşüm planlamasında önceliğin bu binalara verilmesini her platformda dile getirerek Büyükşehir belediyemizi göreve davet edip İMO Bursa Şubesi olarak genç ve tecrübeli meslektaşlarımızdan kuracağımız kadro ile her türlü desteği vereceğimizi beyan ettik. Yetkiyi aldığımız takdirde büyükşehir belediyemiz ile bu çalışmayı yapmak için tekrar gerekli girişimlerde bulunacağımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Gençlerin sesini dinlemek ve kamuoyuna güçlü bir şekilde duyurmak için belirli aralıklarla serbest kürsü programları yaptık, Bursa’mızın güçlü inşaat firmaları ile gençlerimizi bir araya getirerek sektör buluşmalarını gerçekleştirdik. Geçmiş yıllarda Çalışma Grubu yönetimlerimizin katkılarıyla gerçekleştirilmiş olan SGK protokolü maalesef daha sonra iptal edilmiştir. Bu protokolün yeniden hayata geçirilmesi suretiyle meslektaşlarımızın özlük haklarını güvence altına almak için gerekli çalışmalar konusunda mücadelemiz devam edecektir. Kent sorunları ve sosyal konularda pasif bir oda değil komisyonları ile birlikte etkin ve güçlü bir oda hedefi ile çalışmalarımızı bu 2 yıllık süreçte devam ettirdik. Kent sorunlarını göreve başladığımız yaz döneminde 9 ana başlık altında sınıflayarak kentsel dönüşümden kaçak yapılaşmaya tarihi yapılarımızdan doğal kaynaklarımıza su krizlerinden ulaşım ve kent anayasasına çözüm önerilerimizi oluşturmak adına ülkemizin en kıymetli akademisyen ve meslek üstatlarını şubemizde ağırlayarak çalıştaylar ve paneller düzenledik; çözüm raporlarımızı sizler, kamu yöneticileri ve değerli basınımızla paylaştık. Yine bu dönemde bir ilki gerçekleştirerek “ben yaptım oldu”larla Bursa’mıza hançer gibi saplanmaya çalışılan tarım arazilerimizi ve doğal su kaynaklarımızı yok edecek olan Kestel Soğuksu Sanayii Bölgesi İmar Planına itiraz ederek gerçek manada mücadele eden tek Oda İMO Bursa Şubesi olmuştur. Ve gururla söylemek isterim ki sizlerden aldığımız güçle açmış olduğumuz iptal davasını kazandık. Sonraki süreçte istinaf sürecini de kazanarak yüksek sesle BURSA HEPİMİZİN dedik. Kaçak yapılaşmadan kent anayasasına, kentsel dönüşümden ulaşıma, su kaynaklarımızın ve tarım arazilerimizin korunmasına çözüm önerilerimizle her çalışmada bulunarak İMO Bursa Şubesini yüksek sesle temsil ettik. İstanbul’un arka bahçesi yapılmaya çalışılan şehrimizin sadece bir sanayii şehri olmadığını, tarımı ile sanayisi ile doğal kaynakları, turizmi ve kültürel hafızası ile sürdürülebilir büyüyen, şeffaf, ortak akılla planlanan 2050 Bursa hedefini her platformda yüksek sesle savunduk ve mücadelesini verdik. Sanayide vizyon nicelik olarak gelişmek yerine nitelik olarak derinleşme olmalıdır dedik. Yine ilk defa İnşaat Mühendisliği Çalıştayı yaparak 150 meslektaşımızın katılımı ile meslek ve meslektaş sorunlarımızı masaya yatırdık. Ortak Akılla çalıştay çözüm rapor çıktılarımızı oluşturduk. 19.Döneme aday olduğumuz da söz verdiğimiz gibi 1938 yılında yazılan meslek kanunu ve 1954 yılındaki TMMOB yasasının çağına uygun hale gelmesi için çalışmalarımızı yaptık. SGK protokolünün tekrar gündeme alınması ve inşaat mühendisliği çalıştayımızın çıktı raporlarını meslektaş milletvekillerimiz ile birlikte TBMM Bayındırlık ve İmar Komisyon Başkanlığına sunum yaparak teslim ettik. Göreve gelir gelmez Binalarda muayene sistemini gündeme taşıdık ve 2026 yılında binalarda periyodik kontrol uygulamasının gerçekleşmesinde önemli rol oynadık. Önümüzdeki dönemde tekrar bizlere yetki verdiğiniz takdirde bu görüşmeleri daha ileriye taşımak adına mecliste bulunan tüm meslektaş vekillerimizi bir araya getirerek ilgili bakanlığımıza sunum yaparak meslek ve meslektaş sorunlarımızın çözümü noktasında çalışmalarımızı devam ettireceğiz. 19.Dönemde sizlerden almış olduğumuz güçlü desteğin vermiş olduğu sorumluluk ile 2 yıllık görev süremiz içerisinde belediyelerimizi, kamu kurumlarımızı ve burada çalışan meslektaşlarımız sık sık ziyaret ederek sorunlarımızı konuştuk. Paydaş kurumlarımızla meslek odamızı ilgilendiren her konuda ortak çalışmalarda bulunduk. Kentimiz ve ülkemiz adına doğru kimden gelirse yanında durup destek verdik, yanlış kimden gelirse karşısında durup çözüm önerilerimizle doğruya evrilmesi adına mücadele ettik. Bugüne kadar görevde bulunduğumuz 477 iş günü içerisinde dış paydaşlar ile yapmış olduğumuz ortak çalıma ve ziyaretler hariç toplam 53 seminer, 17 kurs, 6 çalıştay ve panel, 7 teknik gezi, 6 gençler ile serbest kürsü, 71 sosyal ve sportif etkinlik, 16 basın açıklaması, 27 TV programı, 68 kez basın ziyareti, 35 komisyon toplantısı, 7 genel merkez toplantısı, belediyeler ile 5 protokol, 60 şubeye ziyaret, 5 temsilcilik seçimi, 11 temsilcilik sosyal etkinlik, 59 dış ziyaret ve 72 civarında temsilciliklerimizin yapmış olduğu faaliyetler ile toplam 525 adet etkinlik gerçekleştirerek sizlerin vermiş olduğu sorumluluğa layık olmanın mutluğu içerisindeyiz. Yeni dönemde bu faaliyetlerimizi bir adım daha ileriye taşıyıp meslek ve meslektaş sorunlarımızın çözümü ve kent sorunlarının doğruya evrilmesi adına sizlerden alacağımız yetki ile mücadele görevine hazır ve talip olduğumuzu bir kez daha yüksek sele duyurmak istiyoruz. Çalışma Grubu olarak geçmişin tecrübesi ile yukarıda bahsettiğimiz hedefleri gerçekleştirmenin gururu ve yeni başarılara imza atmanın gayreti ile geleceği ÇALIŞMA ile inşa edeceğimizden siz kıymetli meslektaşlarımızın şüphesi olmasın istiyorum. Çalışma Grubu, barkovizyonda izlediğiniz gibi birçok konuda şehrimizde ve ülkemizde ilkleri gerçekleştirmiş bir gruptur. 19.Dönemde de bu ilklere yenileri eklemiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu Dönemde de kent sorunları adına dimdik ayakta durarak hakkın ve doğrunun yanında olarak çok önemli hukuki mücadeleleri kazanmış olup inşaat mühendisliği çalıştayı gerçekleştirerek meslek sorunlarımızı söz verdiğimiz gibi çözümü adına meslektaş vekillerimizle TBMM ye taşıdık. Ve bunun gibi nice önemli projelere imza atmış Çalışma Grubu yönetimindeki İMO Bursa Şubesi hem kentimizde hem ülkemizde hem de diğer meslek odaları ve kamu kurumları tarafından takip edilen lider meslek odası konumuna tekrar gelmiştir. Bu yüzdendir ki bu mücadelemizi bir adım daha ileriye taşıyabilmek için sizlerin desteği ile meslek odamızın yönetimini devam ettirerek ilk hedefimiz olan Bursa ve kamuoyunda hatta genel merkezin üzerinde etkili olan, güçlü ve lider İMO’yu geçmiş parlak günlerinde olduğu gibi temsil etmek, üzerine katkı koyarak daha ileriye taşımaktır. Ancak, bizimle aynı duygu ve düşünceleri paylaşan siz değerli meslektaşlarıma da bu hedefimizi gerçekleştirmemiz için tekrar çok büyük bir görev düşmektedir. Bu da mesleğinize sahip çıkarak, seçim günü demokratik hakkınızı kullanmak üzere sandık başına gelip oyunuzu kullanmak ve odanıza sahip çıkmaktır. Hedefimiz seçim günü yüksek katılım ve güçlü desteğiniz ile Çalışma Grubu ekibini yeniden İMO Bursa yönetimine taşımak olacaktır. Sözlerime son verirken siz değerli meslektaşlarımızdan bizleri desteklemenizi temenni ediyor, güçlü ve lider İMO Bursa Şubesi için hep birlikte geleceği çalışma ile inşa edelim diyorum. Katılımınız için sonsuz teşekkürler.

Mimarlar Odası’ndan Bursa’daki lodos hasarı sonrası sert uyarı: "Hatalar ve denetim eksikliği görünür kılındı" Haber

Mimarlar Odası’ndan Bursa’daki lodos hasarı sonrası sert uyarı: "Hatalar ve denetim eksikliği görünür kılındı"

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Bursa Şubesi tarafından yapılan açıklamada, “Bursa’ da etkili olan lodos, yapı üretim sürecindeki teknik hataları ve denetim eksikliklerini bir kez daha görünür kılmıştır” dendi. Mimarlar Odası’nın açıklamasında, Bursa’ da son günlerde etkisini artırarak devam eden şiddetli lodos nedeniyle; çok sayıda yapıda çatı kaplamalarının yerinden söküldüğü, cephe kaplama elemanlarının koptuğu, balkon korkulukları ve çeşitli yapı bileşenlerinin savrularak ciddi tehlike yarattığı ifade edildi. Konuyla ilgili TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin açıklaması şöyle: “Bursa’ da son günlerde etkisini artırarak devam eden şiddetli lodos nedeniyle; çok sayıda yapıda çatı kaplamalarının yerinden söküldüğü, cephe kaplama elemanlarının koptuğu, balkon korkulukları ve çeşitli yapı bileşenlerinin savrularak ciddi tehlike yarattığı gözlemlenmiştir. Bu hasarların önemli bir bölümünün yeni yapılmış binalarda meydana gelmiş olması, yapı üretim sürecine ilişkin ciddi soru işaretlerini beraberinde getirmiştir. Bilimsel ve teknik olarak; yürürlükteki yapı üretim sürecine ilişkin mevzuat, yapıların maruz kalacağı tüm yük ve etkilerin -deprem, rüzgâr ve diğer çevresel etkiler dâhil- dikkate alınarak projelendirilmesini, uygulanmasını ve denetlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda çatı sistemleri, cephe kaplamaları, korkuluklar ve benzeri yapı bileşenleri; proje, detay, malzeme seçimi ve uygulama açısından ilgili standartlara uygun olmak zorundadır. Öte yandan, binalara sonradan izinsiz olarak eklenen metal çatılar, çatı yükseltmeleri ve benzeri müdahalelerin; mimari ve statik projelerden, teknik uzman görüşünden ve yapı denetim süreçlerinden yoksun şekilde, çoğu zaman yalnızca usta eliyle gerçekleştirilmesi son derece yanlış ve riskli uygulamalardır. Bu tür müdahaleler, yapıların taşıyıcı sistem dengelerini ve çevresel etkilere karşı davranışını olumsuz etkilemekte; özellikle rüzgâr yükleri altında ciddi güvenlik sorunlarına yol açmaktadır. Yaşanan bu olaylar; -Proje aşamasında çevresel etkilerin yeterince gözetilmediğini, -Uygulama sürecinde malzeme kalitesi, bağlantı detayları ve işçilik açısından ciddi eksiklikler bulunduğunu, -Yapı üretim ve denetim mekanizmalarının özellikle bu tür yapı bileşenleri açısından yeterli etkinlikte işlemediğini açıkça ortaya koymaktadır. Altı özellikle çizilmelidir ki; lodos olağan bir meteorolojik olaydır. Olağan doğa koşullarının, olağan dışı yapısal hasarlara yol açması kabul edilebilir değildir. Bu tür hasarlar yalnızca yapısal bütünlüğü değil, kamusal alanlarda can ve mal güvenliğini de doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle; -Yapı üretim sürecinin tüm aşamalarında yürürlükteki mevzuatın eksiksiz uygulanması, -Yapı denetim sisteminin nitelik ve bağımsızlığının güçlendirilmesi, -Cephe, çatı ve ek yapı elemanlarının tali unsurlar değil, yapı güvenliğinin ayrılmaz parçaları olarak ele alınması, -Kamu yararını önceleyen, bilimsel ve teknik esaslara dayalı bir yapı üretim anlayışının tesis edilmesi, acil ve ertelenemez bir gerekliliktir. Kentlerin yalnızca ayakta durması değil, her türlü çevresel etkiye karşı güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir olması da yapı üretim sürecinde yer alan tüm aktörlerin ortak sorumluluğudur.

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu Haber

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 "milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır" dedi. Güler, 2 kanun teklifi TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirterek, 31 madde içeren Tapu Kanunuyla Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair bir kanun teklifi olduğunu ve ikinci kanun teklifinin de en düşük emekli aylıklarına ilişkin hüküm içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin TBMM Başkanlığı’na sunulduğunu aktardı. Güler, Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında bilgi vererek, "Anayasa Mahkemesi'nin son dönemlerde vermiş olduğu bazı iptal kararları vardı. Bu iptal kararlarında esas amaçlara hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve ölçülülük ve elverişlilik prensipleri kapsamında bu maddeleri biz yeniden değerlendirdik. Teklifimizde SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak ve Temmuz aylarında 6 aylık TÜFE oranlara esas alınarak memur emekli aylıkları emekli sandığı ise enflasyon farkını ilave olarak toplu sözleşmede öngörülen oranlar dikkat alınarak arttırılmaktadır. Buna göre 2026 yılı itibariyle SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak 2026 tarihinden itibaren yüzde 12.19 oranında memur emekli aylıkları ise emekli sandığı yüzde 6.85 oranındaki enflasyon farkı dahil olmak üzere toplam yüzde 18.60 oranında arttırılmaktadır. Bununla birlikte halen 16 bin 881 TL olan ödenen en düşük emekli aylığı 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12.19’un üzerinde yaklaşık bu olan emekli sandığı da emekli olan emeklerimize uygulanan zam oranına yaklaşık o da yüzde 18.48 oranında arttırılmak suretiyle 20 binr TL'ye yükseltilmek lüzumu doğdu. Sosyal devlet ülkesinin bir gereği olarak 2026 yılı Ocak döneminden itibaren en düşük emekli ödemesi yirmi bin TL olarak uygulanacaktır" ifadelerini kullandı. Güler şöyle konuştu: "Özellikle bu toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır. Toplamda mevcut bütçe kapsamı içerisinde ki uzun zamandır da çalışıyoruz. Çünkü bizim ekonomi politikalarımız kapsamında Türkiye'nin dezenflasyon süreci ve orta vadeli doğram kapsamında da bütçe disiplinini bozmadan bütçenin kendi kuralları içerisinde herhangi bir olumsuzluğa sevkiyat vermememiz açısından da bazı kalemlerde de uygulamalar yapılmak suretiyle bu aradaki fark Hazine’den ödenecektir. Bu rakamda yaklaşık 69. 5 milyar TL'dir. Bu 6 aylık dönem içerisinde Hazinenizden Sosyal Güvenlik Kurumu’na 69.5 milyar TL gibi bir rakamda artarmış olacağız." Güler, Tapu Kanunu ile ilgili değişiklikler hakkında ise, "Yapı güvenliğinin arttırılmasını, denetimsiz ve plansız yapılaşmanın önlenmesini, yangın güvenliği başta olmak üzere yapılan tüm yaşam döngüsü boyunca etkin şekilde izlenmesini bu çerçevede ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri burada olabildiğince yer vermeye çalıştık. Yine kooperatifler ve yapı denetim kuruluşlarına, beton üreticilerine, zemin etkili firmalarına kadar inşaat sürecinin tüm aktörlerine ilişkin sorumlulukta açık ve net şekilde bu kanun teklifinde tanımlanmaktadır. Böylece böylelikle özellikle yapı inşa süreçleri kapsamında beton, demir ve diğer özel durumları da Bakanlığımızın elektronik ortamda yakın takip edilmesi de sağlanmış olacaktır. Bir de Tapu Kanunumuzda yapılan üzerinde bir de yetkili değerleme kuruluşlarındaki bu kamu kuruluşları finans işlerimizin hazırlamış olduğu değerleme raporlarında taşınmaza ilişkin bu verilerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün elektronik bir ortamda gönderilmesi zorunlu hale getiriliyor. Kat mülkiyeti kavramında yapılan düzenlemelerle site ve apartman yönetimlerinde yaşanan keyfiliğe veya haksız taleplere son vermeye başlıyoruz. Aidat artırma yetkisinin katmalikler kurumuna bırakılması suretiyle özellikle malik sayısının fazla olduğu toplu yapılardan yönetim planlarını değiştirilmesinde yaşanan güçlüklerde de dikkate alınmak suretiyle karar nisabını 5’te 4 yerine 3’te 2 olarak uyguluyoruz. Ve aidat yükseltme hususlarında mutlaka katmalikleri yönetimde bırakılmasını öneriyoruz. Kooperatifler Kanununda yapılan düzenlemeyle de yapı kooperatiflerinin son konu tamamlanmadan ve kesin maliyet insafı ortaya çıkartılmadan ortaklara bireysel tapu devri hususunda da bir önlem yetiştiriyoruz. Dolayısıyla ileride meydana gelecek mülkiyet sorunları ve kooperatiften kaynaklı hukuki sorunları da bu surette engellemiş olacağız. Yine Damga Vergisi kanununda yapılan bazı düzenlemeler var" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.