SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yargılama

Söz Bursa - Yargılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargılama haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Belediyeyi zarara uğratmadım": Muhittin Böcek suçlamaları reddetti Haber

"Belediyeyi zarara uğratmadım": Muhittin Böcek suçlamaları reddetti

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 3'ü tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın dördüncü gününde tutuklu sanıklar savunma yaptı. Muhittin Böcek, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, "İddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. Özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine de tepki gösteren Muhittin Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" şeklinde konuştu. Mustafa Gökhan Böcek ise "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullanırken, Fazlı Ateş de savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor. Dava kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in de bulunduğu 3'ü tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor. Duruşmanın dördüncü gününde, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve iş insanı Fazlı Ateş'in müdafileriyle birlikte savunmada bulundu. 41 SANIKLI DAVA ANTALYA 6'NCI AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NDE GÖRÜLÜYOR Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından açılan davada, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin iddialar yargılama konusu yapıldı. İddianamede, sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira" suçlamalarına yer verildi. İddianamede bu aşamada tespit edilen 26 eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İDDİANAMEDE 258 MİLYON 600 BİN TL'LİK MÜSADERE TALEBİ İddianamede, soruşturma kapsamında el konulan yaklaşık 170 milyon 83 bin TL tutarındaki nakit ve mevduatla birlikte, el koyma kararı verilen 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, 1 lüks marka saat ve 1 cep telefonunun müsaderesi talep edildi. El koyma kararı verilen taşınır ve taşınmazların toplam değerinin 258 milyon 600 bin TL olduğu belirtildi. Davanın ilk duruşmasında Mehmet Okan Kaya ve İlker Arslan adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. "HİÇBİR MÜŞTEKİ DOĞRUDAN BENİM TEHDİT YA DA ZORLAMA YAPTIĞIMA DAİR BEYANDA BULUNMAMIŞTIR" Tutuklu sanık Muhittin Böcek, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaları değerlendirdi. Böcek, "Duruşmaların başladığı günden bugüne kadar şahsıma yöneltilen suçlamalara yönelik tüm ifadeleri dikkatlice dinledim ve önceki ifadelerini de dikkatlice okudum. Bu suçlamalarda hiçbir müşteki doğrudan benim tarafımdan kendilerine dönük bir tehdit ya da zorlama yapıldığına dair beyanda bulunmamıştır. Hatta bu müştekilerin büyük çoğunluğu, ne ihbar suretiyle kendilerinden talepte bulunduğuma dair ne de sonrasında benimle herhangi bir görüşme yaptıklarına dair beyanda bulunmamıştır" dedi. Bazı müştekilerin ilk ifadelerinde adını dahi anmadığını savunan Böcek, "Geriye kalan bazı müştekiler ise ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamışken, sonrasında ya tutuklanınca çıkmak için ya da tutuklanmak korkusuyla ispatı mümkün olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunmuşlardır. Özetle, iddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı. "MAL BEYANIMI YASAL SÜRELERE UYGUN OLARAK VERDİM" Mal varlığına ilişkin iddialara da değinen Böcek, 18 Nisan 1999'dan bu yana yasal sürelere uygun şekilde mal beyanında bulunduğunu söyledi. Böcek, "18 Nisan 1999'dan bugüne kadar yasada yer alan sürelere uygun olarak mal beyanı verdim. Benim tüm mal varlığım, rahmetli babam Mustafa Böcek adına 1954 yılında 107 dönüm yeri olan, babamdan kalan yerlerdir. Antalyalı hemşehrilerimiz beni 6 defa seçerken, o insanlar benim hayırseverlikte ilk sırada olduğumu bilir. Bu süreçte kaynağı belirsiz ve fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastine uğruyorum ve çok üzülüyorum. Ben hayatım boyunca milletin parasını millete harcadığım için bu insanları kimseye aşağılatmadım. Bunlar son derece üzücü ve dava siyasidir" dedi. "GİZLİLİK KARARINA RAĞMEN KARALAMA YAPILDI" Savunmasında basına yansıyan iddialara da tepki gösteren Böcek, gizlilik kararına rağmen hakkında karalama yapıldığını öne sürdü. Böcek, "Günlerdir Antalya kamuoyunda, gizlilik kararı olmasına rağmen, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı olmasına rağmen, o gün sonrası benim avukatlarımda dahi olmayan bilgilerle, gizlilik kararına rağmen 2-3 kalemşörün yaptığı karalamalarla her türlü alçaklığı yaptılar. Onlarla ilgili davam da devam edecek" ifadelerini kullandı. Cep telefonunun şifresini devlete ve adliyeye güvendiği için tereddüt etmeden verdiğini söyleyen Böcek, özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" diye konuştu. "CEZAEVİNE GİRDİĞİMDE İLAÇ SAYIM 12 İKEN NEDEN 22 OLDU?" Sağlık durumuna ilişkin raporlara da değinen Böcek, hastalıklarının raporlarda yer aldığını ancak cezaevinde kalmasına engel bulunmadığı yönünde sonuç verildiğini söyledi. Böcek, "Sağlık raporuna gelecek olursak, hastalığımın gerçekliği satır satır yazılmışken, sonucunda cezaevinde yaşamaya devam edilebilir sonucu çıkmıştır. Heyet raporu çıkmadan kendini gazeteci sananlar, ‘Rapor olumsuz çıkacak' diye yazdı. 32 yıldır görev yapıyorum, bir kez rapor almadım. Cezaevine girdiğimde ilaç sayım 12 iken neden 22 oldu? Eğer iyiysem, cezaevine girdiğimden beri neden 15 kez hastaneye gittim? Bir diğer rahatsızlığım uyku apnesi. Apneye dair kullanmam gereken ekipmanlar, şartlar gereği mümkün olmamaktadır. Gelinen aşama itibarıyla tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. "ALEYHTE OLAN HUSUSLARI KABUL ETMİYORUM" Tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek de duruşmada savunma yaptı. Böcek, savunmasında hakkındaki aleyhe hususları kabul etmediğini belirterek, "Avukatım açıklamada bulunacak. Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. "SOMUT ZORLAMA YOKTUR" Mustafa Gökhan Böcek'in savunmasının ardından müdafisi söz aldı. Avukat, iddianamede müvekkili hakkında yer alan suçlamalara ve "suçu meslek edinen kişi" değerlendirmesine ilişkin beyanda bulundu. Avukat, dosyada müvekkili yönünden somut zorlama bulunmadığını savunarak, "Birinci olay üzerinde somut zorlama yoktur. İkinci olayda şahsın belediyede imza yetkisi yoktur. Savcılığa şunu sormak istiyoruz; fiili yetkisi olmayan kişi süreci nasıl etkilesin? Selahattin Artun açıkça belirtmiştir ki, hak edişlerin geciktirilmesi ya da öne alınması mümkün değildir. Öznel korku ile icbar aynı şey değildir" dedi. "ZEYNEP'E ALINAN EV BORÇ İLİŞKİSİDİR" Gökhan Böcek'in müdafisi, Zeynep Kerimoğlu'na alındığı belirtilen eve ilişkin olayın borç ilişkisi olduğunu savundu. Avukat, "Zeynep'e alınan evle ilgili olayın borç ilişkisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Yusuf Yadoğlu, verdiği ifadesinde müvekkilin 30 milyonu borç olarak istediğini söylemiştir. Yadoğlu açıkça borç verdiğini söylemiştir. Anlatılan her şey kişisel kaygıdan ibarettir. Zeynep Kerimoğlu'na ödendiği öne sürülen 80 milyon TL'ye ilişkin ödeme, Bülent Ç. ile ticari ve sözleşmesel ilişki kapsamında yapılmıştır" dedi. "KAMU GÖREVLİSİ OLMAYAN KİŞİNİN İRTİKAP SUÇU İŞLEMESİ MÜMKÜN DEĞİL" Emin Kemal Hesapçıoğlu'nun beyanlarına da değinen Gökhan Böcek'in avukatı, Hesapçıoğlu'nun sıradan bir kişi olmadığını belirterek, "Emin Kemal Hesapçıoğlu sıradan bir insan değildir. ‘Kandırıldım, bilmiyordum' ifadeleri ticaret hukukunda bile kabul edilmez bir durumdur" diye konuştu. Müdafi, Yıldız Maktav'a alınan aracın bedelinin nakit olarak ödendiğini savunarak, "Yıldız Maktav'a alınan aracın bedeli nakit olarak ödenmiştir. Araç alındıktan 1 ay sonra ceza kesilmiştir, tarihler uyuşmamaktadır. Hesapçıoğlu, belediye ile ilgili her akışta Gökhan'a ulaşıp Muhittin Böcek'ten randevu talep etmiştir. Üstüne yapışmış gibi verdiği ifadeler doğru değildir" dedi. Avukat, Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, "Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım ise yapay ve komik durmaktadır. İşe yarar ifade verirsem tahliyesi olabilirim psikolojisinin bir ürünüdür. Muhittin Böcek'in hiçbir transferden ve görüşmeden haberi yoktu. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin irtikap suçu işlemesi mümkün değildir. Müvekkilim 10 aydır tutuklu, yurt dışından kendisi gelip teslim oldu. Tahliyesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "SAVCININ MÜTALAASINA KATILIYORUM, TAHLİYEMİ İSTİYORUM" Tutuklu sanık Fazlı Ateş de duruşmada savunma yaptı. Ateş, savcılığın ara mütalaasına yönelik yaptığı savunmada, "Sayın savcımın mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum" dedi. Duruşmada sanık ve müdafi savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

Dalgıç "Helvacı Kağıdı" dedi, otel yönetimi yargıya gitti: Mudanya’da restleşme! Haber

Dalgıç "Helvacı Kağıdı" dedi, otel yönetimi yargıya gitti: Mudanya’da restleşme!

Bursa'nın Mudanya ilçesindeki Montania Otel krizinde ilçe belediyesi ile otel yönetimi karşı karşıya geldi. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç'ın "23 yıl evvel yapılmış, fındık-fıstık parasına helvacı kağıdı ile yapılmış bir anlaşma" sözleri ilçede tartışmaları alevlendirirken başkanın açıklamalarına sert tepki gösteren otel yönetimi sözleşmenin hukuk çerçevesinde noter aracılığıyla düzenlenen yap-işlet-devret sözleşmesi olduğunu söyledi. 1996 yılında Mudanya Belediyesi ile Montania Otel yönetimi arasında imzalanan yap-işlet-devret sözleşmesi sonrası sıfırdan inşa edilen yapı bir yıl sonra Montania 1 adıyla otel olarak faaliyete geçti. Sonraki yıllar belediye ile otel arasında kira ve mülkiyet konularında çeşitli anlaşmazlıklar yaşandı. Şu anki mevcut Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ortaya attığı iddialarla tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Dalgıç'ın "23 yıl evvel yapılmış, fındık-fıstık parasına helvacı kağıdı ile yapılmış bir anlaşma" sözleri ilçede tartışmaları alevlendirirken başkanın açıklamalarına sert tepki gösteren otel yönetimi başkanın sözlerinin gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Başkan Dalgıç'ın iddialarının yanlış bilgilendirmeye dayandığını savunarak açıklama yapan otel yönetimi şu ifadeleri kullandı: "Bahse konu bina, tarihi tescilli eski eser değil; Mudanya Belediyesi'ne ait olmayan bir taşınmazdır. 25 Nisan 1996 tarihli, Mudanya Noterliği'nde düzenlenen yap-işlet-devret sözleşmesiyle arsa halinde kiralanmış, şirketimizce tüm masrafları karşılanarak otel binası inşa edilmiştir. İddia edildiği gibi helvacı kağıdı ile değil, hukuka uygun sözleşme ile yapılmıştır. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç'ın, yanlış bilgilendirme neticesinde yaptığını düşündüğümüz, nisan ayı meclis toplantısındaki basın ve sosyal medyada yayınlanan açıklamalarına ilişkin kamuoyuna açıklama yapma gerekliliği doğmuştur. Sosyal medyada yapılan haberlerde görsel olarak kullanılan tarihi, tescilli eski eser olarak işletilen bina, başkanın açıklamalarında bahsettiği bina olmayıp, bu binanın mülkiyeti de zaten Mudanya Belediyesi'ne ait değildir. Açıklamalara konu bina ise, iddia edildiği gibi helvacı kağıdı ile değil, yap-işlet-devret usulü ile 37 yıllığına davalı Mudanya Belediyesi tarafından Mudanya Noterliği'nce düzenlenen 25.04.1996 tarih, 3587 Yevmiye No'lu sözleşme ile arsa halinde kiralanmıştır. Bu arsa üzerine davacı tarafından sözleşme şartlarına uygun olarak otel binası inşa edilerek Montania 1 adıyla faaliyete geçirilmiştir. Faaliyete geçen bina, 1997 yılında idareye evrak kayıt karşılığı sunulmuş olan projeye uygun olarak inşa edilmiştir. Otelimiz 26 sene önce faaliyete geçmiş olup, faaliyete başladığı tarihteki fiili durumu ile bugünkü fiili durumu aynıdır. Mudanya Belediyesi ile yapılan yap-işlet-devret sözleşmesi ile Mudanya Belediyesine ait arsa niteliğindeki taşınmaz yap-işlet-devret usulü ile kiralanmıştır. Kiralanan arsa üzerine mevcut otel binası şirketimizce tüm masrafları karşılanarak inşa edilmiştir. Bu nedenle de, iddia edildiği gibi otel fındık-fıstık parası karşılığı değil, şirketimizce imal edilen yapının sözleşme süresi sonunda Mudanya Belediyesine bırakılması karşılığında arsa kirası ödeyerek kullanılmaktadır. Mudanya Belediyesi ile aramızda bu konuya ilişkin yargılama sürmektedir. Uzun yıllardır otelcilik alanında faaliyet gösteren şirketimizi tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerinde hukuk kurallarının dışına çıkmamış olup, şirketimizin ismi hiçbir hukuk dışı işleme karışmamıştır." Otel yönetimi ayrıca, otelin 26 yıldır aynı şartlarda faaliyet gösterdiğini, sözleşme süresi sonunda otel binasının belediyeye devredileceğini vurguladı. Açıklamada, "Tamamı hukuka uygun, Türkiye'de sayısız örnekleri bulunan yap-işlet-devret sözleşmesinin adeta rant sağlama amacıyla yapıldığı belirtilerek gerçeğe ve yayın ilkelerine aykırı yayın yapan, şirketimizin ticari itibarını zedeleyen kişi ve kurumlar hakkında cezai ve hukuki yollara başvurma hakkımızı saklı tuttuğumuzu ayrıca belirtiriz" sözlerine de yer verildi. Taraflar arasındaki dava süreci halen devam ederken yaşanan gelişmeler, Mudanya kamuoyunun dikkatini yeniden Montania Otel anlaşmasına çevirdi. Tartışmanın önümüzdeki günlerde yargı süreciyle daha da büyümesi bekleniyor.

Mansur Yavaş: Tutuklama kararının vicdanlarda karşılığı yok Haber

Mansur Yavaş: Tutuklama kararının vicdanlarda karşılığı yok

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasına sosyal medya hesabı üzerinden sert tepki gösterdi. Kararı "siyasi bir operasyon" olarak nitelendiren Yavaş, tutuksuz yargılama çağrısında bulundu. Bursa'da yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanması, siyaset dünyasında yankı uyandırmaya devam ediyor. Konuya ilişkin bir açıklama da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'tan geldi. "SİYASİ BİR OPERASYON GÖRÜNTÜSÜ" Mansur Yavaş, aylar boyunca Bozbey hakkında "parti değiştirecek" söylentilerinin dolaşıma sokulduğunu belirterek, "Bugün ise yıllardır işlem yapılmayan, 7 yıl öncesine dayandırılan iddialar gerekçe gösterilerek verilen tutuklama kararı; hukuk güvenliğini zedeleyen, siyasi bir operasyon görüntüsü vermekten başka bir anlam taşımamaktadır" ifadelerini kullandı. "TUTUKSUZ YARGILAYIN" Seçmen iradesine vurgu yapan Yavaş, Bursa halkının tercihini sandıkta Mustafa Bozbey'den yana kullandığını hatırlatarak şunları söyledi: "Yargılamayın demiyoruz; yargılayın ama tutuksuz yargılayın. Çünkü hukukun en temel ilkesi açıktır: tutukluluk istisnadır. Bu karar Bursa halkının iradesine gölge düşürülmesi anlamına gelmektedir." Yavaş ayrıca, Türkiye'nin hukukun üstünlüğü endeksindeki yerine dikkat çekerek, bu tür kararların hukuk devleti kimliğini dünya kamuoyu önünde sorgulattığını ifade etti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’in tutuklanması, vicdanlarda karşılığı olmayan bir karardır.Aylar boyunca “parti değiştirecek” yönünde söylentiler dolaşıma sokuldu.Bugün ise yıllardır işlem yapılmayan, 7 yıl öncesine dayandırılan iddialar gerekçe…— Mansur Yavaş (@mansuryavas06) April 4, 2026

Özgür Özel’den tarihi seçim çıkışı: "Yüzde 60’ın altı bizim için başarısızlıktır!" Haber

Özgür Özel’den tarihi seçim çıkışı: "Yüzde 60’ın altı bizim için başarısızlıktır!"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı yüzde 60'ın altında oy alırsa, seçim sonucunu başarısızlık sayacağım iktidara gelsek bile. O kadar söylüyorum" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile gazeteci İsmail Arı'yı ziyaret etti. Özel, Özcan'ın tutuklanmasının üzerinden bir ay geçtiğini ve tutukluluk incelemesinin gerçekleştirildiğini ifade ederek, incelemenin ardından Özcan'ın hem ailesine hem de görevine kavuşmasını ümit ettiğini söyledi. Gazeteci İsmail Arı'nın tutuklu olmasına da 4 sosyal medya paylaşımının sebep olduğunu aktaran Özel, "Dört tweet var ama ilk tweet, yani gözaltına alınma sebebi Erdoğan ailesinin dahil olduğu 20'nin üzerinde vakıfla ilgili haber yapmak" dedi. Etimesgut Belediyesi'ne yönelik gözaltılarla ilgili soru üzerine Özel, "Etimesgut Belediyesi kendi açıklamasını da yaptı. Belediye yönetiminin şikayetiyle yürütülen bir dosya. Önceki dönemden görevde olan bir personelin iddia o ki imza taklidi ile yaptığı bir iştir. Bu belediye yönetimince de fark edilince bu konuda bir suç duyurusunda bulunulmuştur. Bizimle ilgili bir husus sonuçta yok" cevabını verdi. Kuşadası mitingi sonrası hakkında başlatılan ‘Cumhurbaşkanına hakaret' soruşturmasını değerlendiren Özel, "Suçum neymiş? Erdoğan'a demişim ki ‘Sen yıllarca başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış birisin. Aday olup kazansan da kaybetsen de bu iyiydi. Ama şimdi bir darbeci olarak darbe yaparak.' Arkadaşlar ben bu süreci 19 Mart darbesi yapılmadan beş hafta önce yaptığım grup toplantısında ‘Bir darbe mekaniği işliyor. Bu mevcut Cumhurbaşkanının kendisinden sonrakini engelleme, mevcut iktidarın kendinden sonraki iktidara darbe girişimidir' diye tanımlamıştım. Bizim temel tezimiz bu. Bu Türkiye'de yüzde 60 oranında destek görüyor. Bu davanın siyasi olduğunu düşünenler yüzde 60. Hadi bana dava açıyorsun, milletin yüzde 60'ıyla da mı davalık olacaksın? Bu davayı millet sandıkta çok fena görür" ifadelerini kullandı. "İÇİŞLERİ BAKANI ADETA BENİM ADIMA KAMUOYUNU AYDINLATMIŞ" İçişleri Bakanı Çiftçi'nin belediyelere yönelik verilen soruşturma izinlerine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Özel, "Şu anda 17 belediye başkanım tutuklu, girdi çıktılarla 25 belediye başkanım sabahın 6'sında, gecenin 12'sinde, 3'ünde jandarma ya da polis baskınlarıyla alındılar ve tutuklandılar. 107 arkadaşım tutuklu yargılanıyor, 450'den fazla arkadaşımız yargılanıyor. Ve diyor ki ‘CHP'li belediyelerin üç katı AK Partili belediyelere soruşturma izni verdik.' Bakın bir tanesine sabahleyin polis ve jandarma gitmediyse işte burada haksızlık, eşitsizlik, çifte standart vardır. Biz ‘CHP'li belediyeye soruşturma izni neden veriliyor?' demiyoruz. Gelir müfettiş, soruşturma izni ister. İncelersin, gerekli görürsen verirsin. Adil bir yargılama olur. Ağzımızı açarsak namerdiz. Bugüne kadar açmadık. Ama bugün yapılan haysiyet cellatlığı. Şimdi ‘1000 küsür AK Partili'ye verdik' diyor, ‘200 küsür CHP'liye.' AK Partililere soruşturma izni verilmiş, hangisine sabahın altısında evin kapısına polisle, kamerayla ya da hangisinin kaldığı otelin kapısına polis kamerasıyla dayandınız? Sayın İçişleri Bakanı size onu soruyorum. İçişleri Bakanı adeta benim adıma kamuoyunu aydınlatmış" ifadelerini kullandı. "ERDOĞAN'IN KARŞISINDA CHP'NİN ADAYI YÜZDE 60'IN ALTINDA OY ALIRSA İKTİDARA GELSEK BİLE BAŞARISIZLIK SAYACAĞIM" Özel, İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun bilirkişi davasındaki savunmasına açılan soruşturma hakkında ise, "Meselenin kendisi şu; Ekrem İmamoğlu hakkında açılan bütün davalarda Ekrem İmamoğlu kendini yargılayanları yargılayacak kadar haklı bir zemindedir. Yapılan bütün iş ve işlemler tamamen bir siyasetçiyi siyaset yasağı olsun diye cezalandırmak. Şimdi dikkat ediyorsunuz, ufak ufak suçlardan açıyorlar. ‘Cezayı verelim, istinafta onaylayalım, aday olamasın.' Neden korkuyorlar? ‘Efendim diploma istinaftan döner, Danıştay'dan döner. Bu mahkemenin kesinleşmesi seçime kadar yetmez. Aday olursa bizi siler süpürür' diye korkuyorlar. O yüzden bu minik minik davalar açılıyor. Bunu da o sebepten açmışlardır. Ekrem İmamoğlu aday olduğu noktada bunları silecek süpürecek. Ekrem İmamoğlu aday olamadığı noktada aday olan kim olursa olsun bunları silecek süpürecek. Bakın şu kadarını söylüyorum. Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı yüzde 60'ın altında oy alırsa seçim sonucunu başarısızlık sayacağım iktidara gelsek bile. O kadar söylüyorum" dedi.

Soylu’dan Özgür Özel’e sert yanıt: "Burası çadır devleti değil" Haber

Soylu’dan Özgür Özel’e sert yanıt: "Burası çadır devleti değil"

AK Parti İstanbul Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii değildir" dedi. Soylu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'in kendisine yönelttiği iddialarla ilgili, "Yüzyılın yolsuzluğunun ve hırsızlığının sanığının Silivri'de kaldığı odanın maketinden türbe yapan İngiliz Özgür yine iftiraya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir çadır devleti değildir. İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii de değildir. Tüm soruşturmalar yargıya açıktır" dedi. AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, telefonla katıldığı bir televizyon programında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, "2018 yılındaki cami yolsuzluğunun dosyasını Süleyman Soylu kapattı" iddialarını yanıtladı. Soylu şunları söyledi: "Yüzyılın yolsuzluğunun ve hırsızlığının sanığının Silivri'de kaldığı odanın maketinden türbe yapan İngiliz Özgür yine iftiraya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir çadır devleti değildir. İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii de değildir. Tüm soruşturmalar yargıya açıktır. Tarihin en büyük yolsuzluk davasını sulandırmak ve hırsızlıkları örtmek için aynı yalanları ve ithamları defalarca farklı tarihlerde takla attırarak kamuoyunu boş iftiralarla yönlendirmeye çalışan Özgür Özel, birkaç ay önce aynı yalanlara başvurunca TV programında İBB dosyaları ile ilgili yaptığım açıklama ortadadır. TV yayını gece olunca arkadaşın izlememesi, anlamaması normal. Malum promil problemi."

İBB davası canlı yayınlanacak mı? Adalet Bakanı Akın Gürlek son noktayı koydu Haber

İBB davası canlı yayınlanacak mı? Adalet Bakanı Akın Gürlek son noktayı koydu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının canlı yayınlanması çağrısıyla ilgili, "Canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor. Şu an mevzuatımızda canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse canlı yayınlanabilir" dedi. Mecliste AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Gürlek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin üçüncü kez İBB davasının canlı yayınlanması çağrısıyla ilgili açıklamada bulundu. Davanın canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerektiğini ifade eden Bakan Gürlek, "Şu an mevzuatımızda canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse canlı yayınlanabilir. Zaten şu an yargılama süreci devam ediyor biliyorsunuz. Mahkeme salonları siyaset arenası değildir. Burada siyasi şov yapılamaz. Mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır. Burada şahısların statü ve görevleri önemli değildir. Herkes sanık statündedir. Mahkeme salonlarında hakim, savcı hitap ederken sanık Ali, sanık Mehmet, sanık Ekrem diye hitap eder. Belediye başkanım, sayın müdürüm diye hitap etmez. Anayasamızın 138. maddesine göre mahkemeler, Türk milleti adına yargılama yapar. Yargılama sürecinde kimse mahkemelere telkin, talimat, emir veremez. Bunun altını çizmek gerekiyor. Usule göre her sanığın ne zaman savunma yapacağı mahkeme heyeti tarafından belirlenmiştir. Sanık Ekrem İmamoğlu da mahkeme tarafından belirlenen günde savunmasını yapacaktır. Onun haricinde avukatlar söz alabilirler. Tartışmalarla ilgili önce taraflara söz verebilirler. Ama burada kesinlikle selamlama konuşması yapmak, gelenlere hoş geldin demek bu değildir. Bu yakışmaz. Bizim yargımıza da yakışmaz. Mahkemenin düzenine yakışmaz. Mahkemenin düzenine karar verme yetkisi heyet başkanı, mahkeme başkanına aittir. Hiçbir mahkeme bundan da etkilenmez. Söylemlerden de etkilenmez, siyasi muhabbetlerden de etkilemez. Mahkeme, dosyadaki delillere göre vicdanı kanat verip, karar verir" ifadelerini kullandı.

Hakim karşısında resti çekti: "Bu çöp iddianamenin tek sayfası kalmayacak!" Haber

Hakim karşısında resti çekti: "Bu çöp iddianamenin tek sayfası kalmayacak!"

Ekrem İmamoğlu, hakim karşısına çıktı. Duruşmada söz hakkı alarak sanık kürsüsüne gelen Ekrem İmamoğlu, "16 milyon insanın belediye başkanı burada. Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum. İddianamenin başından itibaren ortaya konulan net bir tavır var. Meselenin özü siyasidir" dedi. Duruşmaya 13.30'a kadar ara verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen ‘yolsuzluk' soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu'nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' duruşması ikinci günüyle devam ediyor. Kimlik tespitleri ile başlayan duruşmada ardından iddianame özeti okundu. İddianame özetinin okunması yaklaşık 30 dakika sürdü. "Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum" Ardından sanık Ekrem İmamoğlu söz hakkı alarak sanık kürsüsüne geldi. İmamoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi davası başlatılıyor. Adalet mülkün temeli ise sizin oradan bakışınız ile kimse suçlu değil. Bütün bu süreçte siz iddia makamı ile kutsal bir görevi yapıyorsunuz. 16 milyon insanın belediye başkanı burada. Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum. İddianamenin başından itibaren ortaya konulan net bir tavır var. Meselenin özü siyasidir. Bu siyasi bir davadır. Siyasi dava bugün başlamamıştır. Başsavcı görünümlü siyasetçi İstanbul'a gelmiş vazifesini tamamlamıştır. Başarılı olursan bakan olursun denilen kişi bakan olmuştur. Bu iş başından beri siyasidir. Bedelini siz ödersiniz ben değil. Televizyonda naklen yayınlansın dediğimizde herkesin tabi ki yayınlayalım dediği yerde bu duruma geldik. Bu gerginlik ile bu süreç yönetilemez. Adil bir yargılama benim hakkımdır. Ben Türkiye'nin ilk seçimde iktidarı olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım. Cumhurbaşkanı adayı burada konuşmazsa olmaz. Siz bana burada 15 dakika vermekle hiçbir şey kaybetmezsiniz. Lütfen burada bu yargılama sürecini düzene koyunuz. Turkuaz ve Yenişafak ahlaksız gruplarının sayfalarında ailemle ilgili ahlaksız haberler yayınlanıyor. Sayfa sayfa satır satır her arkadaşım hakkında alçak kurumlarda haberler yayınlanıyor. Düşünün başsavcı görünümlü siyasetçi kalktı buna asrın yolsuzluğu dedi. Böyle bir arsızlık olur mu" dedi. Mahkeme başkanı bu sırada "Dünden beri savunma alamadık lütfen tamamlayın" şeklinde uyarıda bulundu. İmamoğlu, "Barış adil özgür eşit bir mücadele ile sağlanır. Erdoğan 90'lı yıllarda rüşvetten yargılandı 1 gün hapiste kalmadı ben tecrit altındayım. Bu kime yapılmış bu ülkede. Müteahhitlik meraklısı başsavcı yan tarafa bina yapıyormuş. Başsavcı görünümlü siyasetçi. Siz emir kuluysanız kula kulluk ediyorsanız Allah ondan korusun. 107 arkadaşım savunma yapacak. Ben savunma sırasının bile tutarsız olduğunu düşünüyorum. Bu süreçte çoklu söz hakkı olduğunu düşünüyorum. Buradaki her arkadaşım öyle bir savunma yapacak ki çöp iddianamenin sayfası kalmayacak. Avukatlarım ile bir diyalog köprüsünün sizin için iyi olacağını düşünüyorum. El kol hareketi ile bana laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı ben muhatap almam. Yassıada'da da senli benli konuşularak başladı mesele. Benim de bir yanlışım olduysa affola. Diyalog olmadan bu süreç yönetilemez. Biz bu cennet vatanda Ramazan ayında neler yaşıyoruz. Ramazan ayı bitiyor bayram geliyor bu arkadaşları evine yollayın. Bu insanlar tutuksuz yargılansın. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin" dedi. Öte yandan, duruşmaya 13.30'a kadar ara verildi.

Kocaelispor’da "Bahis" kararı: Yönetici Orhan Dönmez’e ev hapsi! Haber

Kocaelispor’da "Bahis" kararı: Yönetici Orhan Dönmez’e ev hapsi!

Bahis ve şike soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan 3 gün sonra hakim karşısına çıkan Kocaelispor yönetici Orhan Dönmez adliyeden ev hapsi kararıyla ayrıldı. Kocaelispor Başkanı Recep Durul, "Yargılama sürüyor, kesin hüküm yok. Aksiyon almamız doğru değil. Orhan Abi'yi seviyoruz" dedi. İstanbul Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘futbolda bahis ve şike soruşturması' kapsamında 9 farklı ilden gözaltına alınan 32 kulüp yöneticisinden 11'i tutuklama, 21'i ise adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildi. Kocaelispor'un yöneticilerinden Orhan Dönmez'e ev hapsi verildi. Cuma gününden beri gözaltına tutulan ve bugün adliyeye sevk edilen Dönmez'in emniyet sürecinde hafif sağlık sorunu yaşadığı ancak şu an durumunun iyi olduğu öğrenildi. "KESİN HÜKÜM YOK. YARGILAMA SÜRÜYOR" Kulüp yöneticisi Orhan Dönmez ile ilgili yargılama sürecinin devam ettiğinin ve verilen herhangi bir hükmün olmadığının altını çizen Kocaelispor Başkanı Recep Durul, "Yasal bahis sitesinden geçmişte hazır kupondan oynamış. Kendisi özel bir kupon yapmamış. 30 küsur yöneticiden birkaçı tutuklanmış. Orhan Abi'ye ev hapsi verdiler. Şu an Kocaelispor için yaptırım uygulamak söz konusu değil. Tabii ki kesin hüküm verilmediği sürece bizim de hiçbir şekilde aksiyon almamız doğru değil. Sevdiğimiz bir yönetici arkadaşımız. Sonuç olarak herkes oynamış. Yargı süreci şu anda bizim karar almamızı gerektirecek bir durumda değil. Çünkü yargılama devam ediyor ve kesin bir hüküm yok. Yargılama sonucunda büyük ihtimalle beraat etmesini arzu ediyorum" dedi. "BENCE ÇOĞU BİLMEDEN, FARKINDA OLMADAN OYNAMIŞTIR" Yöneticilerin çoğunun ‘yasal' sitelerden iddia oynamanın da yasal olmadığının farkında olmadığına inandığını belirten Recep Durul, "Ev hapsi süresi belli değil. Yargılama devam edecek ama ne kadar sürer; 1 ay mı olur, 2 ay mı olur bilmiyoruz. Orhan Abi ile ilgili herhangi bir karar almadık. Oturup konuşacağız. O da arkadaşımız. Burada şikeden bahsetmek söz konusu değil. Orhan Abi'yi seviyoruz. Kendine gelsin, ziyaret edeceğiz. Sonuç olarak hazır kupondan herkes oynuyor. Yönetici olarak kendi kulübünün rakip takımına oynamış. Bence işin bu boyutta olduğunu birçok insan bilmiyordu. Sorgulama başlayınca Türkiye'de bunun yasal olmadığı anlaşıldı. Bence yöneticilerin çoğu bu işi bilinç dışı yaptı. Bilmeden, farkında olmadan yapılmış bir durum. Zira bilenler zaten oynamamıştır" sözlerini kaydetti.

Uğur Mumcu davasında 33 yıllık skandal! Firari sanığın arabası Ankara sokaklarında mı? Haber

Uğur Mumcu davasında 33 yıllık skandal! Firari sanığın arabası Ankara sokaklarında mı?

Ankara'da gazeteci Uğur Mumcu'nun 24 Ocak 1993 tarihinde aracına yerleştirilen bombanın patlamasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin firari sanık Oğuz Demir'in yargılanmasına devam edildi. Demir adına kayıtlı araç için Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verildi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada maktul Mumcu'nun kızı Özge Mumcu Aybars ve avukatı hazır bulundu. Mahkeme Başkanı dava dosyasına gelen evrakı okumasının ardından Mumcu ailesi avukatına söz verdi. Avukat, sanık Demir adına kayıtlı bir aracın varlığından bahsederek bu araca ilişkin araştırma yapılmasını istedi. Ayrıca Demir ve ailesinin Avustralya'da olduğuna dair bilgiler olduğu belirtilerek iadesi talep edildi. Beyanın ardından mahkeme başkanı ara kararı açıkladı. Buna göre Demir adına kayıtlı olduğu belirtilen aracın ilk tescil tarihinden itibaren trafikte gördüğü işlemlerin niteliğine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılması kararlaştırıldı. Ayrıca sanığın Avustralya'da olma ihtimali bulunduğu kaydedilerek iadesi için gerekli talebin yapılması konusunda Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına hükmedildi. Yine Demir'in ailesinin Türkiye'ye giriş yapıp yapmadığının araştırılması için gerekli yerlere yazı yazılması kararlaştırıldı. BİR SONRAKİ DURUŞMA 14 TEMMUZ'A ERTELENDİ. Duruşma sonrası Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştiren CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Uğur abinin katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti. 33 yıl boyunca hala tam olarak aydınlatılamamış bir dava ile karşı karşıyayız. Oğuz Demir üzerinden tefrik edilen duruşmanın ise bugün 14'üncüsü görüldü. Tevhid-Selam Örgütü'nün 1988-1999 kadar bu memlekette 21 öldürme, yaralama ve bombalama eylemine karıştığını herkes biliyor. Ankara'nın ortasında cephanelik kurduklarını da biliyoruz. Yabancı istihbarat örgütleriyle birlikte faaliyet yaptıklarını da biliyoruz. Sözü edilen kişi yani Oğuz Demir 2000 yılında elini kolunu sallayarak kolluk kuvvetlerinin arasından kaçıyor. Kendisi bir süre sonra eşini ve çocuklarını da yurt dışına götürüyor. Üzerine kayıtlı araba hala Ankara'da dolaşmaya devam ediyor. Sevgili Güldal Mumcu İçişleri Bakan Yardımcısı ile görüşüyor ve orada kişinin İran'da bulunduğuna ilişkin bir istihbari bilgi kendisine bildiriliyor. Ancak bu bilgi jandarmaya, MİT'e ve emniyete sorulan sorulara rağmen mahkeme kayıtlarına girmiş değil. Şimdi mahkeme kayıtlarında eşinin ve çocuklarının Avustralya'dan Türkiye'ye giriş çıkış yaptıklarına dair bilgiler var. O halde Oğuz Demir belki de Avustralya'da. Aramızda ikili anlaşmalar var. Kırmızı bültenle aranan bir caniden bahsediyoruz. Neden bu kişi bugüne kadar yakalanamadı? Birileri o tuğlayı çekmek istemiyorlar mı? Mahkemenin yazdığı müzekkereler ve belgeler ile bu işin 33 yıl boyunca geldiği nokta açıktır. Burada bir siyasi irade eksiği olduğunu görüyoruz. Uğur Mumcu Türkiye'de karanlıkta hiçbir şey kalmasın diye cesur kalemiyle bütün olayların üzerine giden bir gazeteci ve aydındı. Eninde sonunda onun bütün faillerini mutlaka ortaya çıkartacağız ve mutlaka o tuğlayı oradan çekeceğiz. Duvar kimin başına yıkılması gerekiyorsa onun başına yıkılsın. Yeter ki Türkiye aydınlansın. Türkiye'de faili meçhul bir cinayet kalmasın. Failleri belli olanların yakalanamadığı bir memleket olarak Türkiye'ye devam etmesin. Bunun için gayret ediyoruz" ifadelerinde bulundu. 'DAVA GEÇMİŞİ' Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy'un öldürülmesinin de arasında bulunduğu birçok olayı kapsayan "Umut Davası"na ilişkin ilk yargılama Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görüldü. DGM'lerin kapanmasının ardından yargılamaya Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. İlk derece mahkemenin kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra tekrar görülen davada, 3 sanık "yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek" suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapse mahkum edildi. Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, "silahlı suç örgütü kurma ve yönetme" eylemlerinden 12 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırıldı. Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın'a ise "silahlı suç örgütü üyesi olmak"tan 6 yıl 3'er ay hapis cezası verildi. Davanın firari sanıklarından Oğuz Demir'in dosyası ayrılarak Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.