SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yargıtay

Söz Bursa - Yargıtay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargıtay haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Milyonlarca emekliyi yakından ilgilendiriyor: Maaş haczinde 'Aynı Gün' engeli Haber

Milyonlarca emekliyi yakından ilgilendiriyor: Maaş haczinde 'Aynı Gün' engeli

Yargıtay, alacaklı tarafından borçlu kişi hakkında başlatılan icra takibinde borçlu kişinin aynı günde aynı dilekçede hem borcu kabul edip hem de "Mallarım üzerine haciz koyabilirsiniz" şeklindeki iznini geçersiz saydı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gerekçe olarak hukukta haczin ancak takip kesinleştikten sonra yapılabileceğini, önce takibin kesinleşeceğini, sonra haczin talep edileceğini, eğer ikisi aynı anda yapılırsa, 'önceden verilmiş izin' gibi görüldüğü için geçerli olmadığını belirtti. İHA muhabirinin İçtihat Bülteni Uygulaması'ndan edindiği bilgiye göre, borçlu vekili; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını ve ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığını, müvekkilinin haciz korkusuyla PTT şubesine giderek tebligatı elden aldığını, aynı gün icra müdürlüğüne verdiği dilekçeyle yasal sürelerden feragat ederek emekli maaşının tamamının haczedilmesine muvafakat ettiğini ancak bu muvafakatin geçersiz olduğunu belirterek haczin kaldırılmasını talep etti. Davalı ise şikâyetin reddini talep etti. İLK DERECE MAHKEMESİ, TALEBİ KABUL ETTİ İlk derece mahkemesi, somut olayda muvafakat tarihinde takibin henüz kesinleşmediği, bu şekilde takip kesinleşmeden emekli maaşından kesinti yapılmasına yönelik muvafakatin geçerli olmayacağı gerekçesiyle şikâyetin kabulüne emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verdi. Karara karşı, davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulundu. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf talebini kabul etti ve 'maaşa haciz konulabilir' dedi. Bölge Adliye Mahkemesi, borçlunun Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan aldığı maaşının tamamına haciz konulmasına muvafakat ettiğini bildirdiği, borçlunun ödeme emri tebliğinden sonra lehine işleyecek sürelerden feragatinin sonuç doğuracağı, bu hâliyle hakkındaki takibin kesinleşmesinden sonra verdiği muvafakat beyanının geçerli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin reddine karar verdi. Karara karşı, davacı borçlu vekili temyiz isteminde bulundu. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ, BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ'NİN HÜKMÜNÜ BOZDU Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, aynı dilekçe ile borcun kabul edilerek hacze muvafakat edilmesinin, takibin kesinleşmesi ile aynı anda olduğundan, bir diğer ifade ile takibin kesinleşmesinden sonra olmadığından geçersiz olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi hükmünü bozdu. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARINDA DİRENDİ Bölge Adliye Mahkemesi, önceki karar gerekçesinin yanında borçlunun hacze ilişkin muvafakati ile takibin kesinleşmesinin aynı anda olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verdi. Direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulundu ve dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine taşındı. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU: "BORÇLU TARAFINDAN AYNI DİLEKÇE İLE BORCUN KABUL EDİLEREK HACZE MUVAFAKAT EDİLMESİ, TAKİBİN KESİNLEŞMESİYLE AYNI TARİHTE OLDUĞUNDAN GEÇERSİZDİR" 25 üyeyle toplanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, konuya ilişkin son noktayı koydu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, borçlu tarafından aynı dilekçe ile borcun kabul edilerek hacze muvafakat edilmesi, takibin kesinleşmesiyle aynı tarihte olduğundan haciz için verilen muvafakat geçersizdir diyerek emekli maaşına konulan haczin geçersiz olduğuna karar vererek konuya ilişkin son noktayı koydu.

Efkan Ala: "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde" Haber

Efkan Ala: "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde"

Ak Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Güney Amerika ve Amerika arasındaki gerilimi hatırlatarak, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Suriye'den Irak'a herşey gözümüzün önünde oldu" dedi. Terörsüz Türkiye Projesi'nin bugüne kadar ön görülen şekilde gerçekleştiğini ifade eden Efkan Ala, "Bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp 86 milyonun kardeşliğiyle, dayanışmasıyla Türkiye'yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye'nin hayat memat meselesidir" dedi. Çiftçi, emekli ve çalışanların sıkıntılarını bildiklerini de anlatan Efkan Ala, bu grupların gelirini arttıracaklarını, enflasyonu da tek haneli rakama düşüreceklerini söyledi. Ak Parti Bursa İl Danışma Meclisi, geniş katılımla Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi'nde yapıldı. Toplantıya katılan Ak Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala'nın gündeminde Terörsüz Türkiye Projesi, Ana muhalefet partisindeki gelişmeler ve asrın felaketi sonrasında yapılan hizmetler vardı. Efkan Ala, Ak Parti'nin 19 seçimi de kazındığını, Yargıtay'ın açıkladığı üye sayılarına göre bütün partilerin üye sayısının iki katına ulaştığını kaydederek, "11 milyon 550 bin üyeye ulaştık. Çeyrek asırdır biz Türkiye'yi yönetiyoruz. Bakıyoruz 2002'den beri bu dinamizm ve heyecan var. Ak kadroların inancı var. Bu nasıl bir Türkiye inşa etti? Bütçe konuşmasında CHP Genel Başkanı kadın haklarından söz ediyor. Dedim ki, partimiz adına konuşma yapıyorum. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak genç kızlarımızın okula girmesine engel olanların arkasında duruyordunuz. Bizim sadece kadın kolları üye sayımız, sizin partinizin üye sayısının 3 katı. Hangi haktan bahsediyorsunuz. Hangi hakkı verdiniz de kullandırttınız. Hakka sahip olmakta, Ak Parti gibi olun. Gazze meselesi oldu. Türkiye dimdik. Cumhurbaşkanımız dimdik ayakta iradesini ortaya koydu. Her platformda mazlumun hakkını savundu. Ama Amerika'da bir masa kurulmuş. Konu Gazze, masanın başında kim oturuyor. Başında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oturuyor. Bu gücü sizin çalışmalarınızdan alıyor. Geldik Mısır'da bir masa kuruldu. Yine konu Gazze. Oradaki zulüm ve ona karşı duruş konu. 4 devlet başkanı imza attı orada. Mutabakata 4 devlet başkanı imza attı. Biri kim. Recep Tayyip Erdoğan. Arkasındaki irade sizlere, milletimize ait. Tebrik ediyorum. Yürekten alkışlıyorum. Kolay bir şey değil. Dünyadaki gidişatı görüyorsunuz. Dünyada tuhaf bir zamanda yaşıyoruz. İnanılmaz gelişmeler oluyor" ifadelerini kullandı "ULUSLARARASI SİSTEM ÇÖKMÜŞ DURUMDA" Rusya Çin Japonya, Güney Amerika Amerika arasında gerilime de değinen Efkan Ala, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Saymaya lüzum yok. Suriye'den Irak'a herşey gözümüzün önünde oldu. Burada bu kadar ateş çemberinin içerisinde istikrarla, büyümeyle Türkiye'yi hedeflerine taşıyan bir iktidarı siz iş başına getirdiniz. Siz arkasında durarak bu istikrarla Türkiye'nin yol almasını sağlıyorsunuz. Başardığımız işler dünyaya örnek olacak düzeyde işlerdir. Bölgemizdeki bu durum da dikkate alındığında Türkiye'nin içerisinde başardıklarımızı saysak zaman yetmez. Dış politikadaki duruşumuz nedeniyle, erdemli duruş nedeniyle, yarım asırlık Baas rejimi Suriye'de çöktü. Suriye'de yeni bir düzen inşa ediliyor. Şimdi Türkiye'nin 86 milyonun menfaatini, çıkarını geleceğini dikkate alan anlayışla hedefine yürümesi lazım. Onun için ayak bağı olan prangalarından kurtulması gerekir. Bölgemizde aynı anlayışla düzenin tesis edilmesi lazım. Kaosun kargaşanın olduğu yerde sürekli gelişme olmaz. Tüm bu meseleleri çözerken hedefimize doğru emin adımlarla yürürken bu sorunu da ele aldık. Terörsüz Türkiye hedefiyle inşallah bu sorundan da kurtulup bu Türkiye'nin ayak bağı olan pranga olmuş bu sorundan kurtulup 86 milyon tek yürek olarak emin adımlarla hedefe yürüyeceğiz. Terörsüz bölge, terörsüz Türkiye temel hedefimizdir. Terörün kazanma hitimali yoktur. Türkiye terörle mücadelede tarih yazmıştır. Zarar verme imkan ve ihtimalini ortadan kaldırmak için bu projeyi ortaya koyduk. Israrla emin bir biçimde bu projeyi uyguluyoruz." dedi. "TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KULLANANLARI UZAKTA ARAMAYA GEREK YOK" Türkiye'nin terörden topyekün kurtulmasının hayati mesele olduğuna işaret eden Efkan Ala sözlerini şöyle sürdürdü: "Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye'nin hayat memat meselesidir. En önemli projesi. Türkiye ne zzaman emin adımlarla yükselse, birileri devreye giriyor. Türkiye'nin bu gidişatını sekteye uğratmak için elinden geleni yapıyor. Onların ellerinden bu imkanları almanın adıdır Terörsüz Türkiye Projesi. Bugüne kadar ön gördüğümüz biçimde geldi, bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp sonuçlandırıp, 86 milyonun kardeşliğiyle dayanışmasıyla Türkiye'yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Biz bunları yaparken, bütün bu gelişmelerin altına imza atarken, bir muhalefet partisi ana muhalefet partisi ne yapıyor? Onun ne yaptığına bakarak bizim sorumluluğumuzun ne kadar ağır olduğunu, ne kadar büyük sormulluk üstlendiğimizi tekrar hatırlamakta yarar var" "ANA MUHALEFET PARTİSİ TAM BİR ORTADOĞU'YA DÖNDÜ" Ak Parti'nin sorunların çözümü ile uğraşırken ana muhalefet partisinin de Ortadoğu'ya döndüğünü kaydeden Efkan Ala, "Biz Ortadoğudaki problemleri halledelim diyoruz, ana muhalefet partisinde birbirini hançerleyen mi , birbirini şikayet eden mi birbiri için itirafçı olanı mı ararsınız. Hepsi var. Cumhurbaşkanımız devlet başkanlarıyla görüşüyor. Dünyanın ve bölgenin sorunlarını çözmeye çalışıyor. Oralarda en etkili inisiyatifi alıyor. Ama ana muhalefet partisinin lideri Avrupa'da iktidar dileniyor. Türkiye'yi şikayet ediyor. Oralarda da devlet başkanlarıyla görüşemiyor. Onu da kendisi söylüyor. İçeride inanılmaz bir kaos kargaşa. Milletin derdiyle dertlenme yerine Silivri'nin derdiyle dertleniyor. Biz Hatay'a gittik. Hatay'da dikkatinizi çekiyorum 455 bininci konutu teslim ettik. Asrın felaketini, asrın hizmetine çevirdik. Peki İstanbul belediye başkanlığıyla ilgili hazırlanan iddianeme kabul edildi. İddianameye göre ne olmuş? Bizim 14 bakanlığımızın bütçesinden daha fazla bütçeye sahip olan İstanbul büyükşehir belediyesinde bir düzen kurulmuş, bir eko sistem kurulmuş. Asrın talanına imza atılmış o iddiaanameye göre. Biz asrın hizmetini yapıyoruz, yapamazsınız diyorlardı. Bunu başardık. Biz orada milletin derdiyle dertleniyoruz. Bunlar bir el uzatacaklarına, ellerini İstanbul Büyükşehir Beledyiyesi'nin bütçesine uzatmışlar, talan edilmiş. Talan düzeni kurulmuş. Şimdi böyle bir anlayışa, İski yolsuzluğundan asrın talanına geldiler"diye konuştu. "Türkiye'nin CHP zihniyetine teslim edilmesinin maliyetini 86 milyon değil, gönül coğrayamızdaki bütün kardeşlerimiz öder" diyen Efkan Ala şunları kaydetti: "Bunların sınırlarımız dışındaki kardeşlerimizin derdiyle dertlendiğini gördünüz mü. Ne işiniz vardı dediler. Bunlar içeride de vatandaşın olduğu yere gitmiyorlar. Varsa yoksa Silivri. Oraya gidip ağzına geleni söylüyor. Bizim bunlara ayıracak vaktimiz yok.Bunlara oy verenlere çağrımız, görüyorsunuz ülkenin, bölgenin, dünyanın bir çok meselesi varken, bunların temel meselesi, kendileri. Kendilerinin dışında bir dertleri yok. Onun için gelin, 86 milyon vatandaşlarımız,Türkiye'de gerçekten dünyada liderler diplomasisinin kitabını yazan Recep Tayyip Erdoğan'a daha fazla destek verelim ki, dünyanın meseleleri Türkiye'nin bölgenin meseleleri ile daha güçlü şekilde uğraşabilsin. Biz bunun çabası içindeyiz. Türkiye'nin yüklendiği tarihi misyon, tarihi sorumluluk bize bunun bir vazife olarak önümüze koymaktadır. Bugüne kadar Türkiye'yi getirdik, hedefler koyduk" "TÜRKİYE'DEKİ SORUNLAR MASAMIZIN ÜZERİNDEDİR. EMEKLİ, ÇALIŞAN VE ÇİFTÇİMİZİN GELİRİNİ ARTTIRACAĞIZ" Türkiye'de yaşanan sıkıntıları bildiklerini ifade eden Efkan Ala, "Merak etmeyin. Çalışan, işçimiz, çiftçimiz, emeklimizin meselesini biz her hafta masamızda tartışıyoruz. Programlar yapıyoruz. Tedbirler alıyoruz. Herşeyin bir sırası ve zamanı var. İnşallah onları da kararlılık ile uyguluyoruz. Enflasyonu tek haneli rakamlara indireceğiz. Başta emekliliremiz olmak üzere çalışanlarımız ve tüm kardeşlerimizin gelirini arttıracağız. Yüksek gelirli ülkeler grubunda emin adımlarla ilerleyeceğiz. Türkiye'nin ekonomisini bugüne kadar 5 kat büyüttük. 15 kat büyütecek kadrolar da Ak kadrolardır. Milletimizin beklentisi bu, bizim de milletimize sevdamızın ucu bucağı yoktur. Türkiye ne zaman ihtiyaç duyduysa Bursa Uludağ gibi bu kadroların arkasında durmuştur. Milletimiz ikaz yaptıysa, başımızın üstünde yeri vardır. Biz de o ikazı aldık, gereğini yapıyoruz. Bursa'nın lokomotifi olduğu gibi ak kadroların lokomatifi de bu kardeşlerimizdir. Yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz. Türkiye'yi hedefleriyle buluşturacak kadrolar Ak kadrolardır. Milletimiz bize bazen sitemkar bakabilir davranabilir. Dönüp de kalıcı olarak başka yere bakmıyor. Umut, vizyon, imkan burada ve çalışma burada. Türkiye'nin ihtiyacı olan da budur" ifadelerini kullandı.

Trafikte agresif davranışlara yargı freni Haber

Trafikte agresif davranışlara yargı freni

Yargıtay, trafikte bir kişiyi hedef alarak kasıtlı ve ısrarlı şekilde korna çalmanın sadece uyarı değil, hakaret ve huzur bozma suçu kapsamında değerlendirilebileceğine karar verdi. Hukukçular, öfkeyle yapılan her trafik davranışının mahkeme salonuna taşınabileceğine dikkat çekiyor. Trafikte yaşanan tartışmalar, günümüzde çoğu zaman sözlü sataşmaların ötesine geçerek ciddi hukuki boyutlar kazanabiliyor. Özellikle ısrarlı ve kasıtlı şekilde korna çalmak, sürücüler arasında sıkça rastlanan ancak genellikle "basit bir tepki" olarak değerlendirilen bir davranış olarak öne çıkıyor. Ancak Yargıtay kararları, bu tür eylemlerin sadece trafik kuralı ihlali olarak görülmeyeceğini, hakaret ve huzur bozma suçları kapsamında da değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor. Yargıtay, bir kişiyi hedef alarak sürekli korna çalınmasını, karşı tarafı rahatsız edici ve küçük düşürücü bir eylem olarak kabul etti. Bu noktada, söz konusu davranışın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve somut olayın özelliklerine göre cezai sorumluluk doğurabileceği vurgulandı. "YARGITAY'A GÖRE KORNA, YALNIZCA UYARI AMACIYLA KULLANILABİLİR" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Burak Evci, trafikteki agresif davranışların hukuki sonuçlarının hafife alınmaması gerektiğini belirtti. Avukat Burak Evci, "Yargıtay’a göre korna, yalnızca uyarı amacıyla kullanılabilir. Bir kişiyi hedef alarak, kasıtlı ve ısrarlı biçimde korna çalmak, karşı tarafı rencide edici nitelik taşıyorsa hakaret suçunu oluşturabilmektedir. Trafikte yapılan her davranış masum değildir. Özellikle olayın kasıt, süreklilik ve hedef gözetme unsurlarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir anlık refleksle yapılan kısa uyarı ile öfke amacıyla sürekli korna çalmak arasında hukuken ciddi fark vardır. Yargıtay, bu tür eylemleri kişinin huzur ve sükununu bozacak nitelikte görmektedir" diye konuştu. "TRAFİKTE ÖFKEYLE YAPILAN BİR DAVRANIŞ, SANIK SIFATIYLA MAHKEME SALONUNA TAŞINABİLİR" Bu tür davranışların yalnızca ceza davasına değil, aynı zamanda manevi tazminat taleplerine de konu olduğunu aktaran Evci, "Trafikte yaşanan her agresif tutumun, ilerleyen süreçte bir mahkeme dosyasına dönüşebileceği uyarısı yapılmaktadır. Direksiyon başında yapılan her hareket hukukun denetimindedir. Korna bir silah değildir. Trafikte öfkeyle yapılan bir davranış, sanık sıfatıyla mahkeme salonuna taşınabilir. Artan trafik gerilimi karşısında sürücülerin daha dikkatli olması gerekiyor. Öfke kontrolünün artık sadece ahlaki değil, hukuki zorunluluk haline geldi" şeklinde konuştu.

Yargıtay’dan çarpıcı emsal kararı Haber

Yargıtay’dan çarpıcı emsal kararı

Boşanma davaları açısından emsal nitelikte ki bir karara imza atan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşin parasını kripto paraya yatırma vakıası, günün ekonomik şartları düşünüldüğünde bir yatırım aracı olarak yapılmasından dolayı boşanma açısından eşe kusur olarak yüklenemez dedi. İçtihat Bülteni Uygulaması'ndan edinilen bilgiye göre, Kayseri'de görülen eşlerin birbirlerine karşı açtığı boşanma davasında eş, eşinin diğer kusurlarının yanında diğer eşin kendi kazancını kripto yatırımına yatırmasının kusurlu bir davranış olduğu ileri sürerek boşanmalarına karar vermesini talep etti. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi verilen kararlar sonucunda, boşanma dosyası temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi gündemine taşındı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi: Eşin parasını kripto paraya yatırma vakıası, günün ekonomik şartları düşünüldüğünde bir yatırım aracı olarak yapılmasından dolayı boşanma açısından eşe kusur olarak yüklenemez" Dosyanın temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, "Mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen ‘hayata kast ile kadını terke zorladığı' vakıasının ispatlanmadığı; ‘parasını kripto paraya yatırma' vakıasının ise kripto para, yatırım amacıyla yapılmasının günün ekonomik şartları gereğince uygulanagelen bir yatırım aracı olduğu, yalnızca kripto para almak eyleminin kusur teşkil etmeyeceği, ispatlanmayan ve kusur olarak değerlendirilemeyecek vakıaların tarafa kusur olarak yüklenilmesinin mümkün olmadığı, bu kusurların çıkarılmasının gerektiği, belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin yine de tam kusurlu olduğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir." diyerek dosyaya ilişkin bozma kararı verdi. Kararı değerlendiren İstanbul Barosu üyesi Avukat Fatih Karamercan şunları söyledi: "Kanımızca, eşin parasını, kripto paraya yatırma vakıası, ailenin ekonomik gücünü sarsar derecede ise, parasını kripto paraya aktaran eş için boşanma davası açısından kusur teşkil etmesi gerekir. Zira, ‘Tasarruf yetkisinin sınırlanması' kenar başlıklı 4721 sayılı TMK m. 199/1 hükmünde ‘Ailenin ekonomik varlığının korunması' amacıyla ve ‘Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim' kenar başlıklı 4721 sayılı TMK m. 406 hükmünde ‘malvarlığını kötü yönetmesi' sebebiyle eşin hukukî işlemleri sınırlanabilir ve/veya eş kısıtlanabilir. Sistematik yorum yöntemi gereğince söz konusu vakıanın, ailenin ekonomik gücünü sarsıp sarsmadığı, eşin kusuru açısından belirli rol oynamalıdır."

Yargıtay’dan Dövizle Nafaka Ödeyenlere Müjde: 18 Yıl Sonra TL’ye Uyarlanabilecek! Haber

Yargıtay’dan Dövizle Nafaka Ödeyenlere Müjde: 18 Yıl Sonra TL’ye Uyarlanabilecek!

Edinilen bilgiye göre, davacı vekili dilekçesinde anlaşmalı boşanmaya dayanak sözleşme uyarınca müvekkili tarafından davalıya aylık bin 500 dolar yoksulluk nafakası ödenmesine karar verildiğini, ancak davacının ilerleyen yıllarda ekonomik durumunun kötüye gittiğini, dava konusu edilen aylık bin 500 dolar nafakanın öncelikle hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, bu mümkün olmadığı takdirde aylık 850 lira tutarına indirilmesine karar verilmesini talep etti. Davalı vekile cevap dilekçesinde karşı tarafın avukatı, müvekkil aleyhine gerçeğe aykırı iddialarla açılan ve iyi niyet, doğruluk, dürüstlük ve özellikle sözleşmeye bağlılık ilkelerine aykırı bulunan davayı kabul etmediklerini, taraflar arasındaki evliliğin davacının şu anda evli olduğu eşi ile müvekkilini aldatması nedeniyle sonlandığını, boşanmayı sağlamak amacıyla davacının müvekkiline aylık bin 500 dolar nafakayı ödemeyi kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddini savundu. İLK DERECE MAHKEMESİ DAVANIN KISMEN KABULÜNE KARAR VERDİ İlk derece mahkemesi, tüm dosya kapsamını değerlendirerek davanın kısmen kabulü ile davalı yararına bin dolar yoksulluk nafakası takdirine, 22.12.2021 tarihli ek karar ile de nafaka davalarında reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verdi. İlk derece mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince 22.12.2021 tarihli ek karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulundu. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ NAFAKAYI 2 BİN 500 TL'YE UYARLADI Bölge Adliye Mahkemesinin kararında dava tarihi itibari ile somut olaya bakıldığında davacının TL üzerinden emekli aylığı aldığı, boşanmanın kesinleştiği tarihteki TCMB alış kurunun 1,64 TL, eldeki dava tarihinde ise 7,38 TL olduğu, kur farkları ve ekonomik göstergeler dikkate alındığında döviz üzerinden belirlenen yoksulluk nafakasının Türk lirası olarak uyarlanması gerektiği belirtilerek, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.03.2003 tarihli ilâmı ile kadın yararına hükmedilen aylık bin 500 dolar yoksulluk nafakasının dava tarihi olan 05.01.2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türk lirasına uyarlanmasına ve aylık 2 bin 500 TL yoksulluk nafakası ödenmesine hükmedildi. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ, BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARINI BOZDU Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bozan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bozma ilâmında şu ifadelere yer verdi: "Somut olayda mahkemece yaptırılan tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarında davalının emekli olduğu, 2 bin TL emekli maaşı aldığı, 3 bin TL kira bedelini kardeşinin aldığı, bakmakla yükümlü olduğu fiziksel engelli anne ve bir çocuğunun olduğu, davacının emekli olduğu 3 bin 500 TL civarında emekli maaşı aldığı, bin 300 TL kira verdiği, yeniden evlendiği, eşi ve bu eşinden olan 2012 doğumlu çocuğunun olduğu, eşinin danışmanlık şirketi olduğu anlaşılmıştır. Davacının her ne kadar eşine ait olduğu anlaşılan şirketin az hisseli ortağı olduğu görülse de davacının banka dökümleri ve tanık beyanları da ayrıca değerlendirildiğinde davacının gelirinin sadece emekli maaşı ile sınırlı olmayıp, gelir düzeyinin yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tarafların boşanma tarihinde yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması ile huzurdaki dava tarihinde yapılan araştırma arasında aşırı bir iyileşme ya da kötüleşme olmadığı sabittir. Davacının boşanma protokolü ile belirlenen yoksulluk nafakasını ödemeyi kabul etmesi sonrasında aradan geçen zaman içerisinde tarafların her ikisinin de protokol gereği ve yine mahkemece de kabul edildiği üzere erkeğin boşanmanın gerçekleştiği tarihe göre ekonomik durumunda aşırı bir kötüleşmenin olmadığı, davalı kadının da sosyal ve ekonomik durumunda dava tarihi itibariyle aşırı bir değişiklik olmadığı, döviz kurundaki değişiklik davacının öngöremeyeceği derecede ülke bazında ön görülemeyen bir kriz nedeni ile ani bir artış şeklinde meydana gelmediği, uyarlamayı gerektirecek mahiyette olmadığı dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ile yoksulluk nafakasının indirilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir." Bölge Adliye Mahkemesi, her ne kadar Yargıtay bozma ilâmında tarafların durumlarında olağanüstü değişiklik olmadığı kabul edilmiş ise de yoksulluk nafakasının başlangıç tarihi olan 2003 yılından sonra davacının ekonomik ve sosyal durumunun olumsuz yönde, buna karşılık davalının ise oldukça olumlu yönde geliştiği, yoksulluk nafakasının başlangıç tarihi ile eldeki dava tarihi arasında dolar kurunda yaklaşık 4,5 katlık bir artışın yaşandığı gerekçesiyle direnme kararı verdi. Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulundu ve dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine taşınmış oldu. "Süresiz ve şartsız döviz cinsinden taahhüt edilen yoksulluk nafakasının 18 yıllık süre sonunda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına bakıldığında uyarlanması gerekir" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, temyiz incelemesi neticesinde Bölge Adliye Mahkemesinin kararını onadı. Onama ilâmında şu ifadelere yer verildi: "Davalı fiiller arasındaki dengenin sarsılmadığını da savunmuştur. Karşılıklı fiiller içeren sözleşmelerde tarafların birbirine sağlamayı taahhüt ettikleri fiiller arasında bir menfaat dengesinin bulunduğu kabul edilir. Bilindiği üzere ülkemiz ekonomisinin alınan tüm tedbirlere rağmen istikrarlı bir duruma gelmediği, TCMB tarafından gerçekleştirilen Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değer kaybının engellenmesine yönelik tüm çalışmalara rağmen yükselen enflasyonun düşürülemediği bilinen bir gerçektir. Savunma kapsamında; erkeğin -kolayca boşanma- yönünde menfaat elde ettiği, bunun karşılığında döviz cinsinde nafaka ödemeyi kabul ettiği ileri sürülmüştür. Oysaki nafakanın hükmedildiği tarih ile direnme karar tarihindeki döviz kuru karşılaştırıldığında ve özellikle erkeğin dava tarihinde olduğu gibi günümüzde halen döviz cinsinden gelir elde etmediği gözetildiğinde nafaka borçlusunun 'Bin 500 dolar yoksulluk nafakasına yönelik' fiilini ifa etmesi için harcaması gereken çaba ile nafaka alacaklısının menfaati kıyaslandığında, ortada bir orantısızlığın olduğu kabul edilmelidir. Böyle olunca döviz cinsinden hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının Türk Lirası cinsinden ödenmesine karar verilmesine dair verilen karar isabetli olmuştur."

Yargıtay'dan kendisini "bekar" olarak tanıtan koca hakkında karar Haber

Yargıtay'dan kendisini "bekar" olarak tanıtan koca hakkında karar

Maddi anlaşmazlıktan kaynaklanan davacı İsmail Z. eşi davalı Yasemin T.'ye boşanma davası açtı. İstanbul Anadolu 8. Aile Mahkemesinde görülen davada yapılan soruşturma ve toplanan delillerde davalı kadının eşine ve ailesine hakarette bulunduğu ayrıca birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşıldı. 'KOCA, İNTERNET ÜZERİNDEN KENDİSİNİ BEKAR TANITARAK BAYAN ARKADAŞ ARADI' Davacı kocanın ise eşine sürekli şekilde fiziksel şiddet uyguladığı, internet üzerinden kendisini bekar tanıtarak bayan arkadaş aradığı, konutu terk ederek birlik görevlerini yerine getirmediği belirlendi. Yerel mahkeme tarafları eşit kusurlu bularak boşanmalarına karar verdi. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda davacı kocanın, eşine oranla daha fazla kusurlu olduğu ifade edilen yerel mahkeme kararında kocanın açtığı boşanma davasını kabul etti. Boşanma nedeniyle mevcut menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken kadının bu istekler mahkemece reddedildi. Yargıtay 2.Hukuk Dairesine giden dosyada kadına maddî ve manevî tazminat verilmemesinden dolayı hüküm bozuldu. Daire, sosyal medya hesabı üzerinden kendisini bekar olarak tanıtan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmederek, kocanın eşine maddi ve manevi tazminat ödemesine karar verdi.

Yargıtay, Eşini 32 Yerinden Bıçaklayarak Öldüren Sanığın Cezasını Bozdu Haber

Yargıtay, Eşini 32 Yerinden Bıçaklayarak Öldüren Sanığın Cezasını Bozdu

Dairenin kararına göre, Ankara'da 7 Ocak 2022 tarihinde yaşanan olayda, sanık Recep Koyuncu eşi Funda Koyuncu'nun kendisini aldattığını, 3 çocuklarından 2 yaşında olan en küçüğünün kendisinden olmadığını, DNA testi yaptırmak istediğini, Funda Koyuncu'nun buna karşı çıktığını ardındansa çocuğun kendisinden olmadığını itiraf ettiğini ileri sürdü. Bunun üzerine Sanık Koyuncu ile eşi Funda Koyuncu boşanma konusunda anlaştıkları ancak eşinin polisi arayarak ihbarda bulunduğunu ve çıkan arbede de eşini 32 yerinden bıçakladığı anlaşıldı. ‘Nitelikli kasten öldürme' suçundan hakkında dava açılan Recep Koyuncu Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığa önce ‘eşi kasten öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Bu ceza, sanığın eylemi ‘haksız tahrik' altında gerçekleştirdiği gerekçesiyle indirim uygulanarak 22 yıla düşürüldü. Karara yapılan itiraz üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezayı ‘fazla ceza tayin' nedeniyle bozdu. Kararın gerekçesinde, sanığın, maktulün çocuklarının başkasından olduğunu söylemesi üzerine, DNA testi yapmak için çocuğu götürmek istediği, maktulün buna izin vermeyerek hakaret etmesi üzerine sanığın kendisini kaybederek eşini 32 yerinden bıçaklayarak öldürdüğü yönünde savunma yaptığı aktarıldı. Yargılama aşamasında alınan adli tıp raporu doğrultusunda da çocuğun başkasından olduğunu belirlendiği ifade edilen kararda, "Sanığın savunmasının adli tıp raporu ile doğrulandığı anlaşılmakla, haksız tahrik nedeniyle 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası öngören 5327 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile yapılan uygulama sırasında haksız tahrikin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alınarak makul (orta) bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 22 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur" ifadelerine yer verildi.

Yargıtay kararı: "Mirastan feragat sözleşmesi hukuki sonuç doğurur" Haber

Yargıtay kararı: "Mirastan feragat sözleşmesi hukuki sonuç doğurur"

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, evlenmeden önce miras sözleşmesi yapacak eş adaylarını ilgilendirecek emsal bir karara imza attı. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, "Evlenmeden önce düzenlenen mirastan feragat sözleşmesi hukuki sonuç doğurur" diyerek geçerli saydı. İçtihat Bülteni Uygulaması'ndan edinilen bilgiye göre, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinde tarafların birbirine açtığı ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'ne kadar uzanan mirasçılık belgesinin iptali davası emsal oldu. İddiaya göre 31.10.2021 yılında vefat eden Fikret A ikinci evliliğinde karşılıklı imzalar atılmadan 15 - 20 dakika önce evleneceği Perihan isimli kişi ile mirastan feragat sözleşmesi yaptı. Fikret A.'nın ölümünden sonra tüm mal varlığı ilk evliliğinden olan çocuklarına kalınca yeni evlendiği Perihan isimli eşi vekil avukatı aracılığıyla sözleşmenin nikahtan 20 dakika önce yapıldığını o anlarda miras hakkı bulunmadığını, sözleşmenin doğmamış haktan feragat niteliğinde olduğunu gerekçe gösterip mirastan feragat sözleşmesinin iptali için dava açtı ve ardından da Sulh Hukuk Mahkemesi'nden mirasçılık belgesi aldı. Bunun üzerine Fikret A.'nın ilk eşinden olan ve mirasçı görünen çocukları ise karşı dava açarak kötü niyetli olarak Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınan mirasçılık belgesinde mirastan feragate rağmen davalının mirasçı olarak gösterildiğini, davalının mirasçı sıfatının bulunmaması nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesince verilen mirasçılık belgesinin iptalini talep etti. Yeni eş, evlilik sözleşmesini imzalamadığını iddia etti Davalı vekili; müvekkilinin mirastan feragat ve evlilik sözleşmesi mahiyetinde bir belge ya da belgeleri imza etmediğini, evlenme telaşı içerisinde olan müvekkiline evlilik ile ilgili belgelerden bahsedildiğini, nikah anından bir süre önce kendisine evlilik için gerekli belgeler denildiğini; imzalatılan bu sözleşmenin doğmamış haktan feragat anlamına geleceğini, feragat sözleşmesinin bir çok hukuki ve fiili sebep ile yok hükmünde olduğunu ileri sürdü. Davalı vekili, davaya konu Tokat 1. Noterliği'nde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitini talep etti. İlk Derece Mahkemesi, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verdi İlk Derece Mahkemesi, yüksek mahkeme içtihatları da birlikte değerlendirilerek; mirastan feragat sözleşmesinin imzalandığı tarihte mirasçılık sıfatı bulunmayan davalı-karşı davacı (Perihan) ile miras bırakan arasında imzalanan mirastan feragat sözleşmesinin geçerli bir feragat sözleşmesi olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile Tokat 1. Noterliği'nin Mirastan Feragat Sözleşmesi'nin geçersizliğinin tespitine karar verildi. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi ölenin yakınları istinaf başvurusunda bulundu. Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi'nin kararını yerinde buldu Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu mirastan feragat sözleşmesinin imzalandığı tarihte davalının mirasçı sıfatının olmadığını, feragat sözleşmesinden sonra nikah akdinin yapıldığını, eşin doğmamış haktan feragat edemeyeceği, bu nedenle mirasçılık belgesinde bir hata bulunmadığını asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair kararın usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar-karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar-karşı davalılar vekili temyiz isteminde bulundu. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi: Evlenmeden hemen önce düzenlenen mirastan feragat sözleşmesi hukuki sonuç doğurur Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesi neticesinde, "İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince sözleşmenin düzenlediği tarihte davalı-karşı davacı Perihan'ın miras bırakanla evli olmaması, henüz mirasçılık sıfatı kazanmayan Perihan yönünden sözleşmenin doğmamış haktan feragat niteliğinde olması nedeniyle sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de, Perihan'ın, nikah akdinin gerçekleşmesinden 15-20 dakika önce sözleşmeyi imzalaması karşısında evlilik beklentisinin yüksek oluşu, miras bırakanın ölüm anına kadar ise zaten mirasçılık sıfatının doğmasının mümkün bulunmaması, miras bırakan ölümü ile mirasçılık sıfatını kazanması nedeniyle dava konusu mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşıldığından, karşı davada mirastan feragat sözleşmesinin iptaline yönelik talebin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir." şeklinde karar vererek emsal bir karara imza attı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.