SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yenidoğan Çetesi

Söz Bursa - Yenidoğan Çetesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenidoğan Çetesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Milletvekili Pala yargıdaki "Siyasi Müdahale" kuşkusunu meclis’e taşıdı! Haber

Bursa Milletvekili Pala yargıdaki "Siyasi Müdahale" kuşkusunu meclis’e taşıdı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, İstanbul’da faaliyet gösteren Özel Avrupa Şafak Hastanesi’ne ilişkin yaklaşık 40 soruşturma raporu bulunmasına rağmen, bu raporların bir kısmının yargı aşamasında ihtiyati tedbir kararlarıyla sonuçsuz bırakılması iddialarını gündeme taşıdı. “İlgili müfettiş raporlarında; hastalara gerçekte uygulanmayan işlemlerin faturalandırıldığı, ‘kampanya’ veya ‘ücretsiz muayene’ yoluyla hasta temin edilip Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olağanüstü yüksek tutarlı faturalar düzenlendiği gibi ciddi usulsüzlük bulguları yer almaktadır” diyen Pala, yüzlerce sayfalık ekler ve bilirkişi değerlendirmeleri içeren raporların bir gün gibi kısa bir süre içerisinde okunarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinin kamuoyunda kuşku yarattığını ifade etti. Bu kuşkunun kamuoyunda “Yenidoğan Çetesi Meclis Araştırma Komisyonu” olarak bilinen Komisyonun toplantılarında gündeme getirilmesi üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Adnan Ertem’in yaptığı açıklamaların, yargı süreçlerinde siyasi veya başka tür müdahalelerin var olup olmadığı sorusunu doğurduğunu ifade eden Pala, yazılı yanıt istemiyle Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a bir soru önergesi iletti. İlgili kamu kurumları tarafından derlenen bulguların mahkeme aşamasında hangi kriterlerle dikkate alındığına, ihtiyati tedbirlerin hangi somut gerekçelere dayanarak alındığına ve bu tedbirlerin usulsüzlük iddialarını nasıl ortadan kaldırdığına yönelik detaylı bilgi isteyen 21 Mart 2025 tarihli soru önergesine Bakan Tunç, Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen Bakanlığı süresince yanıt veremedi. “Yasal süreç net bir şekilde açıklanmadıkça ‘siyasi müdahale’ kuşkusu sürecek!” Soru önergesinin gerekçesinde Komisyon tutanaklarından alıntı yapan Milletvekili Pala, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Adnan Ertem’in açıklamalarına şu şekilde yer verdi: “İki Şafak Hastanesi şu anda konkordatoda, hâlâ daha fesihle alakalı bir süreci gerçekleştiremiyoruz, mahkeme kararıyla durduruluyor. Şafak örneği sizin sorularınızın dışında bir örnek oluyor, gerçekten üzerine de gidilmedi değil. Geçtiğimiz dönemde Sayın Bakanımız özellikle bunun üzerine gidileceğini deklare etti, Mecliste de bütçede de ve gerçekten de üzerine gidildi ama her defasında alınmış teftiş raporlarına ve idari işlemlere ilişkin olarak mahkemelerden ihtiyati tedbir kararları alındı.” Milletvekili Pala, Komisyon toplantılarında bu ve benzeri açıklamaların, yenidoğan soruşturmasının ardından özellikle Özel Avrupa Şafak Hastanesi’nin yasal sürecinin, sözleşmesi feshedilen diğer hastanelerden farklı yürütüldüğünü gösterdiğini belirtti. “Bakan Yardımcısı Adnan Ertem aynı toplantıda Özel Avrupa Şafak Hastanesi ile 2018 yılında bir sözleşme yapıldığını ve sözleşmenin Ocak 2025 tarihinde hâlâ devam ettiğini belirtmişti. O tarihte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hastaneyle devam eden 189 davası olduğu açıklanmış, adalet sistemindeki çok ciddi bir yapısal sorun gözler önüne serilmiştir” diyen Pala, Adalet Bakanı’na, ihtiyati tedbir kararlarının verilme sürecinde “siyasi müdahale” veya başka tür baskı iddialarının incelenmesi adına bugüne kadar atılan herhangi bir adım olup olmadığını sordu. “Ülkemizde bazı kişi ve kurumlar için bir günde karar verilebilmesinin nedeni nedir?” Milletvekili Pala, soru önergesinin sonunda kamuoyunda oluşan kuşkunun giderilmesi için yasal süreç içinde alınan kararların şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini ifade etti. İhtiyati kararların, yıllarca süren soruşturmalar sonucunda düzenlenen ve çok sayıda bilirkişi değerlendirmesini içeren müfettiş raporlarının bir gün gibi kısa bir süre içinde incelenerek nasıl alındığını sorgulayan Pala, bu incelemelerin tam anlamıyla yapılıp yapılmadığının denetimine ilişkin de açıklama istedi ve “Özel Avrupa Şafak Hastanesi ve benzeri hastanelere uygulanan ihtiyati tedbirlerin hangi ölçütlere göre ve ne şekilde verildiği açıklanmalıdır. Ülkemizde kısa sürede işlemeyen adalet sistemi içinde, bazı kişi ve kurumlar için bir günde karar verilebilmesinin nedeni nedir?” diye sordu. “Yasal sürecin şeffaflaştırılmasının yanı sıra, denetimlerde ortaya çıkan kamu zararına yönelik yaptırımların ‘ihtiyati tedbirler’ yoluyla durdurulması uygulamasından da derhal vazgeçilmelidir” diye ekleyerek sözlerini tamamladı.

"Yenidoğan çetesi" davasında ara karar: 10 kişi tahliye edildi Haber

"Yenidoğan çetesi" davasında ara karar: 10 kişi tahliye edildi

İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’ne yönelik düzenlenen 2. dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri Fırat Sarı’yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şahıslara yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 58’e yükselmişti. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4. duruşmanın 7’inci gününde, suç örgütü lideri doktor Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu 29 tutuklu 58 sanığın yargılandığı davada mahkeme ara kararını açıkladı. Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz bir kısım sanıklar ile taraf avukatları katıldı. DURUŞMADA ‘TANIK’ SIFATIYLA İFADE VEREN ŞENAY ÇALIKOĞLU HAKKINDA SUÇ DUYURUSU Beylikdüzü İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak, Serdarova bebek için şikayet yapıldığının sorgulanmasına, soruşturmada adı geçen hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde çalışanlara ilişkin SGK’ya yazı yazılmasına, ayrıca SGK’ya yazı yazılarak zarar giderme amacıyla hangi sanık tarafından ödeme yapıldığına dair bilgi alınmasına karar verdi. Mahkeme, duruşmada ‘tanık’ sıfatıyla ifade veren Şenay Çalıkoğlu hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. 10 TUTUKLU SANIĞA TAHLİYE KARARI Heyet, tutuksuz sanıklar Gözde Kul Yadigar, Hilal Vatansever, İbrahim Oktay, Meryem Küçükoğlu ve Tuğba Özkaynak’ın adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi. Heyet, tutuklu sanıklar Aslı Alemdağ, Müberra Palabıyık, Senanur Ünlü, Gözde Polat, Hemşire Deniz Korkmaz, hasta sevklerini yapan Fehmi Alperen, Silivri Kolan Hastanesi’nin mesul müdürü ve başhekimi Bener Mansuroğlu, sağlık memuru Remzi Karaca, Esenyurt Belediyesi’nde Sağlık İşleri Müdürü olarak çalıştığını söyleyen tutuklu sanık Renas Kılıç ile TRG Hospitalist Hastanesi idari müdürü Murat Mantuş’un ‘yurt dışı çıkış yasağı’ ve ‘imza’ şeklinde adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verdi. DURUŞMA 30 HAZİRAN’A ERTELENDİ Mahkeme, Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin’in dava dosyasının ayrılmasına ve örgüt lideri Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına hükmederek, duruşmayı 30 Haziran’a erteledi.

Yenidoğan Çetesi sanığı Fırat Sarı savunma yaptı: "Kasıtlı yanlış yönlendirilmiş bir algı var" Haber

Yenidoğan Çetesi sanığı Fırat Sarı savunma yaptı: "Kasıtlı yanlış yönlendirilmiş bir algı var"

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın 4. duruşmanın görülmesine devam edildi. Duruşmada savunma yapan sanık Fırat Sarı, "Ben 15-20 bin arası yoğun bakım hastasına baktım. Benim ölüm oranım yüzde 1 civarı. Kimse bunları görmüyor" dedi. İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'nin yöneticisi ve üyesi 58 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 4. duruşmanın 4'üncü gününde, suç örgütü lideri Fırat Sarı'nın da aralarında bulunduğu bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanıkların tutukluluk halinin devamını ve eksik hususların giderilmesini talep etti. "SAVCIYA KARŞI TUTUMUM ÇOK YANLIŞTI KABUL EDİYORUM" Savcıyı makamında tehdit eden tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin, "Burada bulunan kimseyi tanımıyorum. Savcıya karşı tutumum çok yanlıştı kabul ediyorum. Beraatımı talep ediyorum" diye konuştu Tutuklu sanık Hakan Doğukan Taşçı ise savunmasında, "İhmali davranışla kasten öldürmeden yargılanıyorum. Ben sanki şırıngadan zehir çekmişim gibi. Ben çocuğa ilaç tedavisi uyguladım. Ben en başından beri ne biliyorsam her şeyi anlattım. Birkaç tane ilaç aldım dışarda sattım evet. Fırat Sarı'ya karşı benim ettiğim küfür mesajlarımda duruyor. Bildiğim her şeyi anlattım. 1 yıldır ben neden hala tutukluyum? Bazen keşke söylemese miydim her şeyi diyorum. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. DURUŞMADA SANIK YAKINLARI ARASINDA TARTIŞMA Öte yandan tutuklu sanık Tuğçe Toptemel savunma yaptığı sırada seyirciler arasında tartışma yaşandı. Toptemel'in yakını ile sanık Hakan Doğukan Taşçı'nın yakını olduğu öne sürülen kişiler arasında yaşanan küfürlü ve sözlü tartışmanın ardından taraflar polis eşliğinde salondan çıkarıldı. ÖRGÜT LİDERİ SARI "15-20 BİN ARASI YOĞUN BAKIM HASTASINA BAKTIM ÖLÜM ORANIM YÜZDE 1 CİVARI" Örgüt lideri Fırat Sarı ise savunmasında, "Ben başından beri ne söylediysem arkasındayım. Sosyo ekonomik imkanları yetersiz kişilerin doğumlarını yapıyorduk, sevklerini yapıyorduk. Buradaki arkadaşlarım başarılı birer sağlık çalışanı. Sayelerinde birçok bebek kurtuldu, her ne kadar bebek katili olmakla suçlansalar da. Bütün bu iddianame, bütün bu klasörlerin temeli 4-5 tane gazetede geçen şeyler. Tıp yüksek bir bilim. İnsanlar anlar mı anlamaz. Ama kendine göre yorumlar. İnsanlar hemen etiketi yapıştırıyor. Ben 15-20 bin arası yoğun bakım hastasına baktım. Benim ölüm oranım yüzde 1 civarı. Kimse bunları görmüyor. Ben Mustafa Kemal Zengin'i tanımıyorum. Savcıya neden gittiğini bilmiyorum ve anlamak istemiyorum" şeklinde konuştu. "HERKES BU DOSYA HAKKINDA HER İSTEDİĞİNİ KONUŞTUĞU İÇİN ALGI OLUŞTU" Sanık Sarı savunmasının devamında, "Medya her şeyi iddia ederse ne olur? Bu baskıya doktor arkadaşım İlker Gönen dayanamadı intihar etti. Medyanın, kamuoyunun arzusu var bu dosyaya karşı. Herkes bu dosya hakkında her istediğini konuştuğu için korkunç bir algı oluştu. Pasif ötenazi derseniz trajedi başlar. Bu yüzden bu mahkemenin ara karar gibi bir şey verip medyayı durdurması gerekiyor. Kasıtlı yanlış yönlendirilmiş bir algı var. 2024'ten sonra bize yapılan operasyondan sonra Türkiye'de bebek ölümleri arttı. Bu iş sevgi olmadan yapılacak bir iş değil. Tapelerin incelenmesi lazım. Bizim de emin olmamız lazım tapelerin doğruluğundan. Tıbbı terminoloji alan bir çevirmen yoksa bu bir sorun. Tapeler oluşturulurken bize yarar şeyler tape kayıtlarına yansımamış. Bu kayıtların bize verilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Duruşma sanık avukatlarının savunmaları ile devam edilmek üzere 28 Nisan saat 10.00'a ertelendi.

Yenidoğan Çetesi lideri Fırat Sarı'nın avukatından pişkin savunma Haber

Yenidoğan Çetesi lideri Fırat Sarı'nın avukatından pişkin savunma

İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 46 sanığın yargılandığı davanın 3’üncü duruşmanın görülmesine 3’üncü gününde devam ediliyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Sanki bebeklerin prematüre doğması, 500 gram doğması müvekkilimin suçu gibi lanse ediliyor" Duruşmada savunma yapan örgüt lideri Fırat Sarı’nın avukatı "Hazırlık aşamasında savcılığın tarafsız davrandığını düşünmüyorum. Bu yargılamada delilleri tartışıyor olmamız lazım ama tartışacak bir delil yok. Tape kayıtları üzerinden yürütülen bir soruşturma var. Başka hiçbir şey yok. Herhangi bir şüpheli ölüm varsa otopsi yapılmak zorunda. Bunu herkes biliyor ama hazırlık savcısı bunu istememiş. Mahkeme aşamasında otopsi raporlarının alınması lazım. Ne ile suçlandığımızı bilmemiz lazım. Açıkça görevi ihmal suçu var. Savcı delilleri toplamadı. 18 klasör dosyanın içinde müvekkilimi suçlayan bir delil yok. Benim müvekkilim görüşmelerde ‘her şeye baksınlar benim bir suçum yok’ diyor. Ben ‘müvekkilim hakkında dosyaya sunulmuş olan tüm tape kayıtlarını reddediyorum’ desem ne yapacaksınız ? Yargıtay ses kayıtlarının analizinin yapılması gerekiyor diyor. Müvekkilim savunmasında ‘ben bebek öldürdüysem ilk bebek ölümünden sonra soruşturmanın başlaması gerekiyordu’ dedi. Niye bebek ölümlerini seyrettiler, niçin delil toplamadılar ? ‘Eğer ben suçluysam beni takip edenler de suçludur ‘ diyor müvekkilim. Sanki bebeklerin prematüre doğması, 500 gram doğması müvekkilimin suçu gibi lanse ediliyor. Savcı tarafsız olmalı. Sanık lehine de bir şeyler yapması gerekiyor. Bu nedenle otopsi raporlarının alınması gerekiyor" dedi. Öte yandan sanık Murat Mantuş’un fenalaşmasının ardından duruşmaya 30 dakika ara verildi. Aranın ardından sanık avukatlarının savunmaları ile duruşmaya devam edilecek.

Yenidoğan çetesi lideri Fırat Sarı'dan şok sözler! Haber

Yenidoğan çetesi lideri Fırat Sarı'dan şok sözler!

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 26'sı tutuklu toplam 47 sanığın yargılandığı davanın 2'inci celsesinin görülmesine devam ediliyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adliyenin konferans salonunda görülen duruşmada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu. “DAVAYA BAKTIĞIMDA BEN BİR KUMPAS GÖRÜYORUM” Duruşmada savunma yapan sanık doktor Rıza Keykubat'ın avukatı, "Bu davaya baktığımda ben bir kumpas görüyorum. Benim müvekkilimin işe giriş tarihi bellidir. Hangi belgelere imza attığı bellidir. Dosyadaki somut belgelere bakıyorum, nöbet listeleri var. Nöbet listesinde ismi yok. Rıza Keykubat'ın tutuklandığı yetmiyormuş gibi eşini de tutukladılar. Müvekkilim örgütle suçlanıyor ama Fırat Sarı'yı tanımıyor. Keykubat, üzerine atılı suçu işlememiştir. Tahliyesini talep ediyorum" dedi. “TAPE KAYITLARI KANUNA AYKIRI ŞEKİLDE ELDE EDİLMİŞTİR, YOK EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUM” Sümeyye Nur Taşçı'nın avukatı ise, "Dosyada delil olarak gösterilen tape kayıtlarının nasıl alındığı bilinmiyor. Ses kayıtları ve tape kayıtları kanuna aykırı şekilde elde edilmiştir. Yok edilmesini talep ediyorum" şeklinde savunma yaptı. SANIK FIRAT SARI MAHKEME HEYETİNE: “BUNLARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ” Söz alan örgüt lideri sanık Fırat Sarı ise, “Bana göre bu iddianamenin kabul edilmemesi lazımdı. Otopsiler yapılsaydı, bebek katili olmayacaktık. Hiç bir adli işlem, biz istememize rağmen yapılmadı. 10 hastaneyi kapattınız, yok ettiniz, iddianame hazırladınız. Bunların hesabını veremezsiniz. Hakkımızda iddianamede yanlış algılar var. Buradaki 10 hastaneler dışında çalıştığımız hastaneler de vardı. O hastanelerin hiçbiri hakkında işlem yapılmadı, iddianame yanlış kuruldu. Yanlış katlarla bina inşa edemezsiniz. Hakkımızda bu iddianamedeki yanlışlardan dolayı bir algı var. Bu iş böyle nasıl çözülecek bilemiyorum” dedi. Duruşmaya sanık Fırat Sarı'nın savunmasının ardından 15.30'a kadar ara verildi.

Kayıhan Pala: “Yenidoğan çetesi skandalında bakanlıkların cevapları çelişkili” Haber

Kayıhan Pala: “Yenidoğan çetesi skandalında bakanlıkların cevapları çelişkili”

CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın, kamuoyuna “Yenidoğan Çetesi” başlığıyla yansıyan ve iddianameye göre en az 10 bebeğin ölümüne neden olduğu ileri sürülen suç örgütüne ilişkin hazırladığı iki ayrı soru önergesi, Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına 18 Ekim 2024’te gönderildi. Sağlık Bakanlığı kısmen bir açıklama yaptı, ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı henüz yanıt vermedi. Pala’ya göre her iki bakanlığın da olaya yeterince açıklık getirmemesi, ölümlere yol açan tıbbi ve hukuki ihmaller ile kasıtları daha da karanlıkta bırakıyor. Basında “Yenidoğan Çetesi” adıyla tanımlanan vakada, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, 2022 ile 2024 yılları arasında İstanbul’da bebeklerin anlaşmalı özel hastanelere sevk edilerek haksız kazanç sağlandığı, ihmaller ve olası kast nedeniyle bebek ölümlerinin gerçekleştiği yer alıyor. İddianame, 10 bebek ölümü gibi dehşet verici bir sonucu vurgularken, suç örgütünün çok sayıda özel hastanenin yeni doğan birimlerini yasa dışı olarak fiilen yönettiği, hastanelerin mevzuata aykırı biçimde örgütün kullanımına verildiği iddialarını da içeriyor. Özellikle, “Özel Hastaneler Yönetmeliği”nin 10. maddesinin altını çizen belgeler, hastane birimlerinin üçüncü kişilere kiralanamayacağı hükmüne vurgu yapıyor. Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın ilk soru önergesi, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması talebiyle Meclis Başkanlığına sunulmuştu. Bu önerge, iddianamede adı geçen 19 özel hastaneye hangi tarihlerde ruhsat verildiğinden, bu hastanelerin denetim mekanizmalarının nasıl işlediğine; bebek ölümlerine ilişkin daha önce soruşturmaların olup olmadığından, işlenen suçlara 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarının karıştığı iddialarına kadar uzanan kapsamlı bir dizi konuyu içeriyordu. Ayrıca soru önergesinde, bebek ölümlerine yol açan sebeplerin yanı sıra kayıt dışı ilaç satışı, sahte belgelerle SGK’nın dolandırılması ve hasta güvenliğini tehlikeye atan uygulamaların nasıl görmezden gelindiği sorgulandı. Pala, “Bu iddialar, sadece bir hastanede yaşanan münferit bir olay değil. 19 özel hastanenin isimleri geçiyor. Öyleyse bu skandalın boyutu çok daha geniş olabilir. Bakanlık, söz konusu hastaneleri ne ölçüde denetlemiştir?” diye konuştu. SAĞLIK BAKANLIĞININ YANITI: RUHSAT İPTALLERİ VE YETERSİZ BİLGİLER Sağlık Bakanlığı, 28 Ekim 2024 tarihli yazıyla iletilen soru önergesine 17 Aralık 2024’te yanıt verdi. Ancak cevapta, iddianamede zikredilen 19 hastaneden bazılarına ruhsat iptali uygulandığı, Bakanlık Teftiş Kurulu aracılığıyla bir inceleme/soruşturma yapıldığı, söz konusu hastanelerden Tekirdağ’daki Özel Çorlu Reyap Hastanesi ile İstanbul’daki Özel Reyap Hastanesi, Özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Özel Birinci Hastanesi, Özel Esenler Güney Hastanesi, Özel Bağcılar Medilife Hastanesi, Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Özel Bağcılar Şafak Hastanesi ve Özel Silivri Kolan Hastanesinin ruhsatlarının iptal edildiği bildirildi. Fakat iptal tarihleri, iptale gerekçe teşkil eden somut bulgular, kaç bebeğin hangi koşullarda öldüğü gibi sorular yanıtsız bırakıldı. Pala bu durumu şu sözlerle eleştirdi: “Ruhsat iptali, ortada çok ciddi bir suç olduğunu gösteriyor. Ancak hangi kritere dayandılar, hangi aşamada devreye girildi, bebek ölümleriyle doğrudan bağlantı tespit edildi mi, hepsi belirsiz. Olayda en az 10 bebeğin öldüğü iddia ediliyor; devreye girme zamanı, nasıl bir inceleme yürütüldüğü, hangi hastane yönetimlerinin sorumlu olduğu gibi noktalarda hiçbir tatmin edici bilgi yok. Oysa kamuoyuna yansıyan bazı bilgiler söz konusu olayların İstanbul İl Sağlık. Müdürlüğü tarafından Cimer’e şikâyet edilmesinden daha önce bilindiğini açık olarak ortaya koyuyor.” ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞINA YÖNELTİLEN SORULAR Pala’nın aynı gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sunduğu ikinci önerge, işin SGK boyutuna odaklandı. Suç örgütünün bebekleri “ağır hasta” olarak gösterip SGK’ya yüksek tutarlı faturalar gönderdiği, hatta sahte belge düzenleyerek dolandırıcılık yaptığı, kayıt dışı ilaçların satışıyla kamu fonlarının istismar edildiği iddiaları soru önergesinin temelini oluşturdu. Pala, ilgili bakanlığa, 19 özel hastaneyle hangi tarihte sözleşme yapıldığını, denetim süreçlerinin nasıl işlediğini, SGK’nın bu usulsüzlüklere karşı neden “göz yumduğu” iddiasını, tespitlerin hangi yaptırımlar doğurduğunu, bebek ölümlerine dair soruşturmaların olup olmadığını sordu. Bugüne dek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından herhangi bir yanıt alınamadı. KAMUOYUNDA GÜVENSİZLİĞİ TEŞVİK EDEN KAYITSIZLIK Sağlık Bakanlığının açıklaması, bazı hastanelerin ruhsatlarının iptal edildiğini ve yargılama sürecinin başladığını doğruluyor. Ancak önergenin spesifik soruları —örneğin bebek ölümlerinin hangi zaman aralığında ve hangi koşullarda gerçekleştiği, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün bu olayları neden denetlemediği, ruhsat verirken hangi ölçütlere dikkat edildiği, 112 Acil Çağrı Merkezinin suça nasıl karıştığı— yanıt bulmuş değil. Bunun yanı sıra, “kayıt dışı ilaç satışı, hastane içi anlaşmaların mevzuat ihlali boyutu, ölen bebeklerin ailelerine hangi bilgilendirmelerin yapıldığı” gibi kritik başlıklarda da eksik bir bilgilendirme söz konusu. Pala, “Yapılan açıklamada tek somut eylem olarak ruhsat iptalleri var, o da hangi tarihte ve hangi bulgulara dayanılarak alındı belli değil. 10 bebeğin ölümünden söz ediyorsak, ki bugüne kadar ortaya çıkan bulgu ve iddialar bu sayının çok daha fazla olabileceğine ve yalnızca bebek ölümleriyle sınırlı olmadığına işaret ediyor, bu kamu adına dehşet verici bir tablo. Sahte belgeler, nitelikli dolandırıcılık, hasta yakınlarından ek para alma gibi suçlamalar var. Bu kadar ağır iddialar olmasına karşın, soru önergelerimize yanıt verilmiyor maalesef, her iki bakanlık da bu skandalın arkasında yatan gerçeklerin ortaya çıkmasından endişe duyuyor anlaşılan” şeklinde yorum yaptı. “SKANDAL, DENETİM ZAAFINI AÇIKÇA GÖSTERİYOR” Yaşananlar, Türkiye’de özel hastaneler üzerindeki denetim mekanizmalarının yetersizliğini gün yüzüne çıkarmış görünüyor. Hem Sağlık Bakanlığı hem de SGK, özel hastanelerin faaliyetlerini hangi aralık ve hangi derinlikte denetlediklerini yanıtlamaktan kaçınmış durumda. Soru önergelerinde “Son 10 yılda bu hastanelerde benzer şikâyet veya olaylar olmuş mudur? Bu konularda hazırlanmış raporlar var mıdır?” soruları da yanıtsız kaldı. Pala, bu duruma işaret ederek, “Özel hastanelerin mevzuata aykırı olarak birimlerini başka şirketlere kiraya vermesi, 112 Acil çalışanlarının suç örgütüyle el ele çalışması gibi iddialar ortadaysa, buradaki denetim boşluklarını görmek zor değil. Üstelik bu hastanelerden birinin ortağı da AKP’nin eski Sağlık Bakanlarından Dr. Mehmet Müezzinoğlu. Çalışma Bakanlığı ise hiç sesini çıkarmayarak suça konu SGK ödemelerindeki zaafı aydınlatmıyor” ifadelerini kullandı.  “AİLELERİN VE HALKIN BEKLENTİLERİ CEVAPLANMALI” “Hayatını kaybeden bebeklerin aileleri acı içinde, yurttaşlar özel sağlık kuruluşlarına karşı derin bir güvensizliğe itiliyor. Vaka dosyaları iddianamede var ama bakanlıklardan gelen bilgi yok denecek kadar az. Gelinen noktada iki bakanlık da sorumluluktan kaçınan, eksik bilgilerle konuyu örtbas etmeye çalışan bir tutum sergiliyor.” diyen CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, bakanlıkların net ve kapsamlı bir açıklama yapması gerektiğini belirtti. SGK CEPHESİNDEKİ SESSİZLİK RAHATSIZ EDİYOR Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının henüz cevap göndermemesi, skandalın SGK boyutuna dair tüm soru işaretlerini gölgede bırakıyor. Oysa hastanelerin usulsüz veya sahte tedavi faturalarıyla SGK’den yüksek tutarlar tahsil ettiği, kamu kaynaklarına zarar verdiği yönünde çok ciddi iddialar var. Pala, “Bebek yoğun bakım birimlerini fiilen kiralayıp SGK kaynaklarını istismar eden bir suç örgütü var olduğuna göre, bu tip dolandırıcılık eylemlerinin boyutları nedir? Türkiye genelinde benzer olaylar yaşanmakta mıdır? Bu dolandırıcılık karşılığında ne kadar yersiz ödeme yapılmıştır? Denetimler nasıl atlanmıştır? İhmali olan yetkililer kimlerdir? Bunlar hayati sorular. Fakat Bakanlığın sessizliği, SGK’deki denetim eksikliğini ve sistem zafiyetini örtme, sorumluluktan kaçma izlenimi veriyor” eleştirisinde bulundu. “GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI VE SORUMLULARIN HESAP VERMESİ HALKIN HAKKI” Pala, yaptığı açıklamada, Yenidoğan Çetesi skandalının, sistemin çürümüşlüğünü bir kez daha gözler önüne serildiğini hatırlattı. “Bir yanda bebeğini kaybetmiş aileler, diğer yanda haksız kazançla dolandırılan SGK, ortada yüzlerce belgede sahtecilik iddiası, 112 Acil çalışanlarının dahli gibi vahim durumlar var. Böyle bir olayda bakanlıklar sorumluluklarından kaçamaz. İhmal ve kayıtsızlık da kamu kurumlarının hesap vermesini gerektiren olaylardır. Tüm boyutlarıyla kamu yararına geniş bir araştırma gereklidir. Hayatını kaybeden bebeklerin ailelerine ve tüm yurttaşlarımıza bunu borçluyuz.” sözleriyle, her iki Bakanlıktan da hızlı ve şeffaf bir soruşturma talebinde bulundu. SAĞLIK SİSTEMİNDE ÇÜRÜME, ÇÖKÜŞ VE ÇETELEŞME TBMM Bebek Ölümlerini ve Özel Sağlık Kuruluşlarını Araştırma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, “Yenidoğan Çetesi skandalı, sağlık sistemindeki çürüme ve çöküşün yol açtığı çeteleşmeyi açık olarak ortaya koymuştur. Komisyon toplantılarında elde edilen bilgiler çeteleşmenin yalnızca yenidoğan çetesi olarak adlandırılan suç örgütüyle sınırlı olmadığını da göstermektedir. Bu skandalın arkasında AKP tarafından 2003 yılında uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Programının sağlık sistemini ticarileştirmesinin büyük payı bulunmaktadır. Sağlık sisteminin çeteleşmeye yol veren özellikleri titizlikle incelenmeli, sorumlular kesinkes cezalandırılmalıdır. Ülkemizin kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine ihtiyacı vardır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.