SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ypg

Söz Bursa - Ypg haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ypg haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli" Haber

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, özel bir televizyon kanalına açıklamalarda bulundu. Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet. SDG/YPG Suriye’den tamamen sökülüp atılmalıdır" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geleceği açısından güvenliğin temel bir öncelik olduğuna dikkati çeken Bahçeli, barış ortamının sağlanmasının ekonomik gelişmeye de katkı sunacağını belirtti. Bahçeli, "Milletimizin huzuru ve devletimizin güçlenmesi için teröre ayrılan kaynakların refah ve yatırıma yönelmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. DEM Partili vekillerle tokalaşması hakkında gelen soruya cevap veren Bahçeli, şunları kaydetti: "DEM Parti ile tokalaşmama dair pek çok yorum yapıldı. O tokalaşma anlıktı. Cumhurbaşkanımız konuşmasını yaptıktan sonra şöyle bir Genel Kurul salonuna baktım. Bizim milletvekili arkadaşlarımız ve AK Partililer alkışlıyordu ancak muhalefet sadece bakıyordu. O esnada Türkiye için bir adım gerekiyordu. Gidip DEM Partililer ile tokalaştım. Aralarında yakınını kaybeden bir vekil de vardı, kendisine başsağlığı diledim. Şaşırdılar."

"Kürtleri terörle eşitleyen dil zehirlidir": Büyükataman’dan sert tepki Haber

"Kürtleri terörle eşitleyen dil zehirlidir": Büyükataman’dan sert tepki

Milliyetçi Harekat Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Fırat'ın doğusunun da terörden arındırılması gerektiğini belirterek, "Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG'nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Gelinen bu noktada Fırat'ın doğusu da tıpkı batısı gibi terörden tamamen arındırılmalı, Suriye'de tek bir terörist kalmamalıdır. Tarih boyunca şanlı Türk bayrağına el uzatan her hain bunun bedelini ödemiştir. Bundan sonra da ödeyeceğinden kimse şüphe etmemelidir" dedi. "İSRAİL'İN ORTADOĞU'NUN TAMAMINI KANLI BİR SAVAŞA SÜRÜKLEME PLANLARI DEVAM ETMEKTEDİR" MHP Bursa İl Başkanlığı'nda basın toplantısında partililerle bir araya gelen Büyükataman, "Terör devleti İsrail'in Ortadoğu'nun tamamını kanlı bir savaşa sürükleme planları devam etmektedir 2025 yılında İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamlar, Suriye, İran, Yemen, Lübnan ve Katar'a yönelik yaptığı saldırılar Siyonist barbarlığın ne derece gözü dönmüş bir hal aldığını göstermektedir. Komşularımızda yaşanan gelişmeler ülkemize yönelik tehditlerin adeta fragmanı gibidir" ifadelerini kullandı. "SALDIRMAYA CESARET EDEMEDİĞİ TEK DEVLET TÜRKİYE" İsrail'in bölgede doğrudan saldırmaya cesaret edemediği tek devlet Türkiye olduğunu belirten Büyükataman, "İsrail, her ne kadar doğrudan saldırmaya cesaret edemese de; iç cephemize yönelik sinsi saldırılarıyla birliğimizi hedef almaktadır. Diğer yandan özellikle Suriye'de Esad'ın devrilmesiyle filizlenen istikrar umudunu baltalamaya çalışmış, SDG/PYD terör örgütünü kışkırtarak Suriye'yi savaşa mahkûm bırakmak istemiştir. Suriye'de 10 Mart mutabakatına uymayan SDG/YPG Suriye'yi bölme emellerinde ısrarcı olmuş, yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Bunun üzerine Halep kısa sürede SDG'li terörist unsurlardan ve ona destek çıkan Esad rejimi kalıntılarından temizlenmiştir" diye konuştu. "FIRAT'IN DOĞUSU DA TERÖRDEN ARINDIRILMALI" Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG'nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Gelinen bu noktada Fırat'ın doğusu da tıpkı batısı gibi terörden tamamen arındırılmalı, Suriye'de tek bir terörist kalmamalıdır" dedi. "KÜRTLERİ TERÖRLE EŞİTLEYEN BU DİL ZEHİRLİDİR" Suriye'de SDG'ye yönelik operasyonu, Kürt kardeşlerimize yönelik bir saldırı yapılıyormuş gibi değerlendirmelerde bulunanlar büyük bir yanlışın içerisinde olduğunu ifade eden Büyükataman, "Kürtleri terörle eşitleyen bu dil zehirlidir, SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması koca bir yalandan ibarettir. Tüm bu gelişmeler Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendirmektedir. Sınırımızda şanlı Türk bayrağına el uzatmaya cüret eden alçaklar, milli birlik ve kardeşlik çağrılarımızı suistimal ederek Terörsüz Bölge hedefimizi sabote etmeye çalışanlar şunu çok iyi bilsinler ki; tarih boyunca şanlı Türk bayrağına el uzatan her hain bunun bedelini ödemiştir. Bundan sonra da ödeyeceğinden kimse şüphe etmemelidir" şeklinde konuştu. "SON TERÖRİST SİLAH BIRAKINCAYA KADAR TERÖRLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK" Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yurt içinde ne de yurt dışında terörün varlığına tahammül etmeyeceğini ifade eden Büyükataman, "Milliyetçi Hareket Partisi'nin görüşü ve duruşu budur. Aksi halde son terörist silah bırakıncaya kadar terörle mücadelemiz sürecek, silah bırakmayan eli kanlı caniler mutlaka bedelini ödeyecektir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin öncülüğünü yaptığı Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimiz mutlaka başarıya ulaşacak, yıllarca mazlumların kanını akıtan, Türk-Kürt demeden katleden terör belası tarihe karışacaktır. Buna rağmen ne yazık ki muhalefet partileri çağları aşan bu CHP neredeyse her gün suni bir gündemle karşımıza çıkmakta ve Türkiye düşmanlarının diliyle konuşarak Türkiye karşıtlarının oluşturduğu emperyalist cephede konumlanmaktadır" dedi. "KOMŞULARIMIZDA YAŞANAN GELİŞMELER, TÜRKİYE'YE YÖNELİK TEHDİTLERİN ADETA FRAGMANI GİBİDİR" Bir tarafta Ukrayna-Rusya savaşı devam ederken diğer tarafta Emperyalist-Siyonist emeller coğrafyamızda barış ve istikrarın önünde en büyük engel olarak durduğunu belirten Ataman, "İran'da yaşanan huzursuzluk ve devreye sokulan emperyalist provokasyonlar tüm bölge için olduğu gibi ülkemiz için de her açıdan tehdit oluşturmaktadır. Terör devleti İsrail'in Ortadoğu'nun tamamını kanlı bir savaşa sürükleme planları devam etmektedir. 2025 yılında İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamlar, Suriye, İran, Yemen, Lübnan ve Katar'a yönelik yaptığı saldırılar Siyonist barbarlığın ne derece gözü dönmüş bir hal aldığını göstermektedir. Komşularımızda yaşanan gelişmeler ülkemize yönelik tehditlerin adeta fragmanı gibidir" dedi.

Erdoğan’dan Halep mesajı: "Kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz " Haber

Erdoğan’dan Halep mesajı: "Kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz "

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halep’in YPG unsurlarından temizlenmesinin Suriye’deki kalıcı barış için önemli bir kazanım olduğunu vurgulayarak, "Türkler, Araplar, Kürtler arasındaki kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dün partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Suriye’deki son gelişmeler ile Terörsüz Türkiye sürecini değerlendirdiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Erdoğan, Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek bir durumun oluşmaması için gerekli tüm önlemlerin alındığını ifade ederek, Halep’in YPG unsurlarından temizlenmesinin Suriye’de kalıcı barış, huzur ve güvenliğin tesisi açısından önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın, terör örgütünün Suriye’deki uzantısının maksimalist ve irrasyonel taleplerine rağmen, Suriye hükümetinin kuşatıcı bir anlayışla hareket ettiğini, bu yaklaşımın devam etmesinin Suriye halkının hayrına olacağını söyledi. "KARDEŞLİĞİN BOZULMASINA İZİN VEREMEYİZ" Komşuluk hukukunun altını çizen Erdoğan, "Türkler, Araplar, Kürtler arasındaki kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz, süreci hassasiyetle yönetmeliyiz, tahriklere karşı dikkatli olmalıyız" dedi. "SON GELİŞMELER, 10 MART MUTABAKATININ UYGULANMASI İÇİN TARİHİ FIRSAT" Halep’teki son gelişmelerin 10 Mart mutabakatının uygulanması için tarihi bir fırsat sunduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin bu doğrultuda çalışmalarını sürdürmeye kararlı olduğunu vurguladı.

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!" Haber

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!"

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG/SDG’ye 10 Mart Mutabakatı kapsamında verilen sürenin dolduğunu belirterek, mutabakata uyulması gerektiğini vurguladı. Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, YPG/SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanı kontrol ettiğine dikkati çekerek, bu bölgelerin "ülkenin petrol ve gaz kaynakları ile Fırat ve Dicle nehirleri gibi stratejik unsurları barındırdığını" ifade etti. Yıldız, terör örgütünün bu alanları elinde bulundurmasının "Suriye’nin toparlanması ve kalkınması önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini" kaydetti. "Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre dolmuştur" Açıklamasında, Mazlum Abdi’nin başında bulunduğu SDG’nin, 10 Mart’ta Suriye yönetimiyle 8 maddelik bir anlaşma imzaladığını hatırlatan Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: "İsrail sürekli kaos üreterek, savaş çıkararak bölgedeki nüfuzunu artırmayı ve bölgeyi insansızlaştırmayı hedefliyor. Bunu bazen doğrudan kendisi, bazen de vekilleri üzerinden, yani terör örgütleri aracılığıyla gerçekleştiriyor. Suriye’de önce PKK’yı destekledi ve örgütün alan kazanmasına hizmet etti. Ardından Dürzileri kışkırtarak Şam yönetimine karşı isyan etmelerini sağladı. Daha da ileri giderek Şam’ı bombaladı hem Cumhurbaşkanlığı sarayını hem Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı binalarını hedef aldı. Gazze’de uyguladığı saldırıların bir benzerini Suriye’de de yapma ihtimali hâlâ mevcut. İsrail, Suriye’yi sürekli bombalıyor ve vuruyor; aynı zamanda isyancı grupları destekleyerek, Suveyda’dan kuzeydoğu Suriye’deki PKK bölgelerine bir koridor açmaya çalışıyor. Buna "Davut Koridoru" deniyor. Hermon Dağı’nı da işgal ederek Güneyden ve doğudan Suriye’yi çevrelemeye ve buradan Türkiye’ye uzanmaya çalışıyor. Bu durum, bölge için ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturuyor. Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre (2025 Aralık ayı sonu) dolmuştur." Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in sözlerine de yer veren Yıldız, Güler’in, YPG/SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uyması gerektiğini vurguladığını aktardı. Güler’in, "Devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur" sözlerini hatırlatan Yıldız, şu alıntıyı paylaştı: "Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldu bitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz. Nihai hedefimiz, 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi ve terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesidir."

Suriye yönetimi terör örgütü PKK/YPG ile anlaşmaya vardı Haber

Suriye yönetimi terör örgütü PKK/YPG ile anlaşmaya vardı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, terör örgütü PKK/YPG (Suriye Demokratik Güçleri) elebaşı 'Mazlum Kobani' kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile bir araya geldi. Görüşmede, ülkenin kuzeyini işgal eden terör örgütünün silah bırakması ve yeni Suriye yönetimine katılması ele alındı. Görüşmenin ardından Suriye Devlet Başkanlığı, terör örgütü PKK/YPG'nin devlet kurumlarına devredilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. Eş-Şara ve terörist elebaşı Şahin tarafından imzalanan anlaşmada, tüm Suriyelilerin dini ve geleneksel kökenlerine bakılmaksızın liyakate dayalı olarak devlet kurumlarında temsil edilme ve siyasi süreçlere katılım haklarının garanti altına alınacağı ve Kürt toplumunun Suriye devletinin asli bir parçası olarak tanınacağı, anayasal vatandaşlık hakları ve diğer tüm haklarının devlet güvencesi altında olacağı yer aldı. Suriye'nin tüm topraklarında ateşkes ilan edileceği ve çatışmalara derhal son verileceği belirtilen anlaşmada, "Kuzeydoğu Suriye'deki sivil ve askeri kurumlar (sınır kapıları, havaalanları, petrol kuyuları ve gaz sahaları dahil) Suriye devlet yönetimine entegre edilecektir" denildi. Tüm Suriyeli göçmenlerin köylerine ve bölgelerine güvenli bir şekilde dönüşünün sağlanacağı ve devlet tarafından koruma altına alınacağı aktarılan anlaşmada, "Suriye devleti, Esad rejimi kalıntıları ve ülkenin birliğini tehdit eden tüm unsurlarla mücadelede desteklenecektir" denildi. "Suriye toplumunun tüm unsurları arasında bölünme çağrılarını, nefret söylemini ve fitne çıkarma girişimlerini reddediyoruz" ifadelerinin yer aldığı anlaşmada, "Yürütme komiteleri, bu mutabakatın uygulanması için çalışmalarını sürdürecek ve tüm adımların bu yıl sonundan önce tamamlanmasını hedefleyecektir" denildi.

”PKK ve uzantıları için yolun sonu görünüyor" Haber

”PKK ve uzantıları için yolun sonu görünüyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası Millete Sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. Sözlerine dün Muğla'da hastaneye çarparak düşen ambulans helikopterde vefat eden 2 pilot, 1 hekim ve 1 sağlık personeline Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek başlayan Erdoğan, ”Biliyorsunuz dün Sarıkamış Harekatı’nın 110’uncu yıl dönümüydü. Aralarında merhum büyük dedemin de olduğu Sarıkamış şehitlerimize ve gazilerimize bugün bir kez daha Cenab-ı Mevla’dan rahmet diliyorum. Allahüekber ve Soğanlı Dağları’nda vatan savunması esnasında kar çiçekleri gibi toprağa düşen kahramanları minnetle yad ediyor, Rabbim asil ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin diyorum” ifadelerini kullandı. 2024 yılının son kabine toplantısını gerçekleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısında dış politikadan ekonomiye, sanayii ve teknoloji alanındaki atılımlardan göçün idaresine kadar birçok konuyu masaya yatırdıklarını aktardı. Erdoğan, ”Bakan arkadaşlarımız yaptıkları sunumlarla hem son iki haftayı etraflıca değerlendirdiler hem de önümüzdeki döneme dair talimatlarımızı aldılar. Her zaman altını çizdiğim gibi biz 'hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekin' ikazını rehber edinmiş bir kadroyuz. 2024 yılını tamamlarken bir taraftan yaptıklarımızı ve yapamadıklarımızı en objektif şekilde sorguluyor, diğer taraftan da gelecek yıla dair yol haritalarımızı tekemmül ettiriyoruz. Bugünkü kabine toplantımızda da bu hassasiyetimiz tecessüm etmiştir” dedi. Bugüne kadar hep kendileriyle yarıştıklarını, çıtayı daima yukarıya taşıdıklarını söyleyen Erdoğan, ”Şimdi de hedeflerimiz doğrultusunda azimle, cesaretle, sabırla ilerliyoruz. Partimizin 23'üncü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 7'nci, Türkiye Yüzyılı'nın 2'nci bütçesini, 17 Ekim’de gazi Meclisimizin takdirine sunmuştuk. 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tekliflerimiz, cumartesi günü Genel Kurul’da 317 evet oyuyla kabul edildi. 2025 bütçesinin ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum" diye konuştu. 2025 bütçesinin en temel vasfının Türkiye’nin 22 yıllık kazanımlarını perçinleyen, yatırımları, ekonomik istikrarı ve sosyal refahı önceleyen bir bütçe olması olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Gerek Cumhurbaşkanı Yardımcımız, gerek Hazine ve Maliye Bakanımız bütçenin detaylarını ve hedeflerini derli toplu bir şekilde anlattılar. 2025 yılı bütçesine 'halkın bütçesi değil' diyenlere sadece şu rakamları hatırlatmak istiyorum. Mayıs ayında başlayan dezenflasyon süreci inşallah 2025 yılında ivmelenerek devam edecek. Rekabet kurallarını ihlal ederek veya söylentiler yayarak enflasyonu körükleyen fırsatçılarla mücadelemizde yeni yılda daha kararlı olacağız. 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmak, son iki yıldır hep gündemimizin ilk sırasındaydı. 2023 ve 2024 yılında bu amaçla günümüz fiyatlarıyla toplam 2,6 trilyon lira para harcadık. Yani bugünkü kurla 75 milyar dolarlık harcama yaptık” değerlendirmesini yaptı. Deprem yatırımlarının gündemlerindeki yerini 2025 yılı bütçesinde de koruduğunu vurgulayan Erdoğan, ”Deprem bölgesini inşa ve ihya faaliyetlerimiz kapsamında toplam 584 milyar lira ayırdık. 'Deprem turistleri' ne yaparsa yapsın, biz en son hak sahibi vatandaşımız da güvenli yuvasına ve ticarethanesine kavuşana kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız” açıklamasını yaptı. “SOSYAL YARDIMLAR İÇİN AYIRDIĞIMIZ RAKAM 651 MİLYAR LİRADIR” 2002’den beri hazırladıkları tüm bütçelerde sosyal devlet ilkesini hayata geçirmeye özel önem verdiklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Halkın kaynaklarını, 'toplumun çeperlerinden' başlayarak halkımızın tamamı için kullandık. 2025 yılında da ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızı gözetmeyi sürdüreceğiz. Bu kapsamda sosyal yardımlar için ayırdığımız rakam 651 milyar liradır. Enerjide vatandaşımıza verdiğimiz destekleri emeklilerle olan buluşmamızda genel hatlarıyla paylaşmıştım. 2002 yılında asgari ücretli bir kardeşimiz evinde kullandığı 200 kilovatsaat elektrik için aylığının yüzde 20’sini, 100 metreküp doğalgaz için ise yüzde 26’sını ayırmak mecburiyetindeydi. Bugün aynı miktar elektrik için aylığının yüzde 2,4’ünü; doğalgaz için de yüzde 5,6’sını ayırması yeterlidir. En düşük emekli aylığı alan vatandaşımız 2002’de elektriğe maaşının yüzde 15,3’ünü, doğalgaza yüzde 19,3’ünü harcıyordu. Şimdi bu oranlar elektrikte yüzde 3,3’e, doğalgazda yüzde 7,7’ye geriledi” şeklinde konuştu. 2024 yılında vatandaşların her 100 liralık doğalgaz faturasının 65 lirasını, 100 liralık elektrik faturasının 60 lirasını üstlendiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Enerji desteği olarak 2025 yılında bütçede 472 milyar lira kaynak tahsis ettik. 'Suyun fiyatını indireceğiz' vaadiyle göreve gelip, son 5 yılda suya yüzde 1000’in üzerinde zam yapanlar, özellikle bu söylediklerimizi mahcubiyetle not etmelidir. Birçok şehrimizde vatandaşlarımızın su faturaları, elektrik faturalarından daha yüksek geliyor. Bunun takdirini milletimizin yaptığına ve yapacağına inanıyorum” dedi. Diğer başlıklarda da vatandaş odaklı bir anlayışla bütçeyi şekillendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”2025 bütçemizde istihdama ve üretime 2,6 trilyon liradan fazla bir kaynak ayırdık. Yatırımlar için tahsis ettiğimiz tutar ise 1 trilyon 568 milyar liradır. 2025 yılı boyunca da çiftçimize, esnafımıza, sanayicimize, ihracatçımıza yönelik desteklerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu. "2025 YILININ MUHALEFET ZİHNİYETİNDE VE TARZINDA ASGARİ DÜZEYDE DE OLSA BİR İYİLEŞMEYE KAPI ARALAMASINI ÜMİT EDİYORUZ" “Bizim 22 yıldır durduğumuz yer bellidir: Biz kaderini, ülkenin ve milletin kaderiyle özdeşleştirmiş bir hükümetiz” diyen Erdoğan, muhalefeti eleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sessiz yığınların sesi, kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktığımız bu yolda tam 22 yıldır sendelemeden yürüyoruz. Bundan sonra da bu çizgimizde en ufak bir değişiklik olmayacak. Burada yaşadığımız bir hayal kırıklığını da ifade etmek zorundayım. Biz, istiyoruz ki dünya ve Türkiye değişirken, muhalefet partileri de kendini değiştirsin, yenilesin, güncellesin. Hadi zihniyet değişmiyor, bari en azından üslup değişsin, tarz değişsin, söylem değişsin. İktidara geldiğimiz günden bu yana hep böyle bir muhalefet özlemi içinde, böyle bir muhalefet arayışı içinde olduk. Hatta bu samimi temennimizi çeşitli vesilelerle yüksek sesle dile getirdik. Ancak her defasında muhalefete dair acı gerçeklerin sert duvarına çarptık. Dünyayı takip eden, gelişmeleri doğru okuyan, ülkeye ve millete ufuk çizen, hepsinden öte sözünün ağırlığı olan bir muhalefet, henüz ülkemizde neşvünema bulmadı” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bütçe görüşmelerinde yaşananlar üzerinden muhalefete tepki gösterdi. Erdoğan, ”Muhalefet, daha önceki görüşmelerde yaptığı gibi maalesef 2025 bütçesi görüşmelerinde de katkı sunmak, yapıcı eleştiride bulunmak yerine görüşmeleri sabote etmeyi, kışkırtmayı, Komisyon aşamasından Genel Kurul’a kadar tüm süreci terörize etmeyi tercih etmiştir. Son bütçe görüşmelerinde de afaki söylemler, ucuz polemikler, buram buram provokasyon kokan açıklamalar dışında hiçbir şey göremedik. Yıllar geçiyor, isimler değişiyor, liderlik koltuğunda oturanlar değişiyor ama muhalefetin siyaset tarzında zerre miskal tekâmül yaşanmıyor. Böyle gelmiş, ama artık böyle gitmesin diyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”2025 yılının muhalefet zihniyetinde ve tarzında asgari düzeyde de olsa bir iyileşmeye kapı aralamasını ümit ediyoruz. Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımız başta olmak üzere bütçe ve kesin hesap kanunu tekliflerinin hazırlanmasında emeği geçen tüm kamu kurum ve kuruluşlarını tebrik ediyorum. AK Parti Grubumuz ile Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Grubu'na, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bütçe görüşmelerindeki dirayetli duruşları dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Yasama aşamasında teklifleri, tenkitleri, değerlendirmeleri ile bütçe sürecine katkı veren tüm milletvekillerimize de teşekkürlerimi iletiyorum“ diye konuştu. "EKONOMİ PROGRAMIMIZIN OLUMLU ETKİLERİNİ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE BİRÇOK ALANDA DAHA FAZLA GÖRECEĞİZ” Merkez Bankası rezervlerinin düzenli olarak arttığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: “Brüt rezervlerimiz geçen hafta 163,5 milyar dolara çıktı ve şimdiye kadarki en yüksek seviyeyi gördü. İstihdam tarafı da hamdolsun oldukça iyi gidiyor. Son bir senede istihdam 1 milyon kişi arttı, işsizlik oranı yüzde 8,8’e düştü. 2025 yılında da Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla kaliteli büyütme stratejimizi uygulamaya devam edeceğiz. Ekonomi programımızın olumlu etkilerini önümüzdeki dönemde birçok alanda daha fazla göreceğiz.” "ANKARA BİLDİRİSİ İLE ATILAN TARİHİ ADIMIN AFRİKA BOYNUZU'NDA KALICI BARIŞIN, SÜKUNETİN VE İSTİKRARIN TESİSİNE YARDIMCI OLACAĞINA İNANIYORUZ" Son kabine toplantısından bu yana özellikle dış politikada oldukça yoğun bir gündemle çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Erdoğan, “Büyükelçiler Konferansımızın 15’incisini kritik başlıkların ele alındığı bir programla Külliyemizde başarıyla gerçekleştirdik. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kabulünün 76’ncı yıldönümü münasebetiyle düzenlenen 'Kardeşliğin Yüzü' etkinliğinde Gazzeli ve Suriyeli çocuklarla bir araya geldik. 11 Aralık’ta Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’i ülkemizde misafir ettik. Her iki liderle ve heyetleriyle yaklaşık 8 saati bulan uzun bir görüşmemiz oldu. İki dost ülke arasındaki sorunları çözmek amacıyla 8 ay önce başlattığımız Ankara sürecinde bir kritik eşiği daha aşmış bulunuyoruz. Doğu Afrika bölgesi, uzun yıllardır gerilimle, açlıkla, terör saldırılarıyla ve emperyalist güçlerin böl-parçala-yönet politikalarıyla gündeme geliyor. Bu sinsi senaryoların halen devrede olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi. Ankara Bildirisi ile atılan tarihi adımın Afrika Boynuzu'nda kalıcı barışın, sükunetin ve istikrarın tesisine yardımcı olacağına inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Macaristan’la diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 100’üncü yılı çerçevesinde ilan ettiğimiz Kültür Yılı’nı başarıyla icra ettik. Türk-Macar Kültür Yılı kapanış törenini Cumhurbaşkanı Sulyok ve Başbakan Orban’ın katılımıyla 12 Aralık’ta Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdik. 2024 yılını malumunuz Emekliler Yılı olarak ilan etmiştik. Bu sene boyunca Çalışma Bakanlığımız öncülüğünde emeklilerimize yönelik birçok proje hayata geçirildi. 16 Aralık’ta Türkiye Yüzyılı'nın emektarlarıyla bir araya gelerek hem kendilerine teşekkür ettik hem de hasbihal ettik. Ülkemizde sayısı 16 milyonu aşan emeklilerimizin her biriyle gurur duyuyor, hayat kalitelerini artırmak için samimiyetle çalışıyoruz. Emeklilerimiz konusunda bugüne kadar asla 'umut tacirliği' yapmadık. Meydanlarda bol keseden söz verip, göreve gelince sözünü unutanlardan da değiliz. Yaşanan her sıkıntının, iletilen her serzenişin farkındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmeme noktasında kararlı olduğumuzu bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum” açıklamasını yaptı. Dost ve kardeş ülke Katar’la ilişkilerin derinliği ve yakınlığının herkesin malumu olduğunu söyleyen Erdoğan, ”Ana muhalefet partisi eski genel başkanının bu ilişkiyi yalanlarla dinamitleme girişimlerine rağmen işbirliğimizi her alanda geliştirdik, geliştiriyoruz. Katar Emiri Şeyh Temim kardeşimin ülkemizi ziyaretinde başta Suriye’deki güncel meseleler olmak üzere pek çok konuyu ele aldık. 13 yıllık savaşın ardından Suriye’nin yaralarını sarma, kendini toparlama, devleti ve toplumuyla tekrar ayağa kalkma gayretlerine destek vereceğiz. İsrail saldırılarının hedefi olan Lübnan’ın Başbakanı Sayın Necip Mikati’nin ülkemizi ziyareti, bizim için son derece kıymetliydi. Sayın Mikati, ülkesinin en zor dönemlerinden birinde ağır bir yükü alnının akıyla taşımaya gayret ediyor. Necip kardeşimin dirayetli ve basiretli liderliğiyle Lübnan’ı sahili selamete ulaştıracağına inancım tamdır. Biz de bu süreçte ülkemize ve şahsımıza yönelik güveni inşallah boşa çıkarmayacak, tüm imkanlarımızla Lübnan’ın yanında olacağız” diye konuştu. "AVRUPA BİRLİĞİ'YLE BÖLGESEL KONULARDA DA YAKIN TEMAS HALİNDE OLACAĞIZ" Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der L’yen ile görüşmelerin de oldukça verimli geçtiğini söyleyen Erdoğan, ”Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik perspektifini güçlendirecek, yeni bir vizyona ihtiyaç duyulduğunu kendilerine ilettim. Avrupa Birliği'yle bölgesel konularda da yakın temas halinde olacağız. 18 Aralık’ta TÜBA ve TÜBİTAK Ödülleri'ni takdim ettiğimiz tüm bilim, kültür ve sanat insanlarımızı tekrar tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” açıklamasını yaptı. 19 Aralık Perşembe günü Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin davetine icabetle 11. D-8 Zirvesi'ne iştirak etmek üzere Kahire’de olduklarını hatırlatan Erdoğan, ”1997 yılında merhum Erbakan Hocamızın öncülüğünde kurulan D-8; üç kıtada temsil edilen ve 1 milyarı aşan nüfusuyla sağlam adımlarla yoluna devam ediyor. Can Azerbaycan’ın üyeliğe kabul edilmesiyle birlikte D-8 Teşkilatı daha da güçlenmiştir. Zirve kapsamında Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Sisi’nin yanı sıra, katılımcı ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla da ikili görüşmelerimiz oldu. Mısırlı kardeşlerimiz, özellikle Gazze krizinde ciddi zorluklarla karşılaştılar. Ülkemizin gönderdiği insani yardımların Gazzeli mazlumlara ulaştırılması noktasında da daima kolaylık gösterdiler. Türkiye ile Mısır arasında gelişen samimi diyaloğun olumlu etkisini başta ticaret ve diplomasi olmak üzere birçok alanda görüyoruz” dedi. Bundan sonra da Mısır makamlarıyla eşgüdüm içinde hareket edeceklerini belirten Erdoğan, ”Gerek D-8 Zirvesi'ne başarılı ev sahipliği, gerekse sıcak misafirperverliği için Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Abdülfettah es-Sisi’ye teşekkür ediyor, Mısır halkını ülkem ve milletim adına bir kez daha hürmetle selamlıyorum. Bir taraftan bu yoğun gündemle koştururken, diğer taraftan da partimizin il kongrelerine iştirak ediyoruz. Son iki haftada bizzat katıldığımız Sakarya, Kocaeli, Erzurum, Mardin ve Muğla başta olmak üzere il kongrelerimizde görev alan tüm yol arkadaşlarımı tebrik ediyor, nöbeti devreden arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum” açıklamasını yaptı. "'DOĞRU DUVAR YIKILMAZ' İNANCIYLA SURİYE KRİZİNİN İLK ANINDAN İTİBAREN HEP TARİHİN DOĞRU TARAFINDA YER ALDIK" 8 Aralık’ta Şam’ın düşmesi, Esad’ın kaçması ve 61 yıllık Baas rejiminin yıkılmasıyla birlikte Suriye’de yepyeni bir dönemin başladığının altını çizen Erdoğan, ”Suriye devriminin ortaya çıkardığı yeni durum, tüm dünyanın ilgisini tekrar bu ülkeye yöneltti. Suriye’nin komşusu ve kardeşi olarak yeni süreci en iyi okuyan, en iyi tahlil ve tetkik eden ülke konumundayız. 'Doğru duvar yıkılmaz' inancıyla Suriye krizinin ilk anından itibaren hep tarihin doğru tarafında yer aldık. Rabbim bizi önce Suriyeli mazlumlara, sonra da bize inanan ve itimat eden aziz milletimize mahcup etmedi. Bugün sadece Suriye halkının değil, Türkiye’nin adını duyunca gözleri parlayan yüz milyonlarca kardeşimizin yüzüne de vakarla bakabiliyoruz” dedi. “Şüphesiz bu süreçte en ağır imtihan, 14-28 Mayıs seçimleri döneminde yürütülen alçakça kampanyaya karşı göğsümüzü siper etmemiz olmuştur” diyen Erdoğan, ”Esas meselenin 'seçim kazanmak' değil, her şeyden önce 'gönül kazanmak' olduğunu bir kez daha gördük. Rabbimizin yardımı ve milletimizin engin ferasetiyle hem seçimleri kazandık hem de Suriye halkının zaferine giden yolun taşlarını döşedik. Yeni yönetimde görev alan isimleri hepimiz gururlanarak takip ediyoruz. Türkiye’de eğitim almış, milletimizle gönül bağı olan kardeşlerimizi çeşitli makamlarda gördükçe Rabbimize bir kez daha hamdediyoruz” ifadelerini kullandı. Suriye devriminin lideri Ahmet Eş-Şerâ ile yakın diyalog halinde olduklarını bildiren Erdoğan şöyle konuştu: “Talimatımız üzerine ilk önce MİT Başkanımız kendisini ziyaret etti. Ardından Şam Büyükelçiliğimizi süratle faaliyete geçirdik. Dün de Dışişleri Bakanımız Şam’daydı, geçici yönetimle son derece sıcak görüşmeler gerçekleştirdi. İnşallah ziyaretlerimiz bundan sonra da artarak devam edecek. Zalim rejime karşı savaşı kazanan Suriye halkının zaferi de kazanması ve başarılarını kalıcı hale getirmesi için gereken her türlü desteği vereceğiz. En zor günler, Allah’ın izniyle artık geride kalmıştır. Dökülen mübarek şehit kanları da, Suriye halkının çektiği çileler de boşa gitmemiştir. 61 yıllık Baas karanlığına son veren Suriyeli kardeşlerimizin el birliği ve gönül birliği içinde ülkelerini yeniden ayağa kaldıracaklarına eminim. Suriye’nin komşularının da şu önemli hakikati gördükleri kanaatindeyim: İstikrarlı bir Suriye, tüm bölge için istikrar ve güven kaynağı demektir. Suriye huzura kavuştukça bölgedeki herkes kendini daha güvende hissedecektir. Bunun için toparlanma ve kapasite inşa etme çabalarında Suriye halkına hep beraber omuz vermeliyiz. Suriye halkının da Arap alemi ve İslam dünyasından beklentisi bu yöndedir. Yeni yönetimin bu meyanda verdiği mutedil mesajları çok değerli ve anlamlı buluyoruz.” "SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN VE ÜNİTER YAPISININ HER ŞART ALTINDA KORUNMASI, TÜRKİYE’NİN DEĞİŞMEZ ÇİZGİSİDİR" İsrail’in artan saldırganlığının gerisinde Suriye’deki devrimi gölgelemek, Suriye halkının umutlarını boğmak olduğunun anlaşıldığını kaydeden Erdoğan, ”İsrail, fırsatçılık yapsa da er ya da geç işgal ettiği topraklardan çekilecektir, buna mecbur kalacaktır. Daha önce söyledim, elinde 50 bin Gazzeli masumun kanı olan Netanyahu’nun tuttuğu yol yol değildir. Daha fazla kan dökerek, daha fazla can alarak, daha çok toprağı işgal ve istila ederek varılacak yer sadece daha fazla güvensizliktir, huzursuzluktur. İsrail’de şayet bir devlet aklı varsa bunu ne kadar erken idrak ederlerse o kadar iyi olacaktır. Burada şu noktanın altını özellikle çizmek istiyorum: Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve üniter yapısının her şart altında korunması, Türkiye’nin değişmez çizgisidir. Bundan kesinlikle geri adım atmayacağız. Suriye’nin ve bölgemizin geleceğinde DEAŞ ve PKK dahil hiçbir terör yapılanmasına yer yoktur. PKK ve uzantıları ya kendilerini tasfiye edecekler ya da tasfiye edilecekler. Kürt kardeşlerimize zulmeden, çocuklarını kaçırarak ölüme gönderen, kendileri dışında hiç kimseye hayat ve söz hakkı tanımayan bu katil sürülerini bölgemiz için bir tehdit kaynağı olmaktan mutlaka çıkartacağız” ifadelerini kullandı. "PKK VE UZANTILARI İÇİN ZAMAN KISALIYOR, ÇEMBER DARALIYOR, YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR" Suriye’deki bölücü terör örgütü unsurlarına yönelik nokta operasyonlarını bir cerrah hassasiyetiyle sivillerin kılına zarar vermeden sürdürmekte kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan şunları söyledi: “Suriye’deki yeni yönetimin bu konudaki kararlılığını memnuniyetle karşılıyoruz. Yakın zamana kadar bölücü örgütün arkasında duran Batılı ülkelerin de bu canilerden desteğini yavaş yavaş kestiğini görüyoruz. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim: PKK ve uzantıları için zaman kısalıyor, çember daralıyor, yolun sonu görünüyor. Kimin eteğine yapışırsa yapışsınlar, kimin tetikçiliğini yaparsa yapsınlar, hangi yabancı odağa sarılırsa sarılsınlar, şunu çok iyi bilsinler ki kendilerini bekleyen acı akıbetten kaçamayacaklar. Şairin dediği gibi 'belki yarın, belki yarından da yakın' bir sürede 40 yıldır kanımızı emen bu beladan Allah’ın izniyle kurtulacağız. Terör duvarını da tamamen yıktıktan sonra Türkler, Araplar, Kürtler olarak hep beraber büyük bir kucaklaşmaya imza artacağız. Barışın, huzurun, refahın ve kalkınmanın bölgemizin tamamına hâkim olduğu, çatışmalarla değil, kardeşlikle anılan bir iklimi inşallah tesis edeceğiz. Bu güzel günlerin şafağı artık sökmeye başlamıştır. Bugünümüz nasıl dünden daha iyiyse, yarınlarımız da bugünden çok daha iyi olacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.