SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yüksek Lisans

Söz Bursa - Yüksek Lisans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yüksek Lisans haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mudanya Üniversitesi lisansüstü eğitim enstitüsü’nde yüksek lisans kayıtları devam ediyor Haber

Mudanya Üniversitesi lisansüstü eğitim enstitüsü’nde yüksek lisans kayıtları devam ediyor

Bursa'da, Mudanya Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü bünyesinde yüksek lisans kayıtları devam ediyor. Mudanya Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü bünyesinde 6 Anabilim Dalı’nda 7 programla yüksek lisan eğitimi veriyor. Programların yeni dönem kayıtları 25 Şubat tarihine kadar devam edecek. Programa kayıt yaptırmak isteyen adaylar üniversitenin resmi sitesi üzerinden başvurularını oluşturabilecek. Mudanya Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Nihat Bingölbalı, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü olarak, çağın gerektirdiği bilimsel üretkenlik, yenilikçi düşünme ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla geleceği şekillendiren bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini belirterek, "Bilgi, teknoloji ve insan etkileşiminin hızla değiştiği küresel dünyada; yalnızca bilgiye sahip olmak değil, o bilgiyi dönüştürmek ve toplum yararına kullanabilmek en önemli beceri hâline gelmiştir. Bizler, bu bilinçle öğrencilerimizi bilimin evrensel diliyle konuşan, etik değerlere bağlı, yeniliklere açık liderler olarak yetiştirmeye odaklanıyoruz" şeklinde konuştu. Enstitü Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Nihat Bingölbalı, 6 adet yüksek lisans bölümlerinin olduğu söylerek, "Enstitümüz bünyesinde dördü tezsiz, üçü tezli olmak üzere altı Anabilim Dalı bulunmaktadır; Hemşirelik (Tezli), Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Tezli), Bilgisayar Mühendisliği (Tezsiz), Endüstri Mühendisliği (Tezsiz), Psikoloji (Tezsiz), İşletme (Tezli ve Tezsiz). Her bir program; teorik temelin yanı sıra uygulama, araştırma ve proje geliştirme becerilerini ön planda tutarak öğrencilere kapsamlı bir akademik deneyim sunmaktadır. Eğitim sürecimizin merkezinde yenilikçi öğrenme, disiplinler arası etkileşim ve sürekli gelişim yer almaktadır" dedi. Enstitünün toplum ve sanayiyle iç içe gelişen bir süreç olduğuna inandıklarını vurgulayarak"Enstitümüz, bilimin yalnızca kampüs sınırlarında değil, toplum ve sanayiyle iç içe gelişen bir süreç olduğuna inanmaktadır. Bu anlayışla; ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren kurumlarla işbirlikleri geliştiriyor, öğrencilerimizin bu ağlar içinde aktif rol almasını sağlıyoruz. Bu kapsamda öğrencilerimiz; Gerçek sektör sorunlarına çözüm üreten proje ve araştırmalarda yer almakta, uygulamalı dersler, saha çalışmaları ve stajlar aracılığıyla iş dünyasıyla erken temas kurmakta, küresel rekabet ortamında fark oluşturacak bilgi, beceri ve vizyonla mezun olmaktadır. Mudanya Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, eğitimde uluslararasılaşma, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm ilkelerini merkeze almaktadır. Hedefimiz; öğrencilerimizi yalnızca bugünün değil, geleceğin mesleklerine ve akademik ihtiyaçlarını da hazırlamaktır. Bu doğrultuda, her mezunumuzun bilimsel düşünceyi rehber edinmiş, etik değerlere bağlı, yenilikçi ve küresel bakış açısına sahip birer birey olarak dünyada iz bırakmasını arzuluyoruz. Bilimin ışığında, insanı merkeze alan bir yaklaşımla geleceğe yön vermek için tüm öğrencilerimizi ve araştırmacılarımızı bu yolculuğa davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

Molla Fenârî ödülleri sahiplerini buldu: Genç araştırmacılara büyük destek! Haber

Molla Fenârî ödülleri sahiplerini buldu: Genç araştırmacılara büyük destek!

Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Bursa İlahiyat Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “Molla Fenârî İslam Araştırmaları Teşvik Ödülleri” sahipleri buldu. 2025 yılında tamamlanmış doktora ve yüksek lisans tezlerinin yarıştığı ödül töreninde birincilik ve mansiyon ödülleri sahiplerine teslim edildi. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak yaptığı konuşmada “Molla Fenârî İslam Araştırmaları Teşvik Ödüllerinin 2019 yılından itibaren her yıl düzenlendiğini, ödüllerin amacının yüksek lisans ve doktora tezleri içinde en nitelikli bulunanları belirlemek ve bu şekilde genç araştırmacıları teşvik etmek olduğunu ifade etti. Doktora tezleri arasında birincilik ödülünü “İdarî ve Sosyal Yapı Bakımından Priştine Sancağı (1877-1912)” isimli teziyle Dr. Seda Şahin Ahmetaj kazandı. Yaptığı konuşmada “Tezinde 1877-1912 yılları arasında Priştine sancağının Osmanlı yönetim sistemi içerisindeki mülki ve idari yapısına, dini-demografik ve sosyal hayatına odaklandığını, Osmanlı’nın son asrında gerçekleşen değişim sürecini ve yeni yapılanmanın sancak yönetimine ve sosyal hayata yansımalarını analiz ettiğini” ifade etti. Molla Fenârî İslam Araştırmaları Teşvik Ödüllerinde doktora mansiyon ödülüne “1979’dan Günümüze Türkiye İslamcılarının İran-Şiî Algısı” teziyle Muhammed Usame Karadeniz, Yüksek Lisans birincilik ödülüne “Gazi Süleyman Paşa’nın Baniliğindeki Camiler” isimli teziyle Ömer Faruk Akın, Yüksek Lisans mansiyon ödülüne ise Yaşlılık Döneminde Amaç Bilinci ve Maneviyat İlişkisi: 60+ Tazelenme Üniversitesi Öğrencileri Üzerine Nicel Bir Araştırma” isimli teziyle Zekiye Baykul layık görüldü. Ödül törenine İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri, Vakıf Mütevelli heyeti, Türk Diyanet-Vakıf Sen Genel Başkan Yardımcısı Hilmi Şanlı, Bursa İl Müftü Yardımcısı Melek Menteşe, ödül sahipleri ve yakınları ile misafirler katıldı. Program Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Adem Apak’ın tez sahipleri ve danışmanlarına takdim ettiği ödül ve teşekkür belgeleri ile sona erdi.

"Kürsünün ışığını sökenler teşkilatın ruhunu karartır!": Türk Diyanet Vakıf-Sen'den vaiz tepkisi Haber

"Kürsünün ışığını sökenler teşkilatın ruhunu karartır!": Türk Diyanet Vakıf-Sen'den vaiz tepkisi

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hilmi Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığının sahadaki en aktif personeli olan vaizlerin yaşadığı sorunlarla ilgili kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Şanlı, vaizleri "Milletimizin gönlüne hikmeti, kalbine merhameti, zihnine ilmi nakşeden sessiz kahramanlar" olarak nitelendirirken, özlük hakları konusunda "karanlıkta bırakıldıklarını" vurguladı. "EMEK GÖRÜNMEZ, DEĞER EKSİK" Şanlı, vaizlerin görev tanımının yalnızca kürsü hitabetiyle sınırlı olmadığını, sahanın en zorlu alanlarında aktif görev aldığını belirtti. Cezaevlerinden hastanelere, öğrenci yurtlarından bağımlılıkla mücadele alanlarına kadar her yerde olduklarını ifade etti. Şanlı, bu ağır sorumluluğa rağmen vaizlerin karşılaştığı temel sorunları şöyle özetledi: *Görevlendirmeler adaletsiz. *Özlük hakları yetersiz. *Yaptıkları hizmetlerin büyük bölümü görünmez durumda. Genel Başkan Yardımcısı, bu durumun hem hizmetin niteliğini hem de personelin kuruma olan aidiyetini ciddi biçimde zedelediğini söyleyerek, "Görünmeyen emek zamanla yok sayılmaktadır" uyarısında bulundu. EŞDEĞER KADRO, FARKLI ÜCRET: "BU ADALET MİDİR?" Açıklamasının en dikkat çekici bölümünde Şanlı, Diyanet mevzuatına göre vaizler ile şube müdürlerinin eşdeğer kadro olmasına rağmen ek ödeme farkına değindi. Şanlı, Şube Müdürü'nün %170 ek ödeme alırken Vaiz'in sadece %125 ek ödeme aldığını belirterek, bu farkın maaşlara ciddi biçimde yansıdığını ifade etti ve sordu: "Eşdeğer kadroysa bu fark neden vardır? Bu adalet midir? Bu hakkaniyet midir? Bugün vaizlerin aldığı ek ödeme, birçok ünvandan daha düşüktür. Bu tablo kabul edilemez!" KARİYER KAPISINDA BEKLETİLİYORLAR Hilmi Şanlı, vaizlerin Dini Yüksek İhtisas Merkezlerinde doktora seviyesinde eğitim almış yetkin personel olmasına rağmen kariyer yükselmede haksızlığa uğradığını savundu. Yüksek lisans ve doktora mezunu vaizlerin bile Uzman Vaizlik ve Başvaizlik kadrolarına atanabilmek için "yüksek eleme oranlı yazılı sınavlara ve tartışmalı sözlü mülakatlara" tabi tutulmasını eleştirdi. TALEP AYRICALIK DEĞİL, EŞİTLİK VE ADALET Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak vaizlerin talebinin ayrıcalık değil, adalet, eşitlik ve hakkaniyet olduğunu vurgulayan Şanlı, açıklamasını şu çarpıcı ifadelerle sonlandırdı: "Vaizlik mesleği güçlendirilmeden, dini hizmetlerin toplumsal etkisi güçlenmez. Değer görmeyen bir hizmetten yüksek verim beklenemez. Tekraren söylüyoruz: Vaiz sadece konuşan değildir; yük taşıyandır. Ve yük taşıyanın hakkı geciktirilmemelidir! Biz lütuf değil, emeğin karşılığını istiyoruz." Şanlı, vaizlerin özlük hakları, kariyer sistemi ve çalışma şartlarının artık ertelenmeden, sahadaki gerçeklerle uyumlu bir şekilde düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Ekrem İmamoğlu 3’üncü kez hakim karşısında: ‘Sahte diploma’ davasında 8 yıl 9 ay hapis talebi Haber

Ekrem İmamoğlu 3’üncü kez hakim karşısında: ‘Sahte diploma’ davasında 8 yıl 9 ay hapis talebi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin 8 yıl 9 aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davada 3’üncü kez hakim karşısına çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede İmamoğlu’nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Hazırlanan iddianame kapsamında İmamoğlu, 12 Eylül’de ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. İmamoğlu, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda 3’üncü kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, 'yolsuzluk' soruşturmasından tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, sanık İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, oğlu Selim İmamoglu, annesi Havva İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ile çok sayıda partili katıldı. Duruşma, yoklamalar ile devam ediyor. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, University College of Northern Cyprus’ın (UCNC) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı, şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun yatay geçiş yaptığı 1990 yılında University College of Northern Cyprus’ın yatay geçiş yapılabilecek üniversiteler arasında olmadığı anlatıldı. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından KKTC’de faaliyet gösteren yükseköğretim kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanındığının belirtildiği iddianamede, yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak arttırıldığı, bazı öğrencilerin listeden usulsüz olarak silinerek yine listeye yeni öğrencilerin eklendiği, 3 kişilik kontenjanı bulunan bölüme usulsüz olarak 54 kişinin alındığı aktarıldı. Gerek başvuru kabul edilecek yükseköğretim kurumlarıyla ilgili gerekse başvurusu değerlendirilecek öğrencilerle ilgili çok sayıda hileli işlem yapıldığının belirtildiği iddianamede, İngilizce İşletme programına yurt dışı yatay geçiş başvuruları kabul edilen öğrencilerin herhangi bir dil seviye tespit sınavı ya da yeterlilik sınavı yapılmadığı, yurt dışı yatay geçiş başvurusunda bulunan öğrencilerin ‘rektör, dekan, yönetim kurulu üyeleri, fakülte sekreteri, yatay geçiş komisyonu üyeleri’ gibi süreçte yer alan kişileri referans olarak gösterdikleri kaydedildi. İddianamede, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde görevli babası Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ersin Güredin’in KKTC’ye akademik izinle gittiği, dönüşünü yurt dışında sürekli dönüş gibi göstererek oğlu olan Eren Güredin’i yurt dışı nakil işleminden yararlandırdığı, Necati Eren Güredin isimli öğrencinin mezun olduğu kuruluş olan University College of Northern Cyprus’de (U.C.N.C.) yerine gerçeğe aykırı şekilde aynı şüpheli Ekrem İmamoğlu gibi öğrenci kütük defterine Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildiği, ayrıca Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde öğrenci işleri müdürü olarak görev yapan bir şahsın ‘bilgi sahibi’ sıfatıyla alınan beyanında Ekrem İmamoğlu adına okulda herhangi bir kayıt bulunmadığını, dolayısıyla bu kişinin bu okula giriş yapmadığını söylediği kaydedildi. TANINIRLIĞININ BULUNMADIĞINI BİLDİKLERİ HALDE İMAMOĞLU'NUN DENKLİĞİ OLAN BİR KURUMDAN YATAY GEÇİŞ YAPMIŞ GİBİ GÖSTERİLDİĞİ KAYDEDİLDİ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulu eğitim kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınmakta olduğu bilgisini İstanbul Üniversitesi’nin bilmesine rağmen İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçişi sırasında gerçeğe aykırı şekilde öğrenci kütük defterine Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildiğinin tespit edildiği aktarılırken, yapılan bu işlemle hem İstanbul Üniversitesi yetkililerinin hem de şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun, University College of Northern Cyprus adlı kurumun Yükseköğretim Kurulu nezdinde tanınırlığının bulunmadığını bildikleri halde şüphelinin denkliği olan bir kurumdan yatay geçiş yapmış gibi gösterildiği kaydedildi. Şüpheli Ekrem İmamoğlu tarafından yatay geçiş sürecinde üniversiteye sunulan belgelerin University College of Northern Cyprus’a ait bir tanıtım broşürü ve bir adet transkriptten ibaret olduğunun belirtildiği iddianamede, bu belgelerin Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne ait olmadığının açıkça anlaşılması karşısında İstanbul Üniversitesi tarafından şüphelinin kaydının Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak yapıldığı, gerçeğe aykırı resmi belgenin açık bir hile ile düzenlendiği, şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte bir belge meydana getirildiği aktarıldı. İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun hayat hikayesinin hiçbir aşamasında Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde eğitim gördüğüne ilişkin bir bilgi, bulgu bulunmadığı, buna rağmen İBB’nin resmi sitesinin de arasında bulunduğu pek çok yazılı ile görsel basın organlarında, şüphelinin Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden yatay geçiş yaptığı yönünde bilgi ve beyanlara yer verildiği, bu durumun temel nedeninin, İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş kaydı sırasında, şüphelinin Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisiymiş gibi gösterilmiş olmasından kaynaklandığı kaydedildi. 8 YIL 9 AYA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ İmamoğlu’nun kamuoyunda farklı bir algı oluşturacak şekilde hareket ettiği ve tüm bu hususların ifade sırasında açık ve net bir şekilde sorulduğu ancak şüphelinin söz konusu soruları cevapsız bırakmak suretiyle açıklama yapmaktan kaçındığı kaydedilirken, ayrıca hileli bir şekilde aldığı evrakı yüksek lisans amacıyla İstanbul Üniversitesi’ne, askerlik hizmeti amacıyla Milli Savunma Bakanlığı’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na sunarak kullandığı belirtildi. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.