SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yükseköğretim

Söz Bursa - Yükseköğretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yükseköğretim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye genelinde dev FETÖ operasyonu: 81 ilde 704 gözaltı! Haber

Türkiye genelinde dev FETÖ operasyonu: 81 ilde 704 gözaltı!

Cumhuriyet başsavcılıklarınca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün deşifresine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, 13 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye genelinde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. 81 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 973 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 704 şüpheli gözaltına alındı. Firari 269 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, İl Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde yürütülen soruşturmalar kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu değerlendirilen 973 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirildi. Operasyonlarda 704 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, 269 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi. GÖZALTINA ALINANLARIN 170’İ AKTİF KAMU PERSONELİ Gözaltına alınan 704 şüphelinin 170’inin aktif kamu personeli, 6’sının emekli kamu personeli, 44’ünün ihraç edilmiş kamu personeli, 484’ünün ise özel sektör çalışanı ve sivil şüphelilerden oluştuğu açıklandı. Aktif kamu personeli olarak gözaltına alınan şüphelilerden 97’sinin İçişleri Bakanlığı personeli olduğu belirtilirken, bunların 1’inin emniyet amiri, 1’inin komiser, 94’ünün polis memuru ve 1’inin jandarma personeli olduğu ifade edildi. Gözaltına alınan kamu görevlilerinden 14’ünün Adalet Bakanlığı personeli olduğu, bunların 1 zabıt katibi, 8 infaz koruma memuru ve 5 serbest avukattan oluştuğu bildirildi. Kalan 59 kamu personelinin ise Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumlarında öğretmen, doktor, hemşire, diyetisyen ile öğretim ve araştırma görevlisi olarak görev yaptığı kaydedildi. Yetkililer, firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların ülke genelinde sürdüğünü bildirdi.

CHP'li Kayıhan Pala: Üniversitelerde tıp fakülteleri para karşılığı satılıyor Haber

CHP'li Kayıhan Pala: Üniversitelerde tıp fakülteleri para karşılığı satılıyor

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Pamukkale Üniversitesi’nde 2022-2023 akademik yılında yabancı öğrenci alımlarında usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialar hakkında Millî Eğitim Bakanına bir soru önergesi verdi. Bakan, soru önergesine yasal süre geçtikten sonra yanıt verebildi, ancak verilen yanıtlar iddiaların ağırlığı karşısında son derece eksik ve yetersiz kaldı. Konuya ilişkin Pala, “Kamuoyuna yansıyan iddialara göre Pamukkale Üniversitesi’nde, başta tıp ve diş hekimliği programları olmak üzere çeşitli programlara, sınav puanlarının sistem üzerinde değiştirilmesi yoluyla yaklaşık 140 öğrencinin kaydedildiği ileri sürülmektedir. Sınav puanı gibi belirleyici bir verinin, para karşılığı ve usulsüz biçimde değiştirilebilmesi, yalnızca bir üniversitenin kayıt sürecine ilişkin teknik bir sorun değildir. Bu durum, kamu kurumlarına duyulan güveni, akademik liyakat ilkesini, yükseköğretimde eşitliği ve sağlık emek gücünün niteliğini doğrudan ilgilendirmektedir. Tıp ve diş hekimliği gibi insan sağlığıyla doğrudan ilişkili alanları da kapsayan haksız yerleştirme iddiaları ortadayken, Bakanlığın yanıtı idari sorumluluğun yerine getirilmediğini ve denetim kapasitesinin son derece yetersiz olduğunu göstermektedir” açıklamasında bulundu. Pala’nın iddialara ilişkin 20 Nisan 2026 tarihinde verdiği soru önergesine Bakan Yusuf Tekin, Anayasa’nın 98. maddesince öngörülen on beş günlük yasal süre dolduktan çok sonra ancak 23 Haziran 2026 tarihinde yanıt verebildi. “Bakanlık, iddialar karşısındaki sorumluluğunu reddediyor!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle Pamukkale Üniversitesi’nin öğrenci kayıt sisteminde sınav puanlarının sonradan nasıl değiştirilebildiğini, Türkiye’de kaç üniversitede benzer bir durum bulunduğunu ve konu hakkında Bakanlığa daha önce kaç bildirim yapıldığını sordu. Bakanlığın iddialar karşısında sorumluluk almaktan kaçındığını belirten Pala, “Millî Eğitim Bakanlığı, iddialar karşısında kendi denetim sorumluluğunu reddetmiş, verdiği yanıtta yalnızca Pamukkale Üniversitesi’nden gelen yazıyı aktarmakla yetinmiştir. Örneğin, Bakanlığa öğrenci kayıt sisteminde sınav puanlarının öğrenci kabulünden sorumlu birim tarafından değiştirilebilmesinin risklerine yönelik soru yöneltilmiş; üniversitenin yazısı içinde bu soruya ‘Millî Eğitim Bakanlığı’nın herhangi bir çalışma yürütüp yürütmediğine dair herhangi bir malumatımız bulunmamaktadır’ şeklinde yanıt verildiği görülmüştür. Bakanlık, iddiaları Pamukkale Üniversitesi’yle sınırlandırarak ülke çapındaki denetim zafiyetlerini kamuoyundan gizlemeye çalışmaktadır. Oysa bu alandaki usulsüzlüklerin yalnızca bir kurumla sınırlı kalmadığı açıktır. Yakın zamanda Gaziantep Üniversitesi’nde de yabancı uyruklu öğrencilerin 20 bin dolar karşılığında tıp ve diş hekimliği fakültelerine kaydedildikleri iddiaları kamuoyuna yansımıştır. Kazanılması çok zor olan bu fakültelere para karşılığı, haksız ve usulsüz öğrenci kaydedilmesi asla kabul edilemez. Bakanlık, kamuoyuna derhal hesap vermelidir” ifadeleriyle Bakanlığı sert bir biçimde eleştirdi. “Adli süreçler şeffafça yürütülmedikçe benzer olayların önüne geçmek mümkün değildir!” Devamında Pala, adli süreçlerin şeffaf yürütülmedikçe gerekli önlemlerin etkili bir şekilde alınamayacağını ifade etti. Pala, soruşturma sürecinde bir öğrencinin 504 olan sınav puanının, en yüksek puanın 600 olabileceği halde 678 olarak değiştirildiğinin ortaya çıktığını hatırlattı. Soru önergesinde böyle bir değişikliğin teknik olarak nasıl mümkün olduğunu, bu işlem sonrasında neden herhangi bir uyarı sisteminin devreye girmediğini ve iddialar karşısında hangi idari işlemlerin yürütüldüğünü sordu. Bakanlık bu soruya da yanıt veremedi. Pala, “Bakanlığın yanıtında usulsüzlüğün kök nedenlerine dair herhangi bir bilgi yer almamakta, ilgili sorular ‘adli süreç devam etmektedir’ denerek geçiştirilmektedir. Gaziantep Üniversitesi örneğinde de görüldüğü gibi ortadaki risk yükseköğretim sisteminin genelini ilgilendirmektedir. Bakanlığın mevcut tabloyu ciddiye almaması ve gerekli önlemleri hayata geçirmemesi, sağlık alanı da dahil olmak üzere lisans eğitiminin niteliğine ciddi zarar vermektedir. Bakanlık derhal geriye dönük kapsamlı bir tarama yürütmeli, adli süreçlerin takvimini ve sonuçlarını yayımlamalı ve bundan sonra benzer olaylar yaşanmasın diye alınan önlemleri kamuoyuyla paylaşmalıdır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

2 milyon 425 bin 628 adayın başvuru yaptığı YKS maratonu yarın başlıyor Haber

2 milyon 425 bin 628 adayın başvuru yaptığı YKS maratonu yarın başlıyor

2 milyon 425 bin 628 adayın gireceği Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) Temel Yeterlilik Testi (TYT) oturumu yarın, Alan Yeterlilik Testi (AYT) oturumu ise pazar günü gerçekleştirilecek. 2 milyon 425 bin 628 adayın başvuru yaptığı YKS maratonu yarın başlıyor. Sınava ilişkin açıklamalarda bulunan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Bayram Ali Ersoy, 20 Haziran Cumartesi günü saat 10.15'te yapılacak YKS'nin birinci oturumu olan TYT'ye 2 milyon 425 bin 628 adayın başvurduğunu belirtti. TYT'nin ardından 21 Haziran Pazar günü saat 10.15'te yapılacak YKS'nin ikinci oturumu olan AYT'ye 1 milyon 627 bin 960 adayın katılacağını aktaran Ersoy, aynı gün saat 15.45'te gerçekleşecek üçüncü oturum olan Yabancı Dil Testine (YDT) ise İngilizceden 195 bin 51, Arapçadan 4 bin 178, Almancadan 2 bin 550, Rusçadan 941, Fransızcadan 919 olmak üzere toplam 203 bin 639 adayın katılacağını bildirdi. ŞEHİT VE GAZİ YAKINLARI SINAV ÜCRETİNDEN MUAF TUTULDU Ersoy, şehit ve gazi yakınları ile gazilerin sınav, başvuru hizmet ve yerleştirme ücretlerinden muaf olduğunu, bu kapsamda 10 bin 880 adaydan sınav ücreti alınmayacağını duyurdu. Başkan Ersoy, sınav günü adayların sınav binalarına erken gelmesini rica etti Adayların bir aksilik yaşamamak için sınav saatinden en az yarım saat önce sınav merkezlerinde hazır şekilde bulunmalarını vurgulayan Ersoy, "Sınava lütfen vaktinde gelsinler. Hatta mümkünse sınavdan en az yarım saat önce sınav binası çevresinde olsunlar. Bir aksilik olması durumunda bu aksiliği telafi edecek zamanları olsun. Çünkü bir adayın sınava girememesinin yaşadığı üzüntü, emin olun bizi daha fazla etkiliyor" ifadelerini kullandı.

2026-YKS rakamları belli oldu: En yaşlı aday 87 yaşında! Haber

2026-YKS rakamları belli oldu: En yaşlı aday 87 yaşında!

20-21 Haziran'da düzenlenecek olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) yaklaşık 2,5 milyon aday katılacak. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) bu hafta sonu gerçekleştirilecek. Bu kapsamda sınava ilişkin bilgi veren ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, adaylara da tavsiyelerde bulundu. Ersoy, "YKS'nin 20 Haziran Cumartesi saat 10.15'te yapılacak birinci oturumu Temel Yeterlilik Testine (TYT) 2 milyon 425 bin 628 aday başvurdu. 21 Haziran Pazar saat 10.15'te yapılacak ikinci oturum olan Alan Yeterlilik Testlerine (AYT) 1 milyon 627 bin 960 aday, aynı gün saat 15.45'te gerçekleşecek üçüncü ve son oturum olan Yabancı Dil Testine (YDT) ise İngilizceden 195 bin 51, Arapçadan 4 bin 178, Almancadan 2 bin 550, Rusçadan 941, Fransızcadan 919 kişi olmak üzere toplam 203 bin 639 aday katılacak" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1 milyon adayın ilk kez sınava gireceğini belirten Ersoy, "Bu yıl 921 bin 248 aday YKS'ye ilk kez başvurdu. 665 bin 113 aday ikinci kez, 447 bin 67 aday üçüncü kez, 198 bin 904 aday dördüncü kez, 193 bin 296 aday ise beş ve daha fazla kez sınava başvuruda bulunmuş durumda" dedi. EN ÇOK BAŞVURAN ANADOLU LİSELERİNDEN Adayların okul türleri ve öğrenim durumları hakkında bilgiler veren Ersoy, "Adayların 978 bin 408'ini Anadolu lisesi, 514 bin 809'unu meslek lisesi, 294 bin 52'sini açık öğretim lisesi, 186 bin 800'ünü imam hatip lisesi, 104 bin 273'ünü fen lisesi mezunları oluşturuyor. 347 bin 286 aday ise diğer lise türlerinden sınava başvurmuş durumda" açıklamasında bulundu. EN GENÇ ADAY 16, EN YAŞLI ADAY 87 YAŞINDA Sınavın en genç adayının 16, en yaşlı adayının ise 87 yaşında olduğunu ifade eden Ersoy, 50 yaş ve üzeri 20 bin 158 adayın başvuruda bulunduğunu söyledi. Ersoy, "2026-YKS' ye başvuranların 1 milyon 324 bin 509'unu kadın, 1 milyon 101 bin 119'unu erkek adaylar oluşturdu. YÖK tarafından belirlenen 34 yaş üstü kadın kontenjanından yararlanmak isteyen aday sayısı ise 83 bin 741 oldu" diye konuştu. 10 BİN 880 ŞEHİT VE GAZİ YAKININDAN ÜCRET ALINMADI Şehit ve gazi yakınları ile gazilerin sınav, başvuru hizmet ve yerleştirme ücretlerinden muaf tutulduğunu bildiren Ersoy, bu kapsamda 10 bin 880 adayın sınav ücretinden muaf tutulduğunu kaydetti. Engelli adaylar için özel düzenlemelerle ilgili bilgiler de paylaşan Ersoy, "2026-YKS'ye 15 bin 360 engelli aday başvurmuş durumda. Engelli adayların sınav sürecinde herhangi bir olumsuzluk yaşamaması için sınav bina ve salonlarında gerekli tedbirler alındı. Engelli adaylarımızın herhangi bir olumsuzluk yaşamaması için okullarımızda detaylı inceleme yaptık ve uygun koşullar oluşturduk. Sağlık raporları baz alınarak ihtiyaç duyan adaylara ek süre ve yardımcı personel gibi destekler sağlanacak. Başvuru sürecinde her adayın durumu ayrı ayrı değerlendiriliyor" şeklinde konuştu. DÖRT İLÇEDE İLK KEZ YKS DÜZENLENECEK Sınavın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti Lefkoşa ve 81 ilde, 254 sınav merkezinde uygulanacağını belirten ÖSYM Başkanı Ersoy, "Adayların durumları dikkate alınarak Antalya'nın Gazipaşa, Konya'nın Ilgın, Aydın'ın Kuşadası ve Trabzon'un Of ilçelerindeki sınav merkezlerinde ilk kez YKS gerçekleştirilecek. TYT oturumunda 7 bin 202 bina ve 134 bin 675 salon, AYT oturumunda 4 bin 400 bina ve 86 bin 761 salon, YDT oturumunda ise 746 bina ve 9 bin 702 salon kullanılacak" ifadelerine yer verdi. "YKS TOPLUMSAL SORUMLULUK GÖREVİMİZDİR" YKS'nin sağlıklı şekilde uygulanabilmesi için 600 binin üzerinde sınav görevlisinin üç oturumda görev yapacağını belirten Ersoy, sözlerine şöyle devam etti: "TYT oturumunda 340 bin 321 görevli, AYT oturumunda 227 bin 380 görevli, YDT oturumunda ise 32 bin 598 görevli yer alacak. Tüm sınav süreci emniyet birimleriyle koordineli şekilde yürütülecek. Üç oturumda yaklaşık 50 bin emniyet personeli sahada olacak. Tüm sınav görevlilerine görevleriyle ilgili eğitimler veriliyor. ÖSYM çalışanları ve paydaş kuruluşların çalışanları sınav organizasyonun gerçekleştirilmesinde görev alacak, büyük bir özveriyle çalışacak. Bu sınavı rutin bir sınav görevi olarak görmüyoruz, bu sınav aynı zamanda bir toplumsal sorumluluk görevidir." Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) başvuran ancak Uluslararası Okul Sporları Federasyonu tarafından 13-22 Haziran'da Sırbistan'ın Zlatibor şehrinde gerçekleştirilecek ISF Dünya Okul Sporları Basketbol Şampiyonası'na katılacak sporcular için Belgrad'da YKS uygulaması düzenlenecek. Gerçekleştirilecek olan uygulama ile ilgili bilgi veren Ersoy, "ISF Dünya Okul Sporları Basketbol Şampiyonası'nda ülkemizi temsil edecek 8 sporcu için Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün talebi doğrultusunda Belgrad'da Temel Yeterlilik Testi (TYT) ve Alan Yeterlilik Testleri (AYT) uygulanacak. YKS ile ve müsabakalar aynı tarihe denk gelince ülkemizi temsil eden sporcularımızın mağdur olmaması için bu şekilde uygulama yapmaya karar verdik. Daha önceki YKS uygulamalarımızda da buna benzer kararlar almıştık. Milli sporcularımızın sınava girmesi için uygun koşulların oluşturulmasını sağlamıştı. Adaylarımız Türkiye ile eş zamanlı aynı koşullarda sınava girecekler. Adaylarımıza hem şampiyonada hem de sınavda başarılar diliyorum" dedi. GEÇERLİ KİMLİK BELGESİ VE SINAV GİRİŞ EVRAKI OLMADAN SINAVA GİRİLEMİYOR Sınav günü mağduriyet yaşanmaması için planlamanın bir gün önceden yapılmasının önemli olduğunu söyleyen Ersoy, şu uyarılarda bulundu: "Adaylarımızın sınav giriş belgesını ve geçerli kimlik belgesinin mutlaka yanında olması gerekiyor. Belgelerinizi sınavdan bir gün önce kontrol etmeniz faydalı olacaktır. Sınav binalarına giriş saatleri konusunda azami hassasiyet göstermenizi rica ediyorum. Trafik, ulaşım veya beklenmedik aksaklıkları göz önünde bulundurarak sınav merkezlerinize erken gitmeye özen gösteriniz. YKS'nin farklı oturumları (TYT, AYT ve YDT) için bazı adaylarımızın sınav binaları ve salonları değişiklik gösterebilmektedir. Buna lütfen dikkat edin. Sınava ilişkin tüm duyuru ve bilgilendirmeler ÖSYM resmi kanalları üzerinden yapılıyor. Adayların YKS süreçlerini ÖSYM resmi sayfalarından takip etmeleri önem arz etmektedir. Nüfus cüzdanında fotoğrafı bulunmayan adayların mağdur olmamaları için nüfus müdürlüklerinden fotoğraflı yeni kimlik kartlarını almaları gerekiyor. T.C. kimlik kartını, nüfus cüzdanını sınav günü kaybeden veya nüfus cüzdanında fotoğraf, T.C. kimlik numarası bulunmayan adaylar için sınav merkezi olan il ve ilçelerde nüfus müdürlükleri, sınav günü açık tutulacak." "SİZLER BİZİM İÇİN KIYMETLİSİNİZ" YKS adaylarına destek mesajı veren Ersoy, açıklamalarını şöyle tamamladı: "Kıymetli adaylar, uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) gireceksiniz. Sınav öncesinde ve sınav sırasında heyecan yaşamanız son derece doğaldır. Önemli olan bu heyecanı kontrol edebilmek. Bu süreçte kendinize güvenin ve hazırlık döneminde gösterdiğiniz emeğin karşılığını alacağınızı bilin. Eğitim müfredatı, çalıştığınız konular neyse sorular da yine o müfredat içerisinden olacak. Kaygınızı artıracak düşüncelerden uzak durarak elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. Beslenme düzeninize dikkat edin. Sizi gerecek ve zihnen yoracak ortamlardan ve konulardan uzak durun. En güzelini yapacağınıza inancımız tamdır. Sizler bizim için kıymetlisiniz. Bu süreçte ailelerimize büyük sorumluluk düşmektedir, onların da zaten bu bilinçte olduğuna inanıyorum. Ailelerimizin adaylarımıza destek olmaları, onları kaygıdan uzak tutmaya çalışmaları büyük önem arz ediyor."

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar Haber

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Kadın verisini paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 51,9 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 69,7 oldu. Kadınların erkeklerden 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü Hayat Tabloları sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde Türkiye geneli için 78,1 yıl iken kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü. Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 56,3 yıl oldu Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü. ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ KADINLARDA 8,8 YIL OLDU Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2024 yılında Türkiye genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 88,3 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2024 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2024 yılında yüzde 92,6 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde ise yüzde 97,0 oldu. Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 23,6 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2024 yılında yüzde 25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 oldu. Annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre ebeveynin tamamladığı eğitim düzeyine göre ferdin tamamladığı eğitim düzeyi oranına bakıldığında, ebeveynin eğitim seviyesi yükseldikçe bireyin eğitim düzeyinin yükseldiği görüldü. Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri nüfusun 2024 yılında yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü. Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,7 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72,0 oldu. İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,5, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu. KADINLARIN İSTİHDAM ORANININ ERKEKLERİN YARISINDAN DAHA AZ OLDUĞU GÖRÜLDÜ Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 49,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 oldu. En yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 39,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 59,0 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) bölgesinde gerçekleşti. Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 18,3 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024 yılında yüzde 12,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde ise yüzde 9,0 oldu. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 26,9 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2024 yılında yüzde 60,0 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,9 olduğu görüldü. KADIN BÜYÜKELÇİ ORANI YÜZDE 28,4 OLDU Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2025 yılında yüzde 28,4 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2025 yılında yüzde 71,6 oldu. Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2025 yılında yüzde 19,9 oldu. Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 34,9 oldu Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 34,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 43,3 oldu. ÜST VE ORTA DÜZEY YÖNETİCİ POZİSYONUNDAKİ KADIN ORANI YÜZDE 21,5 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2024 yılında yüzde 21,5 oldu. Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025 yılında yüzde 18,3 oldu. Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı yüzde 34,2 oldu Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır. Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,2'sini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,9, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette yüzde 30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 28,2 oldu. ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI KADINLARDA 26,0 OLDU Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2025 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26,0 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,6 yaş, erkeklerde 32,4 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 23,7 yaş ile Kilis, erkeklerde 26,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Kadınların yüzde 17,0'ının eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2024 yılında kadınların yüzde 38,3'ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 17,0, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 43,3 olduğu görüldü. Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 oldu Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,4 oldu. YAPAY ZEKA KULLANAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 18,8 OLDU Yapay Zeka İstatistiklerine göre İnternet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8 iken erkeklerde yüzde 19,4 oldu. Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5'inin, erkeklerin ise yüzde 38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü. Beyin göçü oranı kadınlarda yüzde 1,6 oldu Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 2,0 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 1,6 iken erkeklerde yüzde 2,4 oldu. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan kadınların oranı yüzde 30,1 oldu Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda yüzde 30,1 iken erkeklerde yüzde 25,6 olduğu görüldü. Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı yüzde 28,4, erkeklerin oranı yüzde 21,8 olarak görüldü. KADINLARIN EN FAZLA MARUZ KALDIĞI ŞİDDET TÜRÜNÜN PSİKOLOJİK ŞİDDET OLDUĞU GÖRÜLDÜ Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2'sinin psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ünün ekonomik şiddete, yüzde 12,8'inin fiziksel şiddete, yüzde 10,9'unun ısrarlı takibe, yüzde 8,3'ünün dijital şiddete ve yüzde 5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü. Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü. Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 31,8 iken yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9 oldu. Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 5,3 oldu. Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 2,2 oldu. Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 39,5 ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 56,0, yüzde 42,0 ve yüzde 38,3 oranları ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradığı görüldü. Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 39,6 ve yüzde 62,3 oranları ile en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı görüldü.

Pala: “Ortaya atılan iddialar eğitim sisteminin geldiği vahim durumu gözler önüne seriyor!” Haber

Pala: “Ortaya atılan iddialar eğitim sisteminin geldiği vahim durumu gözler önüne seriyor!”

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Mayıs ayında yürüttüğü soruşturmada BTK ve YÖK yetkililerinin elektronik imzalarının kopyalanarak sahte diplomalar düzenlendiği ve bu yolla yaklaşık 400 akademisyenin usulsüz atandığı iddialarının yükseköğretimde ciddi bir güven kaybı yarattığını belirtti. Pala, “Ortaya atılan iddialar bireysel ihmallerin bir sonucu değil, AKP iktidarının yıllardır içini boşalttığı eğitim sisteminin geniş çaplı bir resmidir.” dedi. Prof. Dr. Pala, yaşananların akademik atama süreçlerinde ciddi denetim zafiyetlerini ortaya koyduğunu, bunun da yükseköğretim kurumlarındaki liyakat ilkesini derinden zedelediğini ifade ederek Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e konu hakkında bir soru önergesi iletti. Milletvekili Pala’nın açıklama talebine karşın Bakan Tekin, kendisine 18 Ağustos 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasanın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Usulsüzlüklere zemin hazırlayan mevcut sistem, doğrulama esasıyla yeniden inşa edilmelidir!” Pala, atama ve yükseltme süreçlerindeki zorunlu belge doğrulama adımlarının, kullanılan sistemlerin ve e-imza güvenlik protokollerinin ayrıntılarıyla açıklanmasını istedi. Pala ayrıca her akademisyen için tutulan akademik dosyalarda hangi belgelerin, zaman damgalarının ve görevli imzalarının yer aldığı ile kanıt beyanı olmadan diploma kaydı açma yetkisinin hangi hukuki gerekçeyle verildiğinin kamuoyuna duyurulması gerektiğini de vurguladı. “Akademik atama süreçlerinde değerlendirilen belgeler doğrulanabilir ve baştan sona izlenebilir değilse, usulsüzlüklerin ortadan kaldırılmasından söz edilemez.” dedi. CHP’li Pala, soruşturma dosyasında adı geçen ve bilgisi ile rızası dışında kimlik bilgileri kullanıldığı öne sürülen yöneticilerin göreve başlama tarihleri ile sorumluluk alanlarının netleştirilmesini, usulsüz atandığı iddia edilen kişilerin kimliklerinin ve çeşitli yönetici kadrolarıyla olası yakınlık ilişkilerinin şeffaf biçimde ortaya konulmasını talep etti. “Sorumlular tespit edilmeli, kamuoyu karşısında hesap vermelidir!” Pala, usulsüz kadroya alındığı iddia edilen kişilerin ulusal ve uluslararası yayınlarının dökümünün ve hakemlik süreçlerinde güvenilirliğin nasıl sağlandığının paylaşılmasını istedi. Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında başarı kaybı ve akademisyen göçüne dikkat çekerek “Kurumlarda akademik yetkinlik ile atama sağlanmadıkça üniversitelerin itibarı kalıcı biçimde zarar görmeye devam edecektir. Bu ülkemiz için bir utanç tablosudur; konunun sorumluları ivedilikle tespit edilmeli ve unvanları ellerinden alınmalıdır.” diyerek Bakan’dan tüm personel için geriye dönük tarama yapılmasını ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti. Pala, söz konusu kişilerin bağlı oldukları kurumlar, bölümler, projeler ve çalışmaların listelenmesini de talep etti. “Sahte diplomalarla hak etmedikleri konumlarda bulunan bu kişiler tıp, mühendislik ve birçok alanda vatandaşın hayatını tehlikeye atabilir. Kamuoyu bilgilendirilmeli, kamu zararı daha da büyümeden önlem alınmalıdır.” diye Bakan’a çağrıda bulundu.

Tekin: "22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık" Haber

Tekin: "22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir üniversitenin akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada, "Yükseköğretimi 22 yılda erişilebilir kıldık. 81 ilimizin tamamında yükseköğretim kurumları inşa ettik. 22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık" dedi. Tekin ayrıca, "Üniversite düşüncenin merkezi olarak kabul edilmelidir. Üniversitelerimizin bir daha yasakla, baskıyla, ideolojik dayatmalarla anılmasına müsaade etmeyeceğiz. Kampüs, düşüncenin, araştırmanın ve nezaketli müzakerenin alanı olarak kalacak" ifadelerini kullandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir üniversitenin akademik yılı açılışı törenine katıldı. Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bugün güne bizi tedirgin eden bir haberle uyandık. Türkiye bir deprem kuşağında yer alan bir ülke. Bütün milletimize geçmiş olsun diyorum. İnşallah Allah bir daha bize böyle felaketler yaşatmaz. Bu hafta Cumhuriyetimizin 102'nci yaşını kutluyoruz. Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Bize Cumhuriyeti kuran ve emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün büyüklerimizi hayırla, saygı ve minnetle anıyoruz. Bizim yaklaşık 75 bin tane okulumuz var. Yine yaklaşık rakamları yuvarlayarak söylüyorum. Yaklaşık 750 bin adet dersliğimiz var. Okullarımızın dışındaki kurumlarla beraber baktığımızda 100 binin üzerinde kurum var. Yani okul artı halk eğitim merkezi olgunlaşma, kurs merkezi vb. ifadelerle tanımlanan 100 binin üzerinde hizmet verilen kurumumuz var. Yaklaşık 1 milyon 200 bin öğretmenimiz var. Sistemin içerisinde çalışan ve resmi okullarda ve özel okullarda çalışan öğretmenlerimizle beraber 1 milyon 200 bin kişi. Yaklaşık 18 milyon öğrencimiz var. Dolayısıyla rakamları topladığımızda her çocuğumuzun her öğretmenimizin ailesini ebeveynlerini çocuklarını hesaba kattığımızda kabaca 86 milyonun tamamını ilgilendiren tamamıyla birlikte hareket etmek durumunda olan, tamamının duygu, düşünce ve değerlerine saygı duyması gereken, saygı duyması beklenen bir bakanlığız. Bu kadar büyük bir yapı içerisinde ortak değerleri bulup bu ortak değerleri çocuklarımıza öğretmeye çalışmak bakanlığımızın ana misyonlarından bir tanesi. Cumhuriyet Bayramı da bizim önemli değerlerimizden bir tanesi" diye konuştu. "ÜNİVERSİTELERİ ÖĞRETİM ÜYELERİNİN VE NİHAYETİNDE MİLLETİN DEĞERLERİNİN YAŞANDIĞI YERLER HALİNDE DÖNÜŞTÜRDÜK" Üniversiteleri milletin değerlerinin yaşandığı yerler haline geldiğini belirten Tekin, "Bu ülkede üniversiteler kimi dönemlerde vesayetin gölgesinde kaldı. 27 Mayıs darbesini hepiniz hatırlayacaksınız. 27 Mayıs darbesinden sonra görevinden uzaklaştırılan akademisyenler 27 Mayıs darbesini bizzat Başbakanlığın talimatıyla ak devrim olarak tanımlamak zorunda bırakılan akademisyenler, yine aynı şekilde 12 Mart sürecinde üniversiteden uzaklaştırılan akademisyenler, 12 Eylül 1980 sonrası üniversitelerde akademik etkinlikleri sebebiyle üniversiteden uzaklaştırılanlar. 28 Şubat süreci. Bunların hepsi bizim akademik tarihimizde, bilim tarihimizde kara sayfalar olarak yerini aldı. Bilim yuvalarının ideolojik kavganın sahnesine çevrildiği, gençlerin hayallerinin yasaklarla sınandığı günlerdi bunlar. Başörtüsü bahane edilerek kurulan ikna odaları bu yasakların hafızalarımızda olan en acı örneklerinden bir tanesi. Çok şükür bu sayfaların hepsini kapattık. Üniversitelerin öğretim üyelerinin ve nihayetinde milletin değerlerinin yaşandığı yerler halinde dönüştürdük. Bugün en önemli vazifemiz bu kazanımları daha da tahkim edecek kampüsleri yasaklardan, dayatmalardan, marjinal dayatmaların gürültüsünden uzak tutarak düşüncenin, araştırmanın ve nezaketli müzakerenin alanı haline dönüştürmek en önemli görevlerimiz" dedi. "ÜNİVERSİTE DÜŞÜNCENİN MERKEZİ OLARAK KABUL EDİLMELİDİR" "Üniversite düşüncenin merkezi olarak kabul edilmelidir" diyen Tekin, "Üniversite düşüncenin merkezi olarak kabul edilmelidir. Üniversiteleri sadece ve sadece birer meslek lisesi konumuna indirgeyip mesleki kariyer imkanı sunan birimler haline dönüştürmenin çok ötesine geçmemiz gerekir. Yeteneği keşfeden entelektüel, ufku genişleten kendi geleneğini çağın diliyle buluşturan müesseseler olarak tanımlamamız gerekir. Üniversiteyi salt bilim ya da meslek öğrenme yerine indirgemek, tarihe haksızlık, yarınımıza kötülüktür. Üniversite toplumun tam merkezinde durur çünkü. Kültürün aktarımına ve yenilenmesine öncülük eder, devrinin fikirler sistemini inşa eder. Üniversitelerimiz ne kadar dinamik, üretken, özgür ve gelişmiş olursa, toplumumuz o derece dirayetli ,müreffeh, demokratik ve özgür olacağının farkında olmamız lazım. Tersi durumda ise önce durağanlaşma, ardından eğitimde, kültürde, sanatta, bilimde ve sanayide gerileme kaçınılmaz olacağını hatırlamamız gerekir. Hiç şüphesiz yalın olan hakikat şudur ki bilgi kimdeyse istikamet ona döner. İlim ve akademide geriye düşen, pazarda, sanatta ve diplomaside de gerilemeyi durduramaz" ifadelerini kullandı. "22 YIL ÖNCE 76 OLAN ÜNİVERSİTE SAYIMIZI BUGÜN 208'LERE ULAŞTIRDIK" 22 yıl önce 76 olan üniversite sayısının bugün 208 olduğunu söyleyen Tekin, "Nitekim bu ölçüyü rehber alarak, yükseköğretimi 22 yılda erişilebilir kıldık. 81 ilimizin tamamında yükseköğretim kurumları inşa ettik. 22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık. Yüksek öğretime erişimi yaygınlaştırdık. Net okullaşma oranını hem zorunlu eğitimde hem de yükseköğretimde 3 kattan fazla arttırarak yepyeni bir eşiğe eriştik. Avrupa yükseköğrenim alanında ön sıralara yürüyen bir Türkiye fotoğrafı ortaya çıkardık. Eğitim imkânına geç kavuşmuş 34 yaş üstü kadınlarımıza ayrılan ek kontenjanlar ve şehit-gazi yakınlarına sağladığımız özel imkânlar, kapsayıcılığı ilke hâline getirdi. Bu kazanımlardan geriye gidişe izin vermeyeceğiz; üniversitelerimizin bir daha yasakla, baskıyla, ideolojik dayatmalarla anılmasına müsaade etmeyeceğiz. Kampüs, düşüncenin, araştırmanın ve nezaketli müzakerenin alanı olarak kalacak" şeklinde konuştu. Sözlerine devam eden Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizdir. Geçen yıl uygulamaya koyduğumuz ve aşamalı bir şekilde devam edecek olan modelimiz, çocuğun dil-akıl-karakter bütünlüğünü aynı anda beslemeyi, öğrenmeyi okul duvarlarının dışına taşıyıp hayatla eklemlemeyi hedeflemektedir. Eleştirel düşünme, estetik duyarlık ve merhamet ahlâkını aynı zeminde buluşturmaktadır. Bu yaklaşım, yerli müktesebatla evrensel bilgi arasında hakikatli bir köprü kurmakta, program tasarımından ölçme-değerlendirmeye kadar tüm süreçleri veriyle ve sahadan gelen geri bildirimle sürekli kalibre etmektedir. Ancak altını özenle çizmeliyim ki modelimizin sürekli kalibrasyonu, ölçme-değerlendirme standartlarının güncellenmesi, öğretim tasarımlarının disiplinler arası zenginleşmesi ancak sizlerin katkısıyla mümkün. Eğitim fakülteleri ile sahadaki okullar arasında, üniversite kürsüsünden öğretmenler odasına ve sınıfa uzanan ortak araştırmalar, etki analizleri, tasarım atölyeleri ve laboratuvar okul ağları bu işin omurgasıdır. Biz Millî Eğitim olarak kapımızı sonuna kadar açtık. Bu iş birliğini günübirlik projelere ve protokollere bırakmamak, kalıcı ve sistematik kılmak için Millî Eğitim Akademisini hayata geçirdik. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Millî Eğitim Akademimiz, üniversitelerimizin bilgi birikimini sahaya daha hızlı, daha tutarlı ve daha etkili taşıyacak bir ortak platformdur. Öğretmenlik, toplumsal birlikteliğin, demokratik kültürün ve devlet kapasitesinin temel sütunudur" ifadelerine yer verdi. Milli Eğitim Akademisi hakkında bilgi veren Bakın Tekin, "Milli Eğitim Akademisi'nde 3 tane temel işlevi yerine getirmek istiyoruz. Bunlardan birincisi mesleğe girişte birincisi, mesleğe girişte uygulama yoğun hazırlıktır. Üniversitelerimizin verdiği kuramsal temelin üzerine, gerçek sınıf ortamlarında uzun süreli okul içi uygulamalarla (farklı okul türleri ve sosyoekonomik çevrelerde), usta öğretmen eşliğinde mentorlukla, ölçme-değerlendirme, sınıf yönetimi, kapsayıcı eğitim, özel eğitim, rehberlik ve dijital pedagojiler-yapay zekâ okuryazarlığı gibi alanlarda uygulamalı yeterlikler ekleyeceğiz. İkincisi, beşer yıllık periyotlarla sürekli mesleki gelişimdir. Öğretmenlerimiz branş temelli modüllerle düzenli olarak güncellenecek; bilimin ilkeleri, meslek etiği, özel eğitim ve rehberlik, ölçme-değerlendirme, sınıf içi teknoloji entegrasyonu ve yapay zekâ okuryazarlığı gibi başlıklar üniversite öğretim üyeleriyle birlikte yürütülecektir. Modüller sahadan gelen veri ve etki analizlerine göre yenilenerek öğretmenlerimizin mesleki portfolyolarına işlenecektir. Üçüncüsü, eğitim kurumu yöneticisi yetiştirmedir. Okul liderliği, öğretimsel liderlik, okul iklimi ve kültürü, kriz ve bütçe yönetimi, mevzuat, veri temelli karar alma ve paydaş iletişimi alanlarında kurumsal bir program sunacağız" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.