Yani bugün 32 yaşındasın. İhtiyarladığımızı yüzümüze acı şekilde vurulduğunu hissettirdin.
Ufak tefek, acıları yüreğine gömmüş, yüzü hep gülen bir adam, umut dolu bir geleceği çizmek için haftada bir gün yanıma uğrayan, öfkemi, yorgunluğumu alıp kaybolan, işte o senin baban.
O, “Doğu Türkistan” derdi. Ben “Türkistan’ın doğusu”.
Gülerdik, ağlanacak halimize!
Daha kavramlarda birleşemedik ki ülküde birleşelim.
Öyle ya!
Zamanla Sovyet hakimiyetinde kalan ve boya, soya, beye bölünen Türkistan’ın batısı Balkanlardan da öteye gitmiyor mu?
Ya da Ankara’daki senin için Türkistan’ın doğusu deyince Azerbaycan’dan başlayıp Japon Denizi’ne kadar ulaşmıyor mu?
Anadolu Türk medeniyetinin kaynağı olan Uygurların yaşadığı coğrafyayı kast ediyorsak o farklı.
Hikmet Can,
O kahramanın oğlu, gel seninle hasbihal edelim!
Belgesellerde “Taklamatan Çölü” derler de Türkistan’ın doğusunda diyemezler!
Turfanda sebzeyi yerler de “Turfan Türkistan’ın doğusunda” diyemezler!
Tarım konferansları, kongreleri düzenlerler de haritayı açıp bu “Tarım” nerede demezler!
Tanrı Dağlarına şiirler yazarlar da yahu bu “Akdağlar, Karadağlar nerede?” demezler!
Ağacın gövdesinden bir kız çıkar onunla evlenirler de o ağacın kökü gövdesi “Orman” nerede bilmezler!
Sakalar, Hunlar, Asya Hunları, Ak Hunlar, Tölesler, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Çağatay Hanlığı, Seidiye Hanlığı’nı bilmezler!
Sultan Satuk Buğra Han, Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügatit Türk’ü, Kutatgu Bilig’i söylerler de kimdir, nedir bilmezler!
Üç kişinin eline üç tüfek verip Doğu Türkistanlı teröristler lakırdısı hergün kulağımıza çalınırsa hangi temiz abdest suyu bu pisliği temizler.
Onlar Çin’in Rusya’ya, Kazakistan’a, Kırgızistan, Afganistan, Pakistan, Tacikistan’a açılan coğrafyaya enerji yolları diyorlar!
Aynı zamanda orası onlar için enerji kaynaklarının merkezi. Bir daha bak haritaya orası senim vatanın.
Hikmet Can!
Apak Hocalar değil mi ki dün elimizi, dilimizi, belimizi bozanlar. Onlar değil mi soysuzlukta soy arayanlar!
Bilge Kağan’ın öğüdünü dinlemeyen Akdağlılar ile Karadağlıların kavgası, kardeş kavgası. Kardeş kavgasında yardıma koşan Kıtaylar!
Sonra esaret!
Bir elin beş parmağı, Türkistan’da Tatar, Uygur, Kazak, Özbek, Kırgız ayrı ayrı.
İli Anlaşmasıymış. Kimin ilinde kime il çıkarıyorsun?
İşte Baban,
O kahraman,
Son geldiğinde “benim bir oğlum olmuş ağabey” diyordu.
Oğlum!
Kurban oluyum ağabey bir telefon edeyim hanımın sesini duyayım!
Et evlat, sesini duy!
Türkistan’ın doğusunun avazını duy.
Duyduk senin sesini Hikmet Can!
Duymasa da alemi İslam!
Duymasa da alemi İnsan!
Duyduk sesini.
Doğu Türkistan’ın nefesini.
Sana bütün işler kaldı.
Tembellik yaptık biz.
Kim ne derse desinler, varız biz Hikmet Can.
Vatanımız Doğu Türkistan!
Haydi kal sağlıcakla.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Abdullah ULUYURT
Bir Kahramanın Oğluna, Hikmet Can’a Mektup!
1994 ya da 1995 doğumlu olmalısın.
Yani bugün 32 yaşındasın. İhtiyarladığımızı yüzümüze acı şekilde vurulduğunu hissettirdin.
Ufak tefek, acıları yüreğine gömmüş, yüzü hep gülen bir adam, umut dolu bir geleceği çizmek için haftada bir gün yanıma uğrayan, öfkemi, yorgunluğumu alıp kaybolan, işte o senin baban.
O, “Doğu Türkistan” derdi. Ben “Türkistan’ın doğusu”.
Gülerdik, ağlanacak halimize!
Daha kavramlarda birleşemedik ki ülküde birleşelim.
Öyle ya!
Zamanla Sovyet hakimiyetinde kalan ve boya, soya, beye bölünen Türkistan’ın batısı Balkanlardan da öteye gitmiyor mu?
Ya da Ankara’daki senin için Türkistan’ın doğusu deyince Azerbaycan’dan başlayıp Japon Denizi’ne kadar ulaşmıyor mu?
Anadolu Türk medeniyetinin kaynağı olan Uygurların yaşadığı coğrafyayı kast ediyorsak o farklı.
Hikmet Can,
O kahramanın oğlu, gel seninle hasbihal edelim!
Belgesellerde “Taklamatan Çölü” derler de Türkistan’ın doğusunda diyemezler!
Turfanda sebzeyi yerler de “Turfan Türkistan’ın doğusunda” diyemezler!
Tarım konferansları, kongreleri düzenlerler de haritayı açıp bu “Tarım” nerede demezler!
Tanrı Dağlarına şiirler yazarlar da yahu bu “Akdağlar, Karadağlar nerede?” demezler!
Ağacın gövdesinden bir kız çıkar onunla evlenirler de o ağacın kökü gövdesi “Orman” nerede bilmezler!
Sakalar, Hunlar, Asya Hunları, Ak Hunlar, Tölesler, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Çağatay Hanlığı, Seidiye Hanlığı’nı bilmezler!
Sultan Satuk Buğra Han, Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügatit Türk’ü, Kutatgu Bilig’i söylerler de kimdir, nedir bilmezler!
Üç kişinin eline üç tüfek verip Doğu Türkistanlı teröristler lakırdısı hergün kulağımıza çalınırsa hangi temiz abdest suyu bu pisliği temizler.
Onlar Çin’in Rusya’ya, Kazakistan’a, Kırgızistan, Afganistan, Pakistan, Tacikistan’a açılan coğrafyaya enerji yolları diyorlar!
Aynı zamanda orası onlar için enerji kaynaklarının merkezi. Bir daha bak haritaya orası senim vatanın.
Hikmet Can!
Apak Hocalar değil mi ki dün elimizi, dilimizi, belimizi bozanlar. Onlar değil mi soysuzlukta soy arayanlar!
Bilge Kağan’ın öğüdünü dinlemeyen Akdağlılar ile Karadağlıların kavgası, kardeş kavgası. Kardeş kavgasında yardıma koşan Kıtaylar!
Sonra esaret!
Bir elin beş parmağı, Türkistan’da Tatar, Uygur, Kazak, Özbek, Kırgız ayrı ayrı.
İli Anlaşmasıymış. Kimin ilinde kime il çıkarıyorsun?
İşte Baban,
O kahraman,
Son geldiğinde “benim bir oğlum olmuş ağabey” diyordu.
Oğlum!
Kurban oluyum ağabey bir telefon edeyim hanımın sesini duyayım!
Et evlat, sesini duy!
Türkistan’ın doğusunun avazını duy.
Duyduk senin sesini Hikmet Can!
Duymasa da alemi İslam!
Duymasa da alemi İnsan!
Duyduk sesini.
Doğu Türkistan’ın nefesini.
Sana bütün işler kaldı.
Tembellik yaptık biz.
Kim ne derse desinler, varız biz Hikmet Can.
Vatanımız Doğu Türkistan!
Haydi kal sağlıcakla.