SON DAKİKA
Hava Durumu

Bu Memleket Bizim!

Yazının Giriş Tarihi: 06.07.2026 16:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.07.2026 16:19

Nâzım Hikmet'in kabri, Rusya'nın başkenti Moskova'daki ünlü Novodeviçi Mezarlığı'nda. Mezarlığa girince Gorbaçov ve Yeltsin’in anıt mezarlarının arasında. Nazım’ın mezarını küçük, temiz, kumaş bir Türk Bayrağı’ndan bulursunuz. Anadolu’da devasa bakımsız Türk Bayraklarının asıldığı, kumaşının liğme liğme olduğunu çok gördüm. Küçük, temiz, ipi ve direği ile uyumlu bayrak.

Bizden önce ziyaret edenlerin iki kırmızı ve iki beyaz gül bıraktıkları kabrin yanında Vera’nın da mezarı var.

Nâzım Hikmet’in şiiri “Davet”i ilk kez Alparslan Türkeş’in Ankara Atatürk Spor Salonu’nda okumasıyla dinledim.

Bulgaristan’da bir çok dostum Nazım Hikmet’in totaliter rejim döneminde Türkçe laf dinlemenin bir yolu olduğunu söyledi. Hala “komünizmle mücadele” ettiğini ifade edenlerin Bulgaristan’da Nazım Hikmet Kültür Evi’nin ismini değiştirmekle uğraştıklarını biliyorum. Oysa ikibinli yıllarda bu derneğin başkanının tek istediği şey Türkçe kitap, saz, def ve folklör kıyafetiydi. Biz de dostlarımızın desteği ve aracılığı ile göndermiştik. O yıllar velilerin değil delilerin dönemiydi.

Otuz yıl önce Ankara’da başlayan dostlukların Ankara’da buluştukları bir düğünün kilit sorusu memleketti. Herkes birbirine “memlekette ne var ne yok?” diye soruyor, herkes birbirine memleketten haber veriyordu. Soran da cevap veren de bunu biliyordu. Memleket Tebriz, Tusurmatu, Musul, Diyarbakır, Çobanbeyli, Değirmenlik, Sivas, Gaziantep, Adana, Samsun, İzmir, Afyonkarahisar, Çanakkale, İskeçe, Üsküp, Bursa, Prizren, Çukurova, Kadıköy, Ankara, Kemallar, Omurşah, Mecidiye, Niğde, Şumnu, Konya, İstanbul, Samsun, Karadeniz Ereğli, Tekirdağ, Edirne idi.

İçimden haykırarak okudum “Dörtnala gelip Uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim.... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim...”

Bir koca adam, otuz yıl öncesi gençlerinin arasında hıçkırarak ağlıyordu. Kızılcahamam bizim. Gözleri parlayarak salonu tarayan bir kahraman, hasretle memleketten haber bekleyen Tavuklu Sur bizim. Gelemese de selamı yeter Resne, Eğridere, Kalkandelen, Balçık, Çauşköy, Sofya, Razgrat, Eskicuma, Bakü, Kocacık, Jupa, Kışlaev, Kongaz bizim!

Kimsenin yok olduğu zamanda var olduğumuz, uzaklar da olsalarda, uzak da kalsalar da Yeni Pazar Altun Alem’de, Rojay Sultan Murat’da okunan ezan bizim. Kapısında durdurulan Moskova bizim.

Bu memleket bizim…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.