Anadolu’nun farklı yerlerinde görmüşünüzdür. Ulu ağaçlara, mezarlık kapılarındaki demirlere , türbelerin demir parmaklıklarına çaput bağlanır. Dertlerin bağlandığı yerde kalması, bağlayan kişiye mutluluk kazandırması hep arzu edilmiştir.
Konya’da İvriz’de bütün demir aksamı kapatacak şekilde bağlanan çaputlar çok ilgimi çekmişti. İkincisi farklı renklerde biraz da abartılarak Kemallar Demirbaba’da yol boyunca ağaçlara bağlanan çaputlar vardı. Bunun dışında Yalova Termal’de de görmüştüm. Bu en komiğiydi. Çağa uyum sağlayarak çaput yerine kağıt mendil bağlanması ilginçti.
Türk’ün yaşadığı her yerin genel adı olan Anadolu ve Rumeli’de dahil Türkistan’da kadim Türk kültürünün yaşandığı yerlerde çaput bağlandığı görülür. Aslında bu eski Türk inanç sisteminin de bir parçasıdır. Çalama denen ve kutsal olarak değerlendirilen kayaya, demire ve ağaca çaput bağlamak halk inancıdır. Hurafe olarak değerlendirilen ve bastırılan bu inanç sisteminin yaşadığı yerlerde kilise ve cami ile de barışık hale getirildiği içten içe yaşadığı bilinir. Kurşun dökerken okunan dualar, “üzerlik” otunun çıkardığı dumanların ayet ve dualarla yüzünüze doğru üflenmesi, ip ve çaput bağlarken edilen dualar hep Türkistan coğrafyasının merkezinden yola çıkan ululama, halk inancı ile sonradan kabul edilen inancın barışık şekilde yaşatılması değil midir?
Bütün bunları düşünürken aynı yolu takip ederek Karadeniz yolu ile Avrupa’ya kadar uzanan çaput ve ip bağlama geleneğinin yaşatıldığını gördüm.
Geleneğin yaşatıldığı coğrafya doğu Ortodoksluğunun hepsini değil, Gagauzya, Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’ını kapsıyor. Bu gelenek kıştan çıkışta kırmızı beyaz iplerin sevdiklerince bileklere bağlanması ile başlıyor. “Martaniçka” denen bu ipler baharın geldiğinin göstergesi olan leyleklerin gelmesi, ağaçların çiçek açması ile ağaçların dallarına bağlanmakta, taşların altına konmaktadır. Ortodokslaştırılmaya çalışılsa da İslam’dan hurafe diyerek uzaklaştırılsa da yaşadığı “Desti Kıpçak” coğrafyasının kadim Türk yurdu olması dolayısıyla bu bir yaşayan Türk Halk inancıdır.
Martaniçka, bereket talebidir. Martaniçka sağlık talebidir. Kırmızı beyaz yün iplerin bir biri ile sarmaş dolaş olması önemli bir göstergedir. İç içe geçen ipler kadın ve erkeği, masumiyet ve kuvveti bir arada tutar. Bu iplere yeşil olan hayat ipi, sarı olan güneş ipi, kahverengi olan toprak/bereket ipi ilave edilebilir.
Bulgaristan muhacirlerinin unutturulmaya çalışılan bu “Çalama” geleniğini tekrar Anadolu’ya kazandırmaları memnuniyet vericidir. Geçmişte Demir Baba, Hüseyin Gazi, Koyun Baba, Karabaş gibi yerlerde yaşaya gelen “Çalama” isim değiştirip Türkan Bebek’in mezarı başında ya da onun adına dikilen anıtların kenarındaki ağaçlara bağlanarak yaşatılıyor.
Barışın devamının, bereketin artmasının talep edildiği bu geleneği yaşatanlara ne denebilir.
Teşekkürler.
Hadi bu da son söz olsun:
Üç metre dikişsiz çaput ile gideceğimiz dünyada son yolculuğumuzdan önce üç parça çaput iple üç düğme atmıyorlar mı?
Haydi Ramazanımız mubarek olsun.
Oruç ayında bulunan Ortodoks kardeşlerimizin de oruçları kabul olsun.
Martaniçkalarınızı takın kolunuza.
İlle de kırmızı beyaz olsun.
Sevdiklerimiz taksın kolunuza.
Taş çıkmasın yolunuza.
Nisan’da bahar tekrar gelsin yurdumuza.
Ağaçların dalları kırmızı beyaz olsun.
Bu yıl kızıyla erkeğiyle doğan çocukların isimleri inadım inat illede Türkan olsun.
Kalın sağlıcakla.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Abdullah ULUYURT
Çaput ile Çalama!
Anadolu’nun farklı yerlerinde görmüşünüzdür. Ulu ağaçlara, mezarlık kapılarındaki demirlere , türbelerin demir parmaklıklarına çaput bağlanır. Dertlerin bağlandığı yerde kalması, bağlayan kişiye mutluluk kazandırması hep arzu edilmiştir.
Konya’da İvriz’de bütün demir aksamı kapatacak şekilde bağlanan çaputlar çok ilgimi çekmişti. İkincisi farklı renklerde biraz da abartılarak Kemallar Demirbaba’da yol boyunca ağaçlara bağlanan çaputlar vardı. Bunun dışında Yalova Termal’de de görmüştüm. Bu en komiğiydi. Çağa uyum sağlayarak çaput yerine kağıt mendil bağlanması ilginçti.
Türk’ün yaşadığı her yerin genel adı olan Anadolu ve Rumeli’de dahil Türkistan’da kadim Türk kültürünün yaşandığı yerlerde çaput bağlandığı görülür. Aslında bu eski Türk inanç sisteminin de bir parçasıdır. Çalama denen ve kutsal olarak değerlendirilen kayaya, demire ve ağaca çaput bağlamak halk inancıdır. Hurafe olarak değerlendirilen ve bastırılan bu inanç sisteminin yaşadığı yerlerde kilise ve cami ile de barışık hale getirildiği içten içe yaşadığı bilinir. Kurşun dökerken okunan dualar, “üzerlik” otunun çıkardığı dumanların ayet ve dualarla yüzünüze doğru üflenmesi, ip ve çaput bağlarken edilen dualar hep Türkistan coğrafyasının merkezinden yola çıkan ululama, halk inancı ile sonradan kabul edilen inancın barışık şekilde yaşatılması değil midir?
Bütün bunları düşünürken aynı yolu takip ederek Karadeniz yolu ile Avrupa’ya kadar uzanan çaput ve ip bağlama geleneğinin yaşatıldığını gördüm.
Geleneğin yaşatıldığı coğrafya doğu Ortodoksluğunun hepsini değil, Gagauzya, Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’ını kapsıyor. Bu gelenek kıştan çıkışta kırmızı beyaz iplerin sevdiklerince bileklere bağlanması ile başlıyor. “Martaniçka” denen bu ipler baharın geldiğinin göstergesi olan leyleklerin gelmesi, ağaçların çiçek açması ile ağaçların dallarına bağlanmakta, taşların altına konmaktadır. Ortodokslaştırılmaya çalışılsa da İslam’dan hurafe diyerek uzaklaştırılsa da yaşadığı “Desti Kıpçak” coğrafyasının kadim Türk yurdu olması dolayısıyla bu bir yaşayan Türk Halk inancıdır.
Martaniçka, bereket talebidir. Martaniçka sağlık talebidir. Kırmızı beyaz yün iplerin bir biri ile sarmaş dolaş olması önemli bir göstergedir. İç içe geçen ipler kadın ve erkeği, masumiyet ve kuvveti bir arada tutar. Bu iplere yeşil olan hayat ipi, sarı olan güneş ipi, kahverengi olan toprak/bereket ipi ilave edilebilir.
Bulgaristan muhacirlerinin unutturulmaya çalışılan bu “Çalama” geleniğini tekrar Anadolu’ya kazandırmaları memnuniyet vericidir. Geçmişte Demir Baba, Hüseyin Gazi, Koyun Baba, Karabaş gibi yerlerde yaşaya gelen “Çalama” isim değiştirip Türkan Bebek’in mezarı başında ya da onun adına dikilen anıtların kenarındaki ağaçlara bağlanarak yaşatılıyor.
Barışın devamının, bereketin artmasının talep edildiği bu geleneği yaşatanlara ne denebilir.
Teşekkürler.
Hadi bu da son söz olsun:
Üç metre dikişsiz çaput ile gideceğimiz dünyada son yolculuğumuzdan önce üç parça çaput iple üç düğme atmıyorlar mı?
Haydi Ramazanımız mubarek olsun.
Oruç ayında bulunan Ortodoks kardeşlerimizin de oruçları kabul olsun.
Martaniçkalarınızı takın kolunuza.
İlle de kırmızı beyaz olsun.
Sevdiklerimiz taksın kolunuza.
Taş çıkmasın yolunuza.
Nisan’da bahar tekrar gelsin yurdumuza.
Ağaçların dalları kırmızı beyaz olsun.
Bu yıl kızıyla erkeğiyle doğan çocukların isimleri inadım inat illede Türkan olsun.
Kalın sağlıcakla.