SON DAKİKA
Hava Durumu

Dini imanı olmayanlar!

Yazının Giriş Tarihi: 09.09.2026 13:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.09.2026 13:28

Macaristan, Almanya, Avusturya, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerde farklı saray müzeleri ziyaret ettim. Müzecilik anlayışı olanlar kadar olmayanlar da var.

Rusya’daki Ermitay Saray Müzesi şu ana kadar beni en çok etkileyen müzeydi. Çalışanların düzeni ve sorumluluk alanı ile ilgili bilgisi beni etkiledi. “Her şey kontrol altında” mantığı ile işlerini ciddiye alıyorlardı.

Neredeyse her odada bir emekli -muhtemelen öğretmen- Rusça ve bazen İngilizce o odadaki eserlerle ilgili bilgi veriyordu. Rehberler öyle ciddi ve bakımlı idiler ki adımlarınızı ve davranışlarınızı onların kontrolüne veriyordunuz. Nazik bir gülümseme ile azıp, sapma ve bir nadide esere fazlaca yaklaşmanız engelleniveriyordu.

Aslında beni o zaman etkileyen başka bir şey de Moskova-Senpetersburg (Saint Petersburg) treniydi. Kompartıman önünde bizi karşılayan kürk mantolu ve başlıklı görevli biletlerimizi kontrol etmişti. Sonra da aynı görevli kompartımanda bizimle yolculuk etti. İçerideki kıyafeti ise bambaşka idi. İkramları da yapan aynı görevliydi. Gülen yüzü, donukluğu ve disiplini de beraberinde taşıyordu. O zaman da aklıma Türkiye’de kompartımanlar arasında duracak istasyon anonsunu yapan görevli aklıma geldi.

Ak(h)isar… Akisar’da inecekler hazırlansın”.

Tren boyunca kompartımanlarda bu ses yılların tecrübesi ile yankılanıyordu. Bazen seslendiren görevlinin arkasında birkaç görevli de onun yürüyüşüne eşlik ediyordu.

Almanya ve Fransa’da ise bir müze için çok önceden bilet almalısınız. Saatini bildirmelisiniz. O saatte doğru bilgilendirme ile müze içi rehber eşliğinde tura (gezme veya ziyarete) katılmalısınız.

Anlayacağınız bileti alınca saldım alana, Mevlam kayıra yok!

Bütün bunları yazmamın nedeni geçen hafta Maraş’taydım.

Hani şehit öğretmen Aybüke’nin yüreklere işlediği kahraman Gazi Mağusalıların hikayesinin anlatıldığı “Mağusa Limanı”ndaydım. Lala Mustafa Paşa Camisi onarımda ama Mağusa Selimiye Camisi açık.

Kıbrıs Türk tarihini içeren roman, sekiz ciltlik Sabır Ağacı’dır. Bu eser mutlaka okunmalıdır. Bugünü görmek, yarını yaşamak için şüphesiz dünü bilmek gerekir.

1974’te Başbakan Ecevit’in Türk Silahlı Kuvvetleri ateş açılmadıkça ateş etmeyeceklerdir. Savaş için değil, barış için Kıbrıs”tadırlar. Kıbrıs’ı istila için değil, zorbaca bir istilaya son vermek için Kıbrıs’tadırlar şeklinde özetlediği harekatla bugün Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde hür ve müstakil olarak milletimiz yaşıyor.

Nesiller geçtikçe de bu hür ve müstakil yaşama arzusu pekişiyor. İlk bakışta Türk askerinin müdahalesi ile Güzelyurt, Lefke, Girne, Lefkoşa, Gazi Mağusa, Dip Karpaz’daki Ortodoksların güneye kovalandığı düşünülebilir. Gerçek öyle değildir. Benim yaşımda olan herkes “kolay İngilizce öğrenmenin yolu Limasollu Naci” yi tanır. Lise’deki İngilizce öğretmenimizin adı da Naci idi ve ben onu Limasollu sanırdım. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu Rauf Denktaş, Baf’lıymış. Doktor Fazıl Küçük’ün çocukluğunu geçirdiği yerler Lefkoşa’nın güneyindedir. Hala Sultan’ın mezarı güneydedir.

Türk tarih yazıcılığının bir hastalığı Kıbrıs’ta da kendini gösterir. 2. Selim döneminde Kıbrıs Venedik Cumhuriyeti’nden 1571 tarihinde alındı. Ada Türklerinin öncesi birkaç kaynakta bahsedilir. Kıbrıs, 1878 yılında Rusya korkusuyla 2. Abdülhamit döneminde Birleşik Krallığa emaneten bırakıldı. 1914’te de Birinci Dünya Savaşını bahane ederek İngiltere ilhak etti.

Türkiye Kıbrıs’ı Venedik Cumhuriyeti’nden aldı, Rusya korkusuyla İngiltere’ye verdi. Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Kıbrıs’a dikkat ediniz. Kıbrıs düşman elinde bulunduğu takdirde, ikmal yollarımız kapanır. Kıbrıs’a önem veriniz” sözünün de kulakta küpe olması gerekir.

Tekrar yazının başına dönersek Gazi Mağusa’nın Lefkoşa’nın fethinden bir yıl sonra alındığı bunun için de kolay teslim olmadığı bilinmelidir. Sur içindeki şanlı direniş unutulmamalıdır. Onun için Mağusa “Gazi”dir. Sur içinden 20 dakika yürüyüşle güneyde Maraş vardır. Çok uluslu şirketlerin de elli yılı aşkın zamandır otellerini terkettiği altın kumsalı olan Maraş.

Maraş turizme açılmış. İster gezme deyin ister ziyaret. Kapıda herkesin göreceği şekilde ücretsiz levhası dikkati çekiyor. O halde İçişleri Bakanlığı polislere, Gazi Mağusa Belediyesi diğer hizmetlere, Vakıflar İdaresi de Bilal Ağa Mescidi ve çevresine düzenli destekçi (sponsor) oluyor. Bu yanlıştır.

İkincisi gezmeye veya ziyarete gelenlerin bilgilenmesi ancak Vakıflar İdaresi tarafından heryere dikilen büyük levhalarla yada girişte farkına varırsanız AdaKıbrıs bilgilendirme haritası ile oluyor. Saldım alana Mevlam kayıra mantığı ile başıboş, nerede olduğunun farkında olmayan kalabalıklar gördüm bu da yanlış. Mutlaka profesyonel rehberler eşliğinde zaten var olan elektrikli araçlarla ve önceden randevu alınarak düzenleme yapılmalıdır.

Güneyden gelen Kıbrıslı Ortodoksların buralarda kendi rehberleri ile kontrolsüz kalabalıklarla dolaşmalarını doğru bulmuyorum.

Gerek polisleri, gerekse belediye çalışanlarını ve gerekse vakıf çalışanlarını Kıbrıs Türkleri’nin kendi naifliği içinde iyi niyetli gördüm. Ama bu yetmez. Girişte hemen müdahele öncesi yapılan kilisenin doğusundaki ve daha aşağıda bulunan iki plaja deniz turizmi için gelenlerle, Maraş’ı tanıma ve kültür turizmi için gelenler ayıracak düzenleme yapılmalıdır. Sahil boyunca uzanan ziyaret hattı bisiklet ve elektrikli kaykaylar için açık olabilir. Ama batıya Bilal Ağa Mescidine uzanan hat mutlaka profesyonel rehberler eşliğinde yapılmalıdır. Mücahitler bu konuda değerlendirilebilir.

Bu gidişimde aslında Kıbrıs’ı daha iyi gördüm. Ercan havaalanından etkilendim. Etimesgut Belediye eski başkanı Enver Demirel’e de bir teşekkür borcum var. Lefkoşa Milli Müzesi onun eseridir.

Kıbrıs televizyonlarını, yazılı basını, sosyal medyayı takip ediyorum. Kıbrıs’ta gördüklerim biraz farklı. Kıbrıs’ta strateji “yaşa ve yaşat” olmalı. Ne demek bu Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşamak ve yaşatmak üzerine hertürlü proje geliştirilebilir. Günü birlik heveslerden ve saman alevlerinden uzak olmalı, hayatın içinde mutlaka gençler olmalıdır.

Gazi Mağusa’ya giderken lüzumsuzca kulağınıza fısıldanan “yağmalanan yerleri görün” diyenlere inat, hadi Kıbrıs’la kalın, Lefkoşa’yla kalın, Gazi Mağusa’yla kalın, mahsun Maraş’la kalın.

Unutmayın İskele’den yan basa basa çıktığınız yol Gazi Mağusa’ya ve oradan mahsun Maraş’a kan kusa kusa ulaşabilir. Ama unutmayın, Gazi Mağusa bize şehit öğretmen Aybüke’nin armağanıdır.

Açılsanız da saçılsanız da sizi vuranlarda “yoktur din iman

Hadi hoşça kalın…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.