SON DAKİKA
Hava Durumu

Gagauz Yerinde Neler Oluyor?

Yazının Giriş Tarihi: 13.07.2026 13:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.07.2026 13:48

Okuduğum son kitap Albert Aynştayn’ın (Einstein) “Benim Gözümden Dünya” kitabıydı. Bu kitabın satırlarını çize çize okudum. Aynştayn kitabın ilk bölümünde ısrarla Avrupalı milletlerin silahsızlanması, milliyetçilikten uzak durması, vicdani retten bahseder. İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’daki gelişmeler üzerine Prusya Bilimler Akademisi’nde istifa eder. Vatandaşlıktan da ayrılır. Amerika’da tutunmaya çalışır.

Avrupalıların yukarıda ifade ettiğim hususlardaki başarısızlığının nedenini “yalnızca ihtiraslı ve ahlaksız politikacıların değil, ülke halklarının duyarsızlığı ve miskinliği” olarak ifade eder. Kitabın bu bölümü gayet insancıl ve barışçıldır.

Kendisi de Yahudi ve siyonist olan Aynştay’ın kitabının ikinci bölümünde ise Yahudi İdealleri, Yahudi Gençliği, Filistin’in Yeniden Yapılanması, Yahudi Topluluğu, Çalışan Filistin, Yahudi Canlanışı, Anti-Semitizm ve Gençlik başlıkları yer alır.

Siyasi ahlak barometresini insanların Yahudilere saygısına bağlar. Gazeteci Theodor Herzl’in amaçlarının Yahudi halkında müthiş dayanışma ve iyimserlik yarattığından bahseder. Farklı ülkelerdeki Yahudilerin ne kadar güçlü bağlarla tek bir kadere bağlandıklarını bir kez daha görmüş olduğunu ifade eder. Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Yahudilerin, özenle korudukları gelenekleri dışında hiçbir ortak noktalarının olmadığını, üretim araçlarından uzak bulunduğu yere bağlanmaması için kendi tercihleri dışında ticarete yöneltildiklerini söyler.

Siyonist liderlerinin amaçlarının siyasi olmadığını, toplumsal ve kültürel olduğunu söyler. Filistin’de bir vatan ilkesinden övgüyle bahsederken, buranın entelektüel hayatın kaynağı ve tüm dünyadaki Yahudiler için ruhani bir merkez haline gelmesi gerektiğini vurgular.

Entelektüel hayatın kaynağı için Kudüs’te üniversite açılması, bunun için maddi kaynak gerekliliği, bunu yapan Amerika’daki Yahudilerce sağlanabileceği, bunun bir hayır işi olmadığını tüm Yahudileri ilgilendiren ve başarıldığı takdirde Yahudilerin başarısı olduğunu söyler.

Bir asır önce Yahudilerin gettolarda yoksul ve politik haklardan uzak yaşadığını, o günlerde halkın entelektüel ve fiziksel açıdan oldukça zayıf olsa da toplumsal açıdan manevi dengeye sahip olduğunu ifade eder.

Başka milletler için milliyetçiliğin zararlarını sayıp döken Aynştayn sonunda “biz Yahudilerin bir ulus olarak varoluşumuzun farkına varmamız ve sağlıklı bir varoluş için gereken özsaygımızı tekrar kazanmalıyız. Atalarımız ve tarihimizle tekrar gururlanmalıyız. Tek tek birey olarak rol almamız yeterli değildir, gözümüzü bir bütün olarak ulusun yerine getirebileceği görevlere dikmeliyiz” değerlendirmesini yapar.

Bu girişten sonra Moldova’daki Gagauz Yeri Özerk Bölgesi ile ilgili kanaatimi yazayım. Sayısını bilmediğim kadar Gagauz Yeri’ne gittim. Gagauzlar, eşimi çok severler, annedir, abladır, babaannedir. Onun gölgesinde biz de yer bulduk. Çukurlara düşmeden gidebilecek, Gagauzlara yol tarif edecek kadar iyiyimdir! Bunlardan bir ya da ikisi dışında harcırah kanununu kullanmadım. Harcırah kanunu ile gidenlere mümkün olduğu, dilimiz döndüğü kadar durumu anlattım. Büyükelçilere görüşlerimi aktardım.

Bunlardan en önemlisi ise 16 Kasım 2016 olarak gördüğüm tarih itibarı ile dönemin Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş’e sunulan bilgi notumdu. Doğrusu Gagauz Yeri’nde beraberdik, ama resmi heyetlerden uzak kaldı.

Bilgi notunda “Gagauz Yeri’nin toprak bütünlüğü olmayan özerk bir yönetim olduğu, dilinin Oğuz Türkçesi olduğu, Anadilini unutulmakla yüzyüze olduğu, Rusçanın eskiden beri hâkim dil olduğu, Moldovanca’nın da pek etkin olmadığı, millet bağının dinle değil, dille kurulabileceğini, hele Türkiye ile millet birliği olduğunu ümmetin birliği içinde Gagauzların yer bulamayacaklarını” yazdım.

Önemli husus ise Gagauzların Anayasal Hakları idi. Gagauz Yeri’nin özel hukuki statüsüyle ilgili kanunu ile Moldova Anayasası’nın uyumlulaştırılması gerekliydi. Moldova, batıya entegre olma, Romanya ile birleşme gibi hedefler koymuş bir ülkeydi. Bu, Avrupa’nın ve NATO’nun da isteğiydi. Bir engel vardı. Ruhen Gagauz Yeri ve Transdinyester bölgesi, Rus hinterlandında görünüyordu. Toprak bütünlüğü bakımından sıkıntılı olan bir ülkenin Avrupa’ya alınması ancak onun Kıbrıs Rum Devleti olması ile mümkün olabilirdi.

Moldova, yukarıda söylediğim iki bölgeyi milli devlet politikasına uygun Rusya’dan uzak hale getiriyor. Rusya’nın Ukrayna’da başı beladayken, ümmetin birliği dışında kalan Gagauzların yıllarca Rusya’dan icazetli başkanlar tarafından yönetilmesine ses çıkarılmaması, hatta terörize edilmesi, yolsuzluklarla suçlanacak işlerin önünün açılması, Gagauzlar ve Türk Milletinin yok oluş taşlarının Bender’de Boğdan’da döşenmesinden başka ne olabilir.

Bir yıldır Gagauzların Başkanı cezaevinde. Başsız bir Gagauz Yeri. Görülen şu ki, başsız kalmaya devam edecek. Son olarak Kişinev’den bağımsız Merkez Seçim Komisyonunu oluşturma ve seçim düzenleme hakkı da kaldırıldı. Büyük öneme sahip, adalet, içişleri, bilgi ve güvenlik gibi alanlarda da yetkililerini belirleme hakkı da geçersiz kılındı.

Benden çok şey yazmamı, yazdıklarımı üstlerinize raporlama kolaylığı sağlamamı beklemeyin.

Siz NATO Ankara toplantısı sırasında küstahça İran’ın bombalanmasını, sonrasında Gagauz Yeri özerkliğine vurulan darbenin ne anlama geldiğini anlayın yeter.

Miskin miskin oturan ve Gagauz Yeri için yüreği yananlarla, böreği (içi) yananlar arasında tarafsız kalan halkımızın ve özellikle kendilerine milliyetçi olduğunu ifade edenlerin kulaktaki küpe ile yaptıkları değerlendirmeler sonucunda eniştelerle çıktıkları yolda hayırlı yolculuklar dilerim.

Gagauz Yeri’nde neler oluyor sorusunun cevabını Ana Sözü Gazetesi’nden okuyun, dağlarımda yıllarca dolaşan Amerikalı keşişten, bizim Papaz’dan, dinleyin. Yıllarca belediye belediye gezen Gagauz belediye başkanlarından ve yaptıklarından dinleyin. Sessiz kalan kardeş belediyelerden görün. Yaptığımız Moldova Cumhurbaşkanlığı sarayında alınan kararı, Komrat’ta açılan ve Moldovanca eğitim veren okulu benden sormayın.

Çözümsüz yazılar boşa yazılardır. Çözüm vardır. Muhalefet parti liderleri şimdi Gagauz Yeri’ne gidin ve dağ dağ dolaşın, şehir şehir dolaşın gerçeği görün. Tercüman götürmeyin. Orada herkes Türkçe bilir. Türkçe bilmeyenden de size fayda gelmez.

Görev yapan ve görev yaptığı yıl kadar dahi Gagauz Yerine gitmeyen Harcırah Kanununa tabi olanlar yaptıklarınızı yazın da geldiğiniz başarılı sonucu görelim.

Şimdi tekrar başa dönün Aynştayn’ın dediklerini okuyun.

Geçmişteki acılardan ders çıkarıp geleceğe hazırlanma yerine ağlayan, bir kahramanlık marşı bile olsa mağlubiyetle sonuçlanan Osman Paşa Marşı’nda oynayan hafızası zayıflatılmış, avare kasnak gibi dönen bir millet olduk.

Bu da unutulur vesselam!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.