SON DAKİKA
Hava Durumu

Gavur İzmir!

Yazının Giriş Tarihi: 14.02.2026 12:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.02.2026 12:55

Haftanın son iki günü İzmir’deydim. Hiç “Gavur İzmirli” görmedim. Ama kelimenin tam anlamıyla “gavurun zulmünden” İzmir’e sığınanları gördüm.

Gelelim bu İzmir’in gavurluğuna!

Binlerce yıl önce Saka Türkü savaşçı kadınların kurduğu, hatta ismi; Saka lügatinde göğsünü rahat ok atabilmek için aldıran kadınlar anlamına gelen “Smyrna” kelimesinden gelen İzmir, 1071 yılından on sene sonra Müslüman Türklerin kontrolüne geçer. İzmir, Adalar Denizinin Anadolu kıyısındaki liman kentidir. Müslüman Türkler önce, Kadife Kale ve civarını zapt eder. Türk’e kefen biçme sevdalıları ile zavallı Anadolu’yu sömüren Levanten aşığı işbirlikçilerin Kadife Kale ve civarını kimliksizleştirme çabalarını şimdi anladınız mı?

Liman kenti ve ticaret yolu üstündeki bu şehrin limanına Venedikli-Rodoslu lejyonlar hakimdir. Dolayısıyla tabir yerindeyse şehrin ümüğünü sıkmaktadır. 1402 yılının aralık ayında Türk Hakanı Timur tarafından bu son nokta da Türk toprağı yapılır. Turistik kaygıyla ihya edilmezse o gün kale yerle bir edilir. Bu kale şimdiki Bayraklı semtindedir. İşte Gavur İzmir 1402 yılında Timur tarafından Türk toprağı yapılan bu yerdi.

Ancak;

Ekonomisi iflas eden/ettirilen Osmanlı Devleti, Sultan Abdülaziz döneminde Batı’dan yeni krediler almak üzere Avrupa’nın/İngiltere’nin kapısını çalar.

“Türk topraklarından yabancılara mülk edinme hakkı” tanınması şartıyla, bu talep kabul edilir. Sultan Abdülaziz de 1867’de meşhur Safer Kanunu’nu çıkartır. Ardından ne mi olur?

Kısa sürede sadece İngilizlerin salt Batı Anadolu'da (İzmir ve yakın çevresinde) satın aldığı topraklar 3 milyon dönüme yaklaşır. Aynı bölgede yabancıların satın aldığı toprakların yüzölçümü ise 6 milyon dönüme erişir. Önceden toprak sahibi olan Türk köylüsü, kendi çiftliklerinde ve topraklarında ırgat olarak çalışmaya başlar. Hatta İngiltere Kraliçesi’nin doğum günleri, İzmir’de şehrin her köşesi İngiliz bayraklarıyla süslenerek kutlanır. İşte bu yüzden Müslümanlar, İzmir' e "Gavur İzmir" demeye başlar.

Nitekim;

Türk İmparatorluğunun son iki yüz yılında Adnan Menderes’in de mezun olduğu Amarikan misyoner okulları, levantenlerce desteklenen misyonerler, Yunanlıların bu vatanın haremi ismetine tecavüz gayretleri efelere, yörüklere ve bugün bizim çok uzak olduğumuz yazılan kahramanlık hikayelerinin son temsilcisi şehit Hasan Tahsin’e çarparak durmuştur.

İzmir, İçkale dışında Edirne’nin zaptından seksen yıl önce Türk ili olmuştur. İstanbul’un fethinden ise neredeyse dört yüz yıl önce Müslüman Türk ilidir.

15 Mayıs 1919 yılında işgali ile Hasan Tahsin’in kendisini feda ederek sıktığı kurşun ile başlayan Kurtuluş Savaşı’ndan intikam alma arzusu ile soysuzların “Gavur İzmir” haykırışıdır. Lozan’la kaldırılan adli ve mali kapitülasyonlara, sömürge düzenine duydukları özlemdir.

Evet; Hasan Tahsin’in ruhu bir gün sonra Bandırma Vapuru’ndadır. Hasan Tahsin’in ruhu Sultan Ahmet Meydanındadır.

İzmir, Akdeniz’in bir parçası Adalar Denizi’ne uzanan incidir. “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir!” emrindeki kızıl elmadır. Lozan’da Adalar Denizi olan bu iç denize sonradan aklı evveller Ege demişler. Sonra da yahu ilk hedef Akdeniz’ken neden İzmir’e Türk ordusu gelmiş diye dalga geçenlere tek sözümüz kimliksizleştirilen ya da “kendilerine” göre kimlikleştirilen coğrafyamızda bugünkü ameliyatlara bakalım.

Hadi Türk İzmir’den,

Alsancak’tan, Kordon’dan

Biraz Bornova’dan, biraz Buca’dan size selam olsun!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.