Karadağ Cumhuriyeti parlamenter demokrasi ile yönetiliyor. 3 Haziran 2006’da yapılan referandumda Müslüman Sancak Boşnakları, Arnavutlar, Ulçin civarında kendini Karadağlı Müslüman olarak olarak tanımlayan nüfusun ekserisi tarafından desteklenerek bağımsızlığını elde etti.
“Samo Jedan Sanjak” velvelemize rağmen ucuz yağ kuyruğuna giren alıcılar gibi bağımsızlığın Sancak’ın bölünmesi olduğunu söylememize; Türkiye’deki hadi benim tanımlamamla “Güney Sancaklılar” kulak asmadılar. Onların kulaklarına “NATO” masalları, “Avrupa Birliği” masalları okundu. Bakın yüz yıl önce ham denilen Doğu ve Batı Sancak’tan bahsetmiyorum!
Yediyüzbine yakın olduğu bilinen Karadağ’ın yüzde 45’i kendini Karadağlı, yüzde 28 Sırp, yüzde 11 Boşnak, yüzde 9 Arnavut, yüzde 1 Hırvat, yüzde 1 Romen ve yüzde 5’ de “diğer” olarak tanımlanıyor.
Son yıllarda Türk kamuoyunu heyecanlandıran bir gelişme oldu ve burada kayıp Türkler bulundu.
Sonra ne oldu?
Türkiye’de ne olduysa orada da o oldu!
Onların “Yörük mü, Avşar mı, Avar mı?” yoksa “Türkmen mi?” oldukları konusunda ciddi araştırmalar yapılıyor!
Ülkede Avro kullanılıyor. Yani efendi Avrupa. Enflasyon da yüzde 2.
Hep Hollanda’yı Konya ile mukayese ederler. Ben de Karadağ’ı her ne kadar iki üç mahallesi dışında taşra olsa da maalesef kaçak binaları ve büyük büyük depoları, sıfırın altında bir yol zemini olan, o kadar hızlı kirletme ve kirlenme karşısında sabah gezmeleri dışında hizmet üretilemeyen Buca’yla kıyaslayım.
İçinde bize yakın olanların da olduğu, Adriyatik kıyısına Orta Çağ Avrupa site şehirlerinin sıralandığı temiz Karadağ, Türkiye’ye vize koyuyormuş!
Türkiye’de son yıllarda kovuldukları, büyük babalarının mezarları olan Karadağ’a şirin görünmeye çalışan “Karadağ Diasporası” bu vize koyma karşısında harekete geçmeyi düşünüyor mu?
Yoksa haklı Srebrenisa soykırımını sadece birgün, bir hafta hatırlayıp “vur patlasın çal oynasın ben vatandaş olayım, pasaportumu cebime alayım mı?” diyorlar.
Son model arabalarına gıbta ile baktığım, yediyüzbin nüfuslu ülkenin Başmüftüsü, imamları, bakanları, cami avlusunu yurt yapanları Türkiye’ye vize konmasına ne diyorlar?
Hala bugün yağlı ballı yaşayıp cevabını 1912’de, 1915’te, 1992’de yaşananlarla mı ödeşme peşindeler.
Karadağ, 1 Kasım 2026’da Türkiye’ye vize koyuyormuş.
Lütfetsin de koymasın!
Kendini Türkiye’de Karadağlı hisedenlere selam olsun!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Abdullah ULUYURT
Karadağ Türkiye’ye Vize Koyuyormuş!
Doğrudan konuya gireyim:
Karadağ Cumhuriyeti parlamenter demokrasi ile yönetiliyor. 3 Haziran 2006’da yapılan referandumda Müslüman Sancak Boşnakları, Arnavutlar, Ulçin civarında kendini Karadağlı Müslüman olarak olarak tanımlayan nüfusun ekserisi tarafından desteklenerek bağımsızlığını elde etti.
“Samo Jedan Sanjak” velvelemize rağmen ucuz yağ kuyruğuna giren alıcılar gibi bağımsızlığın Sancak’ın bölünmesi olduğunu söylememize; Türkiye’deki hadi benim tanımlamamla “Güney Sancaklılar” kulak asmadılar. Onların kulaklarına “NATO” masalları, “Avrupa Birliği” masalları okundu. Bakın yüz yıl önce ham denilen Doğu ve Batı Sancak’tan bahsetmiyorum!
Yediyüzbine yakın olduğu bilinen Karadağ’ın yüzde 45’i kendini Karadağlı, yüzde 28 Sırp, yüzde 11 Boşnak, yüzde 9 Arnavut, yüzde 1 Hırvat, yüzde 1 Romen ve yüzde 5’ de “diğer” olarak tanımlanıyor.
Son yıllarda Türk kamuoyunu heyecanlandıran bir gelişme oldu ve burada kayıp Türkler bulundu.
Sonra ne oldu?
Türkiye’de ne olduysa orada da o oldu!
Onların “Yörük mü, Avşar mı, Avar mı?” yoksa “Türkmen mi?” oldukları konusunda ciddi araştırmalar yapılıyor!
Ülkede Avro kullanılıyor. Yani efendi Avrupa. Enflasyon da yüzde 2.
Hep Hollanda’yı Konya ile mukayese ederler. Ben de Karadağ’ı her ne kadar iki üç mahallesi dışında taşra olsa da maalesef kaçak binaları ve büyük büyük depoları, sıfırın altında bir yol zemini olan, o kadar hızlı kirletme ve kirlenme karşısında sabah gezmeleri dışında hizmet üretilemeyen Buca’yla kıyaslayım.
İçinde bize yakın olanların da olduğu, Adriyatik kıyısına Orta Çağ Avrupa site şehirlerinin sıralandığı temiz Karadağ, Türkiye’ye vize koyuyormuş!
Türkiye’de son yıllarda kovuldukları, büyük babalarının mezarları olan Karadağ’a şirin görünmeye çalışan “Karadağ Diasporası” bu vize koyma karşısında harekete geçmeyi düşünüyor mu?
Yoksa haklı Srebrenisa soykırımını sadece birgün, bir hafta hatırlayıp “vur patlasın çal oynasın ben vatandaş olayım, pasaportumu cebime alayım mı?” diyorlar.
Hadi iki atasözü söyleyelim:
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Karadağ’ın ağzını büzüşünden “Ömer” diyeceği belliydi.
Son model arabalarına gıbta ile baktığım, yediyüzbin nüfuslu ülkenin Başmüftüsü, imamları, bakanları, cami avlusunu yurt yapanları Türkiye’ye vize konmasına ne diyorlar?
Hala bugün yağlı ballı yaşayıp cevabını 1912’de, 1915’te, 1992’de yaşananlarla mı ödeşme peşindeler.
Karadağ, 1 Kasım 2026’da Türkiye’ye vize koyuyormuş.
Lütfetsin de koymasın!
Kendini Türkiye’de Karadağlı hisedenlere selam olsun!