SON DAKİKA
Hava Durumu

Subartu!

Yazının Giriş Tarihi: 23.04.2026 15:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.04.2026 15:26

Herkes İngiliz Lawrence’in Arap versiyonunu bilir. Tarih başarıları yazar, acıları ise mümkünse unutturur. Belki Türklerde böyledir. Araplar kadar Anadolu’da Kürtler için de bir “Lawrence” vardı. Adı Binbaaşı Noel’di. Musul’u Anadolu’dan koparan aslında budur. Onun gayreti ile Diyarbakır ve çevresinde ayrılıkçı ayaklanmalar örgütlenmeye çalışılmıştı.

Rusların, 93 Harbindeki ve Birinci Dünya Savaşı’na katıldıkları ilk bölümde Türk coğrafyasının doğusundaki başarıları dindaşları Ermenileri “bağımsızlık” hayaline sürüklemişti. Piskoposlar ve komitacılar bu hayali beslediler. Bu yazımda sadece Diyarbakır ve çevresindeki gelişmeleri kısaca yazmak istedim.

Örgütlenmeye başlayan Ermeniler silah temin etmişler, yabancı subayların komutasında kendilerinin ifade etiğine göre yüzbin genci askerlik için eğitmişler ve uygun zamanın gelmesini beklemişlerdi. Fransa ve İngiltere’nin desteği ile “Ermenistan” kurulması da ençok Kürtlerin de yoğun yaşadığı Vilayet-i Sittede rahatsızlık yaratmıştı.

Vilayet-i Sitte içinde anılan Diyarbakır’da bile yüzde onbeşi geçmeyen Ermenilerin beklentileri büyüktü. Yunanlıların öyle değil miydi?

’93 Harbinden sonra Diyarbakır’ın huzurunu bozan büyük olaylardan birisi şüphesiz ki 1 Kasım 1895 Cuma günü kiliselerde toplanan Ermenilerin Cuma namazı kılan cemaate namazda saldırılarıdır. Yüzlerce kişi ölmüştü. Eş zamanlı olarak Diyarbakır’da çıkarılan yangınlarda 878 dükkân yakılmıştı. Bu dükkanların Ermenilere ait olanları bile vakıf mülkü olduğu anlaşılmıştı. Aynı şekilde 1914 yılında çıkarılan yangınlarda da Sur içinde ticarethaneler, hanlar ve evler yakılmıştı.

Ermeniler, Birinci Dünya Harbinde kendilerinden o kadar emindiler ki evlerinde ve görünür yerlerde kendilerine özgü bayrak ve semboller asmışlardı. Birinci Dünya Savaşında, seferberlikte Türk Devletinin aleyhinde çalışmışlardı. Bu çalışmaların sonunda İstanbul’da 24 Nisan 1915 yılında Ermenilerin Tehciri (ülkeye zarar veremeyecekleri ülke içinde daha güneye iskân ettirilmeleri) kararlaştırılmıştı. Diyarbakır bölgesinde de 31 Ağustos 1915 yılına kadar göç ettirme tamamlanmıştı.

Birinci Dünya Savaşını kaybeden Türk Devletine Ermenilerin bir kısmının geri dönmüş olabileceğini düşünüyorum. Ama bunlar oldukça azdır. Musul ve çevresi ki -buna Diyarbakır ve çevresi de dahil- İngilizlere bağımlı bir Kürt Devleti kurulması planı oluşturulmuştur. Bunun uygulayıcısı ise şüphesiz Binbaşı Noel’dir. Noel o kadar ileri gitmiştir ki ülkesinin politikalarına ters olarak “Ermenilere asla güvenilemeyeceğini, oysa Kürtler sonuna kadar güvenilebileceğini” ifade etmişti.

Kürtçülük faaliyetlerinin en önde savunucusu Cemilpaşazade Ekrem ile görüşen Noel burada kendisi adına verilen ziyafetlere katıldı. Ekrem’in Kürt Kulübü binasında yaptığı konuşmalardan birinde “Burada Türklük ve Osmanlılık yoktur. Burası müstakil Kürdistandır” konuşması katılanlarca tenkid edilerek, “Ekrem, sen kimin namına konuşuyorsun” karşılığını buldu. Bu olay adli makamlara yansıdı. Kürt Kulübü, Ekrem’den Diyarbakır’ı terk etmesini istedi. Ekrem de Halep’e gitti. Çok geçmedi Kürt Kulübü de kendisini fesh etti. Daha sonra kurulan Kürt Teali Cemiyeti ile de görüşen Noel, burada yaptığı konuşmalarda Kürtleri övüp, Ermenileri yerse de yeteri destek bulamadı.

Bütün bu kargaşa çıkarma girişimlerine karşın asil Diyarbakırlılardan destek bulamayan Noel, Viranşehir’de Milli Aşiretinin desteğini almaya çalışmış, burada da “bila kayd u şart devletten ve Türk kardeşlerinden ayrılmayacakları” karşılığını almış, külliyetli para teklifi de reddedilmişti.

Mütareke yıllarında bölgede yapılan İngiliz çalışmalarının bir amacı vardı. O da dönemin İngiliz Dışişleri müsteşeaı Höhler’in deyimi ile Kürtlerin ve Ermenilerin durumu değil İngilizlerin Subartu’daki menfaatleriydi.

Bütün bunlar olurken İzmir’in işgali ülkede bir bağımsızlık ateşini yaktı. Yapılan zulümlerin Diyarbakır’da da tekrarlanacağını düşünen halk, Millî Mücadelenin yanında yer aldı. Milli dernekler kurdu ve gerekli çalışmalara başladı. Herkesin dilinde “rezillikle yaşamaktansa şanlı ölmek” sözleri vardı.

Özellikle Silvanlı ve Kulplu kadınların direnişi burada anılmalıdır. İkinci İnönü zaferi sonrasında Diyarbakırlılar Ankara Hükümetine, 5 bin 700 lira nakit para 131 at, 80 araba, 3 bin metre kumaş, 6 bin 200 kat çamaşır göndermişlerdir. Sakarya Savaşı sonrası sevinçle şehirde meşaleler yakılması ve tezahuratlarda bulunulması hatırlanmalıdır.

Burada ifade etmeliyim ki;

İzmir’in yakılması bağımsızlık meşalesinin ülkede yakılmasına neden olmuştur. Bölücülük faaliyetleri son bulmuştur. Ruslara güvenen, İngiliz ve Fransızlara inanan Ermenilerin tehcir öncesi katliamlarının Diyarbakır’da tekrarlanabileceğini göstermiştir.

Halk topyekûn Ankara’nın yanında yer almıştır. Onun için 24 Nisan 1915 Ermeni yerdeğişimi; zulüm ve katliamların büyümesini önlemek için vatan içinde toplu yer değiştirmedir. 23 Nisan 1923 Büyük Millet Meclisi açılışı da işgal altındaki Türk yurtlarının Misak-ı Milli sınırları içerisinde hür ve müstakil olması için gayrettir.

Her nedenle olursa olsun kutlamamak ayıptır. Ve kim ki “24 Nisan’a katliamdır” derse, Allah’ın gücüne gider.

O tarihlerde ekserisi Türk olan bizim Revan’da kin ve nefret abidesi olarak diktirilen ve Talat Paşa’nın kafasının ayak altında çiğnendiği heykeldir. Anadolu’da asla kin ve nefret abidesi yoktur. Hatta biz bazen hoşgörünün dozunu kaçırıp Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan, Rus işgalcileri, Ermeni soykırımcıları, sonra ülkeyi vasal hale sokmaya çalışan Amerika’yı incitmemek için düşman der geçeriz.

Masum Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i hakkıyla anamaz, büstünü dikemeyiz. Sahi düşman kim? Türk çocuğu bilmez.

Gelelim yazının başlığına.

Türk kökenli Sümer ve Akkadlar “iki büyük nehir olan Dicle ve Fırat arasına” “Subartu” derler. Asurlular ve Helenik Ortodokslar ise Dicle ve Fırat Nehri’nin arasına “Mezopotamya” derler.

Coğrafyayı Türkçe okuyamayanlar, okudukları dilin kölesi olurlar.

Bence ağzınızı eğe eğe okumak yerine, dün yaptığınız gibi gereğini yapın “Subartu’yu Subartu okuyun”.

Coğrafyayı Türkçe okuyun ki Türkçe yazabilin!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.