SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ukrayna-Rusya Savaşı ve Balkanlara Etkisi

Yazının Giriş Tarihi: 23.03.2022 13:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.03.2022 01:58

Geçen hafta ORHA toplantısında Sırbistan Sancak’ından gazeteci Medin Haliloviç’i misafir ettik. Haliloviç Yenipazar’da (Novipazar) yaşıyor. Gazeteci ve bölgede yaşayan birisi. Doğal olarak bölgenin nabzını hem meslek icabı hem de sosyal yapı açısından tutuyor.

Onu dinledikten sonra daha bir oturdu kafamdaki sorular.

Balkanların batısında Kosova, Sırbistan ve Bosna Hersek doğal olarak “Rusya’nın Ukrayna işgal siyaseti”nden en çok etkilenen ülkeler. Kosova tanınma sürecini tamamlamaya çalışırken içinde yüksek oranda Sırp barındırıyor. Alman ve Avusturyalı iki Bosna Hersek yüksek temsilcisinin giderayak “Srebrenica Soykırımının” tanınması yönünde beyanı ve Sırpları çileden çıkaran bu ifadeyi yasalaştırması, neredeyse nüfusunun tamamı Sırp olan “Bosna Sırp Cumhuriyeti”ni öteden beri Bosna Hersek’in parçalanması ile Sırbistan ile birleşme amacına yönelik fırsat arayan girişimlere ön ayak olması gözden kaçmıyor. Sırbistan’ın ise zaten dört parçaya bölünmüş olan “Sancak” üzerinde eski acıları yaşatma gayretlerini canlandıracağı unutulmamalıdır.

Sırp Ortodoks Kilisesi önemlidir. Seçimlere giderken bütün Sırp partileri Kilisenin görüşlerini önemserler. “Batı” yanlısı olanlar bile bu dönemde “doğuludur”. Sırbistan’da da yakında seçimler vardır. Bölgede siyaseti esas belirleyenin de kilise olduğu bilinmelidir. Ortodoks ve Müslüman kamplaşması belki radikalleri veya bu kamplaşmadan medet umanları heveslendirecektir ama iki dünya savaşının ateşinin yandığı Balkanları bir anda cehenneme çevirebilir.

Ben kimin ne fayda sağladığına bakarak failin çok çabuk bulunabileceğini düşünüyorum. Amerika Birleşik Devletleri Bosna ve Kosova’nın koruyucusu “gibi” duruyor. Ama insanlar Afganistan ve Ukrayna’da ABD ve Batı’nın tutumu ve duruşundan dolayı kuşkulu. Bosna Hersek’te nüfusları iyice azalan Hırvatların Alman ve Avusturyalı temsilcilerin kararları sonrasında karşı karşıya gelen Boşnak ve Sırplar üzerinden birkaç kanton üzerinde söz sahibi olmak ve onları Hırvatistan’a bağlama gayretlerini görmek lazım.

Bölgede en çok ıstırap çekenlerin Sancaklılar olduğunu bilmek lazım. Yakın tarihte ikiye bölünen ama daha önce de birkaç şehri komşu ülkelerce alınan Sancak “Sırp Ortodoks Kilisesi” ve onun hamisi olan “Rus Ortodoks Kilisesi”nin hep hedefindedir. 2006 yılında “Tek Sancak” gayretlerimiz yangından mal kaçıranlar tarafından yok sayıldı. Bir bütün, “otonom Sancak” için cesaretle Sırplarla oturulup görüşülemedi.

Avrupa Birliği ülkelerinden Bulgaristan’daki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Rusya Büyükelçisi çalışanlarının istenmeyen adam ilan edilmesi, devlet kurumlarında Rusya yanlılarına karşı operasyonlar, Avrupa yanlısı Moldova Cumhurbaşkanını “Büyük Romanya”nın bir parçası gören mutsuz halk kitleleri ve bunların içinde yüksek sayıda soydaşlarımızın olduğu unutulmamalıdır.

Suriye, Irak, Afganistan’da hatta Yunanistan’da maruz kaldığı muameleler ile onuru kırılan Türk Milleti, Batı ve ABD’ye karşı mesafe koydu. 93 Harbi, Sarıkamış, Balkan Harbi gibi acı hatıraları olmasa çoktan Rusya ile el ele verecek. Bu el ele verme şimdilik eski Sovyet coğrafyası ile iş ilişkisi olanlar, Türkiye’deki Rus firmalarında çalışanlar, bazı “düşünce kuruluşları” ile sınırlı kalıyor.

Rusya’nın hiç şüphesiz Adriyatik ve Akdeniz hedefleri ortadadır.

Rusya ile birlikte Ukrayna’da can alan, Balkanlardan Çetnikler, Suriyeli Milisler, Kafkaslardaki Putin’in adamının adamları ile Ukrayna’yı savunan Türkistan’dan insanlar var. Bir kıvılcımla bölgeyi ateşe verebilecek insanlar.

Bölge neresi?

Bölge ya Türkistan ya da Balkanlar…  

Tarih hayatın öğretmenidir.

Ders almayanlar için acı gelecek beklemektedir. İnsanlık önemli ama insanlık için ilk önce ulaşabildiklerimizden başlayarak gerekeni yapmak, evlerinden uzakta yaktıkları ateşte ısınanlara fırsat vermeden ateşi söndürmek bizim ilk görevimizdir.

Balkanlarda Sırbistan ile iyi ilişkiler içinde olması gereken ve belirleyici güç olan Türkiye’nin ekonomik olarak varlığı yarınlar için en büyük güvence olacaktır.

Türk dış politikasını belirleyenlerin öncelikle sonucu olmayan, hatta biraz da halkı yoran seferler yerine kendisine dönmüş bakan Boşnaklara, Balkan Türklerine, Gagauzlara net duruşunu ifade etmelidir.

Bu politika ise güçlünün güçsüzü ezdiği ve bölgeyi kan gölüne dönüştürecek “büyük hayaller” karşısında tehdit edilebilecek varlığımıza karşı her zaman savunmaya hazır olduğumuzu göstermemiz gerekiyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..