Çünkü, ihtiyaç olmayan şeylere ihtiyacımız olduğuna ikna edildiğimiz o kutsal dönemlerden biri daha başladı!
“Bayrama özel fırsatlar!”
“Sepete ekle, sonra düşünürsün!”
“Sadece bu hafta."
“Üstelik kargo bedava!”
“Bu ürün tam senlik!” (Sanki ürün beni yıllardır tanıyor…)
Bir kutu lokum/çikolata almak için girdiğiniz siteden; kendinizi 4 farklı tatlı, 3 çeşit kolonya, 2 mum ve neden aldığınızı hatırlamadığınız bir dekoratif obje ile çıkarken bulabilirsiniz.
Çünkü böyle zamanlarda mantık değil, algoritma kazanıyor!
Bir de o klasik cümle var ya…
“Misafirlere mahcup olmayalım!”
Mahcup olmamak için alınanların listesi kabarır ama işin garibi, ikramlıkların çoğunu misafirlere sunmaya fırsat bile olmaz!
Siz yine de riske girmezsiniz.
Çünkü ya biri gelip de “Sadece 5 çeşit mi ikram var?” derse…
(Şimdiye kadar bunu diyen bir misafir görülmedi ama biz ihtimalleri severiz.)
***
Aslında dolaplar dolu.
Ama olsun, yenisi daha “bayramlık”!
Zaten tüketimin altın kuralı şu değil mi?
İhtiyacın olup olmamasının hiç önemi yok, yeni olması önemli.
Bir de “indirim” meselesi var…
Normalde ihtiyaç olmayan bir ürünü, sırf yüzde 30 indirimde diye “ileride lazım olur, dursun” mantığı ile alma olasılığı oldukça yüksek!
***
Bayram bitince gerçekler başlayacak tabi…
Kalan tatlılar kutusunda bayatlayacak,
Kıyafetler dolaplara sıkıştırılacak,
Kredi kartı ekstresi ise size derin bir iç muhasebesi yaşatacak!
Ama şimdi değil tabi…
Sepete eklerken mutluydunuz!
Zaten mesele de bu:
Anlık mutluluk, uzun vadeli pişmanlıkla paketlenmiş halde geliyor.
***
Peki ne yapmalı?
Radikal bir öneri geliyor, hazır olun: Almadan önce düşünmek. (Çok mu radikal oldu bu?)
Evet, kulağa çılgınca geliyor!
“Gerçekten ihtiyacım var mı?”
“Bunu almasam bayram eksik mi geçer?”
“Yoksa sadece indirim diye mi cazip?”
Cevaplar genelde şaşırtıcı derecede net oluyor.
Belki de bu bayram farkı şöyle koyabiliriz:
Kendimizi kandırmamayı deneyebiliriz.
Çünkü kabul edelim…
Kimse size kaç çeşit şeker aldığınızı sormayacak ya da ne ikram ettiğinizi hatırlamayacak…
Ama siz, kredi kartı ekstresini unutamayacaksınız!
Peki ne yapabiliriz?
Cevap aslında çok açık:
Bilinçli tüketici olmak.
Yani sadece “almalı mıyım?” diye sormak değil; “Neden almak istiyorum?”, “Bu ürün ne koşullarda üretildi?”, “Daha azla da yetinebilir miyim?” gibi soruları da kendimize sormak gerek.
Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek kolay değil elbette. Çünkü sistem, sürekli bir eksiklik hissi yaratarak bizi ‘daha fazlasına’ ikna ediyor.
Ama unutmayalım, her harcama bir tercih. Ve bu tercihlerle ya sistemin çarkını sorgusuz döndürürüz ya da değişimin parçası oluruz.
Gerçekten ihtiyacın var mı?
Cevap alışveriş sitesinde değil, kendinde…
Ve mesele bilinçli tüketici olabilmekte!
Son söz:
Bu bayram alışverişi bir ihtiyaç listesi olabilir.
Ya da küçük çaplı bir “tüketim şovu”.
Karar sizin.
Ramazan Bayramı’nızı en içten duygularla kutluyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Asuman Kurt ÖGE
Bu bayram da misafirlere mahcup olmayalım!
Malumunuz bayram geliyor.
Peki, hazır mıyız?
Neden mi?
Çünkü, ihtiyaç olmayan şeylere ihtiyacımız olduğuna ikna edildiğimiz o kutsal dönemlerden biri daha başladı!
“Bayrama özel fırsatlar!”
“Sepete ekle, sonra düşünürsün!”
“Sadece bu hafta."
“Üstelik kargo bedava!”
“Bu ürün tam senlik!” (Sanki ürün beni yıllardır tanıyor…)
Bir kutu lokum/çikolata almak için girdiğiniz siteden; kendinizi 4 farklı tatlı, 3 çeşit kolonya, 2 mum ve neden aldığınızı hatırlamadığınız bir dekoratif obje ile çıkarken bulabilirsiniz.
Çünkü böyle zamanlarda mantık değil, algoritma kazanıyor!
Bir de o klasik cümle var ya…
“Misafirlere mahcup olmayalım!”
Mahcup olmamak için alınanların listesi kabarır ama işin garibi, ikramlıkların çoğunu misafirlere sunmaya fırsat bile olmaz!
Siz yine de riske girmezsiniz.
Çünkü ya biri gelip de “Sadece 5 çeşit mi ikram var?” derse…
(Şimdiye kadar bunu diyen bir misafir görülmedi ama biz ihtimalleri severiz.)
***
Aslında dolaplar dolu.
Ama olsun, yenisi daha “bayramlık”!
Zaten tüketimin altın kuralı şu değil mi?
İhtiyacın olup olmamasının hiç önemi yok, yeni olması önemli.
Bir de “indirim” meselesi var…
Normalde ihtiyaç olmayan bir ürünü, sırf yüzde 30 indirimde diye “ileride lazım olur, dursun” mantığı ile alma olasılığı oldukça yüksek!
***
Bayram bitince gerçekler başlayacak tabi…
Kalan tatlılar kutusunda bayatlayacak,
Kıyafetler dolaplara sıkıştırılacak,
Kredi kartı ekstresi ise size derin bir iç muhasebesi yaşatacak!
Ama şimdi değil tabi…
Sepete eklerken mutluydunuz!
Zaten mesele de bu:
Anlık mutluluk, uzun vadeli pişmanlıkla paketlenmiş halde geliyor.
***
Peki ne yapmalı?
Radikal bir öneri geliyor, hazır olun:
Almadan önce düşünmek. (Çok mu radikal oldu bu?)
Evet, kulağa çılgınca geliyor!
“Gerçekten ihtiyacım var mı?”
“Bunu almasam bayram eksik mi geçer?”
“Yoksa sadece indirim diye mi cazip?”
Cevaplar genelde şaşırtıcı derecede net oluyor.
Belki de bu bayram farkı şöyle koyabiliriz:
Kendimizi kandırmamayı deneyebiliriz.
Çünkü kabul edelim…
Kimse size kaç çeşit şeker aldığınızı sormayacak ya da ne ikram ettiğinizi hatırlamayacak…
Ama siz, kredi kartı ekstresini unutamayacaksınız!
Peki ne yapabiliriz?
Cevap aslında çok açık:
Bilinçli tüketici olmak.
Yani sadece “almalı mıyım?” diye sormak değil; “Neden almak istiyorum?”, “Bu ürün ne koşullarda üretildi?”, “Daha azla da yetinebilir miyim?” gibi soruları da kendimize sormak gerek.
Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek kolay değil elbette. Çünkü sistem, sürekli bir eksiklik hissi yaratarak bizi ‘daha fazlasına’ ikna ediyor.
Ama unutmayalım, her harcama bir tercih. Ve bu tercihlerle ya sistemin çarkını sorgusuz döndürürüz ya da değişimin parçası oluruz.
Gerçekten ihtiyacın var mı?
Cevap alışveriş sitesinde değil, kendinde…
Ve mesele bilinçli tüketici olabilmekte!
Son söz:
Bu bayram alışverişi bir ihtiyaç listesi olabilir.
Ya da küçük çaplı bir “tüketim şovu”.
Karar sizin.
Ramazan Bayramı’nızı en içten duygularla kutluyorum.