Ve belki de en kötüsü, bir süre sonra kendi eğitimine bile şüpheyle bakmaya başlıyor.
***
Üniversiteler mezun veriyor.
Kurslar sertifika veriyor.
Kurumlar eğitim programları düzenliyor.
Gençler kendilerini geliştirmek için çabalıyor.
Tüm bunların neticesinde CV’ler elden ele dolaşıyorsa, bir yerde ciddi bir kopukluk var demektir.
Eğitim ile istihdam arasındaki bağ kopuyor olabilir.
Hangi bölümden kaç mezun veriyoruz?
Hangi sektörlerde gerçekten insan gücüne ihtiyaç var?
Üniversitelerde verilen eğitim, iş dünyasının ihtiyaçlarıyla ne kadar örtüşüyor?
Mesleki eğitim ile sanayi arasında gerçek anlamda bir bağ kurabiliyor muyuz?
Yeni mezun bir gencin “deneyimsiz” olduğu için iş bulamaması nasıl çözülecek?
Ve en önemlisi…
Diploması olan bir gencin yıllarca iş aramak zorunda kalması, artık normal kabul edilmemeli.
***
TÜİK rakamları bize işsiz sayısının azaldığını söyleyebilir.
Bu elbette sevindirici.
Ama sokakta, evde, dost meclisinde dolaşan CV’ler de bize başka bir şey söylüyor.
İşsizlik yalnızca bir rakamdan ibaret değil!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Asuman Kurt ÖGE
İşsizlik sadece bir ‘rakam’ mı?
Son günlerde çevremde, eski yıllarda olsa garip gelebilecek şeyler oluyor!
Bunlardan en önemlisi ise;
Gençlerin CV’lerinin elden ele dolaşması!
“Bir tanıdığın varsa…”
“Şu kuruma bir sorabilir misin?”
“Çocuğun CV’sini sana göndereyim, belki bir yerde ihtiyaç vardır.”
“Şu firmada tanıdığın var mı?”
Cümleler değişiyor ama hikâye değişmiyor.
Daha iki gün önce bir dost meclisinde, makine mühendisi bir evladın iş arayışı konuşuldu:
“Bu gence iş bulabilir miyiz?”
Dün ameliyathane teknikeri bir genç CV’sini paylaştı.
Bugün başka bir gencin eğitim belgeleri, sertifikaları, diploması konuşuluyor:
“Öyle çok diploma ile kurumların gözünü korkutur” deniliyor!
Geldiğimiz nokta bu…
Ve insan ister istemez soruyor:
Biz bu çocuklara ne yaptık?
“Okuyun” dedik, okudular.
“Diploma alın” dedik, aldılar.
“Kendinizi geliştirin” dedik, geliştirdiler.
“Yabancı dil öğrenin” dedik, öğrendiler.
“Sertifika alın” dedik, aldılar.
Yeni nesil eğitim programlarına katıldılar, bilgisayar öğrendiler, yazılım öğrendiler, mesleki eğitimler aldılar.
CV’lerini birkaç sayfaya sığdırmak için yıllarını verdiler.
Peki şimdi?
Şimdi ellerinde diplomaları, sertifikaları ve umutlarıyla kapı kapı iş arıyorlar.
***
TÜİK’in Nisan-Haziran 2026 dönemine ilişkin iş gücü istatistiklerinde, 15 ve üzeri yaştaki işsiz sayısının ikinci çeyrekte gerilediği görülüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da konuyla ilgili konuştu ve işsizlik oranının yılın ikinci çeyreğinde yüzde 7,9’a gerilediğini,
2005’ten bu yana çeyreklik bazda en düşük seviyede olduğunu,
genç işsizlik oranının da yüzde 13,9’a gerileyerek aynı dönemin en düşük seviyesini gördüğünü açıkladı.
TÜİK’in 2026’nın ilk çeyreğine ilişkin verilerinde genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 15,2 olarak açıklanmıştı.
Elbette olumlu, güzel bir haber bu.
Ama istatistikte küçülen rakamın hayatın içinde nasıl karşılık bulduğunu da sormak gerekiyor.
Çünkü bir gencin işsizliğini sadece rakamlarla görmek, asıl hikâyeyi kaçırmamıza neden oluyor.
O rakamın içinde yıllarca üniversite sıralarında oturmuş gençler var.
Ailesinin kıt kanaat imkânlarıyla okutulanlar var.
Kredi borcuyla mezun olanlar var.
“Bir gün iyi bir işim olur” diye yıllarca sınavlara hazırlananlar var.
Staj yapıp deneyim kazanmaya çalışanlar var.
Bir türlü “deneyimli” olamadığı için işe alınmayan yeni mezunlar var.
Sözün özü;
Hayatını kurmaya çalışan gençler var.
Bir genç üniversiteyi bitirdiğinde önündeki en büyük problem “iş”…
İş, maaş demek!
Dolayısıyla iş;
Bağımsızlık demek.
Kendi hayatını kurabilmek demek.
Ailesine yük olmadan yaşayabilmek demek.
Evlenebilmek, ev kurabilmek, geleceğe dair plan yapabilmek demek.
Kendine “Ben bu toplumda ne işe yarıyorum?” sorusunun cevabını verebilmek demek.
İş bulamayan genç ise yalnızca gelir kaybetmiyor.
Zaman kaybediyor.
Motivasyon kaybediyor.
Mesleki birikimini kullanamadıkça özgüven kaybediyor.
Ve belki de en kötüsü, bir süre sonra kendi eğitimine bile şüpheyle bakmaya başlıyor.
***
Üniversiteler mezun veriyor.
Kurslar sertifika veriyor.
Kurumlar eğitim programları düzenliyor.
Gençler kendilerini geliştirmek için çabalıyor.
Tüm bunların neticesinde CV’ler elden ele dolaşıyorsa, bir yerde ciddi bir kopukluk var demektir.
Eğitim ile istihdam arasındaki bağ kopuyor olabilir.
Hangi bölümden kaç mezun veriyoruz?
Hangi sektörlerde gerçekten insan gücüne ihtiyaç var?
Üniversitelerde verilen eğitim, iş dünyasının ihtiyaçlarıyla ne kadar örtüşüyor?
Mesleki eğitim ile sanayi arasında gerçek anlamda bir bağ kurabiliyor muyuz?
Yeni mezun bir gencin “deneyimsiz” olduğu için iş bulamaması nasıl çözülecek?
Ve en önemlisi…
Diploması olan bir gencin yıllarca iş aramak zorunda kalması, artık normal kabul edilmemeli.
***
TÜİK rakamları bize işsiz sayısının azaldığını söyleyebilir.
Bu elbette sevindirici.
Ama sokakta, evde, dost meclisinde dolaşan CV’ler de bize başka bir şey söylüyor.
İşsizlik yalnızca bir rakamdan ibaret değil!