Geçen hafta Türkiye'den Bulgaristan'a ihraç edilmek istenen 14 ton üzüm, pestisit (tarım ilacı) kalıntısı sınırını aştığı için sınır kapısında iade edildi.
Yani?
Avrupa Birliği ülkeleri, insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek kimyasal kalıntılara sahip tarım ürünlerini, sınır kapılarındaki rutin laboratuvar testlerinde tespit edip pazarlarına sokmuyor ve direk iade edebiliyor.
Ürünlerin yasal limitleri Türkiye mevzuatının da üzerindeyse gümrük bölgesinde imha edilmesi zorunlu.
Konunun yetkilileri ilgileniyordur elbet…
Fakat böyle haberleri okuyunca pazardan üzüm alırken ister istemez akıllarda şu endişe oluşuyor:
Acaba bunlar Bulgaristan’a giremeyen, iade edilen üzümlerden mi?
Çünkü;
Gıda konusunda soru işaretleri ile doluyuz ve iş dönüp dolaşıp gıda güvenliği ve sağlıklı beslen(eme)meye geliyor.
***
Öyle bir ülke olduk ki sağlıklı beslenme konusunda neredeyse herkesin söyleyecek bir sözü var.
Şunu yemeyin, bunu tüketmeyin.
Paketli gıdalardan uzak durun.
Şeker kullanmayın.
Beyaz ekmek yemeyin.
Organik ürün alın.
Mevsiminde beslenin.
Etiket okuyun.
Karbonatta, sirkede bekletin.
!!!
İyi de tüm bunları yapmak kolay mı?
Bir yandan gıda fiyatlarıyla mücadele edip, bir yandan da ailenin beslenmesini düzenlemek isterken, bir de satın aldığın ürünlerin üretim koşullarını araştıracaksın…
Üstelik sağlıklı beslenme adı altında sunulan her öneri de bilimsel açıdan güvenilir değil. Sosyal medyada beslenme uzmanlarının bile birbirine zıt tavsiyeleri dolaşıyor.
Bir gün bir gıda faydalı ilan ediliyor, ertesi ay zararlı gösteriliyor.
Tüketici, bilimsel bilgiyle pazarlama söylemini birbirinden ayırmakta zorlanıyor.
Sağlıklı beslenme, giderek daha fazla araştırma yapabilen, daha fazla para harcayabilen ve daha fazla zaman ayırabilen insanların avantajına dönüşüyor.
Oysa güvenilir gıda bir ayrıcalık olmamalı.
Bir ailenin çocuğuna meyve, sebze, yumurta, süt ürünleri ve dengeli bir öğün sunabilmesi, yalnızca gelir düzeyine bağlı kalmamalı.
İnsanların sağlıklı seçim yapabilmesi için öncelikle bu seçeneklere ekonomik olarak erişebilmesi gerekiyor.
***
Tüketiciyi bilinçlendirmek önemli; fakat bilinçli tüketiciden her sorunu kendi başına çözmesini beklemek adil değil!
Gıda güvenliği üreticinin, denetim kurumlarının ve kamu politikalarının sorumluluğu.
Sağlıklı beslenmeyi mümkün kılmak ise toplumun tamamını ilgilendiren bir mesele.
Tarımsal üretimde doğru uygulamalar desteklenmeli.
Gıda denetimleri etkin biçimde yapılmalı.
Ürünlerin içeriği anlaşılır olmalı.
Katkı maddeleri mevzuata uygun koşullarda kullanılmalı.
Yoğun işlenmiş ürünlerin beslenmemizdeki yeri konusunda tüketiciler doğru bilgilendirilmeli.
Sağlıklı temel gıdalar herkes için erişilebilir olmalı.
Üreticiyi de tüketiciyi de yalnız bırakmayan bir sisteme ihtiyacımız var.
Sözün özü;
Güvenilir gıda, herkesin hakkı.
Bunun sorumluluğu da yalnızca tüketicinin değil; üretenden denetleyene, karar verenden uygulayana kadar herkesin omuzlarında.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Asuman Kurt ÖGE
Sağlıklı beslenmek neden bu kadar zor?
Geçen hafta Türkiye'den Bulgaristan'a ihraç edilmek istenen 14 ton üzüm, pestisit (tarım ilacı) kalıntısı sınırını aştığı için sınır kapısında iade edildi.
Yani?
Avrupa Birliği ülkeleri, insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek kimyasal kalıntılara sahip tarım ürünlerini, sınır kapılarındaki rutin laboratuvar testlerinde tespit edip pazarlarına sokmuyor ve direk iade edebiliyor.
Ürünlerin yasal limitleri Türkiye mevzuatının da üzerindeyse gümrük bölgesinde imha edilmesi zorunlu.
Konunun yetkilileri ilgileniyordur elbet…
Fakat böyle haberleri okuyunca pazardan üzüm alırken ister istemez akıllarda şu endişe oluşuyor:
Acaba bunlar Bulgaristan’a giremeyen, iade edilen üzümlerden mi?
Çünkü;
Gıda konusunda soru işaretleri ile doluyuz ve iş dönüp dolaşıp gıda güvenliği ve sağlıklı beslen(eme)meye geliyor.
***
Öyle bir ülke olduk ki sağlıklı beslenme konusunda neredeyse herkesin söyleyecek bir sözü var.
Şunu yemeyin, bunu tüketmeyin.
Paketli gıdalardan uzak durun.
Şeker kullanmayın.
Beyaz ekmek yemeyin.
Organik ürün alın.
Mevsiminde beslenin.
Etiket okuyun.
Karbonatta, sirkede bekletin.
!!!
İyi de tüm bunları yapmak kolay mı?
Bir yandan gıda fiyatlarıyla mücadele edip, bir yandan da ailenin beslenmesini düzenlemek isterken, bir de satın aldığın ürünlerin üretim koşullarını araştıracaksın…
Üstelik sağlıklı beslenme adı altında sunulan her öneri de bilimsel açıdan güvenilir değil. Sosyal medyada beslenme uzmanlarının bile birbirine zıt tavsiyeleri dolaşıyor.
Bir gün bir gıda faydalı ilan ediliyor, ertesi ay zararlı gösteriliyor.
Tüketici, bilimsel bilgiyle pazarlama söylemini birbirinden ayırmakta zorlanıyor.
Sağlıklı beslenme, giderek daha fazla araştırma yapabilen, daha fazla para harcayabilen ve daha fazla zaman ayırabilen insanların avantajına dönüşüyor.
Oysa güvenilir gıda bir ayrıcalık olmamalı.
Bir ailenin çocuğuna meyve, sebze, yumurta, süt ürünleri ve dengeli bir öğün sunabilmesi, yalnızca gelir düzeyine bağlı kalmamalı.
İnsanların sağlıklı seçim yapabilmesi için öncelikle bu seçeneklere ekonomik olarak erişebilmesi gerekiyor.
***
Tüketiciyi bilinçlendirmek önemli; fakat bilinçli tüketiciden her sorunu kendi başına çözmesini beklemek adil değil!
Gıda güvenliği üreticinin, denetim kurumlarının ve kamu politikalarının sorumluluğu.
Sağlıklı beslenmeyi mümkün kılmak ise toplumun tamamını ilgilendiren bir mesele.
Tarımsal üretimde doğru uygulamalar desteklenmeli.
Gıda denetimleri etkin biçimde yapılmalı.
Ürünlerin içeriği anlaşılır olmalı.
Katkı maddeleri mevzuata uygun koşullarda kullanılmalı.
Yoğun işlenmiş ürünlerin beslenmemizdeki yeri konusunda tüketiciler doğru bilgilendirilmeli.
Sağlıklı temel gıdalar herkes için erişilebilir olmalı.
Üreticiyi de tüketiciyi de yalnız bırakmayan bir sisteme ihtiyacımız var.
Sözün özü;
Güvenilir gıda, herkesin hakkı.
Bunun sorumluluğu da yalnızca tüketicinin değil; üretenden denetleyene, karar verenden uygulayana kadar herkesin omuzlarında.